Home gençlik Tutsak Dev-Genç’li Emir Karakum’dan Gençliğe Mektup

Tutsak Dev-Genç’li Emir Karakum’dan Gençliğe Mektup

by halkinkutuphanesi@gmail.com
Tutsak Dev-Genç’li Emir Karakum’dan Gençliğe Mektup - Image 1

Tutsak Dev-Genç’li Emir Karakum’dan Gençliğe Mektup - Image 1

Sizi, açlığımın onuruyla, namussuzlara dünyanın kaç bucak
olduğunu göstermenin, işkence yapan ve yaptıranların kaçacak bir delik
bulamayacağını tüm dünyaya haykırmanın gururuyla, dirençle kucaklıyorum. Nasıl
olduğumu merak ediyorsunuz. Tabi ki, hızlıca merakınızı gidereyim. Canavar
gibiyim. Ancak bana işkence yapanlar çok kötü, gün geçtikçe korkuları artmakla
daha da artacak. Sağlık durumum gayet iyi. Direnişimin başından bu yana 10 kilo
verdim. Ağzımda aflar var, normalde de alışkınım zaten.

Bana yapılan işkencenin, komplo davalarının hesabını
soracağım. 9 aydır işkence görüyorum. Kötü muamelelere sistematik olarak maruz
kalıyorum. Bunun en büyük sorumlularından biri, 9 aydır bir sayfalık A4
kağıdını kaplamayan asılsız iddiaları savuşturmaya devam ediyor diye
iddianamemi hazırlamayan savcıdır. Eğer mahkemeye çıkabilirsem hukuk diye
yaptıkları helvanın hesabını sormaya geleceğim. Şu dediğimi kimse unutmasın. O
helvayı acıkınca yiyenlerin bir kısmı şu an hapishanede. Bizler yıllardır
direniyoruz, neden, adalet için. Bu adalet herkese lazım. Bugün savcılar,
hakimler bağımsız karar veremiyor, verenler de ya sürgün ediliyor ya da
görevinden oluyor, yalakalık yapanlar Bakan Yardımcısı dahi olabiliyor.

Sibel ve Gökhan’ın direnişleri de, sadece hapishanedeki hak
ihlallerini, mahkemedeki adaletsizlikleri anlatmıyor. Onların direnişi dünya
çapında, neleri anlattığı konusunda buna ne kalem ne kağıt yeter. Ama şunu
söylemek isterim: Sibel ve Gökhan diyor ki, ‘’meslek onurunuza sahip çıkın’’.
Çünkü onuru olmayan insan yaşayamaz. O kadar yıl okuyup, hakim, savcı vb. olup,
sonrasında meslek etiğinin en basit kurallarına dahi sahip çıkmamak bir ömür
kişiliğinden vazgeçmek, bir ömür onursuz yaşamaktır. Tabi bunu ellerini
kirletmeyen hakim savcılara demiyor. Türkiye’deki mahkemelerin siyasi
kurallarla yönetildiğini bizzat yaşayarak siz de görüyorsunuz. Avukatlarımızın
mahkemesini hatırlarsınız, ilk mahkemede hepsi tahliye olmuştu. Sonra hakimi
görevden aldılar. Avukatlarımızın birçoğunu aynı gün içinde hukuksuzca tutukladılar,
belki tahliye eden hakim de üzerindeki baskılar nedeniyle avukatlarımızı
bırakmak istemiyordu ama dosyanın o kadar komplo olduğu belliydi ki, en azından
meslek etiğinin kırıntılarını barındırdığı için tahliye kararı vermek zorunda
kaldılar. Bu arada ellerini kirletmeyen derken istisnalardan bahsediyorum.

İbrahim abinin karanfil oluşunda, İzmir bölgesinden iki
hakim yaşadığı adaletsizliği dile getirdiği için açığa alınmışlardı, sonra ne
oldu bilmiyorum. Büyük ihtimal bu iki hakim Grup Yorum dinleyicisi olabilir ya
da İbrahim abiyle aynı siyasi düşünceyi paylaşmıyorlar ancak Yorum şarkıları
adaletsizliği konu eder, bir hakim de bulunduğu ülkede adaleti temsil eder. Bu
kavramı Yorum, yarım asırdır hakla o kadar güzel anlatıyor ki, toplumun farklı
kesimlerinde olan hakimlerden dinleyici bulabiliyor. İşte Yorum’dan
korkmalarının nedeni bu. Bu yüzden konser yasakları devam ediyor. Bir müzik
grubu düşünün ki, ülkesinde hakimlere bile adaletsizliği sorgulatabiliyor,
diğer sorguladıklarını saymıyorum bile. Sonuç olarak bu işin ortası yok. Ya
halktan yana olacaksın, ya da zalimlerin tarafında olup yok edilmeyi
bekleyeceksin.

Babamın bana yolladığı ajandayla ilgili 6 ay sonra İdare
Gözlem Kurulu karar aldı. Vermeyeceklerine dair tebliği 3 Ağustos Çarşamba günü
getirdi. Öğlen arası idare gözlem kurulu yanıma gelip bu evrakları istedi,
düzeltip geri vereceğini, ben de bunlar benim için diyerek vermeyeceğimi
söyledim, gitti. 4 Ağustos Perşembe günü bir önceki evraktaki usulsüzlüklerini
gizleyerek bu ajandayı yeniden tebliğ etti, sonra bu iki farklı evrakları Cuma
günü bugün fotokopiye yolladım. Daha sonra fotokopiler geldi, hemen içine
baktım. 3 Ağustos’taki tebliğ edilen idari gözlem kurulunun kararı, evraklarının
içinden çalınmış. Suç işleme konusunda sınırları yok. Pazartesi günü Cumhuriyet
Başsavcılığı’na delil kurtarmak, hırsızlık görevi suçlarından suç duyurusunda
bulunacağım. Yaptıkları hırsızlığın hesabını verecekler.

You may also like

Leave a Comment