haberler
Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği: Yasaklarla, Terör Demagojilerle Direnme Hakkımızı Gasp Edemezsiniz!
Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği olarak 18 Mart tarihinde
BKA’nın yasadışı takipleri ve devrimciler hakkında hazırladığı raporlara karşı,
Anayasayı Koruma
Örgütünün ve BND’nin (Almanya’nın İç ve Dış İstihbaratları)
kapanması için bir direniş başlattık. Direnişin amacı, BKA ve Anayasayı Koruma
Örgütü tarafından temelsiz ve keyfi bir şekilde hazırlanan raporlar üzerinden
devrimcilere yönelik soruşturmalar ve davaların başlatılmasına, derneklerin ve
evlerin gece yarısı basılıp talan edilmesine, devrimcilere yakın olan
insanların tehdit edilmesine, devrimcilerin hapis cezalarına çarptırılmasına
karşı çıkmak, Naziler tarafından kurulup büyütülen Alman istihbarat kurumlarının
suçlarını tüm dünyaya teşhir edip kapatılmasını sağlamak.
Bochum üniversitesinin önünde açacağımız direniş çadırı
Bochum polisinin bilgisi ve onayı dahilinde yapılacaktı, ancak Bochum polisi
onay verdikten 2 gün sonra anayasayı koruma örgütünün müdahalesiyle
yasaklanmıştır. Yasaklama gerekçesi ise şu şekilde; Eylem başvurusunu yapanlar
hakkında terör soruşturması var, dolayısıyla bu iki kişi eylemi örgütün
propagandasını yapmak için açacak. Alman devleti; Daha davası bile
başlatılmayan, soruşturmanın tamamlanmamış olmasına rağmen iki arkadaşımızı
baştan yargılıyor. Yargılanmış olsa dahi, ceza almış olsa dahi bütün temel hak
ve özgürlüklerini askıya aldığını bildiriyor. Masumiyet karinesini ayaklar
altına alan Alman devleti, emperyalizmin gerçek yüzünü bu yasakla doğrudan
gösterdi; HUKUK VE HUKUK İLKELERİ, SADECE İŞİMİZE
GELDİĞİ TAKTİRDE GEÇERLİDİR! Emperyalizm ciddi bir kriz
içerisindedir. Bu krizi aşamıyor. Aşamaz! Ve aşamadıkça gericileşecek,
saldırganlaşacaktır. İşte Davos’ta ve Münih Güvenlik Konferansında Dünya’ya
ilan ettikleri odur. Hukuk değil, güçlü olanın devridir!
Biz bu keyfi ve gayrı meşru yasağı tanımadığımızı, meşru
bulmadığımızı belirterek hem çadırı açacağımız yerde eylem yaptık ve Bochum
üniversitesi önünde öğrencileri bu hukuksuzlukla ilgili bilgilendirdik, hem de
Köln’de bulunan Anayasayı Koruma Örgütünün merkezi binası önünde eylem yaparak
örgütün tarihsel ve güncel bütün suçlarını yüzlerine vurarak bu yasağı
tanımayacağımızı haykırdık. O günden bugüne hafta içi her gün üniversite önüne
giderek öğrencilere tek tek, yüzlerce bildiriler dağıtarak olup bitenleri
anlattık.
Bir taraftan kampanyamızı başlatıp sürdürürken, bir taraftan
da hukuk mücadelesine devam ediyoruz. 27 Mart cuma günü, Gelsenkirchen İdari
Mahkemesi eylemimizin yasaklanmasını onayladığını, Anayasayı Koruma Örgütünün
hem polis, hem yargı adına karar verebileceğini doğruladı. Yani Alman
mahkemeleri; Polisin ve İstihbaratın sürdürdüğü hukuksuzluğu ve keyfiliğe aynen
desteklediklerini, hukuken meşru gördüklerini bildirdiler. Biz yasağın idari
mahkemesi tarafından onaylanmasına da itiraz ederek, davayı yüksek idari
mahkemesine taşıdık.
Hem hukuk mücadelesini, hem de kampanyamızı kararlılıkla
sürdüreceğiz! Alman devletinin bütün suçları, katliamları, hukuksuzlukları ve
keyfilikleri dururken, bizim tam da bunları teşhir etmemizi, direnme hakkımızı
kullanmamızı engellemelerine izin vermeyeceğiz. Bütün alanlarda mücadelemizi
sürdürerek, Alman devletinin devrimcilere yönelik saldırılarını teşhir etmeye
devam edeceğiz.
Alman devleti istihbarat kurumları ve federal polisi (BKA)
ile teşhir olmaktan çok korkuyor. Bizim onları, kendi geleceğin kadrolarına,
yani üniversite öğrencilerine teşhir etmemizden çok korkuyorlar. O yüzden
tekrarlıyoruz;
-Alman devleti teşhir olmaktan korkuyorsa, direnme hakkımız
başta olmak üzere tüm temel hak ve özgürlüklerimizi tanıyacak, bu haklarımızı
gasp etmekten vazgeçecek
-Alman devleti teşhir olmaktan korkuyorsa, Nazi geçmişiyle
yüzleşecek, Nazi katilleriyle birlikte kurumlarını yeniden inşaa ettiğini, Nazi
geçmişiyle hesaplaşmadığını ve tam tersine Nazileri günümüze kadar en önemli
yerlerinde tuttuğunu açıklamalı ve bunun özeleştirisini başta faşizmin
mağdurları olmak üzere tüm dünya halklarına vermeli
-Alman devleti teşhir olmaktan korkuyorsa, halkların ihtiyaç
duymadığı, tam tersi can güvenliklerini tehdit eden iç ve dış istihbarat
kurumlarını kapatmalı.
Ayrıca, SOLİNGEN ve NSU katliamları başta olmak üzere
işlediği bütün suçlarını açıklamalı, bu suçlarda görev alan kadrolarını
açıklayıp yargılamalı
-Alman devleti teşhir olmaktan korkuyorsa, federal polis
teşkilatıyla devrimciler hakkında yalan yanlış raporlar yazmaya, daha sonra da
bu raporları mahkemelerde kullanmaktan vazgeçmelidir.
Biz direnmekten vazgeçmeyeceğiz. Haklarımızı biliyoruz,
kullanacağız, kullanmaktan vazgeçmeyeceğiz!
Emperyalizmin suçlarını teşhir etmekten, bütün dünyaya
suçlarını anlatmaktan vazgeçmeyeceğiz!
Üniversite öğrencilerine, liselilere, işçilere, halkımıza
çağrımızdır; Alman devletinin yasaklamaya ve engellemeye çalıştığı kampanyamıza
siz de katılın!
Alman emperyalizminin bizleri fişlemesine, hakkımızda terör
demagojileri yapmasına, bizi katletmesine izin vermeyelim!
Halkız, Haklıyız, Kazanacağız!
29 Mart Pazar günü Paris Gençlik Merkezi’nde 7 kişi ile
kahvaltı ve ikinci tiyatro buluşması gerçekleşti.
Buluşmada önce hep birlikte kahvaltı yapıldı. Kahvaltı
esnasında Avrupa’da Bizim Gençlik dergisinin “Memleketimizi Tanıyoruz”
köşesinden Çorum yazısı okundu. Ülkemizde gerçekleşen Çorum ve Maraş
katliamları hakkında sohbet edildi.
Ardından çalışmaya başlandı, tiyatro egzersizleri yapıldı ve
çalışma amaçlı patron-işçi konusu üzerinde kısa skeçler oynandı.
Çalışmanın sonunda, Kızıldere anması olacağı Direniş
Çadırı’na doğru gidildi.
Faşist AKP’nin eli kanlı polisleri bu sabaha karşı baskınlar
düzenleyerek birçok kişiyi gözaltına almıştır.
Yönetememe krizi derinleşen AKP iktidarı baskılar gözaltılar
ve tutuklamalarla halkı sindirmeye çalışıyor. Bunun için hakkını arayan halka emeklilere, halkın
sanatçılarına, halkın avukatlarına, halkın sağlıkçılarına, halkın mimar mühendislerine
saldırıyor.
AKP faşizminin gözaltı tutuklama terörüne teslim
olmayacağız.
Gözaltına alınanlardan şuana kadar isimlerini
öğrendiklerimizi paylaşıyoruz
-Zerrin Aldemir
-Hasan Kaşkır
-Tülin Karakullukçu
-Ömer Sarsılmaz
-İsmet Ağırman
-Önal Akkaya
-İsa Albayrak
Ayşe Lerzan Caner Conde de gözaltına alındı.
Ayrıca Mehmet GÜVEL’in evi aranan şahıs bahanesiyle basılmış
herhangi bir gözaltı işlemi yapılmamıştır.
Belçika: Kızıldere Doğum Yerimiz 30 Mart Şehitlerimizi Andık Umudu Selamladık
30 Mart UMUDUMUZUN Anadolu topraklarına tohum olup serpildiği gündür. Giderek topraklarımızın en derinlerine kök salan direniş geleneğinin başladığı yer. Direnme geleneğinin miras olarak halkımıza armağan edildiği doğum yerimiz. DÜNÜMÜZ BUGÜNÜMÜZ YARINIMIZ…
30 Mart şehitlerini anma ve UMUDUN kuruluşunu kutlama günleri kapsamında Belçika’nın Liege şehrinde bir eylem gerçekleştirildi.
Faşizme karşı ölümsüzleşen Belçikalı direnişçilerin anıtının önünde yapılan 30 Mart anması Anadolu’da faşizme ve emperyalizme karşı direnişte ölümsüzleşenler ile Avrupa’nın bir şehrinde faşizme ve emperyalizme karşı direnişte ölümsüzleşenler arasında köprünün, kuvvetli bağın varlığını gösteriyordu.
29 Mart Pazar günü saat 13’te başlayan programda Grup Yorum marşları çalınırken sürekli olarak UMUDU selamlayan sloganlar atıldı.
Bir dakikalık saygı duruşu faşizme karşı ölümsüzleşen devrim şehitleri için yapıldı.
Daha sonra 30 Mart direnişi ve şehitleri ile ilgili bir konuşma yapıldı. “Ancak o kerpiç evden bakıldığında gerçek daha net görülür ve ancak o kerpiç evden bakabilenler emperyalizme ve faşizme karşı mücadele edebilir” denilen açıklamadan sonra birleşme, komiteleşme, halk meclislerinde örgütlenme sözü verildi…
1 saat süren eyleme 20 kişi katıldı…
Yunanistan Halk Cephesi’nin Çağrısıyla 205 Kişi 1 Günlük Destek Açlık Grevi Yaptı
Yunanistan Halk Cephesi Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu’nun SRY Kuyu Tipi Hapishanelere karşı süresiz açlık grevinin 245. Gününde28 Mart Cumartesi günü 205 kişiyle 1 günlük destek açlık grevi yaptı.
TAYAD’lı açlık grevi çağrısından sonra açlık grevi komitesi kuruldu. Bir liste oluşturuldu. Komite tek tek insanları arayarak açlık grevine ikna etti. Yunanistan’dan ve dünyanın birçok yerinden bu çağrıya uyarak açlık grevleri yapıldı.
Yunanistan Halk Cephesi’nin Çağrısıyla
Yunanistan: 65
Türkiye : 108
İtalya : 1
Rojova : 1
İsviçre : 4
Almanya : 9
Hollanda : 4
Belçika : 2
Bulgaristan: 5
İngiltere : 1
ABD : 2
Singapur : 1
Japonya : 1
Avusturya : 1
Toplam Sayı: 205
Yaşasın Süresiz Açlık Grevi Direnişimiz
Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu’nun Talepleri Kabul Edilsin
SRY Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın
Yunanistan Halk Cephesi İşgal Evlerine Yönelik Saldırılara Karşı Dayanışma İmza Masasında Nöbete Devam Ediyor
Yunanistan Halk Cephesi, Atina Aleksandras Caddesinde yer alan Prosfygika İşgal Evlerinin yıkılmaması için imza kampanyasında yer aldı. 30 Mart Pazartesi günü Aristotelis Hantsiz’in ölüm orucu direnişinin 54. gününde ilk blok önünde açılan imza masasında bildiri dağıtımı yapıldı, imza toplandı. Yunanistan Halk Cephesi’nden iki ekibin katıldığı eylem 5 saat sürdü.
Yeni sömürge ülkelerde devletler emperyalizmle işbirliği ile halka saldırır, halklar ise dayanışma ile güçlenir, ayakta kalır.
Atina- Prosfygika İşgal Evlerine Yönelik Tahliye Saldırısına Karşı Ölüm Orucu Direnişinin 54. gününde olan Aristotelis Hantzis’in direnişinin yanında olduk.
Aritotelis Hantzis Neden Ölüm Orucu Direnişine Başladı?
Yunanistan Atina’da mültecilerin oturduğu işgal evlerine yönelik, Yunan devletinin tahliye kararına karşı Aristoteli Hanci (Αριστοτέλη Χαντζή), yaşamı savunmak için talepleri kabul edilene kadar ölüm orucu direnişi yapacağını duyurdu
Son on yıl içinde, devlet ve hükümet Prosfygika’yı tahliye edip yağmalamaya dördüncü kez teşebbüs ediyor. Her seferinde direnişle cevap bulan bu saldırılara karşı İşgal Topluluğu tarafından direnişle cevap verileceği açıklandı.
Prosfygika (Προσφυγικών) – İşgal Evleri, Yunanlar, sığınmacılar ve göçmenlerden oluşan, 50’si çocuk olmak üzere 400’den fazla kişinin yaşadığı bir topluluktur. Miçotakis iktidarı Prosfygika’yı hem yok etmek istediği bir politik düşman hem de yağmalayıp sömürmeyi hayal ettiği bir ekonomik değer olarak görmektedir.
Bu politikayı ülkemizde ‘’kentsel dönüşüm’’ adı altında yürütülen, halkın evlerine, arazilerine el koyma saldırılarından biliyoruz. Bir avuç inşaat tekelinin çıkarları için halk yaşadığı evlerden çıkarılıyor, şehir dışına sürgün ediliyor veya açıkta bırakılıyor. Amaç, halkın konut sorununu çözmek değil, tekellerin aç gözlerini doyurmaktır. Yunanistan’da da aynı durum geçerlidir. İşgal evlerinin ranta açılıp tahliye edilmesine karşı ölüm orucundaki Prosfygika Hareketinin direnişini selamlıyoruz.
İşgal Evlerinin Tahliyesine Karşı Ölüm Orucuna Başlayan Aristotelis Hantzis’in Talepleri:
Antika Bölgesi Tarafından Sözleşmenin Derhal İptal Edilmesi.
Tüm “Prosfygika” (Mülteci Evleri) Sakinlerinin; Evlerinde, Yaşadıkları Yerde ve Sosyal, Kültürel ve Organik Olarak Bağ Kurdukları Bu Bölgede Kalmaları.
“L. Alexandras Mülteci Evleri Sakinleri ve Dostları” Adlı Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluş (A.M.K.E.) Tarafından, Mülteci Evlerinin Restorasyonu İçin Kendi Finansmanlarıyla Somut Garantiler Verilmesi!
Mülteci Evlerinin “Kentsel Dönüşümü” İçin Kamu Parasından Tek Bir Euro Bile Harcanmasın!
Almanya Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği Öğrencilerin Paneline Katıldı
29 Mart 2026 tarihinde Almanya Temel Haklar ve Özgürlükler
Derneği olarak Sol Partinin gençlik örgütlenmesi Solid ve Bochum
üniversitesinde kurulan SDS isimli sosyalist örgütlenmenin ortak örgütlediği
panele katıldık. Panelin konusu “Devrim mi Reformlar mı” idi.
Yaklaşık 3 saat süren panelde ve siyasi tartışmada birçok
temel ve felsefi sorular tartışıldı. Biz de katılımcılar olarak panelde pratik
soruların eksik kaldığını söyleyip Bochum Üniversitesi önünde BKA, BND ve
Anayasayı Koruma Örgütüne karşı başlattığımız kampanyaya katılım çağrısı
yaptık.
Katılımcılara kampanyanın bildirisi dağıtıldı, birebir
konuşmalar yapıldı.










