Category:
açıklamalar
Halkın Hukuk Bürosu Enternasyonal Büro: İbrahim Gökçek’i Savunduğu İçin Soruşturma Açılan Hakimler Yalnız Değildir
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
AKP Faşizmi Grup Yorum’un Haklı Taleplerini Ve Grup YorumÜyelerinin Yaşam Hakkını Savunan Hakimlere De Savaş Açtı!
Keyfiliğin, Hukuksuzluğun Karşısında Hukuku,
Adaletsizliğin Karşısında Adaleti Savunmak Suç Değil
Onurdur!
Onurdur!
Faşizm; kendinden olmayan, kendisi gibi düşünmeyen herkese
düşman bir yönetici sınıfın keyfi ve baskıcı yönetimidir. Bu gerçek AKP faşizmi
tarafından bugün bir kez daha tescillenmiştir.
düşman bir yönetici sınıfın keyfi ve baskıcı yönetimidir. Bu gerçek AKP faşizmi
tarafından bugün bir kez daha tescillenmiştir.
Şarkılarını özgürce söyleyebilmek, konserlerini özgürce
yapabilmek için başladığı ölüm orucu direnişi sonucunda şehit düşen Grup Yorum
üyesi İbrahim Gökçek’le ilgili, kişisel sosyal medya hesaplarından
paylaşımlarda bulunan üç hakim hakkında soruşturma açılması ve bir hakimin
görevden uzaklaştırılması AKP faşizminin keyfilikte ve düşmanlıkta vardığı son
noktayı göstermiştir.
yapabilmek için başladığı ölüm orucu direnişi sonucunda şehit düşen Grup Yorum
üyesi İbrahim Gökçek’le ilgili, kişisel sosyal medya hesaplarından
paylaşımlarda bulunan üç hakim hakkında soruşturma açılması ve bir hakimin
görevden uzaklaştırılması AKP faşizminin keyfilikte ve düşmanlıkta vardığı son
noktayı göstermiştir.
İlk olarak geçtiğimiz günlerde, İzmir Karşıyaka hakimi Ayşe
Sarısu Pehlivan hakkında, twitter hesabından yaptığı “İbrahim Gökçek yaşamalıdır.”,
“Türküler kimseye zarar vermez.” ve “Ölüm adın kalleş olsun”
şeklindeki paylaşımları nedeniyle Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından
keyfi ve hukuka aykırı bir soruşturma başlatıldı. Bugün ise, Ayşe Sarısu
Pehlivan’ın üç ay süreyle açığa alındığı, yani görevden uzaklaştırıldığı
açıklandı!
Sarısu Pehlivan hakkında, twitter hesabından yaptığı “İbrahim Gökçek yaşamalıdır.”,
“Türküler kimseye zarar vermez.” ve “Ölüm adın kalleş olsun”
şeklindeki paylaşımları nedeniyle Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından
keyfi ve hukuka aykırı bir soruşturma başlatıldı. Bugün ise, Ayşe Sarısu
Pehlivan’ın üç ay süreyle açığa alındığı, yani görevden uzaklaştırıldığı
açıklandı!
Yargıçlar Sendikası Başkanı bir yargıç, bir hukukçu olan
Ayşe Sarısu Pehlivan, hakkında açılan soruşturma ile ilgili yaptığı açıklamada
“bir hukukçu olarak, bir insanın yaşam hakkını savunduğunu” belirtti ve şunu
ekledi: “Bugüne kadar kültürümde biat yoktur.” Ayşe Sarısu Pehlivan’ın bu
sözleri, hakimler hakkında açılan soruşturmaların amacını da özetledi.
Ayşe Sarısu Pehlivan, hakkında açılan soruşturma ile ilgili yaptığı açıklamada
“bir hukukçu olarak, bir insanın yaşam hakkını savunduğunu” belirtti ve şunu
ekledi: “Bugüne kadar kültürümde biat yoktur.” Ayşe Sarısu Pehlivan’ın bu
sözleri, hakimler hakkında açılan soruşturmaların amacını da özetledi.
Soruşturmanın amacı herkesi olduğu gibi bütün hakim ve
savcıları da AKP faşizmine biat ettirmekti. AKP faşizminin bu amacı,
Pehlivan’ın ardından başka hakimlere de aynı gerekçelerle soruşturma
açılmasıyla daha açık bir şekilde görünür hale geldi.
savcıları da AKP faşizmine biat ettirmekti. AKP faşizminin bu amacı,
Pehlivan’ın ardından başka hakimlere de aynı gerekçelerle soruşturma
açılmasıyla daha açık bir şekilde görünür hale geldi.
Ayşe Sarısu Pehlivan’ın ardından Demokrat Yargı Derneği
Eşbaşkanı hakim Orhangazi Ertekin hakkında da İbrahim Gökçek’le ilgili yaptığı
paylaşımlar nedeniyle soruşturma başlatıldı.
Eşbaşkanı hakim Orhangazi Ertekin hakkında da İbrahim Gökçek’le ilgili yaptığı
paylaşımlar nedeniyle soruşturma başlatıldı.
AKP faşizminin biat ettirmek istediği hakimler arasına son
olarak Ankara hakimi Leyla Köksal da katıldı. Leyla Köksal hakkında da Grup
Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in şehit düştüğü gün “twitter hesabındaki profil
resmini siyah renkte yaptığı”, kendi paylaşımlarında “yaşam hakkını savunmak
suç değildir” dediği ve bu paylaşımlarında “görevden uzaklaştırılan Ayşe Sarısu
Pehlivan’ı etiketlediği” gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
olarak Ankara hakimi Leyla Köksal da katıldı. Leyla Köksal hakkında da Grup
Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in şehit düştüğü gün “twitter hesabındaki profil
resmini siyah renkte yaptığı”, kendi paylaşımlarında “yaşam hakkını savunmak
suç değildir” dediği ve bu paylaşımlarında “görevden uzaklaştırılan Ayşe Sarısu
Pehlivan’ı etiketlediği” gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
Oysa ne Ayşe Sarısu Pehlivan’ın ne Orhangazi Ertekin’in ne
de Leyla Köksal’ın sözkonusu paylaşımlarında hiçbir tehdit, hakaret ya da başka
bir suç unsuru yoktu. Onlar birer hukukçu, birer aydın olarak düşüncelerini
paylaşmış, İbrahim’in yaşam hakkını savunmuş, bu hakkın elinden alınmasına
karşı tepkilerini ifade etmişlerdi sadece. Ama asıl sorun da buydu zaten. Bu
düşünceler AKP faşizminin düşüncelerine aykırıydı. Bu ise en büyük suçtu! Bu
yüzden, artık hiçbir bağımsızlığı kalmamış, yürütme organının bir parçası
haline gelmiş HSK tarafından haklarında bu soruşturmalar açıldı. Böylece AKP
faşizmi, emrindeki HSK aracılığıyla bütün hakim ve savcılara gözdağı vermek,
susturmak, biat ettirmek istedi.
de Leyla Köksal’ın sözkonusu paylaşımlarında hiçbir tehdit, hakaret ya da başka
bir suç unsuru yoktu. Onlar birer hukukçu, birer aydın olarak düşüncelerini
paylaşmış, İbrahim’in yaşam hakkını savunmuş, bu hakkın elinden alınmasına
karşı tepkilerini ifade etmişlerdi sadece. Ama asıl sorun da buydu zaten. Bu
düşünceler AKP faşizminin düşüncelerine aykırıydı. Bu ise en büyük suçtu! Bu
yüzden, artık hiçbir bağımsızlığı kalmamış, yürütme organının bir parçası
haline gelmiş HSK tarafından haklarında bu soruşturmalar açıldı. Böylece AKP
faşizmi, emrindeki HSK aracılığıyla bütün hakim ve savcılara gözdağı vermek,
susturmak, biat ettirmek istedi.
Aynı günlerde İbrahim Gökçek’e, cenazesine ve cenazesine
katılanlara yönelik bir linç kampanyası başlatılmış, her türlü tehdit ve
hakaret içeren yayınlarla “alenen halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu
işlenmişti. Hatta İbrahim Gökçek’in cenazesini mezardan çıkarıp yakmakla tehdit
eden faşist çeteler de vardı. Yine AKP medyasından bir televizyon kanalında
“elimizde liste var, silahımız her şeyimiz var, bizim aile 50 kişiyi götürür”
diyerek sağa sola tehditler savuranlar oldu. Bunlarla ilgili hiçbir hukuki
işlem yapılmadı hatta devletin ilgili kurumları bunları açıkça sahiplendi. Diğer
yandan sadece duygularını paylaşan, düşüncelerini açıklayan hakimlere
soruşturma açıldı, ceza verildi.
katılanlara yönelik bir linç kampanyası başlatılmış, her türlü tehdit ve
hakaret içeren yayınlarla “alenen halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu
işlenmişti. Hatta İbrahim Gökçek’in cenazesini mezardan çıkarıp yakmakla tehdit
eden faşist çeteler de vardı. Yine AKP medyasından bir televizyon kanalında
“elimizde liste var, silahımız her şeyimiz var, bizim aile 50 kişiyi götürür”
diyerek sağa sola tehditler savuranlar oldu. Bunlarla ilgili hiçbir hukuki
işlem yapılmadı hatta devletin ilgili kurumları bunları açıkça sahiplendi. Diğer
yandan sadece duygularını paylaşan, düşüncelerini açıklayan hakimlere
soruşturma açıldı, ceza verildi.
İşte faşizmin hukuksuzlukta, adaletsizlikte sınır
tanımadığının en son ve en somut örneklerinden biridir bu. Ve bu aynı zamanda,
bize bir kez daha, hukukçu ve aydın olmanın tarihsel sorumluluğunu hatırlatan
bir örnektir. Faşizmin keyfiliğinin karşısında hukuku, adaletsizliğin
karşısında adaleti savunmak, yaratmak istediği korku ve sessizliğin karşısında
ses olmak, direnme hakkının baskı ve terörle yok edilmek istenmesine karşı
direnenlerin yanında olmak insan olmanın, hukukçu ve aydın kimliğin tarihsel
sorumluluğunu taşımanın gereğidir.
tanımadığının en son ve en somut örneklerinden biridir bu. Ve bu aynı zamanda,
bize bir kez daha, hukukçu ve aydın olmanın tarihsel sorumluluğunu hatırlatan
bir örnektir. Faşizmin keyfiliğinin karşısında hukuku, adaletsizliğin
karşısında adaleti savunmak, yaratmak istediği korku ve sessizliğin karşısında
ses olmak, direnme hakkının baskı ve terörle yok edilmek istenmesine karşı
direnenlerin yanında olmak insan olmanın, hukukçu ve aydın kimliğin tarihsel
sorumluluğunu taşımanın gereğidir.
AKP faşizminin susturmak, sindirmek ve onlar üzerinden bütün
hakim ve savcılara gözdağı vermek istediği hukukçu meslektaşlarımız Ayşe Sarısu
Pehlivan, Orhangazi Ertekin ve Leyla Köksal da aldıkları olumlu tavır,
gösterdikleri onurlu duruşla bu sorumluluklarını yerine getirmişlerdir. Bizler
de halkın avukatları, halkın aydınları olarak meslektaşlarımızın bu onurlu
tavırlarını, mesleki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmekteki
kararlılıklarını saygıyla karşıladığımızı belirtiyor ve yalnız olmadıklarını,
onlarla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
hakim ve savcılara gözdağı vermek istediği hukukçu meslektaşlarımız Ayşe Sarısu
Pehlivan, Orhangazi Ertekin ve Leyla Köksal da aldıkları olumlu tavır,
gösterdikleri onurlu duruşla bu sorumluluklarını yerine getirmişlerdir. Bizler
de halkın avukatları, halkın aydınları olarak meslektaşlarımızın bu onurlu
tavırlarını, mesleki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmekteki
kararlılıklarını saygıyla karşıladığımızı belirtiyor ve yalnız olmadıklarını,
onlarla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
Grup Yorum’u, Grup Yorum’un Haklı Taleplerini Savunmak Suç
Değildir
Değildir
Keyfiliğinin Karşısında Hukuku, Adaletsizliğin Karşısında
Adaleti Savunmak Suç Değil Onurdur!
Adaleti Savunmak Suç Değil Onurdur!
Ayşe Sarısu Pehlivan, Orhangazi Ertekin Ve Leyla Köksal
Yalnız Değildir!
Yalnız Değildir!
Halkın Hukuk Bürosu-Enternasyonal Büro
People’s Law Offıce / Internatıonal Offıce
e-mail: hhb.international@gmail.com
GSM: +30 697 0 39 37 35
Halkın Hukuk Bürosu Yargıçlar Sendikası Başkanı İzmir Karşıyaka Yargıcı Ayşe Sarısu Pehlivan Hakkında Açıklama
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Aynı Nedenle Bir
Yargıç Hakkında Daha Soruşturma Açıldı!
Yargıç Hakkında Daha Soruşturma Açıldı!
Yargıçlık Mesleğinin
Onurunu Savunan Yargıçların Yanındayız!
Onurunu Savunan Yargıçların Yanındayız!
Müvekkilimiz Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, 7 Mayıs 2020
tarihinde vefat etti. Vefatının ardından cenazesine saldıran, cenazesine
katılan avukatları tutuklamaya çalışan ve müvekkilimizin mezarının yanında
faşist çeteleri örgütleyen AKP faşizmi, şimdi de müvekkilimizi sahiplenen ve
taleplerinin kabul edilebilirliğini vurgulayan demokrat ve duyarlı yargıçları
hedef almaya başladı.
tarihinde vefat etti. Vefatının ardından cenazesine saldıran, cenazesine
katılan avukatları tutuklamaya çalışan ve müvekkilimizin mezarının yanında
faşist çeteleri örgütleyen AKP faşizmi, şimdi de müvekkilimizi sahiplenen ve
taleplerinin kabul edilebilirliğini vurgulayan demokrat ve duyarlı yargıçları
hedef almaya başladı.
Yargıçlar Sendikası Başkanı, İzmir Karşıyaka Yargıcı Ayşe
Sarısu Pehlivan hakkında, kişisel sosyal medya hesabında “Türkülerden
korkmayın” ve “İbrahim Gökçek Yaşamalıdır” dediği için Hâkim ve Savcılar Kurulu
tarafından soruşturma başlatıldı ve Ayşe Sarısu Pehlivan 15 Mayıs 2020
tarihinde görevinden uzaklaştırıldı.
Sarısu Pehlivan hakkında, kişisel sosyal medya hesabında “Türkülerden
korkmayın” ve “İbrahim Gökçek Yaşamalıdır” dediği için Hâkim ve Savcılar Kurulu
tarafından soruşturma başlatıldı ve Ayşe Sarısu Pehlivan 15 Mayıs 2020
tarihinde görevinden uzaklaştırıldı.
Demokrat Yargı Derneği Eş Başkanı, İzmir Yargıcı Orhan Gazi
Ertekin, AKP iktidarına yakın medya kuruluşlarınca önce hedef gösterildi ve
ardından hakkında Hâkim ve Savcılar Kurulu tarafından soruşturma başlatıldı.
Soruşturmanın nedeni olarak yine müvekkilimiz İbrahim Gökçek ile ilgili kendi
sosyal medya hesabında yapılan paylaşımlar gösterildi.
Ertekin, AKP iktidarına yakın medya kuruluşlarınca önce hedef gösterildi ve
ardından hakkında Hâkim ve Savcılar Kurulu tarafından soruşturma başlatıldı.
Soruşturmanın nedeni olarak yine müvekkilimiz İbrahim Gökçek ile ilgili kendi
sosyal medya hesabında yapılan paylaşımlar gösterildi.
Müvekkilimiz İbrahim Gökçek, bir halk sanatçısıdır ve
türküleri uğruna 322 gün aç kalmış ve bu uğurda canını feda etmiştir. AKP
faşizmi ve onun medyası tarafından yapılan saldırılar bu gerçekleri kapatmak
içindir. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz! Faşizmin balçığı müvekkilimizin
haklılığını ve meşruluğunu örtemeyecektir.
türküleri uğruna 322 gün aç kalmış ve bu uğurda canını feda etmiştir. AKP
faşizmi ve onun medyası tarafından yapılan saldırılar bu gerçekleri kapatmak
içindir. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz! Faşizmin balçığı müvekkilimizin
haklılığını ve meşruluğunu örtemeyecektir.
Müvekkilimiz İbrahim Gökçek için paylaşımlar yapan ve onun
taleplerine ses olan yargıçlar, yargıçlık mesleğinin onurudur. Yapılan
soruşturma ve açığa alma işlemleri hukuka ve ifade hürriyetine aykırıdır.
Derhal bu işlemlere son verilmelidir.
taleplerine ses olan yargıçlar, yargıçlık mesleğinin onurudur. Yapılan
soruşturma ve açığa alma işlemleri hukuka ve ifade hürriyetine aykırıdır.
Derhal bu işlemlere son verilmelidir.
Soruşturulması gereken onurlu yargıçlar değildir.
Soruşturulması gereken delil olmadan verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası kararıyla Mustafa Koçak’ın ölümüne neden olan yargıçlardır.
Soruşturulması gereken halkın avukatlarına 159 yıl ceza veren yargıçlardır.
Soruşturulması gereken avukatları salondan atan ve savunma hakkına saldıran
yargıçlardır. Ancak bu yargıçlar AKP faşizminin emir eri oldukları için
soruşturulmaz.
Soruşturulması gereken delil olmadan verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezası kararıyla Mustafa Koçak’ın ölümüne neden olan yargıçlardır.
Soruşturulması gereken halkın avukatlarına 159 yıl ceza veren yargıçlardır.
Soruşturulması gereken avukatları salondan atan ve savunma hakkına saldıran
yargıçlardır. Ancak bu yargıçlar AKP faşizminin emir eri oldukları için
soruşturulmaz.
Onurlu bir duruş
ortaya koymak ve düşünceleri ifade etmek suç değildir. Açığa alınan hukukçu
meslektaşımız Ayşe Sarısu Pehlivan ve soruşturmaya uğratılan hukukçu
meslektaşımız Orhan Gazi Ertekin yalnız değildir!
ortaya koymak ve düşünceleri ifade etmek suç değildir. Açığa alınan hukukçu
meslektaşımız Ayşe Sarısu Pehlivan ve soruşturmaya uğratılan hukukçu
meslektaşımız Orhan Gazi Ertekin yalnız değildir!
SORUŞTURMALAR,
BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!
BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!
HALKIN HUKUK BÜROSU
16.05.2020
HALKIMIZ
Annem Edibe Özçelik için Adalet istiyorum diye beni
gözaltına alan polis Gözaltında bana önce “sen bu eylem için her gün 100
TL mi alıyorsun”. Ertesi gün eylemi sonlandırmam için rüşvet teklif
ederek” ne kadar istersen para veririz” diyerek ahlâklarının ne
olduğunu göstermiş oldular. Halkımız
tanıyın işte işkenceci polis Annesine bir bardak suyu esirgeyen polislerin
cezalandırılmasını istemesi için belli bir menfaati olması mı gerek?
Hayatlarında fedakarlığın ne olduğunu bilemeyecek, para için hakkını arayan
insanlara zulmetmeyi meslek olarak edinmiş polisler bizim anne sevgimizi
bilemezler. Bilmelerini de beklemiyoruz.
gözaltına alan polis Gözaltında bana önce “sen bu eylem için her gün 100
TL mi alıyorsun”. Ertesi gün eylemi sonlandırmam için rüşvet teklif
ederek” ne kadar istersen para veririz” diyerek ahlâklarının ne
olduğunu göstermiş oldular. Halkımız
tanıyın işte işkenceci polis Annesine bir bardak suyu esirgeyen polislerin
cezalandırılmasını istemesi için belli bir menfaati olması mı gerek?
Hayatlarında fedakarlığın ne olduğunu bilemeyecek, para için hakkını arayan
insanlara zulmetmeyi meslek olarak edinmiş polisler bizim anne sevgimizi
bilemezler. Bilmelerini de beklemiyoruz.
Annelerimizin saçının telini satın alacak hiçbir şey yoktur
dünyada. Para için hakkını arayan
insanlara işkence etmekten imtina etmeyen polisin bizi anlaması mümkün
değildir. Biz mahallemizde bahane demeyerek çocuklarımızı uyuşturucu
bataklığına sürüklemesin diye, mahallemize sahip çıktığımız için evlerimiz
basıldı. Annemiz katledildi. Ambulansın gelmesi engellenerek
dünyada. Para için hakkını arayan
insanlara işkence etmekten imtina etmeyen polisin bizi anlaması mümkün
değildir. Biz mahallemizde bahane demeyerek çocuklarımızı uyuşturucu
bataklığına sürüklemesin diye, mahallemize sahip çıktığımız için evlerimiz
basıldı. Annemiz katledildi. Ambulansın gelmesi engellenerek
ölmesine neden olan katil polislerin cezası verilene kadar
adalet mücadelemiz sürecek
adalet mücadelemiz sürecek
ÜMİT ÖZÇELİK
Anaları yok onların
Aşkları özlemleri
Bekledikleri yoktur yoktur…
Kime diyecekler güzelim diye
Kime diyecekler gözümün nuru
Kime diyecekler bir tanem diye
Kime diyecekler ömrümün varı…
Bitti bitti artık her şey bitti
Onlar için artık her şey bitti!
Yunanistan’da Anarşistler Ölüm Orucu Direnişçilerine Destek İçin Türkiye Diplomatının Arabasını Yaktı
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Elanik-Türkiye Diplomatının Aracına Anarşist Eylem
Örgütünden Saldırı
Anarşist Eylem Örgütlenmesi saldırıyı aşağıdaki
açıklamayı yaparak üstlendi.
açıklamayı yaparak üstlendi.
Türk faşist devleti Nisan ayı içerisinde 2 açlık grevcisini
katletti. 3 Nisan’da devrimci Helin BÖLEK’i ve 24 Nisan’da devrimci Mustafa
Koçak’ı. Aynı zamanda İbrahim Gökçek’ e de ölümüne işkence yapmaya devam
ediyor. 30 Nisan’da Selanik’te Halkis caddesindeki, Türkiye diplomatik
güçlerine ait aracı kundakla eylemini üstleniyoruz. Sizin adınıza iktidarın
uşaklarından hesap soracağımıza söz veriyoruz.
katletti. 3 Nisan’da devrimci Helin BÖLEK’i ve 24 Nisan’da devrimci Mustafa
Koçak’ı. Aynı zamanda İbrahim Gökçek’ e de ölümüne işkence yapmaya devam
ediyor. 30 Nisan’da Selanik’te Halkis caddesindeki, Türkiye diplomatik
güçlerine ait aracı kundakla eylemini üstleniyoruz. Sizin adınıza iktidarın
uşaklarından hesap soracağımıza söz veriyoruz.
Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, müzik grubu olan Grup
YORUM’un faşist Erdoğan hükümeti tarafından maruz kaldıkları baskıcı teröre
karşı aylardır sürmekte olan bir mücadele başlattılar. Terörist olarak lanse
edildiler, tutuklandılar ve ardından açlık grevine başladılar.Tahliye olduktan
sonra da, grubun diğer üyelerinin serbest bırakılması amacıyla açlık grevini
sürdürdüler. 10 Mart tarihinde, özel polis güçleri tarafından direnişevine
baskın düzenlendi ve iki açlık grevi direnişçisi kaçırıldı. İki gün sonra Helin
ve İbrahim zorla müdahale işkencesine tabi tutuldu. Ancak onlar başeğmeden
mücadelelerini sürdürdüler. Helin 288 günlük açlık grevinin ardından şehit
düşerek, mücadelenin sembolü oldu. Aynı zamanda İbrahim’de gün be gün ölüme
doğru ilerliyor. Helin’in cenazesi, mücadele alanına dönüşüyor, özel güçler
devrimcilere saldırıyor, gözaltına alıyor, açlık grevcinin ölü bedenine dahi
saygısızlık yapıyorlar.
YORUM’un faşist Erdoğan hükümeti tarafından maruz kaldıkları baskıcı teröre
karşı aylardır sürmekte olan bir mücadele başlattılar. Terörist olarak lanse
edildiler, tutuklandılar ve ardından açlık grevine başladılar.Tahliye olduktan
sonra da, grubun diğer üyelerinin serbest bırakılması amacıyla açlık grevini
sürdürdüler. 10 Mart tarihinde, özel polis güçleri tarafından direnişevine
baskın düzenlendi ve iki açlık grevi direnişçisi kaçırıldı. İki gün sonra Helin
ve İbrahim zorla müdahale işkencesine tabi tutuldu. Ancak onlar başeğmeden
mücadelelerini sürdürdüler. Helin 288 günlük açlık grevinin ardından şehit
düşerek, mücadelenin sembolü oldu. Aynı zamanda İbrahim’de gün be gün ölüme
doğru ilerliyor. Helin’in cenazesi, mücadele alanına dönüşüyor, özel güçler
devrimcilere saldırıyor, gözaltına alıyor, açlık grevcinin ölü bedenine dahi
saygısızlık yapıyorlar.
Mustafa Koçak, 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın katillerine
yardım etmek ve korumaktan sorumlu savcı Selim Kiraz’ı ölüme mahkum eden DHKC
hücresine silah temin etme iddiasıyla tutuklandı. Ömür boyu hapis cezasına
çarptırıldı, yoldaşlarını ihbar etmesi için, polisler, özel timler ve
istihbarat servisinin elemanları tarafından psikolojik ve fiziksel işkenceye
uğradı, cinsel tacize maruz kaldı. Ancak o, boyur eğmedi ve açlık grevine
başladı. Tahliye olmasına rağmen, işbirlikçilerin ihbarlarıyla hazırlanan
iddiaların geri çekilmesi, işkencecilerin cezalandırılması ve hukuki bir
mahkeme talebiyle açlık grevini sürdürdü. O da Grup Yorum’daki yoldaşlarıyla
birlikte zorla müdahale için kaçırıldı. Ancak oradada direndi, hastanenin
yatağında elleri kelepçeyle bağlı haldeyken, her seferinde doktorların
bağladığı serumu koparttı.297 günlük açlık grevinin ardından boyun eğmeden,
isyancı bir şekilde öldü.
yardım etmek ve korumaktan sorumlu savcı Selim Kiraz’ı ölüme mahkum eden DHKC
hücresine silah temin etme iddiasıyla tutuklandı. Ömür boyu hapis cezasına
çarptırıldı, yoldaşlarını ihbar etmesi için, polisler, özel timler ve
istihbarat servisinin elemanları tarafından psikolojik ve fiziksel işkenceye
uğradı, cinsel tacize maruz kaldı. Ancak o, boyur eğmedi ve açlık grevine
başladı. Tahliye olmasına rağmen, işbirlikçilerin ihbarlarıyla hazırlanan
iddiaların geri çekilmesi, işkencecilerin cezalandırılması ve hukuki bir
mahkeme talebiyle açlık grevini sürdürdü. O da Grup Yorum’daki yoldaşlarıyla
birlikte zorla müdahale için kaçırıldı. Ancak oradada direndi, hastanenin
yatağında elleri kelepçeyle bağlı haldeyken, her seferinde doktorların
bağladığı serumu koparttı.297 günlük açlık grevinin ardından boyun eğmeden,
isyancı bir şekilde öldü.
Erdoğan faşizmine karşı İBRAHİM GÖKÇEK, boyun eğmeden
mücadelesini sürdürüyor. ve bu mücadele ve direniş tüm dünyanın sınırsız
desteğini hak ediyor.
mücadelesini sürdürüyor. ve bu mücadele ve direniş tüm dünyanın sınırsız
desteğini hak ediyor.
”Yolumuz uzun ve
zorlu ancak sonuna varmalıyız”
zorlu ancak sonuna varmalıyız”
Milliyetçi söylem ve anlatımlardan uzakta hepimiz çağdaş bir
soykırımın tanıkları oluyoruz. Türk devletinin ölüm politikası (devletlerin her
seferinde sosyal temeldeki katletme politikası) binlerce insanı kana boğuyor.
Türkiye ‘nin yollarında halkçı devrimcileri darp etme, gözaltılar, (Adana’da 17
yaşındaki Suriyelinin 27 Nisan tarihinde, sokağa çıkma yasağını çiğnediği için katledilmesi
gibi) Yunan Türk sınırında pazarlık konusuna dönüştürülen ve kuşatılan binlerce
göçmenin varlığını ortaya çıkarıyor. Her politik mültecinin afişe edilmesi
onlara yönelik insan avcılığı, Avrupa metropollerinin kabullenmemesi,
tutuklananların kapatıldıkları mekanlarda maruz kaldığı işkenceler, kötü
muameleler, Suriye topraklarındaki kaçırmalar, infazlar ve bombalamalar,
insanlığı kana buluyor. Tarihe karşı bunlara cevap verme sorumluluğumuz var.
soykırımın tanıkları oluyoruz. Türk devletinin ölüm politikası (devletlerin her
seferinde sosyal temeldeki katletme politikası) binlerce insanı kana boğuyor.
Türkiye ‘nin yollarında halkçı devrimcileri darp etme, gözaltılar, (Adana’da 17
yaşındaki Suriyelinin 27 Nisan tarihinde, sokağa çıkma yasağını çiğnediği için katledilmesi
gibi) Yunan Türk sınırında pazarlık konusuna dönüştürülen ve kuşatılan binlerce
göçmenin varlığını ortaya çıkarıyor. Her politik mültecinin afişe edilmesi
onlara yönelik insan avcılığı, Avrupa metropollerinin kabullenmemesi,
tutuklananların kapatıldıkları mekanlarda maruz kaldığı işkenceler, kötü
muameleler, Suriye topraklarındaki kaçırmalar, infazlar ve bombalamalar,
insanlığı kana buluyor. Tarihe karşı bunlara cevap verme sorumluluğumuz var.
Faşist Erdoğan iktidarı, direnen ve boyun eğmeyen her sesi
susturmak istiyor. Helin ve Mustafa’nın sesi bundan sonra her mücadele alanında
yer alacaktır. Çünkü devrimciler hayatlarını, ellerindeki bir mikrofonla, bir
bayrakla, bir silahla bir ideal için veriyorlar. Helin ve Mustafa’nın fedası
hiçbir zaman unutulmamalıdır. Çünkü devrimciler, katillerini haklı
çıkarırcasına fedaları unutulduğu zaman ölürler. Ve tarihi belleğin sorumluluğu
hepimizi toplu olarak kapsıyor.
susturmak istiyor. Helin ve Mustafa’nın sesi bundan sonra her mücadele alanında
yer alacaktır. Çünkü devrimciler hayatlarını, ellerindeki bir mikrofonla, bir
bayrakla, bir silahla bir ideal için veriyorlar. Helin ve Mustafa’nın fedası
hiçbir zaman unutulmamalıdır. Çünkü devrimciler, katillerini haklı
çıkarırcasına fedaları unutulduğu zaman ölürler. Ve tarihi belleğin sorumluluğu
hepimizi toplu olarak kapsıyor.
Her gözyaşı, bir fırtına olup özgürlük düşmanlarını boğacak.
Her hıçkırık, hesap sorma sözü olacak. Ortak düşmanlarımızın şehit ettikleri
sizler, dünyanın yüreğinde açan filizler olacaksınız. Yarın da şafaktan önce
hesapları sorulacak. Buna inanın ve uyanın. uyanın yoldaşlar.
Her hıçkırık, hesap sorma sözü olacak. Ortak düşmanlarımızın şehit ettikleri
sizler, dünyanın yüreğinde açan filizler olacaksınız. Yarın da şafaktan önce
hesapları sorulacak. Buna inanın ve uyanın. uyanın yoldaşlar.
HELİN BÖLEK VE MUSTAFA KOÇAK’A SAYGI. İBRAHİM GÖKÇEK’E GÜÇ!
HALK CEPHELİ DEVRİMCİLER İLE DAYANIŞMAYA!
DEVRİMCİ ADALET HER SAVAŞ SUÇUNU ACIMADAN YARGILAYACAK!
ANARŞİST EYLEM ÖRGÜTÜ
BİRLİKTE ADİL YAŞAM ÇAĞRISI
Yaşam doğum hakkı ile cümle varlığın koruması gereken
vicdani bir sorumluluktur. Bu sorumluluk insanların birlikte yaşam gayretini güçlendirir.
İnsani değerler ahlaki, vicdani değerlere dayanarak yaşam kültürünü
anlamlandırmıştır.
vicdani bir sorumluluktur. Bu sorumluluk insanların birlikte yaşam gayretini güçlendirir.
İnsani değerler ahlaki, vicdani değerlere dayanarak yaşam kültürünü
anlamlandırmıştır.
Bu hakikat tüm toplumsal düşün, inanç süreklerinde de şiraze
olmuştur.
olmuştur.
Devletler ahlaki ve vicdani hakikati Yurttaş ilişkisinde
Adalet Yasası üzerine oturtmuştur. Yurttaşlık yaşadığı mekanda Devleti var eden
ona Yurttaş vicdanı ile birlikte yaşam yetkisi veren ve onu imkanları ile
toplumsal hizmet üretmesini sağlayan temel gerçektir. Bu gerçek hakkın 100
yılların birikimi ile oluşması bir bağlılık ilişkisi geliştirir. Devletin
Yurttaşına karşı inançsal, kültürel, ekonomik, ideolojik ön yargısı olamaz.
Adalet Yasası üzerine oturtmuştur. Yurttaşlık yaşadığı mekanda Devleti var eden
ona Yurttaş vicdanı ile birlikte yaşam yetkisi veren ve onu imkanları ile
toplumsal hizmet üretmesini sağlayan temel gerçektir. Bu gerçek hakkın 100
yılların birikimi ile oluşması bir bağlılık ilişkisi geliştirir. Devletin
Yurttaşına karşı inançsal, kültürel, ekonomik, ideolojik ön yargısı olamaz.
Çünkü Devletler de doğar, büyür, yaşar, ölür ve miras
bırakır bu miras vicdan mirasıdır. Bu miras olmaz ise mirası devir alacak kimse
de kalmaz.
bırakır bu miras vicdan mirasıdır. Bu miras olmaz ise mirası devir alacak kimse
de kalmaz.
Bu nedenle Devlet tüm Yurttaşlarına karşı Adil olmak
zorundadır.
zorundadır.
Adalet Devlet’in şirazesidir. Politika üretenler de
Yurttaşlar arasında Adil yaklaşımı korumalıdır.
Yurttaşlar arasında Adil yaklaşımı korumalıdır.
Çünkü politikalar değişebilir zamanla ve yaptıklarınız
içerisinde vicdan, adalet barındırmaz ise bırakacağınız miras kin ve öfke olur.
içerisinde vicdan, adalet barındırmaz ise bırakacağınız miras kin ve öfke olur.
Bizler geleceği birlikte yaşayabiliriz. Yaşadığımız Yurt bu
hakikati gerçekleştirmiş ve adını bu hakikatle Anadolu olarak tarihe
nakşetmiştir.
hakikati gerçekleştirmiş ve adını bu hakikatle Anadolu olarak tarihe
nakşetmiştir.
72 milletin, inancın, kültürün ve dilin yaşadığı Anadolu
Yurttaş mirası ve Yurt bilinci korunmak zorundadır.
Yurttaş mirası ve Yurt bilinci korunmak zorundadır.
Bugün Alevi kurum temsiliyetleri, yaşam savunucuları,
Demokratik İslam Kongresi açlık grevinde olan Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek’i
ziyaret ettik. İnsan tokluğundan utanır mı evet utanır. 319 gündür Açlık
Grevin’de olan İbrahim can’ı görünce utanır. Durumu çok ağır ve acil çözüm
bulunmaz ise Helin Bölek gibi oda yaşamını yitirecek hepimizin gözlerine
bakarak ve büyük yaşam arzusu ile.
Demokratik İslam Kongresi açlık grevinde olan Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek’i
ziyaret ettik. İnsan tokluğundan utanır mı evet utanır. 319 gündür Açlık
Grevin’de olan İbrahim can’ı görünce utanır. Durumu çok ağır ve acil çözüm
bulunmaz ise Helin Bölek gibi oda yaşamını yitirecek hepimizin gözlerine
bakarak ve büyük yaşam arzusu ile.
Temel talepleri.
Grup Yoruma konser yapması için bir tarih ve yer verilmesi.
İçeride tutuklu iki Grup Yorum üyesinin serbest bırakılması.
İçeride tutuklu iki Grup Yorum üyesinin serbest bırakılması.
Grup Yorum üyelerinin terör listesinden çıkarılması. Türkiye
Halklarının müzikleri ile tanıdıkları Grup Yorum yine müziği ile ifade
etmelidir kendini.
Halklarının müzikleri ile tanıdıkları Grup Yorum yine müziği ile ifade
etmelidir kendini.
Diğer yandan Adil yargılanma talepleri nedeniyle Avukatlar
Ebru Timtik 119, Aytaç Ünsal 88, Didem Akman 64, Özgür Karakaya 64 gündür açlık
grevindeler ve grevlerini ölüm orucuna çevirdiler. Mustafa Koçak adil
yargılanma talebi ile açlık grevinde yaşamını yitirdi.
Ebru Timtik 119, Aytaç Ünsal 88, Didem Akman 64, Özgür Karakaya 64 gündür açlık
grevindeler ve grevlerini ölüm orucuna çevirdiler. Mustafa Koçak adil
yargılanma talebi ile açlık grevinde yaşamını yitirdi.
Ayrıca İnfaz yasası Yurttaşların eşitliği ilkesine uygun olmayan
bir yöntemle devreye konulmuş, aynı zamanda Anayasal olarak eşitlik ilkesi de
gözetilmemiştir. Kamuoyu açısından yaralayıcı olmuştur. İçeride kalanların
Pandemi koşulları nedeni ile can güvenlikleri yoktur.
bir yöntemle devreye konulmuş, aynı zamanda Anayasal olarak eşitlik ilkesi de
gözetilmemiştir. Kamuoyu açısından yaralayıcı olmuştur. İçeride kalanların
Pandemi koşulları nedeni ile can güvenlikleri yoktur.
Bu minvalde tüm Siyasi Parti ve kurumları, Belediye
Başkanlarını, Demokratik Kamuoyunu, Yaşam Savunucularını birlikte Demokratik
bir ülkede olmaz ise olmaz Adalet duygusunu ve yaşam hakkını güçlendirmeye
çağırıyoruz.
Başkanlarını, Demokratik Kamuoyunu, Yaşam Savunucularını birlikte Demokratik
bir ülkede olmaz ise olmaz Adalet duygusunu ve yaşam hakkını güçlendirmeye
çağırıyoruz.
Yurttaşlara karşı ahlaki ve vicdani olarak Adil olma
sorumluluğu beklediğimiz Sayın Cumhurbaşkanı,Adalet ve İçişleri
Bakanlıklarından, Meclis çatısı altında Yurttaş iradesini temsil eden Siyasi
Parti ve Milletvekilerinden zor dönemden geçtiğimiz bu günlerde çözüm üretme
yaklaşımı bekliyoruz. Devlet olarak adil yaklaşım duygusunu görünür kılacaktır.
Demokratik Türkiye arzumuz birlikte mümkündür.
sorumluluğu beklediğimiz Sayın Cumhurbaşkanı,Adalet ve İçişleri
Bakanlıklarından, Meclis çatısı altında Yurttaş iradesini temsil eden Siyasi
Parti ve Milletvekilerinden zor dönemden geçtiğimiz bu günlerde çözüm üretme
yaklaşımı bekliyoruz. Devlet olarak adil yaklaşım duygusunu görünür kılacaktır.
Demokratik Türkiye arzumuz birlikte mümkündür.
Vicdanlar Susmasın İbrahim Yaşasın
Her kes için Adalet
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
Alevi Bektaşi Federasyonu
Alevi Dernekleri Federasyonu
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Alevi Kültür Dernekleri
Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı
Demokratik Alevi Dernekleri
Alevi Pirlerinden ve Analarından Ölüm Orucu Direnişçilerine Destek Açıklaması
written by halkinkutuphanesi@gmail.com
Türkiyede iktidar toplumun geniş kesimleri üzerinde
antidemokratik bir şekilde baskı uygulamaya devam ediyor.
antidemokratik bir şekilde baskı uygulamaya devam ediyor.
Hırsızlar, dolandırıcılar, çete liderleri bile af
yasalarıyla serbest bırakılırken, Binlerce Gazeteci, Yazar, Avukat, Öğretmen,
Siyasetçi ve düşünce suçluları haksız bir şekilde cezaevlerinde tutuluyor.
Diğer taraftan da sanatçıların özgürce sanatlarını yapmaları bile
engelleniyor..
yasalarıyla serbest bırakılırken, Binlerce Gazeteci, Yazar, Avukat, Öğretmen,
Siyasetçi ve düşünce suçluları haksız bir şekilde cezaevlerinde tutuluyor.
Diğer taraftan da sanatçıların özgürce sanatlarını yapmaları bile
engelleniyor..
Biz altta imzası bulunan Alevi Pirleri ve Anaları olarak
Aleviliğin daima mazlumdan ve ezilenden, yana tavır alan bir inanç olduğunun
bilinciyle, tüm yetkililere sesleniyoruz :
Aleviliğin daima mazlumdan ve ezilenden, yana tavır alan bir inanç olduğunun
bilinciyle, tüm yetkililere sesleniyoruz :
Cezaevlerindeki haksız şekilde tutuklu bulunan insanlar
serbest bırakılsın. Adil yargılanmaları sağlansın.
serbest bırakılsın. Adil yargılanmaları sağlansın.
Ölüm orucundaki, Grup Yorum elamanı İbrahim Gökçek ile
birlikte Halkın Hukuk Bürosu Avukatları Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ve diğer
tutukluların talepleri kabül edilsin..
birlikte Halkın Hukuk Bürosu Avukatları Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ve diğer
tutukluların talepleri kabül edilsin..
Yaşamak Hak, yaşatmak görevdir..
İmam Hüseyin’lerden, Pir Sultan’lara kadar Aleviliğin tarihi
sürecindeki Yol önderlerinin tarihsel misyonlarını üstlenmiş cümle Yol
Erenlerinin de bu çağrıya katılmalarını niyaz ediyoruz..
sürecindeki Yol önderlerinin tarihsel misyonlarını üstlenmiş cümle Yol
Erenlerinin de bu çağrıya katılmalarını niyaz ediyoruz..
Hak, Hakikat ve Hakkaniyet yolunda olan cümle Yol
hizmetkarlarına muhabbetle..
hizmetkarlarına muhabbetle..
Yaşadığımız bu zor günlerde Hakk cümlemizin yardımcısı, Hz.
Hızır destigirimiz ola..
Hızır destigirimiz ola..
Imzalayanlar :
Almanya :
Ali Rıza Yıldız – Ağuçan
Ali Yoleri – Baba Mansur
Mansur Düzgün – Baba Mansur
Mansur Umut – Baba Mansur
Narin Gülçiçeği – Baba Mansur
Avusturya :
Haydar Bilgin – Kureyşan – Avusturya inanç kurulu başkanı
Serdar Yıldız – Ağuçan
Belçika :
Bülent Yaşar – Baba Mansur
Haydar Buga – Derviş Cemal – Belçika İnanç Kurulu başkanı
Fransa :
Ali Umut – Baba Mansur
Bilge Yilmaz – Kureyşan
Erdal Bulut – Ağuçan
Erkan Akagündüz – Baba Mansur
Ibrahim Karayol – Kureyşan
Mahmure Umut – Baba Mansur
Metin Doğan – Sarı İsmail – Fransa İnanç Kurulu başkanı
Murat Doğan – Baba Mansur
Ozan Gökkaya – Kureyşan
Serayi İpek Bulut – Şıh Çoban
Serdar Umut – Baba Mansur
Serdar Umut – Baba Mansur – (Rumilly)
Hollanda :
A. Haydar Umut – Baba Mansur
Nusret Oral – Zeynel Abidin – Hollanda İnanç Kurulu başkanı
Piro Kaplan – Baba Mansur
Türkiye :
Ali Ekber Düzgün – Baba Mansur
Baki Düzgün – Baba Mansur – ABF Eski Genel Başkanı
Kemal Kılıç – Ağuçan
Mahmut Düzgün – Baba Mansur
Musa Kazım Engin – Kureyşan
Sefa Öztürk – Güvenç Abdal
1 Mayıs tarihi işçi sınıfının, ezilenlerin mücadelelerisonucunda ortaya çıkan birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Mücadele
içerisinde ortaya çıkmış ve mücadeleye güç katmıştır. 1 Mayıs ülkemizde
ezilenlerin, hak ve adalet mücadelesi verenlerin coşkusuyla azimle kavgaya
sarıldığı, inancını tazelediği bir gün olurken, emeğin düşmanlarının, ezenlerin
korkulu rüyası haline gelmiştir bu tarih. Elbette kolay olmamıştır. Can, kan
bedeli yürütülen mücadeleler sonucunda 1 Mayıs tarihi ezilenlerin kazanımı
olarak tarihteki yerini almıştır.
İşçiler 77’nin 1 Mayıs’ında 500 bin olup Taksim Meydanını
zapt etmiştir. 77 katliamına rağmen 78 1 mayısında da yüzbinler taksim
meydanını zapt edince işbirlikçi oligarşi taksim meydanını işçilere emekçilere
ezilenlere yasaklamaya çalışmıştır. Bu nedenle Taksim meydanı 1 Mayıs
mücadelesinin merkezi haline gelmiştir. 80’li yıllarda 1 Mayıs bahar bayramı
ilan edilmeye, içi boşaltılmaya, salonlara hapsedilmeye çalışılmıştır. 1989 1
Mayıs’ında Mehmet Akif Dalcı Taksim Meydanı’nda çatışırken katledilmiş ve 80
sonrasının ilk 1 Mayıs şehidi olmuştur. Ve bundan sonra artık Taksim meydanı 1
Mayıs alanıdır.
zapt etmiştir. 77 katliamına rağmen 78 1 mayısında da yüzbinler taksim
meydanını zapt edince işbirlikçi oligarşi taksim meydanını işçilere emekçilere
ezilenlere yasaklamaya çalışmıştır. Bu nedenle Taksim meydanı 1 Mayıs
mücadelesinin merkezi haline gelmiştir. 80’li yıllarda 1 Mayıs bahar bayramı
ilan edilmeye, içi boşaltılmaya, salonlara hapsedilmeye çalışılmıştır. 1989 1
Mayıs’ında Mehmet Akif Dalcı Taksim Meydanı’nda çatışırken katledilmiş ve 80
sonrasının ilk 1 Mayıs şehidi olmuştur. Ve bundan sonra artık Taksim meydanı 1
Mayıs alanıdır.
90’lı yıllarda Kadıköy’de Çağlayan’da kitlesel bir şekilde 1
Mayıs kutlamaları yapılmış, onbinler alanlara toplanmıştır. Fakat Taksim
hedefinde 1 Mayıs’ı 1 Mayıs alanında kutlama hedefinden asla vazgeçilmemiştir.
Mayıs kutlamaları yapılmış, onbinler alanlara toplanmıştır. Fakat Taksim
hedefinde 1 Mayıs’ı 1 Mayıs alanında kutlama hedefinden asla vazgeçilmemiştir.
Kesintisiz bir şekilde ve ısrarla 1 Mayıs alanı
mücadelesinin bir kazanımı olarak 2010’lu yıllarda Taksim meydanını 1 Mayıs
alanı olarak kutlamalara açmak zorunda kalmıştır oligarşi. Bu sefer milyonlar 1
Mayıs alanına akın etmiş, alan yine milyonlarla zaptedilmiştir.
mücadelesinin bir kazanımı olarak 2010’lu yıllarda Taksim meydanını 1 Mayıs
alanı olarak kutlamalara açmak zorunda kalmıştır oligarşi. Bu sefer milyonlar 1
Mayıs alanına akın etmiş, alan yine milyonlarla zaptedilmiştir.
Milyonların alanı zaptetmesi elbette ki egemenleri, emeğin
düşmanlarını korkutmuştur. Alan yine işçilere, emekçilere, ezilenlere
yasaklanmıştır. Taksim meydanı artık 1 Mayıs alanıdır ve ezilenlerin, hak ve
adalet mücadelesi verenlerin bu kazanımını gasp etmesine hiçbir güç yetmez.
düşmanlarını korkutmuştur. Alan yine işçilere, emekçilere, ezilenlere
yasaklanmıştır. Taksim meydanı artık 1 Mayıs alanıdır ve ezilenlerin, hak ve
adalet mücadelesi verenlerin bu kazanımını gasp etmesine hiçbir güç yetmez.
Ülkemizde haklar ve özgürlükler mücadelesinde bugün Adalet
talebi öne çıkmıştır. Adaletsizlikler, haksızlıklar, keyfilikler öyle bir hale
varmıştır ki, artık dayanılmaz, katlanılmaz, tahammül edilemez noktaya varmıştır.
Halkın, emekçilerin, ezilenlerin sofrasındaki ekmek her gün bir parça daha
küçülmektedir. Oligarşik diktatörlüğün uyguladığı baskılar, terör, faşist
uygulamalar bir şekilde her eve girmektedir. İş yerinde, mahkeme kapılarında,
evinde, okulunda halkın her kesiminin en acil ve öncelikli talebi artık, Adalet
olmaktadır.
talebi öne çıkmıştır. Adaletsizlikler, haksızlıklar, keyfilikler öyle bir hale
varmıştır ki, artık dayanılmaz, katlanılmaz, tahammül edilemez noktaya varmıştır.
Halkın, emekçilerin, ezilenlerin sofrasındaki ekmek her gün bir parça daha
küçülmektedir. Oligarşik diktatörlüğün uyguladığı baskılar, terör, faşist
uygulamalar bir şekilde her eve girmektedir. İş yerinde, mahkeme kapılarında,
evinde, okulunda halkın her kesiminin en acil ve öncelikli talebi artık, Adalet
olmaktadır.
İşte böyle bir süreçte Adalet talebiyle Grup Yorum üyeleri
Helin Bölek ve İbrahim Gökçek faşizmin mahkemelerinin adaletsizliğinin simgesi
olarak haksız bir şekilde hücrede ölüme mahkum ettiği Mustafa Koçak, Halkın
Avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal ve devrimci tutsaklar Didem Akman ve
Özgür Karakaya bu mücadelenin en önüne geçerek alın bantlarını kuşanmışlardır.
Sürecin yol göstereni, yol açanı olmuştur. Adalet mücadelemizde Helin Bölek ve
Mustafa Koçak şehit düşerek artık sürecin komutanları olmuşlardır!
Helin Bölek ve İbrahim Gökçek faşizmin mahkemelerinin adaletsizliğinin simgesi
olarak haksız bir şekilde hücrede ölüme mahkum ettiği Mustafa Koçak, Halkın
Avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal ve devrimci tutsaklar Didem Akman ve
Özgür Karakaya bu mücadelenin en önüne geçerek alın bantlarını kuşanmışlardır.
Sürecin yol göstereni, yol açanı olmuştur. Adalet mücadelemizde Helin Bölek ve
Mustafa Koçak şehit düşerek artık sürecin komutanları olmuşlardır!
2020’nin 1 Mayıs’ında birlik, dayanışma ve mücadele; Helin
ve Mustafa’nın komutanlığında, İbrahim, Ebru, Aytaç, Didem ve Özgür’ün açtığı
yolda onların yol göstericiliğinde gelişen, büyüyen ve artık zaferden başka
hiçbir hedefi kabul etmeyen Adalet mücadelesini desteklemek demektir.
ve Mustafa’nın komutanlığında, İbrahim, Ebru, Aytaç, Didem ve Özgür’ün açtığı
yolda onların yol göstericiliğinde gelişen, büyüyen ve artık zaferden başka
hiçbir hedefi kabul etmeyen Adalet mücadelesini desteklemek demektir.
Mehmet elindeki taş kavganın sembolü olmuş, Mehmet bize
kavgayı öğretmiştir. Helin kavganın türkülerini, ezgilerini üretmeyi, türkü
söyler gibi kavga etmeyi öğretti bize. Mustafa, hedefine kitlenmiş bir iradenin
önünde hiçbir gücün onu yenemeyeceğini gösterdi, öğretti. Yenilmezliği öğrendik
Mustafa’dan.
kavgayı öğretmiştir. Helin kavganın türkülerini, ezgilerini üretmeyi, türkü
söyler gibi kavga etmeyi öğretti bize. Mustafa, hedefine kitlenmiş bir iradenin
önünde hiçbir gücün onu yenemeyeceğini gösterdi, öğretti. Yenilmezliği öğrendik
Mustafa’dan.
Onlardan öğrenmeye, öğrendiklerimizle kavgamızı büyütmeye
devam edeceğiz. Tüm şehitlerimize devrim sözümüzü yineliyoruz. Zaferi
şehitlerimizle kazanacak, bağımsız, özgür bir vatanı onlara armağan edeceğiz.
devam edeceğiz. Tüm şehitlerimize devrim sözümüzü yineliyoruz. Zaferi
şehitlerimizle kazanacak, bağımsız, özgür bir vatanı onlara armağan edeceğiz.
And olsun ki, bedeli ne olursa olsun bu kavgayı da
kazanacağız. Adaletsizlikler altında inim inim inletilen tüm halkımızla, tüm
ezilenlerle kimsenin kimseyi ezmediği, sömürmediği, adaletsizliğin olmadığı bir
düzeni kuracağız.
kazanacağız. Adaletsizlikler altında inim inim inletilen tüm halkımızla, tüm
ezilenlerle kimsenin kimseyi ezmediği, sömürmediği, adaletsizliğin olmadığı bir
düzeni kuracağız.
And Olsun Ki Biz Kazanacağız!
Yaşasın 1 Mayıs! Biji Yek Gulan!
Helin Bölek, Mustafa Koçak Ölümsüzdür!
Şehitlerimizin Hesabını Sorduk, Soracağız!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Halk Cephesi
Emek ve dayanışma günü olan 1 Mayıs ülkemizde yüz yıldanfazladır kutlanıyor. On yılların mücadelesi ve deneyimi sonucu 1 Mayıs
emekçilerin hesap sorma günü haline gelmiştir. Normal şartlar altında 1 Mayıs,
emeğin ve emekçinin sorunlarının tartışıldığı, taleplerinin dile getirildiği
gündür. Ancak bu yıl bu tartışmalar, hak talepleri salgın gündeminin gölgesinde
bırakılmak istenmektedir.
Bütün dünyada emekçilerin bayramı olan 1 Mayıs’ı ülkemizde
sokağa çıkma yasağıyla karşılıyoruz. Sokağa çıkma yasakları, halk sağlığı
önemsendiği için getirilmemiştir. Onbinlerce işçinin yan yana çalıştığı
fabrikalarda üretim devam ederken, kapitalizmin kâr hırsı halkın yaşam hakkının
önüne geçmiştir. Sokağa çıkma yasaklarında “özel izin” dedikleri bir
bahaneyle onbinlerce işçiyi çalıştırmanın yolunu bulmuşlardır. Şimdi de salgın
bahanesiyle 1 Mayıs kutlamaları yasaklanıyor.
sokağa çıkma yasağıyla karşılıyoruz. Sokağa çıkma yasakları, halk sağlığı
önemsendiği için getirilmemiştir. Onbinlerce işçinin yan yana çalıştığı
fabrikalarda üretim devam ederken, kapitalizmin kâr hırsı halkın yaşam hakkının
önüne geçmiştir. Sokağa çıkma yasaklarında “özel izin” dedikleri bir
bahaneyle onbinlerce işçiyi çalıştırmanın yolunu bulmuşlardır. Şimdi de salgın
bahanesiyle 1 Mayıs kutlamaları yasaklanıyor.
Halkın adalete olan özleminin her geçen gün büyüdüğü
bugünlerde AKP, salgını halkı meydanlardan uzak tutmanın bir nedeni haline getirmiştir.
Salgın hastalığın ciddiyetinin farkındayız. Alanlarda, meydanlarda emekçilerin
hak taleplerini önlemler alarak dile getirmesinden yanayız.
bugünlerde AKP, salgını halkı meydanlardan uzak tutmanın bir nedeni haline getirmiştir.
Salgın hastalığın ciddiyetinin farkındayız. Alanlarda, meydanlarda emekçilerin
hak taleplerini önlemler alarak dile getirmesinden yanayız.
Anayasada “önceden izin almaksızın toplantı ve gösteri
yürüyüşü hakkı” tanınmıştır Daha önceki yıllarda 1 Mayıs’ı kutlamak
istediği için yargılanan yüzlerce kişi beraat etmiştir.
yürüyüşü hakkı” tanınmıştır Daha önceki yıllarda 1 Mayıs’ı kutlamak
istediği için yargılanan yüzlerce kişi beraat etmiştir.
Hak ve özgürlüklerin direnmeden kazanıldığı ve korunduğu
görülmemiştir. Hal böyleyken, direnilmeyen haklar için “kitlelere anlatılacak
bir şey yoktur.
görülmemiştir. Hal böyleyken, direnilmeyen haklar için “kitlelere anlatılacak
bir şey yoktur.
Tüm dünya halklarının ve işçi sınıfının birlik, mücadele ve
dayanışma gününü kutluyor, bu hakkın korunması yolundaki meşru mücadelenin
yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.
dayanışma gününü kutluyor, bu hakkın korunması yolundaki meşru mücadelenin
yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz.
1 Mayıs’ta yaşanacak hak ihlalleri için büromuzu
arayabilirsiniz.
arayabilirsiniz.
Yaşasın 1 Mayıs
Bîji Yek Gulan
Halkın Hukuk Bürosu

