videolar
Tek Tip Elbise Dayatmasına Karşı Alman Hapishanelerinde Süresiz Açlık Grevinde Olan Haydar Demiray Zafer Kazandı
TAYAD’lı Aileler Meydanlarda… Kuyu Tipleri İşkencedir, Kapatılsın!
Faşizmin devrimci Özgür Tutsakları teslim almak, tecrit
etmek ve imha etmek için açmış olduğu S-R-Y Kuyu Tipi Hapishanelerine ve
sürgün-sevk işkencesine karşı direnen Özgür Tutsakların sesi olmak için
TAYAD’lı Aileler meydanlardan haykırmaya devam ediyor.
TAYAD’lılar Çağlayan’da:
TAYAD’lı Aileler’den Hasan Basri Yıldız ve Feridun
Osmanağaoğlu, 24 Temmuz’da, adaletsizliğin merkezlerinden olan Çağlayan
Adliyesi önündeki meydanda açıklama yapmak istedikleri anda faşizmin kiralık
işkenceci polisleri tarafından saldırıya uğrayarak işkencelerle gözaltına
alındı.
TAYAD’lı Aileler gözaltı esnasında ise “Kuyu Tipi
Hapishaneler Kapatılsın!” ve “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz!”
sloganları atarak adaletsizliği ve saldırıları teşhir etmeye devam etti.
TAYAD’lılar Taksim’de:
TAYAD’lı Aileler’den Ferdi Sarıkaya, faşizmin S-R-Y Kuyu
Tipi Hapishanelerinin kapatılması ve tecridin son bulması için İstanbul Taksim
Meydanı’ndan haykırdı.
Sarıkaya’nın açıklaması esnasında faşizmin işkenceci katil
polisleri saldırarak gözaltına aldı. Gözaltı esnasında TAYAD’lı Ferdi Sarıkaya “Kuyu
Tipi Hapishaneler Kapatılsın!” ve “İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek!”
sloganları atarak direnişi duyurdu.
Faşizmin sürgün sevk işkencesine ve kuyu tipi
hapishanelerine karşı süresiz açlık grevi direnişinin 111’inci (22 Temmuz’da)
geride bırakan Grup Yorum Özgür Tutsağı Vedat Doğan’ın annesi de evlatlarıyla
dayanışma amacıyla destek açlık grevinde olduğunu belirtti.
Anne Sara Doğan, videolu yaptığı açıklamada şu sözlere
yer verdi:
“Merhabalar; ben Vedat Doğan’ın annesiyim. Kendisi
Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde süresiz açlık grevindeler.
Oğlum sevki olması için ben de bir günlük açlık grevi
yapacağım.”
Yunanistan Halk Cephesi: Ölüm Orucu Direnişçisi Nurettin Kaya İçin Destek Açlık Grevi Devam Ediyor
Nurettin Kaya Kuyu Tipi R, S, Y tipi hapishanelerin
kapatılması ve Kuyu tipi tecrit hücrelerinde olan Yoldaşları içinde başlattığı
ölüm orucu direnişinin bugün 26 Haziran 2024 tarihi itibariyle 251. gününde.
Yunanistan Halk Cephesi kuyu tipi tecrit hücrelerine karşı
devam eden direnişlere destek veriyor. Her gün bir Halk Cepheli destek açlık
grevi yaparak kuyu tipi hapishanelere karşı direnişin yanında yer alıyor.
Haydar Doğan da yaptığı açlık grevi ve çektiği video ile
bugün yaptığı açlık grevi ile Nurettin Kaya’nın sesi oldu.
Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın!
Tecrit İşkencedir Tecrite Son!
Nurettin Kaya’nın Talepleri Kabul Edilsin!
Yunanistan Halk Cephesi
İstanbul Küçükarmutlu Mahallesi’nde TAYAD öncülüğünde
çalışmalarını yürüten Sevgi Erdoğan Vefa Evi emekçileri 23 Haziran’da
adaletsizliğin merkezi olan Adalet Bakanlığına yönelik açıklamada bulundu.
Yaşadığı işkenceler ve adaletsizlikler ile sembol olan
Direnç Çiçeği Ayten Öztürk’ün abisi açıklamayı okuyarak şu sözlere yer verdi:
“Merhabalar, ben 6 Şubat komplosuyla haksız yere
tutuklanan Ayten Öztürk’ün abisiyim, adım Sabahattin Öztürk.
Buradan Adalet Bakanlığına seslenmek istiyorum.
Nurettin Kaya’nın ölmesini istemiyoruz; 248 gündür ölüm
orucunda olan Nurettin Kaya’nın talepleri derhal kabul edilsin.
6 Şubat saldırısı bahane edilerek yine hukuksuzca
tutuklanan Kemal Gün iki parmağı yapılan işkence ve kelepçelerden kaynaklı felç
olmuştur. Tedavisi hapishanede yapılmıyor; 78 yaşında olan Kemal Gün derhal
serbest bırakılsın.
Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın!
Ölüm orucunda ve Süresiz Açlık Grevinde olan Özgür
Tutsakların talepleri derhal kabul edilsin!
Adalet İstiyoruz!”
Fransa’da ki Dev-Gençliler 24 Mayıs’ta Paris’in
Aubervilliers banliyösünde Filistin halkına destek vermek ve 39 yıldır siyasi
tutuklu olan Georges Abdallah’ın serbest bırakılması için birçok Fransa da
bulunan Gençlik Örgütleriyle birlikte, düzenlenen Eyleme katıldı ve ayrıca
konuşma da yaptı
Filistin halkının mücadelesi, dünyanın tüm ezilen
halklarının kurtuluş mücadelesidir. Bu mücadeleyi uluslararası duyurmalı ve
uluslararası dayanışmayı güçlendirmeliyiz.
Yaşasın Filistin halkının mücadelesi!
Avrupa dev-genç
Şişli Direnişi 1609’uncu Gününde: Muammer Keskin Tarafından Evimde 10 Bayramdır Neşe Olmadı
İstanbul Şişli Belediyesi işçisi Turan Aktaş, CHP’li eski
belediye başkanı emek ve işçi düşmanı Muammer Keskin tarafından haksız yere
işinden atılması üzerine başlattığı Şişli Direnişi’nin 1609’uncu gününü 10
Nisan’da geride bıraktı.
Şişli Direnişçisi Turan Aktaş, direnişi ve süreç ile
ilgili açıklama yaparak şu sözlere yer verdi:
“Merhaba sevgili halkımız; bugün Şişli
Direnişi’mizin 1609’uncu günü, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl
Başkanlığı’ndaki oturma eylemimizin de 310’uncu günü.
Verilen sözleri tutmayan bir zihniyete karşı mücadelemi
sürdürüyorum. Dört mahkeme kazanmama rağmen işimi, aşımı, ekmeğimi, onurumu
vermeyen bir zihniyet.
Söz verdiniz İl Başkanı Özgür Çelik; söz verdin Özgür
Özel, işimi vereceğinize dair.
Mazbatasını alırken belediye başkanına Çağlayan Adliyesi
önünde Resul Emrah Şahan’la ayak üstü konuştum, ‘bilgim var, oturur konuşuruz,
gereği neyse yaparız’ diye Resul Emrah Şahan’ın da sözü var.
Evet, bizde söz namustur! Biz böyle yetiştik, böyle
gördük. O yüzden sözünüzü tutun.
Giden emek hırsızı Muammer Keskin tarafından evimde tam
10 bayramdır bayram neşesi olmadı. Ama ben buna rağmen hiçbir zaman
vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim de işimi istemekten. Ve işimi sizlerden alacağım!
Benim mesai yerim Şişli Belediyesi, Özgür Çelik beni aklı
sıra Büyükşehir’e yollamaya çalışıyor. Özgür Çelik, benim iş yerim Şişli
Belediyesi. Evet, daha önce bir emek hırsızına lafınızı geçiremiyordunuz, ‘abi
söz dinlemiyor, seni oraya veremeyiz’ dediniz ve bugün değişmiş vaziyette yeni
bir belediye başkanı var. Onun için, çağırırsınız, amirisiniz, verirsiniz
işimi.”
Bunun İçin De Uyuşturucu İle Beynimize,
Bahis Oyunları İle Alınterimizle Kazandığımız Paraya Göz
Dikiyorlar!
Alınterimize De Beynimize De Sahip Çıkacak
Emperyalistlerin Ve Yerli İşbirlikçilerinin
Hayatı Var Eden Emekçi Halkımızı Yozlaştırmasına İzin
Vermeyeceğiz!
Themos Kornaros sosyalist edebiyata kazandırdığı eserlerden
birisi de “Fırtına Çocukları” isimli kitaptır. Yazar bu kitapta
Yunanistan’ın maden bölgelerinden birisinde İngiliz sömürgecilerin, maden
işçilerinin emeğini nasıl sömürdüğünü anlatır. Bu sömürüye bağlı olarak yaşanan
yoksulluk ve yozlaşma da hat safhadadır. Ve yozlaşma İngiliz şirket eliyle
başka bir sömürge ülke olan Hindistan’dan getirilen kenevirle yapılır. Yevmiye
niyetine dağıtılan keneviri içen işçiler ne açlığı düşünür ne de yoksulluğun
nedeni olan bu düzeni değiştirmek için mücadele eder ve çark hiç durmadan,
arasına her gün bir yenisini katarak dönmeye devam eder.
Fakat aradan 75 yıl geçmiş olmasına rağmen, işçilerin emeğini sömürenlerin
politikaları değişmemiştir. İşçiler boğaz tokluğuna, can güvenliğinin olmadığı
ortamlarda çalışsın ve bunu sorgulamasın diye uyuşturucu ile beynini
zehirliyorlar. Aynı zamanda en az uyuşturucu kadar etkili olan “şans
oyunları” denen boş umutlarla alınteri ile kazandığı parayı çalıyorlar.
Kınık, ’90’lı yıllara kadar tarımla geçimini sağlayan bir İzmir ilçesi. Fakat
Tansu Çiller hükümetinin 5 Nisan Kararları neticesinde bu bölgede tarım gitgide
bitirilmiş, tarım arazileri maden şirketlerinin sömürüsüne açılmıştır.
kollarında çalışmaktadır. Ve Türkiye’deki en derin maden ocağı buradadır. Kimi
yerde 250 kimi yerde 300 kot derindedir. Soma’da yaşanan ve 301 maden
emekçisinin ölümüyle sonuçlanan katliamdan sonra burada bulunan maden
ocaklarında iş güvenliği önlemleri alınsa da eksiktir. İş güvenliği
önlemlerinin yanı sıra çalışma hakkı güvenliği de patronlar tarafından tehdit
altındadır. Makbul olmayan, sendika ve örgütlenme hakkından vazgeçmeyen işçiler
işten çıkarılmakta, kara listeye alınmaktadır. Yani Demokles’in kılıcı Kınıklı
maden işçilerinin başında her an sallanmaktadır.
saldırının karşısında maden işçilerinin sesinin çok az çıkmasının tek bir
sebebi vardır oda bu küçük ilçede kimi büyük şehirlere oranla “metanfetamin”
denen ve sokak jargonunda bilinen ismi ile “ateş-buz”un yaygın
olması, bahis ve sanal iddia ile boş umutlara gömülmesi.
tekel bayilere ya da iddia-ganyan bayilerine koşmaktadır. Neredeyse yerin 1
kilometre derinin de saatlerce çalışıp, kazandığı parayı içkiye, uyuşturtucuya,
kumara yatıran maden emekçilerinden birkaçına, “neden” diye
sorduğumuzda aldığımız cevap farklı şekillerde olsa da özetle “başka ne
yapalım?” şeklindedir.
-Uyuşturucu ile beynimizi, “şans oyunları” denen
boş vaatlere alınterimizi teslim etmeyelim.
-Örgütlenelim, örgütlenme hakkımıza sahip çıkalım.
-Bizleri yozlaştırmak isteyenlerin karşısına halk
kültürlerimize sahip çıkarak dikilelim.
-Biz emeği ile var eden, alınteri ile geçinen
işçileriz. Bu bilinçle hareket edip
geleceğimize sahip çıkalım.
İşçi Meclislerinde Örgütlenelim, Mücadele Edelim Kazanalım!
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ
