TAYAD
Ev Hapsinde 629. Gün!
AYTEN ÖZTÜRK’E ÖZGÜRLÜK
“İşkence ve Kayıp
Politikasına Karşı Adalet Sempozyumu”
(29 Ocak 2023 Tarihinde, 10
ülkenin katılımıyla online yapıldı)
SONUÇ DEKLERASYONU
Biz, “Ayten Öztürk’e
Özgürlük” kampanyasını, Ayten Öztürk’ün kaçırıldığı 2018 yılından bu yana
çeşitli biçimlerde yürütüyoruz. Çünkü Ayten Öztürk, Lübnan ve Türkiye arasında
yapılan gizli bir anlaşmayla Türkiye’ye teslim edilmiş ve 6 ay boyunca gizli
bir işkencehanede her türlü işkenceye maruz kalmıştır.
O dönem; “Ayten Öztürk
Nerede?” kampanyasının sonucunda Ayten Öztürk o işkencehaneden çıkarıldı
ve tutuklandı.
Ayten Öztürk’ün bedeninde oluşan
898 yara ve işkence gerçeği kapatılsın diye 3,5 yıllık haksız tutsaklık süreci
oldu. Sonrasında yine kampanya sonucu ev hapsiyle de olsa tahliye edildi.
Bir iftiracının yalan beyanıyla
Ayten Öztürk’e 2 Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek, ayağına
elektronik kelepçe takıldı. Yaklaşık 2 yıldır ev hapsinde. Ev hapsindeyken 3
kez evi basıldı, talan edildi. 6 kez elektronik kelepçesi değiştirildi. Onlarca
kez kelepçe sinyali çekmiyor denilerek telefonla arandı. Tedavisi engellendi,
İstanbul’da 3 Eylül 2022’de yapılmak istenen sempozyumu yasaklandı.
Ayten Öztürk’ün bu
adaletsizlikleri ve işkenceleri yaşaması devrimci-demokrat, muhalif kesimleri
ve tüm halkı susturma, sindirme amaçlı olup; kaçırma, kaybetme, işkence ve
tecrit, tasfiye, imha politikasının sonucudur. Son yıllarda benzer şekilde
binlerce işkence örneği mevcuttur. Ancak çoğu, yaşadıklarını tüm açıklığıyla
anlatamamıştır.
Ayten Öztürk, 2018 yılında bir
kadın olarak aylarca gizli bir işkencehanede işkence görüp; o işkenceleri anlatan,
teşhir eden tek kadındır.
Ayten Öztürk’e bu yapılanların
unutturulmasına izin vermeyeceğiz. Halkımızı ve duyarlı tüm kişi, kurum ve
kuruluşları yeni bir Ayten Öztürk olayı yaşanmaması için birlik olmaya,
mücadeleye ve kefil olmaya çağırıyoruz.
Ayten’in durumu bir istisna veya
münferit bir durum değil. Devrimci siyasi tutsaklar, baskı sistemine,
kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadele ettikleri her yerde işkenceye ve
aşağılanmaya maruz kalıyor. Kadınlar, siyasi tutsak kolektifinin özellikle savunmasız
bir parçasıdır ve daha fazla vahşete ve daha sık işkenceye maruz kalmaktadır.
Bu istismar, dünyanın geri kalanına insan hakları ve kadın mücadelesi dersi
veren “uygar” ve “demokratik” devletleri de kapsayan, hangi ülkeden olursa
olsun kapitalizmin ve emperyalizmin sistemik bir parçasıdır. İşkence
kapitalizmin sonu ile sona erecek ve artık uluslararası dayanışma ile bununla
mücadele edebiliriz.
Bunun için yapacaklarımız:
1- Demokratik kitle örgütlerinin
ve halkımızın katılımı- desteğiyle “İşkence ve Kayıp Politikasına Karşı
Acil Müdahale Hattı” kuracağız.
2- İşkencehanenin araştırılması ve
işkencecilerin cezalandırılması için bir hukuk komisyonu oluşturup takipçisi
olacağız.
3- Gizli hapishaneler ve
işkencelerin teşhir edilmesi için demokratik kitle örgütlerinin de yer aldığı
bir komisyon oluşturacağız.
Bizler, aşağıda imzası olan kişi
ve kurumlar bu sonuç deklerasyonunu kabul ediyor, gereğini yerine
getireceğimizi ve takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.
SONUÇ DEKLERASYONUNUN
İMZALAYANLAR:
1- Hüsnü Yıldız (Bir kayıp yakını.
Direnmesi sonucu kayıp kardeşinin kemikleri bulundu)
2- Nikos Romanos, eski siyasi
tutuklu (Alexis Grigoropoulos’un yakın arkadaşı), Yunanistan
3- Aggeliki Koutsoubou, EEK-
İşçinin Devrimci Partisi, Yunanistan
4- Maria Donchenko, Rusya Kizil
İşçi Gençliği Öncüsünün lideri ve Rusya Komünistleri Komünist Partisi’nden
Moskova Şehir Komitesi 1. Sekreteri
5- Alexandra Markevich, Birleşik Komünist Partisi
6- Mikhail ve Alexander
Kononovych, Ukrayna Leninist Komünist Gençlik Birliği
7- Av. Günay Dağ, Halkın Hukuk
Bürosu Enternasyonal
8- Ömer Faruk Gergerlioğlu (HDP
Kocaeli Milletvekili)
9- Faruk Eren (Türkiye Devrimci
Sendikalar Konfederasyonu- DİSK Basın-İş Başkanı ve Kayıp Hayrettin Eren’in
Kardeşi)
10- Murat Çepni (Halkların
Demokratik Partisi -HDP İzmir Milletvekili)
11- MAR, Madrid Baskıya karşı
Hareke
12- Londra Uluslararası Tutuklular
için Komitesi
13- İrlanda Cumhuriyetçi Sosyalist
Partisi (IRSP)
Ölüm Orucu Gazileri Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun’dan Alfredo Cospito İçin Dayanışma Mesajı
Zulüm varsa, direniş de vardır.
İster Türkiye ister İtalya.
Birbirlerini tanımayan, hatta aynı ideoloji yi dahi
paylaşmayan birleştiren bu gerçektir.
Bunu Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun ‘dan kim daha iyi
bilebilir?
Kendileri de Ölüm Orucu gazileri olan Sibel Balaç ve İleri
Kızılaltun; Alfredo Cospito için dayanışma mesajı gönderdiler.
TAYAD’lı Ailelerin Açıklaması: Hendek Açık Kadın Hapishanesi’nde Dayatılan Çıplak Aramaya Yönelik
AKP faşizmi işkenceye
sıfır tolerans diyor
fakat bugün karakollardan ve
hapishanelerden işkence haberleri kamuoyuna sıklıkla
yansıyor. AKP Faşizmi, hapishanelere girişte çıplak arama yoktur diyor fakat
açık hapishanelerde bile sadece bürokratik bir işlem olan giriş çıkış işlemini
çıplak arama yaparak işkenceye çeviriyor.
AKP iktidarı yalanlarla,
baskıyla, işkenceyle adalet
mücadelesi veren herkesi
teslim almaya çalışıyor. Bunun için de hapishanelerde her uygulamayı bir
işkenceye dönüştürüyor. Bunun son örneği TAYAD’lı Gamze Eroğlu’na Hendek Açık
Hapishanesi’nde dayatılan çıplak arama
işkencesidir. Hendek Hapishanesi girişinde
Gamze Eroğlu’ndan soyunup
ameliyat önlüğüne benzer bir önlük giymesini ve bununla x-ray’den
geçmesinin gerektiği söylenmiştir. Gamze Eroğlu bu onursuz uygulamayı reddetmiştir. Bunun idare tarafından kasıtlı ve keyfi
yapıldığını söylemektedir. Sadece kağıt üzerinden yapılması gereken işlemlerin
insan onuruna saldırıya kadar taşınmasının
hukuksuz ve suç olduğunu
belirtmiştir. Çıplak aramayı
kabul etmediği için kendisine
soruşturma açıldığını, iyi
halinin bozulduğunu, şimdilik
ne kadar tutulacağının belli
olmadığını belirtmiştir.
Faşist AKP iktidarı halka yönelik tüm uygulamalarında halkı
bastırmak, sindirmek ve tüm demokratik taleplerin
önüne geçmek için
zoru, şiddeti kullanmaktadır. Hapishanelerde onursuz arama dayatmasının sebebi
insan iradesini teslim
almaktır, insan onurunu zedelemektir.
Faşizm,
özellikle devrimci demokrat sosyalist
düşünceye sahip insanların onurlarını bir kez zedelediğinde bu insanların kendisine sürekli
itaat edeceğini düşünmektedir. Tam da bu nedenle Gamze Eroğlu bu onursuz çıplak
arama uygulamasını reddetmiştir. AKP faşizmi adli soruşturması olan yüzlerce
binlerce insanı bu yöntem ile bastırmak, sindirmek, teslim almak ve hapiste
tutma tehdidiyle baskı uyguluyor, işkence yapıyor.
Devrimci demokrat
sol sosyalist insanları
bu ucuz, aciz
uygulamalarla AKP faşizmi teslim alamayacak. İnsanlık onuru
için direnmeye devam edeceğiz.
Gamze
Eroğlu’nun soruşturmasının hızla
tamamlanmasını ve derhal
serbest bırakılmasını istiyoruz.
Hendek Hapishanesi sorumluları insanlık onuruna aykırı uygulamalardan
vazgeçmeli, haksız hukuksuz şekilde insanları hapiste tutmaya son
vermelidir. Onursuz arama işkencedir.
İşkence insanlık suçudur. Zaman aşımı yoktur. Hesabı mutlaka sorulacaktır.
TAYAD’LI AİLELER
İzmir
Kırıklar 2 No’lu F tipi tutsaklarından Deniz Şah, 24 Ocak Salı günü
Tunceli’deki mahkemesi için Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Hapishaneye
götürülmüştür. Hapishaneye girişinden itibaren gardiyanların saldırgan
tavırları ve şiddetine maruz bırakılmıştır. Deniz Şah, Elazığ 1 No’lu Yüksek
Güvenlikli Hapishaneye girdiği andan itibaren gardiyanların çıplak arama ve
tekmil dayatmasına maruz kalmıştır. Bu dayatmalar
karşısında tartışıp, dayatmaları kabul etmemesi üzerine gardiyanlar saldırı,
küfür, hakaret ve işkence yapmıştır. İşkence sonrasında kalacağı koğuşa götürülen
Deniz Şah, gardiyanlar tarafından ağır işkencelere maruz bırakılmıştır.
Deniz’in
yüzünde ve vücudunda hala morluk ve şişlikler var. Bu işkenceler sırasında
“İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek” diye slogan atan Deniz Şah’ı
gardiyanlar makatından elleri ile taciz ediyorlar, “Bak onur falan bırakmadık.
Sende artık onursuzsun.” diyerek Deniz’e işkence yapmaya ve yaptıkları
ahlaksızlığı savunmaya devam etmişlerdir. Deniz’e kullanması gerektiği halde
ilaçları ve eşyaları verilmemiştir. Deniz Şah, işkence ve taciz olaylarından
sonra gardiyanlar tarafından getirilen yemeği ‘O ahlaksız ellerinizden hiçbir
şey almam.’ diyerek geri çevirmiştir.
25 Ocak
günü mahkemeye götürülen Deniz Şah mahkemede ona yapılan işkenceyi teşhir etmiş
ve bir an önce Adli Tıp Kurumuna sevk edilmeyi istemiştir, ancak mahkeme heyeti
morlukları görmesine rağmen kabul etmemiştir.
Deniz Şah’ı
İzmir Kırıklar 2 No’lu F tipine geri götürmek için teslim alan askerler işkence
ve darp sonrasında oluşan morluklardan kaynaklı tutanak tuttuktan sonra
hapishane doktoruna, doktor muayenesinden sonra ise muayene ettirilmek üzere
Buca Devlet Hastanesi ve Buca Adli Tıp Kurumuna götürüldü.
Deniz
Şah’ın ailesinin bizlere ulaştırdığı işkence haberleri nedeniyle Elazığ 1 No’lu
Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nin sorumlularını uyarıyoruz. İşkence yapmak
insanlık suçudur. Zaman aşımı yoktur. Evlatlarımıza yapılan her türlü
işkencenin hesabını soracağız.
DEVRİMCİ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR!
KAHROLSUN FAŞİZM, YAŞASIN MÜCADELEMİZ!
İNSANLIK ONURU İŞKENCEYİ YENECEK!
TAYAD’LI AİLELER
Ankara TAYAD’lı Aileler 28 Ocak Cumartesi günü, yemekli buluşma etkinliği ile bir araya geldiler. Hep birlikte yenilen yemeğin ardından, tutsak Devrimci Avukat Behiç Aşçı’nın ailelere selam göndermiş olduğu mektup okundu. Daha sonra TAYAD’lı Ailelerden bir kişi konuşma yaptı. Hasta tutsaklar kampanyası, Tutuklanan TAYAD’lılar ve Gökhan Yıldırım üzerine anlatımda bulundular. Daha sonra müzik dinletisi yapıldı, Grup Yorumdan hep bir ağızdan marşlar türküler söylediler. İki haftaya bir tüm ailelerin buluşması yönünde hep birlikte karar alındı.
Almanya’da faşist 129 yasalarıyla 1 yıla yakın bir süredir tutsak olan Özgül Emre hapishane koşullarında da üretmeye devam ediyor.
“Yasak Adalet” dergisi ile hem adaleti hem de kendi yaşadığı adaletsizlikleri anlatan Özgül Emre’nin dergisinin ilk sayısını yayınlıyoruz.
Özgül Emre Onurumuzdur !
İhsan, Özgül ve Serkan’a Özgürlük!

























