haberler
Grup Yorum Üyeleri Rezzan Şengül 153 Vedat Doğan 148 Gündür Kuyu Tipi Hapishanelere Karşı Süresiz Açlık Grevinde
28. 08. 2024 tarihi itibarıyla Grup Yorum Üyeleri
Rezzan Şengül 153 Vedat Doğan 148 Gündür Kuyu Tipi Hapishanelere Karşı Süresiz
Açlık Greviyle direnmeye devam ediyorlar
Grup Yorum emekçileri Rezzan Şengül ve Vedat Doğan;
Kuyu Tipi olmayan ve arkadaşlarının bulunduğu bir hapishaneye sevk edilmek
istiyorlar. Kuyu tipi hapishanelerin kapatılmasını istiyorlar. Talepleri
Taleplerimizdir.
Grup Yorum Üyelerinin Talepleri Kabul Edilsin!
Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın!
TAYAD’lı Aileler: İşkencehane Olan Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın
Faşizmin kuyu
tipi hapishanelerine ve sürgün-sevk işkencesine karşı direnen Özgür Tutsaklar
için TAYAD’lı Aileler 26 Ağustos’ta destek açlık grevi yaptı.
TAYAD’lı
Aileler’den Hasan Basri Yıldız destek açlık grevi ile ilgili yaptığı açıklamada
şu sözlere yer verdi:
Merhabalar;
kuyu tipi hapishanelerine karşı sürdürülen süresiz açlık grevi direnişinde
bugün Rezzan Şengül ve Vedat Doğan 150’inci günlerindeler.
Kuyu tipi
hapishaneleri bu ülkede tecritin en koyu haliyle uygulanan işkencehanelerdir.
Rezzan
Şengül ve Vedat Doğan’ın sürdürmüş olduğu açlık grevi direnişine biz de
TAYAD’lı Aileler olarak bir günlük destek açlık grevindeyiz.
Kuyu Tipi
Hapishaneler İşkencedir, Suçtur!
Bu nedenle Kuyu
Tipi Hapishaneleri Kapatılsın!
Direnişçilerin
Talepleri Kabul Edilsin!
TAYAD’lılar Meydanlarda Özgür Tutsakların Kuyu Tiplerine Karşı Direnişinin Sesi Oluyor
İzmir TAYAD’lı
Aileler, 24 Ağustos’ta kuyu tipi hapishanelere karşı basın açıklaması
düzenledi.
Alsancak Türkan
Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen TAYAD’lı Aileler, S-R-Y Kuyu Tipi
Hapishaneler ile ilgili bilgilendirme yaptı. Ardından, Oktay Kelebek ve Cem
Dursun’un direnişlerinin 180’inci gününde taleplerinin karşılanması sonucu
zaferle sonuçlandığını vurguladı.
Son olarak
TAYAD’lı Aileler, S-R-Y Kuyu Tipi Hapishanelere karşı her hafta cumartesi
günleri meydanlarda olacaklarını vurgulayarak basın açıklamasını iradi olarak
sonlandırdı.
Hasan Karapınar’a Yönelik Tedavi Hakkına Saldırı Devam Ediyor
Kanser
hastalığı tutsaklıkta nükseden hasta tutsak Hasan Karapınar’ın 19 Ağustos’ta
tedavi hakkının engellenmesi ile ilgili TAYAD’lı Aileler 25 Ağustos’ta
bilgilendirme açıklaması yayınladı.
TAYAD’lı
Aileler’in açıklaması şu şekildedir:
“Kanser
hastası Hasan Karapınar, 19 Ağustos Pazartesi günü pet çekimi için gittiği
Kocaeli Şehir Hastanesi’nde, doktor tarafından kelepçeli muayene dayatıldığı
için hayati önem taşıyan pet çekimini yaptıramadan hapishaneye geri
götürülmüştür.
Kelepçeli
muayene işkencedir. Doktorluk etiği gereği yapılması gereken en basit hasta
haklarını uygulanmaması, Hipokrat yeminini ve İstanbul protokolünün tanımayan
insan yaşamını hiçe sayan, Mengele artığı doktorların peşini bırakmayacağız.
Hasan
Karapınar’ın 23 Ağustos Cuma günü çektirdiği ultrason çekiminde boyunda ve
koltuk altında lenf nodları kötü olduğunu, karaciğer dalak büyümesi tespit
edildiğini, bu büyüme yağlanmadan kaynaklı büyümüş olabileceğini bağımsız
hekimler tarafından bilgi alınmıştır.”
TAYAD’lı Aileler Antalya S Kuyu Tipi Hapishanesi’nde Yaşanan Hak Gasplarını Yayınladı
Faşizmin hukuk terörüyle ve komplolarıyla tutuklanan Özgür
Tutsak Erdal Gündoğdu’nun 1 Temmuz 2024 tarihinde Antalya S Tipi
Hapishanesi’nden gönderdiği hak gaspları ile ilgili mektubu TAYAD’lı Aileler
tarafından 24 Ağustos’ta kurumsal sosyal medya sayfalarından yayınlandı.
Özgür Tutsak Erdal Gündoğdu’nun Antalya Kuyu Tipi
Hapishanesi’nden gönderdiği hak gaspları ile ilgili mektubu şu şekildedir:
Haziran Ayı Hak
Gaspları
Sohbet; bulunduğumuz hapishanede geldiğimiz günden
beri haftalık 10 saat olan sohbet hakkı uygulanamıyor. Fiziki şartlar öne
sürülüyor, 45/1 No’lu genelgede olmayan aynı dava tutsakları da gerekçeler
arasında yer alıyor.
Kitap-yayın; kitap hakkımız 2 ayda bir 20 kitapla
sınırlandırılıyor. Değişim zamanı olarak ise tekli aylarda ayın 15’i gibi
deniliyor. Kitap daha sonra gelmişse yine ikinci bir tekli ayı beklemek
durumunda kalıyoruz. İstediğimiz dergiler ise kargo yoluyla da kabul edilmiyor.
Dış kantinden istenebilecek dergiler de kendi belirledikleri 3-5 gereksiz
dergiler yer alıyor.
Kamera; hücre içerisindeki kamera sorunu çözülmüş
değil. AİHM’nin kararlarına rağmen bunun bakanlık uygulaması olduğunu söylemeye
devam ediyorlar. Tutsakların özel yaşamının her anını taciz derecesinde ihlal
ediyorlar. Ölçülülük esasını bu hapishanede hiçbir haliyle uygulamıyorlar.
İç çamaşır-çorap; iç çamaşırı, çorap, havlu gibi özel
kıyafetlerin kantinden karşılanmasını istiyorlar. Gerekçe olarak bu kıyafetlere
‘uyuşturucu’ emdirilebileceği söyleniyor. Bunu yaparak siyasi kimliğimizi de
saldırmış oluyorlar.
Aynı şekilde çamaşır suyunu hücre içerisine vermiyorlar.
Lazım olunca mazgaldan bir kapla alabiliyoruz.
Sağlık; hastane sevklerinde tekli ring dayatması var.
Tekli ring olduğu zaman kabul etmiyoruz.
Buradaki revirden ilaçlarımızın karşılanabilmesi için çok
uğraşıyoruz. Artık sistemli bir politika haline getirdikleri ilaçlarımızın
karşılanmamasına itiraz ediyoruz.
Örneğin bir aydan fazladır ben şeker ölçüm striplerini
almadım. Önümüzdeki haftalarda alıp almayacağım ise belli değil. Oysa TİP1
diyabet hastası olduğum için benim için hayati öneme sahip!
Erdal Gündoğdu
01.07.2024
TAYAD’lı Aileler: Devrimci Hasta Tutsak Hasan Karapınar’ın Tedavisi Engelleniyor
Faşizmin hukuk
terörüyle tutuklanan ve keyfi baskılarla, engellemelerle sağlık tedavi hakkı
elinden alınan Hasan Karapınar ile ilgili TAYAD’lı Aileler 24 Ağustos’ta basın
açıklaması düzenledi.
TAYAD’lı
Aileler’in kurumsal X (Twitter) hesabından da yayınlanan videolu açıklamada
Hasan Basri Yıldız şu sözlere yer verdi:
Merhaba;
bugün kanser hastası devrimci tutsak Hasan Karapınar’ın tedavisinin
engellenmesiyle nedeniyle buradayız.
Kandıra 2
No’lu F Tipi Hapishanesi idaresi ve Kocaeli Şehir Hastanesi başhekimi ve
başhekim yardımcısı ve Doktor Beytullah Altınkaynak’ın Hasan Karapınar’ın
kelepçelerini çözmemesi nedeniyle tedavi hakkının engelleniyor olduğu gerçeğini
biz haftalardır yaşıyoruz.
Hasan
Karapınar’ın ailesinden gelen telefonlarda H. Karapınar’ın kelepçelerinin
çözülmediğinin, boğazında kitleler olduğunun, bu kitlelerin ne olduğuna dair
pet çekiminin yapılması için defalarca sevk alıp hastaneye gittiğinin, fakat
yine de kelepçelerinin çözülmeden hapishaneye geri döndüğü gerçeğini
öğreniyoruz.
Buradan
soruyoruz hem Kocaeli Şehir Hastanesi Başhekimine hem de Beytullah
Altınkaynak’a: Dünya görüşünüzün farklı olması nedeniyle bir insana kelepçeli
tedavi olma işkencesini dayatma hakkını nereden buluyorsunuz?
İstanbul
Protokolü, doktorluk ahlakı, hekimlik etiği… tüm bu ahlakı, etiği yok
sayıyorsunuz!
Ama bir de
Hasan Karapınar’a bakın; hayatı pahasına kelepçeli bir hayvan gibi muayene
olmayı ret ediyor. Çünkü insanlık onuru-ahlakı taşıyor.
Siz bu
insanlık onurunu, ahlakı taşıyacak mısınız? Doktorluk hekimlik etiğini,
ahlakını gösterecek misiniz?
Yoksa
Hasan’ı, Hasan’ın hayati sağlığını riske atmaya devam edeceksiniz?
Bir insanın
hayatının bu nedenle riske atılmasını hesabını nasıl vereceksiniz, soruyoruz.
Bu nedenle
tekrar uyarıyoruz; Hasan’ın başına gelebilecek her türlü olumsuzluktan sorumlu
olacaksınız! Bunun hesabını veremeyeceksiniz!
Hasta
tutsakların İnfaz Kanunu’nun 16 Maddesi’ne göre zaten kanser hastası, kalp
hastası tutsakların hapishanede tedavi olamayacakları çok açık ve tahliye
olmaları gerekiyor. Kanun buna yol veriyor!
Ankara TAYAD: Nasıl Ki F Tipleri Bugün İşlevini Yitirmişse Beton Mezarlar Da Direnişle Yıkılacaklardır
Faşizmin kuyu
tipi hapishanelerine ve sürgün-sevk işkencesine karşı direnen Özgür Tutsakların
sesi TAYAD’lı Aileler, Ankara’da basın açıklaması düzenledi.
Ankara
TAYAD’lı Aileler tarafından 22 Ağustos’ta yapılan basın açıklamasında şu
sözlere yer verildi:
Basına ve
halkımıza;
Emperyalizm
“Ya Düşünce Değişikliği Ya Ölüm” diyerek geçmişte F Tipi
Hapishaneleri açtığı gibi şimdi de Kuyu Tipi Hapishaneler olan S-R-Y Tipi
Hapishanelerle devrimci Özgür Tutsakları teslim almak, tecrit etmek ve
nihayetinde imha etmek istiyor.
Kuyu Tipi
Hapishaneler de emperyalizmin ve işbirlikçisi AKP iktidarının devrimcileri
teslim alma politikalarına karşı devrimci tutsaklar bedenlerini açlığa
yatırarak direnmeye devam ediyorlar.
(…)
Kuyu Tipi
Hapishaneler insanlara dış dünyayı unutturan, yaşamdan, sevdiklerinden izole
ettirilmeye çalışılan; güneşin, havanın yasak olduğu insanlık dışı koşulları
olan hapishanelerdir.
Kuyu Tipi
Hapishaneler tecrit işkencesinin katmerlendiği yerlerdir.
Bugün her
alanda yaşadığımız adaletsizliklere karşı çıkardığımız her seste AKP faşizmi
halkı, halk çocuklarını tutukluyor, kuyu tipi hapishanelere sürgün ediyor. AKP
faşizmi halk çocuklarını kimse görmeden, kimse duymadan sessiz bir şekilde bu
işkencehanelerde katletmek istiyor.
Bugün kuyu
tipi tecrit hapishanelerine karşı devrimciler üzerinden halka bir gözdağı
verilmek isteniyor. Fakat devrimciler adaletsizliğin karşısında duran halk
çocukları olduğu sürece bu beton mezarlar geçmişte F Tipi Hapishanelerle aynı
kaderi paylaşacaktır.
Nasıl ki F
Tipleri bugün işlevini yitirmişse bu beton mezarlar da direnişle
yıkılacaklardır!
Emperyalizmin
hapishaneler politikası ülkemizdeki devrimci mücadeleyi yok etmek için her
defasında arttırılarak uygulanmak isteniyor.
TAYAD’lı
Aileler olarak emperyalizmin ülkemizde uyguladığı politikalarla devrimcileri
imha etmesine izin vermeyeceğimizi bir kez daha yineliyoruz.
Buradan
tekrardan kendini devrimci-demokrat olarak tanımlayan kitle örgütlerine,
herkese sesleniyoruz; devrimcileri tecrit etme, teslim alma, imha etme
saldırılarına karşı açlık grevi direnişlerine sessiz kalmayın!
Devrimci-demokrat muhalif basına sesleniyoruz; AKP faşizminin devrimcileri kuyu
tipi hapishanelerde katletmesine sessiz ve seyirci kalmayın!
Devrimci
Özgür Tutsaklar kuyu tipi hapishanelere karşı direnişine kararlılıkla, sonuna
kadar devam ediyor. Tek bir evladımızı, tek bir yoldaşımızı beton mezarlar
içinde bırakmayana dek direnmeye, sesleri olmaya devam edeceğiz!
Süresiz
açlık grevi direnişçilerinin talepleri kabul edilsin! Kuyu Tipi Hapishaneler
Kapatılsın!
İradi olarak
bitirilen basın açıklamasın “Yaşasın Açlık Grevi Direnişimiz!”,
“Tecrit İşkencedir Tecrite Son!”, “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın
Mücadelemiz!” sloganları atılmıştır.
TAYAD’lı Aileler: Zaferi Direnişimizle Kazandık, Yeni Zaferleri De Direnişlerle Kazanacağız
Faşizmin kuyu
tipi hapishanelerine ve sürgün-sevk işkencesine karşı direnen Cem Dursun ile
Oktay Kelebek’in taleplerinin kabul edilmesi ile zaferlerini ilan eden TAYAD’lı
Aileler 22 Ağustos’ta açıklama yaptı.
TAYAD’lı
Aileler’in videolu yayınladığı açıklamada şu sözlere yer verildi:
İlk
olarak söz alan Hasan Basri Yıldız:
Tüm Anadolu
halklarına merhaba.
Kuyu tipi
hapishanelerine karşı yeni bir zaferle karşınızdayız; Cem Dursun ve Oktay
Kelebek’in taleplerinin kabul edilmesiyle birlikte yeni bir zafer kazandık.
Bu zaferin
açıklamasını, sözünü arkadaşım Beyza Gülmen’e devrediyorum…
Ardından
TAYAD adına açıklamayı yapan Beyza Gülmen:
Basına ve
Halkımıza;
“Haksızlığa
göz yumarsanız hakkınızla birlikte şerefinizi ve haysiyetinizi de
kaybedersiniz…” (Hz. Ali)
Sömürüye,
zulme, ahlaksızlığa, adaletsizliğe boyun eğmedik; direndik!
İnsan
değerlerinin ve onurunun korunmasının ve yeni değerler yaratılmasının tek şartı
haksızlığa ve adaletsizliğe karşı direnmektir.
Direndik ve
Kazandık!
Bu zafer
bizimdir!
İnsanlık
tarihinin gelişimi zorlu, meşakkatli, kanlıdır. İnsanlık değerleri egemenlerin
akıttığı insan kanı ve direnerek ölen insan bedenleri üzerinden büyümüştür.
Bu nedenle
emperyalizmin kuyu tipi mezarlara, beton tabutluklara gömmek istedikleri
Anadolu halkları ve onların onurlu evlatları devrimciler kan-can pahasına
direnme yolunu seçmiştir.
Direnişimiz
dönemsel değil, geçmişin ödenmiş bedelleri üzerinden gelişmiştir. Ve vefa feda
anlayışıyla tarihseldir.
Kuyu tipi
hapishanelere karşı 107 günlük açlık grevi direnişiyle, sonrasında 273 günlük
ölüm orucu direnişiyle sadece kendisi için değil, yoldaşlarının kurtuluşu için
de direnişini sonuna kadar sürdüren Nurettin Kaya’nın savunduğu yoldaşlık
değerleriyle kazandık.
“Yoldaşımız
bizim için ölüme gözünü kırpmadan yürürken biz duramayız” diyen
Cemil Kurt’un açlık grevinin 126’ıncı gününde direnişine ölüm orucuna çeviren
iradesiyle kazandık.
Kuyu
tiplerine kapatılan Cem Dursun, Oktay Kelebek’in tam 181 günlük açlıklarıyla 79
yaşındaki ’96 ölüm orucu gazisi, devrimci mücadelenin sembol ismi Mehmet
Güvel’i kararlı, baş eğmez, ısrarlı direnişimizle kazandık.
Bu zafer
bizimdir!
Zaferimiz
kişisel değil politiktir. Bireysel değil örgütlüdür.
Tam da bu
nedenlerle emperyalizmin, tek bir devrimciyi teslim alabilmek için yerli
işbirlikçilerine milyarlarca dolar akıtıp Anadolu topraklarına zehirli bir
hançer gibi sapladığı Kuyu Tipi Hapishanelerde devrimcileri teslim alamadılar,
alamayacaklar!
Milyar
dolarları, işbirlikçi savcı hakimleri, kiralık kalemşor gazetecileriyle, baskın
terörüyle, işkence yaparak, tutuklayarak verdikleri haksız hukuksuz cezalarıyla
teslim alamadıkları halkın onurlu evlatlarının, devrimcilerin direnişi, tüm
dünya haklarına umuttur, tek yoldur.
Biz
direnişimizle zaferi, faşizmin kuyu tipi hapishanelerinden, ‘ille de
devrimcileri teslim alacağız, tecrit edeceğiz, kuşatıp yok edeceğiz’ diyen
hücrelerinden, beyinlerine bu kirli kanı pompalayan ciğerlerden söküp aldık.
“Bir
ulusun türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür!” (Ruhi Su)
Süresiz
Açlık Grevi direnişlerini, Kırşehir’de sürdüren Rezzan Şengül ve Vedat Doğan da
zaferlerimizden aldıkları güçle, ilk günkü kararlılıklarıyla sürdürüyorlar.
Onların
şiarı: “Grup Yorum Kuyulara Sığmaz!”
Haklılar!
Nasıl ki
devrimci irade, halk ve vatan sevgisi, özgürlük tutkumuzu kuyu diplerinde yok
edemeyeceklerini defalarca gösterdiysek, halkın devrimci sanatçıları da her
günü siyasi bir zafer taşıyan direnişleriyle faşizme geri adım attıracaktır.
Selam
Olsun Faşizmin Saldırılarına Boyun Eğmeyenlere!
Selam
Olsun Her Koşulda Umudu Büyüten Devrimci İrademize!
Selam
Olsun Direnenlere!
Yaşasın
Direniş Yaşasın Zafer!
Basın
açıklamasının ardından Beyza Gülmen, sürgün talebi kabul edilen Grup Yorum
emekçisi ve muzafferi Cem Dursun’un şiirini okudu.
Cem Dursun’un
kaleme aldığı şiiri:
Zafer
Bandosu
Ve biz yine
bildik
rüzgâra inat
istediğimiz
yöne uçmayı
Hedefimiz
belli
kararımız
netti
En güzel
düşleri
geçmişimizde
gördük
ve kimsenin
hayal
edemeyeceği
güzelliği
bilincimizde
önce biz şekillendirdik
Geriye yola
düşmek
kalmıştı
yoldaşım
Bak sırası
gelince
ona da vakur
bir edayla atıldık
Şimdi çalsın
zafer
bandosu,
dövülsün
davullar
ama
hiçbirisi bastırmasın
derinlerden
gelen
uygun adım
seslerini
En görkemli
kutlamalarımız
rap raplarla
kırılıp dökülen
düşman
kalelerinin
enkazları
üzerinde olacak
TAYAD’lı
Aileler’in 22 Ağustos’ta yaptığı basın açıklamasını aşağıdaki bağlantı adresi üzerinden
izleyebilirsiniz:
Faşizmin hukuk terörüyle, adaletsizliğiyle tutsak edilen
devrimciler için TAYAD’lı Aileler her hafta adaletsizliğin sembolü olan
İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde olmaya devam ediyor.
TAYAD’lılar 21 Ağustos Çarşamba günü yine meydana çıkarak
Özgür Tutsakların sesleri olmak isterken AKP faşizminin işkenceci kiralık
polisleri tarafından saldırıya uğrayarak gözaltına alındı.
Gözaltına alınan TAYAD’lı Aileler’den Lerzan Caner, Hasan
Basri Yıldız keyfi gözaltı işlemlerin ardından serbest bırakıldı.
“Bedelini ödediğimiz meydanlara çıkmamızı
engelleyemeyeceksiniz…” diyen TAYAD’lı Aileler’den Hasan Basri Yıldız
açıklamasında şu sözlere vurgu yaptı:
“Merhabalar; kuyu tipi hapishanelere karşı sürdürülen
açlık grevi yeni direnişçilerle devam ediyor.
Ayberk Demirdöğen bugün kuyu tipi hapishanelerine karşı
Antalya Kuyu Tipi Hapishanesi’nde sürdürdüğü açlık grevinin 10’uncu gününde. Ve
Rezzan Şengül ve Vedat Doğan’la birlikte açlık grevi devam ediyor.
Biz bugün TAYAD’lı Aileler olarak Çağlayan Adliyesi
önünde her çarşamba günü yapmak istediğimiz basın açıklamasına yine aynı
şekilde AKP’nin faşist polisleri azgınca saldırdı ve bizi ite kaka gözaltına
aldılar.
Kağıthane Kaymakamlığı, Kağıthane polisleri, AKP’nin
adalet bakanı, iktidar tüm azgınlığıyla halka ve halkın onurlu evlatları
devrimcilere saldırıyor.
En başından söylemiştik; kuyu tipi hapishanelerine
devrimcileri hapsedemeyeceksiniz. Nihayetinde Nurettin Kaya’nın ölüm orucu
direnişiyle kazandığımız zaferini yeni direnişçilerle kazanmaya devam edeceğiz.
Çünkü kuyu tipi hapishaneleri insanlık dışıdır, suçtur ve ölümden öte hiçbir
şey vermez. Bu nedenle devrimciler de direnmeye oralarda devam ediyor.
Direneceğiz ve kazanacağız!
Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın, Direnişçilerin
Talepleri Kabul Edilsin!”
