Faşist mafyacı Sedat Peker’
in açıklamaları ve ardından sökün eden gelişmeler, düzenin nasıl bir pislik
içinde yüzdüğünü bir kez daha ortaya sermeye başladı.
Bu seferki Susurluk
pisliğinden de çok daha derin ve çarpıcıdır.
Susurluk pisliği ortaya serildiği
zamanlar, devrimciler bir slogan attılar, dediler ki: ”PİSLİĞİ DEVRİM
TEMİZLER!”
Son gelişmeler bunu bir kez
daha ve çok daha çarpıcı bir şekilde doğrulamaktadır.
Susurluk’tan sonra, düzen
sözümüz ona çeteleşmeye karşı bir çok operasyon yaptı. İktidarları değiştirdi.
Bazı namlı kadrolarını tasfiye ediyor görüntüsü verdi. Sayısız ilerici geçinen
aydında buna destek verdi. Onlara göre devlet bağırsaklarını temizliyordu.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Devrimciler ise, hayır dedi.
Pisliği üreten düzendir. Düzenin halka karşı yürüttüğü savaşta pis ilişkilere
girmekten başka çaresi kalmamıştır. Çürümüş ve çeteleşmiş bir devlet ve düzen
yapısı ile karşı karşıyayız. Bunu ancak bu düzeni ve devleti yıkıp yerine
halkın devletini kurarak temizleyebiliriz deiler. Ve düzenin halka karşı savaşı
ve krizi sürdükçe çok daha fazla çürüyeceğini ortaya koydular.
Yıllar bu tespitlerin ne
kadar doğru olduğunu defalarca bizlere gösterdi. Bugün gelinen nokta ise
bilinçli her insanın gördüğü bu çürümenin tüm pislikleri ile ortaya
saçılmasıdır.
Kuşkusuz şimdi yine düzeni ve
devleti aklayan, devlet kendini temizlemeli veya temizliyor edebiyatına sarılan
yeni şöhretler türeyecektir.
Ama hiçbir şey, kriz içinde
debelenip duran ve halka karşı savaş halinde bulunan bu faşist düzenin daha
fazla çürümesinin önüne geçemeyecektir.
Bugün öyle bir ortaya
serilmiştir ki, Jandarma Genel Komutanı’nın boy boy çete başları ile
fotoğrafları ortalıkta dolanmaktadır. Namlı kontrgerillacı M. Ağar’ ın kokain
kaçakçılığından tecavüze ve katilliğe kadar her türlü suça gırtlağına kadar
battığı kanıtları ile ortaya serilmiştir. Faşist mafyacıların en pisliklerinden
Alaattin Çakıcı çakarlı lambalı arabalarla ve sayısız korumalar eşliğinde her
tarafta caka satmaktadır. Alenen ben resmi bir devlet görevlisiyim demektedir.
Ve bunlar karşısında düzen,
devlet, faşist AKP felç durumdadır. Hiç bir refleks bile gösterememekte, daha
fazla pisliklerinin açığa çıkmasını nasıl önleriz hesapları peşinde
koşmaktadır. Bu pisliği dile getirenleri kendisi bizzat mafyacı pis bir faşist
olan İçişleri Bakanı Soysuz Süleyman’ın tehditleri ile susturmaya
çalışmaktadır.
Bütün bunlar bu pisliği
kimlerin ürettiğini, nedenlerini bir kez daha ortaya sererken, bu pisliğin
karşısında kimlerin durduğunu ve bu pisliği kimleirn temizleyebileceğini de
alenen ortaya çıkarmaktadır.
Devrimciler, çetelere,
uyuşturucu kaçakçılarına, fuhuş tacielrine karşı mücadele ederken işkenceci
polisin onları koruması ve devrimcilere saldırması bunun en bariz
göstergesidir. Devrimciler hapishane şartlarında bile faşist çete başı Alaattin
Çakıcı’ yı cezalandırıken, MHP’ nin onu hapisten kurtarmak için canhıraş çaba
içine girmesi veya dışarı alınan Alaattin Çakıcı’nın devlet yetkilileri ile
verdiği pozlar ve çakarlı lambalı arabalarla ortalıkta dolanması bunun göstergesidir.
Halkımız,
Bu düzenin ve bu faşist AKP
iktidarının ve devletin, ülkemizi ne hale getirdiğini, her şeyi nasıl
yozlaştırıp çürüttüğünü iyi görelim!
Çürümenin bizzat
sorumlularının bu çürümeye dur diyemeyeceğini, pisliği ancak devrimin
temizleyebileceğini anlayalım!
Her türlü yozlaşmaya,
çeteleşmeye ve iyice çeteleşen ve çürüyen düzene ve devlete karşı devrimciler önderliğinde
mücadele edelim!
Çürümenin tek sorumlusu
emperyalistleri,, işbirlikçi vatan hainlerini vatanımızdan kovalım. İyice
çeteleşen faşist devleti yıkalım. Her türlü çeteleşmeye son verelim! Halkın
iktidarı için, sosyalizm için, demokrasi ve özgürlükler için mücadele edelim!
Kahrolsun Faşist Çete
Devleti!
Kahrolsun İşbirlikçi Vatan
Hainleri!
Yaşasın Devrim Yaşasın
Sosyalizm!
Nrw Halk Cephesi


