Category:
yeni
baştadergi arşividergi pdf indire-kitap indirkitapkitap indirpdf indirpdf kitap arşivücretsiz kitap indiryeni
Yeni Kitap: Mahirden Dayıya Uzlaşmaz Savaşımız Sürüyor
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Kitap Adı: Mahirden Dayıya Uzlaşmaz Savaşımız SürüyorDerleyen: Ali Osman Köse
Yayınevi: Boran Yayınları
Basım Tarihi: Ocak 2020
Giriş:
THKP-C’den Devrimci Sol’a, Devrimci Sol’dan P-C’ye
kesintisiz mücadelemizle
kesintisiz mücadelemizle
48 yıldır emperyalizme, oligarşiye karşı savaşıyoruz.
Emperyalizmin ve yerli işbirlikçisi oligarşinin, faşizmin bütün yok etme,
teslim alma-tasfiye etme, yola getirme-düzeniçileştirme saldırıları altında tek
başına da kalsak “bir adım dahi geri çekilmeyeceğiz” iddiası ve kararlılığıyla
savaşıyoruz.
Emperyalizmin ve yerli işbirlikçisi oligarşinin, faşizmin bütün yok etme,
teslim alma-tasfiye etme, yola getirme-düzeniçileştirme saldırıları altında tek
başına da kalsak “bir adım dahi geri çekilmeyeceğiz” iddiası ve kararlılığıyla
savaşıyoruz.
“Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan”,
sınıfsız sömürüsüz bir dünyayı, bağımsız, sosyalist bir Türkiye’yi kurana kadar
savaşacağız!
sınıfsız sömürüsüz bir dünyayı, bağımsız, sosyalist bir Türkiye’yi kurana kadar
savaşacağız!
KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!
Kitap Adı: Devrimcinin Yenilmezliği Elestiri ÖzeleştiriYazar Adı: İbrahim Çuhadar
Yayınevi: Boran Yayınları
Giriş:
Biz Devrimiler Nasıl Yenilmez Olduk?
Biz devrimciler nasıl yenilmez olduk? Nasıl ölümsüz olduk?
Biz diyalektik ve tarihsel materyalizm gibi bir silaha sahip
olduğumuzdan beri yenilmez olduk. Biz diyalektik ve tarihsel materyalizm ve
onun ürünü olan eleştiri özeleştiriyi, devrimin, devrimciliğin hizmetinde bir
silah olarak kullanmayı öğrendiğimizden beri yenilmez olduk. Bu silah bize her
şeyi doğru anlama ve değiştirme araçlarını sunar. Bu araçlardan en önemlisi
eleştiri-özeleştiridir.
olduğumuzdan beri yenilmez olduk. Biz diyalektik ve tarihsel materyalizm ve
onun ürünü olan eleştiri özeleştiriyi, devrimin, devrimciliğin hizmetinde bir
silah olarak kullanmayı öğrendiğimizden beri yenilmez olduk. Bu silah bize her
şeyi doğru anlama ve değiştirme araçlarını sunar. Bu araçlardan en önemlisi
eleştiri-özeleştiridir.
OCAK 2020 – SAYI: 13
Emperyalizme ve faşizme karşı savaşımızı büyüteceğiz, zafere
taşıyacağız! Katillerden hesap sormak için, direnişlerimizi zafere taşımak
için, vatanımızı emperyalist sömürüden kurtarmak için, uyuşturucuya karşı savaşmak
için Cephe Milislerinde örgütlenelim, savaşımızı büyütelim!
taşıyacağız! Katillerden hesap sormak için, direnişlerimizi zafere taşımak
için, vatanımızı emperyalist sömürüden kurtarmak için, uyuşturucuya karşı savaşmak
için Cephe Milislerinde örgütlenelim, savaşımızı büyütelim!
Halkın Sesi TV sosyal medya hesaplarımızı takip edelim,
paylaşalım… Halkın Sesi TV sitemizde yayınlanan haberlerimizi kendi sosyal
medya hesaplarımızdan paylaşalım, daha fazla insana ulaştıralım gerçekleri.
paylaşalım… Halkın Sesi TV sitemizde yayınlanan haberlerimizi kendi sosyal
medya hesaplarımızdan paylaşalım, daha fazla insana ulaştıralım gerçekleri.
Facebook: https://www.facebook.com/halknsesitv
Twitter: https://twitter.com/hsesiyeni1
İnstagram: https://www.instagram.com/halkinsesi.tv/
Tutsak Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarının Açlık Grevi Açıklaması ve Talepleri
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Bu kavganın hepimiz için bir
özgürlük kavgası olduğu bilinciyle, sömürüye ve zulme karşı herkesi, bu süreci
birlikte göğüslemeye ve tüm direnenlerin nefesine nefes katacak bir çabanın
beraberce parçası olmaya çağırıyoruz.
özgürlük kavgası olduğu bilinciyle, sömürüye ve zulme karşı herkesi, bu süreci
birlikte göğüslemeye ve tüm direnenlerin nefesine nefes katacak bir çabanın
beraberce parçası olmaya çağırıyoruz.
Bugüne kadar mesleğimizin bütün imkanlarını kullanmaya ve hak
bilincini yüceltmeye çalıştık.
bilincini yüceltmeye çalıştık.
Tehdit edildik; durmadık. Sansüre uğradık, tecrit edildik;
umutsuzlaşmadık. İtilip kakıldık, işkencelerde kolumuz, kafamız kırıldı;
vazgeçmedik.
umutsuzlaşmadık. İtilip kakıldık, işkencelerde kolumuz, kafamız kırıldı;
vazgeçmedik.
Duruşma salonlarından atıldık, dilekçelerimiz takipsiz,
taleplerimiz yanıtsız bırakıldı. Yeniden, yeniden denedik.
taleplerimiz yanıtsız bırakıldı. Yeniden, yeniden denedik.
Hakkımızda kara propagandalar yapıldı, tutuklandık. Mahkemeler
eliyle yalan makineleri işledi, mücadele etmeye devam ettik.
eliyle yalan makineleri işledi, mücadele etmeye devam ettik.
Özel savcılara davalar açtırıp, bize özel kararlar çıkarttırdılar.
Yetmedi, arkadaşlarımızın adını “terör listelerine” yazdılar.
Yetmedi, arkadaşlarımızın adını “terör listelerine” yazdılar.
Av. Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ı bugün hala o listelerle
tehdit ediyorlar ve yaşam haklarına kastetmenin zeminini oluşturuyorlar.
tehdit ediyorlar ve yaşam haklarına kastetmenin zeminini oluşturuyorlar.
Bize diyorlar ki; “Hukuk yok, yasa çare değil, siz de tutsaksınız,
artık avukatlık yapamazsınız!”
artık avukatlık yapamazsınız!”
Bize diyorlar ki; “Çaresizsiniz!”
Çaresiz miyiz? Hak aramanın bütün yolları tükendi mi?
Yani artık biz, topraklarımız delik deşik edilip zehirlendiğinde,
suyumuz kurutulduğunda, havamız kirletildiğinde tekelci sermayeye karşı halkın
avukatlığını yapamayacak mıyız?
suyumuz kurutulduğunda, havamız kirletildiğinde tekelci sermayeye karşı halkın
avukatlığını yapamayacak mıyız?
“Depreme teslimiyet gösterin” diyenlere “suçlusunuz” diyemeyecek
miyiz?
miyiz?
Çocuklarımızın tarikatların elinde oyuncak edilmesine,
geleceklerinin ve dünyalarının karartılmasına, yakılmasına ses çıkarmayacak
mıyız?
geleceklerinin ve dünyalarının karartılmasına, yakılmasına ses çıkarmayacak
mıyız?
Halkı din, mezhep, milliyet, giyim kuşam temelinde birbirine
düşman edip bölenleri teşhir etmeyecek miyiz?
düşman edip bölenleri teşhir etmeyecek miyiz?
Kürt halkının “terörist” ilan edilmesine, siyasi tercihlerinin yok
sayılmasına, bombalanıp kurşunlanmasına sessiz mi kalacağız?
sayılmasına, bombalanıp kurşunlanmasına sessiz mi kalacağız?
Şimdi biz KHK’lar ile ihraç edilenlerin, ataması yapılmayanların
haklarını aramayacak mıyız?
haklarını aramayacak mıyız?
İşsizliğe mahkûm edilen işçinin, hakkını arayan emekçinin omuz
başında duramayacak mıyız?
başında duramayacak mıyız?
Şimdi biz memleketin dağının taşının, kurdunun kuşunun, havasının
suyunun, meydanının kondusunun hakkını aramayacak mıyız?
suyunun, meydanının kondusunun hakkını aramayacak mıyız?
Hakkını aramamız için bize güvenip vekaletle geleceğini teslim
edeni savunmayacağız, öyle mi?
edeni savunmayacağız, öyle mi?
Müvekkillerimiz hukukun bir masal olarak bile söylenemeyeceğini
gördüler ve açlık grevlerine, ölüm oruçlarına başladılar. Peki, biz şimdi
onların vekaletinin gereğini yapmayacak mıyız?
gördüler ve açlık grevlerine, ölüm oruçlarına başladılar. Peki, biz şimdi
onların vekaletinin gereğini yapmayacak mıyız?
12 Eylül zindanlarında duvarlara şöyle yazarlardı; “Burada Allah
yok!” Amaçları kişinin dua etme “çaresini” bile elinden almaktı. Bugün aynı
politika devam ediyor. Halka “çaresizsiniz” diyorlar.
yok!” Amaçları kişinin dua etme “çaresini” bile elinden almaktı. Bugün aynı
politika devam ediyor. Halka “çaresizsiniz” diyorlar.
Bize “elinizden bütün mücadele araçlarını aldık”, “teslim olun”,
“çareniz kalmadı” diyorlar.
“çareniz kalmadı” diyorlar.
Direnen, teslim olmayan çaresiz kalmaz.
Çaresiz değiliz; açlık grevine başlıyoruz. Çünkü;
Avukatlık mesleğine onur ve saygınlık kazandıran halk ve hak
savunuculuğu, mesleğin özüdür. Bu özün çürütülüp; mesleğin alelade bir para
kazanma aracına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
savunuculuğu, mesleğin özüdür. Bu özün çürütülüp; mesleğin alelade bir para
kazanma aracına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
Avukatlık faaliyeti yargılama konusu edilemez. Bizleri “sözde”
yargılayarak, tutuklayıp 159 yıl ceza vererek tüm avukatlık mesleğine gözdağı
verilmektedir.
yargılayarak, tutuklayıp 159 yıl ceza vererek tüm avukatlık mesleğine gözdağı
verilmektedir.
Adalet özlemimiz, müvekkillerimiz yüzlerce günlük açlığıyla
kamçılanıyor.
kamçılanıyor.
Mustafa Koçak, devrimci müzik grubu Yorum üyeleri İbrahim Gökçek,
Helin Bölek; adalet, adil yargılanma, kazanılmış hakları savunma amacıyla ölüm
orucundalar.
Helin Bölek; adalet, adil yargılanma, kazanılmış hakları savunma amacıyla ölüm
orucundalar.
“Müvekkillerimizin haklı taleplerinin savunucusu olduğumuz
talepleri taleplerimizdir, kabul edilsin!” demek için açlık grevindeyiz.
talepleri taleplerimizdir, kabul edilsin!” demek için açlık grevindeyiz.
Yargı mekanizması, halkı adaletsizliğe mahkum etmenin, siyasi
muhalifleri ve devrimcileri tasfiye etmenin aracı haline getirilmiştir.
muhalifleri ve devrimcileri tasfiye etmenin aracı haline getirilmiştir.
Halka yönelik katliamların, işçi cinayetlerinin, devletin faili
olduğu suçların, idarelerin ihmalleri sonucu öngörülen, yol verilen “kazaların”
yargılama oyunuyla aklandığı, suçluların cezasız bırakıldığı, suçların
meşrulaştırıldığı bir “adaletsizlik kazanı” olarak kaynamaktadır “yargı”.
olduğu suçların, idarelerin ihmalleri sonucu öngörülen, yol verilen “kazaların”
yargılama oyunuyla aklandığı, suçluların cezasız bırakıldığı, suçların
meşrulaştırıldığı bir “adaletsizlik kazanı” olarak kaynamaktadır “yargı”.
Halkın avukatlarının tutsak edildiği, halkın savunmasız bırakıldığı
bir mekanizmaya yargı denemez.
bir mekanizmaya yargı denemez.
Mücadeleler sonucu elde edilmiş yargılama ilkelerinin hayata
geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine
getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak “suçun” ispat edildiği;
belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyeti
istiyoruz.
geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine
getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak “suçun” ispat edildiği;
belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyeti
istiyoruz.
Gizli tanık aldatmacası, itirafçılık/iftiracılık, SEGBİS
dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza
yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama
oyunları son bulsun!
dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza
yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama
oyunları son bulsun!
“Bu ‘sözde’ yargılamalarla ceza verilmiş tüm siyasi tutsakların
hakları iade edilsin, yargılamalar tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan
kaldırılsın!” demek için açlık grevindeyiz.
hakları iade edilsin, yargılamalar tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan
kaldırılsın!” demek için açlık grevindeyiz.
İçişleri Bakanlığı, sözde “terör listeleri” yayınlayarak yargı
yetkisini gasp etmekte, en temel ceza yargılama ilkesi olan “masumiyet
karinesini” yok saymaktadır.
yetkisini gasp etmekte, en temel ceza yargılama ilkesi olan “masumiyet
karinesini” yok saymaktadır.
Terör listeleri, siyasi muhaliflerin, devrimcilerin
katledilmelerinin zeminidir. İçişleri Bakanlığı, hakkında kesinleşmiş mahkeme
kararları olmayan insanları hedef gösterip katlederek suç işlemektedir. Av.
Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ın da içine konulduğu “terör” listeleri iptal
edilmeli, bu listelere dayanılarak yapılan katliamlar cezalandırılmalıdır.
katledilmelerinin zeminidir. İçişleri Bakanlığı, hakkında kesinleşmiş mahkeme
kararları olmayan insanları hedef gösterip katlederek suç işlemektedir. Av.
Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ın da içine konulduğu “terör” listeleri iptal
edilmeli, bu listelere dayanılarak yapılan katliamlar cezalandırılmalıdır.
Hukuk alanı yalnızca egemenlerin zulmünün meşruluk örtüsü değil;
halkların binlerce yıllık hak mücadeleleri tarihinin de bir mevziisidir. Bugün
bütün hak ve özgürlüklerimiz faşizmin saldırısı altındadır. Sendikal haklardan
örgütlenme özgürlüğüne, gösteri yürüyüşü düzenlemekten yazı yazmaya,
konuşmaktan yaşam hakkına, iş güvencesi hakkında doğal temiz bir çevrede
sağlıklı yaşama hakkına, adil yargılanma hakkından lekelenmeme hakkına kadar,
tüm hakların özlerine dokunulmuş, etkisizleştirilmiş ya da tamamen gasp
edilmiştir.
halkların binlerce yıllık hak mücadeleleri tarihinin de bir mevziisidir. Bugün
bütün hak ve özgürlüklerimiz faşizmin saldırısı altındadır. Sendikal haklardan
örgütlenme özgürlüğüne, gösteri yürüyüşü düzenlemekten yazı yazmaya,
konuşmaktan yaşam hakkına, iş güvencesi hakkında doğal temiz bir çevrede
sağlıklı yaşama hakkına, adil yargılanma hakkından lekelenmeme hakkına kadar,
tüm hakların özlerine dokunulmuş, etkisizleştirilmiş ya da tamamen gasp
edilmiştir.
Devrimci avukatlar olarak, geleceği kazanmak için tarihsel hak ve
özgürlükleri koruma, geliştirme sorumluluğuyla açlık grevindeyiz.
özgürlükleri koruma, geliştirme sorumluluğuyla açlık grevindeyiz.
Halklarımıza açlık, yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik dayatılırken
yozlaştırma, değersizleştirme ve onursuzluk amaçlanıyor.
yozlaştırma, değersizleştirme ve onursuzluk amaçlanıyor.
Yasalar eliyle halkların manevi ve ahlaki değerlerinin tahrip
edilmesi, yargılama konusu edilen cenaze törenlerinden, yedi ve kırk
yemeklerine, taziye ziyaretlerine bile davalar açılması, muhbirleştirme,
ajanlaştırma, iftiracılık gibi ahlaki suçların, yasallaştırılarak
süreklileştirilmesidir.
edilmesi, yargılama konusu edilen cenaze törenlerinden, yedi ve kırk
yemeklerine, taziye ziyaretlerine bile davalar açılması, muhbirleştirme,
ajanlaştırma, iftiracılık gibi ahlaki suçların, yasallaştırılarak
süreklileştirilmesidir.
“Etkin pişmanlık” adı altında sürdürülen bu yozlaştırma
politikasının son bulmasını, ihbarcılık, gizli tanıklık gibi sözde delillerin
ortadan kaldırılmasını istiyoruz.
politikasının son bulmasını, ihbarcılık, gizli tanıklık gibi sözde delillerin
ortadan kaldırılmasını istiyoruz.
Vatanımızın her metrekaresinde doğal, tarihi, kültürel güzellikler
dizginsiz bir yağmaya açılmış durumdadır. Her şeyi kar ve tüccar mantığıyla
alınır satılır hale getiren, piyasalaştıran iktidar politikalarının halkımızın,
çocuklarımızın geleceğini çalmaması için açlık grevindeyiz.
dizginsiz bir yağmaya açılmış durumdadır. Her şeyi kar ve tüccar mantığıyla
alınır satılır hale getiren, piyasalaştıran iktidar politikalarının halkımızın,
çocuklarımızın geleceğini çalmaması için açlık grevindeyiz.
Maden sahası, nükleer tesis, taş ocağı, boru hattı, turizm,
“kentsel dönüşüm” vb. gerekçelerle Munzur Vadisinin, Ayder Yaylasının, Salda
Göl’nün, Hasankeyf’in, Kaz Dağlarının, Mersin’in, Sinop’un, Kuzey Anadolu
Ormanlarının, İstanbul’un, yüzlerce yıllık zeytinliklerin, Trakya topraklarının
talanına, yok edilmesine karşı, bu memleketin her santimine duyduğumuz
sorumlulukla açlık grevindeyiz.
“kentsel dönüşüm” vb. gerekçelerle Munzur Vadisinin, Ayder Yaylasının, Salda
Göl’nün, Hasankeyf’in, Kaz Dağlarının, Mersin’in, Sinop’un, Kuzey Anadolu
Ormanlarının, İstanbul’un, yüzlerce yıllık zeytinliklerin, Trakya topraklarının
talanına, yok edilmesine karşı, bu memleketin her santimine duyduğumuz
sorumlulukla açlık grevindeyiz.
Tecrit işkencesine tabi tutularak, kitap yayın hakkı, sohbet
hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme ve iletişim hakları keyfi şekilde
ellerinden alınan; ağırlaştırılmış müebbet hapis infaz rejimi ile – “ölünceye
dek” hürriyetinden yoksunluk, tüm dünyada reddedilen bir uygulama iken,
yasalara ve mahkeme kararlarına yazılan bu ibare ile – siyasi düşmanlığı
vurgulayan infaz düzenlemeleri ve uygulamalarına son verilsin!
hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme ve iletişim hakları keyfi şekilde
ellerinden alınan; ağırlaştırılmış müebbet hapis infaz rejimi ile – “ölünceye
dek” hürriyetinden yoksunluk, tüm dünyada reddedilen bir uygulama iken,
yasalara ve mahkeme kararlarına yazılan bu ibare ile – siyasi düşmanlığı
vurgulayan infaz düzenlemeleri ve uygulamalarına son verilsin!
Hasta tutsakların, hastalıkların kendilerine karşı kullanılan bir
işkence aracı haline getirilmesine son verilsin!
işkence aracı haline getirilmesine son verilsin!
Tecride ve hasta tutsaklara yapılan işkencelere karşı insan
onurunu savunmak için açlık grevindeyiz.
onurunu savunmak için açlık grevindeyiz.
Asla çaresiz kalmayacağımızı, hakkımız olanı istemekten, onurumuzu
her şeyin üstünde tutmaktan vazgeçmeyeceğimizi göstermek için açlık grevindeyiz
ve biz kazanacağız!
her şeyin üstünde tutmaktan vazgeçmeyeceğimizi göstermek için açlık grevindeyiz
ve biz kazanacağız!
Müvekkillerimizi ve Halkımızı Savunmaktan Vazgeçmeyeceğiz!
“Şeref Ölümden Üstündür!”
Kitap Adı: Yeni İnsanYazar Adı: Onur Polat
Yayınevi: Boran Yayınları
Basım Tarihi: Ocak 2020
Yeni bir
dünya kuracak, yeni kişiliği yaratmalıyız
dünya kuracak, yeni kişiliği yaratmalıyız
Yeni İnsanı
Anlatmalıyız
Anlatmalıyız
Halkımızın kurtuluş mücadelesi yeni insanların elinde yükseliyor.
Yaşamlarını gelecek kavgasına sunan onurlu insanlarımız var. Coşkuyla okuduğumuz
romanlardaki kahramanlarla aynı topraklarda yaşıyoruz. Gorki’nin Pavel’i,
Thomas Kornaros’un Stavro amcası, Nazım Hikmet’in Tanya’sı ve başka sanat
eserlerindeki halk kahramanları aramızda. Bizim de Tanyalarımız var. Sabolar,
Edalar, Perihanlar, Olcaylar gibi. Bizim de Pavellerimiz var. Niyaziler, Sinanlar,
İbrahimler, Fazıllar gibi. Romanlarda okuduğumuz ve inanılmaz sandığımız
destanlar, yiğitlikler yaratıyorlar. Yeni insanı önümüze seriyorlar. Onun için
yaşama tutkusunu ve coşkularını yitirmeyen sanatçılar, gözlerini kurtuluş mücadelesine
çevirmeli, “yeni insan”ları anlamaya ve anlatmaya çalışmalıdır. Başka ülke devrimlerinde
yaşananların, ayağımızı bastığımız bu topraklarda da fazlasıyla yaşandığını yok
sayamayız.
Yaşamlarını gelecek kavgasına sunan onurlu insanlarımız var. Coşkuyla okuduğumuz
romanlardaki kahramanlarla aynı topraklarda yaşıyoruz. Gorki’nin Pavel’i,
Thomas Kornaros’un Stavro amcası, Nazım Hikmet’in Tanya’sı ve başka sanat
eserlerindeki halk kahramanları aramızda. Bizim de Tanyalarımız var. Sabolar,
Edalar, Perihanlar, Olcaylar gibi. Bizim de Pavellerimiz var. Niyaziler, Sinanlar,
İbrahimler, Fazıllar gibi. Romanlarda okuduğumuz ve inanılmaz sandığımız
destanlar, yiğitlikler yaratıyorlar. Yeni insanı önümüze seriyorlar. Onun için
yaşama tutkusunu ve coşkularını yitirmeyen sanatçılar, gözlerini kurtuluş mücadelesine
çevirmeli, “yeni insan”ları anlamaya ve anlatmaya çalışmalıdır. Başka ülke devrimlerinde
yaşananların, ayağımızı bastığımız bu topraklarda da fazlasıyla yaşandığını yok
sayamayız.
Sömürü, talan, sürgün ve baskılar ülkesi Türkiye’de emekçi
yığınların her geçen gün kabaran öfkesini sokaklara, meydanlara, grev
yerlerine, dağlara, üniversiteler, varoşlara kısacası hayatın her alanına taşıyan
gelenek ve değerlerle örmeliyiz ürünlerimiz.
yığınların her geçen gün kabaran öfkesini sokaklara, meydanlara, grev
yerlerine, dağlara, üniversiteler, varoşlara kısacası hayatın her alanına taşıyan
gelenek ve değerlerle örmeliyiz ürünlerimiz.
Kokuşmanın, yozlaşmanın hüküm sürdüğü; bireyciliğin ve
ahlaksızlığın, onursuzluğun ve riyakârlığın erdem sayıldığı bu ülkede, iyiden
ve haklıdan yana bir gelecek için büyük bir özveri ve cesaretle yürekleri
ellerinde savaşan yiğit insanlar var. Ölüme en yakın oldukları anlarda bile
“yaşatmayı” düşünen bu yeni insanları anlatmalıyız. Duvarlara kanlarıyla inançlarını
yazanları, ülkenin dört bir yanında bayrak bayrak dalgalandıranların yarattığı
değerleri aynı duyarlılıkla, aynı coşku ve inançla haykırmayı başarmalıyız. Tüm
insani değerlerin köreltilmeye çalışıldığı bir dönemde, böylesi duyarlılık, coşku,
böylesi gelecek inancı yeni bir dünyanın insanının harcıdır ancak.
ahlaksızlığın, onursuzluğun ve riyakârlığın erdem sayıldığı bu ülkede, iyiden
ve haklıdan yana bir gelecek için büyük bir özveri ve cesaretle yürekleri
ellerinde savaşan yiğit insanlar var. Ölüme en yakın oldukları anlarda bile
“yaşatmayı” düşünen bu yeni insanları anlatmalıyız. Duvarlara kanlarıyla inançlarını
yazanları, ülkenin dört bir yanında bayrak bayrak dalgalandıranların yarattığı
değerleri aynı duyarlılıkla, aynı coşku ve inançla haykırmayı başarmalıyız. Tüm
insani değerlerin köreltilmeye çalışıldığı bir dönemde, böylesi duyarlılık, coşku,
böylesi gelecek inancı yeni bir dünyanın insanının harcıdır ancak.
Geleceğin yeni insanının şimdiden başlayan serüveni,
halklarımızın gelecekteki bilincinin aynası olacaktır. Geleceği yaratma kavgasında
hayatın her alanında yaratılan yeni değerler, sanatsal üretimde kitlelerin
devrimci atılımını destekleyen araçlar ve aynı zamanda sosyalizme bırakılan
miras haline gelecektir.
halklarımızın gelecekteki bilincinin aynası olacaktır. Geleceği yaratma kavgasında
hayatın her alanında yaratılan yeni değerler, sanatsal üretimde kitlelerin
devrimci atılımını destekleyen araçlar ve aynı zamanda sosyalizme bırakılan
miras haline gelecektir.
Halktan yana sanatın etkisini arttırabilmek, her an
kendini yenileyen bir sanat faaliyeti yaratabilmek ve her şeyden önemlisi onu
zulmün, zorbalığın karşısına dikebilmek için bu değerlere bugün dünden fazla
ihtiyaç var. Bunu başarmalıyız.
kendini yenileyen bir sanat faaliyeti yaratabilmek ve her şeyden önemlisi onu
zulmün, zorbalığın karşısına dikebilmek için bu değerlere bugün dünden fazla
ihtiyaç var. Bunu başarmalıyız.
Gelecek
bizimdir, gelecek yeni insanların ellerinde şekillenecektir.
bizimdir, gelecek yeni insanların ellerinde şekillenecektir.
—
Sosyalizm
yeni insanı yaratacaktır ve yeni insan bugünün dünyasından doğacaktır. Dünyanın
dört yanında halkların kurtuluşu için direnenler, tutsak düşenler, savaşanlar,
şehit düşenler… Her türlü bedele halkı için, vatanı için katlananlar… Yeri
geldiğinde ölüm orucuna yatanlar, yeri geldiğinde kuşatmada son mermisine kadar
direnen ama teslim olmayanlar. Bu insanları kapitalizmin göbeğinde, sosyalizm
inancı yarattı, yaratmaya da devam edecektir.
yeni insanı yaratacaktır ve yeni insan bugünün dünyasından doğacaktır. Dünyanın
dört yanında halkların kurtuluşu için direnenler, tutsak düşenler, savaşanlar,
şehit düşenler… Her türlü bedele halkı için, vatanı için katlananlar… Yeri
geldiğinde ölüm orucuna yatanlar, yeri geldiğinde kuşatmada son mermisine kadar
direnen ama teslim olmayanlar. Bu insanları kapitalizmin göbeğinde, sosyalizm
inancı yarattı, yaratmaya da devam edecektir.
Sosyalist
düzen yeni insanı yaratır. Yeni insan yaratıldıkça ancak eşitlik, adalet ve
özgürlük yaşayabilir. Halklar ve insanlar kardeşleşebilir. 2. Paylaşım
Savaşı’nın muzaffer Sovyet halkının yeri geldiğinde Almanları durdurmak için
bombaları bedenine sararak kendini tankların altına attığı, yeri geldiğinde.
Sovyet askeri, dinç kalsın diye yemeğinden kısıp aç kaldığı, Nazi faşizmine
karşı savaşta şehit düşen 20 milyon kahraman evladını sosyalizm yarattı. Çin’de
devrim mücadelesinin başarısı için görevi gereği hapishanede 15 yıl deli
taklidi yapabilen iradeyi, akıl almaz işkencelere, sakat kalma pahasına göğüs
germiş Çin halkının evlatlarını, yoksul halkın tedavisi için, dünyanın birçok
ülkesini dolaşan 16 bin Kübalı doktoru sosyalizm ideolojisi yaratmıştır.
düzen yeni insanı yaratır. Yeni insan yaratıldıkça ancak eşitlik, adalet ve
özgürlük yaşayabilir. Halklar ve insanlar kardeşleşebilir. 2. Paylaşım
Savaşı’nın muzaffer Sovyet halkının yeri geldiğinde Almanları durdurmak için
bombaları bedenine sararak kendini tankların altına attığı, yeri geldiğinde.
Sovyet askeri, dinç kalsın diye yemeğinden kısıp aç kaldığı, Nazi faşizmine
karşı savaşta şehit düşen 20 milyon kahraman evladını sosyalizm yarattı. Çin’de
devrim mücadelesinin başarısı için görevi gereği hapishanede 15 yıl deli
taklidi yapabilen iradeyi, akıl almaz işkencelere, sakat kalma pahasına göğüs
germiş Çin halkının evlatlarını, yoksul halkın tedavisi için, dünyanın birçok
ülkesini dolaşan 16 bin Kübalı doktoru sosyalizm ideolojisi yaratmıştır.
Biz bu halka
güveniyoruz. Sosyalizmin günümüz insanıyla kurulacağına inanıyoruz. Bu güvenin
kaynağında M. L’nin doğruluğuna olan inanımız vardır. Emperyalizm tarihsel
olarak ömrünü doldurmuştur. Sosyalizm gelecektir ve bunu sağlayacak olan
halkların nasırlı elleridir. Küçük-burjuva solcuların “cahil, geri, yeteneksiz”
gördükleri halk yapacaktır devrimi.
güveniyoruz. Sosyalizmin günümüz insanıyla kurulacağına inanıyoruz. Bu güvenin
kaynağında M. L’nin doğruluğuna olan inanımız vardır. Emperyalizm tarihsel
olarak ömrünü doldurmuştur. Sosyalizm gelecektir ve bunu sağlayacak olan
halkların nasırlı elleridir. Küçük-burjuva solcuların “cahil, geri, yeteneksiz”
gördükleri halk yapacaktır devrimi.
Tüm
değişimler, tüm devrimler halkla olmuştur, halkın olmadığı bir devrimin olma
koşulu yoktur. Biz de ülkemizde devrimi halkımızla yapacağız. Halkımızın eksik
ve zaafları vardır, halkı ilahlaştıracak kadar anti bilimsel ve kör değiliz.
Ama eksik ve zaafların devrim mücadelesi içinde değişeceğine, halkın
politikleşeceğine, kültürel, ahlaki olarak gelişeceğine ve yenileşeceğini
biliyoruz ve inanıyoruz. Bu inancımız soyut değil bilimseldir. Çünkü her insan
değişir, sorunun farkında olan ve çözümün ne olduğunu bilen her insan savaşır.
değişimler, tüm devrimler halkla olmuştur, halkın olmadığı bir devrimin olma
koşulu yoktur. Biz de ülkemizde devrimi halkımızla yapacağız. Halkımızın eksik
ve zaafları vardır, halkı ilahlaştıracak kadar anti bilimsel ve kör değiliz.
Ama eksik ve zaafların devrim mücadelesi içinde değişeceğine, halkın
politikleşeceğine, kültürel, ahlaki olarak gelişeceğine ve yenileşeceğini
biliyoruz ve inanıyoruz. Bu inancımız soyut değil bilimseldir. Çünkü her insan
değişir, sorunun farkında olan ve çözümün ne olduğunu bilen her insan savaşır.
Önsöz
Kapitali Öğreniyoruz Dünyayı Değiştireceğiz kitabı
Türkiye’deki Uşak Kadın hapishanesindeki Özgür Tutsaklardan Almanya
Hamburg’taki Özgür tutsak Erdal Gökoğlu’na uzanan yeni bir kolektivizm
ürünüdür. Yoğun tecrit altında olanaksızlıklar içinde hazırlanmıştır.
Türkiye’deki Uşak Kadın hapishanesindeki Özgür Tutsaklardan Almanya
Hamburg’taki Özgür tutsak Erdal Gökoğlu’na uzanan yeni bir kolektivizm
ürünüdür. Yoğun tecrit altında olanaksızlıklar içinde hazırlanmıştır.
Erdal Gökoğlu Kimdir?
1972 Ankara Çubuk Demirci Köyü doğumlu. Alevi inancından bir
ailede doğdu. İlkokulu köyde okudu, Liseyi Ankara’da okudu. Devrimcilerle Lise
yıllarında tanıştı. Çanakkale’de Üniversite’de okurken Dev- Genç’li oldu. 1991-1994
yılları arasında üniversite gençliğinin örgütlenme mücadelesi içinde yer aldı.
Gençlik mücadelesinde defalarca gözaltına alınıp tutuklandı. 1994 yılında 6 ay
Bursa ve Bayrampaşa hapishanelerinde tutsak kaldı. Tahliye olduktan sonra
Ankara ve İstanbul’da mahalli alanda çalıştı. 1994 yılı Temmuz ayında Ankara’da
gözaltına alındı ve tutuklandı ve 26 Eylül 1999 yılında Ulucanlar hapishanesi
katliamına kadar tutsak kaldı. 10 devrimcinin katledildiği Ulucanlar
Hapishanesi katliamından ağır yaralı olarak kurtuldu… Katliam sonrasında
Burdur hapishanesine sürgün edilen tutsakların içinde Erdal da vardı. 10
Devrimci tutsağı en aşağılık işkencelerle katleden düşman Ulucanlar
hapishanesinde teslim alamadığı devrimci tutsaklara Burdur hapishanesinde
tekrar saldırdı. Saldırıya direnişle cevap veren devrimcilere bu sefer düşman
kepçelerle hapishane duvarlarını yıkarak saldırdı. Saldırıda bir tutsağın kolu
kepçeyle kopartılırken diğer tüm devrimci tutsaklar işkencelerle komalık
edildi. Daha sonra Erdal Gökoğlu’nun da içinde olduğu devrimci tutsaklar ağır
yaralı oldukları halde Bursa Hapishanesine sürgün edildi. İşkencelerle,
katliamlarla devrimci tutsakları teslim alacağını sanan düşman bir kez de
Burdur Hapishanesinde devrimcilerin destansı direnişi karşısında yenildi…
ailede doğdu. İlkokulu köyde okudu, Liseyi Ankara’da okudu. Devrimcilerle Lise
yıllarında tanıştı. Çanakkale’de Üniversite’de okurken Dev- Genç’li oldu. 1991-1994
yılları arasında üniversite gençliğinin örgütlenme mücadelesi içinde yer aldı.
Gençlik mücadelesinde defalarca gözaltına alınıp tutuklandı. 1994 yılında 6 ay
Bursa ve Bayrampaşa hapishanelerinde tutsak kaldı. Tahliye olduktan sonra
Ankara ve İstanbul’da mahalli alanda çalıştı. 1994 yılı Temmuz ayında Ankara’da
gözaltına alındı ve tutuklandı ve 26 Eylül 1999 yılında Ulucanlar hapishanesi
katliamına kadar tutsak kaldı. 10 devrimcinin katledildiği Ulucanlar
Hapishanesi katliamından ağır yaralı olarak kurtuldu… Katliam sonrasında
Burdur hapishanesine sürgün edilen tutsakların içinde Erdal da vardı. 10
Devrimci tutsağı en aşağılık işkencelerle katleden düşman Ulucanlar
hapishanesinde teslim alamadığı devrimci tutsaklara Burdur hapishanesinde
tekrar saldırdı. Saldırıya direnişle cevap veren devrimcilere bu sefer düşman
kepçelerle hapishane duvarlarını yıkarak saldırdı. Saldırıda bir tutsağın kolu
kepçeyle kopartılırken diğer tüm devrimci tutsaklar işkencelerle komalık
edildi. Daha sonra Erdal Gökoğlu’nun da içinde olduğu devrimci tutsaklar ağır
yaralı oldukları halde Bursa Hapishanesine sürgün edildi. İşkencelerle,
katliamlarla devrimci tutsakları teslim alacağını sanan düşman bir kez de
Burdur Hapishanesinde devrimcilerin destansı direnişi karşısında yenildi…
Erdal Gökoğlu tutsaklığı boyunca hep direnişlerin en ön
cephesinde yer aldı. Erdal F Tipi Hapishanelere karşı başlatılan ve 7 yıl
süren, 122 şehidin verildiği Büyük Ölüm Orucu direnişinde 3. ekiplerde yer
aldı. 19 Aralık Hapishaneler katliamında Bursa Kapalı hapishanesindeydi.
Katliam saldırısından sonra Ölüm Orucu direnişçisi iken zorla Edirne F tipi
hapishanesine götürüldü… Direnişinin 251. Gününde zorla müdahale edilerek
yaşayan ölüler haline getirilmeye çalışıldı. Daha sonra Erdal, düşmanın direnişi
kırmak için gündeme getirdiği tahliye rüşveti ile tahliye edildi. Örgütünün ve
yoldaşlarının emeğiyle hafızasından silinen yılları geri tamamlamaya çalıştı.
Düşmana beslediği kinle hızla iyileşti Erdal ve kısa sürede ayağa kalkıp sıcak
mücadelenin içinde görev aldı. 2001 yılında Gençlik Fedarasyonu’na yapılan
polis baskını sonrasında tekrar aranır duruma düştü. 2002 yılında iradi olarak
yurt dışına çıkartıldı. 2002 tarihinden sonra da Avrupa’nın birçok ülkesinde
görevler aldı.
cephesinde yer aldı. Erdal F Tipi Hapishanelere karşı başlatılan ve 7 yıl
süren, 122 şehidin verildiği Büyük Ölüm Orucu direnişinde 3. ekiplerde yer
aldı. 19 Aralık Hapishaneler katliamında Bursa Kapalı hapishanesindeydi.
Katliam saldırısından sonra Ölüm Orucu direnişçisi iken zorla Edirne F tipi
hapishanesine götürüldü… Direnişinin 251. Gününde zorla müdahale edilerek
yaşayan ölüler haline getirilmeye çalışıldı. Daha sonra Erdal, düşmanın direnişi
kırmak için gündeme getirdiği tahliye rüşveti ile tahliye edildi. Örgütünün ve
yoldaşlarının emeğiyle hafızasından silinen yılları geri tamamlamaya çalıştı.
Düşmana beslediği kinle hızla iyileşti Erdal ve kısa sürede ayağa kalkıp sıcak
mücadelenin içinde görev aldı. 2001 yılında Gençlik Fedarasyonu’na yapılan
polis baskını sonrasında tekrar aranır duruma düştü. 2002 yılında iradi olarak
yurt dışına çıkartıldı. 2002 tarihinden sonra da Avrupa’nın birçok ülkesinde
görevler aldı.
Erdal Gökoğlu demek düşmana duyulan kin demektir. Onun
Wernike korsakoff rahatsızlığının hızla iyileşmesinde de düşmana duyduğu bu kin
vardır. Hapishaneden çıkar çıkmaz gittiği ilk yer Ankara Ulucanlar hapishanesi
olup Ulucanlar katliamının hesabını sormak olmuştur. Yine Ankara DAL’da DHKP-C
timinin işkencecilerinden olan Maksut Karal 2005 yılında, Tayyip Erdoğan’ın
Koruma müdürlüğünü yaptığı dönemde, Erdoğan’ın Hollanda da konuşma yaptığı
esnada tüm kitleye “işkenceci” diye bağırarak tüm dünyanın gözleri önünde
teşhir etmiştir. 2016 yılında Polonya’da tutuklanıp 6 ay tutsak kaldı.
Tutsaklığı boyunca haksız tutuklamayı protesto ederek direndi. 13 Kasım 2017
Tarihinde Almanya’nın talebiyle Belçika’da gözaltına alınarak tutuklandı. Alman
emperyalizminin tutuklama gerekçesi tamamen Erdal Gökoğlu’nun Marksist-Leninist
devrimci düşünceleridir. Çünkü bir itirafçının birkaç cümlelik itirafları
dışında hakkında tek bir somut iddia yoktur. Nitekim mahkeme sürecinde de
mahkeme heyeti iddiaların Erdal Gökoğlu’na istenilen cezayı gerektiren suçlamalar
olmadığını ancak Erdal’ın mahkeme boyunca “fanatik bir şekilde
Marksizmi-Leninizmi mahkeme boyunca savundu… “ diyerek 5 yıl hapis cezası
verdi.
Wernike korsakoff rahatsızlığının hızla iyileşmesinde de düşmana duyduğu bu kin
vardır. Hapishaneden çıkar çıkmaz gittiği ilk yer Ankara Ulucanlar hapishanesi
olup Ulucanlar katliamının hesabını sormak olmuştur. Yine Ankara DAL’da DHKP-C
timinin işkencecilerinden olan Maksut Karal 2005 yılında, Tayyip Erdoğan’ın
Koruma müdürlüğünü yaptığı dönemde, Erdoğan’ın Hollanda da konuşma yaptığı
esnada tüm kitleye “işkenceci” diye bağırarak tüm dünyanın gözleri önünde
teşhir etmiştir. 2016 yılında Polonya’da tutuklanıp 6 ay tutsak kaldı.
Tutsaklığı boyunca haksız tutuklamayı protesto ederek direndi. 13 Kasım 2017
Tarihinde Almanya’nın talebiyle Belçika’da gözaltına alınarak tutuklandı. Alman
emperyalizminin tutuklama gerekçesi tamamen Erdal Gökoğlu’nun Marksist-Leninist
devrimci düşünceleridir. Çünkü bir itirafçının birkaç cümlelik itirafları
dışında hakkında tek bir somut iddia yoktur. Nitekim mahkeme sürecinde de
mahkeme heyeti iddiaların Erdal Gökoğlu’na istenilen cezayı gerektiren suçlamalar
olmadığını ancak Erdal’ın mahkeme boyunca “fanatik bir şekilde
Marksizmi-Leninizmi mahkeme boyunca savundu… “ diyerek 5 yıl hapis cezası
verdi.
Erdal Gökoğlu şu anda Almanya’nın Hamburg şehrinde bir
hapishanede yoğun tecrit altında tutukludur. “Kapitali Öğreniyoruz, Dünyayı
Değiştireceğiz” kitabı Uşak Hapishanesindeki Özgür Kadın Tutsaklardan Hamburg
hapishanesindeki Özgür Tutsak Erdal Gökoğlu’na uzanan bir kolektivizmin
ürünüdür.
hapishanede yoğun tecrit altında tutukludur. “Kapitali Öğreniyoruz, Dünyayı
Değiştireceğiz” kitabı Uşak Hapishanesindeki Özgür Kadın Tutsaklardan Hamburg
hapishanesindeki Özgür Tutsak Erdal Gökoğlu’na uzanan bir kolektivizmin
ürünüdür.
Kapitali öğrenmek için bizlere bu kitabı sunan Özgür
Tutsaklara kolektif emeklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
Tutsaklara kolektif emeklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
BORAN YAYINLARI



