Home açıklamalar Yıldızlı Yürek İbrahim Gökçek

Yıldızlı Yürek İbrahim Gökçek

by halkinkutuphanesi@gmail.com
Yıldızlı Yürek İbrahim Gökçek - Image 1

Yıldızlı Yürek İbrahim Gökçek - Image 1
YILDIZLI YÜREK İBRAHİM GÖKÇEK
Aynı Yıldız Parlayacak Alnımızda,
Aynı Yıldız Parlayacak Göğsümüzde
Seninle Her Şeye Varız Yoldaşımız Sana, Sizlere Söz…
Dünya halkları; devrimci sanatçısını, dünyanın en özü sözü
bir gitaristini kaybetti. Tüm dünya halklarının başı sağolsun.
İbrahim Gökçek; göğsünde yıldızı ile binlerce, on binlerce,
yüz binlerce, milyonlarca kişiye konser veren, dünyada eşi benzeri olmayan bir
müzik gru­bunun, Grup Yorum’un bas gitaristi.
Tam 35 Yıldır Aralıksız Süren Bir Direniş Mevzisi; Grup
Yorum!
Bu 35 yıllık tarihte her zaman baskınlar, işkenceler,
gözaltılar, tutuklamalar yaşadılar. Halkı katleden, kurumlarımızı yıkan, kıran,
yakan faşizmin, halkın sanatçılarına reva gördüğü de farksızdı.
Devrimci sanat yapan Grup Yorum ise faşizmin karşısında hep
başı dik durdu, asla boyun eğmedi.
Faşizmin 2010’lu yıllardan itibaren başlattığı “uzlaşma,
tasfiye, teslimiyet” saldırısının bir parçası olan “tecrit edip yalnızlaştırma,
terörize ederek imha etme” politikası, Grup Yorum ve Halk Cepheliler nezdinde
boşa çıkarıldı.
Yorum’u ne halktan tecrit edebildiler ne de terörize ederek
düşüncelerimizi teslim alabildiler. Amaçları devrim umudunu yok etmekti; edemediler.
Grup Yorum hiç politikasız kalmadı. Her süreçte düşman politikalarına karşı
politikalar geliştirdi.
Faşizm meydan konserlerini yasakladı, Yorum mahallelerde,
kamyon kasalarının üzerinde konser yaptı. Mahallelerde saldırınca, gecekondu
damlarına çıkarak konserler verdi.
Damları yasaklayınca, salonlarda internet konserleri vermeye
başladı. Faşizm her konserden sonra baskınlar yapıyordu; bu konserler halkın
desteğiyle gizlilik içerisinde örgütlenerek aşıldı.
Grup Yorum’un çalışmalarını yaptığı İdil Kültür Merkezi, 2.5
yıl içinde tam 10 kez katil polisler tarafından basılarak, halkın örgütlü
sanatçılığı engellenmeye çalışıldı.
Bu süre zarfında, Grup Yorum emekçilerinden tutuklanmamış
olanlar aranır duruma düşürüldü. Bir gecede “terör listeleri”ne alınarak ödül
karşılığında aranan “teröristler” diye ilan edildiler.
Grup Yorum; baskılar karşısındaki direnişi, 3 kıtada verdiği
konserler ve yaptığı internet konserleriyle yaratılan etki çok büyük oldu.
Halkımızda yaratılan umut ve halkın direnme dinamiklerinin köreltilemeyecek bir
güç olduğunu gösterdi. Şimdi fiziki olarak milyonlara ulaşan konserler yapamasa
bile; konser yapmak için şehitlik pahasına gerçekleştirilen direniş, tüm dünya
halklarını sarsmakta ve birleştirmekte.
Milyonlara Verilen Konserleri Hazmedemeyen Faşizm, Devlet
Terörünü Sürdürdü.
Ne büyük hayallerle başlattılar komplo operas­yonlarını.
“Bellerini doğrultamayacaklar”, “tarihin en büyük yenilgisini tattıracağız”,
“2-3 itirafçı yarattık çözdük, bitirdik” diyorlardı.
Emperyalizm ve oligarşi ortak hareket ederek, Grup Yorum’un
konser vermesini yasakladılar. Soysuzlar’ından, bütün polis teşkilatlarına,
istihbaratlarına kadar emperyalizm ve faşizm bütün kurumları ile saldırdılar.
AKP faşizmi, kendine karşı olan herkesi “terörist” ilan
ederek “terör listeleri” adıyla katliamlar listesi hazırlayarak halk
çocuklarını, devrimci sanatçıları katletmenin YASAL zeminini yarattı.
Aynı zamanda, başlarına ödüller koyarak, ihbar karşılığı
para vererek Anadolu halklarına ihbarcılığı dayatmaya çalıştı.
Tüm bu kuşatmalara, saldırı politikalarına karşı Grup Yorum,
haklılığını savundu. Şarkılarıyla, halaylarıyla, halkın kurtuluş yolunu
göstermeye, umudunu büyütmeye devam etti. Öyle bir aşamaya gelindi ki konser
yapmak için bile direnişler örgütlemek zorunda kaldı.
2017’den sonra, her konser çağrısı eylem oldu Grup Yorum’un,
oligarşinin cevabı ise çaresizce İdil Kültür Merkezi’ni basıp, her seferinde
orada bulunanları işkenceyle gözaltına alıp hukuksuzca tutuklamak oldu.
26 Şubat 2019’da yapılan baskında “gizli stüdyo”ya ulaşarak,
7 devrimciye işkence yaparak tutukladı. Onlardan biri de katline ferman
çıkarılan İbrahim Gökçek’ti.
Faşizmin sözcüleri yine “büyük darbe, örgütün genel
sekreterini yakaladık, terör örgütünün sığınağı yakalandı” yalanlarıyla
sansasyonel haberler yapmaya çalıştı. Buna en iyi cevabı, Grup Yorum’un
Yıldızlı Yüreği İbrahim Gökçek mahkeme kürsüsünde vererek faşizmin tüm terör
demagojilerini mahkum etmiş oldu.
İbrahim Gökçek, Oligarşinin Mahkeme Kürsüsünde, Faşizmden
Gizlenme Hakkını Savundu! Gizlilik Suç Değil, Haktır!
Tahliyesinin ardından, direnişinin 259. gününde Armutlu
Direniş Evi’nde yaptığı bir röportajda şunları söylüyordu Yıldızlı Yürek:
“Taleplerimiz aynı. Kültür merkezimiz basılmasın, üyelerimiz
serbest bırakılsın, özgürce sanat yapabilelim. Biz bir sabah kalktık ve kendimizi
arananlar listesinde bulduk; bunu istemiyoruz. Hakkımızdaki davalar düşürülsün
çünkü hepsi asılsız. Bunun gibi gerekçelerle bizi suçladılar, hapse attılar.
Biz bunların kaldırılmasını istiyoruz. Bunlar için uzunca bir süre kampanya
yürüttük…
Ben 2019 yılına kadar dışarıdaydım; sonra beni de
tutukladılar. Ben bu sürede peyderpey iyice özgürlüklerim kısıtlanır hale
getirildim. Arananlar listesinde olmama rağmen, ben dışarıda da geziyordum yani
2018’e kadar. Hiç hareketsiz hale getirdiler daha sonra ve ben de giz­lilik
hakkımı kullandım.
Yunanistan’da Mikis Theodorakis, Şili’de Pablo Neruda…
Bütün ustalar faşizme karşı gizlilik haklarını kullanmışlardır. Niye kabul
edelim? Niye arama listelerini kabul edelim? Bize kimse terörist diyemez, biz
terörist değiliz. Terörist olanların kim olduğu ortada.”
Kahramanlar Yıldızlar Gibidir, Onları Tutmak Mümkün
Olamaz; Ama Karanlık Gecelerde Yolumuza Rehberlik Eder!
Şimdi Bize Rehberlik Eden, Yıldızlı Yüreğimiz
İbrahim Gökçek’tir Artık!
İbrahim Gökçek tam 15 yıldır Grup Yorum’da devrimci sanat
yaparak, yüreklerimizin umut ışığı oldu. Dünya halklarına, halkın örgütlü
sanatçılığının nasıl yapılacağına öğretenlerden oldu.
Ve artık faşizmin bu kuşatması altında ya şarkı­larını
söyleyemeyecekler ya da söyleyebilmek için bedel ödeyeceklerdi.
Halkın Sanatını Yapabilmek
İçin, Hücre Hücre Süren Görkemli Direniş…
Helin Tüm Dünyayı Ayağa
Kaldırdı, İbrahim Dünya Halklarını Birleştirdi
Grup Yorum sadece sanat yapmıyor, Grup Yorum halkların
acılarını, öfkesini, direncini örgütlüyor.
Grup Yorum emperyalizmin ve Faşizmin katliamlarını teşhir
ederek, halka düşmanını gösteriyor.
Grup Yorum dünya halklarına çaresiz olmadığını, ezgilerinde,
sözlerinde anlatarak mücadele çağrısı yapıyor.
Grup Yorum ve Yıldızlı Yürek İbrahim Gökçek, halk için sanat
yaptıkları için zalimlere karşı yüreklerini kuşanarak mücadeleyi sürdürdü.
Mücadele kesintisiz devam edecek.
Çünkü, Grup Yorum’un varlık nedeni, faşizmin kendisidir.
Emperyalizm gerçeğinin olduğu bir dünyada yaşamasaydık,
yeni-sömürge bir ülkede faşizmle yönetiliyor olmasaydık GRUP YORUM DA OLMAZDI!
Grup Yorum mücadeleyi bir adım daha büyüterek, Helin Bölek
ve İbrahim Gökçek ölüm orucu direnişiyle bir adım öne geçtiler. Halkın örgütlü
sanatçılığının nasıl olması gerektiğini gösterdiler.
Helin Bölek, 288 günlük direnişi ve şehitliğiyle TÜM DÜNYAYI
AYAĞA KALDIRDI!
Grup Yorum’un halk sahnesinde ÖLÜMSÜZ NOTA olarak bir ilk
yarattı. O, artık dünya halklarının 9. NOTA’sı.
İbrahim Gökçek; 323 günlük direnişi, armağan ettiği zaferi
ve şehitliği ile, ayağa kalkan dünya halklarını BİRLEŞTİRDİ!
Grup Yorum’un halk sahnesinde yüreğinin üstündeki yıldızlı
gitarı ile YILDIZLI YÜREK oldu.
İbrahim açlığın 316. gününde, yani şehitliğinden sadece 9
gün önce şu sözleri söylerken direnişteki ısrarını, inancını haykırıyordu:
“Ne merhamet diyoruz, ne de vicdana çağırıyoruz. Adalet
istiyoruz! Hukukun gereğini yapın ve ölümleri durdurun! Grup Yorum’un meşru
talepleri neden karşılanmıyor?”
Çünkü Yıldızlı Yüreğimiz baş eğmeyen bir geleneğin
temsilcisi olarak meselenin “merhamet” değil de, gereğinin yerine getirilmesi
için direndiklerini anlatıyordu.
Bir Sanatçı, Neden Ölüm Orucu Yapar? Yıldızlı Yüreğimiz
İbrahim’den dinleyelim:
“Çok öfkeliyiz, kabul edemiyoruz. Bu süreç sonunda biz
hapishaneye girdik. Durum iyice ilerlemeye başladı. Biz de bu duruma son vermek
için böyle bir eylem yolunu seçtik, tercih ettik. Bu bir mecburiyet meselesi
değil. Bu, büyük adaletsizliklere ve alçaklıklara duyulan öfkenin geldiği en
yüksek hal. Çok öfkeliyiz, kabul edemiyoruz.
Grup Yorum ne yaptı da kültür merkezi basılıyor;
enstrümanları paramparça ediliyor, konserleri yasaklanıyor?
Grup Yorum, doğru olan şeyleri yapıyor. Çocuklara ücretsiz
orkestralar yapıyor, ücretsiz büyük halk konserleri yapıyor. Büyük büyük
organizasyon şirketlerinin, büyük paralarla altından kalkamadığı
organizasyonları Grup Yorum kendi başına yapabiliyor. Nasıl yapabiliyor bunları?
Büyük halk kolektifini kullanarak yapıyor. Büyük paraları mı var? Hayır, beş
kuruşu yok. Ama dayanışmayı örgütleyerek yapıyor.”
İşte emperyalizmin korktuğu tam da böyle bir sanat
anlayışıdır zaten. Bu halk kolektifinin oluşturduğu ruhsal bütünlüğü, halkın
duygu ve düşüncelerini örgütleyip eyleme sevk eden BAĞIMSIZ TÜRKİYE
konserlerinin etkisini bildiğinden korkuyor. Böyle bir sanat ve böyle bir
sanatçılık anlayışı YOK EDİLMELİDİR diyor.
İşte bu nedenle Grup Yorum emekçilerini tutuklayabilmek
için, faşist savcılarına yazdırdığı senaryoları, baskı ve işkenceyle iftira
attırdığı itirafçılara imzalatıyor. Asla ispatlanamayacak iddiaları, ger­çekmiş
gibi göstererek, terör demagojisi yaparak haklarında onlarca yıla varan hapis
cezaları veriyor.
Bu büyük adaletsizlikleri durdurmak için yapılmadık eylem,
örgütlenmedik kampanya, sergilenmedik direniş kalmamıştı.
Tek bir konser yapamadığı, tek bir üyesinin dışarıda
kalamadığı, binbir emekle her seferinde yeniden yapılan, “BİZİM KERPİÇ EVİMİZ”
dedikleri İdil Kültür Merkezi katil ve işkenceci polisler tarafından basılmasın
diye yapılabilecek tek şey kalmıştı: ÖLÜM ORUCU!
Biraz Emek, Biraz Vefa, Haydi Gayret Bir Adım Daha Diyor
İbrahim Bize
İftiracı itirafçıların yalan ifadeleriyle sonu gelmeyen
operasyonlar, tutuklamalar ve binlerce yıla varan hapis cezalarına karşı
Mustafa, halkın sanatçıları, halkın avukatları ve özgür tutsaklar ölüm orucu
yaptılar.
Koçak Mustafa’yı, Helin Bölek’i, İbrahim Gökçek’i şehit
verdik.
Zaferi şehitlerimizle kazanacağız, biliyoruz. Şimdi
yapılacak işler, omuzlayacak görevlerimiz arttı. Sahiplenmeyi de direnişimizin
büyüdüğü­nü de görüyoruz. Daha da büyüdüğünde zaferi hep birlikte daha büyük
zaferler kazanacağımıza inanıyoruz.
Halkın Avukatları, Özgür Tutsaklar direnmeye devam ediyor.
Aynı kararlılıkla “bir adım daha” diyor İbrahim bize.
Yıldızlı Yüreğimizle Zaferi Kazandık!
Vatanımızın bağımsızlığını, halkımızın özgürlüğünü istiyoruz
ve yürünecek çok yolumuz var, biliyoruz. Bu uzun yürüyüşte kazandığımız
zaferlerle önümüzü aça aça, engelleri aşa aşa ilerliyoruz. Engebeli,
dolambaçlı, sarp yolu düzlüyoruz.
Helin ile dünyayı ayağa kaldırarak, İbrahim ile
birleştirerek kazandık! Faşizm karşısında herkesin sessizliğe gömüldüğü bir
süreçte Helin, İbrahim ve Mustafa tüm dünyaya direnmek gerektiğini gösterdi.
Mustafa adil yargılanma talebi ile 296 gün direndi ve
“başkaları adalet acısı çekmesin” diyerek ölümsüzleşti.
Devrimin umutlu şarkılarını milyonlarla meydanlarda yeniden
söylemek, haksız yere tutukla­nan emekçilerinin özgürlüğü ve baskınlara son
verilmesi için 288. gününde Helin ölümsüzleşti.
İbrahim ise zaferi halklara armağan ederek 323. gününde ölüm
orucu direnişine ara verdi.
325. gün ise kalp yetmezliği ve bütün organlarının iflas
etmesi sonucu ölümsüzleşti!
Halkımız Zaferi de Zaferi Muştulayan İbrahim’i De
Sahiplendi!
Hastaneye Akın Ederek Yıldızlı Yürek İbrahim’i Yaşatmaya Kenetlendi!
Sahiplenmeyi Ve Zaferi Hazmedemeyen Faşizm, Yine Cenazemizi Engelledi, Faşist
Saldırılar Örgütledi!
5 Mayıs’ta zafer açıklamasının ardından, İbrahim hastaneye
kaldırıldı. Böyle bir ihtiyaç olduğu söylenmemesine rağmen, onlarca kişi kan
ver­mek için hastaneye koştu. Hastane yönetimi ve Grup Yorum, gelenlere
teşekkür ederek, kana ihtiyaç olmadığını duyurmak zorunda kaldı.
Kazanılan zaferin sadece küçük bir yansımasıydı bu
sahiplenme. Hastane yönetiminden hademesine, dünyanın her kıtasından, her
kesiminden halk, bir an evvel iyileşmesini umdu.
Yıldızlı Yürek, 7 Mayıs günü hastanede şehit düştüğünde,
halkımız İbrahim’i hastaneden alarak Gazi Cemevi’ne getirdi. Burada yapılacak
törenin ardından Kayseri’de defnedilecekti. İlk andan itibaren dolmaya başladı
Cemevi.
Gazi’nin yoksul kondularından sokaklara akarak Cemevi’ne İbrahim’le
vedalaşmak istedi. Duyan-bilen herkes akın etti Gazi’ye.
İbrahim’in babası Ahmet Gökçek bir konuşma yaptı. Oğlunun
her zaman yanında olduğunu belirten baba Gökçek;
“Sizleri burada görüyorum. Bundan büyük bir gurur duyuyorum.
Mücadele bitmeyecektir. Muhakkak faşizme geri adım attıracağız. Yok edeceğiz.
Herkesin birlik olması lazım. Bu dayanışmayı yükseltmek gerekiyor.
Çocuklarımız öncü oldu. Bundan sonra da onların bayraklarını
arkalarından gelen arkadaşlarının taşıyacağına inanıyorum. Biz de elimizden
geldiğince bütün bayrakları taşıyaca­ğız. Herkesin mutlaka yapabileceği bir şey
vardır. Şu anda avukatlarımız direnişlerine devam ediyorlar. Onlara destek
olalım. Onlarla birlikte olalım. Adalet taleplerinin yerine getirilmesini
sağlayalım.” diye konuştu. Ölüm orucunda olan halkın avukatlarının ve özgür
tutsakların direnişlerinin yanında olduğunu belirterek, herkese sahiplenme
çağrısı yaptı.
Binlerce insan Gazi’ye akın ederken faşizmin korkusu daha da
büyüdü.
Faşizmin resmi-sivil polisleri, MİT’i, çevik kuvvetiyle
Gazi’ye yığılarak, halk üzerinde baskı kurmaya çalıştı.
Halkımız geleneklerine sahip çıkarak son kez and içerek
İbrahim’in naaşının başında bekledi. Düşman her sokak başını tutmuş ve halkın
cenazeye gelmesini engellemeye çalışıyordu. Cenazeyi kaçırmaya çalışan polis,
Cemevi’ne saldırdı.
Yüzlerce polisle, halkımızın değerlerini, kültürünü,
inancını ayaklar altına aldılar, koçbaşıyla kapıyı kırarak içeri girdiler. İbrahim’in
cenazesini vermemek için barikatlar kurdu yoldaşları, TOMA’ların karşısına
bedeniyle dikildi, siper oldu İbrahim’e. Ne olursa olsun, kendi canları pahasına
sahip çıkacaklardı cenazeye.
Bunu bilen düşman, içeriye gazlar attı ve işkenceyle İbrahim’in
avukatları ve yoldaşlarını gözaltına aldı.
Faşizmin gözü o kadar dönmüştü ki Halkın Yıldızlı Yürek’i
İbrahim Gökçek’in cenazesini kaçırarak önce Mehmetçik Vakfı’na götürdüler.
Buradan İbrahim’in ailesini arayarak “Oğlunuz burada gelin alın” diyerek aileyi
çağırdılar.
TAYAD’lılar, aile, Grup Yorum emekçileri ve halkımız hemen
Mehmetçik Vakfı’na giderek İbrahim’i geri almaya çalıştılar. Ama faşizmin
hileleri, korku­ları kadar büyüktü. Vermedi İbrahim’i.
Faşizmin hilesi hurdası bitmez, “Oğlunuzu Kayseri’ye götüreceğiz,
gömmek istediğiniz yere” diyerek, yine İbrahim’i kaçırarak götürdüler.
TAYAD’lılar ve Gökçek Ailesi, cenazeyi kaçıran aracın hemen
arkasından Kayseri’ye yola çıktı. Yetişmek için araba ile hiç durmadan 13 saat
yol giderek İbrahim’i aldılar.
Bu yolu, evladının katledilmesine sebep olan faşizme, cansız
bedenini vermek istemeyen İbrahim’in babası, oruçlu bir şekilde araba kullanarak
gidiyor.
İbrahim’in cenazesi saat 22.00 sularında Kayseri’ye
getirilerek Asri Mezarlık morguna konul­du. Kayseri’de polis eşliğinde sokağa
çıkan sivil faşistler yol keserek tehditler savurarak korku yaymaya çalıştılar.
“Kayseri’ye terörist gömdürtmeyiz, gömerlerse çıkartıp yakarız” diyerek ne
kadar ahlaksız, değersiz olduklarını kanıtlamış oldular. Faşizm tam da buydu
işte.
Aynı anda MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un kalabalığa
“Valinin selamı var” demesi her şeyin devlet tarafından nasıl organize
edildiğini kanıtla­maktadır. Faşizm yeniden saldırılar örgütleyerek cenazenin
gömülmesini engellemeye çalıştı.
Hemen durumu teşhir etti Halk Cepheliler. Faşist
provokasyonların, MHP ve Ülkü Ocakları’ndaki çapulcuların, halkın değerlerine
saldırılarının hesabını vereceğini söyledi. Zaten saldırılar sadece cenazeyi
engellemek için değil, cenazeden sonra da devam etti. Halkımız, cenazeye
saldırmak isteyenlerin kim olduğunu ve kimin örgütlediğini biliyordu. Bu yüzden
sahiplenmeye devam etti İbrahim’i.
Kayseri’de Saldıranlar, Ellerinde Maraş’tan Beri Halkın
Kanını Taşıyorlar!
MHP-Ülkü Ocakları, bu ülkede dökülen kanın baş
sorumlularındandır. On yıllar boyunca resmi-sivil faşist terör el ele oldu.
İbrahim Gökçek’in mezarına saldıranlar;
1978’de Maraş’ta katledenlerdir. Çorum katliamını
gerçekleştirenlerdir.
Bahçelievler, Balgat, 16 Mart İstanbul Üniversitesi
katliamını yapanlardır.
Otobüs duraklarını, kahvehaneleri tarayarak halkımızı yüzer
yüzer katledenlerdir.
1993’te Sivas katliamını İslamcılarla birlikte gerçekleşti-
renlerdir. Sivil Faşist Hareket Bugün de Faşizmin Elinin Altındaki Güçtür!
Bu örgütlenmeler, kuruluş aşamasından bugüne kadar,
oli­garşinin halka karşı savaşta ilk kullandığı maşası oldu. Faşizmin hiçbir
zaman halka dayalı bir poli­tikası yoktur, olamaz da. Zaten halka düşman olduğu
için, halka karşı saldırılar düzenlemektedir. Saldırmak için de elinden geleni
tetikçilere sunarak sivil faşist örgütlenmeleri kuruyor.
Halkımız, bizi de tanır, halk düşmanı faşist canileri de.
Bir cenazeye saldıran, gömüldükten sonra çıkarıp yakmakla tehdit eden, mezar
taşlarını kıran, cena­zeye gelenleri gaza boğan, işken­ce yapan ancak faşist
olabilir.
Bizler bu vatanın parsel parsel satılmasına karşı çıkan,
sömürülmesine izin vermeyenleriz, bunu herkes biliyor. Faşizmin kor­kusu da
saldırısı da bundandır.
Bütün engellemelere karşı Yıldızlı Yürek İbrahim’i aldık,
eşi Sultan Gökçek’in de katıldığı törenle defnettik. Sultan, Silivri’de İbrahim
ile aynı nedenle tutsak edilmişti. Sultan avukatların başvurusu sonucu cenazeye
getirildi. Halk Sahnesini paylaştığı eşi İbrahim’i son kez görerek, birlikte
söyledikleri şarkıları söyleyerek veda etti.
Artık Tüm Gitarlarımız Yıldızlı Olacak! Yıldızlar Mesken
Kuracak Gitarlarımıza!
Yıldızlı Yüreğimiz, Sanatımızın Doruğundaki
Yıldızlarımız, Sizinle Yazılıyor Tarih! Zaferi Sizinle Kazanacağız!
Faşizm İbrahim’i katlederek, halka karşı suçları­na bir
yenisini daha ekledi. AKP faşizminin suçları büyüdükçe, halkın öfkesi de
büyüyor.
İşte bu öfkeyi örgütleyeceğiz. Ölüm orucundaki Halkın
Avukatı Ebru Timtik 136, Aytaç Ünsal 105. gününde.
Özgür tutsaklar Didem Akman ve Özgür Karakaya ölüm orucunun
89. gününde. Halkımızın umudunu da adaletsiz düzene öfkesini de büyütmeye devam
ediyorlar.
Direnişlerimizle daha da büyütecek, örgütleyeceğiz bu
öfkeyi. Ve zaferlerimizin yol gös­tericiliğinde faşizmi yenecek halkımız!
Dünyayı bir kez de Anadolu’dan sarsacağız ve sonuna,
sonsuza, sonuncumuza kadar Halk Yemini’ni edeceğiz!
Unutmayacağız, Sizler Bize Zaferi Armağan Ettiniz! Biz De
Size Bağımsız Vatanı Armağan Edeceğiz!
Gökyüzünden Kuşanıp, Kuşanıp İbo’nun Yıldızını,
Işıtacağız Gecenin Karanlığını!
Yıldızlı Gözlerimizle Yıldızlı Yüreklere Bakacağız Ve
Sana Söz Olsun İbrahim Karartmayacağız O Yıldızı. Yıldızlı Yürekler, Yıldızlı
Gözler Hepsi Seninle Halk Sahnesinde Olacak
Yıldızlı Yürek İbrahim Gökçek Ölümsüzdür!
Grup Yorum

You may also like

Leave a Comment