açıklamalar
Yunanistan Özgür Tutsakları: Yunanistan Mahkemelerinin Verdiği Cezalarla Devrimcilik Engellenemez
Yunanistan Mahkemeleri
Türkiye Faşizmi İle İşbirliği Yaparak Devrimcilere Yüksek Cezalar Verdi
Cezalarla Devrimciliği
Engelleyemezsiniz
Yunanistan 11 devrimcinin her
birine 20’şer yıl hapis cezası verdi. Bu cezalar AKP iktidarının ve ABD-AB emperyalizminin
isteğiyle verilen cezalardır.
Türkiye İçişleri Bakanı
Süleyman Soylu, bu operasyonun kendi istekleriyle yapıldığını itiraf etmişti.
Mahkeme heyeti, bu açıklamayı
doğrulayan bir karar verdi.
Mahkeme heyeti, davanın
başından beri bizim ve avukatlarımızın bütün taleplerini, iddianameye ilişkin
talep ve itirazlarını reddetti. Savcının bütün talep ve itirazlarını ise,
koşulsuz kabul etti.
Savunmalarımız ve
avukatlarımızın savunmaları dinlenmedi, sık sık engellendi.
Duruşmaya gidiş gelişlerde ve
duruşma salonunda saldırıya ve işkenceye uğradık ve bunlar heyetin
talimatlarıyla yapıldı.
Aslında tüm bu süreç boyunca
bir yargılama olmadı. Türkiye faşizmi ile işbirliğinin sonucu olarak, Nea
Demokratia (Yeni Demokrasi) iktidarının isteği ve talimatı yerine getirildi.
Bu talimat, devrimciliğin
yargılanması ve mahkûm edilmesi talimatıdır.
ABD-AB emperyalistleri,
Türkiye faşizmi ve Yunanistan oligarşisi el ele vermiş, Marksist-Leninist
ideolojiye, sosyalist ideolojiye saldırıyorlar.
Bize dayattıkları düşünce
değişikliğidir.
Yargılamaya çalıştıkları
devrimciliktir.
Bunu asla başaramayacaklar.
Hukuksuzca verdikleri cezalarla bize boyun eğdiremezler.
20 yaşından 70 yaşına kadar,
ayırt etmeksizin, herkese 20’şer yıl ceza vermenin hukuki bir yanı yoktur. Bu
adaletsizliktir, keyfiliktir.
Mahkeme, bir savcının
fantezilerinden yola çıkarak karar vermiştir.
Elbette ki, bu hukuksuzluğu
kabul etmemiz düşünülemez.
Zafer işareti yapmayı dahi,
DHKP-C üyeliğine delil gösteren bir mahkemenin kararları meşru değildir. Bu kararı
ve yaşanan hukuksuzluğu teşhir etmek, herkesin görevidir.
Biz Özgür Tutsaklar olarak,
bu hukuksuzluğa karşı mücadele etmeye, devrimciliğin meşruluğunu savunmaya,
anti-emperyalist, anti-faşist mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğiz.
Kimse, verilen cezalar
nedeniyle düşüncelerimizden, inançlarımızdan vazgeçeceğimiz hayallerine
kapılmasın.
Kimse, devrim ve
devrimciliğin halklar için umut olmaktan çıkacağı hayallerine kapılmasın.
Kimse, Marksizm-Leninizmin
yeryüzünden silineceği hayallerine kapılmasın.
Biz buradayız…
İdeallerimizle, inancımızla
buradayız.
Hapishaneler-cezalar bizi
yıldıramaz.
Tarihsel ve siyasal olarak
haklı ve meşru olan biziz. Sonunda kazanacak olan da biziz.
Kahrolsun Emperyalizm!
Kahrolsun Faşizm!
Kahrolsun İşbirlikçilik!
Devrimcilik Yapmak
Suç-Terörizm Değil, Tarihsel Bir Görevdir!
Teröristler,
Emperyalistler ve İşbirlikçi Faşist İktidarlardır!
Cezalarla Bizi Yıldıramaz,
Teslim Alamazsınız!
Haklıyız-Savaşıyoruz
Kazanacağız!
Yunanistan Özgür
Tutsakları
19.07.2021
Avrupa Dev-Genç: Erdal Gökoğlu Derhal Serbest Bırakılsın Açıklaması
Devrimci Özgür Tutsak Erdal Gökoğlu hala hiçbir hukuki
gerekçe olmamasına rağmen Belçika hapishanelerinde tutuklu bulunuyor.
Erdal Gökoğlu’nun Belçika’da herhangi bir yargılanması
yoktur.
Belçika devleti tarafından verilen herhangi bir cezası
yoktur.
Almanya’da yargılanmış, kendisine verilen hapis cezasının
Belçika infaz yasasına göre serbest kalabileceği zamandan daha fazla kısmını
yatmıştır. Buna rağmen Belçika devleti hiçbir yasa hukuk
tanımadan Erdal Gökoğlu’nu hapsetmeye devam ediyor.
Yani, 03 Şubat tarihinde Almanya’dan Belçika’ya gönderilen
Erdal Gökoğlu geldiği günden beridir hukuksuz bir şekilde hapishanede tutuluyor
ve
keyfi dayatmalara ve işkencelere maruz kalıyor.
Tek Tip elbise dayatmasına ve Tecrit işkencesine karşı
direndi.
Bundan yaklaşık 1 ay öncesine kadar 5 buçuk ay sadece 3
adımlık hücrede tutuluyordu.
Geçtiğimiz aylarda yaptığı açlık grevi direnişi sonucunda
önce tek tip elbise dayatmasına karşı zafer kazanarak başka bir hapishaneye
sevk edilmişti.
En son 27 Haziran’da bir zafer daha kazanarak 50 kişilik
havalandırmaya çıkarıldı.
Emperyalizmin hapishanelerinde de direnen ve hiçbir koşulda
teslim olmayan, “suçlu” muamelesine kabul etmeyen
devrimci tutsak Erdal Gökoğlu bulunduğu dört duvar arasında
direnerek, üreterek özgür tutsaklık geleneğini sürdürüyor.
Özgür Tutsaklığın örneğini oluşturuyor. Daha öncesinde de Türkiye’de
F tipi hapishanelerinde yine tecritte karşı direnen Erdal Gökoğlu, bugün de
ölüm orucu gazimiz olarak direnişin gücünün farkında ve
devrimciliğinden hiçbir taviz vermeyerek aynı kararlılıkla her bir hakkı için
direnmeye devam ediyor, umudu büyütüyor…
Devrimcileri Hiçbir Koşulda Teslim Alamayacaklarının
Kanıtıdır Erdal Gökoğlu…
Belçika Devletine Çağrımızdır;
Hukuksuzluğa Son Verin! İşkence Yapmaktan Vazgeçin!
Devrimcileri baskılarla yıldıramazsınız, bunu anlayın!
Devrimci Tutsak Erdal Gökoğlu Derhal Serbest Bırakılsın!
Devrimcilik Yapmak Suç Değil Görevdir!
Özgür Tutsaklar Onurumuzdur!
Erdal Gökoğlu’na Adalet ve Özgürlük İstiyoruz!
Avrupa Dev-Genç
İşbirlikçi Yunan
Devleti Devrimcilere Cezalar Yağdırdı
11 Devrimcinin Yunanistan’da yargılandığı dava bu gün (19
Temmuz 2021) karara bağlandı. Her bir
tutukluya 20’şer yıl ceza verilerek Türkiye faşizminin yanında olduğunu bir kez
daha gösterdi Yunan devleti.
Yunanistan da bir buçuk yılı aşkın bir süre önce devrimci
kurumlar basılarak, 11 Türkiyeli devrimci işkenceyle gözaltına alınmıştı.
Amerikan emperyalizminin ve Türkiye faşizminin saldırıları,
yok etme çabaları şimdiye kadar boşa çıkartıldı, sonuçsuz kaldı. Emperyalizmin
boyun eğdirme çabaları karşısında biat etmeyen devrimcileri onlarca yıl cezalar
vererek teslim almak isteyen Yunan devletinin sözde mahkemeleri de çabalarının
boşuna olduğunu görmekte gecikmeyecek.
Yunanistan iktidarı
Ağababalarının yapamadıklarını yapmaya çalıştı, emperyalizme yaranmak, Türki’ye
faşizmi ile çıkar ilişkilerini korumak çerçevesinde onlar adına devrimcilere
operasyon . Emperyalizmin ve Türkiye faşizminin isteği ile kurulan mahkeme ebetteki
adil olmayacaktır. Kendi ülkesinde suç sayılmayan her şeyden ceza verdi
Yunanistan. Mesela zafer işareti yapmak, mesela şehit fotoğrafları önünde
fotoğraf çektirmek gibi zorlama, suç yaratma gerekçelerle onlarca yıl cezalar
verildi her bir devrimciye. Geçtiğimiz hafta başlayan duruşmalar boyunca her
türlü bahaneyle tutsaklara saldırıldı. Savunma hakları gasledilmeye çalışıldı.
Olmadı şimdi de onlarca yıl ceza verildi. Hem de ayrımsız. Yani ne hikmetse her
bir devrimci eşit ağırlıkta suç işlemiş (!)
Sizin Adaletinizde, yerin dibine
batsın. Akıl ve mantık kurallarını bile zorlayan bu ceza yağdırma politikasını TANIMIYORUZ!
Yargılanmak istenen devrimciliktir. Yargılanmak istenen,
ülkesinin bağımsızlığı için hiç bir bedelden kaçınmayan devrimcilerdir.
“Devrimcilik yaparsan başına bunlar gelir” demek
istemektedirler. Yani devrimciysen vay haline, hak, hukuk, adalet hak getire.
Bütün bunların nedeni, emperyalizmin ve faşizmin devrimcilerden
korkmasıdır. Ancak Yunan devletinin de
bilmesi gereken şudur. Siz devrimcileri yargıladınız diye devrimcilik suç
sayılmayacak. Hiç bir ceza devrimcileri teslim almaya yetmeyecek. Dünyanın en
büyük hayduttu Amerika, en kanlı katili faşizmdir. Onlardan büyük teröristte
yoktur. Bütün halklara yapılan
katliamların birinci dereceden sorumluları devrimcileri yargılayamaz.
Emperyalizm önce kendi katilliklerinin hesabını vermelidir. Devrimcilik suç
değil, görevdir. Çünkü; bu dünyanın katili, hırsızı, haydutu en başta
emperyalizmin kendisidir. O nedenle ’de mahkemeleri yok hükmündedir. Hiçbir devrimci
onlarca yıl ceza verdiniz diye size biat etmez. Tam tersine size olan kini
öfkesi artar. Yunan mahkemeleri de emperyalizm ve Türkiye faşizmi adına verdiği
bu kararla hem ülkemiz devrimcilerinin ve halklarının hem de kendi ülkesindeki
ilerici halkının, devrimcilerin öfkesini kazanmıştır. Hiç bir halk ve devrimciler kendisine karşı
yapılan bu adaletsizlikleri unutmayacaktır. Buradan bir kez daha söylüyoruz ki,
bütün dünyanın emperyalistleri ve faşist devletleri bir olsanız’ da
devrimcileri teslim alamayacaksınız! Ne yaparsanız yapın tarihin akışını
değiştiremeyeceksiniz!
YENİLECEKSİNİZ!
Tutuklamalar, Cezalar Bizleri Yıldıramaz!
Kahrolsun Emperyalizm Faşizm Ve İşbirlikçi Hükümetler!
Devrimcileri Asla Teslim Alamayacaksınız!
Devrimcilik Yapmak Suç Değil Görevdir!
Almanya Halk Cephesi
Anti-Emperyalist Mücadele Komitesi Üçüncü Açıklaması – Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise’nin Katledilmesi Hakkında
Dünya Halklarının Baş Düşmanı Abd Emperyalizmi Haiti’de
Devlet Başkanını Bir Gece Operasyonuyla Katletmiştir!
Emperyalizmin Karanlık Gece Operasyonlarına Karşı Dünya
Halklarıyla Birlikte Aydınlık Yarınları Yaratacağız!
ABD emperyalizmi 7 Temmuz 2021 günü Karayıp denizinde küçük
bir ada ülkesi olan Haiti’de gerçekleştirdiği operasyonla devlet başkanı
Jovenel Moise’ı katletti. Toplamda en az 28 kişinin katıldığı operasyonun asıl
olarak ABD’nin sözde “Uyuşturucuyla mücadele idaresi” (DEA) tarafından
örgütlendiği ve operasyonluların 26’sının Kolombiya uyruklu olduğu ABD Haiti
büyükelçisi Edmond tarafından itiraf edildi. Ayrıca Kolombiyalı suikastçılarına
en az 6’sının eski ordu mensupları oldukları tespit edildi. Haiti’yi büyük bir
belirsizliğe ve kaosa sürükleyen bu operasyon hakkında daha birçok soru işareti
var. Örneğin, operasyonular nasıl Haiti güvenlik güçlerinin kontrolü altında
olan devlet başkanı konutuna hiçbir çatışmaya girmeden girebildiler? Suikastçılar
neden karşı devrimin kalelerinden biri olan Tayvan büyükelçiliğine sığınmaya çalıştı?
Bütün dünyaya “demokrasi” dersi verme hakkını kendinde gören Avrupa
emperyalistleri bir ülkenin devlet başkanının öldürülmesine neden seslerini çıkarmıyorlar?
Bu Olay Bize Bir Kez Daha ABD Emperyalizminin Dünya
Üzerindeki Hakimiyetini Pekiştirmek İçin Taarruza Geçtiğini ve Yeni Sömürgesi
Olan Ülkelere Hiç Bir Sınır Veya Kural Tanımadan Müdahale Ettiğini Ve Edeceğini
Gösterdi!
Oysa öldürülen eski devlet başkanı Moise ABD emperyalizminin
sadık bir işbirlikçisiydi. Büyük bir sefalet içinde yaşayan Haiti halkı,
iktidarda olduğu yıllarda ABD sermayesine ve IMF’ye kapıları ardına kadar açan
ve hakkında ciddi yolsuzluk iddiaları olan Moise hükümetine ve ABD’ye karşı
kitlesel eylemler ve ayaklanmalar örgütledi Şubat’tan bu yana. Haiti oligarşisi
gelişen bu anti-emperyalist halk ayaklanması karşısında ciddi bir siyasi
buhrana düştü. Haiti’de, yani ABD’nin yanı başında yaşanan bu gelişmeler
emperyalizmi kaygılandırmaya başlamıştı. ABD’nin Moise’ı tasfiye etme kararı
almasının asıl nedeni ise Haiti oligarşisi içinde yaşanan it dalaşı ve bunun
uluslararası uyuşturucu ticaretini etkilemesi. Haiti geçici devlet başkanı Claude
Joseph basına verdiği bir demeçte Moise’ın kendi çıkarları doğrultusunda Haiti
oligarşisinin bir bölümüne “savaş açtığını” ve bu nedenden dolayı öldürüldüğünü
beyan etti. Haiti oligarşisinin dünya uyuşturucu ticaretinin ana rotalarından
biri olan Kolombiya-ABD hattında önemli bir rolü var. Yani Moise’ın bu
kesimlere “savaş açması” direk olarak emperyalizmin çıkarlarıyla çelişiyor.
İşte bu nedenden dolayı, bu it dalaşından dolayı emperyalizm Haiti devlet
başkanını tasfiye etti. Çünkü uyuşturucu ticareti emperyalizmin hayat
damarlarından biridir. Emperyalizm uyuşturucu ile halkları devrim
mücadelesinden uzak tutmak, yozlaştırmak, zehirlemek istiyor. Bu özellikle
Haiti gibi devrim dinamikleri güçlü olan yeni sömürge ülkelerde düzenin en
temel politikalarından biridir. Bu operasyonla artık dünya kamuoyunun önünde
emperyalizmin DEA gibi sözde “uyuşturucuya karşı mücadele” timlerinin koca bir
yalan olduğu ve tam tersine Emperyalizmin Uyuşturucu Ticaretini Bizzat
Örgütlediği Görülmüştür. Devrimciler Sizin Yarattığınız ve Milyarlarca Dolarlık
Karlar Elde Ettiğiniz, Gençlerimizi Zehirlediğiniz Ve Ailelerimizi
Parçaladığınız, Uğruna Katliamlar İşlediğiniz Uyuşturucu Bataklığını Kurutacak!
100 yıla aşkın bir süredir Amerikan emperyalizminin yeni
sömürgesi olan Haiti dünyanın en yoksul ülkelerinden biri. Nüfusunun %80’inden
fazlası yoksulluk sınırının altında yaşayan Haiti’de özellikle 2010 depreminden
sonra açlık ve sefalet tavan yapmıştır. Şimdi ise işbirlikçi, vatan haini
Claude Joseph hükümeti ABD’nin Haiti’yi askeri güçleriyle işgal etmesini talep
etti. Haiti halkını bu hayata mahkûm eden, Haiti, Latin Amerika ve dünya
halklarının çocuklarını katleden ABD EMPERYALİZMİNİN KENDİSİDİR! Onun için
dünya halkları asla emperyalizmin ordularından ve emperyalistlerin “demokrasi”
vaatlerinden medet umamaz bilakis Anadolu’dan Antarktika’ya, Antarktika’dan
Latin Amerika’ya dünya halklarının tek kurtuluş yolu EMPERYALİZME KARŞI
SAVAŞMAKTIR!
Biz Türkiyeli devrimciler olarak Haiti halkının ABD
emperyalizmine ve oligarşi düzene karşı verdiği bağımsızlık, demokrasi ve
sosyalizm mücadelesinin yanındayız, yanında olacağız! Haiti halkı mücadelesinde
yalnız değildir!
Yaşasın Dünya Halklarının
Kardeşliği! Yaşasın Emperyalizme Karşı Verdiğimiz Ortak Mücadele!
Katil ABD, Ellerini
Haiti’den Çek!
Uyuşturucu Bataklığını
Kurutacağız, Emperyalizmin Celladı Olacağız
Avrupa Halk Cephesi: Halkımızı Ali Osman Köse İçin Meydanlarda Oturma Eylemine Çağırıyoruz!
AKP Faşizmi, hasta tutsak Ali Osman
Köse’yi, hapishanede tecrit koşullarında gün gün, ağır ağır katletmek istiyor.
Buna karşı sessiz, tavırsız kalmıyoruz
ve kalmayacağız; Ali Osman’ı sahiplenmemizle faşizmin elinden çekip alacağız.
Bugüne kadar birçok hasta yoldaşımızı
faşizmin elinden çekip aldık. Ali Osman’ı da alacağız.
Bunun ne kadar kısa sürede olacağı,
sahiplenmemizin, dayanışmamızın, eylemlerimizin gücüne bağlıdır.
Tüm halkımızı, 21 TEMMUZ ÇARŞAMBA
günü, meydanlarda 15 dakikalık OTURMA EYLEMLERİNE çağırıyoruz.
Yaptığımız her eylem, her girişim,
faşizmin hapishanelerinde “SESSİZ İMHA” politikasıyla ağır ağır
katledilen hasta tutsakların sesi, soluğu olmaktadır.
Her eylemimiz, Ali Osman Köse ve tüm
hasta tutsaklar için, taze bir nefestir.
Onların ömürlerine ömür eklemektir;
onları özgürlüklerine yaklaştırmaktır.
İŞTE BUNUN İÇİN,
tüm halkımızı, işkenceye, zulme karşı
olan, adaletten yana olan herkesi,
Ali Osman Köse ve tüm hasta tutsaklar
için, 21 Temmuz Çarşamba günü, oturma eylemine çağırıyoruz.
Bulunduğumuz şehirlerin meydanlarında,
yaşadığımız semtlerin meydanlarında, ellerimize dövizlerimizi, pankartlarımızı
alarak hasta tutsaklara ses olalım, soluk olalım.
Bir meydanda tek kişi de olsak,
eylemimizi yapalım, sahiplenmemizi ortaya koyalım.
Belirttiğimiz gibi, en küçük bir eylem
bile, bir ses, bir nefestir.
Sesler birleşip, faşizme geri adım
attıracak;
nefesler birleşip, hasta tutsakların
ömürlerine ömür katacaktır.
Not: Oturma eylemine katılacak
arkadaşlarımız, halkımız, eylemlerini, açıklamalarla, videolarla, öncesinden
duyurup, çağrılarını bulundukları yerlerdeki tüm halkımıza iletirlerse, katılım
daha güçlü olacaktır.
19.07.2021
Avrupa Halk Cephesi
19 Temmuz Pazartesi günü (Bugün) Köln
Neumarkt’ da Erdal Gökoğlu’ nun özgürlüğünü gaspeden Belçika Emperyalist devleti
protesto edildi.
Almanca ve Türkçe yapılan
açıklamalarda Erdal Gökoğlu’ nun özgürlüğü için mücadele edileceği vurgulandı.
Sloganlarla devam eden eylemde Grup Yorumda türkükeri ile yerini aldı.
Ayrıca bugün Yunanistan’ daki 11
devrimciye verilen ağır hapis cezalarının haberi alınması üzerine,
emperyalizmin ve faşizmin işbirlikçisi Yunan devleti de protesto edilerek
devrimcileri yıldıramayacakları vurgulandı. Yine 11 devrimciye yağdırılan
cezalar tek tek videolarla protesto edildi.
KAHROLSUN EMPERYALİZM VE İŞ BİRLİKLERİ!
YAŞASIN HALKIMIZIN ONURLU EVLATLARI
DEVRİMCİLER!
ERDAL GÖKOĞLU’ NA VE YUNANİSTANDA
TUTSAK EDİLEN 11 DEVRİMCİYE ÖZGÜRLÜK!
AB ve ABD’nin Kuklası Miçotakis Yargısının Devrimcilere
Verdiği Cezalar Hükümsüzdür!
17 Aydır Yunanistan’da tutuklu 11 Devrimciye bugün AB ve ABD
kuklası Miçotakis Yargısı Devrimcilere ceza yağdırdı. 2 Temmuz’da başlayan
mahkeme önceden hükmü belli olan bir yargılama ile bugün karar verildi.
Devrimcilere hukuka uygun hiçbir gerekçeleri yokken; zafer işareti yapmak, aynı
dernekte bulunmak, slogan atmak ,dernekte bulunan şehitler panosunun önünde
resim çekmek gibi hukukta yeri olmayan gerekçelerle ceza verdiler. Dünya
halkları şahittir ki Devrimcilere dayatılan teslimiyete cevap Yunan
Mahkemelerin de Devrimcilerin asıl Sizi ve Emperyalist efendilerinizi yargılamıştır.
Sol yumruklar asla aşağı inmeyecektir. Ülkede ve Dünyada ki tüm baskılarınız,
cezalarınız hükümsüzdür. Devrimci Mücadeleyi Bitiremeyeceksiniz! Devrimcileri
Teslim Alamayacaksınız! Devrimciler Onuru Temsil Ediyorlar! Yunan Halkı’da
Şahittir ki Emperyalizme karşı Mücadele eden Biz Demrimcileriz.Kukla Miçotakis
Yargısının Devrimcilere Verdiği Cezalar Hükümsüzdür!
Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!
Belçika Halk Cephesi
TURAN AKTAŞ
TÜRKİYE İŞÇİ SINIFININ ONURUNU
KUŞANDI,
YÜRÜYÜŞÜNÜ ZAFERE KADAR SÜRDÜRECEK!
583 GÜNDÜR SÜREN BİR ONUR MÜCADELESİ
KHK ile kapatılan, belediyelerdeki
taşeron şirket devrinden sonra 744 bin işçi çalıştıkları belediyenin
bünyesindeki şirketlere geçtiler ama kendilerinden önce çalışan işçilerle aynı
maaşı alamadılar. Şişli Belediyesi’nde bu süreç 27 ay sürdü. Bu 27 ayın içinde
işçi Turan Aktaş bu duruma karşı itiraz etti, sendika ve belediyenin
kandırmacasına gelerek tek başına dava açtı. Ve bu yüzden işinden edildi.
‘Davadan vazgeç, tüm haklarınızı verelim’ dediler. O zaman örgütsüz bir işçi
olan Turan Aktaş, tüm bu kandırmacalara gelerek davasını geri çekti.
İşçiler, davasını geri çekti ama ne hak ne
hukuk, hiçbirini alamadı. Turan Aktaş, bu durumu onuruna yediremedi ve tekrar
dava açtı. İşte o zaman süreç başlamış oldu.
Bu olaylardan birkaç ay sonra Turan Aktaş’ın
‘haklarımız’ dediği maaş farkları, aylık maaşlarda artık ödenmeye başlanmıştı.
Şişli’de eşit işe eşit ücret devrine nihayet başlandı fakat bedeli Turan Aktaş
ödemişti. Belediye bunu yaparken şu mesajı vermeye çalıştı: ‘Acele ederseniz,
bizi karşınıza alırsanız, bakın sonunuz böyle olur, bekleyin hakkınızı bizim
işimize geldiği zaman vereceğiz’
Turan Aktaş o zaman işten atıldı ve bir süre
sonra da direnme kararı aldı. Bugün
direnişinin 585. günü. ‘Bu direnişi artık benim onur mücadelem, olarak
görüyorum’ diyor Turan Aktaş. Ve direnişini alnı açık başı dik bir şekilde
sürdürüyor.
Turan Aktaş, geçtiğimiz haftalarda
avukatı ile birlikte muhatap şirket Kent-Yol ile bir görüşme gerçekleştirildi.
Bu görüşmede direnişimizin nabzını ölçmeye kalktılar fakat direnişin moral
üstünlüğü Turan Aktaş’ın 600. günlerine dayanan direnişinde yatıyor. Yani
görmek istediklerini görememişlerdir. Sonrasında Muammer Keskin’in araya
koymaya çalıştığı “ARTI1 TV” sahibi Altan Ertürk ile görüştü Turan Aktaş.
Şimdi tüm halkımıza bu görüşmeyi anlatacağız:
AHLAKSIZ BİR TEKLİFLE DİRENİŞİMİZİ
SATIN ALAMAZSINIZ!
Muammer Keskin her ne kadar direnişe
karşı kayıtsız görünmeye çalışsa da bu direnişin onun siyasi kariyerini
bitirdiğini çok iyi biliyor. Bu yüzden bir an önce de bu sorunu çözmek istiyor.
Ama Muammer Keskin kendi bildiği yöntemlerde ısrar ettikçe bu direniş onun
başını yemekten başka bir şey yapmayacaktır.
Muammer Keskin, Artı 1 TV’nin sahibi olan
Altan Ertürk’ü aracı olarak değerlendirmek için arıyor ve onu parayla donatıp
Turan Aktaş’ın yanına yolluyor. Altan Ertürk, Turan Aktaş’ı arayıp 18.00’da
görüşelim diyor. Fakat 16.30’da Turan Aktaş’ı oldubittiye getirip tek başına
görüşmek istiyor. Turan Aktaş görüşmeyi tek yapmak zorunda hissedip Altan
Ertürk’ün verdiği randevuya gidiyor.
• Altan
Ertürk’ün Artı 1 TV’nin sahibi olduğunu biliyorduk. Fakat CHP’nin pis işlerini
yapan ucuz birisi olduğunu bilmezdik. Altan Ertürk “o alandan kalkmak için
ne kadar istiyorsun? Ne kadar istiyorsan kâğıda yaz hepsi verilecek”
diyor. Yani 585 gündür kar kış, sıcak, işkence gözaltı demeden büyütülen
direnişi 3 kuruşa satarak küçültmemizi istiyor. Turan Aktaş’ın cevabı burada
net oluyor: ‘senin yaptığın bu teklif ahlaksız bir tekliftir, benim onurum
satılık değildir. Ben bu direnişi bırakmam, işimi istiyorum, diğer haklarımı da
söke söke alacağım’ diyor. ‘Bu teklifi kabul etmem demek direnişe ihanet etmem
demektir. Bunu yapmayacağım, evimde hapishanelerden gelen bir çuval mektup var.
Onlara ihanet edemem’ diyor. Altan Ertürk ‘Her yere rezil ettiniz adamı, her
yerden arıyorlar baskı yapıyorlar, şu işi çözün diye. Avukat da tutmuşsun, 4
kişi gelmişsiniz Kent-Yol’la görüşmeye’, ‘Belediyenin çatısına nasıl çıktın”,
“meclise de gitmişsin’ diyerek patron cephesini zayıflatan eylemlerimizden
bahsetmiştir. Muammer Keskin’in gönderdiği aracıyla bile direnişimizin gücünü
görebiliyoruz.
Turan Aktaş görüşmenin sonunda tarihsel bir
cevap veriyor:
‘Bende olan sende yok galiba, bende
onur var. Ben bunun için mücadele veriyorum. Onur dediğin bakkalda markette
satılan bir şey değildir. Eğer sen onurunu parayla aldıysan, benim onurum
satılık değil, haydi yoluna’.
Altan Ertürk- Turan Aktaş görüşmesi
kısa bir sürede bitiyor. Altan Ertürk ‘sen siyasi bir adamsın’ ‘ben bu işi
çözemem’ diyerek masadan ayrılıyor.
Altan Ertürk’ün söylediği söze bakın
“sen siyasi bir adamsın’ ‘ben bu işi çözemem’ diyor. Sen kendine tarafsız
gazeteciyim, tarafsız bir televizyoncuyum diyebilir misin? Asla!
CHP gibi takiyyeci ve yalancı bir
parti, emeğin yanında ve haklının yanında olamaz, direnişin yanında hiç olamaz.
Altan Ertürk bir patron gibi
konuşmuştur. Bir patronun ağzından konuşup, direnişi küçümsemeye, direnişçiyi
oyuna düşürmeye kalkan bir ahlaksızdır.
Turan Aktaş’ın direnişi Şişli
Belediyesi’nde çalışan yüzlerce işçiye örnek olmuş bir direniştir. Kazandığı
davalarla işçilere emsal olmuştur. İşte direnişin gücü budur. Bu direniş Turan
Aktaş işine geri dönene kadar devam edecek. Bunu patron belediye başkanı
Muammer Keskin ve Altan Ertürk bilsin. Biz gücümüzü, sizin gibi paradan puldan,
CHP yaltakçılığından değil, direnişten alıyoruz.
Bu ahlaksız teklifi CHP’nin yanına
bırakmayacağız. Bu ahlaksızlıklarını her yerde yüzlerine vuracağız.
Altan Ertürk kimdir, CHP’nin pis
işlerini neden ve ne için yapıyor. Muammer Keskin ile ilişkisi nedir? Bunları
tüm halkımız öğrenecek. Burjuvazi adına gelip işçinin direnişini parayla satın
almaya çalışanlara karşı mücadele edeceğiz. Bu teklif yanınıza kalmayacak.
Buradan bir kez daha duyuruyoruz:
İşimizi, aşımızı allana kadar o alanda olmaya devam edeceğiz. İŞÇİ DÜŞMANI,
KATİL, HIRSIZ, İŞBİRLİKÇİ CHP VE MUAMMER KESKİN!
İŞÇİ DÜŞMANI, KATİL, HIRSIZ,
İŞBİRLİKÇİ AKP!
İKİSİ ARASINDA BİR FARK YOKTUR.
PARANIZ DİRENİŞİMİZİ SATIN ALMAYA
YETMEZ.
İŞE ALMAMA KARARI ALAN ŞİŞLİ
BELEDİYESİ SORUMLULUĞU ARTIK CHP’YE YÜKLEMİŞTİR. MUHATAP TAM ANLAMIYLA CHP’DİR
İki ideoloji savaşıyor.
Burjuvazi ve proletarya.
Direnişini ezmeye, bitirmeye ve Turan
Aktaş’ı uzlaşmaya zorlayarak, satın almaya çalışıyorlar.
Burada burjuvazi diyerek CHP’den
bahsediyoruz. CHP, tam bir burjuva partisidir.
Ülkemizi emperyalistlerin kucağına
teslim eden onlardır.
Denizlerin asılmasına canla başla onay
veren onlardır.
Devrim dalgasını bastırmak için
gönüllü olanlar onlardır.
Nihat Erim’de CHP’nin artığıdır.
Katliamların başrol oyuncusu CHP’dir.
Maraş katliamı CHP iktidarında ve himayesinde yapılmıştır.
Sivas katliamında CHP iktidar
ortağıdır.
CHP’nin katil Ecevit’i, 19 Aralık
2000’de 28 devrimci tutsağı canice katletmiştir.
CHP katil, hırsız, işbirlikçidir.
CHP’de, AKP’de katildir, hırsızdır,
işbirlikçidir.
CHP tam bir devlet partisidir.
Oligarşinin partisidir.
Halkı ve devrimcileri katletme
‘onuruna’ sahip olan bir parti, söz konusu olan bir işçi olunca işinde çok daha
cevval kesiliyor.
Turan Aktaş’ı 585 gündür işine geri
almıyor. Ama CHP şunu bilmelidir:
CHP karşısında direnen tek bir işçi
değil, direnen devrimciler vardır.
Bu yüzden Turan Aktaş’ı işe geri
almıyor. Ve bunu Kent-Yol’un ‘işe almama’ kararıyla da tasdikliyor.
CHP VE ŞİŞLİ BELEDİYESİNİN İŞE GERİ
ALMAMA KARARININ EKONOMİK BİR DAYANAĞI DA VAR
27 ay boyunca eşit işe eşit ücret
alamayan işçilerden çalınan para
CHP’NİN ŞİŞLİ BELEDİYESİ’NDEKİ
İŞÇİLERDEN ÇALDIĞI, EL KOYDUĞU MİKTAR 92.178.000 TL.
Ahlaksız burjuvazi milyarlarca lirayı
çalıp, işçinin hakkına el koyarken bizim direnişimizi sadaka vererek bitirmek
istiyor.
İşçi düşmanı CHP ahlaksızdır,
namussuzdur, alçaktır. İşçinin sırtından geçinen bir asalaktır.
Türkiye çapında çalınan miktarı
hesaplanamıyor. Çünkü işçilere her belediyede farklı farklı maaşlar veriliyor
fakat Şişli Belediyesi’nde yapılan eşit işe eşit ücret uygulaması diğer
belediyelerde kabul edilmedi. Hatta Bakırköy Belediyesi ‘eşit işe eşit ücret
uyguluyoruz’ diyerek yüksek maaş alan işçilerin maaşlarını düşürdü.
BURDA İŞÇİNİN HAKKI OLAN ÜCRETİNDEN
YAPILAN SOYGUN SADECE ŞİŞLİ BELEDİYESİNDE 92.178.000 TL. ÜLKE GENELİNDE İSE
KOSKOCA BİR SERVET… BU PARALAR İŞÇİLERİN SIRTINDAN ÇALINIP, İŞÇİLERE KARŞI
KULLANILIYOR.
KISACASI:
CHP’Lİ ŞİŞLİ BELEDİYESİ, DİRENEN İŞÇİ
TURAN AKTAŞ’TAN 500.000 TL ÇALDI.
BELEDİYENİN DİĞER İŞÇİLERİNDEN DE
100.000.000 TL
FAŞİST AKP’NİN ÇALDIĞI 128 MİLYAR
DOLARIN PEŞİNE DÜŞEN CHP’YE SORUYORUZ:
100.000.000 TL NEREDE?
SONUÇ OLARAK DİYORUZ Kİ:
-TURAN AKTAŞ 6 KASIM 2019 TARİHİNDE
İŞİNDEN ATILDI.
-10 ARALIK 2019 TARİHİNDEN BERİ ŞİŞLİ
BELEDİYESİ ÖNÜNDE, 585 GÜNDÜR DİRENİYOR.
-CHP’Lİ BELEDİYE, TURAN AKTAŞ’IN EN AZ
500.OOO LİRASINI ÇALDI. (MAAŞ, BANKA KREDİLER, HACİZ, DİRENİŞ MASRAFLARI,
SİGORTA PRİMİ)
-TURAN AKTAŞ, 4 DAVA KAZANDI.
-HALEN İŞE GERİ DÖNEMİYOR.
-BU BİR EMSAL DAVASIDIR.
-BU EMSAL MAHKEME KARARI ŞİŞLİ’DE 569,
ÜLKE GENELİNDE 744 BİN İŞÇİYE ÖRNEK OLACAK.
-CHP’Lİ ŞİŞLİ BELEDİYESİ İŞÇİNİN
SIRTINDAN 100.000.000 TL ÇALDI.
-ÜLKE GENELİNDE BU ŞEKİLDE ÇALINAN
MİKTARINI HESAPLAYAMIYORUZ!
ÇÖZÜM: İŞÇİ MECLİSLERİDİR.
DİRENEN, ÜRETEN BİZİZ, YÖNETEN DE BİZ
OLACAĞIZ.
BİRLEŞİRSEK,
ÖRGÜTLENİRSEK,
MECLİSLERDE BÜTÜN SORUNLARIMIZA ÇÖZÜM
BULABİLİRİZ.
Meclislerle dayanışmayı örgütlemeğiz.
Meclislerle alın terimizin hesabını da
kuruş kuruş yapıp, işbirlikçi AKP’den, CHP’den bizden çaldıklarının hesabını
soracağız!
İŞÇİ MECLİSLERİNDE ÖRGÜTLENELİM, TURAN
AKTAŞ’IN ZAFERİ HEPİMİZİN ZAFERİ OLSUN!
BİZDEN ÇALINANI ANCAK BİRLEŞİRSEK
ALABİLİRİZ.
DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!
TURAN AKTAŞ İŞE GERİ ALINSIN!
DEVRİMCİ İŞÇİ HAREKETİ


