haberler
TAYAD’lı Aileler Açıklama: Devrimcilik Yapmak Suç Değildir! Görevdir Onurdur
Türkiyeli 11 Devrimciyi Yunan ve Türkiye Faşizminin Eline Bırakmayacağız!
Emperyalizmin işbirlikçisi faşist Yunan hükümeti 19 Mart
2020’de yaptığı baskınlar sonucunda 11
Türkiyeli devrimciyi 24 Mart’ta tutukladı. Türkiye ve Yunan
faşizminin ortak hazırladığı komplo ve
asılsız iddialarla tutukladığı devrimcilerin savunma hakkı
dahi gasp edilerek 11’ine de aynı ceza
verildi. Emperyalizm, Türkiye ve Yunan faşizminin birlikte
verdiği cezalarla; esasında herhangi bir
suçu değil, devrimciliği ve sosyalizmi mahkûm etmek
istemektedir.
Yunanistan’da Türkiye’de olduğu gibi yönetememe krizini tüm
muhalifleri sindirip, terörize edip,
saldırarak, baskı ile aşmaya çalışmaktadır. Türkiyeli 11
devrimciye yapılan bu saldırı Türkiye ve
Yunan faşizminin yönetememe krizinin bir parçasıdır. Faşist
Türkiye iktidarının İçişleri Bakanı soysuz
Süleyman Soylu, yakalanan kişilerin tehlikeli terör
suçluları olduğu bu kişileri uzun süredir takip
ettikleri ve operasyonun Türk istihbarat örgütü olan Milli
İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT)bilgisi ve talebi
doğrultusunda gerçekleştiğini söylemesi de bunu
göstermektedir.
Yaşanan bu saldırı; emperyalizm ve işbirlikçileri Türkiye ve
Yunan faşizminin devrimcilerden nedenli
korktuğunun ifadesidir. Bu gerçek, mahkemenin başladığı 2
Temmuz 2021 tarihinden bittiği 19
Temmuz’a kadar mahkeme heyetinin: devrimcilerin savunma
hakkını ellerinden almaya çalışması,
salonda yaşanan saldırıyı, işkenceyi onaylaması ve
sahiplenmesi, avukatsız, sanıksız duruşmaları bir
an önce bitirmeye çalışması vd. yaşananlar mahkemenin ne
kadar “adil, tarafsız, bağımsız” olduğunu
göstermiştir. Bilinçlidir faşizm. Susturmak, ezmek,
sindirmek ve katletmek istediği devrimcilere en
aciz haliyle saldırır.
Türkiyeli devrimciler bu emperyalizme bağımlı, talimatlı
mahkemelerden adaletin çıkmayacağını
biliyorlardı. Fakat tüm dünya halklarının emperyalizme karşı
öfkesi buradan ifade edilmeliydi ve
Türkiyeli devrimciler öyle de yaptı. Tüm engellemelere
rağmen yapabildikleri savunmaları ile
emperyalizm ve işbirlikçilerini bir kez daha mahkûm ettiler.
Bu saldırıda tutuklanan ve 22 yıldır Yunanistan vatandaşı
olan Türkiyeli devrimci Halil Demir’in
iadesini istemek Avrupa’daki devrimcilere gözdağı ve tehdittir.
Demokrasi havariliği yapan Avrupa
Birliği söz konusu devrimciler olduğunda en katı faşist
yasaları çıkartıp uygulamaya çalışmaktadır.
Buna izin vermeyeceğiz!
Tarihinden emperyalizme ve faşizme karşı direngenliğini
bildiğimiz Yunan ve Türkiye halkları bu
gerçeğin farkındadır. Halil Demir başta olmak üzere tüm
devrimcilerin Türkiye faşizmine iade
edilmesini engellemek bizlerin ellerindedir. TAYADLI Aileler
olarak bizler evlatlarımızın
yanındayız. Evlatlarımızı Yunanistan ve Türkiye faşizminin
elinde bırakmayacak ve adalet istemeye
devam edeceğiz
Türkiye ve Yunan Halklar Olarak Emperyalizm ve
İşbirlikçilerine Karşı Birleşelim
Direnelim Kazanalım!
İşbirlikçi Yunan Hükümeti Emperyalizmden Aldığı Talimatla 11
Türkiyeli Devrimciyi
Yargılayamaz!
Kahrolsun Emperyalizm Yaşasın Türkiye ve Yunan Halklarının
Kardeşliği!
Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!
TAYAD’LI AİLELER
AKP’nin Katil Polisleri
İşkence Yapmaktan ve Katletmekten Vazgeçmiyor
BİZDE; ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMİYORUZ!
ADALET İSTİYORUZ; A L A C A Ğ I Z !
Hatay’da yaşayan Özçelik ailesinin evi; Ümit Özçelik’in
ifade eksikliği bahane edilerek hunharca
basılmıştı. Baskına sebep gösterilen ifade eksikliğine dair
Ümit Özçelik’e herhangi bir resmi çağrı
yapan bildirim gönderilmemiştir. Polisin üzerine düşen bu
yasal zorunluluğu yerine getirmemesi basit
bir ihmal değildir. Tamamen art niyetle yapılmayan resmi
çağrı eve yapılacak baskın için sebep olarak
kullanılmıştır. Daha önce bütün ifadelerine giden Ümit
Özçelik’in yeri yurdu, adresi belli olduğu halde
yasal hakları çiğnenerek ifade eksikliğinden kasten haberdar
edilmemiştir.
Polis yine yasal zorunluluklarını yerine getirmeyerek suç
işlemiştir ve işlediği bu suç Ümit Özçelik’in
annesinin ölümüne sebep olmuştur. Polislerin işledikleri
suçları destekleyen ve hiçbir işlem
yapmayan düzen karşısında boyun eğmeyen Özçelik ailesi
adalet istemiş ve annelerini katleden
polislerin cezalandırılmaları talebiyle direniş
başlatmışlardır. İşledikleri suçların ve yaptıkları
katliamların teşhir olmasını ve duyulmasını engellemek için
polisler Ümit Özçelik’in yasal haklarını
çiğnemeye, işkence yapmaya devam etmektedir. Çünkü; haklı ve
meşru direnişin halka ulaşmaması
için her türlü gücü kullananlar ve kullandıranlar kamuoyu
oluşmasından, halkın gerçekleri
öğrenmesinden korkmaktadır. İşte polis; bu korkuyla ve
sarayın arkalarında olmasının verdiği
rahatlıkla daha da zalimleşmekten, saldırılarını
arttırmaktan çekinmemektedir.
Baskın esnasında da suç işleyen ve hak ihlalleri yapan
polis; kapıyı bir kez bile çalmadan direkt
koçbaşıyla kapıyı kırmıştır. İçeriye ev halkını korkutmak
amacıyla hunharca dalan polisler, yaşlı genç
demeden silahlarını halkın üzerine doğrulatarak tehditler
savurmuş ve zorla yere yatma komutu
vermiştir Anne Edibe Özçelik korkudan fenalaşmıştır ve bunu
söylediği halde polisler korkutmaya
devam etmişlerdir. Kendisini polislerin yere yatırdıkları ev
halkının üzerine atan Edibe Özçelik daha
da fenalaşmıştır. Edibe Özçelik’in fenalaşmasını ciddiye
almayan polisler, ev halkının ısrarlı tepkileri
sonucu ambulans çağrılmasına izin vermek zorunda
kalmışlardır. Çağrılan ambulans iki saat sonra
gelmiş ve Edibe Özçelik nihayet hastaneye
kaldırılabilmiştir. Polislerin keyfiliği yüzünden kalp krizi
geçiren Edibe Özçelik’e zamanında müdahale edilememiştir.
Eğitimlerinde karşılaştıkları bu
durumlarda ve özellikle kalp krizi vakalarında ne
yapacakları hakkında ne yapacakları öğretilmiş olan
polislerin “anlamadık, bilemedik” gibi mazeretleri yoktur.
Bu tür mazeretler ne yasal olarak ve ne de
insani sorumluluklar çerçevesinde kabul edilemez!
EDİBE ÖZÇELİK AKP’NİN POLİSLERİNCE KATLEDİLMİŞTİR!
EDİBE ÖZÇELİK’KATLEDEN POLİSLER CEZALANDIRILMALIDIR!
Ev baskınına gösterilen gerekçeden itibaren EDİBE ÖZÇELİK’in
ölümüne ve ölümünden sonrası dahil
günümüze kadar yaşananlarda POLİS; YASAL SORUMLULUKLARINI ve
ZORUNLULUKLARINI YERİNE
GETİRMEYEREK, KEYFİ İHMALLER VE HAK İHLALLERİ YAPARAK SUÇ
İŞLEMİŞYİR! BİLEREK İŞLEDİĞİ BU
SUÇLARLA EDİBE ÖZÇELİK’İ GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME SÜRÜKLEMİŞ VE
KATLETMİŞTİR!
BU; BU KADAR NET VE BU KADAR AÇIKTIR!
Gerçekleri, işledikleri suçları, adaletsizliklerini halkın
öğrenmemesi için ellerinden gelen her şeyi
yapan YASAL ZORBALIK uygulayan AKP iktidarının karşısında
devrimci direnişçiler vardır. Halka karşı
işlenen bütün suçların kararlı takipçileri olan direnişçiler
adalet yerini bulana kadar her türlü bedeli
ödemeye hazırdır ve adalet istemekten vazgeçmeyeceklerdir.
Özçelik ailesi, annelerinin katledildiği
günden itibaren sürdükleri direnişleriyle adalet taleplerini
her yerde sürdürmüş ve yine polisin hak
ihlalleriyle karşı karşıya kalmıştır. Polis işkencelerle,
gözaltılarla Özçelik ailesini direnişlerinden vazgeçirmeye, suçlarını gizlemeye
ne kadar çalışırsa çalışsın; Hatay meydanlarında 540 Günlerine
gelmiş olan adalet arayışı büyüyerek devam etmektedir.
Polisin büyüyen direnişten rahatsızlığı,
korkusu, çaresizliği, acizliği, zalimliği, hak ihlalleri ve
yasal zorbalığı da sürmektedir. Evlerinin önünde
basın açıklamasına çağrı için toplanan Özçelik ailesi ve
destek için giden heyet polislerce direkt
yüzlere sıkılan biber gazları ve işkencelerle ağır
saldırılara uğramıştır. Edibe Özçelik’in oğlu Ümit
Özçelik ve Can Kaba dahil olmak üzere yapılan yasa dışı
işkenceli gözaltılarda halka karşı suç işlemeye
devam eden ana katili polisler pervasızlıklarına devam
ettiler! Saat 17:00’ deki basın açıklamasına da
saldıran polisler Merve Demirel ve Şura Başer’i gözaltına
aldılar. Halkın ve TAYAD’lı ailelerin ve
yoldaşlarının müdahaleleriyle daha fazla gözaltı yapmaları
engellenen polisler; kobralarla mahalleyi
abluka altına almayı denedi. Bu denemeden de TAYAD’lı
ailelerin itirazlarıyla vazgeçmek zorunda
kaldılar. Gözaltına aldıkları evlatlarımızı oradan oraya
sürükleyerek nöbet tutan yoldaşlarından
kaçırmak istedilerse de, başarılı olamadılar. Yoldaşları;
polislerin işkence ve darpla gözaltına aldıkları
Ümit, Can, Merve ve Şura’yı almadan nöbetlerini
sonlandırmadılar.
Adalet istemekten asla yılmayacağız ve vazgeçmeyeceğiz!
AKP’nin ve saray bekçilerinin yasal zorbalıklarına boyun
eğmeyeceğiz!
ISLAH OLMAYACAĞIZ!
KORKMUYORUZ!
Bedel ödemekten korkmuyoruz!
Bizler; adaletin olmadığı her yerde adalet yerini bulana
kadar mücadele edeceğiz!
Adalet için, onurlu bir yaşam için mücadele etmek hakkımız
ve sorumluluğumuzdur!
Bu mücadelede yaşamlarını silah yaparak kuşanarak şehit
düşmüş olan;
Mustafa Kolçak, Ebru Timtik, İbrahim Gökçek ve Helin Bölek’i
selamlayarak
yürüyüşümüze devam ediyoruz!
EDİBE ÖZÇELİK İÇİN ADALET İSTİYORUZ!
A L A C A Ğ I Z !
ARMUTLU HALK CEPHESİ
25 Ağustos 2021 tarihinde Yunanistan’da tutsak edilen ve
toplamında 330 yıl hapis cezası alan 11 Türkiyeli Antifaşist için Stuttgart
Yunanistan Konsolosluğu önünde eylem yapıldı.
Eylemde Almanca “Yunanistan’da Tutuklu 11 Türkiyeli
Antifaşiste Özgürlük” yazılı döviz açıldı ve “Devrimci Tutsaklara
Özgürlük” “Tüm Politik Tutsaklara Özgürlük” vb. sloganlar
atıldı. Eylem yaklaşık 1 saat sürdü.
Avusturya Gençlik Kampı Sona Erdi… Biz Gençliğiz, Gelecek Biziz!
Avusturya Dev-Gençliler olarak kampın başladığını
duyurduğumuz haberde ilk 3 günü sizlere anlatmıştık. Şimdi ise kampın
devamındaki günleri sizlere kısa bir şekilde özetleyeceğiz.
Avusturya Dev-Genç Kampı 4. günü
Sabah yüzmeye gidildi. yüzmeden gelinince eski Nazi kampı olan toplama kamplarını ziyaret etti. Ziyarette kampta esir kalan tutsakların kaldığı yerleri gördük aşağı tarafa indiğimizde ise insanların yakıldığı yerleri gürdük gaz odalarını gürdük. Fakat eski Nazi kampını yenilendiğini ve de 1 yıl önceki havasının bu yüzden olmadığını anlaşıldı. Kamp alanından çıkıldıktan sonra Sovyet anıtı bizi karşıladı. ardından diğer ülkelerin anıtları da gezildi ve de eski taş ocağı görüldükten sora kamp alanına dönüldü. Akşama doğru toplu bir şekilde oyun oynandı oyunda 2 gurup vardı. yenilmezler ve halkın çocukları bilgi yarışmasında yenilmezler önde giderken halkın çocukları yetenek yarışmalarında öne geçerek yarışmayı kazandı. Ardından ateş başı sohbet yapıldı.
Avusturya Dev-Genç kampı 5. günü
Sabah yüzmeye gidildi yüzmeden gelindikten sonra da yemek yendi ardında duvar yazılama yarışması yapıldı. Duvar yazılamasının önemini anlatıldı duvarları halkın matbaası olduğu anlatıldı. Ardında 2 farklı grup yapıldı: gruplar, büyük kâğıtlar üzerine
Ali Osman Köse’ye Özgürlük,
Halklıyız Kazanacağız,
Yaşasın Dev-Genç
yazılamaları yaptılar.
Akşam sohbetinde ise okumanın önemi ve eğitimin niteliği konuşuldu.
Avusturya Dev-Genç kampı 6. günü
Kampın son gününde kahvaltı ardından kampın genel değerlendirmesi yapıldı. Değerlendirmelerde beynimizde yeni pencereler açıldığı, kolektif yaşamın çok iyi olduğu, birlikte yaşamanın birlikte gezmenin birlikte aynı sofraya oturmanın çok güzel olduğunu belirtildi.













