Home açıklama İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifestodan Türkiye ile ilgili haber yayınlandı Türkiye’de ki Çağlayan eylemi ve daha sonrasında yapılan baskınlar ile ilgili İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifesto ‘da 23 Şubat tarihinde bir haber yayınlandı. Türkiye’nin karanlık günleri: Adliye saldırısı sonrası tutuklamalar ve zulüm 90 kişi uydurma suçlamalarla gözaltına alındı. Aralarında işkence mağduru aktivist Ayten Öztürk de var 90’dan fazla kişi tutuklandı, hukuk bürolarına ve dernek merkezlerine polis baskınları yapıldı, siyasi muhalifler ve avukatları için ağır cezalar talep edildi. Daha birkaç ay önce yüzüncü yaşını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti en karanlık baskı dönemlerinden birini yaşıyor. Tutuklananlar arasında, gizli bir gözaltı merkezinde altı ay boyunca işkence gördüğünü bildiren Alevi devrimci Ayten Öztürk de bulunuyor. Kendisiyle geçtiğimiz Mart ayında, yaklaşık iki yıldır ev hapsinde tutulduğu İstanbul’daki evinde görüştük ve Kasım ayında tekrar bir araya geldik. 6 Şubat’ta Çağlayan adliyesinde iki saldırgan ve bir sivil silahlı saldırı sonucu öldürüldü. O tarihten bu yana polis, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne (Dhkp-C) yakın olduğuna inanılan grup ve kişileri hedef alıyor. Resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümet adliyede silahlı eylem girişiminde bulunan, amacı ve yöntemi hala belirsiz olan kadın ve erkeğin Türkiye’de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilen Marksist-Leninist siyasi oluşumun üyeleri olduğuna inanıyor. Dün eylemi üstlenen grup, amacın adliyeye girmek olmadığını ve iki üyesinin silahlı olmadığı sırada polisin ateş açtığını belirtti. Hatta daha önce saldırıya karışanlardan birinin savunmasında çalışmış olan avukatlar da saldırıda suç ortaklığı yapmakla suçlandı. Düzinelerce avukatın çalıştığı Halkın Hukuk Bürosu polis tarafından saldırıya uğramış, büroda arama yapılmış ve büro kısmen tahrip edilmiştir. Aynı akıbet, siyasi müzik grubu Grup Yorum’un evi olan İdil Kültür Merkezi’nin de başına geldi. Burada müzik aletleri, banyo, mobilya ve mutfak tahrip edildi. Daha da kötüsü, Türkiye’deki cezaevlerinde tutulan siyasi muhaliflerin yakınları tarafından kurulan TAYAD derneğinin genel merkezine de zarar verildi. TAYAD üyeleri çoğunlukla yaşlı, bazen hasta, çocukları, kocaları, eşleri cezaevlerinde olan, çoğu zaman uydurma suçlamalarla ağır cezalara çarptırılmış insanlardan oluşuyor. Grup Yorum’un on üyesi tutuklandı, böylece grubun şu anda cezaevinde bulunan müzisyenlerinin sayısı on altıya yükseldi. Türkiye ile imzalanan siyasi iş birliği anlaşmaları kapsamında Almanya’da tutuklu bulunanları da sayarsak bu sayı on yediye çıkıyor. Tutuklu TAYAD üyeleri arasında 80 yaşın üzerinde olanlar da var. Dernek üyesi Hasan Basri, TAYAD’lı ailelerin evlerinin sık sık polis baskınlarına hedef olduğunu, polisin genellikle gece vakti arama yapmak ve tutuklamak için eve girdiğini söyledi. Ayten Öztürk’ün başına defalarca geldiği gibi. O da cezaevine götürüldü, evi hasar gördü, dolaplar kırıldı, kitaplıklar devrildi, camlar kırıldı. Ayten bize 2018 yılında, Yunanistan’a giderken aktarma yaptığı Lübnan’daki Beyrut havaalanında Türk gizli servisi tarafından kaçırıldığını anlattı. Altı ay boyunca hiçbir ailesi ya da arkadaşı nerede olduğunu bilmiyordu. Tutulduğu ve cinsel istismar ve elektroşok kullanımı da dahil olmak üzere korkunç işkencelere maruz kaldığı işkence merkezi avukatları tarafından tespit edildi. Buna rağmen, işkenceye karşı şikayetler göz ardı edilirken, mahkemeler de Ayten’i suçlamaya başladı. Tüm bunlar, Ayten’i bir insan hakları derneği merkezinde ve bir kaldırımda, kendisinin katılmadığı bir linç girişimi sırasında gördüklerini iddia eden gizli tanıkların ifadelerine dayanılarak yapıldı. Avukatı Seda Şaraldı, Türkiye’de herhangi bir cezai eyleme atıfta bulunmayan bu tür suçlamalar için tutuklamayı gerektiren bir yasa olmamasına rağmen, müvekkilinin iki müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Halen cezaevinde bulunan 62 kişi arasında Seda Saraldi’nin de aralarında bulunduğu Ayten’in avukatları da yer alıyor. Halkın Hukuk Bürosu, tutuklamaların hiçbir yasal dayanağı olmadığını ve siyasi tercihlerin sonucu olduğunu belirtti: “Meslektaşlarımız mesleki faaliyetleri nedeniyle, hiçbir maddi ya da hukuki dayanağı olmayan ve herhangi bir delile dayanmayan soyut ve hayali suçlamalarla cezalandırılmaktadır”. Çeşitli yasal haklar örgüt ve kuruluşlarını bünyesinde barındıran Uluslararası Avukatlar Gözlemevi de bir açıklama yayınlayarak ‘avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini’ kabul edilemez bulduğunu ve Türkiye’deki mahkemeler ile yetkililere ‘dünyanın gözünün üzerlerinde olduğunu’ hatırlattı. Tutuklanmadan önce Seda Saraldi, gizli servislere yönelik suçlamaları görmezden gelme yönündeki siyasi irade ve mağdurlara yönelik yargı tacizi nedeniyle, Ayten’i ve işkence gören ve suç duyurusunda bulunmanın son derece karmaşık olduğu diğer kadınları savunma tercihinden bahsetmişti. Yine de Ayten, hikayesini ulusal sınırları aşan ve dünyanın birçok ülkesinde destekçi bulan güçlü bir cesaret, kararlılık ve haysiyet örneği haline getirdi. Yaklaşık üç yıl boyunca kesintisiz gözetim altında tutulmasına, ev hapsinde tutulmasına ve evinin sürekli aranmasına rağmen, İstanbul adliyesine yapılan saldırının beyni olmakla suçlandı. Avukatlara göre iddianame herhangi bir kanıtla desteklenmese de, onu ömür boyu hapse atmak ve devlet işkencesine karşı verdiği mücadeleyi sona erdirmek için gereken son kanıt olabilir.

İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifestodan Türkiye ile ilgili haber yayınlandı Türkiye’de ki Çağlayan eylemi ve daha sonrasında yapılan baskınlar ile ilgili İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifesto ‘da 23 Şubat tarihinde bir haber yayınlandı. Türkiye’nin karanlık günleri: Adliye saldırısı sonrası tutuklamalar ve zulüm 90 kişi uydurma suçlamalarla gözaltına alındı. Aralarında işkence mağduru aktivist Ayten Öztürk de var 90’dan fazla kişi tutuklandı, hukuk bürolarına ve dernek merkezlerine polis baskınları yapıldı, siyasi muhalifler ve avukatları için ağır cezalar talep edildi. Daha birkaç ay önce yüzüncü yaşını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti en karanlık baskı dönemlerinden birini yaşıyor. Tutuklananlar arasında, gizli bir gözaltı merkezinde altı ay boyunca işkence gördüğünü bildiren Alevi devrimci Ayten Öztürk de bulunuyor. Kendisiyle geçtiğimiz Mart ayında, yaklaşık iki yıldır ev hapsinde tutulduğu İstanbul’daki evinde görüştük ve Kasım ayında tekrar bir araya geldik. 6 Şubat’ta Çağlayan adliyesinde iki saldırgan ve bir sivil silahlı saldırı sonucu öldürüldü. O tarihten bu yana polis, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne (Dhkp-C) yakın olduğuna inanılan grup ve kişileri hedef alıyor. Resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümet adliyede silahlı eylem girişiminde bulunan, amacı ve yöntemi hala belirsiz olan kadın ve erkeğin Türkiye’de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilen Marksist-Leninist siyasi oluşumun üyeleri olduğuna inanıyor. Dün eylemi üstlenen grup, amacın adliyeye girmek olmadığını ve iki üyesinin silahlı olmadığı sırada polisin ateş açtığını belirtti. Hatta daha önce saldırıya karışanlardan birinin savunmasında çalışmış olan avukatlar da saldırıda suç ortaklığı yapmakla suçlandı. Düzinelerce avukatın çalıştığı Halkın Hukuk Bürosu polis tarafından saldırıya uğramış, büroda arama yapılmış ve büro kısmen tahrip edilmiştir. Aynı akıbet, siyasi müzik grubu Grup Yorum’un evi olan İdil Kültür Merkezi’nin de başına geldi. Burada müzik aletleri, banyo, mobilya ve mutfak tahrip edildi. Daha da kötüsü, Türkiye’deki cezaevlerinde tutulan siyasi muhaliflerin yakınları tarafından kurulan TAYAD derneğinin genel merkezine de zarar verildi. TAYAD üyeleri çoğunlukla yaşlı, bazen hasta, çocukları, kocaları, eşleri cezaevlerinde olan, çoğu zaman uydurma suçlamalarla ağır cezalara çarptırılmış insanlardan oluşuyor. Grup Yorum’un on üyesi tutuklandı, böylece grubun şu anda cezaevinde bulunan müzisyenlerinin sayısı on altıya yükseldi. Türkiye ile imzalanan siyasi iş birliği anlaşmaları kapsamında Almanya’da tutuklu bulunanları da sayarsak bu sayı on yediye çıkıyor. Tutuklu TAYAD üyeleri arasında 80 yaşın üzerinde olanlar da var. Dernek üyesi Hasan Basri, TAYAD’lı ailelerin evlerinin sık sık polis baskınlarına hedef olduğunu, polisin genellikle gece vakti arama yapmak ve tutuklamak için eve girdiğini söyledi. Ayten Öztürk’ün başına defalarca geldiği gibi. O da cezaevine götürüldü, evi hasar gördü, dolaplar kırıldı, kitaplıklar devrildi, camlar kırıldı. Ayten bize 2018 yılında, Yunanistan’a giderken aktarma yaptığı Lübnan’daki Beyrut havaalanında Türk gizli servisi tarafından kaçırıldığını anlattı. Altı ay boyunca hiçbir ailesi ya da arkadaşı nerede olduğunu bilmiyordu. Tutulduğu ve cinsel istismar ve elektroşok kullanımı da dahil olmak üzere korkunç işkencelere maruz kaldığı işkence merkezi avukatları tarafından tespit edildi. Buna rağmen, işkenceye karşı şikayetler göz ardı edilirken, mahkemeler de Ayten’i suçlamaya başladı. Tüm bunlar, Ayten’i bir insan hakları derneği merkezinde ve bir kaldırımda, kendisinin katılmadığı bir linç girişimi sırasında gördüklerini iddia eden gizli tanıkların ifadelerine dayanılarak yapıldı. Avukatı Seda Şaraldı, Türkiye’de herhangi bir cezai eyleme atıfta bulunmayan bu tür suçlamalar için tutuklamayı gerektiren bir yasa olmamasına rağmen, müvekkilinin iki müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Halen cezaevinde bulunan 62 kişi arasında Seda Saraldi’nin de aralarında bulunduğu Ayten’in avukatları da yer alıyor. Halkın Hukuk Bürosu, tutuklamaların hiçbir yasal dayanağı olmadığını ve siyasi tercihlerin sonucu olduğunu belirtti: “Meslektaşlarımız mesleki faaliyetleri nedeniyle, hiçbir maddi ya da hukuki dayanağı olmayan ve herhangi bir delile dayanmayan soyut ve hayali suçlamalarla cezalandırılmaktadır”. Çeşitli yasal haklar örgüt ve kuruluşlarını bünyesinde barındıran Uluslararası Avukatlar Gözlemevi de bir açıklama yayınlayarak ‘avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini’ kabul edilemez bulduğunu ve Türkiye’deki mahkemeler ile yetkililere ‘dünyanın gözünün üzerlerinde olduğunu’ hatırlattı. Tutuklanmadan önce Seda Saraldi, gizli servislere yönelik suçlamaları görmezden gelme yönündeki siyasi irade ve mağdurlara yönelik yargı tacizi nedeniyle, Ayten’i ve işkence gören ve suç duyurusunda bulunmanın son derece karmaşık olduğu diğer kadınları savunma tercihinden bahsetmişti. Yine de Ayten, hikayesini ulusal sınırları aşan ve dünyanın birçok ülkesinde destekçi bulan güçlü bir cesaret, kararlılık ve haysiyet örneği haline getirdi. Yaklaşık üç yıl boyunca kesintisiz gözetim altında tutulmasına, ev hapsinde tutulmasına ve evinin sürekli aranmasına rağmen, İstanbul adliyesine yapılan saldırının beyni olmakla suçlandı. Avukatlara göre iddianame herhangi bir kanıtla desteklenmese de, onu ömür boyu hapse atmak ve devlet işkencesine karşı verdiği mücadeleyi sona erdirmek için gereken son kanıt olabilir.

by halkinkutuphanesi@gmail.com
İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifestodan Türkiye ile ilgili haber yayınlandı Türkiye’de ki Çağlayan eylemi ve daha sonrasında yapılan baskınlar ile ilgili İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifesto ‘da 23 Şubat tarihinde bir haber yayınlandı. Türkiye’nin karanlık günleri: Adliye saldırısı sonrası tutuklamalar ve zulüm 90 kişi uydurma suçlamalarla gözaltına alındı. Aralarında işkence mağduru aktivist Ayten Öztürk de var 90’dan fazla kişi tutuklandı, hukuk bürolarına ve dernek merkezlerine polis baskınları yapıldı, siyasi muhalifler ve avukatları için ağır cezalar talep edildi. Daha birkaç ay önce yüzüncü yaşını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti en karanlık baskı dönemlerinden birini yaşıyor. Tutuklananlar arasında, gizli bir gözaltı merkezinde altı ay boyunca işkence gördüğünü bildiren Alevi devrimci Ayten Öztürk de bulunuyor. Kendisiyle geçtiğimiz Mart ayında, yaklaşık iki yıldır ev hapsinde tutulduğu İstanbul’daki evinde görüştük ve Kasım ayında tekrar bir araya geldik. 6 Şubat’ta Çağlayan adliyesinde iki saldırgan ve bir sivil silahlı saldırı sonucu öldürüldü. O tarihten bu yana polis, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne (Dhkp-C) yakın olduğuna inanılan grup ve kişileri hedef alıyor. Resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümet adliyede silahlı eylem girişiminde bulunan, amacı ve yöntemi hala belirsiz olan kadın ve erkeğin Türkiye’de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilen Marksist-Leninist siyasi oluşumun üyeleri olduğuna inanıyor. Dün eylemi üstlenen grup, amacın adliyeye girmek olmadığını ve iki üyesinin silahlı olmadığı sırada polisin ateş açtığını belirtti. Hatta daha önce saldırıya karışanlardan birinin savunmasında çalışmış olan avukatlar da saldırıda suç ortaklığı yapmakla suçlandı. Düzinelerce avukatın çalıştığı Halkın Hukuk Bürosu polis tarafından saldırıya uğramış, büroda arama yapılmış ve büro kısmen tahrip edilmiştir. Aynı akıbet, siyasi müzik grubu Grup Yorum’un evi olan İdil Kültür Merkezi’nin de başına geldi. Burada müzik aletleri, banyo, mobilya ve mutfak tahrip edildi. Daha da kötüsü, Türkiye’deki cezaevlerinde tutulan siyasi muhaliflerin yakınları tarafından kurulan TAYAD derneğinin genel merkezine de zarar verildi. TAYAD üyeleri çoğunlukla yaşlı, bazen hasta, çocukları, kocaları, eşleri cezaevlerinde olan, çoğu zaman uydurma suçlamalarla ağır cezalara çarptırılmış insanlardan oluşuyor. Grup Yorum’un on üyesi tutuklandı, böylece grubun şu anda cezaevinde bulunan müzisyenlerinin sayısı on altıya yükseldi. Türkiye ile imzalanan siyasi iş birliği anlaşmaları kapsamında Almanya’da tutuklu bulunanları da sayarsak bu sayı on yediye çıkıyor. Tutuklu TAYAD üyeleri arasında 80 yaşın üzerinde olanlar da var. Dernek üyesi Hasan Basri, TAYAD’lı ailelerin evlerinin sık sık polis baskınlarına hedef olduğunu, polisin genellikle gece vakti arama yapmak ve tutuklamak için eve girdiğini söyledi. Ayten Öztürk’ün başına defalarca geldiği gibi. O da cezaevine götürüldü, evi hasar gördü, dolaplar kırıldı, kitaplıklar devrildi, camlar kırıldı. Ayten bize 2018 yılında, Yunanistan’a giderken aktarma yaptığı Lübnan’daki Beyrut havaalanında Türk gizli servisi tarafından kaçırıldığını anlattı. Altı ay boyunca hiçbir ailesi ya da arkadaşı nerede olduğunu bilmiyordu. Tutulduğu ve cinsel istismar ve elektroşok kullanımı da dahil olmak üzere korkunç işkencelere maruz kaldığı işkence merkezi avukatları tarafından tespit edildi. Buna rağmen, işkenceye karşı şikayetler göz ardı edilirken, mahkemeler de Ayten’i suçlamaya başladı. Tüm bunlar, Ayten’i bir insan hakları derneği merkezinde ve bir kaldırımda, kendisinin katılmadığı bir linç girişimi sırasında gördüklerini iddia eden gizli tanıkların ifadelerine dayanılarak yapıldı. Avukatı Seda Şaraldı, Türkiye’de herhangi bir cezai eyleme atıfta bulunmayan bu tür suçlamalar için tutuklamayı gerektiren bir yasa olmamasına rağmen, müvekkilinin iki müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Halen cezaevinde bulunan 62 kişi arasında Seda Saraldi’nin de aralarında bulunduğu Ayten’in avukatları da yer alıyor. Halkın Hukuk Bürosu, tutuklamaların hiçbir yasal dayanağı olmadığını ve siyasi tercihlerin sonucu olduğunu belirtti: “Meslektaşlarımız mesleki faaliyetleri nedeniyle, hiçbir maddi ya da hukuki dayanağı olmayan ve herhangi bir delile dayanmayan soyut ve hayali suçlamalarla cezalandırılmaktadır”. Çeşitli yasal haklar örgüt ve kuruluşlarını bünyesinde barındıran Uluslararası Avukatlar Gözlemevi de bir açıklama yayınlayarak ‘avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini’ kabul edilemez bulduğunu ve Türkiye’deki mahkemeler ile yetkililere ‘dünyanın gözünün üzerlerinde olduğunu’ hatırlattı. Tutuklanmadan önce Seda Saraldi, gizli servislere yönelik suçlamaları görmezden gelme yönündeki siyasi irade ve mağdurlara yönelik yargı tacizi nedeniyle, Ayten’i ve işkence gören ve suç duyurusunda bulunmanın son derece karmaşık olduğu diğer kadınları savunma tercihinden bahsetmişti. Yine de Ayten, hikayesini ulusal sınırları aşan ve dünyanın birçok ülkesinde destekçi bulan güçlü bir cesaret, kararlılık ve haysiyet örneği haline getirdi. Yaklaşık üç yıl boyunca kesintisiz gözetim altında tutulmasına, ev hapsinde tutulmasına ve evinin sürekli aranmasına rağmen, İstanbul adliyesine yapılan saldırının beyni olmakla suçlandı. Avukatlara göre iddianame herhangi bir kanıtla desteklenmese de, onu ömür boyu hapse atmak ve devlet işkencesine karşı verdiği mücadeleyi sona erdirmek için gereken son kanıt olabilir. - Image 1

İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifestodan Türkiye ile ilgili haber yayınlandı Türkiye’de ki Çağlayan eylemi ve daha sonrasında yapılan baskınlar ile ilgili İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifesto ‘da 23 Şubat tarihinde bir haber yayınlandı.  Türkiye’nin karanlık günleri: Adliye saldırısı sonrası tutuklamalar ve zulüm 90 kişi uydurma suçlamalarla gözaltına alındı. Aralarında işkence mağduru aktivist Ayten Öztürk de var 90’dan fazla kişi tutuklandı, hukuk bürolarına ve dernek merkezlerine polis baskınları yapıldı, siyasi muhalifler ve avukatları için ağır cezalar talep edildi. Daha birkaç ay önce yüzüncü yaşını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti en karanlık baskı dönemlerinden birini yaşıyor. Tutuklananlar arasında, gizli bir gözaltı merkezinde altı ay boyunca işkence gördüğünü bildiren Alevi devrimci Ayten Öztürk de bulunuyor. Kendisiyle geçtiğimiz Mart ayında, yaklaşık iki yıldır ev hapsinde tutulduğu İstanbul’daki evinde görüştük ve Kasım ayında tekrar bir araya geldik. 6 Şubat’ta Çağlayan adliyesinde iki saldırgan ve bir sivil silahlı saldırı sonucu öldürüldü. O tarihten bu yana polis, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne (Dhkp-C) yakın olduğuna inanılan grup ve kişileri hedef alıyor. Resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümet adliyede silahlı eylem girişiminde bulunan, amacı ve yöntemi hala belirsiz olan kadın ve erkeğin Türkiye’de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilen Marksist-Leninist siyasi oluşumun üyeleri olduğuna inanıyor. Dün eylemi üstlenen grup, amacın adliyeye girmek olmadığını ve iki üyesinin silahlı olmadığı sırada polisin ateş açtığını belirtti. Hatta daha önce saldırıya karışanlardan birinin savunmasında çalışmış olan avukatlar da saldırıda suç ortaklığı yapmakla suçlandı. Düzinelerce avukatın çalıştığı Halkın Hukuk Bürosu polis tarafından saldırıya uğramış, büroda arama yapılmış ve büro kısmen tahrip edilmiştir. Aynı akıbet, siyasi müzik grubu Grup Yorum’un evi olan İdil Kültür Merkezi’nin de başına geldi. Burada müzik aletleri, banyo, mobilya ve mutfak tahrip edildi. Daha da kötüsü, Türkiye’deki cezaevlerinde tutulan siyasi muhaliflerin yakınları tarafından kurulan TAYAD derneğinin genel merkezine de zarar verildi. TAYAD üyeleri çoğunlukla yaşlı, bazen hasta, çocukları, kocaları, eşleri cezaevlerinde olan, çoğu zaman uydurma suçlamalarla ağır cezalara çarptırılmış insanlardan oluşuyor. Grup Yorum’un on üyesi tutuklandı, böylece grubun şu anda cezaevinde bulunan müzisyenlerinin sayısı on altıya yükseldi. Türkiye ile imzalanan siyasi iş birliği anlaşmaları kapsamında Almanya’da tutuklu bulunanları da sayarsak bu sayı on yediye çıkıyor. Tutuklu TAYAD üyeleri arasında 80 yaşın üzerinde olanlar da var. Dernek üyesi Hasan Basri, TAYAD’lı ailelerin evlerinin sık sık polis baskınlarına hedef olduğunu, polisin genellikle gece vakti arama yapmak ve tutuklamak için eve girdiğini söyledi. Ayten Öztürk’ün başına defalarca geldiği gibi. O da cezaevine götürüldü, evi hasar gördü, dolaplar kırıldı, kitaplıklar devrildi, camlar kırıldı. Ayten bize 2018 yılında, Yunanistan’a giderken aktarma yaptığı Lübnan’daki Beyrut havaalanında Türk gizli servisi tarafından kaçırıldığını anlattı. Altı ay boyunca hiçbir ailesi ya da arkadaşı nerede olduğunu bilmiyordu. Tutulduğu ve cinsel istismar ve elektroşok kullanımı da dahil olmak üzere korkunç işkencelere maruz kaldığı işkence merkezi avukatları tarafından tespit edildi. Buna rağmen, işkenceye karşı şikayetler göz ardı edilirken, mahkemeler de Ayten’i suçlamaya başladı. Tüm bunlar, Ayten’i bir insan hakları derneği merkezinde ve bir kaldırımda, kendisinin katılmadığı bir linç girişimi sırasında gördüklerini iddia eden gizli tanıkların ifadelerine dayanılarak yapıldı. Avukatı Seda Şaraldı, Türkiye’de herhangi bir cezai eyleme atıfta bulunmayan bu tür suçlamalar için tutuklamayı gerektiren bir yasa olmamasına rağmen, müvekkilinin iki müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Halen cezaevinde bulunan 62 kişi arasında Seda Saraldi’nin de aralarında bulunduğu Ayten’in avukatları da yer alıyor. Halkın Hukuk Bürosu, tutuklamaların hiçbir yasal dayanağı olmadığını ve siyasi tercihlerin sonucu olduğunu belirtti: “Meslektaşlarımız mesleki faaliyetleri nedeniyle, hiçbir maddi ya da hukuki dayanağı olmayan ve herhangi bir delile dayanmayan soyut ve hayali suçlamalarla cezalandırılmaktadır”. Çeşitli yasal haklar örgüt ve kuruluşlarını bünyesinde barındıran Uluslararası Avukatlar Gözlemevi de bir açıklama yayınlayarak ‘avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini’ kabul edilemez bulduğunu ve Türkiye’deki mahkemeler ile yetkililere ‘dünyanın gözünün üzerlerinde olduğunu’ hatırlattı. Tutuklanmadan önce Seda Saraldi, gizli servislere yönelik suçlamaları görmezden gelme yönündeki siyasi irade ve mağdurlara yönelik yargı tacizi nedeniyle, Ayten’i ve işkence gören ve suç duyurusunda bulunmanın son derece karmaşık olduğu diğer kadınları savunma tercihinden bahsetmişti. Yine de Ayten, hikayesini ulusal sınırları aşan ve dünyanın birçok ülkesinde destekçi bulan güçlü bir cesaret, kararlılık ve haysiyet örneği haline getirdi. Yaklaşık üç yıl boyunca kesintisiz gözetim altında tutulmasına, ev hapsinde tutulmasına ve evinin sürekli aranmasına rağmen, İstanbul adliyesine yapılan saldırının beyni olmakla suçlandı. Avukatlara göre iddianame herhangi bir kanıtla desteklenmese de, onu ömür boyu hapse atmak ve devlet işkencesine karşı verdiği mücadeleyi sona erdirmek için gereken son kanıt olabilir. - Image 1

Türkiye’de ki Çağlayan eylemi ve daha sonrasında yapılan
baskınlar ile ilgili İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifesto
‘da 23 Şubat tarihinde bir haber yayınlandı.

Türkiye’nin karanlık günleri: Adliye saldırısı sonrası
tutuklamalar ve zulüm

90 kişi uydurma suçlamalarla gözaltına alındı. Aralarında
işkence mağduru aktivist Ayten Öztürk de var

90’dan fazla kişi tutuklandı, hukuk bürolarına ve dernek
merkezlerine polis baskınları yapıldı, siyasi muhalifler ve avukatları için
ağır cezalar talep edildi.

Daha birkaç ay önce yüzüncü yaşını kutlayan Türkiye
Cumhuriyeti en karanlık baskı dönemlerinden birini yaşıyor. Tutuklananlar
arasında, gizli bir gözaltı merkezinde altı ay boyunca işkence gördüğünü
bildiren Alevi devrimci Ayten Öztürk de bulunuyor. Kendisiyle geçtiğimiz Mart
ayında, yaklaşık iki yıldır ev hapsinde tutulduğu İstanbul’daki evinde görüştük
ve Kasım ayında tekrar bir araya geldik.

6 Şubat’ta Çağlayan adliyesinde iki saldırgan ve bir sivil
silahlı saldırı sonucu öldürüldü. O tarihten bu yana polis, Devrimci Halk
Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne (Dhkp-C) yakın olduğuna inanılan grup ve kişileri
hedef alıyor. Resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümet adliyede silahlı
eylem girişiminde bulunan, amacı ve yöntemi hala belirsiz olan kadın ve erkeğin
Türkiye’de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilen Marksist-Leninist siyasi oluşumun
üyeleri olduğuna inanıyor. Dün eylemi üstlenen grup, amacın adliyeye girmek
olmadığını ve iki üyesinin silahlı olmadığı sırada polisin ateş açtığını
belirtti.

Hatta daha önce saldırıya karışanlardan birinin savunmasında
çalışmış olan avukatlar da saldırıda suç ortaklığı yapmakla suçlandı. Düzinelerce
avukatın çalıştığı Halkın Hukuk Bürosu polis tarafından saldırıya uğramış,
büroda arama yapılmış ve büro kısmen tahrip edilmiştir. Aynı akıbet, siyasi
müzik grubu Grup Yorum’un evi olan İdil Kültür Merkezi’nin de başına geldi.
Burada müzik aletleri, banyo, mobilya ve mutfak tahrip edildi. Daha da kötüsü,
Türkiye’deki cezaevlerinde tutulan siyasi muhaliflerin yakınları tarafından
kurulan TAYAD derneğinin genel merkezine de zarar verildi. TAYAD üyeleri
çoğunlukla yaşlı, bazen hasta, çocukları, kocaları, eşleri cezaevlerinde olan,
çoğu zaman uydurma suçlamalarla ağır cezalara çarptırılmış insanlardan
oluşuyor.

Grup Yorum’un on üyesi tutuklandı, böylece grubun şu anda
cezaevinde bulunan müzisyenlerinin sayısı on altıya yükseldi. Türkiye ile
imzalanan siyasi iş birliği anlaşmaları kapsamında Almanya’da tutuklu
bulunanları da sayarsak bu sayı on yediye çıkıyor. Tutuklu TAYAD üyeleri
arasında 80 yaşın üzerinde olanlar da var. Dernek üyesi Hasan Basri, TAYAD’lı
ailelerin evlerinin sık sık polis baskınlarına hedef olduğunu, polisin
genellikle gece vakti arama yapmak ve tutuklamak için eve girdiğini söyledi.

Ayten Öztürk’ün başına defalarca geldiği gibi. O da
cezaevine götürüldü, evi hasar gördü, dolaplar kırıldı, kitaplıklar devrildi,
camlar kırıldı. Ayten bize 2018 yılında, Yunanistan’a giderken aktarma yaptığı
Lübnan’daki Beyrut havaalanında Türk gizli servisi tarafından kaçırıldığını
anlattı. Altı ay boyunca hiçbir ailesi ya da arkadaşı nerede olduğunu
bilmiyordu.

Tutulduğu ve cinsel istismar ve elektroşok kullanımı da
dahil olmak üzere korkunç işkencelere maruz kaldığı işkence merkezi avukatları
tarafından tespit edildi. Buna rağmen, işkenceye karşı şikayetler göz ardı
edilirken, mahkemeler de Ayten’i suçlamaya başladı. Tüm bunlar, Ayten’i bir
insan hakları derneği merkezinde ve bir kaldırımda, kendisinin katılmadığı bir
linç girişimi sırasında gördüklerini iddia eden gizli tanıkların ifadelerine
dayanılarak yapıldı. Avukatı Seda Şaraldı, Türkiye’de herhangi bir cezai eyleme
atıfta bulunmayan bu tür suçlamalar için tutuklamayı gerektiren bir yasa
olmamasına rağmen, müvekkilinin iki müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya
olduğunu açıkladı.

Halen cezaevinde bulunan 62 kişi arasında Seda Saraldi’nin
de aralarında bulunduğu Ayten’in avukatları da yer alıyor. Halkın Hukuk Bürosu,
tutuklamaların hiçbir yasal dayanağı olmadığını ve siyasi tercihlerin sonucu
olduğunu belirtti: “Meslektaşlarımız mesleki faaliyetleri nedeniyle,
hiçbir maddi ya da hukuki dayanağı olmayan ve herhangi bir delile dayanmayan
soyut ve hayali suçlamalarla cezalandırılmaktadır”. Çeşitli yasal haklar
örgüt ve kuruluşlarını bünyesinde barındıran Uluslararası Avukatlar Gözlemevi
de bir açıklama yayınlayarak ‘avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini’
kabul edilemez bulduğunu ve Türkiye’deki mahkemeler ile yetkililere ‘dünyanın
gözünün üzerlerinde olduğunu’ hatırlattı.

Tutuklanmadan önce Seda Saraldi, gizli servislere yönelik
suçlamaları görmezden gelme yönündeki siyasi irade ve mağdurlara yönelik yargı
tacizi nedeniyle, Ayten’i ve işkence gören ve suç duyurusunda bulunmanın son
derece karmaşık olduğu diğer kadınları savunma tercihinden bahsetmişti.

Yine de Ayten, hikayesini ulusal sınırları aşan ve dünyanın
birçok ülkesinde destekçi bulan güçlü bir cesaret, kararlılık ve haysiyet
örneği haline getirdi. Yaklaşık üç yıl boyunca kesintisiz gözetim altında
tutulmasına, ev hapsinde tutulmasına ve evinin sürekli aranmasına rağmen,
İstanbul adliyesine yapılan saldırının beyni olmakla suçlandı. Avukatlara göre
iddianame herhangi bir kanıtla desteklenmese de, onu ömür boyu hapse atmak ve
devlet işkencesine karşı verdiği mücadeleyi sona erdirmek için gereken son
kanıt olabilir.

İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifestodan Türkiye ile ilgili haber yayınlandı Türkiye’de ki Çağlayan eylemi ve daha sonrasında yapılan baskınlar ile ilgili İtalya Komünist Partisi’nin günlük gazetesi İl Manifesto ‘da 23 Şubat tarihinde bir haber yayınlandı.  Türkiye’nin karanlık günleri: Adliye saldırısı sonrası tutuklamalar ve zulüm 90 kişi uydurma suçlamalarla gözaltına alındı. Aralarında işkence mağduru aktivist Ayten Öztürk de var 90’dan fazla kişi tutuklandı, hukuk bürolarına ve dernek merkezlerine polis baskınları yapıldı, siyasi muhalifler ve avukatları için ağır cezalar talep edildi. Daha birkaç ay önce yüzüncü yaşını kutlayan Türkiye Cumhuriyeti en karanlık baskı dönemlerinden birini yaşıyor. Tutuklananlar arasında, gizli bir gözaltı merkezinde altı ay boyunca işkence gördüğünü bildiren Alevi devrimci Ayten Öztürk de bulunuyor. Kendisiyle geçtiğimiz Mart ayında, yaklaşık iki yıldır ev hapsinde tutulduğu İstanbul’daki evinde görüştük ve Kasım ayında tekrar bir araya geldik. 6 Şubat’ta Çağlayan adliyesinde iki saldırgan ve bir sivil silahlı saldırı sonucu öldürüldü. O tarihten bu yana polis, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne (Dhkp-C) yakın olduğuna inanılan grup ve kişileri hedef alıyor. Resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümet adliyede silahlı eylem girişiminde bulunan, amacı ve yöntemi hala belirsiz olan kadın ve erkeğin Türkiye’de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilen Marksist-Leninist siyasi oluşumun üyeleri olduğuna inanıyor. Dün eylemi üstlenen grup, amacın adliyeye girmek olmadığını ve iki üyesinin silahlı olmadığı sırada polisin ateş açtığını belirtti. Hatta daha önce saldırıya karışanlardan birinin savunmasında çalışmış olan avukatlar da saldırıda suç ortaklığı yapmakla suçlandı. Düzinelerce avukatın çalıştığı Halkın Hukuk Bürosu polis tarafından saldırıya uğramış, büroda arama yapılmış ve büro kısmen tahrip edilmiştir. Aynı akıbet, siyasi müzik grubu Grup Yorum’un evi olan İdil Kültür Merkezi’nin de başına geldi. Burada müzik aletleri, banyo, mobilya ve mutfak tahrip edildi. Daha da kötüsü, Türkiye’deki cezaevlerinde tutulan siyasi muhaliflerin yakınları tarafından kurulan TAYAD derneğinin genel merkezine de zarar verildi. TAYAD üyeleri çoğunlukla yaşlı, bazen hasta, çocukları, kocaları, eşleri cezaevlerinde olan, çoğu zaman uydurma suçlamalarla ağır cezalara çarptırılmış insanlardan oluşuyor. Grup Yorum’un on üyesi tutuklandı, böylece grubun şu anda cezaevinde bulunan müzisyenlerinin sayısı on altıya yükseldi. Türkiye ile imzalanan siyasi iş birliği anlaşmaları kapsamında Almanya’da tutuklu bulunanları da sayarsak bu sayı on yediye çıkıyor. Tutuklu TAYAD üyeleri arasında 80 yaşın üzerinde olanlar da var. Dernek üyesi Hasan Basri, TAYAD’lı ailelerin evlerinin sık sık polis baskınlarına hedef olduğunu, polisin genellikle gece vakti arama yapmak ve tutuklamak için eve girdiğini söyledi. Ayten Öztürk’ün başına defalarca geldiği gibi. O da cezaevine götürüldü, evi hasar gördü, dolaplar kırıldı, kitaplıklar devrildi, camlar kırıldı. Ayten bize 2018 yılında, Yunanistan’a giderken aktarma yaptığı Lübnan’daki Beyrut havaalanında Türk gizli servisi tarafından kaçırıldığını anlattı. Altı ay boyunca hiçbir ailesi ya da arkadaşı nerede olduğunu bilmiyordu. Tutulduğu ve cinsel istismar ve elektroşok kullanımı da dahil olmak üzere korkunç işkencelere maruz kaldığı işkence merkezi avukatları tarafından tespit edildi. Buna rağmen, işkenceye karşı şikayetler göz ardı edilirken, mahkemeler de Ayten’i suçlamaya başladı. Tüm bunlar, Ayten’i bir insan hakları derneği merkezinde ve bir kaldırımda, kendisinin katılmadığı bir linç girişimi sırasında gördüklerini iddia eden gizli tanıkların ifadelerine dayanılarak yapıldı. Avukatı Seda Şaraldı, Türkiye’de herhangi bir cezai eyleme atıfta bulunmayan bu tür suçlamalar için tutuklamayı gerektiren bir yasa olmamasına rağmen, müvekkilinin iki müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Halen cezaevinde bulunan 62 kişi arasında Seda Saraldi’nin de aralarında bulunduğu Ayten’in avukatları da yer alıyor. Halkın Hukuk Bürosu, tutuklamaların hiçbir yasal dayanağı olmadığını ve siyasi tercihlerin sonucu olduğunu belirtti: “Meslektaşlarımız mesleki faaliyetleri nedeniyle, hiçbir maddi ya da hukuki dayanağı olmayan ve herhangi bir delile dayanmayan soyut ve hayali suçlamalarla cezalandırılmaktadır”. Çeşitli yasal haklar örgüt ve kuruluşlarını bünyesinde barındıran Uluslararası Avukatlar Gözlemevi de bir açıklama yayınlayarak ‘avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesini’ kabul edilemez bulduğunu ve Türkiye’deki mahkemeler ile yetkililere ‘dünyanın gözünün üzerlerinde olduğunu’ hatırlattı. Tutuklanmadan önce Seda Saraldi, gizli servislere yönelik suçlamaları görmezden gelme yönündeki siyasi irade ve mağdurlara yönelik yargı tacizi nedeniyle, Ayten’i ve işkence gören ve suç duyurusunda bulunmanın son derece karmaşık olduğu diğer kadınları savunma tercihinden bahsetmişti. Yine de Ayten, hikayesini ulusal sınırları aşan ve dünyanın birçok ülkesinde destekçi bulan güçlü bir cesaret, kararlılık ve haysiyet örneği haline getirdi. Yaklaşık üç yıl boyunca kesintisiz gözetim altında tutulmasına, ev hapsinde tutulmasına ve evinin sürekli aranmasına rağmen, İstanbul adliyesine yapılan saldırının beyni olmakla suçlandı. Avukatlara göre iddianame herhangi bir kanıtla desteklenmese de, onu ömür boyu hapse atmak ve devlet işkencesine karşı verdiği mücadeleyi sona erdirmek için gereken son kanıt olabilir. - Image 2

You may also like

Leave a Comment