TAYAD
Yaka Kartı ve 7/24 Saat Kamera ile İzlenmeye Karşı Direnişlerine Devam Eden Özgür Tutsaklarımız
Yaka Kartı
ve 7/24 Saat Kamera ile İzlenmeye Karşı
Direnişlerine Devam Eden Özgür Tutsaklarımız
1-) Tuğçenur
Özbay: 29 Ocak 2026 Tarihinde Yaka Kartı Dayatmasına Karşı Süresiz Açlık
Grevine Başladı; Direnişinin 94. Gününde.
2-) Yüksel
Doğan: 9 Mart 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz açlık
grevine başladı; bugün direnişinin 55. Gününde.
3-) Hasan
Basri Yıldız: 1 Nisan 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz
açlık grevine başladı; bugün direnişinin 32. Gününde.
4-) Grup
Yorum Emekçisi Cem Dursun: 29 Nisan 2026 tarihinde 7/24 saat kamera ile
izlenmeye ve baskılara karşı Süresiz açlık grevine başladı, Direnişinin 4.
Gününde
5-) Dev-Genç’li
Tacettin Erol Şahin: 29 Nisan 2026 tarihinde 7/24 saat kamera ile izlenmeye
ve baskılara karşı Süresiz açlık grevine başladı, Direnişinin 4. Gününde
Özgür Tutsaklarımız Emperyalizmin ve
Faşizmin
Teslim Alma
Saldırılarına Karşı Direnen Tek Güçtür!
Kırıkkale F Tipi’ndeki Grup Yorum Tutsak Emekçisi Fırat Kaya’nın Halkımıza Mektubu ve Halkların Direnişine Dair Çizimini Paylaşıyoruz
Kuyu Tipi Ölüm Hücrelerine Karşı Direnişlerimiz Yeni Zaferle Devam Ediyor
Direnişlerine
Devam Eden Özgür Tutsaklarımız
1-) Tuğçenur
Özbay: 29 Ocak 2026 Tarihinde Yaka Kartı Dayatmasına Karşı Süresiz Açlık
Grevine Başladı; Direnişinin 93. Gününde.
2-) Yüksel
Doğan: 9 Mart 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz açlık
grevine başladı; bugün direnişinin 54. Gününde.
3-) Hasan
Basri Yıldız: 1 Nisan 2026 Tarihinde 7/24 kamerayla izlenmeye karşı süresiz
açlık grevine başladı; bugün direnişinin 31. Gününde.
4-) Betül
Varan: 1 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin 31.
Gününde.
5-) İleri
Kızılaltun:13 Nisan 2026 da Tarihinde direnişine başladı; bugün direnişinin
19. Gününde
Özgür
Tutsaklarımız Emperyalizmin ve Faşizmin Teslim Alma Saldırılarına Karşı
Direnen Tek
Güçtür!
%96 Engelli İrfan Yılmaz Hapishanede Yaşadığı Sorunları Anlatıyor: “İnsan, Kolsuz-Bacaksız Yaşar. Dilsiz, Gözsüz, Kulaksız Da Ama Onursuz Asla…”
Serebellar Sendromu nedeniyle %96 engelli olan hasta tutsak
İrfan Yılmaz, binlerce hasta tutsaktan bir tanesi olduğunu anlattığı
mektubunda, Marmara 2 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde yaşadığı sorunları yazdı.
İrfan Yılmaz, Marmara Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi ve
Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan
“Hapishanede Kalamaz” raporlarına rağmen Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’nün
“toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturabileceği” kararı nedeniyle, tek
başına hayatını idame ettiremeyecek durumdayken 7 aydır tutsak.
Ceza İnfaz Yasası’nın 16. Maddesi diyor ki; hücrede yalnız
başına yaşamını sürdüremeyen hasta tutsaklar iyileşinceye kadar tahliye
edilirler. İrfan Yılmaz, faşizmin yasaları, hukuku, tüm kurumlarıyla halka
karşı terör olarak kullanmasının çok somut bir örneğidir.
Tek başına hayatını idame ettiremeyecek bir insanın
hapishanede kalmasına neden olan kurumlar, hastalıklarıyla ilgilenmeyip
tedavisini engelleyen hapishane doktorları, İrfan Yılmaz’ın başına
geleceklerden sorumlu olacaktır. İrfan Yılmaz derhal serbest bırakılmalıdır!
Hasta Tutsak İrfan Yılmaz Serbest Bırakılsın!
*
İrfan Yılmaz’ın hapishanelerde yaşadığı sorunları anlattığı
mektubu paylaşıyoruz.
Sayın
Merhaba
Öncelikle size selam ve sevgilerimizi gönderiyor,
çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Nasılsınız? Gayet iyisiniz umarım. Ben,
yaşadığım onca hukuksuzluğa, hastalığıma rağmen iyi olmaya çalışıyorum.
Adım, İrfan Yılmaz. 59 yaşındayım ve Serebellar Sendrom
hastasıyım. %96 engelliyim. Ayakta duramıyor, kollarımı, ellerimi istediğim
gibi kullanamıyorum. Konuşmakta zorlanıyorum ve daha pek çok engel var
hayatımda. Bu haldeyken ve ATK’nin infaz erteleme talebime dönük “Hapishanede
yaşamını sürdüremez” şeklindeki raporuna rağmen Sarıyer İlçe Emn. Md’ün
“Güvenlik Sorunu Yaratır” görüşüne dayanarak hala hapishanede tutuluyorum.
Doğal olarak birçok sağlık sorunu yaşamaya devam ediyorum.
1 ay kadar önce, Marmara Hapishaneler Kampüsü Hastanesi’nde
Üroloji Bölümü’ne sevk edildim. Doktorun muayene ve önerisi ile yıllardır
kullandığım sondam çıkartıldı. Sondasız yaşamaya adapte olmam önerildi. Ancak
talebime rağmen “ördek” lazımlık ve prezervatif sonda gibi ihtiyaçlarımı doktor
yazmadı. Sadece bez yazdı. Ama bez kullanmak, benim için, hapishane
koşullarında zor olduğu gibi, bezlerde yeterince sıvı tutan cinsten değildir.
İlkel yöntemlerle, pet şişeleri ördek niyetine kullanıp, el yapımı-uydurma
prezervatif sonda yapıp kullanarak hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. Fakat,
sondamın çıkartılmasından sonra, idrar yollarımda sıkça iltihaplanma oluyor.
Kurum doktoru bu nedenle 3 farklı antibiyotik ilaç yazdı. Bunlardan biri tek
kullanımlıktı. Onu kullandım. Biri 500mg öbürü 100mg dozlu diğer
antibiyotikleri kullanırken el parmaklarımda uyuşma, sürekli idrar kaçırma,
idrarımın geldiğini neredeyse hiç hissetmeme sorunlu yaşamaya başladım. Bunlar,
hastalığım nedeniyle benim için özellikle hassas konular olduğundan ilaçları
hemen kestim ve kurum doktoruna tekrar çıktım, durumu anlattım. Özellikle
Nöroloji Bölümü’ne sevk etmesini istedim. Doktor, sorunun öncelikle ürolojik
olduğunu söyleyerek beni kampüsteki Üroloji Bölümü’ne sevk etti. Nöroloji’ye
sevkimi oradan yaptırmamı önerdi.
1 hafta sonra 1 Nisan 2026 Çarşamba günü, saat 14.00
sonrasında Üroloji’ye gittim. Doktora durumu anlatırken onun tarafından
azarlandım: “İlaçların bir yan etkisi yoktur”, “Sen bana doktorluk yapıyorsun”
dedi ve “Alın bunu götürün” diyerek odasından kovdu.
Hastalığım nedeniyle konuşmakta zorlandığım halde derdimi
anlatmama bile izin vermeyen doktorun tavrını, hekim ahlakına yakıştıramadığım
gibi, insani de bulmuyorum. İlaçların prospektüsünde bile onlarca yan etki
sayılırken, ilaçların yan etkisi olmadığını neye göre söyleyebiliyor? Dahası bu
etkileri yaşayan benim. Muayene etmeden, tetkik yapmadan, hangi bilgiyle yorum
yapıyor?
Yatalak ve tekerlekli sandalyeye mahkumum. Bu durumda bir
yerden bir yere gitmek, araç değiştirmek bile benim için eziyetken doktorun bu
ilgisizliği de ayrı bir eziyet, işkence olmuştur.
Bu yaşadıklarımı İstanbul Tabip Odası’na da yazdım. Ayrıca
suç duyurusunda da bulundum.
Sayın…
Ben, özel biri değilim. Biliyorum ki ülkemiz
hapishanelerinde benimle benzer durumda olan yüzlerce hasta tutsak,
anti-bilimsel raporlarla, hukuk dışı mahkeme kararları ile tutuluyor
hapishanelerde. Siyasi düşüncelerimizden ötürü cezalandırılıyoruz.
İnsan, kolsuz-bacaksız yaşar. Dilsiz, gözsüz, kulaksız da
ama onursuz asla…
Sizden yaşadıklarımı halkımıza duyurmanızı, bana ses
olmanızı bekliyorum.
Çalışmalarınızda bir daha kolaylıklar dileyerek sevgi ve
selamlarımızı yolluyorum.
İrfan YILMAZ
5 Nisan 2026
Tutsak Grup
Yorum Emekçileri Rezzan Şengül, Cem Dursun, Can Kaba Hapishanede Kamera Kapattıkları için Hücrelere Atıldılar
Başlarına Gelebilecek Her Şeyden Silivri
6.Nolu Hapishane İdaresi Sorumludur
Tutsak Yorum
emekçileri Rezzan Şengül,Cem Dursun ve Can Kaba’nın götürüldükleri Silivri 6
No’lu L Tipi Hapishanesi’nde kamera kapattıkları gerekçesiyle hücrelere
kapatıldıklarının bilgisini aldık. Başlarına
gelebilecek her şeyden Silivri 6 No’lu idaresi sorumludur.
TAYAD’lı Ferdi Sarıkaya Gürkan Türkoğlu’nun Sağlık Durumu ile ilgili Bilgilendirme
Halkımız Merhaba
Antalya Kuyu Tipi Hapishanesinde açlık grevi direnişiyle zafer
kazanan ve şuan yoğun bakımda olan Gürkan Türkoğlu’nun sağlık durumuyla ilgili
bilgi vereceğiz sizlere.
Şuan da Gürkan midesi delinerek beslenmeye başlandı.
Tansiyon normal, karaciğer enzimlerinin değerleri oldukça aşağıya düştü ve şuan vücudunda enfeksiyon bulunmuyor. Bugün
yoğun bakım ünitesine Gürkan’ın avukatı annesi ve babası girdi. Annesinin
Gürkan’a şu seslenişine oğlum arkadaşların seni bekliyor, zafer kazandık sözüne
üzerine örtülü çarşafı kaldırarak yoldaşlarına arkadaşlarına sevenlerine
dostlarına el sallayarak müjdeledi bizi.
Gürkan’ın durumu gün gün saat saat iyiye gidiyor. Biz şuan
sadece Gürkan’ın ağızından çıkacak cümleleri duymak için hala şehir
hastanesinde nöbetteyiz. Bilinci tamamen yerine gelene kadar Gürkan anne ve babasıyla
konuşana kadar burada olmaya devam edeceğiz.




