belçika
Brüksel’de Halkın Avukatları ve Özgür Tutsaklar İçin Eyleme Sen De Katıl
Belçika Anvers’te Ölüm Orucu Direnişçileri İçin Duvar Gazeteleri Asıldı
10 Haziran’da Belçika’nın Anvers şehrinde Av. Ebru Timtik,Av. Aytaç Ünsal ile Özgür Tutsaklar Didem Akman ve Özgür Karakaya’nın
sürdürdüğü ölüm orucu direnişini anlatan duvar gazeteleri asıldı.
partiler ve meydanlara asılan duvar gazeteleri ile ölüm orucu direnişine dikkat
çekilirken AKP faşizmi teşhir edildi.
siyasi partiler ve halktan direnişçilerin haklı taleplerinin kabul edilmesi ve
ölümlerin durdurulması için Türkiye Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına
mail atarak aranmaları istendi.
20 Mayıs’ta iki Grup Yorum üyesi Bergün Varan ve SultanGökçek’in mahkemesi olması nedeniyle Grup Yorum’a ve taleplerine bir sahiplenme
de Belçika Anvers şehrinden geldi.
”Bergün ve Sultan Tahliye Edilsin! Grup Yorum’un Talepleri Kabul Edilsin! Halk
Cephesi” imzalı pankart asılarak Grup Yorum’a özgürlük şiarı bir kez daha
tekrarlanmış oldu.
Grup
Yorum’un iki tutsak üyesi Sultan Gökçek ve Bergün Varan’ın mahkemesi 20 mayıs
günü saat 14:20’de Çağlayan adliyesinde görülecek. Bu mahkeme aynı zamanda Grup
Yorum üyeleri İbrahim Gökçek ve Helin Bölek’in şehit düşmesinin ardından
görülecek ilk mahkeme olacak. Grup Yorum’un twitter hesabından yapılan
açıklamayla mahkemeye katılım çağrısı yapıldı.
yapamayacağı şey olmadığını öğrendim”
Limburg şehrinde anıldı.
topluca 1 günlük açlık grevinin sonunda yapılan anma programı 1 dakikalık saygı
duruşu ile başladı.
Mustafa’nın şehitliğini değerlendirdiği anmada şu görüşlere yer verildi:
hareketin ileri kadrolarının hayata geçirdiği direnişti, 1996 ölüm orucu da
benzer şekilde yine kadroların gerçekleştirdiği direnişti. 2000-2007 büyük ölüm
orucu direnişi ise savaşın halklaştığı, halkın savaştığı bir direnişe dönüştü.
Halkın destekleyen değil, bilfiil direndiği bir direniş olmuştur.
orucu ise halkın direnmeyi öğrettiği, nasıl mücadele edilmesi gerektiğini
gösterdiği bir direniş olmuş, şehitliği ile tüm dünyaya adaletsiz
yaşanmayacağını göstermiş oldu. “
ve şehitliği bana şunu gösterdi: Onurlu bir insanın yapamayacağı bir şey
yoktur”
önemini geç kavradık. O yüzden sahiplenmekte geciktik, eksik kaldık. Daha fazla
sahiplenerek bu şanlı ve büyük direnişi Mustafa’yı kaybetmeden kazanımla
bitmesini sağlayabilirdik”
Yorum’un direnişi çok zor koşullarda yürütüldü yürütülüyor. Önce deprem, sonra
İdlib’te yaşanan asker ölümleri ve sonrasında Korona ile sürekli gündemin
engeline uğradı. Yoksa çok etkili olacaktı direniş.”
tavrı beni çok etkiledi. Anne ve babasının “bizim başımızı yaktılar sen
kimsenin başını yakma” sözü çok önemli. Her koşulda oğullarının yanında
durdular. Mustafa’nın zorla müdahale işkencesinde vücudunda açılan “73 yara benim onurumdur” sözü tarihi bir söz
bana kalırsa”
babasının isteği hepimizin asla aklından çıkarmayacağı bir görev olmalı.
“Mustafa’yı unutturmayın” dedi. Unutturmamak onu yaşatmaktır”….
veriyor” şiirinin okunması ile sona erdi.
veriyor:
yatakta, yastıkların arasında ölmek.
gizli bir böcek dişinin kemirdiği
bir çiçek gibi yavaş yavaş solmak…
boş bir odada bırakılmış
bir mum gibi sessiz sedasız sönmek…
böyle bir ölüm verme tanrım,
bana böyle bir ölüm verme,
yıldırımın vurup geçtiği,
yahut fırtınanın kökünden söktüğü
bir ağaç olayım.
yeri göğü sarsan gök gürültüsünün
tepeden vadiye yuvarladığı bir kaya olayım…
bir gün bütün esir milletler
boyunduruktan usanarak ortaya atılınca,
kızarmış yüzlerle, al bayraklarla,
bayraklarında ”dünya özgürlüğü” parolasıyla;
bunu haykırsınlar,
haykırsınlar, doğudan batıya kadar
istibdat onlarla çarpışsın…
işte ben orada öleyim,
o savaş alanında.
genç kanım yüreğimden orada aksın,
dudaklarımda sevinç dolu son sözüm çınlarken
onu çelik şakırtıları,
boru sesleri, top gürültüleri yutsun.
soluyan küheylânlar kazanılmış zafere doğru dört nala koşarak
cesedimi çiğneyip geçsinler.
işte beni orada bıraksınlar, çiğneneyim.
dağılmış kemiklerimi orada bir araya toplasınlar…
yarın büyük bir gömme töreni gelince,
orada vakur ve ağır yas müziği ile
ve kara tüllerle sarılı bayraklarla
kahramanları müşterek bir mezara koysunlar;
onlar ki, ey dünya özgürlüğü, senin uğrunda öldüler.
özgürlük ve sevmek,
bu ikisi gerek bana!
aşkım için, yaşamım
feda olsun,
özgürlük uğruna aşkım!
Dünya’nın her yerinde olduğu gibi Belçika’nın Anvers şehrinde de Halk Cepheliler 1 Mayıs’ı alanlarda karşıladılar.
Sonrasında şehrin en işlek meydanlarında bisikletler üzerinde sosyalizmin kızıl bayrakları dalgalandırıldı. Anvers halkının yoğun ilgisi, fotoğraf, video çekimleri ve alkışlarıyla 1 Mayıs marşı, ”Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!, Helin Bölek Ölümsüzdür!, Mustafa Koçak Ölümsüzdür! İbrahim Gökçek Onurumuzdur!” sloganları şehrin sokaklarında yankılandı.
1,5 saat süren 1 Mayıs eylemi iradi olarak bitirilecekken Anvers polisi Korona bahanesiyle hazımsızlığını bir kere daha gösterdi. 6 Halk Cephelinin kimlikleri alınarak, Korona tedbirlerini ihlal ettikleri gerekçesiyle para cezası kesileceği bildirildi. 1,5 metre mesafe kuralına uyduklarını ne kendi ne de halkın sağlığını tehlikeye atmadıklarını, 1 Mayıs’ı kutlamanın yasak olmadığını dile getiren Halk Cepheliler bu cezayı kabul etmeyeceklerini, itiraz edeceklerini söyleyerek alandan ayrıldı.pencerelerinden bayraklarımızı, pankartlarımızı dalgalandıralım çağrısına uyan
Halk Cepheliler, evlerinin pencerelerine “Yaşasın 1 Mayıs” yazılı
dövizler ve pankartlar astılar.
pankart ve bayraklarla, parktaki kızıl bayraklarımızla, 1 Mayıs kutlamasına bu
yıl yeni bir biçim eklenmiş oldu.
asılan pankartlardan birinde “Halkın adaleti için mücadele devam ediyor! Yaşasın 1
Mayıs” yazılıydı.
Sokaklarımızda, Evlerimizde
Dalgalandıralım
Taşıyalım!
mitingler yasaklanmış durumda.
nedeniyle ölümler sürerken, önlemleri yine tekellerin isteği doğrultusunda
gevşeten emperyalist hükümetler, 1
Mayıs’ta yasakları sürdürüyorlar.
Cephelileri, tüm Grup Yorum sevenleri;
çıkarak kızıl bayraklarımızı dalgalandıralım. Liege ve Anvers’te meydanlarda olacağız,
kendi sokaklarına çıkarak, kızıl bayraklarıyla yürüyebilirler.
uygunsa oraya kızıl bayraklarımızı asalım; küçük ebatlarda da olsa, “yaşasın 1
mayıs” yazılı pankartlarımızı asalım.
halkının 1 Mayısını kutlayalım.
1 Mayıs marşını ve Enternasyonal marşını (ve yine tüm halkların tanıyacağı Cav
Bella, Avusturya işçi marşı gibi marşları) halkın duyabileceği şekilde
çalmalıyız.
gördü. 1 Mayıs işçi sınıfının birlik,
mücadele dayanışma günüdür. İşçi sınıfı birleşerek, sosyalizm kavgasını
yükseltmelidir.
İbrahimler’in taleplerini dile getireceğiz.
şarkılarımızla, açlığımızla direniyoruz.
şarkılarımızla, açlığımızda alanlara çıkıyoruz.


























