Home açıklamalar Dev-Genç: Ülkemizin Geleceğini Yok Eden Bu Düzene Karşı; Birleşelim, Savaşalım, Kazanalım

Dev-Genç: Ülkemizin Geleceğini Yok Eden Bu Düzene Karşı; Birleşelim, Savaşalım, Kazanalım

by halkinkutuphanesi@gmail.com
Dev-Genç: Ülkemizin Geleceğini Yok Eden Bu Düzene Karşı; Birleşelim, Savaşalım, Kazanalım - Image 1

Dev-Genç: Ülkemizin Geleceğini Yok Eden Bu Düzene Karşı; Birleşelim, Savaşalım, Kazanalım - Image 1
18 Şubat 2020 tarihinde,
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi olan Hakan Taşdemir, yoksulluktan
ve işsizlikten dolayı intihar etti. Geçtiğimiz ay yine İstanbul Üniversitesi öğrencisi
Sibel Ünli de aynı sebeplerden ötürü intihar etmişti.
Bugün yoksul halkımız
da çözümsüz bırakıldıkları noktada intiharlara başvurarak ölümü seçmektedir. Hiçbir
şeyin tesadüf olmadığı gibi, intiharlar da tesadüf değildir. Özellikle intihar sebeplerinde
bir ortaklık görünmektedir. Bu ortaklık, açlık ve yoksulluktur.
Bu Tablo, 2020’lerin Türkiye’sinin Tablosudur.
Üniversitede okuyan,
gelecek hayalleri kuran gençlerin açlık ve yoksulluktan intihar ettiği; halkımızın,
çocuklarına ekmek götürmek kaygısıyla yanıp kavrulduğu, çözüm bulamadığı yerde intihar
etmeyi seçtiği bir ülkedir artık Türkiye.
Cizre kaymakamlığından
kendini atan, valiliklerin, TBMM’nin önünde kendini yakan halkımızı bu duruma düşüren,
70 yıldır ülkemizde ne var ne yoksa sömüren emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileridir.
20 yıldır hükümette yer alan AKP iktidarı, özelleştirme, sömürü ve katliam politikalarında
tarih kitaplarında Hitler Faşizmiyle birlikte anılacak niteliğe ulaşmıştır. Ve dünya
üzerinde kendinden sonra gelecek olan faşist iktidarlara da örnek teşkil etmektedir.
Ülkemizde bir günümüz
geçmiyor ki, yeni bir hak gaspı, hırsızlık, intihar, katliam haberi almayalım. Her
günümüz, tüm yaşamımız artık acıyla yoğuruluyor.
Bugün de öğrenci gençliğin
bu içine düşürüldüğü durum ortadadır.
Bu durum yetmiyormuş
gibi, intihar eden arkadaşlarını anmak isteyen öğrencilere yönelen şiddetin boyutu
da ortadadır.
Üniversiteler, Özel Güvenlik Ve Polis Terörünün Merkezi Mi?
İntihar eden arkadaşlarını
anmak isteyen İstanbul Üniversitesi öğrencilerine, yönelen özel güvenlik ve polis
terörü üniversitelerde artık alışılagelmiş bir durum halini almıştır. Herhangi bir
eylemsellik, anında polis veya özel güvenlik terörünün hortlamasına yeterlidir.
Bu pervasızlığın sebebi
gençliğin örgütsüzlüğü, örgütlü gençliğin ise teslimiyetçi politikalarla kendi örgütlülükleri
tarafında yanlış yönlendirilmeleridir.
Çözüm, doğru devrimci
politikalar etrafında örgütlenmiş, tutuğunu koparan ve vurduğu yerden ses getiren
militan bir mücadele çizgisinin oturtulmasıdır.
Ülkemizin Tüm Gençliğini, Geleceğimizi Kendi Ellerimize Koparıp
Almak İçin Dev-Genç Saflarında Mücadeleye Çağırıyoruz!
 Zulüm varsa direniş de vardır. Ülkemiz gençliğine
yönelen tüm saldırılar ancak örgütlü bir biçimde mücadele ederek boşa çıkartılabilir.
12 Eylül döneminde
de gençlik umutsuzluğunu intiharlarla sonuçlandırmaya başlamıştır. Fakat o dönemde
sınav yönetmeliklerine karşı yapılan direniş, bu yüzden intihar eden İsa Tanrıverdi’nin
hesabını sormuştur.
 “Cunta görünürde iktidarı bırakmıştı ama üniversitelerde
YÖK aracılığıyla zaten 12 Eylül yönetimi sürdürülüyordu. “Sivil” iktidarların işbaşı
yaptığı ilk dönemlerde çok sayıda öğrenci YÖK’ün uygulamaya soktuğu anti-demokratik
sınav yönetmeliği yüzünden okuldan atıldı. Marmara Hukuk Fakültesi öğrencilerinden
İsa Tanrıverdi okuldan atılmasını hazmedemeyerek 26 Ekim 1987’de intihar etti. 12
Eylül’ün YÖK’ü İsa’yı katletmişti. Öğrenciler rektörlüğün önüne “Kıyımlara Son”
yazılı siyah bir çelenk bıraktılar. Gösteriye polis saldırdı ve 2 öğrenci gözaltına
alındı. Dev-Genç’liler rektörlük önünde oturma eylemi başlattılar. Dev-Genç’liler
ayrıca cenazeye sahip çıkarak, protesto yürüyüşü düzenlediler. Bunu izleyen günlerde
de öğrenci kıyımlarına karşı açlık grevi yapıldı.”
 Sebebi ne olursa olsun
öğrenci gençliği umutsuzluğa, geleceksizliğe ve bir sonuç olarak intihara sürükleyen
bu faşist düzendir. Sorumlular, katiller AKP iktidarı ve onun temsil ettiği ülkemiz
egemenleridir. Ve saldırıların biçimi ne tür olursa olsun, ancak ve ancak buna karşı
kesintisiz mücadele edilerek boşa çıkartılabilir. Bekleyerek, haklarımızın gasp
edilmesini izleyerek, ya da ufak zaferlerle yetinerek mücadele yürütülemez.
Yemekhane zamları
ve saatlerindeki değişikliği öğrenci gençlik kabul etmemiş ve mücadeleye kalkmıştır.
İşte esas olan budur. Ve üzerine gelen Sibel Ünli’nin ölümü, öğrenci gençliği daha
bir kararlı kılmıştır. Solun, direnişi dönem başına bırakma girişimlerine karşın
öğrenci gençliğin kısa sürede gösterdiği politik tavır bile zaferi getirmeye yetmiştir.
Bu umutsuzluk ortamını,
ancak ve ancak her koşul altında mücadele eden Dev-Genç önderliği altında birleşmiş
bir gençlik yok edebilir. Tıpkı 12 Eylül sonrasındaki karanlığı yırttığımız gibi.
Yaşadığımız, bize
yaşatılan tüm acıların hesabını sormak için,
Bizden çalınan ne
varsa geri almak için,
Üzerimize yönelen
şiddeti karşı şiddetle cevaplayabilmek için
Ekmek Adalet ve özgürlük
için
Bağımsız, demokratik
sosyalist bir ülke için,
Dev-Genç Saflarında Birleşelim, Savaşalım Kazanalım!
Yaşasın Dev-Genç Yaşasın Dev-Gençliler!

v

You may also like

Leave a Comment