duyurular
taşıyacağız! Katillerden hesap sormak için, direnişlerimizi zafere taşımak
için, vatanımızı emperyalist sömürüden kurtarmak için, uyuşturucuya karşı savaşmak
için Cephe Milislerinde örgütlenelim, savaşımızı büyütelim!
Tüm Halkımızı Bu Akşam saat 21.00’da Mustafa Koçak İçin Yapılacak TAG Çalışmasına Bekliyoruz
tutuklanarak hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen MUSTAFA
KOÇAK bugün ölüm orucunun en kritik günlerinde. Mustafa 37 kiloluk bedeniyle
zaferi inşa ediyor. Mustafa, bizim geleceğimizi çalanlara barikat oluyor,
bedenini koyuyor ortaya! Adalet İstiyoruz ve ALACAĞIZ! Süreç artık ideoloji
sorunu değil, ahlaki ve vicdani boyutta bir işleyiş gösteriyor. Dayanışmaya
çağırıyoruz tüm arkadaşlarımızı ve kendine ”insanım” diyen herkesi! Dost
düşman bilsin ki; BİZ KAZANACAĞIZ! ”Gün yüzü göstermeyiz, dosyayı kapatır ömür
boyu yatırırız hapishanede” dediler ama yanıldılar! Mustafa ters düz etti
çünkü planlarını! Örtbas edemeyeceksiniz adaletsizliklerinizi, pisliklerinizi!
MUSTAFA KOÇAK bir fiskeyle yıkacak adaletsizliği ören terör yuvalarınızı! Her
gün bir adım daha yaklaşıyor o güne! Mustafa KOÇAK için adalet istiyoruz! ADİL
YARGILANMA talebi kabul edilsin! Gizli (yalan) tanıklar ve attıkları iftiralar
ortaya çıkarılsın! Bu akşam ( 4 şubat ) saat 21:00 da MUSTAFA için bir TAG çalışması
yapılacak. Twitter üzerinden tüm dostlarımızı Mustafa için #MUSTAFAKOÇAKÖLMESİN
#MUSTAFANINTALEPLERİKABULEDİLSİN #MUSTAFAİÇİNADALETİSTİYORUZ demeye
çağırıyoruz.
paylaşalım… Halkın Sesi TV sitemizde yayınlanan haberlerimizi kendi sosyal
medya hesaplarımızdan paylaşalım, daha fazla insana ulaştıralım gerçekleri.
Çağdaş Hukukçular Derneğinden HHB Avukatlarının Direnişine İlişkin Açıklama
Tüm Hukuk Camiasına, Meslektaşlarımıza,
Birlikte Direndiğimiz Müvekkillerimize,
Yoksulluk, Sömürü ve Talan Karşısında Ezilen Halklarımıza,
Hukukçular Derneği Olağan Genel Kurulunda oybirliği ile kabul edilen ve kamuoyu
ile paylaştığımız sonuç bildirgemizde; “ÇHD; bundan sonra da dün olduğu gibi;
‘grev çadırlarına, morgların önüne, fakülte boykotlarına, barikatların
arkasına, kuyrukların önüne gidecektir. ÇHD kendisi ile birlikte mücadele
ettiklerinden akıllı olmanın değil, birlikte dövüşmenin, birbirine güvenmenin
potansiyelini bir mücadele hattı örmek için eyleme çevirmeyi dert edinecektir”
demiştik.
tespit ederek ve bu sorumluluğun bilinci ile;
Avukatlara Özgürlük” şiarından bir adım dahi geri atmayacağımızı, işçi sınıfına
yönelen tüm saldırılar karşısında sınıfın ve emeğin yanında saf tutmaya devam
edeceğimizi, kamu hizmetinden tasfiye edilip bugün adeta sivil ölüme mahkum
edilmiş kamu emekçileri ile dayanışmayı görev olarak benimsediğimizi,
Türkiye’nin, bütün gerici-faşist bölge ülkelerinin ve sınır ötesi emperyalist
güçlerin, Kürt halkının iradesine yönelik her türlü saldırganlığın karşısında
durduğumuzu ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunduğumuzu, doğanın
talanı, çevre ve iklim hakkı kapsamında her türlü tahrip edici uygulamalar
karşısında mücadele yürüteceğimizi, en genel anlamda cinsiyete dayalı şiddet ve
ayrımcılığın karşısında durduğumuzu ve bunun için her alanda mücadele
yürüteceğimizi, sınıfsız, sömürüsüz, özgür ve adil bir dünya istediği için
hapishanede tutsak edilen tüm siyasi tutsakların ÇHD’nin müvekkili, dostu,
yoldaşı olduğunu, mesleğe yönelen saldırılar karşısında, her alanda mücadele
edeceğimizi, İçişleri Bakanlığının oluşturduğu “terör” listeleriyle insanların
çalışma özgürlüklerine, adil yargılamaya müdahale etmesine izin
vermeyeceğimizi, göçmen ve mültecilerin hak ve özgürlüklerinin, yurttaş hak ve
özgürlükleri ile eşit önemde ve düzeyde olduğunu vurgulamıştır.
talimatla yürütülmekte, on binlerce insan adil yargılanma hakkından yoksun
bırakılmakta, savunma hakları da kısıtlanarak tutsak edilmektedir. Adalet
saraylarının adalet sağlamaktan yoksun kaldığı bu dönemde, ezilenlerin, baskı
altında tutulanların, haksızlığa uğrayanların adalet mücadelesinde saf tutmak
ÇHD’nin tarihsel görevi ve sorumluluğudur.
Bugün, 3 Şubat 2020 tarihi itibariyle Çağdaş Hukukçular
Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı da dahil olmak üzere; Derneğimiz üyeleri Aycan
Çiçek, Aytaç Ünsal, Barkın Timtik, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Ayşegül Çağatay
ve Oya Aslan’ın açlık grevine başlamış olduklarını öğrenmiş bulunmaktayız.
tespitleri, bugün avukat arkadaşlarımızın ekte paylaştığımız dokuz başlık
altında belirledikleri talepleri ile daha yakıcı ve acil olarak gündemimiz
olmuştur.
adı yargılama olan bir pespayeliğin sonucunda apar topar toplamda 159 yıl hapis
cezasına çarptırılmıştır. Gizli tanıklar ve itirafçılarla yangından mal
kaçırırcasına kurulan hüküm istinaf makamınca derhal onanmış olup, şimdi de
Yargıtay süreci aynı hızla devam etmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,
yine görülmemiş bir hızla onlarca klasör, yüzlerce sayfa iddianame ve yargılama
boyunca yaşanan tüm usulsüzlükleri görmezden gelerek, bugün cezaların onanması
talebi ile tebliğnamesini hazırlamıştır. Bu süreç Türkiye’de yargı olmadığının
en yalın örneklerinden biridir.
birbirinden farklı hapishanelerde tutsaktır. Avukatlık anlayışlarını
ezilenlerden yana saf tutmak üzerinden inşa etmiş dostlarımız, faşizm
karşısında direnmeyi devrimci avukatlığın bir gereği olarak görmektedir.
Önümüzdeki günlerde ÇHD olarak tutsak meslektaşlarımızın talepleri ve
direnişleri ile ilgili daha ayrıntılı bir bilgilendirme amacıyla basın
toplantısı düzenleyeceğiz. Bu aşamada özelikle bilinmesini istediğimiz nokta,
mücadele arkadaşlarımızın bu direnişi sadece kendilerinin karşı karşıya kaldığı
bu azgın hukuksuzlukla ilişkili değildir. Dostlarımız, aksine, bu coğrafyada
hala vicdanı ve insanlığını yitirmemiş her bir bireyin ortaklaşacağı
taleplerini dile getirmekte; ezilen ve sömürülenlerin, doğanın ve yaşamın
avukatlığından vazgeçmeyeceklerini ilan etmektedir.
arkasında olduğumuzu duyuruyor ve direnişlerinin kazanımla sonuçlanması için
tüm gücümüzle mücadele edeceğimizi tüm kamuoyuna bildiriyoruz.
olduğuna dikkat çekerek, başta meslektaşlarımız olmak üzere, müvekkillerimizi,
aydın ve sanatçıları, bu coğrafyada faşizme, adaletsizliğe, dayatılan
onursuzluğa ve çürümeye, sömürüye ve zulme karşı duran herkesi, bu süreci
birlikte göğüslemeye ve tüm direnenlerin nefesine nefes katacak bir çabanın
beraberce parçası olmaya çağırıyoruz.
taleplerini içeren metin aşağıdadır.
metni ve talepleri
bilincini yüceltmeye çalıştık.
umutsuzlaşmadık. İtilip kakıldık, işkencelerde kolumuz, kafamız kırıldı;
vazgeçmedik.
taleplerimiz yanıtsız bırakıldı. Yeniden, yeniden denedik.
Mahkemeler eliyle yalan makineleri işledi, mücadele etmeye devam ettik.
çıkarttırdılar. Yetmedi, arkadaşlarımızın adını “terör listelerine” yazdılar.
listelerle tehdit ediyorlar ve yaşam haklarına kastetmenin zeminini
oluşturuyorlar.
tutsaksınız, artık avukatlık yapamazsınız!”
zehirlendiğinde, suyumuz kurutulduğunda, havamız kirletildiğinde tekelci
sermayeye karşı halkın avukatlığını yapamayacak mıyız?
diyemeyecek miyiz?
geleceklerinin ve dünyalarının karartılmasına, yakılmasına ses çıkarmayacak
mıyız?
düşman edip bölenleri teşhir etmeyecek miyiz?
tercihlerinin yok sayılmasına, bombalanıp kurşunlanmasına sessiz mi kalacağız?
yapılmayanların haklarını aramayacak mıyız?
omuz başında duramayacak mıyız?
havasının suyunun, meydanının kondusunun hakkını aramayacak mıyız?
teslim edeni savunmayacağız, öyle mi?
söylenemeyeceğini gördüler ve açlık grevlerine, ölüm oruçlarına başladılar.
Peki, biz şimdi onların vekaletinin gereğini yapmayacak mıyız?
Allah yok!” Amaçları kişinin dua etme “çaresini” bile elinden almaktı. Bugün
aynı politika devam ediyor. Halka “çaresizsiniz” diyorlar.
olun”, “çareniz kalmadı” diyorlar.
savunuculuğu, mesleğin özüdür. Bu özün çürütülüp; mesleğin alelade bir para
kazanma aracına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
“sözde” yargılayarak, tutuklayıp 159 yıl ceza vererek tüm avukatlık mesleğine
gözdağı verilmektedir.
kamçılanıyor.
Gökçek, Helin Bölek; adalet, adil yargılanma, kazanılmış hakları savunma
amacıyla ölüm orucundalar.
talepleri taleplerimizdir, kabul edilsin!” demek için açlık grevindeyiz.
siyasi muhalifleri ve devrimcileri tasfiye etmenin aracı haline getirilmiştir.
faili olduğu suçların, idarelerin ihmalleri sonucu öngörülen, yol verilen
“kazaların” yargılama oyunuyla aklandığı, suçluların cezasız bırakıldığı,
suçların meşrulaştırıldığı bir “adaletsizlik kazanı” olarak kaynamaktadır
“yargı”.
bırakıldığı bir mekanizmaya yargı denemez.
geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine
getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak “suçun” ispat edildiği;
belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyeti
istiyoruz.
dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza
yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama
oyunları son bulsun!
tutsakların hakları iade edilsin, yargılamalar tüm sonuçlarıyla birlikte
ortadan kaldırılsın!” demek için açlık grevindeyiz.
yargı yetkisini gasp etmekte, en temel ceza yargılama ilkesi olan “masumiyet
karinesini” yok saymaktadır.
katledilmelerinin zeminidir. İçişleri Bakanlığı, hakkında kesinleşmiş mahkeme
kararları olmayan insanları hedef gösterip katlederek suç işlemektedir. Av.
Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ın da içine konulduğu “terör” listeleri iptal
edilmeli, bu listelere dayanılarak yapılan katliamlar cezalandırılmalıdır.
değil; halkların binlerce yıllık hak mücadeleleri tarihinin de bir mevzisidir.
Bugün bütün hak ve özgürlüklerimiz faşizmin saldırısı altındadır. Sendikal
haklardan örgütlenme özgürlüğüne, gösteri yürüyüşü düzenlemekten yazı yazmaya,
konuşmaktan yaşam hakkına, iş güvencesi hakkında doğal temiz bir çevrede
sağlıklı yaşama hakkına, adil yargılanma hakkından lekelenmeme hakkına kadar,
tüm hakların özlerine dokunulmuş, etkisizleştirilmiş ya da tamamen gasp
edilmiştir.
hak ve özgürlükleri koruma, geliştirme sorumluluğuyla açlık grevindeyiz.
dayatılırken yozlaştırma, değersizleştirme ve onursuzluk amaçlanıyor.
tahrip edilmesi, yargılama konusu edilen cenaze törenlerinden, yedi ve kırk
yemeklerine, taziye ziyaretlerine bile davalar açılması, muhbirleştirme,
ajanlaştırma, iftiracılık gibi ahlaki suçların, yasallaştırılarak
süreklileştirilmesidir.
politikasının son bulmasını, ihbarcılık, gizli tanıklık gibi sözde delillerin
ortadan kaldırılmasını istiyoruz.
güzellikler dizginsiz bir yağmaya açılmış durumdadır. Her şeyi kar ve tüccar
mantığıyla alınır satılır hale getiren, piyasalaştıran iktidar politikalarının
halkımızın, çocuklarımızın geleceğini çalmaması için açlık grevindeyiz.
“kentsel dönüşüm” vb. gerekçelerle Munzur Vadisi’nin, Ayder Yaylası’nın, Salda
Gölü’nün, Hasankeyf’in, Kaz Dağları’nın, Mersin’in, Sinop’un, Kuzey Anadolu
Ormanları’nın, İstanbul’un, yüzlerce yıllık zeytinliklerin, Trakya
topraklarının talanına, yok edilmesine karşı, bu memleketin her santimine
duyduğumuz sorumlulukla açlık grevindeyiz.
hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme ve iletişim hakları keyfi şekilde
ellerinden alınan; ağırlaştırılmış müebbet hapis infaz rejimi ile – “ölünceye
dek” hürriyetinden yoksunluk, tüm dünyada reddedilen bir uygulama iken,
yasalara ve mahkeme kararlarına yazılan bu ibare ile – siyasi düşmanlığı
vurgulayan infaz düzenlemeleri ve uygulamalarına son verilsin!
kullanılan bir işkence aracı haline getirilmesine son verilsin!
onurunu savunmak için açlık grevindeyiz.
onurumuzu her şeyin üstünde tutmaktan vazgeçmeyeceğimizi göstermek için açlık
grevindeyiz ve biz kazanacağız!
Tutsak Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarının Açlık Grevi Açıklaması ve Talepleri
özgürlük kavgası olduğu bilinciyle, sömürüye ve zulme karşı herkesi, bu süreci
birlikte göğüslemeye ve tüm direnenlerin nefesine nefes katacak bir çabanın
beraberce parçası olmaya çağırıyoruz.
bilincini yüceltmeye çalıştık.
umutsuzlaşmadık. İtilip kakıldık, işkencelerde kolumuz, kafamız kırıldı;
vazgeçmedik.
taleplerimiz yanıtsız bırakıldı. Yeniden, yeniden denedik.
eliyle yalan makineleri işledi, mücadele etmeye devam ettik.
Yetmedi, arkadaşlarımızın adını “terör listelerine” yazdılar.
tehdit ediyorlar ve yaşam haklarına kastetmenin zeminini oluşturuyorlar.
artık avukatlık yapamazsınız!”
suyumuz kurutulduğunda, havamız kirletildiğinde tekelci sermayeye karşı halkın
avukatlığını yapamayacak mıyız?
miyiz?
geleceklerinin ve dünyalarının karartılmasına, yakılmasına ses çıkarmayacak
mıyız?
düşman edip bölenleri teşhir etmeyecek miyiz?
sayılmasına, bombalanıp kurşunlanmasına sessiz mi kalacağız?
haklarını aramayacak mıyız?
başında duramayacak mıyız?
suyunun, meydanının kondusunun hakkını aramayacak mıyız?
edeni savunmayacağız, öyle mi?
gördüler ve açlık grevlerine, ölüm oruçlarına başladılar. Peki, biz şimdi
onların vekaletinin gereğini yapmayacak mıyız?
yok!” Amaçları kişinin dua etme “çaresini” bile elinden almaktı. Bugün aynı
politika devam ediyor. Halka “çaresizsiniz” diyorlar.
“çareniz kalmadı” diyorlar.
savunuculuğu, mesleğin özüdür. Bu özün çürütülüp; mesleğin alelade bir para
kazanma aracına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
yargılayarak, tutuklayıp 159 yıl ceza vererek tüm avukatlık mesleğine gözdağı
verilmektedir.
kamçılanıyor.
Helin Bölek; adalet, adil yargılanma, kazanılmış hakları savunma amacıyla ölüm
orucundalar.
talepleri taleplerimizdir, kabul edilsin!” demek için açlık grevindeyiz.
muhalifleri ve devrimcileri tasfiye etmenin aracı haline getirilmiştir.
olduğu suçların, idarelerin ihmalleri sonucu öngörülen, yol verilen “kazaların”
yargılama oyunuyla aklandığı, suçluların cezasız bırakıldığı, suçların
meşrulaştırıldığı bir “adaletsizlik kazanı” olarak kaynamaktadır “yargı”.
bir mekanizmaya yargı denemez.
geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine
getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak “suçun” ispat edildiği;
belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyeti
istiyoruz.
dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza
yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama
oyunları son bulsun!
hakları iade edilsin, yargılamalar tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan
kaldırılsın!” demek için açlık grevindeyiz.
yetkisini gasp etmekte, en temel ceza yargılama ilkesi olan “masumiyet
karinesini” yok saymaktadır.
katledilmelerinin zeminidir. İçişleri Bakanlığı, hakkında kesinleşmiş mahkeme
kararları olmayan insanları hedef gösterip katlederek suç işlemektedir. Av.
Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ın da içine konulduğu “terör” listeleri iptal
edilmeli, bu listelere dayanılarak yapılan katliamlar cezalandırılmalıdır.
halkların binlerce yıllık hak mücadeleleri tarihinin de bir mevziisidir. Bugün
bütün hak ve özgürlüklerimiz faşizmin saldırısı altındadır. Sendikal haklardan
örgütlenme özgürlüğüne, gösteri yürüyüşü düzenlemekten yazı yazmaya,
konuşmaktan yaşam hakkına, iş güvencesi hakkında doğal temiz bir çevrede
sağlıklı yaşama hakkına, adil yargılanma hakkından lekelenmeme hakkına kadar,
tüm hakların özlerine dokunulmuş, etkisizleştirilmiş ya da tamamen gasp
edilmiştir.
özgürlükleri koruma, geliştirme sorumluluğuyla açlık grevindeyiz.
yozlaştırma, değersizleştirme ve onursuzluk amaçlanıyor.
edilmesi, yargılama konusu edilen cenaze törenlerinden, yedi ve kırk
yemeklerine, taziye ziyaretlerine bile davalar açılması, muhbirleştirme,
ajanlaştırma, iftiracılık gibi ahlaki suçların, yasallaştırılarak
süreklileştirilmesidir.
politikasının son bulmasını, ihbarcılık, gizli tanıklık gibi sözde delillerin
ortadan kaldırılmasını istiyoruz.
dizginsiz bir yağmaya açılmış durumdadır. Her şeyi kar ve tüccar mantığıyla
alınır satılır hale getiren, piyasalaştıran iktidar politikalarının halkımızın,
çocuklarımızın geleceğini çalmaması için açlık grevindeyiz.
“kentsel dönüşüm” vb. gerekçelerle Munzur Vadisinin, Ayder Yaylasının, Salda
Göl’nün, Hasankeyf’in, Kaz Dağlarının, Mersin’in, Sinop’un, Kuzey Anadolu
Ormanlarının, İstanbul’un, yüzlerce yıllık zeytinliklerin, Trakya topraklarının
talanına, yok edilmesine karşı, bu memleketin her santimine duyduğumuz
sorumlulukla açlık grevindeyiz.
hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme ve iletişim hakları keyfi şekilde
ellerinden alınan; ağırlaştırılmış müebbet hapis infaz rejimi ile – “ölünceye
dek” hürriyetinden yoksunluk, tüm dünyada reddedilen bir uygulama iken,
yasalara ve mahkeme kararlarına yazılan bu ibare ile – siyasi düşmanlığı
vurgulayan infaz düzenlemeleri ve uygulamalarına son verilsin!
işkence aracı haline getirilmesine son verilsin!
onurunu savunmak için açlık grevindeyiz.
her şeyin üstünde tutmaktan vazgeçmeyeceğimizi göstermek için açlık grevindeyiz
ve biz kazanacağız!
Köln Adalet Çadırı Direnişleri 15 Günlük Açlık Gervine Başladı
GRUP YORUM VE MUSTAFA KOÇAK ANADOLU HALKLARININ , AVRUPADAYAŞAYAN MİLYONLARCA HALKIMIZIN HAKLARI İÇİN ADELET İÇİN,
DİRENİŞİMİZE DEVAM EDİYORUZ !
BÜYÜTECEĞİZ!
Grup Yorum ve Mustafa Koçak’ın talepleri kabul edilene kadar buradayız. Bütün
dostlarımızı, Grup Yorum dinleyicilerini, adalet isteyen bütün halkımızı
çadırımıza çağırıyoruz! Bugün susarsak, bugün işimiz çocuğumuz dersek, yarın
çocuklarımıza bırakacağımız bir dünya kalmayacak. Hiçbirzaman bu düzende
koşuşturmalar ekmek kavgası bitmeyecek. Ama çocuklarımız ve kendimiz için daha
onurlu adaletli özgür bir dünyada yaşamak istiyorsak BUGÜN ‘’BİZ’’ DEME
ZAMANIDIR!
Direnişini Zafere Taşımasının Bir Yanı Biziz! Onların Bir Yanı Olalım, Sesleri
Olalım ,
Ağrıyan Ellerine Güç Olalım !
Birimiz Hepimiz İçin
Kitap Adı: Yeni İnsanYazar Adı: Onur Polat
Yayınevi: Boran Yayınları
Basım Tarihi: Ocak 2020
dünya kuracak, yeni kişiliği yaratmalıyız
Anlatmalıyız
Yaşamlarını gelecek kavgasına sunan onurlu insanlarımız var. Coşkuyla okuduğumuz
romanlardaki kahramanlarla aynı topraklarda yaşıyoruz. Gorki’nin Pavel’i,
Thomas Kornaros’un Stavro amcası, Nazım Hikmet’in Tanya’sı ve başka sanat
eserlerindeki halk kahramanları aramızda. Bizim de Tanyalarımız var. Sabolar,
Edalar, Perihanlar, Olcaylar gibi. Bizim de Pavellerimiz var. Niyaziler, Sinanlar,
İbrahimler, Fazıllar gibi. Romanlarda okuduğumuz ve inanılmaz sandığımız
destanlar, yiğitlikler yaratıyorlar. Yeni insanı önümüze seriyorlar. Onun için
yaşama tutkusunu ve coşkularını yitirmeyen sanatçılar, gözlerini kurtuluş mücadelesine
çevirmeli, “yeni insan”ları anlamaya ve anlatmaya çalışmalıdır. Başka ülke devrimlerinde
yaşananların, ayağımızı bastığımız bu topraklarda da fazlasıyla yaşandığını yok
sayamayız.
yığınların her geçen gün kabaran öfkesini sokaklara, meydanlara, grev
yerlerine, dağlara, üniversiteler, varoşlara kısacası hayatın her alanına taşıyan
gelenek ve değerlerle örmeliyiz ürünlerimiz.
ahlaksızlığın, onursuzluğun ve riyakârlığın erdem sayıldığı bu ülkede, iyiden
ve haklıdan yana bir gelecek için büyük bir özveri ve cesaretle yürekleri
ellerinde savaşan yiğit insanlar var. Ölüme en yakın oldukları anlarda bile
“yaşatmayı” düşünen bu yeni insanları anlatmalıyız. Duvarlara kanlarıyla inançlarını
yazanları, ülkenin dört bir yanında bayrak bayrak dalgalandıranların yarattığı
değerleri aynı duyarlılıkla, aynı coşku ve inançla haykırmayı başarmalıyız. Tüm
insani değerlerin köreltilmeye çalışıldığı bir dönemde, böylesi duyarlılık, coşku,
böylesi gelecek inancı yeni bir dünyanın insanının harcıdır ancak.
halklarımızın gelecekteki bilincinin aynası olacaktır. Geleceği yaratma kavgasında
hayatın her alanında yaratılan yeni değerler, sanatsal üretimde kitlelerin
devrimci atılımını destekleyen araçlar ve aynı zamanda sosyalizme bırakılan
miras haline gelecektir.
kendini yenileyen bir sanat faaliyeti yaratabilmek ve her şeyden önemlisi onu
zulmün, zorbalığın karşısına dikebilmek için bu değerlere bugün dünden fazla
ihtiyaç var. Bunu başarmalıyız.
bizimdir, gelecek yeni insanların ellerinde şekillenecektir.
yeni insanı yaratacaktır ve yeni insan bugünün dünyasından doğacaktır. Dünyanın
dört yanında halkların kurtuluşu için direnenler, tutsak düşenler, savaşanlar,
şehit düşenler… Her türlü bedele halkı için, vatanı için katlananlar… Yeri
geldiğinde ölüm orucuna yatanlar, yeri geldiğinde kuşatmada son mermisine kadar
direnen ama teslim olmayanlar. Bu insanları kapitalizmin göbeğinde, sosyalizm
inancı yarattı, yaratmaya da devam edecektir.
düzen yeni insanı yaratır. Yeni insan yaratıldıkça ancak eşitlik, adalet ve
özgürlük yaşayabilir. Halklar ve insanlar kardeşleşebilir. 2. Paylaşım
Savaşı’nın muzaffer Sovyet halkının yeri geldiğinde Almanları durdurmak için
bombaları bedenine sararak kendini tankların altına attığı, yeri geldiğinde.
Sovyet askeri, dinç kalsın diye yemeğinden kısıp aç kaldığı, Nazi faşizmine
karşı savaşta şehit düşen 20 milyon kahraman evladını sosyalizm yarattı. Çin’de
devrim mücadelesinin başarısı için görevi gereği hapishanede 15 yıl deli
taklidi yapabilen iradeyi, akıl almaz işkencelere, sakat kalma pahasına göğüs
germiş Çin halkının evlatlarını, yoksul halkın tedavisi için, dünyanın birçok
ülkesini dolaşan 16 bin Kübalı doktoru sosyalizm ideolojisi yaratmıştır.
güveniyoruz. Sosyalizmin günümüz insanıyla kurulacağına inanıyoruz. Bu güvenin
kaynağında M. L’nin doğruluğuna olan inanımız vardır. Emperyalizm tarihsel
olarak ömrünü doldurmuştur. Sosyalizm gelecektir ve bunu sağlayacak olan
halkların nasırlı elleridir. Küçük-burjuva solcuların “cahil, geri, yeteneksiz”
gördükleri halk yapacaktır devrimi.
değişimler, tüm devrimler halkla olmuştur, halkın olmadığı bir devrimin olma
koşulu yoktur. Biz de ülkemizde devrimi halkımızla yapacağız. Halkımızın eksik
ve zaafları vardır, halkı ilahlaştıracak kadar anti bilimsel ve kör değiliz.
Ama eksik ve zaafların devrim mücadelesi içinde değişeceğine, halkın
politikleşeceğine, kültürel, ahlaki olarak gelişeceğine ve yenileşeceğini
biliyoruz ve inanıyoruz. Bu inancımız soyut değil bilimseldir. Çünkü her insan
değişir, sorunun farkında olan ve çözümün ne olduğunu bilen her insan savaşır.
grevi ve ölüm orucu direnişi kampanyasında gelinen son durum başta İstanbul
Barosu olmak üzere birçok sanatçı ve aydının öncülüğünde kamuoyuna aktarılacak.
gerçekleştirilecek olan basın toplantısında siz değerli basın mensubu
arkadaşlarımızı aramızda görmek isteriz.
toplantısında bulunmak artık geri dönüşü olmayan bir hassasiyet arz etmektedir.
Grup Yorum üyelerinin bulunduğu bu durum artık hepimizin sorumluluğundadır.
Grup Yorum üyelerinin günbegün eriyen bedenlerine karşı hepinizi sanatımızı
sahiplenmeye çağırıyoruz!
(İstiklal Caddesi, Orhan Adli Apaydın Sokak, No:2, Beyoğlu)
Kültür Merkezi son iki yılda onlarca kez polis baskınına maruz kaldı. Baskınlar
sırasında Grup Yorum’a ait olan enstrümanlar başta olmak üzere birçok eşyası
kırıldı veya kaybedildi. Nota defterleri ve şarkı kayıtları zarar gördü. Grup
Yorum’un yaptığı açıklamaya göre, bu baskınlarda 30’u aşkın kişi tutuklandı. 7
üyesi halen tutuklu.
süresiz açlık grevi ve ölüm orucu direnişi yürütüyor.
basılmasın!
kaldırılsın!
kararları kaldırılsın!
üyeleri serbest bırakılsın!
davalar düşürülsün!
Evi
85
Mustafa Koçak bir
itirafçının ifadeleriyle ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edildi. Mustafa Koçak
28 yaşında bir gençtir ömrünün baharında verilen bu hukuksuz cezayı tanımıyoruz.
Mustafa şu an ufacık kalmış bedeniyle adalet talep ediyor. Af dilenmiyor adil
yargılanma istiyor talepleri karşılanabilir taleplerdir. Mustafa koçak 200
gündür ölüm orucuna yatırdığı bedeni ile yolumuzu aydınlatıyor. Mustafa’ya ses
olalım! Bugün sesimizi çıkartmazsak yarın çok daha geç olabilir. Tüm herkesi
bulunduğu yerden destek videoları çekmeye ve Mustafa Koçak’ın açlığına ortak
olmak için bir günlük açlık grevine davet ediyoruz.



