TAYAD
Kuyu tipi hapishanelere karşı ve yoldaşlarının sevk edilmesi
için ölüm orucu direnişinin 318. gününde olan Serkan Onur Yılmaz, zorla
müdahale tehdidi ile hastaneye kaçırıldı. Karşılanabilir talepleri kabul etmek
yerine zorla müdahale ile işkence yapmak, direnişçiyi sakat bırakmaya,
katletmeye çalışmaktır. Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın yanısıra Bolu
F Tipi hapishane idaresi ve Köroğlu Hastanesi hekimleri de Serkan Onur’un
başına geleceklerden sorumludur.
Bu sorumluluklarını hatırlatmak için TAYAD’lı Aileler’in
çağrısıyla Faruk Ereren tarafından hastahane aradığında cevap vermek yerine
telefonu kapatmışlardır. Köroğlu Hastanesi hekimlerini Hipokrat yeminlerine
bağlı kalmaya çağırıyoruz.
Zorla Müdahale İşkencedir!
Serkan Onur Yılmaz Hasta Değil Direnişçidir Talepleri
Taleplerimizdir!
S,R,Y Tiplerinden Gazze’ye Zafer Yürüyüşü 3. Gününde Amsterdam ve Rotterdam’daydı
Zafere Kadar
Heyeti Filistin’e Gidiyor!- UZUN YÜRÜYÜŞÜN 3. GÜNÜ
Zafere kadar
heyeti 22 Eylül pazartesi günü Amsterdam ve Rotterdam’daydı. S-R-Y Tiplerinden
Gazze’ye giden Uzun yürüyüş Almanya’dan sonra Hollanda’ya geçti. Yürüyüşün
üçüncü günü Hollanda Amsterdam’da, ABD ve hemen yanında olan Türkiyekonsolosluğu
önünde eylem yapıldı. Sloganlarla
başlayan eylemde ilk Konuşmayı HHB enternasyonal adına İngilizce Sinan Ersoy
yaptı. Konuşmasında Filistin’de açlıktan ve soykırımdan birinci derecede
sorumlu olan Amerikan emperyalizmini ve işbirlikçi Türkiye ve Mısır faşizmini
teshir etti. ABD’nın dünya halklarının baş düşmanı olduğunu ve İsrail’in
ABD’nin Ortadoğu’daki jandarması olduğunu vurguladı. Eylem boyunca İngilizce ve
Türkçe sloganlar atıldı.
İkinci
konuşmacı Avrupa’daki Dev Genç’liler adına Yıldıray konuşmasına başladı.
Konuşmasında 77 yıldır süren işgali ve 2 yılı aşmış soykırımı anlattı.
Konuşmasını Komutan Ernesto “CHE” Guevara nın ‘Emperyalizme karşı her
zafer dünya halklarının zaferidir, yenilgisi ise tüm dünya halklarının
yenilgisidir” sözleriyle bitirdi. Konuşmasında SRY kuyu tiplerinde ölüm orucu
ile direnen Yoldaşımız Serkan Onur Yilmaz’ı da selamladı. Ardından Türkiyeli ve
Filistinli Özgür tutsaklar için “Serkan’dan Ahmad’a tutsaklara
özgürlük” sloganları atıldı. Eylem sloganlarla sonlandırıldı. Eylemimize
yaklaşık 30 kişi katıldı. Ardından Rotterdam’a doğru yola çıktık. Rotterdam’da
bir panel düzenlendi. Zafere Kadar heyetinde yer alan Halkın Hüküm Bürosu
Enternasyonal Büro (HHB-Enternasyonal) ve Grup Yorum temsilcilerimiz katıldı.
Ayrıca Hollanda Halk Cephesi adına da panele katılan oldu. HHB-Enternasyonal
Büro adına konuşan Sinan Ersoy Uzun Yürüyüşümüzü ve hedeflerimizi anlattı.
Ayrıca devrimci olduğumuzu vurgulayarak bizim misyonumuzu ve farkımızı
belirtti.
Grup Yorum
adına konuşan Berivan Gel; “Bizim tarihimiz enternasyonalist dayanışma
içinde geçmiştir. Bugün de Filistin halkının direnişini kendi direnişimiz
olarak görmekteyiz. O nedenle Filistin’e gidiyoruz.
Bir merkezden
bir merkeze S,R,Y kuyu tipi hapishanesinde devam eden ölüm orucu direnişinden
Gazze direnişine gidiyoruz ” dedi. Katılımcılar yoğun bir ilgiyle dinlediler
bizi ve panelin sonunda sorular sordular. Panele toplam dinleyici olarak 20
kişi katıldı.
Tutsak Direnişler Meclisi Emekçisi Merve Demirel’in Mektubu’nu Yayınlıyoruz
Merhaba
Herkese sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.
Diliyorum ki hepiniz iyisinizdir. Bizler de iyiyiz.
“Kuyu Tipi Tecrit İşkencesine Son” diyerek Ölüm
Orucu Direnişi’nde olan Özgür Tutsaklar Serkan Onur Yılmaz ve Ayberk
Demirdöğen talepleri için Bakırköy Kadın
Hapishanesi’nde Destek Açlık Grevindeyiz. Grup Yorum Emekçisi arkadaşımız Beyza
Gülmen 1 aylık bizler de ona destek olmak için 1’er haftalık ve 15’er günlük
açlık grevlerindeyiz.
Bir yanda Serkan Onur Yılmaz ve Ayberk Demirdöğen bir
tarafta Gazze. Bir yerde tercih edilmiş açlık bir yerde dayatılan açlık.
Anadolu’da büyüyen açlık barikatken, Ortadoğu’daki açlık bir saldırı. Serkan
Onur ve Ayberk Demirdöğen’in açlığının sonunda zaferi kazanacakken Gazze
açlığın sonunda yenilgi bulsun istiyorlar.
Şimdi iki habere de kilitlendik. Serkan Onur-Ayberk ve
Gazze! Yüreğimiz avcumuzda bekliyoruz. Elbette eylemsizlik haliyle değil. Şimdi
açlığımız avuçlarımızdaki taşlar gibi. Açlığımız yüzlerimizde kefiye.
Heyecanlıyım. Bir yandan da mahkememi düşünüyorum. 7 Ekim’de! Aksa Tufan’ının
yıldönümünde. Ben aç olacağım. Her bir Filistinli gibi. Bu beni mutlu ediyor.
Sanki kendimi Gazze’ye gidenlerle bir hissediyorum. Hatta Gazze’de
hissediyorum. Ve sürekli olarak şunu düşünüyorum; “adalet yoksa adaleti icat
etmek gerekir.!”
Ülkemizde işçiler-emekçiler, sanatçılar-aydınlar,
öğrenciler, kamu emekçileri ne yaşıyorsa adaletsizlik yüzünden değil mi?
Adalet, tüm dünyadaki tüm sorunların çözümü değil mi? Koşulsuz şartsız evet bu
sorunun cevabı. Hal böyleyken adalet istediğim için tutsağım işte. İşçi
grevlerine, direniş çadırlarına gittiğim için tutsağım. Her yolun sonunda
“Adalet İstiyorum” diyenlerin yanına varıp onlarla haykırdığım için
tutsağım. “Parasız Eğitim Haktır” dediğim için tutsağım.
“Eğitimde Özelleştirmeler Son” dediğim için tutsağım. Ben 7 Ekim’de
yargılanacakken Filistin Halkı da yüzyıllardır kendilerine uygulanan katliama 7
Ekim Aksa Tufanı Operasyonu ile cevap vermelerinin yıldönümünü hatırlayacaklar.
Evet açlıkla, ve bombalarla teslim alınmak istiyorlar. Ama direniyorlar.
Vatanlarından asla vazgeçmeyeceklerini haykırıyorlar. İşte bu haykırışı duymak
adaleti istemekle olur ancak. Ben adaleti istiyorum. Bunun için hiçbir mahkeme
beni suçluymuşum gibi yargılayamaz. Yine adalet isteyeceğim. Adaleti yeniden
icat edene kadar durmayacağım. Akıllarımıza kazınması gereken şu sözle
bitireceğim sözlerimi…ADALETSİZLİĞİ KANIKSAMAYACAĞIZ. HALKIMIZA DA
KANIKSATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ.
Bunun için Adaletsizliği kanıksamayan adalet için mücadele
eden herkesi 7 Ekim 2025 günü duruşmamın görüleceği İstanbul Çağlayan Adliyesi
32. ACM’ye bekliyorum.
Sevgi ve selamlarımla



















