Bunun İçin De Uyuşturucu İle Beynimize,
Bahis Oyunları İle Alınterimizle Kazandığımız Paraya Göz
Dikiyorlar!
Alınterimize De Beynimize De Sahip Çıkacak
Emperyalistlerin Ve Yerli İşbirlikçilerinin
Hayatı Var Eden Emekçi Halkımızı Yozlaştırmasına İzin
Vermeyeceğiz!
Themos Kornaros sosyalist edebiyata kazandırdığı eserlerden
birisi de “Fırtına Çocukları” isimli kitaptır. Yazar bu kitapta
Yunanistan’ın maden bölgelerinden birisinde İngiliz sömürgecilerin, maden
işçilerinin emeğini nasıl sömürdüğünü anlatır. Bu sömürüye bağlı olarak yaşanan
yoksulluk ve yozlaşma da hat safhadadır. Ve yozlaşma İngiliz şirket eliyle
başka bir sömürge ülke olan Hindistan’dan getirilen kenevirle yapılır. Yevmiye
niyetine dağıtılan keneviri içen işçiler ne açlığı düşünür ne de yoksulluğun
nedeni olan bu düzeni değiştirmek için mücadele eder ve çark hiç durmadan,
arasına her gün bir yenisini katarak dönmeye devam eder.
Fakat aradan 75 yıl geçmiş olmasına rağmen, işçilerin emeğini sömürenlerin
politikaları değişmemiştir. İşçiler boğaz tokluğuna, can güvenliğinin olmadığı
ortamlarda çalışsın ve bunu sorgulamasın diye uyuşturucu ile beynini
zehirliyorlar. Aynı zamanda en az uyuşturucu kadar etkili olan “şans
oyunları” denen boş umutlarla alınteri ile kazandığı parayı çalıyorlar.
Kınık, ’90’lı yıllara kadar tarımla geçimini sağlayan bir İzmir ilçesi. Fakat
Tansu Çiller hükümetinin 5 Nisan Kararları neticesinde bu bölgede tarım gitgide
bitirilmiş, tarım arazileri maden şirketlerinin sömürüsüne açılmıştır.
kollarında çalışmaktadır. Ve Türkiye’deki en derin maden ocağı buradadır. Kimi
yerde 250 kimi yerde 300 kot derindedir. Soma’da yaşanan ve 301 maden
emekçisinin ölümüyle sonuçlanan katliamdan sonra burada bulunan maden
ocaklarında iş güvenliği önlemleri alınsa da eksiktir. İş güvenliği
önlemlerinin yanı sıra çalışma hakkı güvenliği de patronlar tarafından tehdit
altındadır. Makbul olmayan, sendika ve örgütlenme hakkından vazgeçmeyen işçiler
işten çıkarılmakta, kara listeye alınmaktadır. Yani Demokles’in kılıcı Kınıklı
maden işçilerinin başında her an sallanmaktadır.
saldırının karşısında maden işçilerinin sesinin çok az çıkmasının tek bir
sebebi vardır oda bu küçük ilçede kimi büyük şehirlere oranla “metanfetamin”
denen ve sokak jargonunda bilinen ismi ile “ateş-buz”un yaygın
olması, bahis ve sanal iddia ile boş umutlara gömülmesi.
tekel bayilere ya da iddia-ganyan bayilerine koşmaktadır. Neredeyse yerin 1
kilometre derinin de saatlerce çalışıp, kazandığı parayı içkiye, uyuşturtucuya,
kumara yatıran maden emekçilerinden birkaçına, “neden” diye
sorduğumuzda aldığımız cevap farklı şekillerde olsa da özetle “başka ne
yapalım?” şeklindedir.
-Uyuşturucu ile beynimizi, “şans oyunları” denen
boş vaatlere alınterimizi teslim etmeyelim.
-Örgütlenelim, örgütlenme hakkımıza sahip çıkalım.
-Bizleri yozlaştırmak isteyenlerin karşısına halk
kültürlerimize sahip çıkarak dikilelim.
-Biz emeği ile var eden, alınteri ile geçinen
işçileriz. Bu bilinçle hareket edip
geleceğimize sahip çıkalım.
İşçi Meclislerinde Örgütlenelim, Mücadele Edelim Kazanalım!
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ
