açıklamalar
Direnişler Meclisi: Ali Osman Köse’yi Katletmenize İzin Vermeyeceğiz
Ali Osman Köse’nin Sol Böbreğindeki 9 Cm’lik Kistin
Kanser Olduğu Saptandı.
Devrimci Hasta Tutsak Ali Osman
Köse’yi Katletmenize İzin Vermeyeceğiz!
Adli Tıp Kurumu Hapishanede Kalabilir Raporu Vererek Alı
Osman Köse’nin Ölüm Kararını Veriyor!
37 yıldır faşizmin zindanlarında tecrit işkencesi altında
tutulan Ali Osman Köse’nin sağlığı çok kritik bir evrededir.
Ali Osman Köse’nin mevcut birçok hastalığı bulunmaktadır.
Tutulduğu tecrit hücresinde tek başına yürüyemeyecek durumdadır.
Sağlık durumundaki son gelişme ise sol böbreğinde tespit
edilen 9 CM’LİK kistin kanser olduğunun anlaşılmasıdır.
Ali Osman Köse derhal tahliye edilmelidir. Adli Tıp Kurumu
vermesi gereken raporu derhal vermelidir.
Alı Osman Köse Derhal Serbest Bırakılsın!
Devrimci Hasta Tutsaklar Tahliye Edilsin!
Direnişler Meclisi
Şişli
Belediye Başkanı Muammer Keskin bir işçi düşmanıdır.
Suçları
aşağıdadır:
1-Belediye
Başkanlığı döneminde onlarca işçiyi işinden etti.
2-İşçiye
mobbing uyguladığını kendisi itiraf etti.
3-İşi,
ekmeği, onuru için direnen, işe iade davasını kazanan işçileri işe iade etmiyor
ve haklarını vermiyor!
4-Direnen
işçilere iftira atıyor!
5-İşçileri
işten atmakla tehdit ediyor.
Bu yüzden
muammer keskin tescilli bir işçi düşmanıdır!
Muammer
Keskin’e uyarımızdır:
İşçi
düşmanlığından vazgeç,
Direnen
işçileri işe geri al,
Haklarını
geri ver.
Aksi
takdirde işçi sınıfının eli
İki yakanda
olacaktır!
Avrupa Dev-Genç Erdal Gökoğlu’na Süresiz Destek Açlık Grevi Sonlandırması İlişkin Açıklama
Liseli Dev-Genç: Ali Osman Köse’ye Özgürlük! Hasta Tutsaklara Özgürlük!
Ali Osman Köse, ömrünü halkın onurlu mücadelesine adamış bir
devrimci tutsaktır. Yıllardır faşizmin
tecrit hücrelerinde ödediği tutsaklık bedeli ile birlikte
yaşadığı sağlık sorunları da günden güne artmış ve son olarak bugünkü gelinen
aşamada, yaşamını tek başına devam ettiremez duruma gelmiştir.
Ali Osman Köse, 64 yıllık yaşamın 37 yılını, faşizmin hapishanelerinde;
dayatmalara, saldırılara, hak
gasplarına ve işkencelere karşı direnişlerle geçirdi. Bir
kez olsun geri adım atmadı halk düşmanları karşısında. Düşüncelerinden bir an
bile olsun taviz vermedi. Tecrit hücrelerinde bir an bile olsun teslim alınamadı.
Ve işte tam da bu nedenledir ki, faşizm, Ali Osman Köse’yi katletmek istiyor!
Teslim alamadığı, boyun eğdiremediği kim varsa katletmek istiyor. Ancak biz
buna asla izin vermeyeceğiz! Ali Osman Köse’yi katlettirmeyeceğiz!
ATK (Adli Tıp Kurumu), Ali Osman Köse’nin yaşadığı tüm
rahatsızlıklara rağmen “hapishanede kalabilir” raporu verdi. Yani AKP faşizmi,
hasta tutsak Ali Osman Köse’yi katletme girişimine, ATK aracılığı ile meşru bir
zemin yaratmaya çalışıyor. Yıllar yılı saldırı ve baskı politikalarıyla sonuç
alamadığı için, bu sefer de katletme suçuna hukuki bir zemin yaratmak istiyor!
ATK, aleni bir şekilde suç işliyor! ATK, tüm “ahlaki ve mesleki kuralları”
kenara iterek, AKP’nin talimatlarıyla hareket ediyor.
ATK, çıkarmış olduğu “hapishanede kalabilir” raporuyla, “Ali
Osman Köse katledilebilir!” demek istiyor! AKP’nin, bir hasta tutsağı katletme
girişimine onay veriyor! ATK, derhal bu kararını geri almalı ve aksi yönde
karar açıklamalıdır! Bu raporda imzası bulunan Uzman Dr. N. Nezih Anolay, Uzman
Dr. Serdar Özdil, Uzman Dr. Zeynep Orhan suçludurlar! Hasta tutsak Ali Osman
Köse, derhal serbest bırakılsın!
LİSELİ DEV-GENÇ
Bu Ülkede Adalet Yok Halkımızı Adaletsiz Bırakmayacak, Adaleti Biz Sağlayacağız
Adalet, bir insanın, bir toplumun en olmazsa olmaz ihtiyacı,
yaşamın yaşam denilebilecek seviyede sürdürülebilmesi için en gerekli olgudur.
Adalet olmazsa yaşamın, yaşamanın da pek bir anlamı kalmamaktadır. Öyle ki
adalet, yaşamın kendisi, en temel kaynağıdır. Bir insanın oturup kendi kendine
“ne için yaşıyorum ben?” dediğinde kendisinden aldığı cevap hep
aynıdır; onurum, namusum, haysiyetim için… Adalet olmadan onurlu bir yaşam,
namuslu bir yaşam, dahası değerli bir yaşamdan söz etmemiz mümkün değildir. Geçtiğimiz
yıllarda Halkın Avukatlarının Ankara Yüksel Caddesi’nden seslendikleri gibi;
“kutsal olan yaşamın kendisi değildir. Kutsal olan onurlu bir yaşam,
haysiyet sahibi bir yaşam, adaletli bir yaşamdır!” Kişiliğimizden,
yaşadığımız toplumdan “adalet” kavramını çıkardığımızda ne onurlu bir
yaşam yaşayabiliriz ne haysiyet sahibi bir yaşama ulaşabiliriz ne de yaşamın
kutsallığından, öneminden bahsedebiliriz. Adalet bizler için, halk için bu
kadar önemli, bu kadar vazgeçilmezdir.
Bu ülkede adalet yok diyoruz, çünkü bu ülkede adalet sadece
bir safsata, bir kandırma/oyalama aracı, bir yalandan ibarettir! Bu ülke 15
yaşında başına isabet alınarak vurulup ardından küfürler edilen, annesi meydan
meydan yuhalatılan Berkin Elvanların ülkesidir. Bu ülke gerici yurtlarda
tecavüze uğrayıp “bir kereden bir şey olmaz” denilerek örtbas edilen
çocukların ülkesidir. Bu ülke işinden evine giderken sırtından kahpece vurulup
“eylem hazırlığındaydı” denilen Yılmaz Öztürk’ün Kemal Kurkut’un,
tankla bedeni parçalanan Mahsun Gürkan’ın, galoş giyin dediği için annesinin
kucağında vurulup, katili elini kolunu sallayarak gezerken adalet isteyen
abisine 20 yıl ceza verilen Dilek Doğanlar’ın, katilleri serbest kalırken
avukatları tutuklanan ve yerlerde tekmelenen Soma’lı, Ermenek’li madencilerin,
derelerine sahip çıkarken jandarma tarafından jopla dövülen köylülerin,
evlatlarının kemikleri için bile 90 gün açlık grevi yapmak zorunda bırakılan
Kemal Baba’nın, 833 hafta evlatlarının cenazelerini arayan Cumartesi
Annelerinin ve daha nicelerinin ülkesidir. Bu ülkede adaletsizliğin çalmadığı
kapı, uğramadığı hane yoktur. Bu ülke adalet ararken bedenini açlığa yatırmak
zorunda bırakılan, açlıkla hayatlarını feda eden insanların ülkesidir! Bu
ülkede adalet mülkün temeli değil, mülkün temeline gömülmüş ve bir daha asla
çıkarılmamış bir değerdir.
Tüm bunlara rağmen günümüze dek halk adaletsizliğe boyun
eğmemiş, her adaletsizlikte kendi yolunu yapmış, kendi mevziisini yaratıp
adaletsizlikle savaşmıştır. Bu halk 650 gün Berkin için adalet isteyip en sonunda
faşizmin karargahlarında kendi adaletini sağlayanlardır, bu halk evlatlarının
hesabını sormak için faşizmin saraylarını kuşatanlardır, işkencehaneleri yerle
bir eden, faşizme bu memleketi dar edenlerdir! Hiçbir baskı, zorbalık, işkence
ve tecrit halkımızı sindiremez, adalet mücadelesinden vazgeçiremez.
Adaletsizlik sürdüğü müddetçe halkımız ve devrimciler kendileri birer adalet
olup halkı en temel yaşam hakkından mahrum eden bu barbarların beyinlerinde
patlayacaktır! Devletler, hükümetler, ağalar, paşalar, imparatorluklar biter;
Şafaklar, Bahtiyarlar, Elif Sultanlar, Bilgehanlar, Leylalar, Hasan Selim
Gönenler ve nice halk kahramanı yiğitler bitmez, halkımız adaletsiz kalmaz!
Adalet İstiyoruz, Alacağız!
Adaleti Biz Sağlayacağız, Adaletin Adı Olacağız!
Yaşasın Halkın Adaleti!
Çayan Halk Cephesi
Dostlar bugün Yüksel direnişinin 1568. günü. Yüksel
direnişçileri Nuriye Gülmen 196, Mehmet Dersulu, Nazan Bozkurt, Alev Şahin
haksız hukuksuz yere 186 gündür tutsak. Biliyoruz ki onlarda tutsaklık demeden
direnişlerini sürdürüyorlar.
Yüksel Direnişçileri Serbest Bırakılsın!
Yaşasın Yüksel Direnişimiz!
Bizler terörist değil, işini, emeğini, hakkını isteyen
insanlarız. İşimizi geri alana kadar günde iki kez burada olmaya devam
edeceğiz. Buna hiçbir şey engel olamayacak. Ne tutuklamalar ne baskılar ne de
işkenceler engel olamayacak.
Nuriye Gülmen, Mehmet Dersulu, Nazan Bozkurt, Alev Şahin
haksız hukuksuz yere tutsak edildi. Hem onları alacağız hem de işlerimizi geri
alacağız.
Biz Kazanacağız


