Halkın Sesi Radyo’da
dinleyicilerimizden gelen isteklerin paylaşıldığı Helin İstek Saati programının
22 Kasım Cumartesi günü yayınlanan 113. bölüm kaydını paylaşıyoruz.
https://halkinsesiradyo.org/2025/11/26/helin-istek-saati-113/
Bir düşünce,
bir sanat anlayışı, bir kültürel ve ruhsal şekilleniş; halklarla buluştuğunda
maddi bir güce dönüşür. Grup Yorum işte bu maddi gücün ruhudur!
AKP faşizmi
esas olarak bu ruhun halkta yarattığı inançtan ve devrimci mayadan
korkmaktadır. Halktan korkanlar, korkularını bastırmak için halkın devrimci
dinamiklerine saldırırlar Gözaltılar, tutuklamalar, baskınlar; hepsi bu
korkunun ürünüdür.
“Birimiz
hepimiz, hepimiz birimiz için…” şiarıyla sürdürülen ölüm orucu direnişçilerinin
taleplerini karşılamak yerine “eylem
biçim değiştirir” korkusuyla halkın sanatçılarına saldırılarını arttırıyor…
Hiçbir halk
düşmanı güvende değildir!
Ne ideolojik
ordularınız, ne katillerden oluşturduğunuz polis ve istihbarat çeteleriniz, ne
de dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun 2. büyük ordusu olmanız sizi güvende
tutmaz!
Güvenmemekte
haklısınız; çünkü işbirlikçilikte sınırsız zalimlersiniz! Bütün zalimlerin
yöntemi tarih boyunca aynıydı ve siz de o yöntemleri devraldınız. Yozlaşmış
gücünüzü halka, halkın türküsünü söyleyenlere yöneltiyorsunuz. Ev ve kurum
baskınları, işkenceli gözaltılar, iftiracıların uydurma ifadeleriyle verilen
onlarca yıla varan hükümler…
Faşizm hüküm
veremez hükmü direnenler verir!
Tarih, sizin
hakkınızda hükmünü çoktan verdi!
F tipi tecrit
hücreleri de, SRY ölüm kuyuları da korkularınızı azaltmayacak!
Cübbeli
cellatlarınız, daha fazla teşhir olmamak için 19 Kasım’da 4 Grup Yorum
emekçisini tahliye etmek zorunda kaldı. Tahliye olan Yorum emekçileri ise
içerdeki görev yerlerini yoldaşlarına devredip bu kez dışarıdaki görevlerinin
başına koştular!
Bu halk ve
vatan sevgisini anlamanız mümkün değil!
Sizin tek
derdiniz, “Amerikan emperyalizmine nasıl daha iyi uşaklık ederim” derdidir.
Ama bilin:
içeride de dışarıda da başınıza belayız!
Halklaşmış Grup
Yorum’u, durduramazsınız!
Bu damla
ırmağa, ırmak halk deryasına ulaşır. “Gönülden gönüle gider yol gizli gizli…”
Grup Yorum
halktır susturmazsınız!
25 yıldır
iktidardasınız; ucubeleriniz dışında sanata kattığınız tek bir üretiminiz, tek
bir eseriniz bile yok! Çünkü siz işbirlikçi asalaklarsınız. Bir de Grup Yorum’a
bakın:
Baskılarınıza,
yasaklarınıza, tecrit-izolasyon tutuklamalarınıza inat; yeni besteleriyle, yeni
ezgileriyle halk için üretmeye devam ediyorlar!
Üretene,
yaratan halkın evlatlarına düşmanlıkta birincisiniz!
Saldırılarınız;
bağımsız ülke düşümüzü büyütür ancak!
Sizi
yeneceğiz!
Baskılar,
Tutuklamalar Bizleri Yıldıramaz!
Kahrolsun
Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz!
Grup Yorum
Halktır, Susturulamaz!
Türküler
Susmaz, Halaylar Sürer!
Halkız,
Haklıyız, Kazanacağız!
25/Kasım/2025
Halk Cephesi
(England)
Özgür Tutsaklar Örgütlenmesi Açıklaması:Uzun Soluklu Bir
Direnişte Bayrağı Elden Ele Aktararak Direnişimizi Zafere Taşıyoruz
HER TÜRLÜ DEMAGOJİ ÇARPITMA YALAN VE DEDİKODULARA KARŞI
AÇIKÇA İLAN EDİYORUZ Kİ…
YOLUMUZ UZUN DİRENİŞİMİZ DEVAM EDİYOR.
MEKSİKA’DAN FİLİSTİN’E SRY TİPLERİNDEN LÜBNAN’A… DİRENİŞ NEREDE
İSE DÜNYANIN MERKEZİ ORASIDIR DİYE HAYKIRMAYA DEVAM EDİYORUZ
SRY TİPİ DİRENİŞİMİZ HALA DÜNYANIN MERKEZİDİR
Serkan
Onur Yılmaz, Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nde 11 Kasım 2024 tarihinde Süresiz
Açlık Grevi direnişine başladı.
Direnişin amacı
Kuyu Tipi Hapishanelerin Kapatılması ve Kuyu Tipi olmayan, yoldaşlarının olduğu
bir hapishaneye sevk olmaktı.
Direnişi
zafer kazandı. SEVK TALEBİ KABUL EDİLDİ. Süresiz açlık grevinin 213. gününde
Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk oldu.
Bundan sonra direnişini Kuyu
Tipi Hapishanelerde direnen yoldaşlarının direnişlerini desteklemek için
sürdürdü.
Bu emperyalizmin bireyciliği bencilliği
dayattığı bir dünyada sosyalist değerlerin gücüdür.
Bireysel
kurtuluşun karşısında toplumsal
kurtuluş sosyalizmin
değeridir.
Bencilliğin,
bireyciliğin karşısında yoldaşlık
sosyalizmin değeridir.
Serkan Onur Yılmaz sosyalizmin
değerlerini yaşatmış büyütmüştür.
Tam
375 gün sürdürdüğü direnişinin 162 günü kuyu tipi hapishanelerde direnen
yoldaşlarına destektir.
Kuyu
Tipi Hapishanelere karşı direnişimizi, direniş bayrağını elden ele devrederek 1
Mayıs 2023 tarihinden bugüne sürdürüyoruz.
Emperyalizmin
ve faşizmin uzun süreli teslim alma saldırısının karşısında uzun süreli bir
direnişin içindeyiz.
Bu
direnişi sürdürmek için yeni bir aşamaya geçiyoruz. Direniş bayrağı kuyu tipi
hapishanelerdeki 13 direnişçi tarafından taşınıyor.
Yeni
bir aşama yeni bir program ile direnişimiz devam edecek.
Serkan, 21
Kasım 2025’te direnişini tam 375 gün sürdürdükten sonra direnişine ara verdi.
Yüzlerce
gün süren açlık grevi, ölüm orucu direnişlerimizle adım adım örüyoruz zaferi.
Zafer,
emperyalizmin ve faşizmin politikalarına geçit vermemektir.
Amerikan Emperyalizmi dünya imparatorluğu kurmayı hedefliyor.
1947, ABD
Başkanı H. Truman: “ABD sistemi, bir dünya sistemi olmadan yaşayamaz.”
dedi.
Amerika
dünya sistemi yapılacaktı. Nasıl? Tüm dünya ülkelerini sömürgeleştirme,
Amerika’nın ideolojik, kültürel, politik, askeri egemenliği kurulacaktı.
Yeni
sömürgecilik ilişkileri 1947’den itibaren geliştirilmeye başlandı.
Ekonomik –
askeri anlaşmalarla Türkiye ve Yunanistan’da yeni sömürgecilik ilişkilerinin
ilk adımları atıldı.
1947’lerden
bugüne yeni sömürgeleştirme programı uygulanıyor.
1970’lerden
günümüze yeni sömürgecilik politikalarının uygulanma biçimine “neo liberalizm”
dendi.
Neo
Liberalizmin ilk uygulandığı ülke Şili oldu. Allende sosyalistti. Seçimle
yönetime geldi. 1973’te Amerika’nın örgütlediği bir darbe ile sosyalist iktidar
yıkıldı. Allende katledildi. Özelleştirilme
ve yağma politikaları hayata geçirildi.
İşte neo liberalizm buydu. İşgallerle, darbelerle
Amerika’nın egemenliği sağlanacaktı.
Şili Askeri faşist darbesini Latin Amerika’da,
Asya’da, Afrika’da pek çok faşist darbe ve neo liberal politikalar izledi.
Türkiye’de bunun uygulanması 1980 Askeri faşist darbesi ile oldu. Arkasından
getirilen ANAP iktidarı ile Türkiye özelleştirme ve yağma politikalarıyla, yani
neo liberalizm denilen politikalarla tanıştı. Neo liberalizm dedikleri
emperyalist tekellerin önündeki tüm engellerin kaldırılması, sınırsız
kontrolsüz sömürü demekti.
1990’lı
yıllar sosyalist ülkelerde karşı devrimler gerçekleşti. Revizyonist
iktidarların emperyalizme yenilgisiydi.
Amerika
açıklanan doktrinler, strateji belgeleriyle yönetiliyor.
Hepsinin
özü, dünya sistemi haline gelmektir.
Dünya
sistemi demek, tüm dünyada Amerikan emperyalizminin tam egemenliğinin
kurulmasıdır.
Amerikan
emperyalizminin çıkarlarına aykırı tüm
İnsanlar
Örgütler
Ülkeler hedef
alındı. Kişileri, örgütleri, ülkeleri hedef alan terör listeleri yayınlandı.
Propaganda,
Amerika diktatörlükleri yıkıyor, ülkelere demokrasi götürüyor.
“İnsan
Hakları” ve “Demokrasi” işgallerin, yönetim değişikliklerinin
gerekçesi yapıldı.
Sola,
sosyalizme ait tüm kavramlar, değerleri yozlaştırma politikası izlendi.
Karşı
devrimlerin adına devrim dendi.
Karanfilli,
güllü, renkli karşı devrimler Amerikancı iktidarların yönetime getirilmesinin
aracı yapıldı.
Amerika’nın
işbirlikçisi çetelere “devrimci” dendi.
Rojava
örneğinde olduğu gibi Amerikan işgali ve işbirlikçiliğin adına devrim dendi.
Devrimci
ideoloji ve literatür hedef alındı.
Adına Yeni
Dünya Düzeni dendi.
Sosyalist
sistem yok, emperyalizm tek hâkim, “tek kutuplu dünya” dendi.
ABD
emperyalizmi, 2001 yılında “önleyici savaş doktrini”ni açıkladı.
Stratejileri
“vurulmadan vurma”, “terörle savaş”.
Anlamı: Amerika
her ülkeyi bombalayabilir, işgal edebilir.
Amerika’ya
boyun eğmeyen her ülke, örgüt, kişi “terörist”tir.
Uluslararası
yasalar, hukuk, anlaşmalar… Hiçbirinin anlamı yok. Hukukun üstünlüğü
denilen emperyalizmin hâkimiyetidir.
F Tipi Hapishaneler, Kuyu Tipi Hapishaneler
Amerika’nın Tam Egemenliğini Sağlamak İçin,
Direnişimiz Devrimi Yaşatmak ve Büyütmek İçindir
Emperyalizmin
teslim alma araçları:
Hapishane
İşkence
Katliam
FARC’dan
Kürt Milliyetçi harekete emperyalizmin egemenliğine boyun eğdiler.
Biz
direndik. Bağımsızlık dedik, demokrasi dedik, sosyalizm dedik.
F Tipi
hapishaneler gündeme getirildi.
19 -22
Aralık 2000’de 20 hapishaneye birden saldırı düzenlendi. 28 devrimci tutsak katledildi. 24’ü Cepheli tutsaktı.
Faşizm
egemenlerin en KANLI saldırı aracıdır
Halkların
faşizme karşı en büyük silahı ise DİRENİŞTİR.
Saldırıya
8 bin asker katıldı. 20 bin gaz bombası kullanıldı.
Katliamın sorumlusu komutan Zeki Bingöl itiraf etti; “Operasyon,
solu ulusalcı kanada getirmek için yapıldı, DHKP-C’ye karşı yapıldı.”, “Operasyon DHKP-C’yi bitirmek için yapıldı”.
Teslim
alamadılar. Bitiremediler. Çünkü direndik.
F Tipi
hapishaneler katliam, işkence ve tecrit demekti.
Hedef
DHKP-C idi, çünkü teslim olmayan bir tek DHKP-C vardı.
F Tipi
hapishanelere karşı direnişimizi 6 yıl 3 ay yani
75 ay sürdürdük.
Oportünist
örgütler 1 yıl 7 ay 8 gün sonra direnişi bıraktılar.
TEKRAR EDİYORUZ
Büyük
Direniş 20 Ekim 2000’de başladı,
22
Ocak 2007’de sona erdi.
Direniş
6 yıl 3 ay 2 gün, 75 ay, 326 hafta 3 gün,
2286 gün, 25 mevsim sürdü
SADECE BİR YIL YEDİ AY SEKİZ GÜN, DİRENİŞ İÇİNDE OLDULAR.
Düşman
karşısında Cepheli tutsakları yalnız bıraktılar.
Direnişte 122 şehit verdik. 99’u Cepheli.
34
tanesi dışarıda şehit oldu.
Şehitlerimizden
48’i kadındı.
122
şehidin 24’ü cayır cayır kendini yaktı.
400’ü
aşkın tutsak bu direnişte sakat kaldı.
13
Ölüm orucu ekibi çıkarıldı.
F Tipi
hapishaneler teslim alma politikasının o güne kadarki en büyük saldırısıydı.
Direndik
Başaramadılar.
Başaramadılar.
Ve sessiz sedasız Kuyu Tipi hapishane saldırısını başlattılar.
Direniyoruz
Başaramıyorlar Başaramayacaklar.
İçeri
ve dışarının farkını ortadan kaldırmıştır direnişlerimiz
Büyük
Direniş’te 122 şehitten 34’ü dışarıda şehit olmuştur.
F
tiplerinde direniş, dışarıyla birleşti. Dışarıda Armutlu’da katliam
yapıldığında feda eylemleriyle içeri taşındı. Armutlu Katliamı’nı
hapishanelerde arka arkaya feda eylemleriyle cevapladık.
Ankara elin altında Abdi İpekçi
Parkı’nda 27 Ocak 2007’ye kadar, tam 3 yıl, 4 ay, 2 hafta, 1 gün yani 1230 gün geceli
gündüzlü oturma eylemi yaptık.
20 Ekim 2000’den
17 Ocak 2007’ye
Abdi İpekçi
Direnişi:
3 yıl
40 ay
160 hafta
1230 gün
13 mevsim SÜRDÜ
‘84 Ölüm Orucu Direnişi 75 Gün Sürdü. İlk Şehidini 63. Günde
Verdi
‘96 Ölüm Orucu Direnişi 69 Gün Sürdü. İlk Şehidini 63. Günde
Verdi
2000-2007 Ölüm Orucu Direnişi 75 ay sürdü. Direniş ilk şehidini
150. Günde verdi. Berkan Abatay 589. Gün Şehit Düştü.
Uzun süreli direnişimiz zafer kazanma kararlılığımızdır.
‘84 ve ‘96
Ölüm Orucu direnişlerinde çok sayıda tutsak Wernike Korsakof hastalığı
nedeniyle sakat kaldı.
Hastalığın
nedeni, B1 vitamini eksikliğine bağlı beyinde görülen hasardır.
Hastalığın
sonucu, hafıza kaybı ve beynin yaşananları kaydetmemesi.
2000
yılında ölüm orucu direnişi gündeme geldiğinde, direnişte B1 vitamini de alma
kararı aldık.
Hedeflerimizden
biri B1 vitamini eksikliğine bağlı sakatlıkları önlemekti.
Hedeflerimizden
diğeri, direnişimizi çok daha uzun süreye yaymaktı.
’96 Ölüm
Orucu direnişi 69 gün sürdü. “Her anı eylem olan 69 gün” dedik.
Çünkü ölüm
orucu direnişinin her anı eylemdir.
Her an
halka siyasi gerçekleri açıklayan bir eylemdir.
Emperyalizmin
faşizmin yasaklarını, kuşatmasını yaran, halka ulaşan, anlatan,
politikleştiren, halkı devrim saflarına çağıran bir eylemdir.
2000-2007
ölüm orucu direnişinde 75 ay halka siyasi gerçekleri açıkladığımız bir eylem
süreci yaşadık.
Direnişte Berkan
Abatay gibi 589. gün direnişi sürdürerek şehit düşen yoldaşlarımız da
vardı.
Faruk
Kadıoğlu gibi 17. Günde faşizmin zorla müdahale ve sakat bırakma
politikasını boşa çıkarmak için feda eylemi yaparak şehit düşen yoldaşlarımız
da vardı.
Hapishane
müdürü ile görüşmede müdürün çakmağını gizlice alarak feda eylemi yapan
yoldaşlarımız da vardı. Hedefinden bir an bile şaşmayan bir kararlılık ve
yaratıcılıkla direndik.
Direnişi
kırmak için tahliye politikası geliştirildi. Küçük Armutlu’yu direniş
mahallesine dönüştürdük. Direniş dışarıda sürdürüldü. Katliam saldırısına
direndik. Sultan Yıldız, Arzu Güler, Barış Kaş ve Bülent Durgaç’ı şehit
verdik. Katliamı protesto ettik. Kendimizi yakarak feda eylemleri geliştirdik.
Her anı
eylemdi.
Her an
düşmanla dişe diş bir çatışma.
Tarihte
benzeri olmayan bir savaş. İrade savaşı. İdeolojik savaş. Politik savaş.
Askeri savaş. Yalanla gerçeğin savaşı. Burjuvazinin kültürü ahlakı ile devrimci
kültürün ahlakın savaşı.
Biz
kazandık.
1947’den günümüze emperyalizmin hâkimiyet programı var. On
yıllara yayılan Uzun Süreli bir program.
Bizim de programımız var. On yıllara yayılan ve uzun süreli bir
direniş ve savaş programı.
Emperyalizm
ve işbirlikçi oligarşi F tipi hapishanelerden çıkardığı derslerle, SRY kuyu
tipi hapishaneleri gündeme getirdi.
Sessiz
sedasız açıldı Kuyu Tipi hapishaneler. Dünyanın haberi, Cephe tutsaklarının kuyu
tiplerine götürülmesi ve direnişi ile oldu.
Bir yandan
kuyu tipi hapishanelerde teslim alma saldırısı sürdürülürken, diğer yandan
emperyalizme teslim olanlar yüzer yüzer hapishanelerden tahliye ediliyor.
Anadolu
toprakları ölümüne bir direnişe ve teslimiyete tanıklık ediyor. Kürt
Milliyetçileri ve onların peşine takılan oportünizmin teslimiyeti; işbirliğine,
faşizmle görüşmelere, faşist şeflere övgülere dönüşüyor.
Biz bu
koşullarda direnişi büyütüyoruz. Büyüteceğiz.
Yıllara
yayılan açlığımızla, yıllara yayılan ateşli sabrımızla devrimi büyütüyoruz.
Emperyalizm
faşizm halkın direncini kırmayı hedefliyor.
Biz
direniş saflarını asla terk etmeden; halkın direncini, umudunu büyütüyoruz.
Emperyalizm
ve faşizm F tipi hapishanelerden çıkardığı derslerle saldırıyor.
Biz de 75
ay süren direnişimizden çıkardığımız derslerle direniyoruz.
’84 Ölüm
Orucu direnişini Maltepe, Kızıldere direnişlerinin örgütlediği yoldaşlarımızla
yarattık.
’96 Ölüm
Orucu direnişini, ’84 Ölüm Orucu direnişinin örgütlediği yoldaşlarımızla
yarattık.
Bugün Kuyu
Tipi hapishanelerde 2000-2007 Ölüm Orucu direniş sürecinde 5-6’lı yaşlarında
olan yoldaşlarımız da var, 27 yıldır hapishanelerde tutsak olan yoldaşlarımız
da var.
Kuşaktan
kuşağa aktarılan bir devrim yürüyüşüdür bu.
Emperyalizmin
yeni sömürgecilik ilişkilerinin sonucu Uzun Süreli halk savaşlarıdır.
Sürenin
uzunluğunu belirleyen halkın devrim saflarına katılımıdır.
Halkın
devrim saflarına katılımını belirleyen devrimcilerin halka siyasi gerçekleri
açıklaması yani halkı bilinçlendirmesi, politikleştirmesidir.
Her
anı eylem olan Ölüm Orucu direnişlerimizle halkımıza siyasi gerçekleri
anlatıyoruz.
Halkımızın
dikkatini günlük maişet derdinden çıkarıp, devrime çekiyoruz.
Emperyalizmin,
faşizmin kuşatması altında büyük bir iradeyle beyinleri ve yürekleri kazanma
savaşı yürütüyoruz.
Savaşımızın
temeli ideolojik savaştır. Savaş alanımız halkın beyni yüreğidir. Hedefimiz
ideolojik ve duygusal etkilemedir. Beyinleri ve duyguları devrimcileştirerek
kazanacağız.
Yaşasın
ölüm orucu direnişimiz!
Yaşasın
daha direnişimizin ilk gününden ilan ettiğimiz zaferimiz!
ÖZGÜR TUTSAKLAR ÖRGÜTLENMESİ
Kuyu Tipi Ölüm Hücrelerine Karşı Direniş
Ölüm Orucuyla Devam Ediyor.
Ayberk Demirdöğen 11 Mart 2025
Tarihinde Başladığı Süresiz Açlık Grevini 27 Ağustos 2025 tarihinde Ölüm
Orucuna Dönüştürdü Ölüm Orucu Direnişinin 261.Gününde
ÖLÜM ORUCU ZAFERE GİDEN YOLDUR
KUYU TİPİ ÖLÜM HÜRELERİ KAPATILSIN
#SerkanOnurYılmazıYasatalım
#AyberkDemirdöğeniYaşatalım
#KuyuTipiHapishanelerKapatılsın
15 Kasım 2025 tarihinde Ayberk Demirdöğen’in açlık grevi
250. gününe girmişti. Bu vesileyle biz Anti Emperyalist Cephe ve Halk Cephesi’nin
çağrısıyla 15 Kasım’ı “eylem günü” ilan etmiştik.
250. günü vesilesiyle 15 Kasım’da üç eylem aynı anda
yapıldı:
Birincisi toplu açlık grevi yapıldı.
İkincisi Hashtag eylemi yapıldı.
Ayrıca Marsilya’da Morg X belgeselinin Fransızca alt yazılı
gösterimi yapıldı.
Marsilya’daki Ghasan Kanafani mekanında önce herkesin
evinden bir şeyler getirdiği yemekleri yiyerek açlık grevini açmasıyla başladı.
Akabinde 1 saat boyunca durmaksızın Hashtag eylemi yapıldı.
Sonra yarım saat süren Morg X belgeseli izlendi.
Belgesel izleyenler tarafından büyük beğeni topladı.
Kuyu Tipini çok iyi anlattığını, insanın kafasında çok iyi
canlandırdığını söylediler.
Hatta yer yer “felsefi” bile bulanlar vardı.
14 kişinin katıldığı gösterim sonunda soru-cevap bölümü
vardı.
Kuyu Tipleri ve ona karşı sürdürülen direniş üzerine sohbet
edildi.
AKP’nin katil polisleri bugün sabah saatlerinde Grup Yorum’un
çalışmalarını gerçekleştirdiği İdil Kültür Merkezi ve Sevgi Erdoğan Vefa Evi’ne
ve halkın evlerine baskın düzenledi.
Bugüne kadar kırıp dökerek girdikleri İdil Kültür Merkezine
bu defa ayrıca yakarak girdiler. Kapıları kırdılar enstrümanları parçaladılar.
Yaşlı anne babalarımızın kaldığı Sevgi Erdoğan Vefa Evine
terör estirerek her yeri kırıp dökerek girdiler. Bu baskınlar sonucunda;
-Turgut Onur
-Hüseyin Kütük
-Yeliz Kütük
-Köksal Taş
-Vedat Doğan
-Şura Başer
-Beyza Gülmen
-Can Kaba
-Barış Yüksel gözaltına alındı.
“Sana düşman,
bana düşman,
düşünen insana düşman!
Vatan ki;
bu insanların evidir.
onlar vatana düşman..!”
AKP faşizmi her koşulda direnenlere, teslim olmayan
devrimcilere saldırarak intikam almaya, devrimcilere gözaltı terörüyle,
işkenceyle, yakıp yıkmayla teslim almaya çalışıyor. Anadolu topraklarında
direnen devrimcileri bitirmeye çalışıyor. Çünkü biliyorlar ki devrimcileri
teslim alırlarsa topyekün halkı da teslim alacaklar.
Ancak Anadolu’nun direnen damarı devrimcileri bizi teslim
alamayacaklar. AKP faşizminin gözaltı işkence, tutuklama, teslim alma
saldırılarını direnişlerimizle boşa çıkaracağız. Biz milyonlarız onlar ise bir avuç işbirlikçi.
Tüm halkımızı İdil Kültür Merkezini ve Sevgi Erdoğan Vefa
Evini sahiplenmeye çağırıyoruz.
Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz
Baskılar Gözaltılar Tutuklamalar Bizi Yıldıramaz
Gözaltılar Serbest Bırakılsın
Halkız Haklıyız Kazanacağız
Yunanistan Halk Cephesi
Yunanistan Halk Cephesi Kuyu tipi hapishanelere karşı
direniş ile dayanışma çağrısı ziyaretlerine devam ediyor.
Yunanistan Halk Cephesi 24 Kasım Pazartesi Atina-Pire Hastane Doktorları Derneği’ni
ziyaret etti. Ziyaret sırasında kuyu tipi hapishanelerde ölüm orucu yapan
Serkan Onur Yılmaz ve Ayberk Demirdöğen’in durumu anlatıldı. Süresiz Açlık
Grevi yapan tutsakların talepleri anlatıldı.
Kuyu tipi hapishanelerin F Tiplerinden daha ağır tecrit koşullarının
olduğu anlatıldı. Doktorların bu tecrit koşullarına karşı sessiz kalmamaları
gerektiği anlatıldı.
Atina-Pire Hastane Doktorları Derneği de açıklama yayınlayacaklarını
ve ellerinde ne gelirse mutlaka yapacaklarını söylediler.
#KuyuTipiHapishanelerKapatılsın
23 Kasım 2025 Pazar günü Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen “İki Kardeşten İki Direnişçiye” film gösterisine 21 kişi katıldı.
Film 2000-2007 yılları arasında F Tipi hapishanelere karşı başlatılan büyük ölüm orucu direnişinde ölümsüzleşen Uğur Türkmen’i ve aynı direnişte zorla müdahale işkencesi ile sakat bırakılan Yeliz Türkmen’in hayatları, mücadelecini ve direnişlerini anlatılıyor.
Film iki kardeşin ablası ve yoldaşları olan Sevtap Türkmen’in konuşmasıyla başladı.
Konuşmada “Yeliz’de Uğur’da bu halkın evlatları, bu halkın çocuklarıdır. Bizim kahramanlarımızdır. Tüm kahramanlarımızın hayatını anlatmak, onları ve mücadelecini tanıtmak bizim borcumuzdur. Ülkemizde hapishanelerde hala devrimci tutsakları teslim almak amacıyla devam eden tecrit, baskılar, hak ihlalleri vardır. F tipinde yapamadıklarını şimdi S, R, Y kuyu tipi hapishaneler ile gerçekleştirmek istiyorlar. Tutsaklarımız ise direnmeye devam ediyorlar. Serkan Onur Yılmaz ve Ayberk Demirdöğen, Uğur gibi ölüm orucu yaparak diğer 12 yoldaşları ise SAG ile tüm tecrit, teslimiyet politikalarını yerle bir ediyorlar. Uğur’dan Serkan’a direnişin devam ediyor. Ne bedel ödenirse ödensin devrimci tutsakların asla teslim olmayacağını Uğur’dan yoldaşlarından biliyorum.
Ayrıca biz bu filmi yaparken elimizdeki imkanlarla yaptık. Tek telefonla çektik bu filmi. Bizlerde halk çocuklarıyız. Şunu söylemek istiyorum tüm halk çocukları bir telefonla kendi filmlerini yapabileceklerini belirtmek isterim” dedi.
Filmin donunda söz alan izleyiciler filmi çok etkili bulduklarını, çok beğendiklerini tek solukta izlediklerini belirttiler.
Tüm halkımızı filmi izlemeye davet ediyoruz.
Yorum Kültür Ev
