belçika
Belçika’da Dev-Genç’ Lirler, Dev-Gençli Özgür Tutsaklara Mektup Yazdı.
15 Kasım Pazar günü Belçika’da Dev-Genç’ lirler, Dev-Gençli
Özgür Tutsaklara mektup yazdı. Toplam 7 mektup yazarak Dev-Gençli Adalet
Karataştan’a ve Alişan Taburoğlu’na mektuplarımızı gönderdik. Gençliğin yarım
asırlık tarihinden güç alarak, tecrit ve teslim alma politikalarına karşı
direnen Dev-Genç’li tutsaklar onurumuzdur!
Yazdığımız Mektuplarla Tecritti kıralım
Özgür Tutsaklar Onurumuzdur
Belçika Liege Direnişlerle Dayanışma Komitesi Süresiz Açlık Grevine Devam Ediyor
başlattığı süresiz açlık grevi devam ediyor. Aytaç’ın ve Özgür’ ün direnişler
zaferle sonuçlandı. Şimdi sıra Didem’de. En temel hakkı için ölüm orucunun 201.
gününde. Kendi yasalarına uymayan faşist hükümet Didem’ in sevk talebini derhal
kabul etmeli. Bizlerde bu direniş zaferle sonuçlanana kadar açlığımızla
direnişe ortak olacağız!
sürdürdüğü Ölüm Orucuyla dayanışmak için bu Cumartesi Belçika’nın
Brüksel şehrinde yapılacak eyleme tüm halkımız davetlidir.
Belçika Halk Cephesi: 12 Temmuz’da Tüm Avrupa’yla Birlikte Biz De Açlık Grevindeyiz

12 Temmuz’da Tüm Avrupa’yla Birlikte
ölüm orucu direnişçilerini.
bayraktarları olan ölüm orucu direnişçileri, her türlü destek ve sahiplenmeyi
hak ediyorlar.
kişiyle başladık. Sonra 45 olduk, sonra 80 ve son açlık grevinde 102 kişi idik.
sahiplenmemizi büyütmeyi hedefleyelim.
talebimizi açlığımızla haykıralım!
katmayı hedefleyelim.
ilerici demokrat vatansever duyarlı, haktan adaletten yana insanları açlığımıza
ve mitinglerimize, yürüyüşlerimize davet edelim.
vermelerini isteyelim.
Bu engeller karşımıza çıktığında, Ölüm orucu direnişçilerinin bir deri bir
kemik kalmış hallerini düşünelim. Sahiplenmenin onurunu, zorunluluğunu
düşünelim. O zaman mutlaka engelleri aşmanın yolunu buluruz.
Direnişimizin coşkusuyla kucaklıyorum hepinizi. Neden ölümorucu yaptığımızı biliyorsunuz hepinizi.
Neden ölüm orucunda olduğumuzu biliyorsunuz hepiniz. Taleplerimizi
duyurduk. Ama bilmek ve bilince çıkarmak arasında bir fark var biliyorum. Bir
talebin gerekliliğini etinde, kemiğinde, iliğinde hissetmek çok daha farklı.
Kağıt üzerinde sıralanmış talepler değil bunlar. Her gün bizi, sizi soluksuz
bırakacak şekilde bir adaletsizlik bombardımanı altında yaşıyoruz.
her birimiz bu cümleleri kuruyoruz. Ama o açlığın acısını bir Adem Yarıyıcı
kendini yaktığında duyuyorsunuz belki de. Neden? Vicdan! Sizin de çocuklarınız
aç belki ama en ateşli halini Adem’in yanık bedeninde görüyoruz. Ya da ondan
öncekiler gibi intihar edenlerde, hem de ailece kendini yok edenlerde.
yaşamımızda. Her gün onlarca dava, onlarca mahkeme görülüyor. Çıkan kanunsuz,
hukuksuz kararlar normal geliyor belki bize. Geçtiğimiz günlerde Burhan
Kuzu’nun baskı altına aldığı hakimler üzerinden yürüdü tartışma örneğin. Ne var
ki onda? Bu ülkenin devrimcileri, yurtseverler, bu düzene muhalif olanlar,
hatta muhalifliği bırakın eleştirenler, hatta bu düzenin başındaki partiye oy
verip de, bir gün ‘açım, işsizim’ diye eyleme geçenler… Bir halk, koca bir halk
her gün yaşıyor bunu. Çorlu Davasını hatırlayın, Rabia Naz’ı hatırlayın.
Soma’yı, Berkin’i, Aladağ’ı, Dilek Doğan’ı, Ali İsmail Korkmaz’ın davalarını
hatırlayın. Adaletsizliği normal gördüğümüz için bu kadar pervasızca devam
edebiliyorlar. Örneklerini yaşamadık mı? Herhangi bir haksızlık karşısında
verilen cezasızlık, sadece internette bile gündem olunca, kararlar değişip
cezalar veriliyor. Demek ki o adaleti mahkemeler değil, var olan kanunlar
değil, örgütlü halk sağlıyor. Bir kanunun, yasanın nasıl uygulanacağına biz,
siz, hepimiz karar veriyoruz. Sesimizin çıkmadığı her dava cezasızlıkla
sonuçlanıyor. Katiller, hırsızlar aklanıyor, üstüne madalyalar veriliyor, terfi
ettiriliyor. O halde bugün bunca yaşanan adaletsizliklere dur demeye gücümüz
var. Bizbu gücü gösterebilmek için koyduk ömrümüzü ortaya. Çünkü birimizin,
binlercemizin hayatından daha değerlidir Adalet. Bir halkı yücelten de,
yozlaştıran da onun vicdani değerlerinin gücüdür. Adaletsizliklerin, bazen
terör demagojisiyle, bazen sulandırılmış tartışmalarla, bazen milliyetçilik ya
da dini olgularla doğallaştırılması, meşrulaştırılması asıl olarak halkın değer
yargılarını değiştirmek için. Bunu kabul etmeyiz.
topraklarının bize sunduğu. Halkın türkülerine konu olan, halkın efsanelerindeki,
destanlarındaki kahramanlara bakın. Kimi eşkıya der onlara, kimi çapulcu. Ama
hepsi adaletsizliğe başkaldıranlardır. Baba İshak, Bedreddin, Pir Sultan,
Çakırcalı Efe, Alişer, Seyit Rıza, Mahir, Deniz… Hepsi… Bu halkın, bu toprağın
masallarında, türkülerinde, ağıtlarında yer tutanların adaletsizliklere karşı
savaşanlar olması tesadüf mü? Hayır değil. İşte bu geleneği, bu değerler
toplamını yok etmeye çalışıyor AKP. Geçmişimize, geleceğimize sahip çıkın,
vatanımıza, bu vatanda yarattığımız zenginliklere sahip çıkın. Adalet için
açlığa yatmamızın özündeki neden budur. Bir grubun, bir topluluğun talebi,
eylemi değildir bu. Halk için, halk adına istiyoruz adaleti. Sesiniz
sesimizdir, siz de haykırın; Adalet İstiyoruz!

Belçika’nın Limbur bölgesinde Belçika’da yayımlanan Bizim Mahalle mecmuasının dağıtımı yapıldı. Çat kapı yapılarak dağıtılan çalışmada 7 eve ulaşıldı. Derginin anlatıldığı, ne için çıkarıldığının açıklandığı çalışma ulaşılan insanlarca beğeni ile karşılandı. Bir ülkücü dernek üyesi, dernekte masalara koymak için bir kaç tane fazladan dergi istemesi de insanların kendi sorunlarını ve çözümlerini bulduğu yayınların etkili olduğuna bir örnekti. Evet Bizim Mahalle dergisi Belçika’da yaşayan insanların genelinin yaşadığı sorunları anlatıyor ve neler yapılması gerektiği konusunda yol gösteriyor.
Bizim Mahalle Dergisini İndirmek İçin Tıklayınız








