Category:
gençlik
Dev-Genç: İdil Kültür Merkezi Çalışanları ve Yüksel Direnişçileri Serbest Bırakılsın
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Tek ‘’suç’’ları İdil kültür Merkezi’nde bulunmak olan Nuriye
Gülmen ve Rıdvan Akbaş tutuklandı!
Gülmen ve Rıdvan Akbaş tutuklandı!
AKP faşizminin sayısız suçlarına yenileri eklenmeye devam
ediyor! Grup Yorum’un çalışmalarını yürüttüğü İdil Kültür Merkezi geçtiğimiz
hafta basıldı.6 kişi işkencelerle gözaltına alındı ve Nuriye Gülmen ile Rıdvan
Akbaş tutuklandı. Suçları ise sadece o anda orada bulunmaktı. İdil’de bulunmak
mı suç yoksa İdil’e operasyon yapıp içeridekileri işkenceyle gözaltına almak
mı? Suçların en büyüğünü işleyende halka karşı işlenen suçların anası da
faşizmdir. Nuriye ve Rıdvan suçlu değil ülkesinin bağımsızlığını halkın
özgürlüğünü isteyen devrimcilerdir. Asıl suç onların hapishanede
tutulmalarıdır.
ediyor! Grup Yorum’un çalışmalarını yürüttüğü İdil Kültür Merkezi geçtiğimiz
hafta basıldı.6 kişi işkencelerle gözaltına alındı ve Nuriye Gülmen ile Rıdvan
Akbaş tutuklandı. Suçları ise sadece o anda orada bulunmaktı. İdil’de bulunmak
mı suç yoksa İdil’e operasyon yapıp içeridekileri işkenceyle gözaltına almak
mı? Suçların en büyüğünü işleyende halka karşı işlenen suçların anası da
faşizmdir. Nuriye ve Rıdvan suçlu değil ülkesinin bağımsızlığını halkın
özgürlüğünü isteyen devrimcilerdir. Asıl suç onların hapishanede
tutulmalarıdır.
DUYDUNUZ MU?
Yüksel direnişçileri işlerini istedikleri için bir şafak
vakti gözaltına alındılar ve hala gözaltında işkencedeler!
vakti gözaltına alındılar ve hala gözaltında işkencedeler!
Dün sabah saatlerinde 1375 gündür işimizi onurumuzu
istiyoruz diyerek direnen Yüksel Direnişçileri gözaltına alındılar. 4 yıl,45
ay,197 hafta,1375 gün boyunca işkencelere, tutuklamalara karşı açlık grevi de
yaptılar günde 2 defa açıklama yaparak da direndiler. Ne yaşarlarsa yaşasınlar
direndiler. Çünkü KHK’lar karşısında, adaletsizlikler karşısında susmakla bu
zulüm bitmez aksine zulüm katlanır. Bu yüzden evde oturmayı, başka bir iş
kurmayı düşünmediler. Tüm KHK’lıların işlerine iadeleri için mücadele ettiler.
İşte bu mücadelenin bedeli olarak komplolarla gözaltına alındılar. İşini
istemek mi suç bir sabah vakti işten atmak ve yine bir sabah vakti evlerinden
gözaltına almak mı?
istiyoruz diyerek direnen Yüksel Direnişçileri gözaltına alındılar. 4 yıl,45
ay,197 hafta,1375 gün boyunca işkencelere, tutuklamalara karşı açlık grevi de
yaptılar günde 2 defa açıklama yaparak da direndiler. Ne yaşarlarsa yaşasınlar
direndiler. Çünkü KHK’lar karşısında, adaletsizlikler karşısında susmakla bu
zulüm bitmez aksine zulüm katlanır. Bu yüzden evde oturmayı, başka bir iş
kurmayı düşünmediler. Tüm KHK’lıların işlerine iadeleri için mücadele ettiler.
İşte bu mücadelenin bedeli olarak komplolarla gözaltına alındılar. İşini
istemek mi suç bir sabah vakti işten atmak ve yine bir sabah vakti evlerinden
gözaltına almak mı?
İdil’de bulunmak suçsa tüm halkı tutuklayın! Çünkü Grup
Yorum halktır, İdil halkın evidir!
Yorum halktır, İdil halkın evidir!
İşini istemek suçsa işinde atılan, işini isteyen tüm halkı
tutuklayın! Çünkü Yüksel Direnişçileri nerede bir adaletsizlik varsa oradalar
yani baştan aşağı halktırlar!
tutuklayın! Çünkü Yüksel Direnişçileri nerede bir adaletsizlik varsa oradalar
yani baştan aşağı halktırlar!
Rıdvan ve Nuriye serbest bırakılsın! Yüksel Direnişçileri
serbest bırakılsın! Tüm halkı koyacağınız bir hapishane yoktur. Boşuna
uğraşıyorsunuz! Rıdvan ve Nuriye’yi de elinizden alacağız, Yüksel
Direnişçilerini de…
serbest bırakılsın! Tüm halkı koyacağınız bir hapishane yoktur. Boşuna
uğraşıyorsunuz! Rıdvan ve Nuriye’yi de elinizden alacağız, Yüksel
Direnişçilerini de…
Yaşasın Adalet Mücadelemiz!
Suçlu Değil Devrimciyiz Adalet İstiyoruz Alacağız!
Dev-Genç
26 Temmuz- 10 Ağustos arasında Avrupa’nın birçok ülkesinden
bir araya gelerek Narbonne şehrinde ailelerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle
buluştuk. 2 hafta boyunca hayatı ve mücadeleyi birlikte örgütledik. İlk günler
çadırlarımızı kurmakla, mahallelerimizi oluşturmakla geçti. Sonraki günlerde
ise artık gündem üzerine sohbetlerimiz oldu. Neden ÖO, neden AG, neden
direniyoruz, siyasi zafer nedir, direniş ve sol, futbol, yozlaşma ve
yabancılaşma konuları üzerine tartışmalar yürüttük. Bir gün gençlik ve ailelerimizle birlikte
demokratik aile nedir üzerine sohbet ettik. Daha sonrasında gençlerin
hazırladığı tartışma oyununu oynadık. Kamp alanımızda 3 tane mahallemiz vardı:
emek mahallesi, adalet mahallesi ve karanfil mahallesi. Sorunlarımızı mahalle
halkı ile bir araya gelerek, halk meclislerinde tartışarak çözdük. Kampımızın
pratiğinde şunu gördük: halka mal ettiğimiz tüm sorunlar mutlaka bir çözüme
ulaşacaktır. Futbol turnuvasıyla bir gün
boyunca değişik takımlar arasında sosyalist rekabeti örgütledik. Futbol
halkındır dedik ve bunun ilk örneğini kampımızda yarattık. Gençlik otobüsle Marsilya gezisi yaptı.
Ailelerimiz daha küçük gruplarda gezmeye gittiler. Kamp boyunca adalet
istiyoruz kampanyamızı gündem yaptık ve gün gün ölüm orucu direnişini takip
ettik. Devrimci tutsaklar Musa Aşoğlu, Erdal Gökoğlu ve Şadi Özpolat’ta telefon
görüşmeleriyle dahil oldular. Ülkemizdeki direniş süreci üzerine onlara da
bilgilendirmeler yaptık. İçeride veya dışarıda direnişi aynı sıcaklık ve
öfkeyle taşıdığımızı bir kez daha görmüş olduk.
Kampın son günlerine yakın ortak alanda Grup Yorum konseri düzenlendi.
Diğer kamp sakinlerinin de katıldığı bir program yaptık. Orda da yine ölüm
orucu direnişimizi anlatıp, Mustafa Koçak, Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’i
anlattık. Kampımızın son vedalaşma
etkinliği olarak geleneksel şenliğimizi düzenledik. Şenlikte herkes kamp
boyunca yaptığı hazırlıkları sundu. Öncelikle halk türkülerimizi güçlü bir halk
korosundan dinledik. Ardından çocuklar korosu şarkılarını söyledi. Nancy halk
meclisinden ailelerimiz hazırladıkları tiyatro ile bize dünden bugüne neler
yaşadıklarını ve Avrupa’ya nasıl geldiklerini anlattılar. Ardından gençlik
korosu sahnede yerini aldı. Gençliğin tiyatro ekibi bu yıl değişiklik olarak
tiyatro’yu video olarak gösterdi. Şenliğin ardından sabaha kadar sohbetlerimiz
devam etti. Şenlikten sonraki gün son kamp günümüz olarak toparlanmaya başladık
ve pazartesi günü akşamüstü son kalanlarla kamp alanını temizleyip dağıldık. Bu
yıl da hep birlikte kolektif yaşamı örgütledik, birlikte gülüp, birlikte
eğlendik. Hep birlikte mücadelemizi nasıl büyütebiliriz, ölüm orucu direnişini
nasıl ileriye taşıyabiliriz diye düşündük ve hayatımızı ona göre
şekillendirdik.
bir araya gelerek Narbonne şehrinde ailelerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle
buluştuk. 2 hafta boyunca hayatı ve mücadeleyi birlikte örgütledik. İlk günler
çadırlarımızı kurmakla, mahallelerimizi oluşturmakla geçti. Sonraki günlerde
ise artık gündem üzerine sohbetlerimiz oldu. Neden ÖO, neden AG, neden
direniyoruz, siyasi zafer nedir, direniş ve sol, futbol, yozlaşma ve
yabancılaşma konuları üzerine tartışmalar yürüttük. Bir gün gençlik ve ailelerimizle birlikte
demokratik aile nedir üzerine sohbet ettik. Daha sonrasında gençlerin
hazırladığı tartışma oyununu oynadık. Kamp alanımızda 3 tane mahallemiz vardı:
emek mahallesi, adalet mahallesi ve karanfil mahallesi. Sorunlarımızı mahalle
halkı ile bir araya gelerek, halk meclislerinde tartışarak çözdük. Kampımızın
pratiğinde şunu gördük: halka mal ettiğimiz tüm sorunlar mutlaka bir çözüme
ulaşacaktır. Futbol turnuvasıyla bir gün
boyunca değişik takımlar arasında sosyalist rekabeti örgütledik. Futbol
halkındır dedik ve bunun ilk örneğini kampımızda yarattık. Gençlik otobüsle Marsilya gezisi yaptı.
Ailelerimiz daha küçük gruplarda gezmeye gittiler. Kamp boyunca adalet
istiyoruz kampanyamızı gündem yaptık ve gün gün ölüm orucu direnişini takip
ettik. Devrimci tutsaklar Musa Aşoğlu, Erdal Gökoğlu ve Şadi Özpolat’ta telefon
görüşmeleriyle dahil oldular. Ülkemizdeki direniş süreci üzerine onlara da
bilgilendirmeler yaptık. İçeride veya dışarıda direnişi aynı sıcaklık ve
öfkeyle taşıdığımızı bir kez daha görmüş olduk.
Kampın son günlerine yakın ortak alanda Grup Yorum konseri düzenlendi.
Diğer kamp sakinlerinin de katıldığı bir program yaptık. Orda da yine ölüm
orucu direnişimizi anlatıp, Mustafa Koçak, Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’i
anlattık. Kampımızın son vedalaşma
etkinliği olarak geleneksel şenliğimizi düzenledik. Şenlikte herkes kamp
boyunca yaptığı hazırlıkları sundu. Öncelikle halk türkülerimizi güçlü bir halk
korosundan dinledik. Ardından çocuklar korosu şarkılarını söyledi. Nancy halk
meclisinden ailelerimiz hazırladıkları tiyatro ile bize dünden bugüne neler
yaşadıklarını ve Avrupa’ya nasıl geldiklerini anlattılar. Ardından gençlik
korosu sahnede yerini aldı. Gençliğin tiyatro ekibi bu yıl değişiklik olarak
tiyatro’yu video olarak gösterdi. Şenliğin ardından sabaha kadar sohbetlerimiz
devam etti. Şenlikten sonraki gün son kamp günümüz olarak toparlanmaya başladık
ve pazartesi günü akşamüstü son kalanlarla kamp alanını temizleyip dağıldık. Bu
yıl da hep birlikte kolektif yaşamı örgütledik, birlikte gülüp, birlikte
eğlendik. Hep birlikte mücadelemizi nasıl büyütebiliriz, ölüm orucu direnişini
nasıl ileriye taşıyabiliriz diye düşündük ve hayatımızı ona göre
şekillendirdik.
Kamp sinevizyonumuzu izleyebilirsiniz.
Dev-Gençliler Sarıyer’de Ölüm Oruçlarını Anlatan Bildiri Dağıtımı Yaptı
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Liseli Dev-Genç: Mustafa Koçak’ın Katillerinden Hesap Soracağız
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Adaletsizliğin Karşısında Ölümüne Duracağım!”
Adalet Savaşçısı Koçak Mustafa
Mustafa Koçak’ın Katilleri Cezalandırılsın!
Halkın Koçak Mustafa’sı İçin Adalet İstiyoruz!
3 TEMMUZ 2019 tarihinde Mustafa Koçak adaletsiz bir şekilde
yargılandığı savcı dosyasında adil yargılanma ve kendisine işkence yapan
polislerin cezalandırılması talebiyle süresiz açlık grevine başladı.
yargılandığı savcı dosyasında adil yargılanma ve kendisine işkence yapan
polislerin cezalandırılması talebiyle süresiz açlık grevine başladı.
Tutsak edildiği hapishane hücresinde gün gün eriyerek
adaletsizliğe karşı direndi. Zorla müdahale işkencesi için hastaneye kaçırıldı.
Burada 5 gün boyunca kollarına ve bacaklarına toplamda 73 tane serum takıldı,
damarları patlatıldı. Copla taciz edildi. Koçak Mustafa ise tüm bu işkencelere
direnerek, teslim olmayarak cevap verdi. İşkenceden sonra ilk söylediği şey
“her şey gitsin onurumuz kalsın” oldu.
adaletsizliğe karşı direndi. Zorla müdahale işkencesi için hastaneye kaçırıldı.
Burada 5 gün boyunca kollarına ve bacaklarına toplamda 73 tane serum takıldı,
damarları patlatıldı. Copla taciz edildi. Koçak Mustafa ise tüm bu işkencelere
direnerek, teslim olmayarak cevap verdi. İşkenceden sonra ilk söylediği şey
“her şey gitsin onurumuz kalsın” oldu.
28 yaşındaki Koçak Mustafa adaletsizliğe karşı canını ortaya
koyarak direndi. Bir daha kimse adaletsizliğin acısını çekmesin diye iradesiyle
acılara katlandı. Ve Mustafa Koçak şair Nazım Hikmetin satırlarında dediği gibi
“mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
koyarak direndi. Bir daha kimse adaletsizliğin acısını çekmesin diye iradesiyle
acılara katlandı. Ve Mustafa Koçak şair Nazım Hikmetin satırlarında dediği gibi
“mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
Yahut kocaman gözlüklerin,
Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
İnsanlar için ölebileceksin,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
Hem de en güzel en gerçek şeyin
Yaşamak olduğunu bildiğin halde.” Hiç tanımadığı
milyonların, yaşadığı adaletsizliği yüreğinde hissetti ve 90. Gününde ölüm
orucuna çevirdiği eyleminin 296. Gününde şehit düştü.
milyonların, yaşadığı adaletsizliği yüreğinde hissetti ve 90. Gününde ölüm
orucuna çevirdiği eyleminin 296. Gününde şehit düştü.
Mustafa Koçak devlet tarafından katledildi. AKP devleti,
Mustafa Koçak’ı günah keçisi yapmaya çalışarak kendi prestijlerini kurtarmak
için bir iftiracının yalan beyanlarıyla Koçak Mustafa’yı bir ömür tecrit
hücrelerinde yaşamaya mahkûm etmek istedi. Mustafa teslim olmadığı için
işkencelerle, her gün acılar çektirerek Mustafa’yı katlettiler.
Mustafa Koçak’ı günah keçisi yapmaya çalışarak kendi prestijlerini kurtarmak
için bir iftiracının yalan beyanlarıyla Koçak Mustafa’yı bir ömür tecrit
hücrelerinde yaşamaya mahkûm etmek istedi. Mustafa teslim olmadığı için
işkencelerle, her gün acılar çektirerek Mustafa’yı katlettiler.
–Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan –Adalet Bakanı
Abdülhamit Gül
Abdülhamit Gül
–Tetikçi Savcı Can Tuncay –27. Ağır Ceza Mahkeme
Başkanı Tamer Keskin
Başkanı Tamer Keskin
–İçişleri Bakanı Süleyman Soylu –Sağlık Bakanı Fahrettin Koca
–İşbirlikçi Hain Berk Ercan –Şakran Hapishanesi
Savcı ve MüdürüMurat Kayançiçek
Savcı ve MüdürüMurat Kayançiçek
Abdullah Demirci
–Mengele Artıkları
Ali Gamlı-Metin Erdal-Ertan Ceylan
İşte bu kişiler Mustafa’yı katleden, Mustafa’nın 296 gün
boyunca acılar çekmesine sebep olan katillerdir!
boyunca acılar çekmesine sebep olan katillerdir!
Bizler de Liseli Dev-Gençliler olarak Koçak Mustafa’nın
katillerinin cezalandırılmasını istiyoruz!
katillerinin cezalandırılmasını istiyoruz!
Mustafa Koçak’ın Katillerinden Hesap Soracağız!
Adalet İstiyoruz, Alacağız!
Liseli Dev-Genç









