Home halk cephesi Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü

by halkinkutuphanesi@gmail.com
Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 1

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 1

UYUŞTURUCUYA
KARŞI MÜCADELE SEMPOZYUMU 2. GÜNÜNDE EMPERYALİZMİN UYUŞTURUCUYLA HALKLARI
ZEHİRLEME POLİTİKASINA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE KARARLILIĞI VE ORTAK KARARLAR VE
ORTAK DEKLERASYON İLE TAMAMLANDI.

Halk
Cephesi’nin Yunanistan’ın başkenti Atina’da 3-4 Haziran günlerinde düzenlediği
ve Yunanistan, Meksika, İrlanda, ABD, Bask Bölgesi, Filipinler’den katılımların
gerçekleştiği Uyuşturucuya karşı mücadele sempozyumu 2. Gününde Atina Hukuk
Fakültesinde gerçekleştirilerek tamamlandı.

Sempozyumun 2. Günü
1. Oturumu “Uyuşturucu bağımlılığı kişisel değil sosyal, toplumsal bir
sorundur” başlığında yapılan konuşmalarla başladı. 1. Oturumda ilk söz alan
Yunanistan Devrimci İşçi Partisi (EEK) sözcüsü ve aynı zamanda psikiatrist olan
Katerina Maça oldu. Katerina Maça uzun yıllar boyunca Yunanistan’da
uyuşturucuya karşı çalışmalar yapmış ve ANO 18 isimli uyuşturucu bağımlılarını
tedavi eden bir sağlık kuruluşunu kurmuş olan birisi olarak deneyimlerini
sempozyuma katılanlarla paylaştı. Uyuşturucunun genel olarak dünyada
emperyalizm eliyle hem yeni sömürge ülkelerde ve hem de emperyalist ülkelerde
nasıl yaygınlaştırıldığını anlattı.

Maça; “Sistem
bize uyuşturucudan kurtulmanın mümkün olmadığını söylüyor ancak bu doğru değil,
uyuşturucudan kurtulmak mümkündür, tedavisi mümkündür, bu süreci kolektif
olarak sürdürmeliyiz” dedi. Maça konuşmasının sonunda “Halk Cephesi’ni,
uyuşturucuyla ilgili olarak böyle ciddi bir örgütlenme yaptığı için kutluyorum”
diyerek konuşmasını bitirdi.

 Katerina
Matsa’nın konuşmasının bitiminde, Attika Hastanesi’nde psikiyatrist, sosyal
danışman ve ANO 18 isimli uyuşturucu tedavi kuruluşunda görev yapan Maria
Chlorou söz aldı.

Maria Chlorou,
‘’Uyuşturucu, sol ve anarşi için daha fazla endişe duyması gereken siyasi
boyutları olan ciddi bir toplumsal sorundur. Bugün gençler, tahammül edilemez
bir dünyada, yoksulluğun ve iş güvensizliğinin hüküm sürdüğü ekonomik krizin
harap ettiği, parçalandığı bir toplumda yaşamaya çağırılıyor. Bu ekonomik
krizin ideolojik çerçevesi rekabetin, bireyciliğin, yüzeysel ilişkilerin
egemenliğidir. Aslında, pandemi ve yönetilme şekli ekonomik ve sosyal krizi
daha da kötüleştirdi. Aynı zamanda, sosyal medyaya ve medyaya hakim olan
standartlar, kolay kar elde etme ve herhangi bir şekilde servet edinme
standartlarıdır.

Örneğin, şu
anda Yunanistan’da çok büyük bir yüzde, eczacılık yaptıkları tuzak müziğini
dinliyor Şarkı sözleri, “başarılı”nın silah ve uyuşturucu satan
zengin biri olduğu fikrini teşvik ediyor. Tuzak müziği uyuşturucuya yol açmaz,
ancak onları bu fikre alıştır.

Meydanlarda ve
sokaklarda gördüğümüz bağımlılar maalesef bağımlı insanların küçük bir
yüzdesidir. Bunun buzdağının görünen kısmı olduğunu söyleyebilirim. Çeşitli
nedenlerle bu yoksullaşma seviyesine ulaşmayan çok daha fazla sayıda bağımlı
var.

Çoğu bağımlı
geçmişte uyuşturucudan uzak kalmayı başardı. Yalnız başına veya bir program
veya doktorun yardımıyla birkaç aydan 1-2 yıla kadar olan sürelerle. Ancak
bundan sonra tekrar madde kullanmaya başladılar. Madde bağımlılığı sadece
fiziksel değil, zihinseldir. Esrarın bağımlılığa neden olmayan bitkisel bir
ürün olduğuna dair bir inanç vardır. Bu düşünce yanlıştır.

İnsanların bir
tedavi programında hayatlarını değiştirmelerine yardımcı olan şey, sadece
uzmanlaşmış terapötik uygulamalar değil, aynı zamanda ekiplerinin diğer
üyelerinden ve terapistlerden aldıkları özen ve ilgi ve değişme
potansiyellerine olan inancımızdır” dedi.

Maria Floru
konuşmasının sonunda “Halk Cephesinin afişinde Tek Çözüm Örgütlenmektir
yazıyor, çok haklısınız, örgütlenmek, örgütlü mücadele etmek tek çözümdür. Dünyayı
değiştirmek için savaşmak için ortak bir hedefe doğru örgütlenmek birçok şey
ifade eder; her şeyden önce, hayatın bir anlam kazandığı anlamına gelir.
Gerçekten ortak olan tek bir hedef vardır ve bu değişim için mücadele kolektiftir.

İkincisi
örgütlenme gruptur, kolektivitedir, hepimizin ihtiyaç duyduğu bağlardır. Kapitalizmde
bireysellik ve rekabet hakimdir. İnsanın kişiliğini geliştirmek, kimliğini inşa
etmek için sosyal bağlara ihtiyacı vardır. Grup ayrıca üyelerini de güçlendirir.
Yani, evet!   Dünyayı değiştirmek için
çabalayan bir kolektifteki örgüt, üyelerine karşı koruyucu bir şekilde çalışır.
Hayatınızın bir anlamı olduğunda ve bir gruba ait olduğunuzda, uyuşturucu
isteme olasılığınız daha düşüktür, çünkü onlara ihtiyacınız yoktur!’’

Maria Floru’dan
sonra  Yunanistan Devrimci Komünist
Hareketi (EKKE) adına sempozyumda yer alan Gariffalia
Kapetanaki
söz aldı. Kapetanaki ‘’Bir kişinin uyuşturucu kullanmasına neden
olan bireysel nedenler olduğu kadar, sosyal nedenler de var. Uyuşturucu
toplumun tümünü sarmış durumda Sadece kullanım farkı var. Zenginler kokain,
fakirler eroin ve sentetik uyuşturucular gibi daha düşük kaliteli uyuşturucular
kullanıyor.

Kapitalizmde
kimse mutlu değil. Gençler mutlu değil. Ekonomik sorunlarını çözmüş olanlar da
dahil olmak üzere rekabet, ikiyüzlülük, çıkara dayalı ilişkiler tahammül
edilemez durumda. Bunlar uyuşturucu kullanımını artıran nedenler.

Bütün bunlar
hakkında Yunanistan’da devlet ne yapıyor? Uyuşturucu rehabilitasyon tesislerini
dağıtıyor, uyuşturucunun yayılmasını önlemek için hiçbir şey yapmıyor,
uyuşturucu kullanıcılarını hayal edilemeyecek kadar ağır cezalarla mahkum
ediyor, ancak büyük uyuşturucu tüccarları işlerini sorunsuz yapmaya devam
ediyorlar.

Uyuşturucuyla
mücadele siyasi bir mücadeledir, bu yüzden onlarla savaşalım.

Teşekkürler.’’
diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Gariffalia
Kapetanaki’den sonra Atina Alternatif Avukatlar Grubu adına avukat Angeliki
Serafim söz aldı ve sorunun daha çok hukuki boyutunu konuşmak istediğini belirtti.  Avukat Serafim; ‘’Hukukçular olarak
mahkemelerin tavrı bu sorunu çözmüyor diyebilirim. Uyuşturucu kullanıcıları
hapishaneye girdiklerinde sorun çözülmüyor çünkü orada da uyuşturucu ticareti
devam ediyor.

Topluma geri
döndükleri zaman egemen sınıfların arzu ettikleri şekilde dönüyor. Hapishaneden
çıktıktan sonra da hukuki sorunları devam edecek, örneğin göçmenler, mülteciler
belgelerini yenilemekte zorlanıyor ve yasadışı konuma düşüyorlar.

Hukuki anlamda
önemli değişiklikler yapılmalı ancak bu da tek başına sorunu çözmeyecek.
Uyuşturucu sorununa karşı genel bir çözüm gerekiyor, bunun için mücadele
edilmeli, genel bir mücadele gerekli.

Halk Cephesi’ne
bizi sempozyuma davet ettiği için teşekkür ediyoruz” diyerek konuşmasını
bitirdi.

 

Uyuşturucuya
Karşı Mücadele Sempozyumu Halk Cephesi adına Münire Demirel’in konuşmasıyla
devam etti.

Münire Demirel
slayt sunumuyla birlikte yaptığı konuşmasında uyuşturucunun beyinde hasar
yaratan bir hastalık olduğunu, bunun tedavi edilebileceğini ve nasıl ve hangi
yöntemlerle tedavi edilmesi gerektiğini, uyuşturucu tedavisine devrimci
yaklaşımın ne olması gerektiğini anlattı. Münire Demirel konuşmasında; ‘’Bağımlılık
bir maddenin yaşamı ve sağlığı olumsuz etkilemesine rağmen kullanılmasına devam
edilmesidir. Bağımlı kişi kullanmaya başladıktan sonra kendisini durduramaz.
Bağımlılık; Bir irade zayıflığı değildir.

Bağımlılık
ahlaki bir zaaf değildir.

Bağımlılığın
pek çok nedeni olabilir: Sosyal, biyolojik, genetik etkenler, toplumsal çevre,
ruhsal özellikler, kültürel özellikler… Hiçbirisi tek başına açıklamaya yeterli
değildir. Deniliyor ki; uyuşturucu kullanımının genellikle arkadaş ortamında
çıktığı görülüyor.

Bir de yüksek
stres olduğunda beyinde bazı değişiklikler oluşuyor ve beyindeki beta dalgaları
yükseliyor. Yüksek stres altındayken tesadüfen tanıştığı maddelerle bağımlı
hale geliyor. Bunlar bağımlılığın neden başladığını yüzeysel olarak ortaya
koyan görüşlerdir.

Diyalektik
Materyalizm bize her şeyi NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ içinde incelemeyi öğretiyor.
İnsanın düşüncelerini, davranışlarını, duygularını belirleyen koşullardır. Hiç
kimse doğuştan hırsız, katil değildir ya da hiç kimse doğuştan uyuşturucu
bağımlısı da değildir.

Uyuşturucuyu
yaygın hale getiren; “normal” görülmesini sağlayan da aynı koşullardır.
Uyuşturucuyu “meşru” hale getiren, dağıtımından ve üretilmesinden para
kazanılan bir sistem var. Emperyalistlerin düzeninde uyuşturucu insanları
hareketsiz, yoksulların imha edilmesini sağlıyor.

Mutlu olmak,
beynini zinde ve coşku içinde tutabilmek; insanın anlaması, öğrenmesi,
sorgulaması, değer vermesi ve değer görmesi; emek vermesi ve emeğine
yabancılaşmadan yaşayabilmesi, üretmesi, yeni ufuklara doğru yol alabilmesiyle
mümkün olabilir.

Bugün onbin
yıllık insanlık tarihinin ve birikiminin yarattığı sonuç; insana yakışan sonuç
böylesi bir mutluluk olmalıdır. 
Kapitalizmin çürüyen, asalaklaşan ve cançekişen aşaması EMPERYALİST
DÜZENDE ise “mutluluk” un karşılığı eroin, kokain, esrar ya da bonzai oluyor.

Uyuşturucu
maddelerin her biri beyinde kimyasal ve fiziksel bazı değişikliklere neden
oluyorlar. Beynin yapısında fiziksel değişikler yaratıyorlar. Uyuşturucu
bağımlılığı bir hastalıktır diyoruz. Tedavisi mümkün.

Uyuşturucu da
kanser, ülser gibi biyolojik bir hastalıktır. Ahlaki zaaf ya da irade zayıflığı
olarak ele alınamaz. Bir uyuşturucu bağımlısına “iradesizsin” demek, onu
suçlamak bir kanser hastasına “sen iradesizsin, hücre yıkımının önüne
geçemiyorsun” demek gibidir. Bir hastalıktır. Bir akıl hastalığı değildir. Bir
organ hastalığıdır.

Çünkü
uyuşturucu kullanımıyla beraber beynin bazı bölgeleri fiziksel olarak değişime
uğrar ve zarar görür. Beyindeki bu değişim artık bir “hastalık” olarak
tanımlanmalıdır.

Bir organ
hastalığıdır. Merkezi sinir sisteminin hasar görmesi sonucu oluşur. Tedavi
etmek mümkündür.

Tedavi için iki
şey gereklidir:

1-Program
gereklidir

2-Yaşam
tarzının değişmesi gereklidir

Bu da sadece
devrimcilikle mümkündür.

Yaşam tarzı
değişikliği devrimcilik yapmaktır

Yaşam tarzı,
sadece ve sadece devrimcilik yaparak değişir. Başka hiçbir yolu yoktur.

Hasan Ferit
Gedik Uyuşturucuyla Savaş Ve Kurtuluş Merkezi 15 Temmuz 2014 tarihinde
açılışını yaptı, 31 Ağustos 2017 tarihinde ise polis tarafından işgal edilerek
karakola dönüştürüldü.  HFG kurtuluş
merkezinde kapatılana kadar 400 ün üzerinde gencimizi ilaçsız olarak tedavi
etti, bağımlılıktan kurtardı.

HFG kurtuluş
merkezi nasıl çalıştı. Ne yaptı?

1-Bağımlıya
bilinç verdi.

2-Güven verdi.

3-İnsanlarımızın
pratiğin ve hayatın içine girmesini sağladı.

4-Eğitim
verildi.

5-Bir yere ait
olma duygusu verildi.

6-Sorumluluk
verildi.

7-Kollektif
yaşamayı öğrendiler.

8-Sorun çözmeyi
öğrendiler.

9-Değiştirme
gücüne inandılar.

HFG
çalışmalarını en verimli haliyle aileler, ihtiyacı olanlar, bağımlılar ve
halkımız sürdürebilir.

Çünkü bu
kurumları yaratacak, güçlendirecek, sahiplenecek kimse yoktur. Buralarda bizim
çocuklarımız tedavi olacaklar, bizim çocuklarımız büyütecekler. Devlet çözemez.
Sorunları yaratanlar, sorunları çözemezler.

İnsana değer
veren; emek ve üretimi yaşamın odağına oturtan, kolektif yaşama ve çalışmanın;
kolektif karar alma, sahiplenme ve sorumluluk duygusunun temel ilke olduğu
anlayış ve örgütlülükler yaratarak uyuşturucuya karşı mücadele etmeliyiz”
diyerek konuşmasını tamamladı.

 

Münire Demirel’in konuşmasının
ardından 1 saat yemek molası verildi.

Yemek için verilen aranın ardından sempozyumun
2. gününün 2. oturumuna geçildi. Bu oturumda ilk sözü Almanya HFG’den
sempozyuma katılan Hasip Kıvrakdal aldı.

Hasip Kıvrakdal
kendisin de eski bir bağımlı olduğunu ve devrimcilerle tanıştıktan sonra bütün
hayatının değiştiğini söyledi: ‘’Tüm yaşadıklarım bana devrimcilik yapmaktan
başka bir yol olmadığını gösterdi. Düzen çürütür, devrim temizler! Kurumumuza
ismini koyduğumuz Hasan Ferit Gedik mahallesinde uyuşturucu çetelerine karşı mücadele
ederken şehit düştü. Bu bizleri düşündürmeli, uyuşturucunun arkasında kim var,
karşısında kim var, düşünmeliyiz.

Uyuşturucuyla
gerçekten mücadele eden yalnızca devrimciler, ben bunu gördüm, tanık oldum,
bire bir yaşadım. Bana senden adam olmaz, sen bağımlısın, bir daha
kurtulamazsın diyorlardı, devrimciler öyle yaklaşmadı, bir tek devrimciler
farklı yaklaştı. Hiçbir çıkar beklemeden, karşılık beklemeden ilgilendiler,
emek verdiler. Düşündüm neden benimle ilgileniyorlar, tek bir kuruş karşılık almadan
benimle neden ilgileniyorlar diye. Devrimcileri tanıdıkça nedenlerini anladım
ve gerçekten yalnızca devrimcilerin bağımlılıktan kurtarabileceklerini gördüm
ve yaşadım’’ diyerek bağımlılık sürecini ve bundan kurtuluş sürecini anlattı.

 Hasip
Kıvrakdal’ın ardından İrlanda’dan Cumhuriyetçi Sosyalist Parti (IRSP) adına
Nathan Hastings söz aldı. Hastings ‘’İrlanda’da mücadelemiz sonucunda
Avrupa’nın diğer ülkelerindeki uyuşturucu kullanımına oranla başarılı olduk.
Cumhuriyetler ve sosyalistler olarak mücadelemizi büyütmek için diğer örgütler
ve kurumlarla çalışmayı dört gözle bekliyoruz. Beraber mücadele edeceğiz ve
asalak kapitalizmin yarattığı bu pisliği temizleyeceğiz. ‘’ diyerek konuşmasını
sonlandırdı.

Sempozyuma
uyuşturucuya karşı bilgi ve görüntülerin yer aldığı, İngilizce altyazılı
video-kurgunun ardından 30 dakika ara verildi.

Aranın ardından
Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2. gün, 2. oturumu Halk Cephesi adına
söz alan Hazal Seçer’in konuşmasıyla devam etti.  

Hazal Seçer konuşmasında;
‘’Uyuşturucu bütün bir halka yönelmiş, özellikle gençliği hedef alan beyinleri
uyuşturan bir silahtır. Uyuşturucuya karşı mücadeleyi 3 temel başlıkta
anlatacağız bugün.

Birincisi Halk
Meclisleriyle siyasi olarak, ikincisi Halk Milisleriyle askeri ve üçüncüsü Hasan
Ferit Gedik Tedavi merkezleri ile tedavi yöntemlerimizle 3 başlık uyuşturucuya
karşı mücadele ediyoruz.

Uyuşturucuya
karşı mücadelede birde kullananlara yönelik tedavi etme politikamız var.
İstanbul Gazi mahallesinde Hasan Ferit Gedik Uyuşturucuyla Savaş ve Tedavi
Merkezimizde 400 uyuşturucu bağımlısını tedavi ettik. Tam 400 kişinin
uyuşturulmaya çalışılan beyinlerini kurtardık.

Bu mücadele
yalnızca mahallemizi, koruma mücadelesi değildir aynı zamanda çeteler nezdinde
faşizmden, yoldaşlarımızı katleden, gençlerimizi zehirleyenlerden hesap
sorduğumuz, emperyalizmin ve faşizmin politikalarına karşı direndiğimiz ve asla
teslim olmayacağımız bir mücadeledir.

Birol Karasudan
Hasan Ferit’e, Hasan Ferit’ten Kemal Delen’e, Kemal Delen ’den Recep Hasar ve
Devrim Top’a kadar uyuşturucuya karşı mücadelemiz sürüyor, sürecek’’ diyerek
konuşmasını bitirdi.

Halk Cephesi
adına konuşan Hazal Seçer’in konuşmasının bitiminde mültecilerle dayanışma
çalışmaları yürüten Community of Squatted Prosfygika adlı örgütün temsilcisi
söz aldı:

‘’Devlet
kontrolünde insanlar zehirlenmek isteniyor. Böylece amaç, emperyalist
politikaları hayata geçirmekte çıkan engelleri ortadan kaldırmak, halkı ses
çıkaramaz hale getirmekti.

Devrimcilerin
uyuşturucuya karşı mücadele vermesi gerekiyor. Bizlerde birçok alanda
uyuşturucu çetelerini bulundukları alanlardan söküp attık. Uyuşturucu
bağımlılarına karşı yaklaşımımız daha dikkatliydi ve onların da desteğini
aldık.

Bizim gibi
düşünen insanlar ve kurumlarla birlikte oldukça daha güçlü çözümler bulacağız.
Anti kapitalist, anti emperyalist insanların olduğu bölgelerde bunu uyguluyoruz”
diyerek konuşmasını bitirdi. Communiyt of Squatted Profygika temsilcisi
konuşmasını bitirdikten sonra sempozyum sonuç bildirisi için kısa bir ara
verildi. Aranın ardından Halk Cephesi’nden Halil Demir sempozyum sonuç
bildirgesini taslağını okudu. (Okunan taslak, sempozyumun 2. günü orada
olamayan katılımcılara da gönderilerek bütün katılımcıların onayına ve imzasına
sunulacak ve son hali verildikten sonra dünya halklarına duyurulacak.)

Daha sonra
uyuşturucuyla mücadelede şehit düşenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşu
ile sempozyum sonlandırıldı.


Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 2

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 3

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 4

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 5

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 6

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 7

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 8

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 9

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 10

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 11

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 12

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 13

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 14

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 15

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 16

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 17

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 18

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 19

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 20

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 21

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 22

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 23

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 24

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 25

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 26

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 27

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 28

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 29

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 30

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 31

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 32

Yunanistan Halk Cephesi: Uyuşturucuya Karşı Mücadele Sempozyumu 2.Günü - Image 33


You may also like

Leave a Comment