Home halkın hukuk bürosu 1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu

by halkinkutuphanesi@gmail.com
1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 1

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 1

1.
Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3.gün ilk oturumuna Filipinli avukat Edre
Olalia konuşmaya başladı.

 Edre Olalia;


Türkiye ve Filipinler’in çok ortak yönü var. Biri de avukatlar saldırı altında.
Müvekkillerini korumaya çalışırken kendileri saldırı altındalar.”


Meslektaşım Avukat Benjamin Tarug Ramos’u 2 motosikletli gelip katletti.
2018’den beri adalet sağlanmadı. Hukuksuzca fişlenmiş bir avukattı.”

” Neden
saldırı altındayız? Çünkü biz halkın avukatlarıyız. Haksızlıklara karşı
sesimizi çıkardık. Bizi susturmaya çalışıyorlar. Çünkü biz işimizi ve
görevimizi iyi yapıyoruz. Ezilenlerin haklarını savunmak için çalışıyoruz.
Hukuk mesleği içinde kimsenin yapmak istemediği görevi üstleniyoruz. Birçok
arama emirlerine karşı durduk, politik tutsakların özgürlüğü için çalıştık.
Güvenlik güçlerinin ve katillerin hapse girmesi için çalıştık. Ulaşımdaki fiyat
yüksekliklerine karşı mücadele ettik. Kurtuluş mücadelesi içinde barışı
savunanlar olarak mücadele ettik. Aktivistlerin eylemlerini kriminalize
etmelerini durdurduk. Bunlar halkın avukatlarının günlük işleri. Faşistler ve
emperyalistler bizim yok olmamızı istiyor çünkü biz onların önünde engeliz. Çok
bedeller ödedik.”


Ailemiz biz avukat olunca zengin olmamızı ve rahat bir yaşam sürmemizi
istiyordu. Avukatlık demek onlara göre zenginlik demekti. Ama biz
katlediliyoruz. Zengin olamadık. Buna değdi mi? Tabi ki değdi. Daha da çok şey
yapmamız gerek. Mücadeleyi sürdüreceğiz. Teşekkürler” diyerek sözlerini
bitirdi.

Ardından
sözü Almanya’da faşist 129 yasalarından yargılanan 3 devrimci tutsağın avukatı
Yener Sözen aldı.

Yener Sözen;

” Şuanda
yaklaşık 1 yıldır görülen DHKP-C davasında Özgül Emre’nin avukatıyım. Dün,
bugün ondan önceki gün hukuk üzerine ayrı ayrı perspektiflerden çok değerli
sunumları oldu. Bugünkü konumuz avukatlığa yapılan saldırılarla ilgili ama önce
genel bir şeyler söylemek istiyorum. Bize hep hukukun üstünlüğü diye bir şey
empoze edilir. Ben klasik hukukun üstünlüğüne inanmıyorum. İnandığım hukuk
karşısında bedel ödenmiş, ezilen halkın zorla egemenlere kabul ettirdiği
hukuktur. Ezilenlerin açısından olumlu bir şeyler olmuşsa bu hep bedel ödeyerek
oluşmuştur. Bunlar egemenler tarafından takdir edilen kazanımlar değildir. Ben
bir avukat olarak bu hakları korumak ve gelişen toplumsal mücadelenin parçası
olarak daha da ileri götürmek olarak görüyorum. Bu yüzden avukatlığı çok yüksek
bir yere koymuyorum. Hukukçuluğun yeri de diğer mesleklerin yanı. Böylesi bir
bileşimin parçası olarak elimizden geldiği kadar hakların korunması ve ileri
götürülmesinde çalışmak olarak görüyorum. Almanya’da hukukçu olarak çalışıyorum.
Ağırlıklı olarak politik davalarda avukatlık yapıyoruz. Almanya’da şuan tutuklu
avukat yok ama toplumsal mücadelenin bir bileşeni olarak onurlu ve namuslu bir
şekilde mesleğini yürüten avukatlara saldırılar olmaktadır. Özellikle siyasi
davalardan örnek vereceğim. Düsseldorf davası ve 129a ve b maddesinden açılan
siyasi davalar müvekkillerimize yapılan hak ihlalleri ve saldırıları bize de
yapılmıştır. Müvekkillerimiz tutuklandıkları andan itibaren egemenler
tarafından düşman olarak görüldüğü için normal bir vatandaşın haklarından
mahrum bırakılırlar. Hakları elinden alınmaya çalışılır. Biz savunucular da
onların düşmanlarını savunan binevi düşmanları olarak görülürüz. Ama Türkiye
veya Filipinler’deki toplumlardaki gibi değil burjuva demokrasinin ahlâkî
çerçevesi içinde yapılır. Mesela müvekkillerimiz izole edilir biz ise cam
bölmeler arkasından görüşürüz. Bunun sebebi bu siyasi bir dava. Tutuklu olan
tutsak dışarıda hala var olan sözüm ona bir terör örgütünün üyesidir. Ve
iletişimi sözde biz sağlarız. Hiçbir sebep yokken kafadan davaya böyle
başlanılır.”

“Bitirirken
duvarlarda gördüğümüz çok daha ağır bedeller ödemiş meslektaşların önünde saygı
ile eğiliyorum.” dedi

 

Yener
Sözen’in ardından sözü Türkiye’den Halkın Hukuk Bürosu avukatı Naim Eminoğlu
sözü aldı.

Naim
Eminoğlu;

“Avukatlık
mesleği her zaman tarihte diktatörlerin korktuğu ve yapılmasını istemediği bir
meslek. Biz de nasibimizi alıyoruz. Kısaca soruşturma dosyasını anlatmak
istiyorum. Dosya yok. 6 Şubat’ta bir eylem gerçekleşti. Biz de duruşmalarımız
nedeniyle Çağlayan’daydık. Eylemden birkaç saat sonra ise HHB basıldı. O an
büroda bulunan herkes gözaltına alındı. Büronun basıldığı saatte mesai
saatleriydi. Hukuka aykırı bir şekilde yapıldı. Sonra soruşturma dosyasında ne
olduğunu emniyette almak istedik. Anladık ki hiçbir şey yok ellerinde. Önce
örgüt üyeliği ile suçlandılar. Ardından ise bu dosya eylemden siz sorumlusunuza
döndü. Ellerinde ise hiçbir kanıt yok. Önceden bir dijital delil uydurmaya
çalışırlardı. Şimdi ise hiçbir şey yok. Savcılık bize sizin haberiniz vardır
eylemden dedi. Biz ise o saatte eylemden haberimiz olsa neden adliyede
olalım”

“Bundan
20 yıl önce olsa şuan ki dosya idam dosyasıydı. Türkiye’de çokça avukatı
katlettiler. Şimdi de ağırlaştırılmış müebbet vererek avukatlarımızı katletmeye
çalışıyorlar. Sizin önceden avukatlığını yaptığımız bir müvekkilimiz siz
sorumlusunuz deniyor. Bu çok büyük bir tehlike. İstanbul Barosu ise hiçbir şey
yapmadı. Hatta İstanbul Barosunun gönderdiği avukat polis ile çalıştı. Şimdi de
3 avukatımız tutuklu. Biz bunun emperyalizmin hukuk politikalarından bağımsız
olduğunu düşünmüyoruz. Bunlar tüm dünyada yapılan saldırıların bir ayağı. Şu an
duruşma dosyasını anlatayım. ‘Büro baskınında biz dijital deliller elde ettik.
Bunları incelemedik. O yüzden tutukladık’ dediler. Ama o dijital delillerin
içinde de dilekçelerimiz var. Hala incelemediler. Sanık sayısı çok fazla. Bu
yüzden hala incelenmesi. Dünyanın her yerinde sorunlar oluyor. Haberimiz olmada
da bu sorunlar aynı oluyor. Emperyalizmin hukuk politikası her yerde saldırmaya
devam ediyor. Buradan Ebru ve Fuat abiyi anıyoruz. Aynı zamanda dün Sincan’da görüşteydik.
Oradan da Didem ile Seda’nın selamını getirdim. Teşekkürler.” dedi.

 

Naim
Eminoğlu’ndan sonra Filistinli avukat Fouad Baker konuşmaya başladı.

Fouad Baker;

” Ebru
Timtik’in açlık grevi Gazze’de ki halkın açlığı gibi, Filistinli tutsakların
açlık grevi gibi adalet ve adil yargılanma içindi. 2200 ‘den fazla katliam
girişimi ile 35.000’den fazla insan katledildi. El-aksa çatışması bize siyonist
devletin temellerini yerinden sarsacağımızı gösteriyor. Bu eylem emperyalizme
karşı bir eylemdir. Bugün Filistinliler aç bırakma politikası ile karşı
karşıya. Gazze halkına çok zorlu bir yaşam göstererek yerinden etmeye
çalışıyorlar. Uyguladıkları bu aç bırakma ve kuşatma politikası daha da
yoğunlaşmıştır. Hiçbir kanıt olmadan birçok Filistinli tutsak edildi.”
dedi

Filistinli
avukat Fouad Baker’in konuşmasından sonra Aytaç Ünsal’ın mesajı okundu.

Aytaç Ünsal;


Değerli meslektaşlarım merhaba. Mussolini “Avukat olmasaydı İtalya’yı daha
iyi yönetirdim.” Diyordu. Halkın avukatları her yerde faşizme karşı
mücadele etti. Avukat böyle direnmez diyorlar. Biz halkı ve hakkı savunmanın
hiçbir statüye sığmayacağına biliyoruz. Bugün adalet sadece dilekçelerle,
mahkeme kürsülerinde değil her türlü bedeni ödeyerek kazanılır. Hiçbir güç
adalet mücadelemizi durduramayacak. Halkın avukatları tüm dünyadaki egemenlere
karşı halkı savunmaya devam edecektir. Hepinizi çok seviyorum. Sizi bu soğuk
hapishane hücrelerini ısıtan sevgimizle sımsıkı kucaklıyorum. ” dedi

 

Aytaç
Ünsal’in mektubundan sonra Fransa Paris Barosundan Etienne Lesage aldı.

Etienne
Lesage:

” Ben
Ebru için buradayım. Biz normalde siyasette değiliz ama ister istemez konu
siyasete geliyor. Siz Türkiye’de tüm ezilenler için mücadele ediyorsunuz. Ve
siyasetin içindesiniz. Biz bunu kesinlikle onaylıyoruz. Ben hep ceza avukatlığı
yaptım. Özellikle çocuk suçları konusunda bilgiliyimdir. Suça itilmiş gençler
desek daha doğru. Her zaman daha kırılganların ve kendi hakları için mücadele
edenlerin yanında durdum. Şimdi avukatları savunuyorum. Avukatlardan bahsedince
avukatların savunulması gerektiği bilinmez. Tehlikeli altındaki avukatları savunmak
için gittiğim ilk dava İstanbul’daydı. ÇHD, ÖHD, HHB sizin karşınıza sayısız
dava çıkarıldı. Bir gösteriye katıldıkları için sayısız dava açıldı onlara.
Sırf doğuya gittiği için davalar açılıyordu. Bazı şehirlere girmek bile yasak.
Ama bizim davamız öyle bir dava değildi. İstanbul Barosu başkanı
yargılanıyordu. Kendisine bir iddianame hazırlanmıştı. Kendisi ‘Avukatın
istediğini savunur. Müvekkilini savunması sonucu onunla özleştirilmesi doğru
değildir.’ diyordu.”

“Ebru
ne zaman aklıma gelse duygulanırım. Kendisinin fotoğrafı Paris’te de var.
Kendisi ile sayısız kere bir araya geldi. Sizler gibi o da çok cesurdu. Çok
özel biriydi.” dedi.

 

Fransa Paris
Barosundan Etienne Lesage’den sonra Selçuk Kozağaçlı’nın sunumunu Günay Dağ
okudu.

Selçuk
Kozağaçlı;

“Sizlerle
birlikte olmayı çok isterdim. Ama o günlerin geleceklerini de biliyorum. Bu
sunum savunmamızın son kısmını içeriyor. Adalet istiyoruz. Hukukun eşitliği
faydasız kaldığından davacı olarak isimleri bulunmayanların avukatlardayız.
Bizim şansızlığımız ise aynı zamanda davalı da oluşumuş. Adalet istiyoruz. Bu
anlamda adalet muazzam bir taleptir. Talebin devasa büyüklüğü 0’ın sonsuzluğu
ile çarpılıyor gibi. 0 ile neyi çarparsan çarp yine yetmezmiş gibi.
Çatışmalardan çıkan kişilerin savunmalarını yaptım. Ama her yıl düzenli
polisten yediğimiz dayak sayılmazsa hiçbir şiddet gösterisi yapmadım.
Dolayısıyla bize yöneltilecek ne hukuki ne de vicdanı birşey kaldı ellerinde.
Soma’dan Cizre’ye katledilenlerin yakınları yargılayanlara ‘Allah’tan korkunuz
yok mu’ dedikçe neden cevap veremediğiniz bellidir. 2013’de bunu çok sade ifade
etmişiz. Hukuk diye helvadan put yapmışsınız acıktıkça yiyorsunuz. “

“Lenin’in
de dediği gibi ‘insanların ayakları ile oy vermeleri elleri ile oy
vermelerinden iyidir’. Yani çözüm seçim değil devrimdir.”

“Ben
devrimci avukatım. Bu mesleği yıllardır heyecanla yaptım. Yapmaya da devam
edeceğim. Tüm sempozyum katılımcılarını sevgi ile selamlıyorum. Biz
Kazanacağız” dedi.

 

Selçuk
Kozağaçlı’nın mesajı okunduktan sonra Türkiye’den avukat Oğuzhan Topalkaya
online olarak katıldı.


Mahkeme dijital delillerle hüküm kuruldu. Dijital delil dediklerinin içinden
çizgi roman , film gibi çeyler çıktı. Boş, sahteliği ispatlanmış delillerle
Selçuk, Barkın ve Oya için hüküm vermek istiyor. Aslında çoktan çıkmaları gerekirken
7 yıldır tutsaklar. Dijital delil meselesi böyle.”

 

Oğuzhan
Topalkaya’nın konuşmasından sonra 1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun
oturumları sonlandırıldı.

 

Günün geri
kalanında ise avukatlar workshop çalışması için başka bir odaya geçtiler.


1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 2

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 3

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 4

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 5

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 6

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 7

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 8

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 9

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 10

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 11

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 12

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 13

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 14

1. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nun 3. gününün de Avukatlara Yönelik Saldırılar Konuşuldu - Image 15


You may also like

Leave a Comment