0
Direnişimizin coşkusuyla kucaklıyorum hepinizi. Neden ölüm
orucu yaptığımızı biliyorsunuz hepinizi.
Neden ölüm orucunda olduğumuzu biliyorsunuz hepiniz. Taleplerimizi
duyurduk. Ama bilmek ve bilince çıkarmak arasında bir fark var biliyorum. Bir
talebin gerekliliğini etinde, kemiğinde, iliğinde hissetmek çok daha farklı.
Kağıt üzerinde sıralanmış talepler değil bunlar. Her gün bizi, sizi soluksuz
bırakacak şekilde bir adaletsizlik bombardımanı altında yaşıyoruz.
Direnişimizin coşkusuyla kucaklıyorum hepinizi. Neden ölümorucu yaptığımızı biliyorsunuz hepinizi.
Neden ölüm orucunda olduğumuzu biliyorsunuz hepiniz. Taleplerimizi
duyurduk. Ama bilmek ve bilince çıkarmak arasında bir fark var biliyorum. Bir
talebin gerekliliğini etinde, kemiğinde, iliğinde hissetmek çok daha farklı.
Kağıt üzerinde sıralanmış talepler değil bunlar. Her gün bizi, sizi soluksuz
bırakacak şekilde bir adaletsizlik bombardımanı altında yaşıyoruz.
‘Açlık var, yoksulluk var, adaletsizlik var…’ Her biriniz,
her birimiz bu cümleleri kuruyoruz. Ama o açlığın acısını bir Adem Yarıyıcı
kendini yaktığında duyuyorsunuz belki de. Neden? Vicdan! Sizin de çocuklarınız
aç belki ama en ateşli halini Adem’in yanık bedeninde görüyoruz. Ya da ondan
öncekiler gibi intihar edenlerde, hem de ailece kendini yok edenlerde.
her birimiz bu cümleleri kuruyoruz. Ama o açlığın acısını bir Adem Yarıyıcı
kendini yaktığında duyuyorsunuz belki de. Neden? Vicdan! Sizin de çocuklarınız
aç belki ama en ateşli halini Adem’in yanık bedeninde görüyoruz. Ya da ondan
öncekiler gibi intihar edenlerde, hem de ailece kendini yok edenlerde.
Adaletsizlik böyle yakıcı, böyle acılı bir silsile olarak
yaşamımızda. Her gün onlarca dava, onlarca mahkeme görülüyor. Çıkan kanunsuz,
hukuksuz kararlar normal geliyor belki bize. Geçtiğimiz günlerde Burhan
Kuzu’nun baskı altına aldığı hakimler üzerinden yürüdü tartışma örneğin. Ne var
ki onda? Bu ülkenin devrimcileri, yurtseverler, bu düzene muhalif olanlar,
hatta muhalifliği bırakın eleştirenler, hatta bu düzenin başındaki partiye oy
verip de, bir gün ‘açım, işsizim’ diye eyleme geçenler… Bir halk, koca bir halk
her gün yaşıyor bunu. Çorlu Davasını hatırlayın, Rabia Naz’ı hatırlayın.
Soma’yı, Berkin’i, Aladağ’ı, Dilek Doğan’ı, Ali İsmail Korkmaz’ın davalarını
hatırlayın. Adaletsizliği normal gördüğümüz için bu kadar pervasızca devam
edebiliyorlar. Örneklerini yaşamadık mı? Herhangi bir haksızlık karşısında
verilen cezasızlık, sadece internette bile gündem olunca, kararlar değişip
cezalar veriliyor. Demek ki o adaleti mahkemeler değil, var olan kanunlar
değil, örgütlü halk sağlıyor. Bir kanunun, yasanın nasıl uygulanacağına biz,
siz, hepimiz karar veriyoruz. Sesimizin çıkmadığı her dava cezasızlıkla
sonuçlanıyor. Katiller, hırsızlar aklanıyor, üstüne madalyalar veriliyor, terfi
ettiriliyor. O halde bugün bunca yaşanan adaletsizliklere dur demeye gücümüz
var. Bizbu gücü gösterebilmek için koyduk ömrümüzü ortaya. Çünkü birimizin,
binlercemizin hayatından daha değerlidir Adalet. Bir halkı yücelten de,
yozlaştıran da onun vicdani değerlerinin gücüdür. Adaletsizliklerin, bazen
terör demagojisiyle, bazen sulandırılmış tartışmalarla, bazen milliyetçilik ya
da dini olgularla doğallaştırılması, meşrulaştırılması asıl olarak halkın değer
yargılarını değiştirmek için. Bunu kabul etmeyiz.
yaşamımızda. Her gün onlarca dava, onlarca mahkeme görülüyor. Çıkan kanunsuz,
hukuksuz kararlar normal geliyor belki bize. Geçtiğimiz günlerde Burhan
Kuzu’nun baskı altına aldığı hakimler üzerinden yürüdü tartışma örneğin. Ne var
ki onda? Bu ülkenin devrimcileri, yurtseverler, bu düzene muhalif olanlar,
hatta muhalifliği bırakın eleştirenler, hatta bu düzenin başındaki partiye oy
verip de, bir gün ‘açım, işsizim’ diye eyleme geçenler… Bir halk, koca bir halk
her gün yaşıyor bunu. Çorlu Davasını hatırlayın, Rabia Naz’ı hatırlayın.
Soma’yı, Berkin’i, Aladağ’ı, Dilek Doğan’ı, Ali İsmail Korkmaz’ın davalarını
hatırlayın. Adaletsizliği normal gördüğümüz için bu kadar pervasızca devam
edebiliyorlar. Örneklerini yaşamadık mı? Herhangi bir haksızlık karşısında
verilen cezasızlık, sadece internette bile gündem olunca, kararlar değişip
cezalar veriliyor. Demek ki o adaleti mahkemeler değil, var olan kanunlar
değil, örgütlü halk sağlıyor. Bir kanunun, yasanın nasıl uygulanacağına biz,
siz, hepimiz karar veriyoruz. Sesimizin çıkmadığı her dava cezasızlıkla
sonuçlanıyor. Katiller, hırsızlar aklanıyor, üstüne madalyalar veriliyor, terfi
ettiriliyor. O halde bugün bunca yaşanan adaletsizliklere dur demeye gücümüz
var. Bizbu gücü gösterebilmek için koyduk ömrümüzü ortaya. Çünkü birimizin,
binlercemizin hayatından daha değerlidir Adalet. Bir halkı yücelten de,
yozlaştıran da onun vicdani değerlerinin gücüdür. Adaletsizliklerin, bazen
terör demagojisiyle, bazen sulandırılmış tartışmalarla, bazen milliyetçilik ya
da dini olgularla doğallaştırılması, meşrulaştırılması asıl olarak halkın değer
yargılarını değiştirmek için. Bunu kabul etmeyiz.
Binlerce yıllık bir değerler zinciridir Anadolu
topraklarının bize sunduğu. Halkın türkülerine konu olan, halkın efsanelerindeki,
destanlarındaki kahramanlara bakın. Kimi eşkıya der onlara, kimi çapulcu. Ama
hepsi adaletsizliğe başkaldıranlardır. Baba İshak, Bedreddin, Pir Sultan,
Çakırcalı Efe, Alişer, Seyit Rıza, Mahir, Deniz… Hepsi… Bu halkın, bu toprağın
masallarında, türkülerinde, ağıtlarında yer tutanların adaletsizliklere karşı
savaşanlar olması tesadüf mü? Hayır değil. İşte bu geleneği, bu değerler
toplamını yok etmeye çalışıyor AKP. Geçmişimize, geleceğimize sahip çıkın,
vatanımıza, bu vatanda yarattığımız zenginliklere sahip çıkın. Adalet için
açlığa yatmamızın özündeki neden budur. Bir grubun, bir topluluğun talebi,
eylemi değildir bu. Halk için, halk adına istiyoruz adaleti. Sesiniz
sesimizdir, siz de haykırın; Adalet İstiyoruz!
topraklarının bize sunduğu. Halkın türkülerine konu olan, halkın efsanelerindeki,
destanlarındaki kahramanlara bakın. Kimi eşkıya der onlara, kimi çapulcu. Ama
hepsi adaletsizliğe başkaldıranlardır. Baba İshak, Bedreddin, Pir Sultan,
Çakırcalı Efe, Alişer, Seyit Rıza, Mahir, Deniz… Hepsi… Bu halkın, bu toprağın
masallarında, türkülerinde, ağıtlarında yer tutanların adaletsizliklere karşı
savaşanlar olması tesadüf mü? Hayır değil. İşte bu geleneği, bu değerler
toplamını yok etmeye çalışıyor AKP. Geçmişimize, geleceğimize sahip çıkın,
vatanımıza, bu vatanda yarattığımız zenginliklere sahip çıkın. Adalet için
açlığa yatmamızın özündeki neden budur. Bir grubun, bir topluluğun talebi,
eylemi değildir bu. Halk için, halk adına istiyoruz adaleti. Sesiniz
sesimizdir, siz de haykırın; Adalet İstiyoruz!
Dirençle kucaklıyorum sizleri, umutla kalın!
