halkın hukuk bürosu
Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından Naim Eminoğlu’nun Gürkan Türkoğlu’na Yapılan Zorla Müdahale Sonrası Açıklamamsını Yayınlıyoruz
BİRİNCİ VİDEO
Şimdiye kadar
gördüğünüz gibi açlık grevlerine zor müdahale
sözde tedavi gerekçe zorla müdahale daima son derece olumsuz şekilde
sonuçlandı.
İkinci TAYAD VE NAİM
Arkadaşlar
merhaba bugün ÇHD Derneği İstanbul bugün aldığımız haber üzerine Antalya’ya
geldik.
Antalya Şehir
Hastahanesinin önündeyiz. Görüşen Avukat arkadaşlar görüştüler direnişçilerle.
Şu an burada 3
tane açlık grevcisi Gürkan Türkoğlu, Tahsin Sağaltıcı ve Hüseyin Özen hastanede
zorla istenmedik bir şekilde tutuluyorlar.
Ve biz bugün
Gürkan Türkoğlu’na zorla müdahale yapıldı. Şunun anlamı şudur arkadaşlar açık
ve net bunu yapan doktorlar kamu görevini sıfatını kullanarak bir insanın beden
bitimine öldürme kastıyla zarar vermişler.
Bunun cezası ağırlaştırılmış.
Doktorlara
buradan sesleniyoruz yapmayın yapmayın Dersimdeki başhekimin başına
geldiklerini gördünüz yapmayın.
Burada adalet
bakanına sesleniyoruz yapmayın.
Bu işler bugün
biter sorumlusu siz olursunuz. Size atarlar siyasi iktidar size atar. Bu zorla
müdahale cinayettir. İnsanları sakat bırakmaktır. Bunu burada ifade etmek
istiyorum. Bir an evvel son verin.
Yoğun bakımdan
alın yanına refakatçisini verin. Direnişçiler zaten sağlık siz merak etmeyin.
Direnişçiler
hasta değil direnişçi. Aynı zamanda Tahsin durumu şu an kritik Tahsin sağaltıcı
suyu ve şekeri kesti haberini aldık. Bu durumdan da bizzat adalet bakanlığı ve
sağlık bakanlığı sorumlu.
Zorla müdahale
cinayettir. Böyle bir şeye teşebbüs ederseniz açık bir şekilde Türk Ceza
Kanunları 82.nitelikli halde suçlu olursunuz. Bu cinayete teşebbüstür. Bu
cinayettir. Burada suç işliyorsun. Bize
avukat arkadaşımız verdiği bilgi şöyle; doktor demiş ki muayene eden doktor ben
bilmiyorum nasıl müdahale edeceğimi bu ne demek siz bilmediğiniz bir işi başakların
emir ve talimatıyla yapıyorsunuz.
Ama kurtulamayacaksınız
kurtulamazsınız. Hukuken de siyasal olaraktan sorumlu olursunuz.
Yapmayın burada
bunu şey yapmak istiyoruz. Buradaki direnişin tek çözümü var çok basit ve sade
bu insanları kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevkini sağlamak. Bu kadar
basit. Daha önce 38 40 kere bu işi yaptınız. Tekrar yapıla bilinir. Bu adalet
bakanı Akın Gürlek ile ilgili bir şey değil. Bu en temel insani veridir. Kuyu
tipi bu ülkeye bu ülke insanlara aykırı topluma aykırı bir hapishane tipidir
kapatılmalıdır. Bu nedenle zorla müdahale cinayettir diyoruz biz. Burada İHD’li
arkadaşlar da var ÇHD’de var TAYAD’lı ailelerde var ailelerde var burada. Biz buradayız.
Bu direnişçilerin talepleri kabullenene kadar buradayız. Başhekime
sesleniyoruz. Savcılığa uyma vebalini alamazsın başhekim. Dersim başhekim gibi
olursun. Savcıya uyma. Doktorlara sesleniyoruz. Savcıya uyma O savcılarda
kendilerini bir şey sanıyorlar. Uymayın suç işliyorsunuz adam öldürme suçu
işliyorsunuz uymayın biz buradan bunu diyoruz.
Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarının Verdikleri Bilgiye Göre Zorla Müdahale İşkencesine Uğrayan Gürkan Türkoğlu’nun Hayati Tehlikesi Devam Ediyor
Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından Verdikleri Bilgiye
Göre Zorla Müdahale İşkencesine Uğruyan Gürkan Türkoğlu’nun Hayati Tehlikesi
Devam Ediyor
HHB avukatları tarafından verilen bilgiye göre önceki gün
zorla müdahale edilen açlık grevi direnişçisi Gürkan Türkoğlu’nun bilinci
kapalı, halen koma halinde, hayati tehlikesi devam ediyor.
Doktorun TTB’nin tavsiyeleri doğrultusunda tedavisini
yaptıklarını söylediğini ancak vucudunda enfeksiyon bulduğunu, bu nedenle
antibiyotik verildiğini ifade eden avukatı iç organları ciddi şekilde hasar
alan Gürkan Türkoğlu’nun hayati tehlikesinin halen devam ettiğini belirtti.
Aynı hastanede tedavileri devam eden Tahsin Sağaltıcı ve
Hüseyin Özen’in ise hayati tehlikeleri bulunmuyor.
Avukat Günay Dağ Almanya’daki Polis Baskınlarını, Polisin Yasadışı Faaliyetlerini Değerlendirmesi
“ALMANYA’DAKİ SON OPERASYONUN TEMEL AMACI DELİL ÜRETMEK, YENİ
KOMPLOLARA ZEMİN HAZIRLAMAKTIR. BKA YASADIŞI FAALİYETLERLE DELİL YARATMA SUÇU
İŞLİYOR”
HHB Enternasyonal Büro’dan halkın avukatı Günay Dağ’la Almanya’da
Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği’ne ve 5 eve yönelik polis baskınları
hakkında yapılan röportaja ilişkin videoyu yayınlıyoruz.
Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonel Açıklaması: Demokratik Haklarini Kullandiği İçin Tutuklanan Berdan Efe Özder’in Alikonulmasi Ve Sinir Dişi Karari Gayri Meşrudur
DEMOKRATİK HAKLARINI KULLANDIĞI İÇİN TUTUKLANAN BERDAN
EFE ÖZDER’İN ALIKONULMASI VE SINIR DIŞI KARARI GAYRI MEŞRUDUR, HUKUKSUZDUR.
BERDAN EFE ÖZDER DERHAL SERBEST BIRAKILSIN, SINIRDIŞI
KARARI KALDIRILSIN!
„Filistin‘e
Can Olmaya Gidiyoruz“ sloganıyla 20 Eylül’de Berlin’den yola çıkan ve 8 Ekim’de
Mısır‘a giden Zafere Kadar Heyetinin Kahire havaalanında işkenceyle gözaltına
alınmasını protesto etmek ve heyet üyelerini sahiplenmek amacıyla demokratik
haklarını kullanarak Mısır devletinin Paris Büyükelçiliği önünde eylem yapan
Berdan Efe Özder ve Uğurtan Sağır, Fransız polisi tarafından işkence ile
gözaltına alınmıştı. Ertesi gün serbest bırakılmaları gerekirken Özder ve
Sağır, gözaltında direndikleri gerekçesiyle gözaltı süreleri keyfi olarak uzatılarak
iki gün boyunca alıkonuldular.
İki
günlük gözaltı sürecinin ardından Fransa oturumlu olan Uğurtan Sağır serbest
bırakılırken Belçika oturumlu olan Berdan Efe Özder serbest bırakılmayarak,
sınırdışı edilmek üzere, geri gönderme merkezine gönderilmiştir.
Sınırdışı
kararı ve tutukluluk durumuna ilişkin yapılan itirazı reddeden mahkeme
tutukluluğun sınırdışı işlemi gerçekleşene kadar devamına devamına karar
vermiştir.
Mahkeme,
tutukluluğunun devamı kararına gerekçe olarak, Berden Efe Özder’in;
- Gözaltına alındığı sırada polise direnmesini,
- Çıplak arama dayatmasını kabul etmemesini,
- Poliste ifade vermeyi reddetmesini yani susma
hakkını kullanmasını göstermiştir.
Bu
gerekçelerle Berdan Efe Özder’in alıkonulmasına karar veren mahkeme, tıpkı
Türkiye faşizminin mahkemeleri gibi, bir demokratik hak kullanımını
cezalandırmak için kendi hukuklarını, kendi yasalarını ve uluslararası hukuku,
evrensel ilke ve değerleri nasıl açıkça çiğneyebildiklerini, dolayısıyla
burjuva demokrasinin, burjuva hukukunun iki yüzlülüğünü bir kez daha
göstermiştir. Her şeyden önce, Berdan Efe Özder’in gözaltına alınmasına ve
hakkında sınırdışı kararı verilmesine neden olan eylem ifade özgürlüğünün ve bu
özgürlüğün kullanımının bir biçimi olan toplanma özgürlüğünün kullanımından
ibarettir ve Fransız hukuku açısından da bir suç olarak kabul edilemez.
Fransa’da
„demokratik cumhuriyetin“ temellerini oluşturan 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları
Bildirgesi (Déclaration des Droits de l’Homme et du Citoyen – DDHC)
“Düşüncelerin ve görüşlerin serbestçe açıklanması insanın en değerli
haklarından biridir; her yurttaş, Kanun’un belirlediği durumlar dışında bu
özgürlüğü kötüye kullanmaktan sorumlu olmak kaydıyla, serbestçe konuşabilir,
yazabilir ve yayınlayabilir.” diyerek yaklaşık 236 yıl önce ifade ve
toplanma hakkını güvence altına almıştır.
Toplanma
Özgürlüğü Yasası da kapalı alanlardaki toplantıların önceden bildirim
zorunluluğu olmaksızın, halka açık yollarda veya alanlarda yapılacak
gösteriler ve yürüyüşler için ise önceden bildirimde bulunulmak şartıyla
herkesin toplanma özgürlüğüne sahip olduğunu düzenlemiştir. Ancak açık
alanlarda yapılacak gösteri ve yürüyüşler için getirilen bildirim şartı bir
izin değil, kamu düzenini sağlamak amacıyla yapılan bir bilgilendirmeden
ibarettir. Bu bildirim, hakkın kullanımını sınırlamak veya başka bir amaçla
değil yalnızca yapılmak istenen toplantının güvenliğinin ve kamu düzeninin
sağlanmasına yönelik gerekli önlemlerin alınabilmesi için getirilmiş bir şartı
ifade eder. Bildirimde bulunulmaması eylemi kanunsuz/hukuka aykırı hale
getirmez. (Buna ilişkin pekçok AİHM kararı mevcuttur.) Dolayısıyla bu
gerekçeyle kişilerin gözaltına alınması/tutuklanması hukuka aykırıdır.
Toplantı
ve gösteri hakkı (basın açıklaması, yürüyüş vb protesto eylemleri) Türkiye
faşizmi koşullarında dahi -kağıt üstünde bile olsa- anayasal/demokratik haklar
olarak kabul edilmiştir. Bu haklar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) vb
uluslararası sözleşmelerle de „güvence altına alınmış“ demokratik haklardır. AİHS’nin
Madde 10’u ifade özgürlüğünü ve Madde 11’i barışçıl toplanma ve
örgütlenme özgürlüğünü düzenler. AİHM kararları, Fransız hukuku için
bağlayıcıdır ve özgürlüklerin kısıtlanmasının “demokratik bir toplumda
gerekli” ve “orantılı” olmasını şart koşar. Bu durum karşısında;
hiçbir suç unsuru içermeyen, yalnızca iki kişi tarafından gerçekleştirilen ve demokratik
bir hakkın kullanımı niteliğindeki bu eylemin suçlamaya konu edilmesinin,
Berdan Efe Özder’in gözaltına alınıp özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının
hukuka aykırı olduğu, ifade ve toplanma özgürlüğünün ihlali olduğu açıktır.
Yine
Berdan Efe Özder’in susma hakkının kullanmasının tutukluluğunun devamına karar
verilmesine gerekçe olarak gösterilmesi de açıkça hukuka aykırıdır ve suçtur. Fransız
Ceza Muhakemesi Kanunu (Code de procédure pénale) Madde 63-1‘i uyarınca,
“gözaltına alınan bir kişi kimliğini beyan ettikten sonra, kendisine sorulan
sorulara cevap verme veya susma hakkına sahiptir.” Susma hakkı, Roma
Statüsü’nün 55. maddesinde ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. Maddesinde
de adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınmıştır. Dolasıyla susma
hakkının kullanımının herhangi bir şekilde suçlama konusu edilmesi veya gözaltı-tutuklama
gibi tedbirlere gerekçe olarak gösterilmesi de açıkça hukuka aykırıdır.
Aynı
şekilde, kişinin hukuka aykırı olarak gözaltına alınmasına karşı pasif direniş
göstermesi veya aşağılayıcı, onur kırıcı davranış niteliğindeki çıplak arama
dayatmasına karşı çıkması, rıza göstermemesi de bir haktır ve suçlama konusu
edilemez, gözaltı-tutuklama gibi önleyici tedbirlere gerekçe yapılamaz.
Berdan
Efe Özder, yasal-demokratik bir hakkının kullandığı için, son derece meşru
nitelikte bir eylemi nedeniyle Fransa’dan sınır dışı edilme ve 2 yıl boyunca
ülkeye giriş yasağı tehdidi ile karşı karşıyadır. Bu durum yukarıda da
belirttiğimiz gibi açıkça hukuka aykırıdır, keyfi ve siyasi nitelikli bir
tutumdur.
Fransız
makamları bu keyfi ve hukuka aykırı tutumlarından vaz geçmeli, siyasi nitelikli
tutuklama ve sınırdışı kararlarını kaldırılmalı, Berdan Efe Özder derhal
serbest bırakılmalıdır.
BERDAN EFE ÖZDER DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
SINIRDIŞI KARARI KALDIRILSIN!
HALKIN HUKUK BÜROSU ENTERNASYONAL BÜRO
Halkın Avukatı Ebru Timtik Ölümsüzdür “Avukat Ölse Bile Mezarında Hak Arar”
Adil Yargılanma hakkı için sürdürdüğü Ölüm Orucu Direnişinin
238. Gününde Şehit Düşen Avukatımız Ebru Timtik’in Ölümsüzlüğünün 5. Yılında anıyoruz.
“Sende ölüm bile aydınlık
Onu da yendin sonunda
Bitmez, burada bitmez
Yürüyünce ölüme karşı
Yaşamak sonsuz
Ağlar aç bir çocuk
Fabrika kapısında
Şimdi “Ebru” uyanacak…”
27 Ağustos 2025 – Çarşamba saat 16.00 Tüm Halkımızı
Avukatımız Ebru Timtik’in Başucunda Yapılacak anmada Baş ucunda Olunacak Gazi
Mezarlığı
Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları İçin Avrupalı Hukukçular Derneği Günay Dağ İçin Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığına Mektup Gönderdi
23 ülkeden binlerce avukatı temsil eden Demokrasi ve Dünya
İnsan Hakları için Avrupalı Hukukçular Derneği (ELDH) iltica hakkı için süresiz
açlık grevindeki avukat Günay Dağ’la dayanışma için Yunanistan Göç ve İltica
Bakanlığı’na bağlı itiraz makamına bir mektup gönderdi. Mektupta, “Temyiz
Makamı’nı, Sayın Dağ’ın davasını sadece bireysel bir koruma meselesi olarak
değil, aynı zamanda hukuki bağımsızlık, siyasi haklar ve uluslararası insan
hakları ilkelerinin savunulması için daha geniş sonuçları olan bir dava olarak
değerlendirmeye saygıyla davet ediyoruz. Sayın Dağ ile tam dayanışma içindeyiz
ve onun sürekli korunmasının hem gerekli hem de yasal olarak haklı olduğuna
şiddetle inanıyoruz.” denildi.
Halkın Avukatı Günay Dağ İltica Hakkının Gasp Edilmesine Karşı Direnişinin 32. Gününde
İltica hakkının gasp edilmesine karşı 12 Mayıs’ta süresiz açlık grevine başlayan halkın avukatı Günay Dağ direnişinin 32. gününde, 12 Haziran perşembe günü yine Atina’nın en işlek meydanlarından Propilia meydanındaydı.
“POLİTİK İLTİCA HAKTIR, GASP EDİLEMEZ. TÜRKİYELİ DEVRİMCİ AVUKAT GÜNAY DAĞ İLTİCA HAKKI İÇİN AÇLIK GREVİNDE. TALEBİ KABUL EDİLSİN, İLTİCA HAKKI GERİ VERİLSİN” yazılı pankart ve dövizlerin yer aldığı eylemde imza standı açıldı. Avusturya ve İsviçre’den tatil için gelen misafirlerimizin de destek ziyaretinde bulunduğu eylem bir buçuk saat sürdü. Bir buçuk saat boyunca 500’den fazla bildiri dağıtılarak direnişin talepleri Yunan halkına anlatıldı ve 45 imza toplandı.







