manşet
Yunanistan’da İşgal Evlerinin Yıkımına Karşı Atina Belediyesinde İşgal Eylemi Gerçekleştiren Prosfigika Gürkan Türkoğlu İçin Slogan Atarak Direnişine Destek Verdi
Yunanistan’da 20 Nisan Pazartesi Prosfigika İşgal Evleri Zorla Müdahale İşkencesine
Uğrayan Gürkan Türkoğlu İçin Slogan Atarak Destek Verdi
Yunanistan’da Prosfigika işgal evlerinin yıkılmasına karşı Atina
Belediyesinde işgal eylemi gerçekleştirdi. İşgal eylemi sırasında direnişinin
265. Gününde hastaneye kaçırılarak zorla müdahaleye uğrayan Süresiz açlık grevi
direnişçisi Gürkan Türkoğlu için Türkçe “Gürkan Türkoğlu Onurumuzdur” sloganını
atarak Gürkan Türkoğlu’nun direnişi selamlandı.
Halk Sineması haftanın filmi önerisi: DİRİ DİRİ YAKTILAR-
Birsen Kars’ın Gözünden 19-22 Aralık Katliamı
19-22 Aralık Katliamını yaşayanlardan biri olan Birsen Kars’ın
anlatımının yer verildiği filme aşağıdaki linkten ulaşıp izleyebilirsiniz.
İzlemek İçin Tıklayınız: https://youtu.be/CCkAttzyh2o
Türkiyeli Devrimci Halil Demir Adil Yargılanma Ve Savunma Hakkı Gasp Edilerek Tutuklandı! Halil Demir Adil Yargılanma Hakkı İçin Açlık Grevinde!
26 Ocak Pazartesi 2026 tarihinde Türkiyeli devrimci Halil Demir Pire mahkemesi tarafından hukuksuzca tutuklandı.
2021 yılında 11 Türkiyeli devrimci tutsağın yargılandığı, Koridalo
mahkeme salonunda görülen davaya yarım saat ara verilmesinin ardından polisler
tutsaklara zorla ters kelepçe ve yerlerde sürükleyerek işkence ile saldırmıştır.
Mahkeme salonunda ters kelepçe ve yerlerde sürüklenme işkencesine direnen
Türkiyeli devrimcilere açılan davada Halil Demir bugün tutuklanmıştır.
Halil Demir (26 Ocak Pazartesi 2026 tarihinde) bugün gittiği
Pire Mahkemesinde avukatının üst mahkemesi olduğu gerekçesi ile erteleme talep
etmiş heyet tarafından ertelemesi kabul edilmemiştir.
Erteleme talebi kabul edilmeyen Halil Demir Baro Avukatı
talep etmiş ve bu talebi de hukuksuzca reddedilmiştir.
Mahkeme heyeti daha önceki 2 mahkemeyi kendisi ertelerken
bugün Halil Demir yanında avukatı olmadan, hiçbir yargılama yapılmadan, mahkeme
görülmeden, savunma yapamadan tutuklandı 4,5 yıl ceza aldı.
Adil Yargılanma ve Savunma Hakkımız için Direneceğiz!
Türkiyeli devrimci Halil Demirin çağrısıdır;
Adil Yargılanma Haktır!
Savunma Haktır!
Dayanışma Halkların En Büyük Silahıdır!
Adil Yargılanma ve Savunma Hakkımızın Gasp Edilmesi Bütün Yunanistan
Halkına Ve Devrimcilerine Yönelik Faşist Bir Saldırıdır Hep Birlikte
Direnmeliyiz!
Bir Merkezden Bir Merkeze Gidiyoruz Filistin’e Gidiyoruz 2
Direniş Neredeyse Dünyanın Merkezi Orasıdır
Bir Merkezden Bir Merkeze Gidiyoruz
S,R,Y Kuyu Tipi Hapishanelerinden Filistin’e -2
Bir Merkezden Bir Merkeze Gidiyoruz 2. Sayısını İndirmek
için Tıklayınız
Önsöz:
Direniş Neredeyse Dünyanın Merkezi Orasıdır, Bir Merkezden
Bir Merkeze Gidiyoruz, S,R,Y Kuyu Tipi Hapishanelerinden Filistin’e -1
Kitabımızdan sonra ikinci kitabımızı sizlere sunuyoruz.
Bu kitapta, Lübnan’da yaşadıklarımızı aktarıyoruz. Zafere
Kadar Heyeti 24-26 Ekim 2025 tarihlerinde Lübnan’a George İbrahim Abdallah
Konferansı’na katılmak için gitti.
Heyet, Fransız emperyalizminin kesintisiz 41 yıl boyunca
tutsak ettiği ve tutsaklık sonrasında ülkesine gönderdiği George İbrahim
Abdallah ile birlikteydi.
S,R,Y Kuyu Tipi Hapishanelerdeki direnişlerimizi Lübnan’a
taşıdılar bu defa.
Dünya halklarının direnişlerinden öğrenip, kendi
direnişlerimizi aktararak Umudu büyütüyoruz.
Dünyanın neresinde olursa olsun, emperyalizme bir taş bile
atabilen dünya halklarının yanındayız.
Enternasyonalizm Dünya Halklarının Kan Kardeşliğidir.
Enternasyonalizm, dünya halklarının kan kardeşliğidir.
Gittiğimiz her yerde enternasyonalizmi büyütmeye devam
edeceğiz.
Boran Yayınevi
Özgür Tutsaklar Örgütlenmesi Açıklaması:Uzun Soluklu Bir Direnişte Bayrağı Elden Ele Aktararak Direnişimizi Zafere Taşıyoruz
Özgür Tutsaklar Örgütlenmesi Açıklaması:Uzun Soluklu Bir
Direnişte Bayrağı Elden Ele Aktararak Direnişimizi Zafere Taşıyoruz
HER TÜRLÜ DEMAGOJİ ÇARPITMA YALAN VE DEDİKODULARA KARŞI
AÇIKÇA İLAN EDİYORUZ Kİ…
YOLUMUZ UZUN DİRENİŞİMİZ DEVAM EDİYOR.
MEKSİKA’DAN FİLİSTİN’E SRY TİPLERİNDEN LÜBNAN’A… DİRENİŞ NEREDE
İSE DÜNYANIN MERKEZİ ORASIDIR DİYE HAYKIRMAYA DEVAM EDİYORUZ
SRY TİPİ DİRENİŞİMİZ HALA DÜNYANIN MERKEZİDİR
Serkan
Onur Yılmaz, Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nde 11 Kasım 2024 tarihinde Süresiz
Açlık Grevi direnişine başladı.
Direnişin amacı
Kuyu Tipi Hapishanelerin Kapatılması ve Kuyu Tipi olmayan, yoldaşlarının olduğu
bir hapishaneye sevk olmaktı.
Direnişi
zafer kazandı. SEVK TALEBİ KABUL EDİLDİ. Süresiz açlık grevinin 213. gününde
Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk oldu.
Bundan sonra direnişini Kuyu
Tipi Hapishanelerde direnen yoldaşlarının direnişlerini desteklemek için
sürdürdü.
Bu emperyalizmin bireyciliği bencilliği
dayattığı bir dünyada sosyalist değerlerin gücüdür.
Bireysel
kurtuluşun karşısında toplumsal
kurtuluş sosyalizmin
değeridir.
Bencilliğin,
bireyciliğin karşısında yoldaşlık
sosyalizmin değeridir.
Serkan Onur Yılmaz sosyalizmin
değerlerini yaşatmış büyütmüştür.
Tam
375 gün sürdürdüğü direnişinin 162 günü kuyu tipi hapishanelerde direnen
yoldaşlarına destektir.
Kuyu
Tipi Hapishanelere karşı direnişimizi, direniş bayrağını elden ele devrederek 1
Mayıs 2023 tarihinden bugüne sürdürüyoruz.
Emperyalizmin
ve faşizmin uzun süreli teslim alma saldırısının karşısında uzun süreli bir
direnişin içindeyiz.
Bu
direnişi sürdürmek için yeni bir aşamaya geçiyoruz. Direniş bayrağı kuyu tipi
hapishanelerdeki 13 direnişçi tarafından taşınıyor.
Yeni
bir aşama yeni bir program ile direnişimiz devam edecek.
Serkan, 21
Kasım 2025’te direnişini tam 375 gün sürdürdükten sonra direnişine ara verdi.
Yüzlerce
gün süren açlık grevi, ölüm orucu direnişlerimizle adım adım örüyoruz zaferi.
Zafer,
emperyalizmin ve faşizmin politikalarına geçit vermemektir.
Amerikan Emperyalizmi dünya imparatorluğu kurmayı hedefliyor.
1947, ABD
Başkanı H. Truman: “ABD sistemi, bir dünya sistemi olmadan yaşayamaz.”
dedi.
Amerika
dünya sistemi yapılacaktı. Nasıl? Tüm dünya ülkelerini sömürgeleştirme,
Amerika’nın ideolojik, kültürel, politik, askeri egemenliği kurulacaktı.
Yeni
sömürgecilik ilişkileri 1947’den itibaren geliştirilmeye başlandı.
Ekonomik –
askeri anlaşmalarla Türkiye ve Yunanistan’da yeni sömürgecilik ilişkilerinin
ilk adımları atıldı.
1947’lerden
bugüne yeni sömürgeleştirme programı uygulanıyor.
1970’lerden
günümüze yeni sömürgecilik politikalarının uygulanma biçimine “neo liberalizm”
dendi.
Neo
Liberalizmin ilk uygulandığı ülke Şili oldu. Allende sosyalistti. Seçimle
yönetime geldi. 1973’te Amerika’nın örgütlediği bir darbe ile sosyalist iktidar
yıkıldı. Allende katledildi. Özelleştirilme
ve yağma politikaları hayata geçirildi.
İşte neo liberalizm buydu. İşgallerle, darbelerle
Amerika’nın egemenliği sağlanacaktı.
Şili Askeri faşist darbesini Latin Amerika’da,
Asya’da, Afrika’da pek çok faşist darbe ve neo liberal politikalar izledi.
Türkiye’de bunun uygulanması 1980 Askeri faşist darbesi ile oldu. Arkasından
getirilen ANAP iktidarı ile Türkiye özelleştirme ve yağma politikalarıyla, yani
neo liberalizm denilen politikalarla tanıştı. Neo liberalizm dedikleri
emperyalist tekellerin önündeki tüm engellerin kaldırılması, sınırsız
kontrolsüz sömürü demekti.
1990’lı
yıllar sosyalist ülkelerde karşı devrimler gerçekleşti. Revizyonist
iktidarların emperyalizme yenilgisiydi.
Amerika
açıklanan doktrinler, strateji belgeleriyle yönetiliyor.
Hepsinin
özü, dünya sistemi haline gelmektir.
Dünya
sistemi demek, tüm dünyada Amerikan emperyalizminin tam egemenliğinin
kurulmasıdır.
Amerikan
emperyalizminin çıkarlarına aykırı tüm
İnsanlar
Örgütler
Ülkeler hedef
alındı. Kişileri, örgütleri, ülkeleri hedef alan terör listeleri yayınlandı.
Propaganda,
Amerika diktatörlükleri yıkıyor, ülkelere demokrasi götürüyor.
“İnsan
Hakları” ve “Demokrasi” işgallerin, yönetim değişikliklerinin
gerekçesi yapıldı.
Sola,
sosyalizme ait tüm kavramlar, değerleri yozlaştırma politikası izlendi.
Karşı
devrimlerin adına devrim dendi.
Karanfilli,
güllü, renkli karşı devrimler Amerikancı iktidarların yönetime getirilmesinin
aracı yapıldı.
Amerika’nın
işbirlikçisi çetelere “devrimci” dendi.
Rojava
örneğinde olduğu gibi Amerikan işgali ve işbirlikçiliğin adına devrim dendi.
Devrimci
ideoloji ve literatür hedef alındı.
Adına Yeni
Dünya Düzeni dendi.
Sosyalist
sistem yok, emperyalizm tek hâkim, “tek kutuplu dünya” dendi.
ABD
emperyalizmi, 2001 yılında “önleyici savaş doktrini”ni açıkladı.
Stratejileri
“vurulmadan vurma”, “terörle savaş”.
Anlamı: Amerika
her ülkeyi bombalayabilir, işgal edebilir.
Amerika’ya
boyun eğmeyen her ülke, örgüt, kişi “terörist”tir.
Uluslararası
yasalar, hukuk, anlaşmalar… Hiçbirinin anlamı yok. Hukukun üstünlüğü
denilen emperyalizmin hâkimiyetidir.
F Tipi Hapishaneler, Kuyu Tipi Hapishaneler
Amerika’nın Tam Egemenliğini Sağlamak İçin,
Direnişimiz Devrimi Yaşatmak ve Büyütmek İçindir
Emperyalizmin
teslim alma araçları:
Hapishane
İşkence
Katliam
FARC’dan
Kürt Milliyetçi harekete emperyalizmin egemenliğine boyun eğdiler.
Biz
direndik. Bağımsızlık dedik, demokrasi dedik, sosyalizm dedik.
F Tipi
hapishaneler gündeme getirildi.
19 -22
Aralık 2000’de 20 hapishaneye birden saldırı düzenlendi. 28 devrimci tutsak katledildi. 24’ü Cepheli tutsaktı.
Faşizm
egemenlerin en KANLI saldırı aracıdır
Halkların
faşizme karşı en büyük silahı ise DİRENİŞTİR.
Saldırıya
8 bin asker katıldı. 20 bin gaz bombası kullanıldı.
Katliamın sorumlusu komutan Zeki Bingöl itiraf etti; “Operasyon,
solu ulusalcı kanada getirmek için yapıldı, DHKP-C’ye karşı yapıldı.”, “Operasyon DHKP-C’yi bitirmek için yapıldı”.
Teslim
alamadılar. Bitiremediler. Çünkü direndik.
F Tipi
hapishaneler katliam, işkence ve tecrit demekti.
Hedef
DHKP-C idi, çünkü teslim olmayan bir tek DHKP-C vardı.
F Tipi
hapishanelere karşı direnişimizi 6 yıl 3 ay yani
75 ay sürdürdük.
Oportünist
örgütler 1 yıl 7 ay 8 gün sonra direnişi bıraktılar.
TEKRAR EDİYORUZ
Büyük
Direniş 20 Ekim 2000’de başladı,
22
Ocak 2007’de sona erdi.
Direniş
6 yıl 3 ay 2 gün, 75 ay, 326 hafta 3 gün,
2286 gün, 25 mevsim sürdü
SADECE BİR YIL YEDİ AY SEKİZ GÜN, DİRENİŞ İÇİNDE OLDULAR.
Düşman
karşısında Cepheli tutsakları yalnız bıraktılar.
Direnişte 122 şehit verdik. 99’u Cepheli.
34
tanesi dışarıda şehit oldu.
Şehitlerimizden
48’i kadındı.
122
şehidin 24’ü cayır cayır kendini yaktı.
400’ü
aşkın tutsak bu direnişte sakat kaldı.
13
Ölüm orucu ekibi çıkarıldı.
F Tipi
hapishaneler teslim alma politikasının o güne kadarki en büyük saldırısıydı.
Direndik
Başaramadılar.
Başaramadılar.
Ve sessiz sedasız Kuyu Tipi hapishane saldırısını başlattılar.
Direniyoruz
Başaramıyorlar Başaramayacaklar.
İçeri
ve dışarının farkını ortadan kaldırmıştır direnişlerimiz
Büyük
Direniş’te 122 şehitten 34’ü dışarıda şehit olmuştur.
F
tiplerinde direniş, dışarıyla birleşti. Dışarıda Armutlu’da katliam
yapıldığında feda eylemleriyle içeri taşındı. Armutlu Katliamı’nı
hapishanelerde arka arkaya feda eylemleriyle cevapladık.
Ankara elin altında Abdi İpekçi
Parkı’nda 27 Ocak 2007’ye kadar, tam 3 yıl, 4 ay, 2 hafta, 1 gün yani 1230 gün geceli
gündüzlü oturma eylemi yaptık.
20 Ekim 2000’den
17 Ocak 2007’ye
Abdi İpekçi
Direnişi:
3 yıl
40 ay
160 hafta
1230 gün
13 mevsim SÜRDÜ
‘84 Ölüm Orucu Direnişi 75 Gün Sürdü. İlk Şehidini 63. Günde
Verdi
‘96 Ölüm Orucu Direnişi 69 Gün Sürdü. İlk Şehidini 63. Günde
Verdi
2000-2007 Ölüm Orucu Direnişi 75 ay sürdü. Direniş ilk şehidini
150. Günde verdi. Berkan Abatay 589. Gün Şehit Düştü.
Uzun süreli direnişimiz zafer kazanma kararlılığımızdır.
‘84 ve ‘96
Ölüm Orucu direnişlerinde çok sayıda tutsak Wernike Korsakof hastalığı
nedeniyle sakat kaldı.
Hastalığın
nedeni, B1 vitamini eksikliğine bağlı beyinde görülen hasardır.
Hastalığın
sonucu, hafıza kaybı ve beynin yaşananları kaydetmemesi.
2000
yılında ölüm orucu direnişi gündeme geldiğinde, direnişte B1 vitamini de alma
kararı aldık.
Hedeflerimizden
biri B1 vitamini eksikliğine bağlı sakatlıkları önlemekti.
Hedeflerimizden
diğeri, direnişimizi çok daha uzun süreye yaymaktı.
’96 Ölüm
Orucu direnişi 69 gün sürdü. “Her anı eylem olan 69 gün” dedik.
Çünkü ölüm
orucu direnişinin her anı eylemdir.
Her an
halka siyasi gerçekleri açıklayan bir eylemdir.
Emperyalizmin
faşizmin yasaklarını, kuşatmasını yaran, halka ulaşan, anlatan,
politikleştiren, halkı devrim saflarına çağıran bir eylemdir.
2000-2007
ölüm orucu direnişinde 75 ay halka siyasi gerçekleri açıkladığımız bir eylem
süreci yaşadık.
Direnişte Berkan
Abatay gibi 589. gün direnişi sürdürerek şehit düşen yoldaşlarımız da
vardı.
Faruk
Kadıoğlu gibi 17. Günde faşizmin zorla müdahale ve sakat bırakma
politikasını boşa çıkarmak için feda eylemi yaparak şehit düşen yoldaşlarımız
da vardı.
Hapishane
müdürü ile görüşmede müdürün çakmağını gizlice alarak feda eylemi yapan
yoldaşlarımız da vardı. Hedefinden bir an bile şaşmayan bir kararlılık ve
yaratıcılıkla direndik.
Direnişi
kırmak için tahliye politikası geliştirildi. Küçük Armutlu’yu direniş
mahallesine dönüştürdük. Direniş dışarıda sürdürüldü. Katliam saldırısına
direndik. Sultan Yıldız, Arzu Güler, Barış Kaş ve Bülent Durgaç’ı şehit
verdik. Katliamı protesto ettik. Kendimizi yakarak feda eylemleri geliştirdik.
Her anı
eylemdi.
Her an
düşmanla dişe diş bir çatışma.
Tarihte
benzeri olmayan bir savaş. İrade savaşı. İdeolojik savaş. Politik savaş.
Askeri savaş. Yalanla gerçeğin savaşı. Burjuvazinin kültürü ahlakı ile devrimci
kültürün ahlakın savaşı.
Biz
kazandık.
1947’den günümüze emperyalizmin hâkimiyet programı var. On
yıllara yayılan Uzun Süreli bir program.
Bizim de programımız var. On yıllara yayılan ve uzun süreli bir
direniş ve savaş programı.
Emperyalizm
ve işbirlikçi oligarşi F tipi hapishanelerden çıkardığı derslerle, SRY kuyu
tipi hapishaneleri gündeme getirdi.
Sessiz
sedasız açıldı Kuyu Tipi hapishaneler. Dünyanın haberi, Cephe tutsaklarının kuyu
tiplerine götürülmesi ve direnişi ile oldu.
Bir yandan
kuyu tipi hapishanelerde teslim alma saldırısı sürdürülürken, diğer yandan
emperyalizme teslim olanlar yüzer yüzer hapishanelerden tahliye ediliyor.
Anadolu
toprakları ölümüne bir direnişe ve teslimiyete tanıklık ediyor. Kürt
Milliyetçileri ve onların peşine takılan oportünizmin teslimiyeti; işbirliğine,
faşizmle görüşmelere, faşist şeflere övgülere dönüşüyor.
Biz bu
koşullarda direnişi büyütüyoruz. Büyüteceğiz.
Yıllara
yayılan açlığımızla, yıllara yayılan ateşli sabrımızla devrimi büyütüyoruz.
Emperyalizm
faşizm halkın direncini kırmayı hedefliyor.
Biz
direniş saflarını asla terk etmeden; halkın direncini, umudunu büyütüyoruz.
Emperyalizm
ve faşizm F tipi hapishanelerden çıkardığı derslerle saldırıyor.
Biz de 75
ay süren direnişimizden çıkardığımız derslerle direniyoruz.
’84 Ölüm
Orucu direnişini Maltepe, Kızıldere direnişlerinin örgütlediği yoldaşlarımızla
yarattık.
’96 Ölüm
Orucu direnişini, ’84 Ölüm Orucu direnişinin örgütlediği yoldaşlarımızla
yarattık.
Bugün Kuyu
Tipi hapishanelerde 2000-2007 Ölüm Orucu direniş sürecinde 5-6’lı yaşlarında
olan yoldaşlarımız da var, 27 yıldır hapishanelerde tutsak olan yoldaşlarımız
da var.
Kuşaktan
kuşağa aktarılan bir devrim yürüyüşüdür bu.
Emperyalizmin
yeni sömürgecilik ilişkilerinin sonucu Uzun Süreli halk savaşlarıdır.
Sürenin
uzunluğunu belirleyen halkın devrim saflarına katılımıdır.
Halkın
devrim saflarına katılımını belirleyen devrimcilerin halka siyasi gerçekleri
açıklaması yani halkı bilinçlendirmesi, politikleştirmesidir.
Her
anı eylem olan Ölüm Orucu direnişlerimizle halkımıza siyasi gerçekleri
anlatıyoruz.
Halkımızın
dikkatini günlük maişet derdinden çıkarıp, devrime çekiyoruz.
Emperyalizmin,
faşizmin kuşatması altında büyük bir iradeyle beyinleri ve yürekleri kazanma
savaşı yürütüyoruz.
Savaşımızın
temeli ideolojik savaştır. Savaş alanımız halkın beyni yüreğidir. Hedefimiz
ideolojik ve duygusal etkilemedir. Beyinleri ve duyguları devrimcileştirerek
kazanacağız.
Yaşasın
ölüm orucu direnişimiz!
Yaşasın
daha direnişimizin ilk gününden ilan ettiğimiz zaferimiz!
ÖZGÜR TUTSAKLAR ÖRGÜTLENMESİ
S,R,Y Tiplerinden Gazze’ye Zafer Yürüyüşü 4. Gününde: Belçika ABD Konsolosluğu Önünde Açıklama Yapıldı
“Zafere Kadar“Heyeti Brüksel’de Halkların Baş Düşmanı ABD Konsolosluğu Önünde Eylemde
Siyonist İsrail’in Filistin’e yönelik işgal ve katliam saldırılarının sorumlusu olan halkların baş düşmanı ABD emperyalizmi Brüksel’de teşhir edildi.
Brüksel ABD konsolosluğu önünde yapılan eylemde “Zafere Kadar” heyeti ile birlikte Filistin’e gidecek olan Sevil Güler yaptığı konuşmada,
“Bizler Mahir Çayan’ın yoldaşlarıyız. George Abdallah’ın çağrısı üzerine bizler de Türkiyeli devrimciler olarak Filistin’e, Gazze’ye gidiyoruz. ” diyerek uzun yürüyüşü anlattı.











