0
Dortmund Aile ve Gençlik Dayanışma Evinde (DAYEV) 8 Mart
programı yapıldı. Saat:14.30 da saygı duruşuyla başlayan programda günün
anlamını anlatan bir metin okundu. 8 Mart programı şu an Ölüm Orucunun
ilerleyen günlerinde olan Helin Bölek’e atfedildi. 8 Martın tarihsel anlamı bu
gün mücadele eden kadınlarda yaşanan tüm direnişlerde yaşandığı anlatıldı.
Özelliklede Ölüm Orucu’nun mücadelenin en üst noktası olmasından bahsedildi.
Katılan herkesin 8 Mart ve Ölüm orucu direnişi ile ilgili duyguları düşünceleri
alındı. Ölüm Orucu’nun taleplerinin kabul edilmesi için neler yapılması gerektiği üzerine konuşuldu. Samimice ifade edilen düşüncelerin içerisinde özeleştirilerde vardı, daha etkili eylemler yapma önerileri de. Ölüm Orucu konusunda şu ana kadar yüzlerce şey yapıldığı ama daha da etkili eylemlikler, etkinlikler yapmak konusunda konuşuldu. Özeleştirisel düşüncelerden birisi şöyle çarpıcıydı. ” Ölüm Orucuna üzülüyoruz. Onların fotoğraflarına bakıp ne kadar da zayıflamışlar diye duygusallaşıyoruz ama bu bittiğinde normal yaşantımıza dönüyoruz. Bizim hayatımızda birinci, ikinci, üçüncü önemde şeyler var. İtiraf edelim ki bu üzüntümüzü pratiğe dökmüyoruz. Yani bizim için Ölüm Orucu hayatımızdaki birinci ikinci sırada değil. İbrahim’i buradaki birçok insan tanıyor. Avrupa ya defalarca geldi, evimizde kaldı, oturduk sohbet ettik, paylaştık, Birebir tanıyoruz. Ve bire bir tanıdığımız halde onun için ne yapıyoruz? Yeterli değil. Sınırlarımızı zorlamamız lazım. Onları hayatımızdaki o sıralamada daha yukarılara çıkarmaya ihtiyacımız var.”
Dortmund Aile ve Gençlik Dayanışma Evinde (DAYEV) 8 Martprogramı yapıldı. Saat:14.30 da saygı duruşuyla başlayan programda günün
anlamını anlatan bir metin okundu. 8 Mart programı şu an Ölüm Orucunun
ilerleyen günlerinde olan Helin Bölek’e atfedildi. 8 Martın tarihsel anlamı bu
gün mücadele eden kadınlarda yaşanan tüm direnişlerde yaşandığı anlatıldı.
Özelliklede Ölüm Orucu’nun mücadelenin en üst noktası olmasından bahsedildi.
Katılan herkesin 8 Mart ve Ölüm orucu direnişi ile ilgili duyguları düşünceleri
alındı. Ölüm Orucu’nun taleplerinin kabul edilmesi için neler yapılması gerektiği üzerine konuşuldu. Samimice ifade edilen düşüncelerin içerisinde özeleştirilerde vardı, daha etkili eylemler yapma önerileri de. Ölüm Orucu konusunda şu ana kadar yüzlerce şey yapıldığı ama daha da etkili eylemlikler, etkinlikler yapmak konusunda konuşuldu. Özeleştirisel düşüncelerden birisi şöyle çarpıcıydı. ” Ölüm Orucuna üzülüyoruz. Onların fotoğraflarına bakıp ne kadar da zayıflamışlar diye duygusallaşıyoruz ama bu bittiğinde normal yaşantımıza dönüyoruz. Bizim hayatımızda birinci, ikinci, üçüncü önemde şeyler var. İtiraf edelim ki bu üzüntümüzü pratiğe dökmüyoruz. Yani bizim için Ölüm Orucu hayatımızdaki birinci ikinci sırada değil. İbrahim’i buradaki birçok insan tanıyor. Avrupa ya defalarca geldi, evimizde kaldı, oturduk sohbet ettik, paylaştık, Birebir tanıyoruz. Ve bire bir tanıdığımız halde onun için ne yapıyoruz? Yeterli değil. Sınırlarımızı zorlamamız lazım. Onları hayatımızdaki o sıralamada daha yukarılara çıkarmaya ihtiyacımız var.”
İşte sürecimizi duyarlılığımızın derecesini sorgulayan bu değerlendirme hiç birimize uzak değil.
Herkesin duygu ve düşüncelerinin birazda ölüm orucu konuşulurken duygusallaştığı ama neler yapabilirizin de konuşulduğu bir 8 Mart programı oldu. En önemlisi de herkesin içinde Ölüm Orucu direnişçilerine üzülmek de olsa, Ölüm Orucu taleplerinin kabul edilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda çırpınmasıydı. Öyle eğlenmeli, oynamalı geçmedi 8 Mart. Sürecimizin ağırlığının konuşulduğu, bu sürecin eğitime dönüştüğü ve 8 Mart’ın anlamının yerli yerine oturmasına katkı sunulan bir program oldu.
Program Helin için “Haklıyıız Kazanacağız” marşının hep birlikte söylenmesiyle devam etti. Çaylar içilirken Halkın Mimar Mühendislerine mektuplar yazıldı. Herkes Ölüm Orucunu duyurmak için Stecker ve bildiriler aldı.
Programa 21 kişi katıldı.


