açıklama
Yunan Polisi Konstantina Kartsioti’yi Taciz Etmekten Vazgeçsin
Anti-Emperyalist Cephe Yunanistan mensubu olan
yoldaşımız Konstantina Kartsioti Yunan polisi tarafından gene taciz edilmeye
başlanmış.
Gene diyoruz, çünkü bu daha öncede yaşanmıştı.
Taciz ediliyor diyoruz, çünkü evini göstere
göstere gece-gündüz izliyorlar.
Ve belli ederek gittikleri yere takip ediyorlar.
Yunan polisi bunu neden yapıyor?
Çünkü Konstantina Kartsioti yoldaşları, Yunan
halkı ve dünya halkları için, gece-gündüz demeden, uykusuz kalarak, oradan
oraya koşturarak, faaliyet yürütüyor.
Biz Konstantina’yı Yunanistan’daki Halk Cephe’li
tutsaklara sahip çıkmasından biliyoruz.
Filistin halkının yanında durmasından biliyoruz.
AEC adına Filistin yürüyüşüne katılarak, Mısır’daki Rafah kapısından Gazze’ye
geçmek istemesinden biliyoruz.
Lübnan halkına gösterdiği destekten biliyoruz.
Ansar Allah ile katıldığı konferanslardan
biliyoruz.
NATO-ABD’nin saldırdığı Donbas ve Rusya halkına
sahip çıkmasından biliyoruz.
Kuyu Tipi Hapishanelerde süresiz açlık grevi ve
Ölüm Orucu yapan tutsaklara sahip çıkmasından, onlar için defalarca dayanışma
açlık grevi yapmasından biliyoruz.
Şimdide ABD ve İsrail Siyonizmin saldırdığı İran
halkına destek veriyor.
Konstantina her zaman tarafını belli etmiştir. O
her zaman ezilen ve sömürülen dünya halklarının yanındadır.
Tabi Yunan polisinin onu taciz etmesi,
Yunanistan’ın da tarafını net göstermektedir:
Yunan devleti de katliamcı- sömürgeci- insanlık
suçu işleyen ABD emperyalizm ve faşist, siyonist İsrail devletinin yanındadır.
Yunan polisi Konstantina Kartsioti’yi rahatsız
etmekten vaz geçsin.
Eğer yoldaşımız Konstantina’nın başına herhangi
bir şey gelirse, bundan Yunan devletini sorumlu tutacağız. Yunan devlet aygıtının
içindeki polis teşkilatını sorumlu tutacağız.
Konstantina Kartsioti yanlız değildir.
Onun yoldaşları ve dünya halkları yanındadır.
Anti-Emperyalist Cephe Fransa
Fransa Dev-Gençten Açıklama Alman Emperyalizmi Devrimcilere Saldırmaya Devam Ediyor!
17 Aralık gecesinde
Temel Haklar ve Özgürlükler derneği alman emperyalizmi tarafından basıldı.
Dernekte bulunan Eda Deniz Haydaroğlu, Berfin Özder, Veli Eren
arkadaşlarımız ters kelepçe ile saatlerce bekletilmiştir ve Azad Mehmet Gömül
129 a/b soruşturması kapsamında gözaltına alınıp bırakılmıştır.
Baskılar, baskınlar
bizi yıldıramaz!
-Fransa Dev-Genç
Avukat Günay Dağ Almanya’daki Polis Baskınlarını, Polisin Yasadışı Faaliyetlerini Değerlendirmesi
“ALMANYA’DAKİ SON OPERASYONUN TEMEL AMACI DELİL ÜRETMEK, YENİ
KOMPLOLARA ZEMİN HAZIRLAMAKTIR. BKA YASADIŞI FAALİYETLERLE DELİL YARATMA SUÇU
İŞLİYOR”
HHB Enternasyonal Büro’dan halkın avukatı Günay Dağ’la Almanya’da
Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği’ne ve 5 eve yönelik polis baskınları
hakkında yapılan röportaja ilişkin videoyu yayınlıyoruz.
Bu Mahalle Bizim-Çayan: Selam Olsun Direnen Filistin Halkına!
Özgür
Tutsaklar Kuyu Tiplerine Karşı Direniyor, DİRENİŞ S, R, Y TİPLERİNDE
Gazze’de
Filistin Halkı, Açlığa, Katliamlara, Mülteciliğe Karşı Direniyor; DİRENİŞ
FİLİSTİN’DE…
İKİ DİRENİŞ,
İKİ MERKEZ diyerek Gazze’ye yürüyen Halk Cephe’lilere selam olsun.
Gazze’de,
Kuyu Tiplerinde emperyalizme karşı direniş devam ediyor. Saldırının olduğu
yerde halkların direnişi meşrudur. Emperyalizm ve İşbirlikçi oligarşi
onursuzluğu ve teslimiyeti dayatıyor, “direnmeyin teslim olun” diyor, “bize biat
edin” diyor.
Karşılarında
emperyalizmle asla uzlaşmayan özgür tutsaklar açlıkları ile Kuyu Tiplerinde
direniyorlar, sesleri yayıldı yosun tutmuş Kuyu tiplerinden, Anadolu’ya
yayıldı, Gazze’ye ulaştı. Direnenler zafer kazanır, 16 kez zafer kazandı Özgür Tutsaklar.
Filistin
halkı da zafer kazanacaktır. Direnenler zafer kazanır, emperyalizm yenilecek,
direniş kazanacaktır.
Avrupa’dan
Filistin’e yürüyenlere selam olsun!
BU MAHALLE
BİZİM ÇAYAN
Yunanistan, Korydallos Kadın Hapishanesinden Politik Tutsaklar Marianna Manoura Ve Dimitra Z.’nin Açıklaması
Türkiyeli devrimcilerin açlık grevi zaferle sonuçlansın!
Anti-emperyalist Cephe’nin uluslararası çağrısına yanıt
olarak, bugün 7 Mayıs 2025 tarihinde, Türkiye’de açlık grevinde olan direnişçiler
Sercan Ahmet Arslan, Mulla Zincir, Serkan Onur Yılmaz, Bakican Işık, Yurdagül
Gümüş, Mihat Öztürk, Hasan Ali Akgül, Ali Aracı, Ayberk Demirdöğen ve Fikret
Akar’a dayanışmamızı göndermek istiyoruz.
Bizim de bir günlük destek açlık grevi yaptığımız ve 2024
Ekim ayında başlayan açlık greviyle sürdürülen bu direnişe katılan 10 tutsak,
Türkiye’nin S, R ve Y tipi yüksek güvenlikli hapishanelerine karşı mücadele
ediyor. Bu hapishaneler, 6 metrekarelik hücreleri, günde 23 saat tek başına
tecridi, yalnızca bir saatlik tek başına veya en fazla 2 kişiyle sınırlı
havalandırma hakkı ve 24 saat kamerayla gözetim altında tutulan insanlık dışı
koşullarıyla biliniyor.
Uluslararası devrimci dayanışma, siyasi ve örgütsel görüş
birliği gerektirmese de, radikal hareketlerin önemli bir parçasıdır.
Hapishanelere –özellikle de yüksek güvenlikli hapishanelere– karşı yürütülen
mücadele ve bu mücadeleye verilen her destek, baskıcı devlet-kapitalist
sistemin en uç örneklerinden biri olan bu kurumların varlığına karşı zorunlu
bir tavırdır.
Bizler, hem tutsaklar hem de anarşistler olarak, Türk
devrimcilerinin mücadelesinin yanında olmaktan başka bir şey yapamayız.
Türkiyeli Savaşçıların Açlık Grevi Zaferle Sonuçlansın!
Talepleri Derhal Kabul Edilsin!
Son Hapishane Yıkılana Dek Mücadele!
Kyriakos Xymitiris Burada.
Marianna Manoura, Dimitra Z.
Korydallos Kadın Cezaevi, Yunanistan
Anti-Imperialist Front GB
Grup Yorum Açıklama: Grup Yorum Üyesi İhsan Cibelik 4 Sene 3 Ay Hapis Cezasına Mahkûm Edildi!
Mayıs 2022
tarihinde 3 devrimcinin evleri basılarak önce işkenceyle gözaltına alınıp
ardından tutuklandılar. İhsan Cibelik, Özgül Emre ve Serkan Küpeli’yi
ortaklaştıran özellik Anti Faşist ve devrimci olmalarıdır. Devrimci gazeteci
Özgül Emre’ye 5 yıl, devrimci sanatçı ihsan Cibelik’e 4 yıl 3 ay ve Serkan
Küpeli’ye 3 sene 3 ay hapis cezası verilmiştir.
Almanya’da
temel haklarımız kullanmak suçtur!
Burjuva
demokrasisini bugün 2 buçuk yıldır süren davada daha yakından tanımış olduk.
Ortada varsayımlar dışında kanıtlanmış hiç bir suç yok iken demokratik
haklarımız bir suç unsuruna dönüştürülmüştür. Tamamen keyfi bir şekilde örneğin
konser yapmak; adalet yürüyüşleri yapmak; adalet nöbetleri tutmak;
devrimcilerin tabutlarına omuz vermek suç sayılmıştır. Almanya Emperyalizminin
devrimcilere düşmanlığı açığa çıkmış ve demokrasi maskesi düşmüştür.
Demokrasinin sadece egemenler için işlediği bir kez daha dünya halkları
nezdinde kanıtlanmıştır. Burjuvazinin düzenine tehdit oluşturabilecek her türlü
eylem ve faaliyet yasal olarak suç kabul edilebilir, buna bir kılıf mutlaka
uydurulur ama bu yapılan eylemliklerin gerçekten suç olduğu anlamına gelmez.
Egemen sınıf sömürü sisteminin ömrünü uzatabilmek için kendi çıkarları
doğrultusunda yasalar yapar ve yasallaştıramadığı noktada kendi yasalarını dahi
çiğner. Bunun bir örneğini de toplamda 56 duruşma boyunca süren bu tiyatro gibi
davada izlemiş olduk. Anayasal düzene göre verdiğimiz örneklerin hiç biri suç
sayılamaz ama emperyalistler için ne insan haklarının ne de anayasal düzenin
bir önemi var. Tek önemli olan şey “devrimi ve devrimcileri hafızalardan
silmektir”, “diz çöktürmektir”. Çökmedik, çökmeyeceğiz. Grup
Yorum üyesi İhsan Cibelik ” o duvar, duvarınız vız gelir bize vız”
diye son sözlerini söylemiştir.
Bugün burjuva
demokrasisini özellikle Almanya’da çok daha açık bir şekilde görüyoruz. Bugün
Almanya açıktan Filistin’deki katliamı yeğliyor. Destekliyor. Filistin’de
katliamı destekleyen bir demokrasi anlayışı kim için demokrasi olabilir? Dünya
halkları için olmadığı kesin. Bugün bir Filistin eylemine katılmak yeterli
olabiliyor “terörist” ilan edilebilmek için. O zaman kim kime göre
terörist? İki sınıf var. Ezenler ve ezilenler. Katledilenler ve katledenler.
Demokrasi sadece katledenler için var. Katledilenler ise sesini dahi
çıkaramazlar. Bu kadar net aslında herşey. Gece ve gündüz gibi.
İhsan
Cibelik savunma yapmadı!
Biz savunmada
kalmayacağız. Biz neyi ne için yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Bizler daha ileri
bir sınıfın temsilcileriyiz. Biz devrimciyiz, devrimci sanatçılarız. Kocaman
bir misyonumuz var. Sivas’ta katledilen aydınların, haziran ayaklanmasında
katledilen Berkin Elvan’ların, daha yeni gündem olan ve bilerek hasta edilip
işkenceler yapılarak katledilen bebeklerin sözcüleriyiz. Halkımızn hesap sorma
bilinciyiz. Bunu bilerek ve bu misyonun bilinciyle İhsan Cibelik de mahkeme
heyetine emperyalizmin ve faşizmin suçlarını saymıştır. “Suçlu varsa o da
sizsiniz” demiştir. Faşist 129 yasaları ile devrimcileri
yıldıramayacaksınız. Bunun ve devrimci sanatçılığın çok büyük bir örneğini
bugün İhsan Cibelik Grup Yorum’un tarihinden aldığı güçle dosta ve düşmana
göstermiştir.
Direniş Ve
Kazanımları
Bu dava özünde
dervimcilere gözdağı vermek ve teslim almak için açılmıştı. Hedef devrimcileri
yanlızlaştırmak ve tecrit etmekti. Halkla bağlarımızı koparmaktı. Davanın ilk
günlerinden itibaren içeride ve dışarıda direniş başladı. Ne gözdağı, ne de
tecrit politikaları sonuç verdi. Bir yandan Özgül Emre açlık greviyle
direnirken diğer yandan yoldaşları ve halkımız eylem alanlarındaydı. Avukatlar
bile direnişin verdiği ilk meyvelerinden hemen sonra “ne yapılacaksa
sokakta yapılacak” diye sinyaller veriyordu. Bunun üzerine güçlü bir
“129 yasaları” kaldırılsın kampanyası başladı. “Devrimcilik
yapmak suç değil görevdir ve bunu yargılamak suçtur” diye mücadelemizi
dışarıda sürdürmeye devam ettik.
“129 a/b
yasaları kaldırılsın” ve “devrimci tutsaklar serbest bırakılsın”
talebiyle 4 devrimci süresiz açlık grevi direnişine başladı. Avrupa’nın en uzun
süreli süresiz açlık grevi direnişi gerçekleştirdi. Tutsak devrimcilerin
yoldaşları dışarıda 300 günü aşkın bir süre açlıklarıyle adalet istediler ve
her mahkemede küçük küçük zaferler kazanıldı. Mahkemeler eylem alanlarına
dönüştü ve bugün ne kadar keyfi de olsa yine de istedikleri cezaları
veremediler. O ”büyük terör davası” demagojilerinin nasıl adım adım
çürüdüğünü görebiliyoruz.
Üstüne bir de
bir yoldaşımızı Serkan Küpeli’yi serbest bırakmak zorunda kaldılar. Direniş
zaferin tek garantisidir.
Sonuç
olarak:
1- Burjuva
demokrasisi egemenlerin çıkarlarını korumak için vardır. Yani bugün bize
demokrasi diye yutturdukları aslında emperyalizmin kendi çıkarlarını
yasallaştırıp ömürlerini uzatmaya çalışmalarıdır. Sömürü düzeni sürdüğü
müddetçe adaletsizlik kaçınılmazdır, çünkü sömürü eşitsizliğe, eşitsizlik
adaletsizliğe yol açar. Bu basit bir düz mantıktır.
2- Yargılanan
asla olmadık. Emperyalizm bizi yargılayamaz. Biz dünyanın en onurlu işini
yapıyoruz. Sömürüye karşı mücadele ediyoruz. Açlık, yoksulluk ve adaletsizlik
bitsin diye.
3- Biz daha
ileri bir sistemin temsilcileriyiz. Sömürünün son bulduğu, üretim araçlarının
toplumsallaştırıldığı bir sistemin. Biz mücadelemize devam edeceğiz çünkü
tarihsel olarak emperyalizm de tıpkı ondan önceki gerici sistemler gibi
yenilmeye mahkumdur.
4- Direnmek
zaferin büyüsüdür. Direniş olmadan hiç kimse bugün hiç bir hakkını alamaz.
Günümüzde artık emperyalizm ömrünü uzatmak için tamamen itaat istiyor ve bunun
için uzun soluklu direnişler hak alma bilincimizin en temel unsuru haline
gelmiştir. Direniş dışında bir seçenek yoktur. Dünden bugüne hak alma bilinci
ile bizler direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.
Almanya Devletinin
Verdiği Cezalar Hükümsüzdür!
Devrimcilik Yapmak
Suç Değil, Görevdir!
GRUP YORUM
HALKTIR SUSTURULAMAZ
İHSAN
CİBELİK VE ÖZGÜL EMRE ONURUMUZDUR
YAŞASIN
DİRENİŞ YAŞASIN ZAFER
GRUP YORUM
25.11.2024
Hasan Karapınar, Ali Osman Köse, Yasemin Karadağ, Ercan
Kartal…
Saydığımız isimler Türkiye faşizminin hapishanelerinde hasta
olmasına rağmen tutsak kalmaya devam eden sadece 4 devrimci tutsak. Onların
yanı sıra Türkiye hapishanelerinde onlarca tutsak hasta olmasına rağmen tahliye
edilmiyor ve tedavisi sağlanmıyor.
Türkiye faşizmi kendi yasalarını dahi çiğniyor. Ceza İnfaz
Kanunun 16 maddesi hasta tutsakların dışarıda tam teşekküllü hastanede tedavi
görmelerini ve tahliye edilmelerini kapsayan bir maddedir. Ancak bu madde de
çeşitli bahanelerle Devrimci Tutsaklara ya uygulanmamakta ya da büyük zorluklar
çıkartılmaktadır.
Lenf kanseri olduğu halde serbest bırakılmayan ve tedavisi
engellenen Hasan Karapınar’ın başına gelebilecek her şeyden Türkiye faşizmi
başta olmak üzere Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Adana F Tipi Hapishane
idaresi sorumludur.
Devrimci Hasta Tutsak Hasan Karapınar Derhal
Serbest Bırakılsın!
Hasan Karapınar Onurumuzdur!
Fransa Halk Cephesi: Çocuklarımızın Geleceğini Çalanlar Şimdi De Bebeklerimizi Para İçin Katlediyor
Emperyalizme bağımlı olan ve faşizmle yönetilen ülkemizde 22
yıldır iktidarda olan AKP faşizmi Anadolu’yu talan ederken, halklarımıza
yoksulluğu ve yoz bir yaşamı dayatmıştır.
İntiharlar, tecavüzler, en küçük tartışmaların bile
ölümlerle sonuçlanması, her gün katledilen kadın ve çocuk ölümleri ülkemizin
getirildiği yeri göstermektedir.
Sıra BEBEKLERİMİZE gelmiştir…”Çağ atlıyoruz!”, ”Türkiye
yüzyılı!” ve ”Herkes bizi kıskanıyor!” yalanları ile talana dayalı ucube, gösteriş
ve tüketim projeleri ile halkı aldatan AKP faşizmi yarattıkları çürümeyi gizleyemez.
Faşizmle yönetilen Anadolu’da hiç kimsenin insan gibi yaşama
koşulu yoktur. AKP faşizmi halkın geleceğini, yarınını, gençlerin, çocukların, bebeklerinin
yaşamlarını ve geleceğini çalmaya devam ediyor.
DÜŞÜNÜN Kİ, bu ülkenin halk düşmanı bir bakanı tecavüz
edilen yoksul halkın çocukları için bırakın kılını kıpırdatmayı, sorumluluk
taşımayı arsızca çocuklara tecavüzü savunuyor ve ”bir kere ile bir şey olmaz!”
deme yüzsüzlüğünü ve ahlaksızlığını gösteriyor.
TV’ler de halkın karşısına çıkıp ”9 yaşındaki çocuklarla
evliliği” savunan sapıklara emanet edilen halkın çocuklarının çocukluğunu
çalan AKP faşizminin yöneticileri değil midir?…
Sıra BEBELERİMİZE GELDİ…
Burjuva basında ”Yeni doğan çetesi” adıyla yapılan
haberlerde; İstanbul ve Tekirdağ-Çorlu’da 20’nin üzerinde özel hasta hane ve
çağrı merkezlerinin, doktor, hemşire ve iki Sağlık Bakanının yer aldığı
yüzlerce bebeğin para için öldürüldüğü bir vahşeti daha yaşadık.
Öylesine bir vahşet ki, para için kurdukları çarkı
işletenler dünyaya gözlerini yeni açan bebekleri acımasızca, adeta güle oynaya,
şakalar yaparak öldürüyorlar.
DÜZENİN TÜM KURUMLARI ÇÜRÜMÜŞTÜR. DÜZENİN KURUMLARININ HİÇBİRİNE
GÜVENMEYECEĞİZ. HELE ÇOCUKLARIMIZI ONLARA EMANET ETMEYECEĞİZ.
Bu köhnemiş düzen sürdükçe daha çok acılar yaşayacak
halkımız. O nedenle halkın sağlıkçılarına kendimizi emanet edeceğiz. Halkın
sağlıkçılarını tutuklayan, doktorluk yaptırmayan devlet bebekleri vahşice
öldürenleri, halkın sağlığı ile oynayanları bakan hatta sağlık bakanı
yapmıştır.
Göstermelik soruşturmalar yaparak, göz boyamaya çalışanlar
bu vahşetin sorumlusudur. Zira sağlığı paralı hale getirenler, o düzeni
kuranlar ve paralı sağlığı savunanlar bebeklerimizin katilidir…
Kendi sorunlarımıza sahip çıkacak ve sağlık hakkımızı savunacağız.
Bebeklerimize sahip çıkacağız.
Komployla Tutuklanan Tutsaklıkların 60’ıncı Günü Geride Bıraktılar
AKP faşizminin 6 Şubat Çağlayan eylemi sonrası halkı teslim
almak, devrimciliği imha etmeye yönelik saldırı ve baskın terörü sonucu 100’ün
üzerinde devrimci, demokrat gözaltına alındı.
Gözaltına alınan ve oluşturulan komployla tutuklanan 61
kişinin tutsaklığının 60’ıncı günü bugün (9 Nisan) itibariyle geride kaldı.
Adaletsizliğe, Komplolara Karşı Direneceğiz!
