Filistin Halkına Şarkılarımızla
Barikat Olmaya Gidiyoruz
aç yüreğini burası benim vatanım
ölmek de yaşamak da benim hakkım
ve en çok bundan dolayı
sana burasını cehennem
bana yine cennet vatan yapacağım…”
diyor emperyalizme ve Siyonizm’e
taarruza geçmiş Filistin halkı. 77 yıldır Filistin halkı 7’den 70’e
emperyalizmin ve siyonizmin bütün saldırılarına karşı direniyor. Sessiz bir
hayalet gibi Filistin’in bütün sokaklarında “Nehirden denize Filistin özgür olacak”
sesleri yankılanıyor. Filistin topraklarının nehirden denize özgür olması ne
bir tehdit ne de bir hayal. Bu bir gerçek. Ürdün nehrinden Akdeniz’in
kıyılarına kadar uzanan Filistin toprakları düşman tanklarının izleriyle
yarılmış olsa bile, gökyüzü dumanla örtülmüşse de hatta çocuk çığlıkları
denizin dalgalarına karışmış olsa da, Filistin halkının verdiği mücadele
çağırısı bütün dünyada yankılanıyor. Filistin halkı halı dokur gibi kendi
özgürlüğünü elde etmek için yola çıktı. Bu yolculuğun tanıkları ise Filistin’de
yeşermeyi asla bırakmayan zeytin ağaçları. Zeytin ağaçları, bu toprakların
asırlık tanıklarıdır. Yüzyıllar boyunca orada duran, devleşen ağaçlar,
köklerinde derin bir geçmişin yankısını taşır. Fakat sadece geçmişi değil,
geleceği de vaat ederler. Filistin’in zeytin ağaçları, hem acının hem de
yeniden doğuşun simgesidir. Çünkü bu topraklarda varlık, yokluk iç içe geçmiş;
her şey yok olduğunda bile umut bir ağaç gibi filizlenmiştir. Filistin halkı
işte bu zeytin ağaçlarının tohumunu her yere dikmişler.
Bugün Filistinli çocuklar kurşun
yağmurları altında, güneşin delik deşik edildiği bir ülkede doğuyor. Henüz ilk
kelimeyi bile diyemeyen bu çocuklar, ölüm ve gözyaşı görüyor. Kendi yaralarının
kanını emmeyi öğreniyor. Ama tek başına bu acıyı ve üzüntüyü değil; anaların
isyanına, babaların korkusuzca savaşmasına tanıklık ediyor.
Hitler 2. Dünya Paylaşım Savaşı
sırasında Leningrad şehrinde açlığı bir silah olarak kullanarak 1 milyon
Leningrad halkını katletti. Hitlerin devamcıları Siyonistler ve emperyalistler
bugün de Filistin’e dayanan bütün sınırları kapatarak, bir ülkeyi abluka altına
alarak Filistin halkını açlıkla katlediyor. Filistin’de çocuklar sadece
bombalarla, silahlarla, işkenceyle katledilmiyor. Aç bırakılıyor.
Emperyalizmin, Faşizmin ve
Siyonizm’in ortak hedefi dünya halklarını teslim almak. Dün düşman Leningrad
halkını teslim almaya çalıştı ve yenildi – bugün ise Filistin halkını teslim
almaya çalışıyor.
LENİNGRAD’DA NASIL YENİLDİYSE
BUGÜN DE GAZZE’DE YENİLECEK!
Çünkü karşısında direnen bir halk
var!
“ben bağımsız yaşarım
ben anasız yaşarım
ben babasız yaşarım
ben oğulsuz yaşarım
ben kızım olmadan yaşarım
ama vatansız yaşayamam
unutma
benim öldüğüm yer vatanım
ya senin…”
Grup Yorum olarak sadece dünya
halklarının şarkılarını yapmıyoruz. Biz tarihimiz boyunca dünya halklarının
yanında durmaya gittik. Irak işgal edildiğinde biz oradaydık! Suriye’de savaş
başladığında biz orada Suriye halkı için konser verdik. Helin Bölek canlı
kalkan olarak Filistine gitme çabasıyla yanıp tutuştu. Donbass’a toplam 3 kez
gittik ve dezenformasyonu delmek için bir belgesel çektik.
Nerede direnen bir halk varsa, biz
orada olduk. Ezgilerimiz Anadolu’da tel örgülerin arasından sıyrılıp bütün
dünyaya mal oldu. Latin Amerika’dan Avrupa’ya Irak, Donbass ve Filistine kadar
uzandı. Sadece bugün S-Y-R Kuyu Tipi Hapishanelerinde ölüm orucu ve süresiz
açlık greviyle direnen özgür tutsaklarının sesi değil, aynı zamanda dünyanın
her yerinde direnen dünya halklarının sesi oldu. Onlara umut oldu her bir
notamız. Onları kahramanlaştırdı her bir sözümüz. Şarkılarımız onları
ölümsüzleştirdi dünya halklarının tarihinde.
Bugün de bir kez daha Filistin’e
gidiyoruz!
“…Bana bir türkü söyleyin
Yarınlarıma uzansın uzansın
Tel örgüler ebem olsun
Doğursun hasretimi
Doğursun hasretimi
Ağlamasın çocuklar
Çocuklar kanamasın
Çocuklar ağlamasın..”
Filistine barikat olmaya, rüzgâr
olmaya gidiyoruz. Biz çok iyi biliyoruz ki; rüzgâr esmeyince dal kıpırdamaz.
Bir gün değil, her gün, Filistin ve Anadolu halklarının direnişini büyütmek
için yürüyeceğiz.
Düşman Filistin halkına “Ya vatan
ya açlık” diyor. Filistin taarruza geçerek “VATANSIZ KALMAKTANSA AÇLIKTAN
ÖLMEK” diyor.
Filistin halkını umutsuz bırakmak
için saldırıyor emperyalizm ve Siyonizm. Filistin halkı umudu büyütmek için
açlıktan ölüyor.
“…sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
sen uyut dünya uyusun
sen uyut insanlık uyusun
ama ben uyanığım
ama ben direneceğim
işte kefenim bedenim…”
Açlıktan ölümlerle umutsuzluk
yaymaya çalışırken, biz devrimci sanatçılar olarak görevimiz olanı yerine
getireceğiz. Filistin halkının direnişi dünya halklarının umudu.
Devrimci sanatçı olarak görevimizi
yerine getirme mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Umudu Anadolu’da diktik
şimdi de bütün dünyada yeşertmeye gideceğiz.
Hayatın nabzı nerede bir direniş
varsa orada atar. Bugün hayatın nabzı Filistin’de atıyor. Bütün sanatçılara
hayatın nabzı olan Filistin’in yanında olmayı, umudu büyütmeyi ve sanatıyla
Filistin halkının emperyalizmin ve siyonizmin saldırılarına karşı ördüğü
barikatı büyütmeye çağırıyoruz!
Şarkılarımızla, ezgilerimizle,
bedenimizle Filistin’de olacağız!
Hiçbir güç dünya halklarının
birleşmiş gücünü yenemez!
Dayanışma dünya halklarının en
güçlü silahıdır! Dayanışmayı büyütmeye, görevimizi yerine getirmeye gidelim!
NEHİRDEN DENİZE FİLİSTİN ÖZGÜR
OLACAK!








