Category:
direnişler
Yüksel Direnişinin 1183. Gününde Gözaltı Yok, Oturma Eylemi Sürüyor!
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Yüksel Direnişinin 1183. Günü öğle açıklaması için İnsan
Hakları Anıtı önüne gelen Mahmut Konuk ve Nazan Bozkurt, gözaltı yaşanmadan
eylemlerini gerçekleştirdiler. Her gün hukuksuz bir şekilde anonslarla ve para
cezalarıyla saldırarak işkenceyle gözaltına alan polis, bu defa kalkanlarla
görüntü alanlara engellemekle yetindi.
Hakları Anıtı önüne gelen Mahmut Konuk ve Nazan Bozkurt, gözaltı yaşanmadan
eylemlerini gerçekleştirdiler. Her gün hukuksuz bir şekilde anonslarla ve para
cezalarıyla saldırarak işkenceyle gözaltına alan polis, bu defa kalkanlarla
görüntü alanlara engellemekle yetindi.
Eylemin ardından alana gelen Nazan Bozkurt ve Merve Demirel
Yüksel Caddesinde İnsan Hakları Anıtı önünde şu anda oturma eylemini
sürdürüyorlar.
Yüksel Caddesinde İnsan Hakları Anıtı önünde şu anda oturma eylemini
sürdürüyorlar.
Tam Halkımızı Yüksel’de, direnenlerin yanına çağırıyoruz!
Yaşasın Yüksel Direnişi!
Düsseldorf İçişleri Bakanlığı Önünü 66 Hafta: Oturum Hakkımızı Geri İstiyoruz
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Düsseldorfdirenişi devam ediyor. Sorumluluğu kimse üzerinden atmaz. İçişleri Bakanlığı
yazdığımız maile cevap vererek bu konunun muhatabı kendisinin olmadığını
soyluyor, başka bir bakanlığa atıyor sorunu. Bizler biliyoruz ki bu sorunun
muhatabı İçişleri Bakanlığıdır. Yabancılar dairesi, polis İçişleri Bakanlığı
bağlıdır, bu bakanlıktan habersiz hiçbir şey karar veremezler. İçişleri Bakanlığını
kararı olmadan bizlerin oturumunu alamazlar. Bundan kaynaklı sorumlu İçişleri Bakanlığıdır.
Ve bu bakanlığa bağlı kurumlardır. Mailin sonunda bu sorunla ilgileneceğini
belirtiyor sanki sorunun muhatabı başkasıymış gibi. Hayır, oturumlarımızın
alınmasının sorumlusu İçişleri Bakanlığıdır. Bu direniş çadırı haklarımızı
alana kadar bu bakanlık önünde olacak. Sorumluluktan kimse kaçamaz, direniş
sorumluluklarınızı sizlere hatırlatmak içindir.
30 Km Sınırı Kaldırılsın
İmza Dayatması Kaldırılsın
Baskılar Bizi Yıldıramaz
Düsseldorf Direniş Çadırı
Köln Adalet Çadırında 156. Gününde Bir Direnişçi 15 Günlük Destek Açlık Grevine Başladı
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Bugün
çadırımızda bir direniş destekçisi de 15 günlük destek açlık grevine başladı.
çadırımızda bir direniş destekçisi de 15 günlük destek açlık grevine başladı.
Ayrıca her
zaman olduğu gibi bugün de diğer destek faaliyetlerimiz devam etti. Yine
bildirimiz dağıttık. İmzalar topladık. Bilgilendirme çalışmaları
yaptık.
zaman olduğu gibi bugün de diğer destek faaliyetlerimiz devam etti. Yine
bildirimiz dağıttık. İmzalar topladık. Bilgilendirme çalışmaları
yaptık.
Çadırımız
adına kritik aşamadaki Ölüm Oruçları direnişçilerine tüm halkımızı destek
vermeye çağırıyoruz. Gelin onları yaşatmak için direnişleri daha da
güçlendirelim. Helin Bölek, İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak için,
onları yaşatmak için herkesin yapabileceği bir şey vardır muhakkak. Hiç
bir şey yapamayanlar destek mesajları yayınlasınlar. Destek videoları çekip
yayınlasınlar. Veya bir Grup Yorum türküsü söylesinler. Çadırımız
dâhil destek eylemlerine katılım sağlasınlar. Yani kısaca onları yaşatmak
elimizdedir! Yeter ki elimizden geleni yapalım.
adına kritik aşamadaki Ölüm Oruçları direnişçilerine tüm halkımızı destek
vermeye çağırıyoruz. Gelin onları yaşatmak için direnişleri daha da
güçlendirelim. Helin Bölek, İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak için,
onları yaşatmak için herkesin yapabileceği bir şey vardır muhakkak. Hiç
bir şey yapamayanlar destek mesajları yayınlasınlar. Destek videoları çekip
yayınlasınlar. Veya bir Grup Yorum türküsü söylesinler. Çadırımız
dâhil destek eylemlerine katılım sağlasınlar. Yani kısaca onları yaşatmak
elimizdedir! Yeter ki elimizden geleni yapalım.
Kahrolsun Faşizm Ve Emperyalizm
Yaşasın Adalet İçin Yaşamı Pahasına Direnenler
Helin Bölek, Mustafa Koçak Ve İbrahim Gökçek
Onurumuzdur
Onurumuzdur
KölnAdalet Çadırı 01.02.2020 Cumartesi 154. Gününde direnenlerin sesini Avrupa’ da
duyurmaya devam etti.
Bugün
Zigen’ den ziyaretimize gelen iki dostumuz yanında Çadırımızın ziyaretçi
sayısında artış vardı.
Zigen’ den ziyaretimize gelen iki dostumuz yanında Çadırımızın ziyaretçi
sayısında artış vardı.
Gelenlerle
sohbetlerimiz yanında bildirilerimizi dağıtmaya devam ettik. Müzik yayını
yaptık ve sloganlarımızı attık.
sohbetlerimiz yanında bildirilerimizi dağıtmaya devam ettik. Müzik yayını
yaptık ve sloganlarımızı attık.
Yasasın Adalet Direnişçileri
Yasasın Ölüm Orucu Direnişimiz
Grup Yorum Halktır Susturulamaz
Murat Koçak Onurumuzdur…
“açar da acının rüzgârına
hüznün solgun yelkenini
ne zindan karanlığı
ne zulüm
ne işkence
indiremez dudaklarındaki
gülümsemenin bayrağını”
gülümsemenin bayrağını”
217 gün!!!
Onur için…
Namus için…
Adalet için…
Açlıkla geçen 217 gün…
28 yaş…
Mustafa Koçak
Sadece Adil Yargılanmak İstiyor Ve
Bu Hak İçin
217 Gündür
Ölüm Orucunda
Duyun, Görün!
Susmak Katliama Ortak Olmaktır!
Mustafa Koçak Yaşasın!
Çağdaş Hukukçular Derneğinden HHB Avukatlarının Direnişine İlişkin Açıklama
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Tüm Hukuk Camiasına, Meslektaşlarımıza,
Adliye Koridorlarında, Direniş Alanlarında, Sokaklarda
Birlikte Direndiğimiz Müvekkillerimize,
Birlikte Direndiğimiz Müvekkillerimize,
Türkiye’de Her Geçen Gün Derinleşen Adaletsizlik,
Yoksulluk, Sömürü ve Talan Karşısında Ezilen Halklarımıza,
Yoksulluk, Sömürü ve Talan Karşısında Ezilen Halklarımıza,
Faşizm Karşısında Direnen Tüm Dostlarımıza,
Basına ve Kamuoyuna
18-19 Ocak 2020 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Çağdaş
Hukukçular Derneği Olağan Genel Kurulunda oybirliği ile kabul edilen ve kamuoyu
ile paylaştığımız sonuç bildirgemizde; “ÇHD; bundan sonra da dün olduğu gibi;
‘grev çadırlarına, morgların önüne, fakülte boykotlarına, barikatların
arkasına, kuyrukların önüne gidecektir. ÇHD kendisi ile birlikte mücadele
ettiklerinden akıllı olmanın değil, birlikte dövüşmenin, birbirine güvenmenin
potansiyelini bir mücadele hattı örmek için eyleme çevirmeyi dert edinecektir”
demiştik.
Hukukçular Derneği Olağan Genel Kurulunda oybirliği ile kabul edilen ve kamuoyu
ile paylaştığımız sonuç bildirgemizde; “ÇHD; bundan sonra da dün olduğu gibi;
‘grev çadırlarına, morgların önüne, fakülte boykotlarına, barikatların
arkasına, kuyrukların önüne gidecektir. ÇHD kendisi ile birlikte mücadele
ettiklerinden akıllı olmanın değil, birlikte dövüşmenin, birbirine güvenmenin
potansiyelini bir mücadele hattı örmek için eyleme çevirmeyi dert edinecektir”
demiştik.
Derneğimiz Genel Kurul iradesiyle, tarihsel sorumluluğunu
tespit ederek ve bu sorumluluğun bilinci ile;
tespit ederek ve bu sorumluluğun bilinci ile;
Son tutsak yoldaşımız, üyemiz özgürlüğüne kavuşana kadar “Tutsak
Avukatlara Özgürlük” şiarından bir adım dahi geri atmayacağımızı, işçi sınıfına
yönelen tüm saldırılar karşısında sınıfın ve emeğin yanında saf tutmaya devam
edeceğimizi, kamu hizmetinden tasfiye edilip bugün adeta sivil ölüme mahkum
edilmiş kamu emekçileri ile dayanışmayı görev olarak benimsediğimizi,
Türkiye’nin, bütün gerici-faşist bölge ülkelerinin ve sınır ötesi emperyalist
güçlerin, Kürt halkının iradesine yönelik her türlü saldırganlığın karşısında
durduğumuzu ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunduğumuzu, doğanın
talanı, çevre ve iklim hakkı kapsamında her türlü tahrip edici uygulamalar
karşısında mücadele yürüteceğimizi, en genel anlamda cinsiyete dayalı şiddet ve
ayrımcılığın karşısında durduğumuzu ve bunun için her alanda mücadele
yürüteceğimizi, sınıfsız, sömürüsüz, özgür ve adil bir dünya istediği için
hapishanede tutsak edilen tüm siyasi tutsakların ÇHD’nin müvekkili, dostu,
yoldaşı olduğunu, mesleğe yönelen saldırılar karşısında, her alanda mücadele
edeceğimizi, İçişleri Bakanlığının oluşturduğu “terör” listeleriyle insanların
çalışma özgürlüklerine, adil yargılamaya müdahale etmesine izin
vermeyeceğimizi, göçmen ve mültecilerin hak ve özgürlüklerinin, yurttaş hak ve
özgürlükleri ile eşit önemde ve düzeyde olduğunu vurgulamıştır.
Avukatlara Özgürlük” şiarından bir adım dahi geri atmayacağımızı, işçi sınıfına
yönelen tüm saldırılar karşısında sınıfın ve emeğin yanında saf tutmaya devam
edeceğimizi, kamu hizmetinden tasfiye edilip bugün adeta sivil ölüme mahkum
edilmiş kamu emekçileri ile dayanışmayı görev olarak benimsediğimizi,
Türkiye’nin, bütün gerici-faşist bölge ülkelerinin ve sınır ötesi emperyalist
güçlerin, Kürt halkının iradesine yönelik her türlü saldırganlığın karşısında
durduğumuzu ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunduğumuzu, doğanın
talanı, çevre ve iklim hakkı kapsamında her türlü tahrip edici uygulamalar
karşısında mücadele yürüteceğimizi, en genel anlamda cinsiyete dayalı şiddet ve
ayrımcılığın karşısında durduğumuzu ve bunun için her alanda mücadele
yürüteceğimizi, sınıfsız, sömürüsüz, özgür ve adil bir dünya istediği için
hapishanede tutsak edilen tüm siyasi tutsakların ÇHD’nin müvekkili, dostu,
yoldaşı olduğunu, mesleğe yönelen saldırılar karşısında, her alanda mücadele
edeceğimizi, İçişleri Bakanlığının oluşturduğu “terör” listeleriyle insanların
çalışma özgürlüklerine, adil yargılamaya müdahale etmesine izin
vermeyeceğimizi, göçmen ve mültecilerin hak ve özgürlüklerinin, yurttaş hak ve
özgürlükleri ile eşit önemde ve düzeyde olduğunu vurgulamıştır.
Türkiye’de yargı yoktur. Ceza yargılamaları doğrudan
talimatla yürütülmekte, on binlerce insan adil yargılanma hakkından yoksun
bırakılmakta, savunma hakları da kısıtlanarak tutsak edilmektedir. Adalet
saraylarının adalet sağlamaktan yoksun kaldığı bu dönemde, ezilenlerin, baskı
altında tutulanların, haksızlığa uğrayanların adalet mücadelesinde saf tutmak
ÇHD’nin tarihsel görevi ve sorumluluğudur.
talimatla yürütülmekte, on binlerce insan adil yargılanma hakkından yoksun
bırakılmakta, savunma hakları da kısıtlanarak tutsak edilmektedir. Adalet
saraylarının adalet sağlamaktan yoksun kaldığı bu dönemde, ezilenlerin, baskı
altında tutulanların, haksızlığa uğrayanların adalet mücadelesinde saf tutmak
ÇHD’nin tarihsel görevi ve sorumluluğudur.
Bugün, 3 Şubat 2020 tarihi itibariyle Çağdaş Hukukçular
Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı da dahil olmak üzere; Derneğimiz üyeleri Aycan
Çiçek, Aytaç Ünsal, Barkın Timtik, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Ayşegül Çağatay
ve Oya Aslan’ın açlık grevine başlamış olduklarını öğrenmiş bulunmaktayız.
ÇHD en üst karar organı olan Genel Kurulun tarihsel
tespitleri, bugün avukat arkadaşlarımızın ekte paylaştığımız dokuz başlık
altında belirledikleri talepleri ile daha yakıcı ve acil olarak gündemimiz
olmuştur.
tespitleri, bugün avukat arkadaşlarımızın ekte paylaştığımız dokuz başlık
altında belirledikleri talepleri ile daha yakıcı ve acil olarak gündemimiz
olmuştur.
Kamuoyunun da bildiği üzere, tutsak meslektaşlarımız, sadece
adı yargılama olan bir pespayeliğin sonucunda apar topar toplamda 159 yıl hapis
cezasına çarptırılmıştır. Gizli tanıklar ve itirafçılarla yangından mal
kaçırırcasına kurulan hüküm istinaf makamınca derhal onanmış olup, şimdi de
Yargıtay süreci aynı hızla devam etmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,
yine görülmemiş bir hızla onlarca klasör, yüzlerce sayfa iddianame ve yargılama
boyunca yaşanan tüm usulsüzlükleri görmezden gelerek, bugün cezaların onanması
talebi ile tebliğnamesini hazırlamıştır. Bu süreç Türkiye’de yargı olmadığının
en yalın örneklerinden biridir.
adı yargılama olan bir pespayeliğin sonucunda apar topar toplamda 159 yıl hapis
cezasına çarptırılmıştır. Gizli tanıklar ve itirafçılarla yangından mal
kaçırırcasına kurulan hüküm istinaf makamınca derhal onanmış olup, şimdi de
Yargıtay süreci aynı hızla devam etmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,
yine görülmemiş bir hızla onlarca klasör, yüzlerce sayfa iddianame ve yargılama
boyunca yaşanan tüm usulsüzlükleri görmezden gelerek, bugün cezaların onanması
talebi ile tebliğnamesini hazırlamıştır. Bu süreç Türkiye’de yargı olmadığının
en yalın örneklerinden biridir.
Derneğimiz başkanı ve üyeleri 2 yılı aşkın bir süredir
birbirinden farklı hapishanelerde tutsaktır. Avukatlık anlayışlarını
ezilenlerden yana saf tutmak üzerinden inşa etmiş dostlarımız, faşizm
karşısında direnmeyi devrimci avukatlığın bir gereği olarak görmektedir.
Önümüzdeki günlerde ÇHD olarak tutsak meslektaşlarımızın talepleri ve
direnişleri ile ilgili daha ayrıntılı bir bilgilendirme amacıyla basın
toplantısı düzenleyeceğiz. Bu aşamada özelikle bilinmesini istediğimiz nokta,
mücadele arkadaşlarımızın bu direnişi sadece kendilerinin karşı karşıya kaldığı
bu azgın hukuksuzlukla ilişkili değildir. Dostlarımız, aksine, bu coğrafyada
hala vicdanı ve insanlığını yitirmemiş her bir bireyin ortaklaşacağı
taleplerini dile getirmekte; ezilen ve sömürülenlerin, doğanın ve yaşamın
avukatlığından vazgeçmeyeceklerini ilan etmektedir.
birbirinden farklı hapishanelerde tutsaktır. Avukatlık anlayışlarını
ezilenlerden yana saf tutmak üzerinden inşa etmiş dostlarımız, faşizm
karşısında direnmeyi devrimci avukatlığın bir gereği olarak görmektedir.
Önümüzdeki günlerde ÇHD olarak tutsak meslektaşlarımızın talepleri ve
direnişleri ile ilgili daha ayrıntılı bir bilgilendirme amacıyla basın
toplantısı düzenleyeceğiz. Bu aşamada özelikle bilinmesini istediğimiz nokta,
mücadele arkadaşlarımızın bu direnişi sadece kendilerinin karşı karşıya kaldığı
bu azgın hukuksuzlukla ilişkili değildir. Dostlarımız, aksine, bu coğrafyada
hala vicdanı ve insanlığını yitirmemiş her bir bireyin ortaklaşacağı
taleplerini dile getirmekte; ezilen ve sömürülenlerin, doğanın ve yaşamın
avukatlığından vazgeçmeyeceklerini ilan etmektedir.
ÇHD olarak, tutsak arkadaşlarımızın yanında, taleplerinin
arkasında olduğumuzu duyuruyor ve direnişlerinin kazanımla sonuçlanması için
tüm gücümüzle mücadele edeceğimizi tüm kamuoyuna bildiriyoruz.
arkasında olduğumuzu duyuruyor ve direnişlerinin kazanımla sonuçlanması için
tüm gücümüzle mücadele edeceğimizi tüm kamuoyuna bildiriyoruz.
Bugün yürüyen kavganın hepimiz için bir özgürlük kavgası
olduğuna dikkat çekerek, başta meslektaşlarımız olmak üzere, müvekkillerimizi,
aydın ve sanatçıları, bu coğrafyada faşizme, adaletsizliğe, dayatılan
onursuzluğa ve çürümeye, sömürüye ve zulme karşı duran herkesi, bu süreci
birlikte göğüslemeye ve tüm direnenlerin nefesine nefes katacak bir çabanın
beraberce parçası olmaya çağırıyoruz.
olduğuna dikkat çekerek, başta meslektaşlarımız olmak üzere, müvekkillerimizi,
aydın ve sanatçıları, bu coğrafyada faşizme, adaletsizliğe, dayatılan
onursuzluğa ve çürümeye, sömürüye ve zulme karşı duran herkesi, bu süreci
birlikte göğüslemeye ve tüm direnenlerin nefesine nefes katacak bir çabanın
beraberce parçası olmaya çağırıyoruz.
* Tutsak avukat arkadaşlarımızın açıklama ve
taleplerini içeren metin aşağıdadır.
taleplerini içeren metin aşağıdadır.
03.02.2020
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ
Açlık grevine başlayan avukat arkadaşlarımızın açıklama
metni ve talepleri
metni ve talepleri
Bugüne kadar mesleğimizin bütün imkanlarını kullanmaya ve hak
bilincini yüceltmeye çalıştık.
bilincini yüceltmeye çalıştık.
Tehdit edildik; durmadık. Sansüre uğradık, tecrit edildik;
umutsuzlaşmadık. İtilip kakıldık, işkencelerde kolumuz, kafamız kırıldı;
vazgeçmedik.
umutsuzlaşmadık. İtilip kakıldık, işkencelerde kolumuz, kafamız kırıldı;
vazgeçmedik.
Duruşma salonlarından atıldık, dilekçelerimiz takipsiz,
taleplerimiz yanıtsız bırakıldı. Yeniden, yeniden denedik.
taleplerimiz yanıtsız bırakıldı. Yeniden, yeniden denedik.
Hakkımızda kara propagandalar yapıldı, tutuklandık.
Mahkemeler eliyle yalan makineleri işledi, mücadele etmeye devam ettik.
Mahkemeler eliyle yalan makineleri işledi, mücadele etmeye devam ettik.
Özel savcılara davalar açtırıp, bize özel kararlar
çıkarttırdılar. Yetmedi, arkadaşlarımızın adını “terör listelerine” yazdılar.
çıkarttırdılar. Yetmedi, arkadaşlarımızın adını “terör listelerine” yazdılar.
Av. Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ı bugün hala o
listelerle tehdit ediyorlar ve yaşam haklarına kastetmenin zeminini
oluşturuyorlar.
listelerle tehdit ediyorlar ve yaşam haklarına kastetmenin zeminini
oluşturuyorlar.
Bize diyorlar ki; “Hukuk yok, yasa çare değil, siz de
tutsaksınız, artık avukatlık yapamazsınız!”
tutsaksınız, artık avukatlık yapamazsınız!”
Bize diyorlar ki; “Çaresizsiniz!”
Çaresiz miyiz? Hak aramanın bütün yolları tükendi mi?
Yani artık biz, topraklarımız delik deşik edilip
zehirlendiğinde, suyumuz kurutulduğunda, havamız kirletildiğinde tekelci
sermayeye karşı halkın avukatlığını yapamayacak mıyız?
zehirlendiğinde, suyumuz kurutulduğunda, havamız kirletildiğinde tekelci
sermayeye karşı halkın avukatlığını yapamayacak mıyız?
“Depreme teslimiyet gösterin” diyenlere “suçlusunuz”
diyemeyecek miyiz?
diyemeyecek miyiz?
Çocuklarımızın tarikatların elinde oyuncak edilmesine,
geleceklerinin ve dünyalarının karartılmasına, yakılmasına ses çıkarmayacak
mıyız?
geleceklerinin ve dünyalarının karartılmasına, yakılmasına ses çıkarmayacak
mıyız?
Halkı din, mezhep, milliyet, giyim kuşam temelinde birbirine
düşman edip bölenleri teşhir etmeyecek miyiz?
düşman edip bölenleri teşhir etmeyecek miyiz?
Kürt halkının “terörist” ilan edilmesine, siyasi
tercihlerinin yok sayılmasına, bombalanıp kurşunlanmasına sessiz mi kalacağız?
tercihlerinin yok sayılmasına, bombalanıp kurşunlanmasına sessiz mi kalacağız?
Şimdi biz KHK’lar ile ihraç edilenlerin, ataması
yapılmayanların haklarını aramayacak mıyız?
yapılmayanların haklarını aramayacak mıyız?
İşsizliğe mahkûm edilen işçinin, hakkını arayan emekçinin
omuz başında duramayacak mıyız?
omuz başında duramayacak mıyız?
Şimdi biz memleketin dağının taşının, kurdunun kuşunun,
havasının suyunun, meydanının kondusunun hakkını aramayacak mıyız?
havasının suyunun, meydanının kondusunun hakkını aramayacak mıyız?
Hakkını aramamız için bize güvenip vekaletle geleceğini
teslim edeni savunmayacağız, öyle mi?
teslim edeni savunmayacağız, öyle mi?
Müvekkillerimiz hukukun bir masal olarak bile
söylenemeyeceğini gördüler ve açlık grevlerine, ölüm oruçlarına başladılar.
Peki, biz şimdi onların vekaletinin gereğini yapmayacak mıyız?
söylenemeyeceğini gördüler ve açlık grevlerine, ölüm oruçlarına başladılar.
Peki, biz şimdi onların vekaletinin gereğini yapmayacak mıyız?
12 Eylül zindanlarında duvarlara şöyle yazarlardı; “Burada
Allah yok!” Amaçları kişinin dua etme “çaresini” bile elinden almaktı. Bugün
aynı politika devam ediyor. Halka “çaresizsiniz” diyorlar.
Allah yok!” Amaçları kişinin dua etme “çaresini” bile elinden almaktı. Bugün
aynı politika devam ediyor. Halka “çaresizsiniz” diyorlar.
Bize “elinizden bütün mücadele araçlarını aldık”, “teslim
olun”, “çareniz kalmadı” diyorlar.
olun”, “çareniz kalmadı” diyorlar.
Direnen, teslim olmayan çaresiz kalmaz.
Çaresiz değiliz; açlık grevine başlıyoruz. Çünkü;
Avukatlık mesleğine onur ve saygınlık kazandıran halk ve hak
savunuculuğu, mesleğin özüdür. Bu özün çürütülüp; mesleğin alelade bir para
kazanma aracına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
savunuculuğu, mesleğin özüdür. Bu özün çürütülüp; mesleğin alelade bir para
kazanma aracına dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.
Avukatlık faaliyeti yargılama konusu edilemez. Bizleri
“sözde” yargılayarak, tutuklayıp 159 yıl ceza vererek tüm avukatlık mesleğine
gözdağı verilmektedir.
“sözde” yargılayarak, tutuklayıp 159 yıl ceza vererek tüm avukatlık mesleğine
gözdağı verilmektedir.
Adalet özlemimiz, müvekkillerimiz yüzlerce günlük açlığıyla
kamçılanıyor.
kamçılanıyor.
Mustafa Koçak, devrimci müzik grubu Yorum üyeleri İbrahim
Gökçek, Helin Bölek; adalet, adil yargılanma, kazanılmış hakları savunma
amacıyla ölüm orucundalar.
Gökçek, Helin Bölek; adalet, adil yargılanma, kazanılmış hakları savunma
amacıyla ölüm orucundalar.
“Müvekkillerimizin haklı taleplerinin savunucusu olduğumuz
talepleri taleplerimizdir, kabul edilsin!” demek için açlık grevindeyiz.
talepleri taleplerimizdir, kabul edilsin!” demek için açlık grevindeyiz.
Yargı mekanizması, halkı adaletsizliğe mahkûm etmenin,
siyasi muhalifleri ve devrimcileri tasfiye etmenin aracı haline getirilmiştir.
siyasi muhalifleri ve devrimcileri tasfiye etmenin aracı haline getirilmiştir.
Halka yönelik katliamların, işçi cinayetlerinin, devletin
faili olduğu suçların, idarelerin ihmalleri sonucu öngörülen, yol verilen
“kazaların” yargılama oyunuyla aklandığı, suçluların cezasız bırakıldığı,
suçların meşrulaştırıldığı bir “adaletsizlik kazanı” olarak kaynamaktadır
“yargı”.
faili olduğu suçların, idarelerin ihmalleri sonucu öngörülen, yol verilen
“kazaların” yargılama oyunuyla aklandığı, suçluların cezasız bırakıldığı,
suçların meşrulaştırıldığı bir “adaletsizlik kazanı” olarak kaynamaktadır
“yargı”.
Halkın avukatlarının tutsak edildiği, halkın savunmasız
bırakıldığı bir mekanizmaya yargı denemez.
bırakıldığı bir mekanizmaya yargı denemez.
Mücadeleler sonucu elde edilmiş yargılama ilkelerinin hayata
geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine
getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak “suçun” ispat edildiği;
belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyeti
istiyoruz.
geçirildiği, savunma ve adil yargılanma hakkının gereklerinin yerine
getirildiği; somut, bilimsel delillere dayalı olarak “suçun” ispat edildiği;
belirli, öngörülebilir, açık, halktan yana ve halk için bir yargılama faaliyeti
istiyoruz.
Gizli tanık aldatmacası, itirafçılık/iftiracılık, SEGBİS
dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza
yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama
oyunları son bulsun!
dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza
yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama
oyunları son bulsun!
“Bu ‘sözde’ yargılamalarla ceza verilmiş tüm siyasi
tutsakların hakları iade edilsin, yargılamalar tüm sonuçlarıyla birlikte
ortadan kaldırılsın!” demek için açlık grevindeyiz.
tutsakların hakları iade edilsin, yargılamalar tüm sonuçlarıyla birlikte
ortadan kaldırılsın!” demek için açlık grevindeyiz.
İçişleri Bakanlığı, sözde “terör listeleri” yayınlayarak
yargı yetkisini gasp etmekte, en temel ceza yargılama ilkesi olan “masumiyet
karinesini” yok saymaktadır.
yargı yetkisini gasp etmekte, en temel ceza yargılama ilkesi olan “masumiyet
karinesini” yok saymaktadır.
Terör listeleri, siyasi muhaliflerin, devrimcilerin
katledilmelerinin zeminidir. İçişleri Bakanlığı, hakkında kesinleşmiş mahkeme
kararları olmayan insanları hedef gösterip katlederek suç işlemektedir. Av.
Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ın da içine konulduğu “terör” listeleri iptal
edilmeli, bu listelere dayanılarak yapılan katliamlar cezalandırılmalıdır.
katledilmelerinin zeminidir. İçişleri Bakanlığı, hakkında kesinleşmiş mahkeme
kararları olmayan insanları hedef gösterip katlederek suç işlemektedir. Av.
Şükriye Erden ve Av. Özgür Yılmaz’ın da içine konulduğu “terör” listeleri iptal
edilmeli, bu listelere dayanılarak yapılan katliamlar cezalandırılmalıdır.
Hukuk alanı yalnızca egemenlerin zulmünün meşruluk örtüsü
değil; halkların binlerce yıllık hak mücadeleleri tarihinin de bir mevzisidir.
Bugün bütün hak ve özgürlüklerimiz faşizmin saldırısı altındadır. Sendikal
haklardan örgütlenme özgürlüğüne, gösteri yürüyüşü düzenlemekten yazı yazmaya,
konuşmaktan yaşam hakkına, iş güvencesi hakkında doğal temiz bir çevrede
sağlıklı yaşama hakkına, adil yargılanma hakkından lekelenmeme hakkına kadar,
tüm hakların özlerine dokunulmuş, etkisizleştirilmiş ya da tamamen gasp
edilmiştir.
değil; halkların binlerce yıllık hak mücadeleleri tarihinin de bir mevzisidir.
Bugün bütün hak ve özgürlüklerimiz faşizmin saldırısı altındadır. Sendikal
haklardan örgütlenme özgürlüğüne, gösteri yürüyüşü düzenlemekten yazı yazmaya,
konuşmaktan yaşam hakkına, iş güvencesi hakkında doğal temiz bir çevrede
sağlıklı yaşama hakkına, adil yargılanma hakkından lekelenmeme hakkına kadar,
tüm hakların özlerine dokunulmuş, etkisizleştirilmiş ya da tamamen gasp
edilmiştir.
Devrimci avukatlar olarak, geleceği kazanmak için tarihsel
hak ve özgürlükleri koruma, geliştirme sorumluluğuyla açlık grevindeyiz.
hak ve özgürlükleri koruma, geliştirme sorumluluğuyla açlık grevindeyiz.
Halklarımıza açlık, yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik
dayatılırken yozlaştırma, değersizleştirme ve onursuzluk amaçlanıyor.
dayatılırken yozlaştırma, değersizleştirme ve onursuzluk amaçlanıyor.
Yasalar eliyle halkların manevi ve ahlaki değerlerinin
tahrip edilmesi, yargılama konusu edilen cenaze törenlerinden, yedi ve kırk
yemeklerine, taziye ziyaretlerine bile davalar açılması, muhbirleştirme,
ajanlaştırma, iftiracılık gibi ahlaki suçların, yasallaştırılarak
süreklileştirilmesidir.
tahrip edilmesi, yargılama konusu edilen cenaze törenlerinden, yedi ve kırk
yemeklerine, taziye ziyaretlerine bile davalar açılması, muhbirleştirme,
ajanlaştırma, iftiracılık gibi ahlaki suçların, yasallaştırılarak
süreklileştirilmesidir.
“Etkin pişmanlık” adı altında sürdürülen bu yozlaştırma
politikasının son bulmasını, ihbarcılık, gizli tanıklık gibi sözde delillerin
ortadan kaldırılmasını istiyoruz.
politikasının son bulmasını, ihbarcılık, gizli tanıklık gibi sözde delillerin
ortadan kaldırılmasını istiyoruz.
Vatanımızın her metrekaresinde doğal, tarihi, kültürel
güzellikler dizginsiz bir yağmaya açılmış durumdadır. Her şeyi kar ve tüccar
mantığıyla alınır satılır hale getiren, piyasalaştıran iktidar politikalarının
halkımızın, çocuklarımızın geleceğini çalmaması için açlık grevindeyiz.
güzellikler dizginsiz bir yağmaya açılmış durumdadır. Her şeyi kar ve tüccar
mantığıyla alınır satılır hale getiren, piyasalaştıran iktidar politikalarının
halkımızın, çocuklarımızın geleceğini çalmaması için açlık grevindeyiz.
Maden sahası, nükleer tesis, taş ocağı, boru hattı, turizm,
“kentsel dönüşüm” vb. gerekçelerle Munzur Vadisi’nin, Ayder Yaylası’nın, Salda
Gölü’nün, Hasankeyf’in, Kaz Dağları’nın, Mersin’in, Sinop’un, Kuzey Anadolu
Ormanları’nın, İstanbul’un, yüzlerce yıllık zeytinliklerin, Trakya
topraklarının talanına, yok edilmesine karşı, bu memleketin her santimine
duyduğumuz sorumlulukla açlık grevindeyiz.
“kentsel dönüşüm” vb. gerekçelerle Munzur Vadisi’nin, Ayder Yaylası’nın, Salda
Gölü’nün, Hasankeyf’in, Kaz Dağları’nın, Mersin’in, Sinop’un, Kuzey Anadolu
Ormanları’nın, İstanbul’un, yüzlerce yıllık zeytinliklerin, Trakya
topraklarının talanına, yok edilmesine karşı, bu memleketin her santimine
duyduğumuz sorumlulukla açlık grevindeyiz.
Tecrit işkencesine tabi tutularak, kitap yayın hakkı, sohbet
hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme ve iletişim hakları keyfi şekilde
ellerinden alınan; ağırlaştırılmış müebbet hapis infaz rejimi ile – “ölünceye
dek” hürriyetinden yoksunluk, tüm dünyada reddedilen bir uygulama iken,
yasalara ve mahkeme kararlarına yazılan bu ibare ile – siyasi düşmanlığı
vurgulayan infaz düzenlemeleri ve uygulamalarına son verilsin!
hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme ve iletişim hakları keyfi şekilde
ellerinden alınan; ağırlaştırılmış müebbet hapis infaz rejimi ile – “ölünceye
dek” hürriyetinden yoksunluk, tüm dünyada reddedilen bir uygulama iken,
yasalara ve mahkeme kararlarına yazılan bu ibare ile – siyasi düşmanlığı
vurgulayan infaz düzenlemeleri ve uygulamalarına son verilsin!
Hasta tutsakların, hastalıkların kendilerine karşı
kullanılan bir işkence aracı haline getirilmesine son verilsin!
kullanılan bir işkence aracı haline getirilmesine son verilsin!
Tecride ve hasta tutsaklara yapılan işkencelere karşı insan
onurunu savunmak için açlık grevindeyiz.
onurunu savunmak için açlık grevindeyiz.
Asla çaresiz kalmayacağımızı, hakkımız olanı istemekten,
onurumuzu her şeyin üstünde tutmaktan vazgeçmeyeceğimizi göstermek için açlık
grevindeyiz ve biz kazanacağız!
onurumuzu her şeyin üstünde tutmaktan vazgeçmeyeceğimizi göstermek için açlık
grevindeyiz ve biz kazanacağız!
Müvekkillerimizi ve Halkımızı Savunmaktan Vazgeçmeyeceğiz!
“Şeref Ölümden Üstündür!”


