Home belçika Berlin’de Ölüm Orucu Direnişi İle İlgili Panel

Berlin’de Ölüm Orucu Direnişi İle İlgili Panel

by halkinkutuphanesi@gmail.com
Berlin’de Ölüm Orucu Direnişi İle İlgili Panel - Image 1

“Ölüm orucu direnişimiz bağımsızlık ve özgürlük
mücadelesinin en güçlü anlatım biçimidir.”

Cezaevlerinde tutuklu bulunan Sibel Balaç ve Gökhan
Yıldırım Aralık 2021’den bu yana sürdükleri açlık grevini ölüm orucuna
çevirdiler.  Bir diğer özgür tutsak Özgür Karakaya, tahliye hakkının
gaspına karşı 43 gündür açlık grevinde. Aynı zamanda, Almanya cezaevlerinde
tutuklu bulunan Özgül Emre, tek tip elbise dayatmasına karşı süresiz açlık
grevine başladı. Açlık grevinde şeker ve B12 takviyesi dışında hiçbir şey
yenmez. Süresiz açlık grevi anlamına gelen ölüm orucu direnişinde ya kişinin
talepleri karşılanır ya da kişi yetersiz beslenmeden ölür. Politik anlamda ölüm
orucunun anlamı şudur: YA ADALET YA ÖLÜM!

Bunun en bilinen örneği İrlandalı Cumhuriyetçilerin
mücadelesidir. Bobby Sands ve diğer İrlandalı devrimci mahkumlar, tek tip
elbise giymelerini engelleyen Özel Kategori Statüsü ’nün kaldırılmasını
protesto etmek için 1981’de açlık grevine başladılar. Türkiye’de 1980’de faşist
askeri cunta döneminde tek tip elbise uygulamasını protesto etmek için ölüm
orucu direnişinde 4 devrimci öldü. Her iki durumda da açlık grevleri somut bir
kazanımla sonuçlandı. Somut kazanımların yanı sıra, direnme kararı başlı başına
bir zaferdir: bir mahkumun kimliğini, karakterini ve onurunu korumak için ölümü
seçmesi insanlığın bir zaferidir.

Bugün dünyanın her yerinde binlerce siyasi tutuklu
var. Siyasi mahkumlar çoğunlukla, diğer tutuklulardan tamamen tecrit
edildikleri ve dış dünyaya çok sınırlı erişime sahip oldukları F-tipi diye
bildiğimiz, hücre hapsi koşullarında tutulmaktadır. Hücre hapsinin
uygulanmasının birçok sebebi var. Bunlardan biri de mahkûmu toplumsal üretimden
koparmaktır. İnsan sadece biyolojik bir varlık değildir: biz insanlar sosyal
varlıklarız ve sadece sosyal bir bağlamda gelişebiliriz. Hücre hapsi,
işkencenin en insanlık dışı yollarından biridir.

Türkiye’de 1996 ve 2000-2007 yılları
arasında tecrit cezaevlerinin uygulamaya konmasını protesto etmek için 130’dan
fazla devrimci hayatını kaybetti. Tecrit altında, kişinin bedeni, insanlık dışı
koşullara karşı çıkmanın tek aracıdır. Açlık grevleri ve ölüm oruçları, vücudun
silah haline geldiği bir direniş biçimidir ve mahkumun sahip olabileceği en
etkili direniş yöntemlerinden biridir.

Bu etkinlikte, siyasi bir mücadele aracı olarak ölüm
orucunun tarihçesini ve gerekçelerini sizlerle paylaşmak ve tartışmak istiyoruz.
Soruları şu şekilde gündeme getirmek istiyoruz: Ölüm nedir?

Açlık grevi neden ölüm orucuna dönüştürülür? Özellikle
mahkumlar için siyasi mücadelede neden önemli bir araçtır?

1996 yılında Türkiye’de ölüm orucu direnişine katılan
bir yoldaşımız yanımızda olacak ve bize sürecin iç yüzünü anlatacak. Bu
etkinlik için Halk Okulu dergisinden ölüm orucuna direnişle ilgili bir dizi
makalenin İngilizce ve Almanca çevirisini sağlayacağız.”


Berlin’de Ölüm Orucu Direnişi İle İlgili Panel - Image 1

Berlin’de Ölüm Orucu Direnişi İle İlgili Panel - Image 2


You may also like

Leave a Comment