Home anti emperyalist cephe George İbrahim Abdallah’ Özgürleştirme Komitesi’nin Enternasyonal Konferans’ta Yaptığı Konuşma Metni

George İbrahim Abdallah’ Özgürleştirme Komitesi’nin Enternasyonal Konferans’ta Yaptığı Konuşma Metni

by halkinkutuphanesi@gmail.com
George İbrahim Abdallah’ Özgürleştirme Komitesi’nin Enternasyonal Konferans’ta Yaptığı Konuşma Metni - Image 1

George İbrahim Abdallah’ Özgürleştirme Komitesi’nin Enternasyonal Konferans’ta Yaptığı Konuşma Metni - Image 1

19 Aralık Hapishaneler Katliamını
anma için yapılan Enternasyonal Konferans’ta George İbrahim Abdallah’ı Özgürleştirme
Komitesinin yaptığı konuşmayı paylaşıyoruz…

Konuşma, devrimci
değerlerin nasıl korunduğunu, Abdallah’ın 38 yıllık tutsaklık sürecinde
inancından ve kararlığından bir milim sapmadığını gösteriyor:

Dayanışma Silahtır

Devrimci ve siyasi
tutsaklar onurumuzdur, onlar direnişin meşalesidir!

Dayanışalım;

Her yerde dayanışma Siyonizmin
hapishanelerindeki ayrıca Fas, Türkiye, Yunanistan, Filipin ve dünyanın
herhangi bir yerinde tecrit hücrelerinde bulunan direnen savaşçılar içindir. Bu
sloganı bilenler, hemen George Abdallah ile özdeşleştireceklerdir. Ve gerçekten
de her bir yoldaşımızın açıklamasını bitirdiği temel sloganlardan biri.

George Abdallah için
bunlar sadece sözden ibaret değil. Hayatı boyunca verdiği tüm kavgalarda olduğu
gibi, sözleri de doğallığında pratik ile birleşiyor. Teorinin ve pratiğin
diyalektik bütünlüğü onun bütün tecrübelerini ve mücadelesini özetliyor.  Burada ayrıntıları saymayacağız.  Sadece öncesine değil, uzun tutsaklık yılları
boyunca dayanışmayı pratiğe döküyordu.

“Dayanışma,
Türkiye’de tecrit hücrelerindeki direnişçilerle her yerde dayanışma”:
Georges Abdallah bugün hala bu dayanışma çağrısında bulunuyor.
Bunu somutlarsak, kendisi 9-15 Temmuz 2001 arası “Türkiye’deki devrimci tutsakların
mücadelesi dayanışmak “için açlık grevi yaptı. Aynı zamanda Türkiye’deki faşist
rejimin barbarlığını teşhir etmek ve “ölümsüz şehitlerin” kahramanca
mücadelesine tam desteğini sunmak istedi.  

14 Temmuz’da,
Türkiye’deki yoldaşlarının direnişini desteklemek için, tahmin dahi
edemeyeceğiz derecede yaratılan acıların, katledilen yoldaşların kayıpların
hesabını sormak için öfke ve seferberlik günü çağrısında bulundu.

İçeriyi ve
dışarıyı bir araya getirmek; Türkiye’deki siyasi tutsakların F tipi tecrit
hücrelerine karşı haklı taleplerini duyurmak, Türkiye devleti ve DGM’lerin
sözde terörle mücadele yasaları kapsamında başlattığı her türlü işkence ve
baskıyı teşhir etmek; son olarak, sözde demokratların, Türkiye’deki faşist
rejimiyle olan tüm işbirlikçilerin ve özellikle de saflarımızdaki kulaklarını
tıkayanların maskesini düşürmek istedi.

Georges
Abdallah o dönemlerde, yoldaşlarını “özgürlük meşalelerine ve yenilmez
kahramanlara” diye adlandırıyordu. Bu bağlığın yanı sıra yine bütün tutsakları
farklı düşüncelerde ve sınırların ötesinde, emperyalizmin hapishanelerinde
düşmana karşı mücadele eden tutsakları birleştirme ve “mücadele birliği”
yaratma çabasındaydı.   

 

Herkes “emperyalist
burjuvaziye ve devletlerine, ittifaklarına, ulusal fraksiyonlara, kompradorlara,
silahlı ve polis kuvvetlerine” karşı birleşsin; “adaletsizlik,
sefalet, baskı ve sömürüye” karşı birleşelim;

herkes halkların davası ve mücadelesinin
meşruluğu için birleşsin;

herkes
“devrimci şiddetin doğru ve meşru yöntem olarak başvurmak gerektiği için
birleşsin, halkın ve sosyal kurtuluşun” tek garantörü olduğu için birleşsin;

hepimiz direnişçilere
bağlılığının doğru olduğunu kabul ettirmek için birleşelim;

herkes,
pişmanlık duymadan veya teslim olmadan, ama her türlü mücadele biçimini kabul
ederek birleşelim.

Bu bağlamda
iki tanınmış slogan öne sürebiliriz. Birisi “İsyan etmek için nedenimiz
var!” Diğer ikisi ise “birimizin savunması hepimizi savunmasıdır!”
– “Birimize saldırmak, hepimize saldırı olarak kabul edilir! “

Özellikle
yoldaşımız tarafından imzalanan 19 Haziran 1999 Platformunda, devrimci,
komünist, anarşist, anti-faşist ve antiemperyalist tutsakların uluslararası
dayanışmasının yanında halkların uluslararası dayanışması da teyit edildi.

Bu bağlamda
Georges Abdallah’ın 4 Temmuz 2001 tarihli bildirisinde ilan ettiği sloganın
kelimelerle ve pratikle yapılması gereken ortadaydı: “Bütün şehitler ölümsüzdür
ve bizimdir”!

O günden
beri, 1984 yılından itibaren 37 yıllık tutsaklığında, yoldaşımız Georges
Abdallah doğru bildiğinden asla şaşmadı ve kararlığından taviz vermedi.

24 Ekim
2021’de tutsaklığı 38. yılına girerken, o emperyalizme, Siyonizm’e ve gerici
Arap ülkelerine ve faşizme karşı kesintisiz mücadele etmeye devam ediyor.  

Devam eden
mücadelelerin dinamiklerinin haberini almadan bir gün dahi geçmiyor; dikenli
tellerin ötesinde, düzene karşı tüm mücadelelerin ön cephesinde olmadan bir gün
bile geçmiyor.

Georges Abdallah’
da tıpkı Türkiye’deki siyasi ve devrimci tutsaklarımız gibi, direnen bir savaşçı
oldu ve olmaya devam ediyor, özgürlük mücadelesinin ön saflarında ve halka
uygulanan her türlü baskıya karşı duruyor.

Onların
mücadelesi, sınıflar savaşıdır. Bu savaş ezen sınıfa karşı, iktidarın her türlü
siyasi, ekonomik ve sosyal egemenliğine, en temel haklara yönelik her türlü gaspa
ve saldırıya ve her türlü baskıya karşı olmuştur. Onların mücadelesi siyasiydi ve
halen öyledir; bu yüzden onları siyasi zeminde savunmalıyız çünkü savunmaları
mücadelelerinden ayrılmaz. Onlar bizim mücadelemizin bir parçası, biz de
onların.

Bağlılıklarının
ve kararlılıklarının gücüyle, siyasi ve devrimci tutsaklar en fazla baskıya maruz
kalıyorlar ve ağır bedel ödüyorlar.

Ağır cezalar
alarak, tecrit edilerek, insanlık dışı ve onur kırıcı hapishane koşullarında tutuluyorlar.
Sevklerde kendilerine zulmediliyor, ailelerine baskı ve işkence uygulanıyor. 19
Aralık 2000’de Türkiye’deki yoldaşlarımıza karşı gerçekleştirildiği gibi
hapishanelerin içinde katliamlar düzenlemeye kadar gidebiliyor. Sabahın erken
saatlerinde, 20 hapishaneye yönelik yapılan bu askeri operasyon sırasında, 28
yoldaşımız katledildi, yüzlercesi ağır yaralandı ve 1500’den fazla tutsak
meşhur F tipi tecrit hücrelerine nakledildi.

Ancak
çizgilerinde ve bu savaşta kafası net olan siyasi ve devrimci tutsaklar kendi saflarını
seçtiler. Mücadelelerinin gücü davalarının meşruluğunda yatmaktadır. Bu temelde
onları sahiplenmeli ve serbest bırakılmalarını talep etmeliyiz. Onların siyasi
kimliklerini sahiplenmeliyiz, hem de tüm siyasi kimliklerini.

Antiemperyalist,
anti-kapitalist, anti-siyonist ve anti-faşist; gerici devletlere karşı şu anki gerici
faşist Türkiye devletine karşı savaşanları desteklemeliyiz.  

Sömürgeliğin
ve sömürünün sona ermesi; ulusal kurtuluş mücadelelerini desteklemeliyiz. özellikle
denizden nehire kadar özgür ve muzaffer bir Filistin için direniş ateşinin
önderlik edenleri;

halkların
mücadelelerini, direnişlerini her yöntemle ve özellikle silahlı mücadele desteklenmeli.

 

Açıkça ilan
edilen bu savaşta, dün olduğu gibi bugün de tutsak yoldaşlarımızın yanındayız. Onların
serbest bırakılmalarını talep ediyoruz. 
Ömrünü hapishanede küçük bir sonsuzlukta geçiren Georges Abdallah’ın ve Türkiye’deki
yoldaşlarımız gibi iddialarından asla vazgeçmeme ve siyasi bağlılığı kendimize
ilke olarak ediniyoruz.

 

Georges Abdallah
ve Türkiye, Filistin, Hindistan ve başka ülkelerden tüm siyasi ve devrimci tutsaklar
yoldaşlarımızdır!

 

Onları
harekete geçiren direnme ruhudur. Eğer bir şeyi talep etme hakkı varsa oda
direnme hakkıdır. eğer gerçekten bir hak alma varsa, dün olduğu gibi bugün de
kesinlikle direnme hakkı olduğunu aynı zamanda teslim olmamak olduğunu
göstermeye devam ediyorlar:

“Mesele
tutsak düşmek değil, mesele teslim olmamak” Emperyalist güçlerin durumunu
mümkün olduğunca yakından tahlil ederek, talan ve hegemonya planlarına karşı savaşarak
teslim olmamak!

 

Barbarlıktan
başka bir şey olmayan can çekişen kapitalist sisteme karşı savaşarak teslim olmayacağız!
Ezilen halklar arasındaki enternasyonalizmi ve dayanışmayı birleştirerek teslim
olmayacağız!

Düşmanın
mahkemelerini ve hapishanelerini devrimci arenalara çevirerek teslim olmayacağız!

Başka bir
gelecek sadece mümkün değil, aynı zamanda gerekli olduğu için ayağa kalkarak
teslim olmayacağız!

Güçler
dengesini oluşturduğumuzda, düşmanın elinden devrimci ve siyasi tutsakları
alacağımıza inanıyoruz, Zafer ve yine Zafer için !

 

Yaşasın
Türkiye’deki devrimci tutsakların direnişi!

Georges
Abdallah’a özgürlük!

Ali
Osman Köse’ye özgürlük!

Tüm
Filistinli ve devrimci tutsaklara özgürlük!

 

Ayten
Öztürk’ün ev hapsi derhal ve şartsız kaldırılsın!

 

Fas,
Türkiye, Yunanistan, Filipinler ve dünyanın başka yerlerindeki Siyonist
hapishanelerde ve tecrit hücrelerindeki devrimci tutsaklar ile dayanışma!  Her Yerde Dayanışma!

 

Şehitler
ve mücadele eden halklar onurumuzdur!

 

Kahrolsun
Emperyalizm ve Onun Siyonist Bekçi Köpekleri ve Gerici Arap Devletleri!

 

Kapitalizm
ve Emperyalizm barbarlıktır, ona karşı mümkün olan tüm yollarla karşı çıkmak
herkes için onurdur!

 

Yoldaşlarla
birleşerek ve sadece birlikte kazanabiliriz!

 

Paris, 13 Aralık
2021


 

 

You may also like

Leave a Comment