avusturya
Ölüm orucunun 272. gününde olan ve avukatlarının da
açıkladığı gibi, artık yürüyemez duruma gelen Sibel Balaç, DERHAL TAHLİYE
EDİLMELİDİR!
SİBEL BALAÇ, direnişe başladığında 87 kilo idi. Şu anda 38
kilo.
9 aydır süren ölüm orucunda hücre hücre eridi.
Eriyen her hücresiyle ADALET mücadelesini büyüttü.
Sibel Balaç, Gökhan Yıldırım ve İleri Kızılaltun, ölüm
orucunda eriyen her hücreleriyle, küçülen bedenleriyle direnme kararlılığımızı
ve umudumuzu büyüttüler.
TAYAD’lıların, Avrupa Halk Cephesi’nin çağrılarında
belirtildiği gibi, şimdi sahiplenmemizi güçlendirip Sibel Balaç’ı faşizmin
elinden alma zamanıdır.
Biz de Avusturya Halk Cephesi olarak, bu çağrılar
doğrultusunda;
Sibel öğretmenin açlığı sürdükçe, HER CUMARTESİ AÇLIK
NÖBETİNDE OLACAĞIZ.
HER PAZARTESİ, Adalet Bakanlığı’nı, Adli Tıp Kurumu’nu, Ankara-Dışkapı
Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni arayarak Sibel Balaç’ın
tahliyesini talep edeceğiz.
Her hafta bir eylemle, direnişçileri sahiplenmemizi
sürdüreceğiz.
Herkes bilsin ki; Adalet için canını ortaya koyarak bir
direniş başlatan Sibel Öğretmeni yalnız bırakmayacağız.
Gökhan’ı Faşizmin Elinden Nasıl Çekip Aldıysak, Sibel’i De
Çekip Alacağız!
16.09.2022
Avusturya Halk Cephesi
Ölüm Orucunda Olan Gökhan Yıldırım Ve Hasta Tutsaklara Destek
Siyasi Tutuklulara Özgürlük
İnisiyatifi olarak 18 Ağustos tarihinde Gökhan Yıldırım’ın karşı karşıya
kaldığı hayat tehlikesine ve ölüm orucu direnişine ilişkin yüzlerce demokratik
kurum ve insan hakları derneklerine, Avrupa milletvekillerine, tıp ve hukuk
kurumlarına, bilgilendirme yapıldı.
Gönderilen mektuplarda, yalnızca
Ağustos ayı içerisinde Türkiye hapishanelerinde en az 5, 2022 yılının
başından itibaren ise 45 hasta tutsağın yaşamını yitirdiği bilgisi verildi.
Sibel Balaç, Gökhan Yıldırım, ve İleri Kızılaltun’un sürdürdüğü Ölüm Orucu
direnişinin en önden gelen taleplerinden biri hasta tutukluların serbest
bırakılması olduğu belirtildi.
Ayrıca, Avusturya Dışişleri Bakanlığına bir kez daha durumun ciddiyetini
anlatmak için konuyla ilgili rapor ve açıklamalar gönderildi.
Halkın Hukuk Bürosu’nun, Gökhan Yıldırım’ı İzmir R Tipi Hapishaneye sevk kararı
ile ilgili yaptığı son açıklamanın yanısıra, İstanbul Tabip Odası’nın yeni
düzenlediği ve Gökhan Yıldırım’ın tutsak koşullarda kalamayacağını net ortaya
koyan rapor ile ölüm orucunda olan Sibel Balaç, Gökhan Yıldırım ve İleri
Kızılaltun’un taleplerine sahip çıkan 90’ın üzerinde aydın ve sanatçıların
imzaladığı metin kamuoyuyla paylaşıldı.
Tüm gelişmeleri takip etmeye ve kamuoyuna bu konuda bilgilendirmeye devam
edeceğiz.
Tekirdağ Savcılığı, Tekirdağ Şehir Hastanesi Sağlık Kurulu ve özellikle de Adli
Tıp Kurumu’nun, Gökhan Yıldırım’ın ölümü ya da sakatlığıyla sonuçlanacak tüm
girişimlere derhal son vermeliler. Yukarıda belirtilmiş bulunan kurumlar,
Gökhan Yıldırım’ın başına gelebileceği herşeyden sorumludur.
Yapılması gereken tek şey, ceza infazını erteleyerek bir an önce onun serbest
bırakılması için işlemleri başlatmak.
Türkiye’deki yetkililer ölüm orucu direnişçilerinin haklı taleplerini kabul
etmelidir. Hasta tutsakların yaşam hakları çiğnenmez, artık bu yoldan dönüp,
tedavilerinin önündeki engelleri ortadan kaldırılmalı, ölümlere son
verilmelidir!
Avusturya Halk Cephesi: İleri Kızılaltun Onurumuzdur! Biz Kazanacağız!
★UMUT, anlık koşulların anlık tahlili ile ilgili bir şey değildir;
Bir iyimserlik, naiflik, hüsnüzan edimi de değildir.
Hatta bilimsel sosyalist dünya çözümlemesiyle erişilmek zorunda da değildir.
UMUT insanın dünyada varolma kipidir.
Halkın ekmeği adaletse,
oksijeni UMUTTUR…
Yarın bizim olacak.
Bugüne gelince…
bugün geçecek.
Biz kazanacağız.
İnsanlık kazanacak…★
15 Ağustos 2022 Tarihinde,
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın Taleplerini Sahiplenerek Ölüm Orucu Yürüyüşüne Başlayan İleri Kızılaltun’un Ölüm Orucu Direnişini Selamlıyoruz…
Talepleri Halkın Talepleridir…
★Coşkun ve İsyankardır,
Ve Direşken ve Dövüşkendir,
Onların Halkın Kardeşi Olan Yürekleri.★
İleri, Eşi Grup Yorum Emekçisi Bahar Kurt Kızılaltun ile yaptığı son telefon görüşmesinde;
★Direnişimizi Zaten Herkes Duydu. Adım atılması gerekiyor.
Onlar gerekeni yapmıyorlar, biz kendi açımızdan gerekenleri yapıyoruz…
Dün olduğu gibi bugün de bizim Taleplerimiz aynı…
Bugün sadece değişen Ölüm Orucu Direnişçisi Olmam kişisel olarak.
Direnişçi Sayımız Bir Arttı…
Zafere de hazırız, Zaferin gerektirdiği bütün bedellere de hazırız…
Biz Adaletsizliği Kanıksamayacağız…
Halkımıza da Kanıksatılmasına izin vermeyeceğiz…★
Sibel, Gökhan, İleri, üç Direnişçi; Devrimci Tutsakların Her Koşulda Ölen Ama Teslim Alınamayan Başeğmez İradesini Kuşanıp, Hakikat Savaşımızın Direniş Bayrakları olmuşlardır artık…
Selam Olsun Direnenlere!
Bin selam!
★Ellerindeki Her şeyle Direnenler Var Hala;
Sizin Gazınız, Copunuz, Silahlarınız Olabilir…
Bizimkilerin;
Zekası, Cüreti, İradesi
Yeter Sizi Yenmeye!!!★
AKP İktidarı Gökhan Yıldırım’ı Refakatçisiz, yalnız ve selamsız bırakarak, katletmeye çalışıyor…
Gökhan Yıldırım, kendisi ile yapılan son telefon görüşmesinde ATK’nın kararına cevap verdi…
ATK kapısı önünde bekleyenlere selam gönderen Gökhan Yıldırım;
★Kazanacağız buna inanıyorum, Adli tıp kararı ne çıkarsa çıksın hiç önemli değil, önemli olan direnişimizdir”★
Gökhan; Sibel’ce, İleri’ce, Bütün Hasta Tutsaklar ve Adalete Aç olanlar için bir kez daha Bizlere sesleniyor…
Halkımız Bugüne El Koymayanlar,
Yarının Umudundan Söz Edebilir mi?
Bir Şiir Sabahında Kazandıklarımızı,
Yaşama Telaşı içinde kaybetmemeliyiz…
Ölüm Orucu Direnişi 240.Günleri geride bıraktı…
Direnişçilerin sağlık durumu kritik evreyi de aşmış bulunmakta…
Vicdanlarımız bizi yarı yolda bırakmadan, bulunduğumuz her alanda dayanışmamızı ve sahiplenmemizi büyüterek,
Zalimlerin sağır kulaklarına daha da gür şekilde seslenmeli ve Üç Direniş Karanfilini yaşatmak önceliğimiz olmalıdır…
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
İleri Kızılaltun Onurumuzdur!
Sibel Balaç Onurumuzdur!
Gökhan Yıldırım Onurumuzdur ve Serbest Bırakılmalıdır!
Direnişçilerin Talepleri Derhal Karşılanmalıdır!
Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!
Avusturya Halk Cephesi
Avusturya Halk Cephesi’nden Viyana Türkiye Konsolosluğu Eylemine Çağrı
Adli Tıp Kurumu Ve Tekirdağ Şehir Hastanesi Gökhan
Yıldırım’a İşkence Yapmaktan Vazgeçmelidir
AKP faşizminin yoldaşlarımız Sibel, Gökhan ve İleri’yi
katletmesine müsaade etmeyeceğiz…
Tüm halkımızı ölüm orucu direnişçilerinin haklı ve meşru talepleri
etrafında birleşmeye, barikat olmaya ve sahiplenmeye çağırıyoruz…
TARİH: 19 AĞUSTOS 2022
CUMA GÜNÜ
SAAT: 16.00-17.00
ADRES: Hietzinger Hauptstrase 38 A
1130 WİEN
Türkiye Hapishanelerinde 240 günleri geride bırakan ölüm orucu direnişinin talepleri AKP iktidarı
tarafından henüz
kabul edilmezken, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın sağlık durumları iyice
kötüleşti. Direnişi görmezlikten gelemeyen AKP iktidarının tüm kurumları kendi
faşist karakterlerine uygun davranmaya devam ediyor. Durumu kötüleşen Gökhan
Yıldırım Avukatlarının ve ailesinin talebiyle, hastaneye kaldırıldı. Bir rapor
düzenlenmesi ve tahliye talebiyle yapılan başvurunun ardından kaldırıldığı
Tekirdağ şehir hastanesi “Hapishanede ve hapishane tutuklu koğuşunda
hastanede kalamaz” raporu vermesine rağmen. Gökhan Yıldırım hastanenin
yoğun bakımında ve dışarıdaki insanları göremeyeceği bir odada tutuluyor. Daha
önce yine yoğun bakımda dışarıdaki insanları görebileceği bir oda da tutulduğu
ve uzaktan el salladığı için onu dışarıyı göremez bir odaya götürdüler.
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım onurlu yürüyüşlerini devam
ettirmektedirler…
Sibel ve Gökhan ölüm orucu direnişinde yalnız değildir
artık, 15 Ağustos tarihinde İleri Kızılaltun da aynı taleplerle ölüm orucu
direnişine başlayarak bitimsiz serüvencilerin yolculuğuna güç katmıştır…
Adalet mücadelesinin şahanı Gökhan’ın pencerenin ardındaki
selamından korkuyorlar…
Korkularını büyüteceğiz…
Gökhan’ın selamını her yere herkese taşımak boynumuzun
borcudur…
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Sibel Balaç Onurumuzdur!
Gökhan
Yıldırım Onurumuzdur!
İleri
Kızılaltun Onurumuzdur!
Ölüm
Orucu Şahanı Gökhan Yıldırım’ın
Talepleri Derhal Kabul Edilmeli Ve Serbest
Bırakılmalıdır!
Kahrolsun Faşizm
Yaşasın Mücadelemiz!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
Avusturya Halk Cephesi
Avusturya Dışişleri Bakanlığına Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım İçin Mektup Yollandı
Avusturya Dışişleri Bakanlığına bugün Siyasi Tutuklulara
Özgürlük İnisiyatifi olarak ikinci kez ölüm orucu direnişçileri Sibel Balaç ve
Gökhan Yıldırım’ın kritik durumu ve hayati tehlikesi olmasına rağmen tahliye
edilmeyi, Gökhan Yıldırım’ın 1 haftadır uygun olmayan koşullarda Tekirdağ Şehir
Hastanesinde tutulmasına ilişkin mektup gönderildi.
Bu konuda Halkın Hukuk Bürosu’ndan müvekkillerine ilişkin
tahliye çağrısı bulunan açıklama ve çeşitli basın metinleri de ekte
iletilmiştir.
Ayrıca, 15 Temmuz tarihinde Avusturya Dışişleri Bakanlığına
düzenlenen ve birçok enternasyonal sanatçıların da katıldığı bir yürüyüşte,
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın haklı taleplerine dikkat çekilmiş ve bakanlık
görevlilerine açık bir mektup çağrısı iletilmiştir.
Birkaç gün önce bakanlıktan İnisiyatifine ulaşan cevapta,
kısaca adil yargılanma ve insan hakları konularının ilgili Avusturya makamları
tarafından sıkça Avrupa mercilerinde dile getirildiği bildirilerek, davanın bir
sonraki aşamasına dair, yani ilgili Türkiye yargı mercilerine beklemek
gerektiği denmiştir.
Ancak, gelinen noktada, aylardır cevabı geciktiren bir yargı
kararını beklemek ölümdür…
38 kiloya düşen Gökhan Yıldırım’ın hayatı tehlikede ve
yaklaşık 1 hafta önce bulunduğu hastane tarafından hazırlanan “hapishanede
veya hastane mahkum koğuşunda tek başına kalamaz, infazı 3 aylık süreliğine
ertelenmelidir.” raporuna rağmen, en temel haklarını kullanamayacak,
tecrit koşullarında ve kendi isteği dışında Tekirdağ Şehir Hastanesinin yoğun
bakımında tutuluyor…
Herkes anlamalı ki, Gökhan ve Sibel gibi en temel, anayasal
haklarını ölüm orucu eylemiyle arayan insanların tedavisi değil, ölüme sebep
vermeden haklı taleplerin dinlenmesi ve kabul edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, hastanede, tutukluluk koşullarında yapılan hiçbir
şeyi onu iyileştirmek veya yaşatmak için değil, haklarını çiğneyerek talepleri
yok saymaktır ve hayatlarını bilinçli olarak tehlikeye atmaktır…
Demokratik Kamuoyuna, resmi kurumlara seslenmeye devam
edeceğiz;
Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç’ın talepleri meşru, haklı,
adil yargılanma ilkesi tüm dünyaca tanınmış bir hukuk kuralıdır.
Hasta Tutuklular serbest bırakılmalı!
Gökhan Yıldırım’ı yaşatmak için de ceza infazının derhal
ertelenmesi ve taleplerinin derhal kabul edilmesi gerekir…
**
Sayın..
Türkiye’de hayati tehlikesi bulunan tutuklular Sibel Balaç
ve Gökhan Yıldırım için tekrar acil çağrı yapmak istiyoruz…
İşte günlerdir sosyal medyada yayınlanan ve yetkililerin
görmezden geldiği bazı ifadeler ve haberler iletiyoruz…
Tekirdağ Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde
havalandırılması olmayan bir odada tutulan Gökhan Yıldırım’ın 1 hafta önce
hastane doktorlarının acil tavsiyesi üzerine tahliyesi Adli Tıp Kurumu’nca ve
sonuç olarak Tekirdağ Savcılığı tarafından reddedilmiştir.
Sadece açık insani ve temel haklar talep eden ve tedavi
istemeyen Gökhan’ın ölüme terk edildiği açıktır.
Çünkü orada tecrit edilmiş, ziyaretleri ve ailesiyle
iletişimi kısıtlanmış bulunuyor, sürekli refakatçiye ihtiyacı var, ama
verilmiyor.
Gökhan 38 kiloya düşmüştür ve durumu kritik bir evrededir
artık…
Adli tıbbın, zaten hukuksuzca verilmiş tutukluluğunun ‘uygun
olmadığına’ ve infazının tavsiye edildiği gibi 3 ay ertelenmesi için daha ne
olması gerekiyor?
Sanıyorum bir üst yargı makamını bekleme tavsiyeniz burada
uygun olmayacağı ve anlayacağınız gibi tüm aileleri, avukatları ve tutukluların
adil koşullardan yana olan herkes bu durumdan oldukça endişelidir…
Lütfen bu durumda bir şey yapıp yapmadığınızı acilen tekrar
yanıtlarsanız seviniriz…
Son günlerde Türkiye Cezaevlerinde en az 2 hasta tutuklu
hayatını kaybederken,
İleri Kızılaltun isminde bir diğer siyasi tutuklu 15
Ağustos’ta Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım gibi, hukukun üstünlüğünün her
ilkesini çiğneyen bu insanlık dışı politikaya karşı ölüm orucuna başladı.
Bir kez daha bu konuda acil cevabınızı rica ediyoruz…
Saygılarımızla…
Avusturya Halk Cephesi: 16 Temmuz’da 1 günlük Destek Açlık Grevi Yaptı
16 Temmuz’da Avusturya genelinde 25 kişi ile Sibel ve
Gökhan’ın Taleplerinin Kabul Edilmesi için 1 günlük Destek Açlık Grevine
katılım sağladık…
💥Gardiyanları ve yargıçları
ve savcıları,
hepsi halka karşıdır.
Kanunları, yönetmelikleri, bütün kararları, hepsi halka
karşıdır.
Dergileri, gazeteleri, bütün yayınları,
hepsi halka karşıdır
Bunların hiçbiri onları kurtaramayacak, Durduramayacaklar
halkın coşkun akan selini,
Panzerleri, kelepçeleri, bütün silahları,
hepsi halka karşıdır.
Zindanları, tutukevleri, işkence evleri,
hepsi halka karşıdır.
Borsaları ve şirketleri ve iktidarları,
hepsi halka karşıdır.
Bunların hiçbiri onları kurtaramayacak, Durduramayacaklar
halkın coşkun akan selini…💥
Sibel ve Gökhan; iki yoldaş, iki çift göz, direncimizin,
direniş kalemizin umut kapısı oldular…
Onlar Bizler için, halkımız için, zor koşullarda
imkânsızlıklarda var olmak için ölüm orucu yürüyüşünün 200. Günlerini geride
bırakarak mücadeleye devam ediyorlar.
Hakikâti açığa çıkarmak ve kendi hakikâtimizden geleceği
inşa etmeye ve kurmaya çalışıyorlar…
Onlar yaşadıkları çağın sorumlusu ve devrimcileridirler…
Tıpkı bir an bile coşkusu ve inancı eksilmeyen bitimsiz
serüvenciler gibi…
En öndeler işte; açlıklarıyla, gün gün eriyen
bedenleriyle…hodri meydan diyorlar…
Yarınlarımızın yeni başlangıçları için, değer ve
geleneklerimizin korunması ve anlam kazanması için;
Faşizmin her türlü baskı ve Zorbalığına, Haksızlıklara,
Adaletsizliğe,
Sansüre ve Tecrite karşı Açlıklarıyla Haykırıyorlar;
Bizi, Düşüncelerimizi Asla Teslim Alamayacaksınız!
Onlar Yaşam Yolculuğumuzun Onurlu devrimcileri olarak,
Halkımızın sorunlarını yazgısını, çekilen acıya, sömürüye dair ne varsa
yüklenip, yaşlı dünyamızı daha yaşanılır, özgür kılmaya çalışıyorlar…
İki direnişçi bu yolculukta bir çift göz oldular…
Onlar öleceğiz demiyorlar, yaşamak ve Yaşatmak için, taleplerimizin
derhal karşılanmasını istiyorlar.
Sibel ve Gökhan Çok geç olmadan;
Kör, sağır ve dilsiz yaşayan ölüler ordusuna da
sesleniyorlar;
“Umutsuzluğa kapılmaktan korkup kaçmayın. Üstüne
yürüyün, geçin, ezin, onu…
Karanlığı aşınca umudun ışığını göreceksiniz!”
Onlar;
“Denizi seviyorsan dalgalarını da seveceksin. Korkarak
yaşarsan, yalnızca hayatı seyredersin,” diyenlerin, geleneğinin
temsilcileridirler artık…
Onların hayatı umuda, cürete adanmıştır…
Onlar artık tarihimizin direnç çiçekleridir…
Sibel ve Gökhan’ı Yaşatmak, bizlerin ellerindedir artık…
Onların sesi, çığlığı, haykırışı olmak için daha fazla emek
vermeli, daha fazla özverili, fedâkarca mücadelemizi büyütmeliyiz!
Halkımız;
Sonuçta Hayatlarımız gün sonunda yaptıklarımızla değil, yapamadıklarımızla
bizi yargılayacak…
Daha Fazla Sorumlulukla hareket etmeli, daha hızlı koşmalı, var
olan çabamızı devrimci çaba ile desteklemeliyiz…
Herkesin, Hepimizin yapabilecekleri sınırsız değildir!
Direnişimiz Kazanacak, Biz Kazanacağız!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Sibel Balaç Onurumuzdur!
Gökhan Yıldırım Onurumuzdur!
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!
Kahrolsun Faşizm Yaşasın Mücadelemiz!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
Avusturya Halk Cephesi…
Avusturya’nın Başkenti Viyana’da Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım İçin Adalet Konseri Ve Yürüyüş
15 Temmuz Cuma günü saat 16.00
itibaren Viyana’nın Stephansplatz’daki dom kilisesinin önünde Ölüm Orucu
direnişinin sesi olmak için miting düzenlendi.
Mitingte, Siyasi Tutuklulara
Özgürlük İnisiyatifi yaptığı açılış konuşmasında direniş sürecini anlattı. Hem
Sibel ve Gökhan’ın seslerini duyurmak hem Avusturya devletinin Türkiye’deki
tutsaklara yönelik işlenen suçlara ortak olmaması gerektiğini anlatıldı.
Sonra artarda mitinge katılan
sanatçılar sahne alarak güzel şarkılarıyla dayanışmalarını ifade ettiler.
Mayas adli sanatçı Filistin
türküleriyle hem mitinge gelen insanları hem Arap turistlerin yüreğine dokundu.
Venezüela müzisyen Jairo Morales ise Latin Amerika’nın devrimci ve halk
türkülerini Sibel ve Gökhan için söyleyerek, ayrıca Grup Yorum’a Özgürlük
çağrısı yaptı. Erwin & Klaus isimli Avusturyalı müzisyenleri gitar ve
akkordeon eşliğinde adaletsiz düzeni eleştiren türküleriyle yer aldılar.
Son olarak Grup Yorum türküsü
Güleycan’i Venezüela sanatçısı Jairo Morales ile birlikte seslendirildi ve
eyleme katılanlarla birlikte koro şeklinde Gel ki Şafaklar Tutuşsun söylendi.
Sahnede ara ara dayanışma
mesajları okunarak eylemin amacı anlatıldı. Avusturyalı antifaşist Kızıl Bayrak
dergisinden bir temsilcisi konuşmasında Sibel ve Gökhan’ın bugün emperyalizme
ve faşizme karşı mücadelede milyonları temsil ettiği ifade etti ve talepleri
derhal kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye iktidarının emekçi halkına
ve tutsaklara yönelik politikasına değinirken, Avusturya devletinin de Türkiye
ile olan işbirliğini eleştirdi. Ardından Milletvekili Ewa Dziedzic’in
gönderdiği destek mesajı da okundu.
Mitingin sonunda Gökhan Yıldırım’ın
Abisi Erkan Yıldırım’la canlı telefon bağlantısı kuruldu. Yıldırım
konuşmasında; Gökhan’ın burada yapılan eylemden haberdar olduğunu ve herkese
yürekten Selamlarını ilettiğini söyleyerek başladı. Sağlık durumu oldukça
kötüye gittiğini ifade ederek, ayak ve ellerinde morlukların oluştuğu, şiddetli
kemik ağrıların olduğu ve 20 kiloyu kaybederek 44 kiloya düştüğünü anlattı.
İspatlanmamış, tek bir yalan
iftira üzerine tutuklanan ve 46 yıl hapis cezası verilen Gökhan’ın yozlaşmaya
karşı mücadele ettiği ve bu politikayı teşhir ettiği için bu cezanın
verildiğini ifade etti.
Uyuşturucu ticaretinin büyük
ölçüde devletin elinde olduğu için uyuşturucu çetelerine kimse karışmazken,
Gökhan gibi bu politikaya karşı mücadele eden devrimcilerin on yıllarca hapis
cezalarına çarptırıldığı anlatıldı. Son olarak Gökhan ve Sibel’in yaşaması için
bir an önce harekete geçmesi gerektiği, irili ufak her türlü eylem önemli
olduğunu, bunun Adalet Bakanlığına mektup yazarak ya da kaldıkları hapishaneyi
arayarak taleplerin karşılanması gerektiğini söyleyerek de olabileceğini
vurguladı. Erkan Yıldırım eyleme katılan herkese teşekkür ederek Selamladı.
Konuşması sırasında “Sibel Balaç
-Gökhan Yıldırım Onurumuzdur”, “Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz” sloganları
atıldı.
Ardından, Sibel ve Gökhan’ın
taleplerini yazan ve resimleri bulunan pankartın asıldı miting aracının
arkasından Stephansplatz’tan Dışişleri Bakanlığına yürüyüş yapıldı.
Yol boyunca Grup Yorum’dan ve
enternasyonal marşlar çalındı. Sibel ve Gökhan’ı anlatan kısa konuşmaların
arasında sık sık “Sibel Balaç-Gökhan Yıldırım Onurumuzdur”, “Yaşasın
Enternasyonal Dayanışma”, “Tüm Siyasi Tutsaklara Özgürlük” sloganları atıldı.
Dışişleri Bakanlığı önünde Bakan
Alexander Schallenberg’e teslim edileceği yazılı çağrı mektup okundu, ardından
katılan sanatçılar bir kaç türkü daha söylediler.
Eylemin sonunda direnişçilerin
avukatı olan Seda Şaraldı ile canlı telefon bağlantısı kuruldu. Yaptığı
konuşmada Türkiye’de adil yargılamanın çoktan ortadan kaldırıldığı, Sibel ve
Gökhan gibi onlarca kişi tek bir kişinin iftiraları ve ortada olmayan dijital
materyeller ile onyıllarca hapis cezalar alıyorlar. Söz konusu devrimciler ve
sosyalistler olunca hiç bir delil olmadan mahkemeler cezaları onaylıyor dedi.
Ayrıca 2020 yılında sırf adil bir yargılama istedikleri için talepleri
karşılanmayarak hayatını kaybeden meslektaşı Ebru Timtik, Grup Yorum üyeleri
Helin Bölek ve İbrahim Gökçek ile Mustafa Koçak’ı hatırlattı.
Şaraldı, adil yargılanma talebi
dışında başta Ali Osman Köse olmak üzere Türkiye’de bulunan binlerce hasta
tutsakların serbest bırakılması için mücadele eden Sibel Balaç ve Gökhan
Yıldırım’a acilen sahiplenme çağrısında bulundu. Eyleme katılanlara Sibel ve
Gökhan adına teşekkür etti.
Mitingin olduğu 15 Temmuz Cuma
sabahı Avusturya Basın Ajansı’nda (APA) Yeşiller Partisi milletvekili, İnsan
Hakları ve Dış İlişkiler sözcüsü Ewa Dziedzic’in Sibel ve Gökhan için yaptığı
açıklama yayınlanarak yürüyüş anons edildi. Miting boyunca direnişi anlatan hem
Türkiye hem Avusturya devletine yönelik talepleri ve mektup yazmak için Adalet
Bakanlığı, T.C. Büyükelçiliği ve Avusturya Dışişleri Bakanlığının mail
adreslerin yazılı olduğu bildiriler dağıtıldı.
Yaklaşık 50 kişinin katıldığı
eylem için ayrıca Sibel ve Gökhan’ın resmi bulunan Almanca ve İngilizce yazılı
tişörtler giyildi.
Eylem Dışişleri Bakanlığın önünde
saat 19.30.’da sona erdi.
Yeşiller Dış Politika, İnsan Hakları, Göç ve LGBTIQ+ Sözcüsü
Ewa Ernst-Dziedzic’in açıklaması
Türkiye
Cumhurbaşkanı Erdoğan, jeopolitik düzeyde bir kez daha ön saflarda yer aldı.
Avusturya da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından politikacılar, Türkiye’nin
Ukrayna savaşında arabuluculuk yapabileceğini, gaz için alternatif bir geçiş
ülkesi olarak hizmet edebileceğini veya Avrupa için göç bekçiliğini oynamaya
devam edeceğini umdukları için tekrar saygılarını sunuyorlar.
Bu nedenle,
dünyanın Türkiye’de devam eden insan hakları ihlallerine, hukukun üstünlüğünün
sürekli olarak ortadan kaldırılmasına, azınlıkların, muhalif figürlerin ve
özgür basının baskısına karşı bir gözünün kör olması tehlikesi vardır. Bugün
tam olarak buna karşı koymak için burada duruyorsunuz ve bunun için teşekkür
ederim.
Ankara’daki
otoriter rejime dünyanın -haksız bir düzmece davada uzun hapis cezalarına
çarptırılan ve son çare olarak
gördükleri için açlık grevine başlayan Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım
örneğindeki gibi- Türkiye’deki haksız yere hapsedilen insanların akıbetini
önemsediğini göstermek için siyasi savunuculuk yapmak ama hepsinden önemlisi
sivil toplumdan gelen baskı gerekiyor.
Bugün Türk
yargısının bu iki mağduruna bir işaret vermek için buradasınız: Mücadelenizde
sizi yalnız bırakmayacağız!
Sibel ve Gökhan’ın sesi Avusturya Basın
Ajansında duyuruldu:
(15 Temmuz 2022)
Ernst-Dziedzic: Türkiye’deki insan hakları
durumu tartışmada kalmalı..
Yeşiller siyasi tutuklular Sibel Balaç ve
Gökhan Yıldırım’ın akıbetinden endişeli
Viyana (OTS) – “Türkiye Cumhurbaşkanı
Erdoğan, sahip olduğu jeopolitik yumruklar nedeniyle kendisini uluslararası
alanda ön plana çıkarmış olsa da, şu anda onun baskıcı rejimi altında kaç
kişinin acı çektiğini unutmamalıyız.
Yeşiller’in dış-politik ve insan hakları
sözcüsü, bir zamanlar boyun eğdirilen azınlıkların yanı sıra binlerce muhalefet
üyesi şu anda Türk cezaevlerinde bulunuyor – çünkü tek yaptıkları her insanın
vazgeçilemez bir hakkıyı kullanmak istediler: fikrini özgürce ifade etmek,
diyor Yeşiller’in dış politika ve insan hakları sözcüsü, Ewa Ernst Dziedzic,
birçok devletin Türkiye’de mevcut siyasi yakınlaşmasının ışığında.
Örnek olarak, gerçek bir delil sunulmadan
ve gizli tanıkların ifadelerine dayanarak uzun hapis cezasına çarptırılan iki
siyasi tutuklu Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ı veriyor. Her iki tutuklu da
kendi kaderlerine ve genel olarak Türkiye’deki çoğu zaman anlaşılmaz adalet
yönetimine dikkat çekmek için şu anda açlık grevinde.
Onları destekleyen bugün saat 16.00’da
Stephansplatz’dan Ballhausplatz’a hareket eden bir dayanışma mitingi yapılacak.
ve Uluslararası İşlerden Sorumlu Federal Bakan
Sayın Alexander Schallenberg
Türkiye’de haksız bir düzmece yargılama sonucunda delilsiz olarak tutuklanan ve
uzun hapis cezalarına çarptırılan iki siyasi tutuklu Sibel Balaç ve Gökhan
Yıldırım, 200 günden fazla Ölüm orucu/açlık grevinde bulunmaktadır.
Temel talepleri, adil yargılamanin sağlanması, ve bu doğrultuda ispatlanmamış
yalan beyanları ağır hapis cezaları için delil olarak kullanılan gizli
tanıkların kaldırılması ve ağır hasta tutukluların serbest bırakılması.
Bilindiği üzere Türkiye hapishaneleri muhaliflerle, hükümeti eleştirenlerle,
hatta onlarca avukatla, protesto müzik grubu olan Grup Yorum sanatçılarla,
eleştirel gazetecilerle, sol görüşlü Kürt milletvekilleri ve iktidar
politikasına uygun davranmayan insanlarla doludur. Ve yüzlercesi adil
yargılanmadan yoksun bırakarak hapse atıldı.
Hukuk devleti kurallarına aykırı olarak hapsedilen ve hüküm giyen iki tutsak
bugün yeniden yaşam mücadelesi veriyor.
200 günden fazla bir süredir adil yargılanma ve ağır hasta tutukluların serbest
bırakılması için açlık grevinde olan ve sorumlular tarafından halen görmezden
gelinen Gökhan Yıldırım sadece 42 kilo, Sibel Balaç şimdiden 30 kilo vermiş ve
52 kilo.
Her ikisi de kemiklerde ve sinir uçlarında şiddetli ağrıdan yakınır, doku ölümü
çoktan gerçekleşmiştir ve haklı talepleri kısa sürede karşılanmazsa hayatta
kalamazlar.
Türkiye’deki adalet sisteminin hukuken katledilmesinin bir kez daha fiili
cinayete dönüşmemesi için, Avusturya Dışişleri Bakanlığı’nı bir açıklama
yapmaya ve dış politika etkisini Türkiye’ye ve uluslararası kuruluşlara
göstermeye çağırıyoruz.
Türk hükümetini, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın meşru taleplerini bir an
önce tanımaya ve bunları bir an önce hayata geçirmek için gerekli tüm adımları
atmaya çağırıyoruz.
Daha 2020 yılında aralarında avukat ve müzisyenlerin de bulunduğu 4 kişinin
adil yargılanma talebiyle direnişte hayatını kaybettiğini hatırlatmak isteriz.
O sırada Dışişleri Bakanı olarak görevinizde, bu konuda size yöneltilen bir
soruyu yanıtlamıştınız (2742/J 1 of 3, 8 Temmuz 2020 (XXVII.GP):
“Ebru Timtik Hanım’ın 238 günlük açlık grevinin ardından 27 Ağustos
2020’de vefat ettiği haberi beni derinden üzdü. Etkilenenler öncelikle adil yargılanma
talep ediyor. Avusturya bu talebi desteklemektedir. Özellikle ceza hukuku ve
terörle mücadele mevzuatı alanındaki muğlak ve geniş yorumlanabilir hükümlere
ek olarak, yargıdaki siyasi etki Türkiye’de büyük bir sorun olmaya devam
ediyor. AB’nin Türkiye ile ilişkilerinin temel taşları olan hukukun üstünlüğü
ve temel özgürlükler konusunda Türkiye’nin acilen somut ilerleme göstermesi
gerekiyor…”
Bu nedenle size acil çağrımız: Lütfen o günler söylediklerinizi hatırlayın ve
Türkiye’de yeniden haksız yere hapsedilen insan hakları savunucuların adalet
uğruna açlık grevinde ölmemesi için, Türkiye makamlarına hitaben bir kez daha
dile getirmenizi istiyoruz.
1 yıldan fazla süren ve ağır hasta tutsak Ali Osman Köse’ye
Özgürlük talebiyle başlatılan haftalık adalet nöbetleri son 2 aydır iki
haftalık çarşamba günleri devam ediyor. Sonuncusu 22 Haziran Çarşamba günü
Mariahilfer caddesinde düzenlendi.
Türkiye ve dünyadaki birçok devrimci tutsakların afişleri
yanısıra ağır hasta tutsak Ali Osman Köse’nin pankartı ve Aysel Tugluk’un da
fotoğrafı asıldı.
Ölüm Orucu direnişçileri Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın
resimleri olan dövizlerde, uğradıkları adaletsizliklere karşı verdikleri
mücadeleyi anlatan yazılar vardı.
Saat 18.00- 19.00 arası düzenlenen eylemde ölüm orucu
direnişiyle ilgili bildiriler dağıtıldı. İlgi duyan birçok kişiye direniş
anlatılarak dayanışma çağrısı yapıldı.
Bir sonraki nöbet 6 Temmuz Çarşamba günü düzenlenecek.












