Günlerdir süren yağışlarda yüzlerce insanını kaybeden Alman ve
Belçika halkına başsağlığı diliyoruz.
19 Temmuz itibarıyla, Almanya’da ölenlerin sayısı 165’e,
Belçika’da ise 36’ya ulaşmıştır. 165 kişinin de kayıp olduğu belirtiliyor.
BU BİR KATLİAMDIR!
Avrupa’da da gerçek değişmiyor: Tıpkı ülkemizde ve yeni-sömürge
ülkelerde olduğu gibi, emperyalist ülkelerde de katleden sel değil, EMPERYALİZM
olmuştur.
Almanya ve Belçika’da günlerdir süren yağışlar, Avrupa
emperyalizminin uzun yıllardır izlediği politikalar sonucunda bir katliama
dönüşmüştür.
Açık ve nettir; bu bir “DOĞAL Afet!” değil, katliamdır.
Katliamı yaratan ise,
emperyalizmin, 1990 başlarından bu yana hızlandırarak sürdürdüğü
özelleştirme, taşeronlaştırma, sosyal hakları gasp politikasıdır.
Alt yapıya ayrılan bütçeler küçültülerek, halkın ihtiyaçları için
istihdam edilen çalışanlar azaltılarak, bu katliamların zemini oluşturulmuştur.
AFET, EMPERYALİZMİN KENDİSİDİR!
Afet, aşırı yağışlar değil, Avrupa emperyalizminin
politikalarıdır.
1990’ların başlarından bu yana izlenen politikalar bu sonucu
doğurmuştur.
1990’ların başının anlamı şudur; bu dönemde, sosyalist ülkelerdeki
halk iktidarları yıkılmış ve bu ülkelerde kapitalizmin yeniden inşası gündeme
gelmiştir.
Emperyalistler, kendilerini politik-ekonomik-askeri-sosyal olarak
zorlayan sosyalist sistemin baskısından kurtulunca, dünya halklarına karşı
saldırganlaştılar.
Bu saldırganlığın dıştaki yansıması, Irak, Libya gibi ülkelerin
işgali oldu. İçteki yansıması ise sosyal hakların gasp edilmesiydi.
Emperyalist devletler, sosyalizmle “rekabet” edebilmek
için tanımak zorunda kaldıkları ekonomik ve sosyal hakları, birer birer gasp
etmeye başladılar.
Altyapı ve sosyal hizmetler için ayrılan bütçeler kısıtlandı,
personel sayısı düşürüldü. Her krizde, her sıkıntıda, Korona koşullarında,
milyarlar hep tekellere aktarıldı.
İşte SEL, bütün bu gerçekleri ortaya çıkardı.
CAN GÜVENLİĞİMİZ, HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZ KENDİ ELLERİMİZDEDİR!
Selin gelişi, biliniyor, öngörülüyordu. Fakat koca Alman
emperyalist devleti ve Belçika, önlem almadılar.
Çünkü devlet mekanizması, halkın ihtiyaçlarını karşılamaya,
sorunlarını çözmeye göre şekillenmemiştir. Bir futbol maçı için binlerce polisi
seferber eden, 10 kişilik gösterilere 100 polis yığan emperyalist devletlerin,
mekanizması, göz göre göre gelen katliam karşısında harekete geçirecekleri
böyle bir organizasyonları yoktur.
Amerika kıyılarında bir kaç yılda bir şiddetli kasırgalar yaşanır.
Bu kasırgalarda emperyalist ABD halka “önlem alın” diye çağrı yapar.
Küba’da ise kasırganın geçeceği bölgelerde yaşayan halk, Küba
devleti tarafından tahliye edilir.
SONUÇ: Her kasırgada ABD’de bazen yüzlerce, bazen binlerce kişi
ölürken, Küba’da kimsenin burnu kanamadan kasırga geçip gider.
Sorunun özü budur.
Bunun için Avrupa’da yaşayan yerli ve göçmen, tüm halklarımız, can
güvenlikleri için, hak ve özgürlükleri için örgütlenmeliyiz.
Yeni katliamlar yaşadıkça, haklarımız gasp edilmeye devam ettikçe,
bu örgütlenmelere daha fazla ihtiyaç duyacağımız açıktır.
Örgütlenelim ve mümkün olan her yerde, selde ölen, yaralanan,
zarar gören halkla yardımlaşma ve dayanışma içinde olalım.
19.07.2021
Avrupa Halk Cephesi

