TAYAD
Grup Yorum Emekçisi Emel Yeşilırmak’a Silivri 9 No’lu Hapishanesi’nde İşbirlikçilik Teklif Edildi
Silivri 9 No’lu Hapishanesi’nde bulunan Grup Yorum emekçisi
Emel Yeşilırmak’a kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan kişiler,
“Yargıtay’da dosyaların birleşmedi, çok ceza alacaksın.” diye tehdit
ederek itirafçılık dayatmasında bulunmuştur.
Kendilerini yine istihbaratçı olarak tanıtan 5 kişi; Emel
Yeşilırmak’ın ablasına da “Size bir hafta mühlet, Emel’i öldürmemiz bir
iğneye bakar.” diyerek tehditlerini sürdürmüştür.
İtirafçılar yaratarak halkın ve devrimcilerin mücadelesini
engelleyebileceklerini düşünen ve kendi ahlaksızlıklarına halk çocuklarını
ortak etmek isteyen acizler suç işlemektedir.
İşbirlikçi-İftiracı Yaratma Politikasına Son!
Tutsaklar Üzerindeki Baskılara Son!
Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!
Viyana Ali Osman Köse Özgürlük Komitesi Ölüm Orucu Direnişçileri İçin Bildiri Yayınladı
Türkiye’de hapishanelerinde zulme ve adaletsizliğe karşı
direniş sürüyor!
Sibel Balaç, 19 Aralık 2021’den bu yana Ölüm Orucu Direnişinde.
Sibel Balaç, KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin
Ankara Yüksel caddesindeki direnişlerine omuz verdiğinden dolayı tutsak edilmiş
eski bir öğretmen.
Diğer birçok siyasi tutsak gibi o da yasal dayanağı olmadan
ciddi sağlık sorunlarıyla hapishanede tutuluyor.
Devrimci tutsak Gökhan Yıldırım, Sibel’in talepleri
desteklemek için 23 Aralık 2021’den bu yana süresiz açlık grevinde.
Bugün Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım, siyasi tutsakların
baskıya, adil olmayan yargılamalara ve tıbbi tedaviyi reddederek hasta,
devrimci tutsakları cezalandırarak katletme politikalarına karşı direniş
geleneğini sürdürüyorlar.
AKP’nin inşa ettiği adaletsiz düzeninde artan zulüm ve
tutsakların sessizce katledilmesi karşısında, bu hukuksuzluğu ve adaletsizliği
artık kabul etmeyeceklerini ilan etmek için süresiz açlık grevine artı ölüm
orucuna karar verdiler.
İŞTE TALEPLERİ;
1- Halkımız üzerindeki ekonomik, sosyal ve siyasal baskılara
son verilsin!
2- Kim olduğu bilinmeyen gizli tanıklara devrimcilerin
yargılanmasına son verilsin!
3-Tutsaklara kitap ve yayınlar koşulsuz verilsin!
4-Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın!
5-Adalet Bakanlığı’nın 45/1 sayılı genelgeyle kabul ettiği
sohbet hakkı tam olarak uygulansın!
6- Disiplin cezaları bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan
kaldırılsın!
7- Uyuşturucu ile mücadele eden devlet değil devrimcilerdir!
Devrimciler değil uyuşturucu baronları, AKP’nin Uyuşturucu Bakanları
Tutuklansın!
TALEPLERİNİ DESTEKİYORUZ …
Biz de siyasi tutsakların yaşamlarını ve haklarını
savunduğumuz için, binlerce hasta tutsağı tıbbi ihmal ve bilinçli geciktirilmiş
tedavi nedeniyle ölüme sürükleyen ve çok daha fazla tutsağın canını kasteden bu
adaletsiz düzenle mücadele ederek hasta tutsakların seslerini duyurmaya
çalıştığımız için…
Temel haklarından mahrum bırakılan, sesleri sansürlenen
hasta tutsak Ali Osman Köse ve dünyadaki birçok siyasi tutsak için Avusturya’da
yaklaşık 8 aydır haftalık özgürlük nöbetleri tutuluyor.
Ali Osman Köse 37 yıldır hapishanede geçiren devrimci bir
tutsak. Faşist askeri cuntanın zulmüne yönelen siyasi eylemlerinden dolayı
zaten sorumlu tutulduğu düşünülebilir. Ancak Ali Osman Köse’nin emniyette
geçirdiği ağır işkenceler ve büyük bir kısmını tecrit altında geçirmek zorunda
kaldığı uzun ve zorlu tutsak koşulları nedeniyle ciddi sağlık sorunları
yaşadığını da eklemek gerekir.
Ali Osman Köse ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor, aynı
zamanda kanser hastası ve sık sık şikayetlerine rağmen teşhis geç konulmuş ve
çeşitli gerekçelerle geciktirilen ameliyatı da nihayetinde yapılana kadar bir
böbrek ve böbrek üstü bezi alınmak zorunda kalındı.
Hapishane idaresinden adli tıp kurumuna ve adli makamlara
kadar, bu kurumların keyfi kararlarına bağlı kalındığı mevcut hapishane
koşullarında iyileşmesinin imkansız olduğunun farkındayız.
* Ali Osman Köse ve hayatlarının kurtarılması gereken diğer
tüm hasta tutsakların haklarını desteklemek için derhal serbest bırakılmaları
için mücadeleye devam ediyoruz.
* Siyasi tutsakları ve onların adalet mücadelesine
sahiplenmek için meşru talepleriyle sokaklara çıkmaya devam ediyoruz.
* Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın hayatlarını korumak için
meşru direnişlerine dikkat çekmeye, sesleri geniş bir kitleye duyurmaya ve
dayanışmayı büyütmeye çalışıyoruz.
Çünkü daha 2020’de halkın müzik grubu olan Grup Yorum
üyelerinden Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, halkın avukatı Ebru Timtik ve siyasi
tutsak Mustafa Koçak ölüm orucunda şehit düştüler.
Hepsi, canları pahasına adil yargılama, bağımsız bir yargı,
devrimci alternatif müziğin özgürce yapabilmesi ve avukat mesleği için mücadele
ettiler.
Sizi unutmadık ve unutmayacağız: Helin Bölek, İbrahim
Gökçek, Mustafa Koçak, Ebru Timtik…
Bu nedenle bugün esas olarak Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım
tarafından sürdürülen taleplerinin yerine getirilmesi için mücadele etmeye
devam ediyoruz.
Ali Osman Köse Özgürlük Komitesi
George İbrahim Abdallah’ Özgürleştirme Komitesi’nin Enternasyonal Konferans’ta Yaptığı Konuşma Metni
19 Aralık Hapishaneler Katliamını
anma için yapılan Enternasyonal Konferans’ta George İbrahim Abdallah’ı Özgürleştirme
Komitesinin yaptığı konuşmayı paylaşıyoruz…
Konuşma, devrimci
değerlerin nasıl korunduğunu, Abdallah’ın 38 yıllık tutsaklık sürecinde
inancından ve kararlığından bir milim sapmadığını gösteriyor:
Dayanışma Silahtır
Devrimci ve siyasi
tutsaklar onurumuzdur, onlar direnişin meşalesidir!
Dayanışalım;
Her yerde dayanışma Siyonizmin
hapishanelerindeki ayrıca Fas, Türkiye, Yunanistan, Filipin ve dünyanın
herhangi bir yerinde tecrit hücrelerinde bulunan direnen savaşçılar içindir. Bu
sloganı bilenler, hemen George Abdallah ile özdeşleştireceklerdir. Ve gerçekten
de her bir yoldaşımızın açıklamasını bitirdiği temel sloganlardan biri.
George Abdallah için
bunlar sadece sözden ibaret değil. Hayatı boyunca verdiği tüm kavgalarda olduğu
gibi, sözleri de doğallığında pratik ile birleşiyor. Teorinin ve pratiğin
diyalektik bütünlüğü onun bütün tecrübelerini ve mücadelesini özetliyor. Burada ayrıntıları saymayacağız. Sadece öncesine değil, uzun tutsaklık yılları
boyunca dayanışmayı pratiğe döküyordu.
“Dayanışma,
Türkiye’de tecrit hücrelerindeki direnişçilerle her yerde dayanışma”:
Georges Abdallah bugün hala bu dayanışma çağrısında bulunuyor. Bunu somutlarsak, kendisi 9-15 Temmuz 2001 arası “Türkiye’deki devrimci tutsakların
mücadelesi dayanışmak “için açlık grevi yaptı. Aynı zamanda Türkiye’deki faşist
rejimin barbarlığını teşhir etmek ve “ölümsüz şehitlerin” kahramanca
mücadelesine tam desteğini sunmak istedi.
14 Temmuz’da,
Türkiye’deki yoldaşlarının direnişini desteklemek için, tahmin dahi
edemeyeceğiz derecede yaratılan acıların, katledilen yoldaşların kayıpların
hesabını sormak için öfke ve seferberlik günü çağrısında bulundu.
İçeriyi ve
dışarıyı bir araya getirmek; Türkiye’deki siyasi tutsakların F tipi tecrit
hücrelerine karşı haklı taleplerini duyurmak, Türkiye devleti ve DGM’lerin
sözde terörle mücadele yasaları kapsamında başlattığı her türlü işkence ve
baskıyı teşhir etmek; son olarak, sözde demokratların, Türkiye’deki faşist
rejimiyle olan tüm işbirlikçilerin ve özellikle de saflarımızdaki kulaklarını
tıkayanların maskesini düşürmek istedi.
Georges
Abdallah o dönemlerde, yoldaşlarını “özgürlük meşalelerine ve yenilmez
kahramanlara” diye adlandırıyordu. Bu bağlığın yanı sıra yine bütün tutsakları
farklı düşüncelerde ve sınırların ötesinde, emperyalizmin hapishanelerinde
düşmana karşı mücadele eden tutsakları birleştirme ve “mücadele birliği”
yaratma çabasındaydı.
Herkes “emperyalist
burjuvaziye ve devletlerine, ittifaklarına, ulusal fraksiyonlara, kompradorlara,
silahlı ve polis kuvvetlerine” karşı birleşsin; “adaletsizlik,
sefalet, baskı ve sömürüye” karşı birleşelim;
herkes halkların davası ve mücadelesinin
meşruluğu için birleşsin;
herkes
“devrimci şiddetin doğru ve meşru yöntem olarak başvurmak gerektiği için
birleşsin, halkın ve sosyal kurtuluşun” tek garantörü olduğu için birleşsin;
hepimiz direnişçilere
bağlılığının doğru olduğunu kabul ettirmek için birleşelim;
herkes,
pişmanlık duymadan veya teslim olmadan, ama her türlü mücadele biçimini kabul
ederek birleşelim.
Bu bağlamda
iki tanınmış slogan öne sürebiliriz. Birisi “İsyan etmek için nedenimiz
var!” Diğer ikisi ise “birimizin savunması hepimizi savunmasıdır!”
– “Birimize saldırmak, hepimize saldırı olarak kabul edilir! “
Özellikle
yoldaşımız tarafından imzalanan 19 Haziran 1999 Platformunda, devrimci,
komünist, anarşist, anti-faşist ve antiemperyalist tutsakların uluslararası
dayanışmasının yanında halkların uluslararası dayanışması da teyit edildi.
Bu bağlamda
Georges Abdallah’ın 4 Temmuz 2001 tarihli bildirisinde ilan ettiği sloganın
kelimelerle ve pratikle yapılması gereken ortadaydı: “Bütün şehitler ölümsüzdür
ve bizimdir”!
O günden
beri, 1984 yılından itibaren 37 yıllık tutsaklığında, yoldaşımız Georges
Abdallah doğru bildiğinden asla şaşmadı ve kararlığından taviz vermedi.
24 Ekim
2021’de tutsaklığı 38. yılına girerken, o emperyalizme, Siyonizm’e ve gerici
Arap ülkelerine ve faşizme karşı kesintisiz mücadele etmeye devam ediyor.
Devam eden
mücadelelerin dinamiklerinin haberini almadan bir gün dahi geçmiyor; dikenli
tellerin ötesinde, düzene karşı tüm mücadelelerin ön cephesinde olmadan bir gün
bile geçmiyor.
Georges Abdallah’
da tıpkı Türkiye’deki siyasi ve devrimci tutsaklarımız gibi, direnen bir savaşçı
oldu ve olmaya devam ediyor, özgürlük mücadelesinin ön saflarında ve halka
uygulanan her türlü baskıya karşı duruyor.
Onların
mücadelesi, sınıflar savaşıdır. Bu savaş ezen sınıfa karşı, iktidarın her türlü
siyasi, ekonomik ve sosyal egemenliğine, en temel haklara yönelik her türlü gaspa
ve saldırıya ve her türlü baskıya karşı olmuştur. Onların mücadelesi siyasiydi ve
halen öyledir; bu yüzden onları siyasi zeminde savunmalıyız çünkü savunmaları
mücadelelerinden ayrılmaz. Onlar bizim mücadelemizin bir parçası, biz de
onların.
Bağlılıklarının
ve kararlılıklarının gücüyle, siyasi ve devrimci tutsaklar en fazla baskıya maruz
kalıyorlar ve ağır bedel ödüyorlar.
Ağır cezalar
alarak, tecrit edilerek, insanlık dışı ve onur kırıcı hapishane koşullarında tutuluyorlar.
Sevklerde kendilerine zulmediliyor, ailelerine baskı ve işkence uygulanıyor. 19
Aralık 2000’de Türkiye’deki yoldaşlarımıza karşı gerçekleştirildiği gibi
hapishanelerin içinde katliamlar düzenlemeye kadar gidebiliyor. Sabahın erken
saatlerinde, 20 hapishaneye yönelik yapılan bu askeri operasyon sırasında, 28
yoldaşımız katledildi, yüzlercesi ağır yaralandı ve 1500’den fazla tutsak
meşhur F tipi tecrit hücrelerine nakledildi.
Ancak
çizgilerinde ve bu savaşta kafası net olan siyasi ve devrimci tutsaklar kendi saflarını
seçtiler. Mücadelelerinin gücü davalarının meşruluğunda yatmaktadır. Bu temelde
onları sahiplenmeli ve serbest bırakılmalarını talep etmeliyiz. Onların siyasi
kimliklerini sahiplenmeliyiz, hem de tüm siyasi kimliklerini.
Antiemperyalist,
anti-kapitalist, anti-siyonist ve anti-faşist; gerici devletlere karşı şu anki gerici
faşist Türkiye devletine karşı savaşanları desteklemeliyiz.
Sömürgeliğin
ve sömürünün sona ermesi; ulusal kurtuluş mücadelelerini desteklemeliyiz. özellikle
denizden nehire kadar özgür ve muzaffer bir Filistin için direniş ateşinin
önderlik edenleri;
halkların
mücadelelerini, direnişlerini her yöntemle ve özellikle silahlı mücadele desteklenmeli.
Açıkça ilan
edilen bu savaşta, dün olduğu gibi bugün de tutsak yoldaşlarımızın yanındayız. Onların
serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.
Ömrünü hapishanede küçük bir sonsuzlukta geçiren Georges Abdallah’ın ve Türkiye’deki
yoldaşlarımız gibi iddialarından asla vazgeçmeme ve siyasi bağlılığı kendimize
ilke olarak ediniyoruz.
Georges Abdallah
ve Türkiye, Filistin, Hindistan ve başka ülkelerden tüm siyasi ve devrimci tutsaklar
yoldaşlarımızdır!
Onları
harekete geçiren direnme ruhudur. Eğer bir şeyi talep etme hakkı varsa oda
direnme hakkıdır. eğer gerçekten bir hak alma varsa, dün olduğu gibi bugün de
kesinlikle direnme hakkı olduğunu aynı zamanda teslim olmamak olduğunu
göstermeye devam ediyorlar:
“Mesele
tutsak düşmek değil, mesele teslim olmamak” Emperyalist güçlerin durumunu
mümkün olduğunca yakından tahlil ederek, talan ve hegemonya planlarına karşı savaşarak
teslim olmamak!
Barbarlıktan
başka bir şey olmayan can çekişen kapitalist sisteme karşı savaşarak teslim olmayacağız!
Ezilen halklar arasındaki enternasyonalizmi ve dayanışmayı birleştirerek teslim
olmayacağız!
Düşmanın
mahkemelerini ve hapishanelerini devrimci arenalara çevirerek teslim olmayacağız!
Başka bir
gelecek sadece mümkün değil, aynı zamanda gerekli olduğu için ayağa kalkarak
teslim olmayacağız!
Güçler
dengesini oluşturduğumuzda, düşmanın elinden devrimci ve siyasi tutsakları
alacağımıza inanıyoruz, Zafer ve yine Zafer için !
Yaşasın
Türkiye’deki devrimci tutsakların direnişi!
Georges
Abdallah’a özgürlük!
Ali
Osman Köse’ye özgürlük!
Tüm
Filistinli ve devrimci tutsaklara özgürlük!
Ayten
Öztürk’ün ev hapsi derhal ve şartsız kaldırılsın!
Fas,
Türkiye, Yunanistan, Filipinler ve dünyanın başka yerlerindeki Siyonist
hapishanelerde ve tecrit hücrelerindeki devrimci tutsaklar ile dayanışma! Her Yerde Dayanışma!
Şehitler
ve mücadele eden halklar onurumuzdur!
Kahrolsun
Emperyalizm ve Onun Siyonist Bekçi Köpekleri ve Gerici Arap Devletleri!
Kapitalizm
ve Emperyalizm barbarlıktır, ona karşı mümkün olan tüm yollarla karşı çıkmak
herkes için onurdur!
Yoldaşlarla
birleşerek ve sadece birlikte kazanabiliriz!
Paris, 13 Aralık
2021
TAYAD’lı Aileler Adli Tıp Kurumu Önüne Tabut Bırakma Eylemi Yaptı
TAYAD’lı Aileler kanser hastası hasta tutsak Ali Osman Köse için Adli Tıp Kurumu önünde
6 Ocak Perşembe günü tabut bırakma eylemi yaptı.
TAYAD’lı Feridun Osmanağaoğlu Adli Tıp Kurumu önüne tabut bırakarak Hasta Tutsak Ali Osman Köse’nin serbest bırakılmasını istedi. Eylem gerçekleştikten sonra Feridun Osmanağaoğlu gözaltına alındı.
Viyana’da Ali Osman Köse Ve Hasta Tutsaklara Özgürlük Nöbeti Devam Ediyor
5 Ocak’ta 17.00-18.00 saatleri arasında Viyana’nın
Mariahilfer sokağında hasta devrimci tutsak Ali Osman Köse ve tüm siyasi
tutsaklara destek için haftalık dayanışma eylemi düzenlendi.
Eski öğretmen Sibel Balaç ve siyasi tutsak Gökhan
Yıldırım’ın ölüm orucu ve süresiz açlık grevi direnişine de dikkat çekildi ve
talepleri desteklemek için konuşmalar yapıldı.
Okunan açıklamada, 141 gün süren açlık grevinin ardından
idari gözaltı karşısında zafer kazanan Filistinli tutsak Hişam Ebu Hawaş’ın
direnişi de selamlandı.
Hukuksuzca yıllardır tutukluluğu devam ettirilen halk
avukatlarına, Mumia Abu Jamal’a, savaş suçları ortaya çıkardığı diye ABD’ye
iade edilmek istenen Julian Assange’e, devrimci sanatçı Pablo Hasel’e, ev
hapsinde bulunan Ayten Öztürk’e ve Grup Yorum’a özgürlük istendi.
Dünyadaki birçok siyasi tutsakların resimlerin yanısıra Ali
Osman Köse ve ölüm orucu direnişçisi Sibel Balaç ile süresiz açlık grevinde
olan Gökhan Yıldırım’la ilgili direniş taleplerinin yazılı olduğu pankart
asıldı.
Eylem esnasında bildiriler dağıtıldı ve bazı insanlar
dayanışma ifade etmek ve kampanya hakkında bilgi almak için eylemcilerin yanına
geldiler.
Haftalık eylem önümüzdeki hafta çarşamba günü, 12 Şubat günü
saat 17.00-18.00 arasında yine Mariahilfer caddesindeki kilise (Kirchengasse)
önünde aylık mektup/kart yazm
a eylemiyle birleştirilerek masa açılacak.
Tüm dostları, siyasi tutsakları ve ölüm orucu direnişini
sahiplenmeye çağırıyoruz.
Ali Osman Köse Serbest Bırakılsın!
Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım’ın Direniş Talepleri Kabul
Edilsin!
Tüm Hasta Ve Siyasi Tutsaklara Özgürlük!














