Home açıklamalar “Ebrumuzun Başındayız! Ebrumuz Yüreğimizde!”

“Ebrumuzun Başındayız! Ebrumuz Yüreğimizde!”

by halkinkutuphanesi@gmail.com
“Ebrumuzun Başındayız! Ebrumuz Yüreğimizde!” - Image 1

 

“Ebrumuzun Başındayız! Ebrumuz Yüreğimizde!” - Image 1

Adalet mücadelesinde, adil yargılanma
talebiyle ölüm orucu direnişinde şehit düşen halkın avukatı Ebru Timtik, ölüm
yıldönümünde, 27 Ağustos Cuma günü, İstanbul Çağdaş Hukukçular derneği
tarafından mezarı başında anıldı.


Adil yargılanma hakkı için halkın avukatı Ebru Timtik 238 gün süren ölüm orucu
direnişinde 27 Ağustos 2020 yılında şehit düştü.

***

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel
Merkezi de 27 Ağustos 2021 tarihinde yazılı açıklama yayınladı, paylaşıyoruz:

Meslektaşımız, üyemiz, dostumuz Ebru
Timtik’i saygıyla anıyoruz! Anısı mücadelemizde yaşayacak!

“Ebrumuzun Başındayız! Ebrumuz Yüreğimizde!” - Image 2



“Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.”

Nazım Hikmet Ran

 

Meslektaşımız, derneğimizin kadim
emekçisi, dostumuz Av. Ebru Timtik’in, Av. Aytaç Ünsal ile birlikte adil
yargılanma hakkı talebi ile sürdürdüğü ölüm orucu eylemi sırasında 27.08.2020
tarihinde yaşamını kaybetmesinin üzerinden bir yıl geçti. Ebru’nun kavga
arkadaşı olan bizlerin acısı hala taze, soluğu hala kesik, yüreği hala Ebru ile
atıyor.

Ebru, Çağdaş Hukukçular Derneği’nin
ilkelerinin ve avukatlık anlayışının vücut bulmuş önemli temsilcilerinden
biriydi. Meslek hayatı boyunca vekalet ilişkisini sadece yargısal bir temsil
sınırında algılamayan, aksine bu vekalet ilişkisinin müvekkilinin hak ve
özgürlükleri için gerektiğinde onunla direnmek olduğunu bilen bir avukattı. Bu
nedenle mesleğini hiçbir zaman sadece bürosunda ya da adliyede icra etmedi.
Aksine 0, işçilerle direniş alanında buluşmayı, bir iş cinayeti olduğunda
oradaki acılara el uzatmayı, yeri geldiğinde hapishane önünde çadır kurmayı,
savcılıktan bir karar alabilmek için kapısının önünde direnişe geçmeyi, semtlerde
uyuşturucuya karşı mücadelenin parçası olmayı, işkenceye karşı bedeniyle siper
olmayı, polis cinayeti ile katledilen müvekkillerinin cenazesine sahip çıkmayı
mesleğin ayrılmaz bir parçası olarak kabul etti. ÇHD’nin avukatlık geleneğinin
tertemiz bir örneğiydi Ebru. Bu geleneği yaşatmayı bir miras kabul ediyoruz.

Ebru’nun yaşamını ortaya koyarak
direndiği haksızlıklar ve adaletsizlik tablosu gün geçtikçe derinleşiyor.

Olağanüstü Hal Kararnameleri ile ihraç
edilmiş KHK’lılar bugün hala çalışma hakkından yoksun, açlık ve sefalet
koşullarında yaşamda kalmaya çalışıyor.

Kadınları katleden failler yargı
eliyle aklanırken, hapishaneler politik düşünceleri ve eylemleri nedeniyle
tutuklu öğrenciler, avukatlar, gazeteciler, Kürt siyasetçileri ve devrimcilerle
dolup taşıyor.

Üretim yerleri yangın yeri… İşçi ve
emekçiler pandemi ortamında karın tokluğuna fabrikalarda çalışmaya devam
ediyor.

Ülkenin doğal kaynakları talan
ediliyor. Kontrol altına alın(a)mayan yangınlar, ağır yıkım yaratan seller
azgın kapitalizmin gelecek kuşakların yaşam hakkını sistematik ihlalinin güncel
örnekleri.

Ülkede hukuk yok, işleyen bir yargı
mekanizması yok, adil yargılanma hakkı kağıt üzerinde yazılı bir ifadeden
ibaret. Ama işkence var, yasadışı delil var, gizli tanıklık, itirafçılık var;
açlık var, sefalet var, devlet terörü var.

Burada saydığımız örnekler ve çok daha
fazlasına karşı mücadele etmek ve direnmek ÇHD’Li olmanın hep bir gereği
olmuştur. Ancak bugün hepimiz için bu mücadele aynı zamanda Ebru’nun bizlere
bıraktığı mirastır. Ebru’nun anısı önünde saygıyla eğiliyoruz!

Anısını mücadelemizde yaşatacağımızı,
mirasına sahip çıkacağımızı, ezilenlerin sömürülenlerin avukatlığını yapmaya
devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz!

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel
Merkezi

You may also like

Leave a Comment