Halkın Sesi Radyo’da
dinleyicilerimizden gelen isteklerin paylaşıldığı Helin İstek Saati programının
25 Nisan Cumartesi günü yayınlanan 127. bölüm kaydını paylaşıyoruz.
https://halkinsesiradyo.org/2026/04/26/helin-istek-saati-127/
Halkın Sesi
Radyo, Direnişin Sesi’nde, 28 Ocak Çarşamba günü yayınlanan, dünya halklarının
ortak düşmanı ABD emperyalizminin çöküşünü tarihsel, siyasal, ideolojik,
ekonomik nedenleriyle beraber anlatıldı.
ABD İmparatorluğu Çökmüştür!
Reformizm Çökmüştür!
Lenin der ki; “Emperyalizm Çürümüş Ve Yozlaşmış Kapitalizmdir ve Çağımız
Proleter Devrimler Çağıdır”
Sosyalist Devrim “Seçenek” Değil Tarihsel Zorunluluktur!
Direnişin Sisi’nde 1 Ocak Çarşamba Günü Yayınlanan,
Emperyalistler ve İşbirlikçilerinin Suriye İşgalini, Bölgede Yaşanan Siyasi Ve
Askeri Gelişmeleri Konuğumuz Şadi Naci Özpolat İle Anlattığımız Bölümün Kaydını
Paylaşıyoruz.
NOT: Teknik Sorunlar
Nedeniyle Programın İlk 40 Dakikalık Bölümünün Kaydı Yoktur.
Https://Halkinsesiradyo.Com/Emperyalistler
Halkın Sesi Radyo, İdeolojilerin Savaşı’nda 24 Ekim Perşembe
günü yayınlanan, halkın devrimci mücadelesini engellemek için oligarşinin halka
yönelik savaşında kullandığı bir aparat olan, 6. filoya secde eden, halk
düşmanı MHP’nin tarihinin anlatıldığı bölümün kaydını paylaşıyoruz.
https://halkinsesiradyo.net/index.php/2024/10/25/mhpnin-tarihi-katliamlar-tarihidir/
Halkın Sesi Radyo’da her Pazar yayınlanan sesli kitap
programında bu hafta ”Yeni Sömürgecilik ve Türkiye” kitabının 4. bölümü
paylaşıldı.
https://halkinsesiradyo.net/index.php/2024/05/16/sesli-kitap-yeni-somurgecilik-ve-turkiye-4/
Youtube Linki:
https://www.youtube.com/watch?v=aWUfYJYMCEE&t=2147s
Emperyalizmin En Sinsi ve Daha Saldırgan Hali Yeni
Sömürgecilik
Yeni sömürgecilik tarihin gördüğü en sinsi, en tehlikeli, en
onursuz ve en azgın-kanlı sömürü ilişkisinin adıdır. Çünkü emperyalizm, sömürge
ülkelerin bağımsızlığını sözde tanırken, özde kendine işbirlikçi kader
ortakları hainler yaratarak içsel olgu haline gelmiş, sömürgeci ilişkilerini ve
işgalini gizlemiş, böylece halkın gerçekleri görmesini ve tepkisini göstermesini
engelleyen bir tarz geliştirmiştir.
Pirinç içindeki beyaz taş siyah taştan daha tehlikelidir.
Bu kitabımızda 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrası
emperyalist cephede, emperyalizmin sömürü ilişkilerinde değişen koşulları,
ortaya çıkan yeni ilişkileri yani yeni sömürgecilik ilişkilerini genel
hatlarıyla ele aldık. Özelde ise ülkemizde yeni sömürgeciliğin gelişimini
ortaya koyduk.
Yeni sömürgecilik hangi koşulların ürünü ve sonucudur?
2. Paylaşım Savaşı sonrasında dünyanın 1/3’ü emperyalist
pazarın dışına çıkmıştı. Emperyalizm karşısında yeni bir kamp (sosyalist kamp)
ortaya çıkmış dünya da belli başlı dört ana çelişki şekillenmişti;
-Emperyalizm ile ezilen dünya halkları arasında çelişki
-Emperyalizm ile sosyalist kamp arasındaki çelişki
-Emperyalizm ile metropol ülkeler işçi-emekçileri arasındaki
çelişki
-Emperyalistlerin kendi aralarındaki çelişki
Bu çelişkiler içinde belirleyici olan baş çelişki durumunda
olan emperyalizmle ezilen dünya halkları arasındaki çelişkiydi. Emperyalistler
için ölümcül tehlike işte bu çelişkiydi. Yani ulusal-sosyal kurtuluş savaşları.
1945 İkinci paylaşım savaşının hemen ardından Asya, Afrika
ve Latin Amerika’nın sömürge halkları içinde hızlı bir uyanış başlamıştı. Çin,
Hindistan, Vietnam, başta olmak üzere Asya’nın bozkırları tutuşmuş, bağımsızlık
için ayağa kalkmıştı. Cezayir, Angola, Mozambik, Gine Bisseau başta olmak üzere
Afrika kaynıyordu. Latin Amerika’da Simon Bolivar ruhu canlanmış, özgürlük ve
bağımsızlık hareketleri gelişiyordu. Kısaca açık sömürgecilik artık yürütülemez
durumdaydı.
Dönemin ABD Başkan Yardımcısı Humprey duydukları korkuyu
benzer sözlerle dile getiriyordu:
“Askeri bakımdan, önemi barutun keşfi ile kıyaslanabilecek
ve en cüretkâr bir saldırı biçimiyle karşı karşıyayız. Ulusal kurtuluş
savaşlarından söz ediyorum. Bu yeni ve karmakarışık harp biçimi, güvenliğimiz
için belli başlı bir tehlike oluşturmaktadır.”
İşte emperyalistleri yeni sömürgeciliğe götüren koşullar ve
ihtiyaç buradaydı;
Bağımsızlığı isteyen halkların sosyalizme doğru yürüme
tehlikesi vardı. Bu sürecin önüne geçmek için, emperyalist ülkeler açık
işgalleri terk ederek, yeni bağımlılık yöntemleri geliştirdiler.
Ne yapılmalıydı ki devrim tehlikesi önlensin? Eldeki
pazarlarda derinlemesine bir sömürü yaratılırken diğer yandan yeni pazarlar kazanılsın?
Yeni sömürgecilik bu soruya verdikleri cevap oldu emperyalizmin. Açık
işgallerin yerine, sömürücü imtiyazlarını korumanın farklı yollarını
geliştirdiler.
Bu kitapta okuyacaklarınız emperyalistlerin sözde
bağımsızlıklarını tanıdıkları ülkeleri nasıl bağımlılaştırdığının, emperyalist
sömürüyü nasıl yeniden kurumlaştırdıklarının ve halkların geleceklerini nasıl
çaldıklarının kısa bir anlatımıdır.
Ülkemizdeki gelişmeler de dünyadaki gelişmelerin bir
parçasıdır.
Emperyalizm dünyada yeni sömürgecilik ilişkilerini
geliştirirken, ülkemizin egemen sınıfları ise, kurtuluş savaşıyla kapıdan
kovduğumuz emperyalizme kapıları ardına kadar açmışlar, emperyalist şirketler
başta olmak üzere tüm emperyalist kurumları ülkemize davet ederek, ülkemizin
yeraltı ve yerüstü zenginliklerini, emek gücünü ve geleceğini emperyalizme
peşkeş çekmişlerdir.
Bağımsızlık giderek anlamını kaybetmiş, emperyalizm, ülkemiz
egemen sınıflarının açık daveti ve iş birliği sonucu ülkemize çöreklenmiş,
ülkemizi gizlice işgal etmiştir.
Bu kitapta, egemen sınıfların işbirlikçilik yaparak adım
adım geliştirdikleri ihanet sürecini, sanayileşme ve gelişme adına ülkemizi
nasıl emperyalist tekellere peşkeş çektiklerini kendi ağızlarından
okuyacaksınız.
Ancak bu vatan sahipsiz değildi.
Bu ülkede işbirlikçiler yoktu sadece. Sömürünün, işgalin,
faşizmin olduğu yerde bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm diyenler de vardı.
Yoksulluğumuzun, açlığımızın, yozlaşmanın, işsizliğin,
baskının, adaletsizliğin kısacası sömürü ve zulmün baş sorumlusu emperyalizm ve
oligarşiye karşı Mahirler, Denizler, İbolar…
Yolumuz Çayanların Yoludur diyen Dayılar, Niyaziler,
Sinanlar… Bayrağımız ülkenin her yanında dalgalanacak diyen Sabolar, Edalar…
Selçuklar, Alişanlar… Ülkemizin dağlarında şehirlerinde hapishanelerinde emperyalizme
ve oligarşiye karşı silah elde savaşan Cepheliler vardı.
Bu kitap sadece bir durum tespiti yapma amacında değildir.
Ülkemizin nasıl sömürgeleştirildiğini, işbirlikçi vatan hainleri tarafından
nasıl peşkeş çekildiğini, halkımızın emeğinin nasıl çalındığını, baskı, zulüm
ve sömürü düzeninin nasıl kurulduğunu açıkça ortaya koyarken, bu gerçeklerden
hareketle “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!” sloganlarıyla emperyalist ahtapotun
kollarını koparma mücadelesini büyütmek için bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Ülkemizde ve dünyada, bağımsızlık demokrasi sosyalizm
mücadelesinde şehit düşenlere saygı ile… ✰
Kitabı İndirmek İçin
Tıklayınız.
İdeolojilerin Savaşı programında 16 Mayıs Perşembe günü
yayınlanan, “Emperyalizm, Sol ve Milliyetçilik” konulu bölümün kaydını
paylaşıyoruz.
https://halkinsesiradyo.net/index.php/2024/05/16/emperyalizm-sol-ve-milliyetcilik/
Oportünist Sol ve Kürt Milliyetçilerinin Yanılgısı:
Emperyalizm Gerçeği
1980’lerin sonu 1990’ların başında dünyada baş döndürücü
gelişmelerin yaşandığı yıllardı. Bu gelişmeler dünya proletaryası ve dünyanın
tüm ezilen halkları açısından son derece önemli gelişmelerdi. Etkileri yıllara
yayılacak ve belirleyici olacak gelişmelerdi.
Elbette bu oldukça geniş bir konudur. Biz burada neler
yaşandığını vb. anlatmayacağız. Konumuz böylesine tarihsel süreçler de solun
tutumunu ele almaktır.
Tarihsel süreçlerde, dönemeçlerde alınan tavırlar yapılan
değerlendirmeler solun da geleceğini belirlemiştir. Daha baştan diyebiliriz ki
Türkiye solu bu tarihsel süreçlerde misyonunu oynayamamış, olması gereken yerde
duramamış, emperyalizmin yarattığı havaya kapılarak savrulmuştur.
