haberler
Mayıs 2022’de Gözaltına Alınıp Tutuklanan Özgül Emre İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli’nin Mahkemesi Sonlara Yaklaşıyor
Anti Faşist 3 Devrimcinin mahkeme duruşmaları;
28 Ekim saat 9:30
4 Kasım saat 11:00
7 Kasım saat 9:30
20 Kasım saat 13:30
21 Kasım saat 13:30
Son beş duruşmalarda avukatlar savunmalarını bitirecek ve
devrimci tutsaklar son sözlerini okuyacaklar.
Savcı Ralf SETTON Serkan için 3 yıl 10 ay, İhsan için 4 yıl
10 ay, Özgül için ise tam 6 yıl hapis cezası istiyor!
Bu cezaları kabul etmiyoruz!
Özgül Emre’nin dediği gibi; “Biz sadece halkın adaletine
inanırız!”
Avukatların ve tutsakların bu hukuksuz cezalara verdikleri
cevaplarını dinleyelim!
Anti-faşist devrimci tutsakları, son sözlerini okurken
yalnız bırakmayalım!
Halkımızın kızı, Anadolu’nun gülü ÖZGÜL, BİZİ BEKLİYOR!
Özgül, İhsan ve Serkan’a Özgürlük!
Atina’da Yaklaşık 70 Kişi Grup Yorum Emekçilerine Verilen Giriş Yasağına Karşı SYNTAGMA Meydanındaydı
GRUP YORUM INTERNATIONAL
Atina’da Yaklaşık 70 Kişi Grup Yorum Emekçilerine Verilen
Giriş Yasağına Karşı SYNTAGMA Meydanındaydı!
Enternasyonal Sanat
Cephesi Öncülüğünde Yunanistan’da Grup Yorum Emekçileri Sena Erkoç Ve Umut
Gültekin’e Verilen Giriş Yasağına Karşı Eylem Gerçekleştirildi “15 Ekim Salı
Günü Enternasyonal Sanat Cephesi Olarak Atina’nın Syntagma Meydanın Da Eylem
Gerçekleştirdik. Yunan Devletinin Grup Yorum Emekçileri Sena Erkoç Ve Umut
Gültekin’e Hukuksuz Bir Şekilde “Ulusal Güvenliği Tehlikeye Atan Ve
İstenmeyen Kişiler” Listesine Koyduğu İçin Ve Verdiği Giriş Yasağına Karşı
Yaklaşık 70 Kişi İle Giriş Yasağı Kaldırılsın Talebiyle Bir Araya Geldik. Yunan
Devleti Grup Yorum’u Yunan Halkından Koparmaya Çalışırken, Biz
Enternasyonalizmi Ve Halkların Kardeşliğini Büyüttük.
Eylemde Grup Yorum Şarkıları
Yankılandı. Çevrede Geçen İnsanların Dikkatini Çeken Eylem Esnasında Yunanlı Sanatçı
Dostlarımız Bugün Neden Burada Olduğumuzu Anlattılar. Yunanca İngilizce Giriş
Yasağına İlişkin Açıklamalar Yapıldı Ve Bu Hukuksuz Ve Yasadışı Kararı Kabul
Etmediğimiz Vurgulandı. Bir Saat Süren Eylemi Sloganlar İle Bitirdik.
Grup Yorum’u Yunan Halkından
Soyutlayamazsınız! Grup Yorum Halktır Susturulamaz! Hukuksuz Verilen Giriş
Yasağı Kaldırılsın!

78 Yaşında ‘ki Kemal Gün’e Kefiliz, Özgürlüğünü İstiyoruz!
Alevi KURUMLARINI VE YÖRE DERNEKLERİNİ, Dede VE Anaları BU
AÇIKLAMANIN İMZACISI OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ.
Kemal Gün Kerbela’dan Yaratılan Direniş Geleneğine Sahip
Çıktığı İçin Tutsak, Özgürlüğü Bizim Elimizde !
Zalimin Zulmüne Boyun Eğmemek Tarihsel Görevimizdir!
İnancını, DEĞERLERİNİ KORUMAK İÇİN SERDEN GEÇİP Şah’tan
GEÇMEYENLERE, Pir Sultanların YOLUNDAN GİDENLERE; Alevilerin KÜLTÜRÜNE,
DEĞERLERİNE, İNANCINA SALDIRAN AKP BUGÜN Kemal Gün’ü 78 YAŞINDA TUTSAK ETMEYE
DEVAM EDİYOR.
Kemal Gün 6 Şubat 2024 TARİHİNDEN BERİ TUTSAK.
Son DURUŞMASINDA DA TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLDİ.
*Kemal Gün’ün Tutsak Edilmesinin Nedenleri,
O “Büyük Suçları” Neler?
1-İki ŞEHİT OĞLU Murat VE Çayan’ın FOTOĞRAFLARININ
TELOFONUNDA VE EVİNDE BULUNMASI.
2-Halkın AVUKATI ÖLÜM ORUCU ŞEHİDİ Ebru Timtik VE TUTSAK
Halkın Avukatı ÖLÜM ORUCU DİRENİŞÇİSİ Aytaç Ünsal’ın FOTOĞRAFLARIININ EVİNDE
BULUNMASI.
3-Evindeki ÜÇ KİTAP.
4-Armutlu Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı KIZI Beyhan Gün’ü
TANIMASI.
Kızı Beyhan Gün’ün ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN AÇLIK GREVİ YAPARKEN 6
Şubat’ta TUTUKLANAN Kemal Gün’ün BİR SONRAKİ DAVASI 5 Kasım’da GÖRÜLECEK.
Kemal Gün’ün İKİ OĞLU DEVRİMCİYDİ. Psakd Sarıyer Zeynep
Yıldırım Şube Başkanı OLAN KIZI Beyhan Gün TUTUKLUYDU. Kemal AMCA, KIZI VE
OĞULLARI İÇİN MÜCADELE ETTİ, ADALET İSTEDİ. Bu NEDEN TUTUKLADILAR ONU, O İSE
ZULME BOYUN EĞMEDİ, Akp’ye BİAT ETMEDİ.
Bin YILLIK BİR ZULÜM TARİHİDİR BU!
Dün Şah DEMEK SUÇTU, Şah DEMEK ÖLÜMDÜ, ŞİMDİ İSE HALK DEMEK,
ADALET DEMEK ÖLÜM. Daha ÖNCE Şah DEDİĞİMİZ İÇİN ŞİMDİ İSE HALK, ADALET
DEDİĞİMİZ İÇİN TUTSAĞIZ.
Bizi DÜN Kerbela’da KATLEDENLER, Maraş’ta KARINLARIMIZI
DEŞENLER, Sivas’ta BİZİ DİRİ DİRİ YAKANLAR, BUGÜN BİZİ VE EVLATLARIMIZI KUYU
TİPİ HAPİSHANELERDE TUTSAK EDEREK TESLİM ALMAK İSTİYOR.
Kerbela DA ZULÜM DE DİRENİŞ DE DEVAM EDİYOR. İmam Hüseyin
Kerbela’da 72 YOLASIYLA, Yezid’in 4500 KİŞİLİK ORDUSUNA TESLİM OLMADI, DİRENDİ.
İmam Ali OĞULLARINA: “Zalimle MAZLUM SAVAŞA TUTUŞTUĞUNDA MAZLUMUN YANINDA
YER ALIN” DEMİŞTİ.
Biz ZALİMİN ZULMÜNE KARŞI BİAT ETMEYİP, Kerbela’da YEZİDE
KARŞI DİRENEN İmam Hüseyin’inin YOLUNDAN YÜRÜYENLERİZ. 78 YAŞINDAKİ Kemal Gün
BU YOLDAN YÜRÜMEYE DEVAM EDİYOR.
Kemal GÜN; S,Y,R TİPLERİNDE DEVRİMCİLER KATLEDİLMESİN,
KOMPLO DAVALARIYLA-GİZLİ TANIK-İTİRAFÇI/İFTİRACI İFADELERİYLE, HİÇBİR DELİL
OLMAKSIZIN DEVRİMCİLERE CEZA VERİLMESİN; Ayten Öztürk SERBEST BIRAKILSIN DEDİĞİ
İÇİN HALEN TUTSAK.
Tarihimiz BİZE DİRENMENİN Hak Olduğunu SÖYLÜYOR. Tarih BİZE
Hüseyin’in YOLUNDA YÜRÜMEYE ÇAĞIRIYOR. Kemal Amca’nın TAHLİYESİ, ÖZGÜRLÜĞÜ
BİZİM ELİMİZDE. 78 Yaşında Kemal Gün’e YAPILANLARA SESSİZ KALIRSAK, Akp’nin
ZULMÜNE BİAT EDERSEK YARIN BİZİM BAŞIMIZA DAHA DA KATMERLİSİ GELİR. Biz NİCE
ZULMÜ, KATLİAMI YAŞADIK; SESSİZ KALMANIN ÖLÜM DEMEK OLDUĞUNU TARİHİMİZDEN
ÖĞRENDİK.
Susarsak ZULME ORTAK OLURUZ, SUSARSAK İŞTE ASIL O ZAMAN
ÖLÜRÜZ. Onun BU YAŞINDA HASTA HALİYLE TUTSAKLIĞININ DEVAM ETMESİ, HAPİSHANEDE
ÖLÜMÜ DEMEKTİR. Akp İKTİDARI, Kemal AMCAMIZI KATLETMEK İSTİYOR.
Biz ALEVİLER OLARAK BUNCA ZULME, ADALETSİZLİĞE VE HAKSIZLIĞA
KARŞI NE YAPACAĞIZ?
Sessiz KALIRSAK; DİRENMEZSEK İmam Hüseyin’in BİZİ AFFETMEZ;
DİRENMEZSEK Kemal AMCA ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞAMAZ. Daha NİCELERİMİZİN DE KATLİAM
FERMANINI İMZALAMIŞ OLURUZ.
Biz Kemal Gün’e Kefiliz.
Biz Kemal Gün’ün Haklı Olduğunu, Kendi Yolunda Yürüdüğünü
Biliyoruz. Biz, İnanç Özgürlüğümüzü Savunuyoruz.
Kemal Gün’e Özgürlük!
Anadolu Alevi KOMİTESİ.
Yunanistan’da Tutsak Olan Devrimci Tutsak Ali Ercan Gökoğlu Süresiz Açlık Grevinde
Yunanistan’da
Türkiyeli devrimcilere uygulanan “hukuk terörü” devam ediyor.
Türkiyeli devrimci tutsakların direnerek kazandıkları haklar gasp edilmeye
çalışılıyor.
Halkida davası
tutsakları, paraya çevrilen hükümlerinin ödemelerini yapmalarına rağmen serbest
bırakılmıyorlar. Bu kez oturum sahibi olmadıkları, kimlikleri olmadıkları
gerekçesiyle “idari tutukluluk” saldırısıyla karşı karşıyalar…
tutsaklarının hükümleri paraya çevrilmişti, tutsaklar ödemelerini yapmalarına
rağmen serbest bırakılmadılar. Oturum sahibi olmadıkları, kimlikleri olmadığı
ve kamu güvenliğini tehdit ettikleri gerekçesiyle haklarında polis tarafından
“idari tutukluluk” kararı ve sınır dışı kararı verildi.
KARARLARIN GERİ ALINMASI TALEBİYLE 4
EKİM 2024 TARİHİNDE, ALİ ERCAN GÖKOĞLU 2024 TARİHİNDE AÇLIK GREVİ DİRENİŞE
BAŞLADI
GÖKOĞLUNUN 10. GÜNÜ
devrimci tutsak Halkida davası olarak bilinen bir dava nedeniyle, Yunan
yasalarına göre “hafif suç” kapsamında hüküm giymişler; sokaklardan,
derneklerin önünden gözaltına alınarak tutsak edilmişlerdi.
yaz kampından dolayı ceza alan devrimciler yaklaşık olarak 1 yıldır tutsaklar
ve bu cezayı adil yargılanmadan aldılar. Savunma hakkı verilmedi, itiraz hakkı
tanınmadı, hüküm giydikleri kendilerine tebliğ edilmedi… Tüm hukuk ilkeleri
çiğnenerek cezalar verildi.
Halkida davası
süresinde devrimci tutsakların adil yargılanma haklarının tamamen gasp edildi.
Savunma hakkı tanınmadı, hükümleri kendilerine tebliğ edilmedi, yasal olanak
geçerli süre boyunca itiraz edemedikleri için bu haklarını kaybettiler, her
biri sokaklardan derneklerin önünden gözaltına alındılar ve tutuklandılar.
ihlaline ilişkin yaptıkları tüm itirazlar reddedildi. Son hakları olan
cezaların paraya çevrilmesi hakkı için mücadele ettiler ve ödemelerini
yaptılar.
edilme ve idari tutukluluk saldırısıyla karşı karşıyalar.
iş birliği yapan Yunan hükümeti Türkiyeli devrimcilerin tutsaklığını uzatmak
için her şeyi yapıyor. NATONUN İKİ UŞAĞI DEVRİMCİLERE KARŞI TÜM GÜÇLERİNİ
BİRLEŞTİRİYORLAR.
yasaları, “sınırdışı” tehditleri şimdi yeni birer saldırı haline
getirildi.
Yayla isimli devrimciyi sokaktan kaçırarak Türkiye faşizmine teslim eden Yunan
devleti, şimdi yeni saldırı hazırlıkları yapıyor.
HALKİDA DAVASI
İÇİN YAKLAŞIK 1 YILDIR BİZLER;
TUTSAKLAR VE HALK CEPHELİLER OLARAK YAŞADIĞIMIZ ADALETSİZLİKLERE VE HUKUK
TERÖRÜNE KARŞI MÜCADE EDİYORUZ.
Kazandığımız
her hak, yeni bir saldırı ile boşa çıkartılmaya çalışılıyor.
AKP faşizmi ile
işbirliği yapan Yunan hükümeti Türkiyeli devrimcilerin tutsaklığını uzatmak
için her şeyi yapıyor.
NATO’nun
hizmetkarı olan iki işbirlikçi güçlerini Türkiyeli devrimcilere saldırmak için birleştiriyorlar.
Yunan
hükümetine sesleniyoruz;
AKP
FAŞİZMİNİN YARDAKÇILIĞINDAN VAZGEÇİN!
DEVRİMCİ
TUTSAKLARDAN ELİNİZİ ÇEKİN!
HİÇBİR
SALDIRINIZ DEVRİMCİ İRADEMİZDEN DAHA ÜSTÜN DEĞİLDİR.
İRADEMİZİ
BİR KEZ DAHA SINAMAYA KALKMAYIN. BUGÜNE KADAR ÇOK DENEDİNİZ, HATTA SİZİN
AĞABABALARINIZ EMPERYALİSTLER, YARDAKÇILIĞINI YAPTIĞINIZ AKP FAŞİZMİ DE ÇOK
DENEDİ.
BAŞARAMADILAR.
BU KEZ DE
BAŞARAMAYACAKSINIZ.
ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ
DİRENEK KAZANDIK,
DİRENEREK
KAZANACAK VE KORUYACAĞIZ
İŞBİRLİKÇİ
YUNAN DEVLETİ, DEVRİMCİ TUTSAKLARI TESLİM ALAMAZ
NATO Parlamenter Asamblesi’nin Yunanistan’da toplanmasına karşı 14 Ekim Pazartesi günü saat 19:00’da Propilia Meydanında Miting ve Yürüyüş Yapıldı
Emperyalizmin en büyük terör örgütü NATO ittifakı
Parlamenter Asamblesi’nin “Savunma ve Güvenlik Komitesi” ve “Siyasi Komite”
üyesi 80’den fazla milletvekilinin katılımıyla Yunanistan Meclisinde 14 Ekim’de
oturum gerçekleştirdiler. 15 ve 16 Ekim Salı ve Çarşamba günleri NATO
ülkelerinin milletvekilleri Girit’i ve özellikle Hanya’daki askeri tesisleri ve
Souda’daki ABD üssünü ziyaret edecekler.
NATO Parlamenter Asamblesi’nin, ABD ve Batı emperyalizminin
savaş makinesinin Yunanistan’da toplanması emekçi halklara, işçi sınıfı ve
gençliğe bir meydan okumadır ve aynı zamanda emperyalist paylaşım savaşlarını
tüm dünyaya yayma amaçlıdır.
Gazze ve Batı Şeria’da Filistin halkının katledilmesi ve
terörist İsrail devletinin Lübnan’a yeni müdahalesi ile bölgede savaş sürekli
yoğunlaştığı bir dönemde, ABD-NATO’nun desteğiyle Ortadoğu’yu genel bir
yangınla tehdit eden NATO’nun Atina’daki Parlamenter Asamblesi, Yunanistan’ı
NATO’nun bölgedeki tehlikeli savaş yanlısı emperyalist planlarına daha fazla
dahil etmektedir.
Yunanistan Halk Cephesi ve Anti Emperyalist Cephede Miting
ve Yürüyüşe NATO katillerini istemiyoruz. ABD, AB Emperyalizmine NATO ve
İşbirlikçilerine Karşı Örgütlenelim, Savaşalım Kazanalım. Zafer Direnen
Filistin Halkının Olacaktır Pankartı ile Katıldı ve Kırmızı Flamalar Taşıdılar.
Eylem Propilia’da Toplanıp Meclise Yüründü ve Tekrar
yürüyerek Propiliya Meydanına gelerek iradi şekilde bitirildi. Eyleme Yaklaşık
1500 kişi katıldı.
Eylemde Atılan Sloganlar:
FİLİSTİNE ÖZGÜRLÜK
İNTİFADA KAZANACAK
HALKLARIN KATİLİ ABD
EN BÜYÜK TERÖRİST İSRAİL SİYONİZMİDİR
AB VE NATO’DAN ÇIKILSIN
HİÇBİR KOŞULDA EMPERYALİST SAVAŞA DESTEK OLUNMASIN
Grup Yorum Açıklama: Almanya’nın Suç Örgütü ‘Anayasayı Koruma Örgütü’ Grup Yorum’u Terörize Edemez
Grup Yorum ‘u yalan, komplo ve iftiralarla
terörize etmeye çalışmak Emperyalizmin sanatımızın karşısındaki çaresizliğidir.
Almanya’nın suç
örgütü “ANAYASAYI KORUMA ÖRGÜTÜ” ne yapmaya çalışıyor?
Biz, halkımıza
dünya halklarının baş düşmanı olan emperyalizmin ne yapmaya çalıştığını ve
bizim neden suç örgütü dediğimizi belgeleriyle tek tek anlatacağız.
yıllık tarihimiz boyunca ne yediğimiz ne içtiğimiz halkımızdan ayrı
gitmemiştir. İlk kurulduğumuz günden bugüne her notamız ekmek kavgasına, her
sözümüz bağımsızlık mücadelesine çağrı olmuştur. Ağızdan çıkmış bir kere o söz
“and olsun” diye. Meydanlarda milyonlarca kez yankılanmış “tam bağımsız Türkiye”
düşlerimiz. İşte tarih, işte halk, yenilmezliğin yapı taşları. 1985’ten bu yana
temelleri sağlam, yıkılmaz bir bina örülmüş. Gökdelenler ne kadar devasa ve güvenli
görünseler de, bir depremle yıkılır ve yok olurlar.
binamız yıkılmaz, yok olmaz. 80 milyon halk yok olamaz. İşte bu yüzden grup
yorum da yok olamaz. Çünkü, Grup Yorum halktır. Bizim binamız halk, halktan
örülmüş. İdeolojimizle sağlamlaşmış. Binamızın çimentosu ezilen halkların hesap
sorma bilinci ve öfkesiyle karılmıştır.
SUSMAYACAK”
Dinleyicilerimize
müjde, düşmanlarımıza dert olsun.
39 yıldır
sanatımızla siyasi gerçekleri anlatıyoruz. Sanatımız politik, bunu ne gizledik
ne de inkar ettik. Her yerde bas bas bağırdık, sanat politik olmalıdır diye.
İdeolojik olarak devrimi ve devrimci yaşamı benimsedik bunu günlük yaşamımızın
doğal bir parçası haline getirdik. Söylediklerimizle yaptıklarımız hep uyum
içindeydi.
ölümsüzleşen devrim şehitlerinin kahramanlık destanlarını yazdık. Giyimimizden
kuşamımıza, bakışımızdan dilimize kadar kendimizi hep daha ileri taşımak
amacıyla eğittik. Halk kültürüne sahip çıktık ve devrimcileştirdik. Burjuva
kültürüne karşı ise cepheden tavır aldık. Bunun için ağır bedeller ödedik ve
ödemeye devam ediyoruz.
devrimci değerlere sarılarak attık. Her cümlemizi halkımızı yücelterek kurduk.
Milyonlar olduk. Grup Yorum Anadolu’nun ve bütün dünya halklarının duygu ve
düşüncelerini ifade eden bir orkestradır. HALKIN ORKESTRASI. Çünkü 1985’ten bu
yana orkestramızın tek şefi HALK.
İbrahim Gökçek, diğeri Helin Bölek. Yiğitlerine ‘‘7 notanın KOMUTANLARI “diye
seslendi. Artık notaların bir komutanı var. Grup Yorum emekçileri HELİN BÖLEK
ve İBRAHİM GÖKÇEK.
EMPERYALİZMİ BİZİ KRİMİNALİZE EDEMEZ
ALMAN
EMPERYALİZMİNİN SUÇLARI:
Anayasayı koruma
örgütü 2023 yılı için hazırladığı yıllık raporunda Grup Yorum’ un terör
propagandası yaptığını belirterek iftiralarda bulunmuş.
Terör nedir, terörist kimdir? Bu sorular beliriyor beyinlerimizde. İnsanı
hayvanlardan ayıran en temel özellik aklıdır. Biz aklımızı kullanmaktan,
düşünmekten ve doğruları söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Terör Yunancadan türemiş
bir kelime ve Türkçe dil kurumuna göre “tehdit, korku yaymak”
anlamlarını taşıyor. Peki o zaman, soruyoruz; dünya halklarına korku salan,
dünya halklarını tehdit eden kim? Grup Yorum emekçileri mi? Helin mi? İbrahim
mi? yoksa emperyalizm mi? faşizm mi? Bizler SOMA ‘da 301 madenci
katledildiğinde oradaydık. İbrahim Gökçek bizzat oradaydı. Şirket sahipleri,
güvenlik önlemleri almadıkları için, daha çok kar elde edebilmek için
katlettikleri madencilerin yakınlarını tekmelerken tatbiki yumruklarımız
sıkılıydı. Öfkemiz acımız kadar büyüktü. Sığmadı öfkemiz bedenimize ve
“SOMA İÇİN” bestemizi yaptık. Öfkemizi ve acılarımızı ezgilerimizle
anlattık. Atılan tekmelerin hesabını soracağız, unutmayacağız, affetmeyeceğiz
dedik. İşte bu söz ve müzik terörizm oluyor. Berkin, Sivas, Roboski, Filistin,
devrim, örgüt, adalet, bağımsızlık, yozlaşma bu saydığımız kelimelerin hepsi
terör potansiyeli taşıyor.
Irak ‘ta, Afganistan
‘da, Suriye ‘de halkları canice katletmek, bombalar yağdırmak, yeraltı yerüstü
zenginliklerini yağmalayıp ülkeleri işgal etmek ise ‘‘demokrasi ‘‘oluyor. 8
binden fazlası çocuk olmak üzere 40 bini aşkın Filistinliyi katletmek ve bunu
yeğlemek günümüzün demokrasi anlayışına güller dağıtıyor. Bosna Hersek’te,
Irak’ta yüzbinlerce kadının ırzına geçmek, bütün bir ülkenin kadınlarını hamile
bırakmak ‘‘demokrasi ‘‘oluyor.
göre? Bütün dünyayı kan gölüne dönüştüren, halkların kanını emerek nefes alan
günümüzün egemenleri, tekeller için “ekmek, adalet ve bağımsızlık”
isteyen her canlı, hangi mezhepten, hangi milliyetten, hangi dinden olursa
olsun ve bu uğurda örgütlü mücadele eden ‘‘teröristtir. Bütün mesele
emperyalizme ve faşizme karşı olup veya olmamak. Ses çıkaran herkes ‘‘terörist ‘‘damgası
yemeye mahkumdur. Ya emperyalizmin uşağı olacaksın ya da emperyalizme karşı
mücadele edeceksin, üçüncü bir yol yoktur. İtaat ediyor musun, etmiyor musun?
Biz etmeyeceğiz ve bu tanımı kabul etmiyor emperyalizme geri iade ediyoruz.
Asıl terörist dünya halklarını açlığa yoksulluğa ve adaletsizliğe mahkum
edenlerdir. Emperyalizmdir.
Anayasayı Koruma Teşkilatı ‘‘kimdir?
Almanca:
Bundansam für Verfassungsschutz (BfV) iç güvenlik ajansı olarak geçer.
SİNAN SELEN isimli bir Türk’tür.
Almanya,
insanlık tarihinin utançla andığı en kanlı sayfaları yazmıştır. Herkesin kabul
ettiği gibi, lanetli bir terör devletidir. Hitler’i çıkarmıştır. Ve Hitler’i,
faşizmi tarihe gömmek herkesten önce Alman halkının görevidir. Alman
emperyalistler bugün de, ırkçılığın hamisi ve en büyük destekçisidir. Tam bir
polis devletidir. GSG-9 adlı terör örgütü aracılığıyla gerektiğinde hiçbir
hukuk normunu tanımamaktadır.
emperyalizmi, Yugoslavya ‘yı yıkmak üzere en yoğun altyapı faaliyetlerini
yürüttükten sonra denizden abluka altına almak üzere donanmasını da gönderdi,
1993‘te Bosna Hersek üzerinde uçuş yasağını sağlamak için hava kuvvetlerini
harekete de geçirdi. 1998‘de Sosyal Demokrat ve Yeşiller koalisyonunun
tornadolarla Bosna’yı bombardımanında 2000 sivilinin öldürülmesinde sorumluluğu
var.
-Alman
emperyalizmi 1700 asker Somali ‘ye, 3000 asker Bosna ‘ya, 4000 asker Kosova’ya,
Kongo ‘ya, Afganistan ‘a, Çat ‘a ve de Türkiye’ye gönderdi. Sadece asker değil,
aynı zamanda silah, cephane, mühimmat da gönderiyor.
Demokrat-Yeşiller koalisyon hükümeti, Alman federal ordusunun NATO’nun saldırı
savaşlarında yer alması kararı aldı.
Federal Orduya ülke içinde de askeri eylem yapma izni çıktı. Almanya ‘da olası
karşı hareketleri bastırmak için de orduyu kullanmaktaki engeller böylece
kaldırılmış oldu.
-Almanya’nın
Türkiye’de 9000 şirketi var. Ülkemizdeki sömürü ve zulümden en az Amerikan
emperyalizmi kadar sorumlu. Türkiye ve Almanya arasında askeri, ekonomik,
ticari onlarca ikili anlaşma imzalanmıştır.
-Almanya, ABD
dışında en çok ABD üssü barındıran ülke unvanını taşıyor, 87 tane Amerikan üssü
var.
fuhuş ülkesidir, Avrupa’nın genelevidir. Almanya’da tamamı kayıt altına
alınmadığı için 200 bin ila 700 bin arasındaki kadının fuhuşta çalıştırıldığı
tahmin ediliyor. ABD’de 500 bin kadının fuhuşta çalıştırıldığı düşünüldüğünde
mevcut rakamın dünya genelinde çok yüksek bir rakam olduğu anlaşılacaktır.
Almanya’nın fuhuştan elde ettiği gelir 14.5 milyar Euro. 2011 yılında
Almanya’nın silah ticaretinden geliri 10.8 milyar Euro. Fuhuş Almanya’nın en
büyük gelir kaynağıdır.
Almanya, özellikle Güney Kürdistan’da yer edinebilmek için çeşitli oyunlar
peşindedir.
-Türkiye’deki
faşist rejimin destekçisi durumundadır. -Alman emperyalizmi bugün ABD, Fransız,
İngiliz emperyalizmiyle birlikte dünya halklarının ve proletaryasının
sömürülmesi, baskı altında tutulması ve işkencelerin birinci dereceden suç
ortağıdır. Faşist rejimlerin işkence teşkilatlarına eğitim, lojistik, silah ve
teçhizat sağlamaktadır.
RAF örgütüne yönelik yüzlerce kez saldırı düzenlemiş, önder kadrolarını
katletmiştir.
-Alman halkının
faşizme karşı sağduyusunu hiçe sayarak özellikle Ortadoğulu anti-faşist
kurtuluş örgütlerini yasaklamakta, devrimci avı yapmaktadır.
koşulları hüküm sürmekte, işkence ve infazlar yapılmaktadır. Uluslararası Af
Örgütü’nün 1995 yılı raporunda da karakollar ve cezaevlerinde işkence yapıldığı
belgelenmiştir.
-Yabancılara
karşı saldırıları örgütleyen Neo-Nazi teşkilatların arkasında Alman
emperyalistleri vardır. Anayasayı Koruma Örgütünün desteğini aldığı kanıtlanan
Naziler ırkçı saldırılarda onlarca yabancıyı katlettiler.
işçiye ihtiyaç duyuyor. Alman tekellerinin en büyük sorunu ucuz iş gücüne olan
ihtiyaç. Bu ihtiyacı karşılamak için Almanya Federal Hükümeti 1 Mart’ta
yürürlüğe girecek olan Nitelikli İş Göçü Yasası hazırladı. Bu yasa Avrupa Birliği
üyesi olmayan ülkelerden de kalifiye iş gücünün Almanya’ya gelişini ve
çalışabilmesini kolaylaştırıyor. İşte bu temelde ülkelerindeki savaş, faşizm ya
da sömürüden dolayı Almanya’ya gelen yabancı ve mülteciler aynı zamanda
ırkçıların saldırısına uğruyor. Almanya’da ırkçılık devletten bağımsız
değildir. Emperyalist Almanya’da Naziler hiçbir zaman yok olmamış, yeraltında
ya da açıktan örgütlenme ve saldırılar düzenlemeye devam etmişlerdir.
kuruldu. Bugüne kadar çeşitli dönemde yasaklanma dilekçesi verilmesine rağmen,
Alman Anayasa Savcısı tarafından engellenerek, yasaklanmadı. NPD devletten
parti olarak 2012 yılında 1,436 Milyon Euro yardım almıştır.
tarihinde gerçekleşen Nazi saldırısı sonrasında Bahide Arslan, Yeliz Arslan ve
Ayşe Yılmaz katledildi.
oturduğu ev Naziler tarafından kundaklandı. Faşistler 9 yaşındaki Hülya Genç,
12 yaşındaki Gülistan Öztürk, 18 yaşındaki Hatice Genç, 27 yaşındaki Gürsün
İnce ve 4 yaşındaki Saime Genci katlettiler.
ırkçılar 167 civarında yabancıyı öldürmüş, yüzlerce kişiyi yaralamışlardır. Bu
bile Almanya ‘daki Nazilerin ne kadar örgütlü olduğunu göstermektedir.
Böhnhardt, Uwe Mundlos und Beate Zschaepe Thüringen‘de aktif faaliyet
yürütmüşlerdir. NPD ile bağlantıları vardır ve Thüringer Heimatschutz -THS
(Vatan Koruma Grubu) içinde yer almışlardır. Alman Anayasasını Koruma Örgütünün
tüm bunlardan bilgisi vardır birçok ırkçı faşist saldırının örgütlenmesinde
bizzat rol oynamıştır.
başlarında NSU‘nun üçlü çetesi Anayasa Koruma Örgütü tarafından sürekli takip
edilmiştir. Jena da Zschaepe tarafından kiralanmış bir garaj çok sayıda ırkçı
propaganda malzemesi, bomba yapımı için ham malzeme ile 1,4 Kilo TNT
bulunmuştur!
-NSU tarafından
öldürülenler:
09 Eylül 2000-
Nürnberg- Enver Şimşek Çiçekçi
13 Haziran
2001- Nürnberg- Abdürrahim Özüdoğru- Terzi
27 Haziran
2001- Hamburg -Süleyman Taşköprü- Bakkal
29 Ağustos
2001- München- Habil Kılıç- Bakkal
25 Şubat 2004-
Rostock- Mehmet Turgut- Dönerci
09 Haziran
2005- Nürnberg -İsmail Yaşar- Dönerci
15 Haziran
2005- München- Theodoros Boulgarides- Anahtarcı
04 Nisan 2006-
Dortmund- Mehmet Kubaşık- Gazete bayii
06 Nisan 2006-
Kassel- Halit Yozgat- Internet cafe
25 Nisan 2007-
Heilbronn- Michle Kiesewetter- Polis Memuru
09 Haziran 2004
Köln Türkiyeli esnafların yoğunluklu olduğu Mülheimer Keupstrae ye atılan
Çivili bomba 4dü ağır toplam 22 kişinin yaralandı.
Bu cinayetler Alman devleti ve bizzat polis
tarafından döner cinayetleri olarak çarpıtıldı. Cinayetlerin arkasındaki Nazi
bağlantıları halktan saklanmaya çalışıldı. Hâlbuki Alman devleti, Nazile
-27 Temmuz 2000:
Duesseldorf S-Bahn’ında patlayıcı madde atıldı,
26 yaşında
hamile bir göçmen kadın bu saldırıda öldü.
-Ocak 2001:
Köln şehir alışveriş merkezine bomba konuldu, 19 yaşında bir genç yaralandı
-9 Haziran
2004: Köln merkezinde bomba konuldu, 22 kişi yaralandı.
-3 Eylül 2006
ve 3 Eylül 2011‘de Saarland‘da Türkiyelilerin, İtalyan, Afrikalı göçmenlerin
oturduğu evleri yakıyorlar ve 20 kişi yaralandı.
Nazi katiller
Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt Zwickau‘daki bir karavanda intihar ettiler.
Yanlarında ise öldürülen polisin tabancası vardı. Beate Zschaepe delilleri
ortadan kaldırmak için evi yaktı. Yakılan evde 11 tabanca, çok sayıda mermi,
ırkçı propaganda materyali, ırkçı müzik CD ‘leri olmak üzere polis tarafından
140 sayfalık malzeme listesiyle kaydı alındı.
Sosyalistleri, anti-faşistleri; Türkiye faşizmiyle
iş birliği yaparak, sadece istihbarat raporlarına, dijital delillere, Anayasa
Koruma Örgütünün ajanlarına dayandırarak hazırlanan iddianamelerle tutuklamak
ve yargılamak hukuksuzluktur. Bu yargının tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesine
aykırıdır!
İşte federal anayasa koruma teşkilatı’nın bir
suç örgütü olduğunun belgesi. Kime, neye göre terörist sorusuna verilecek
cevabı yukarıda sıraladığımız listenin kendisi veriyor. Grup Yorum ‘u terörize
etmek isteyen bu suç örgütünün bütün tarihi kanlı. Başta yabancılara olmak
üzere Almanya ‘da yaşayan bütün halklara korku salan ve tehdit eden federal
anayasa koruma teşkilatıdır. Şimdi tekrar sormak isteriz, yukarıdaki
sıraladığımız listedeki işlenen suçların sahibi olan federal anayasa koruma
örgütümü terörist yoksa dünyanın neresinde bir adaletsizlik yaşanıyorsa buna
karşı şarkılarıyla siper olan Grup Yorum mu?
olan güvenimiz ve rahatlığımız işte bundandır.
Anlımız ak
bizim. 39 yıldır ufacık bir leke olmayan tarihimize ve halkımıza güvendiğimiz
için tüm bunları yazıyoruz. Biz attığımız her adımı bilerek atıyoruz. Hiçbir
belirsizlik yok bizim yaşamımızda. Yaptığımız her şeyi savunabiliriz. Peki aynı
şeyi onlar da iddia edebilirler mi? Katliamlarla yazılı olan tarihlerini
savunabilirler mi? Attıkları her adım dünya tarihine sürülen bir leke,
söyledikleri her söz yalan. Bize komplolar kurarak, hakkımızda iftiralar atarak
ve yalan söyleyerek, bizi terörize edemezsiniz.
Halkımız Grup Yorum ‘u bugün yeni tanımıyor.
Biz, 39 yıldır tanışıyoruz. Grup yorum ‘un şarkılarıyla konuşuyor, direniyor,
umutlanıyoruz. Böylesi köklü bir geleneği basit iki satırlık raporlar yazarak
değiştiremezsiniz. Biz değil halkımız izin vermez. Egemenler, Pir Sultan ‘ı
unutturabildiler mi? Köroğlu ‘nu, Nazım Hikmet ‘i? Helin ve İbrahim’i
unutturabilecekler mi? Ya da siz kendi halkınıza Berthold Brecht’i, Marks’ı,
Engels’i unutturabildiniz mi? Asla!
Bugün hala
evimizin duvarında asılı olan, kimsenin indirmeye cüret edemediği çatlamış
sazımızın neyi sembolize ettiğini biliyor musunuz?
Bin yıllık bir
direniş geleneğinin simgesidir o bağlamaların gövdesinde kazılı olan çizikler.
Bugün Grup Yorum ’un Anadolu sazlarından süzülüp gelen, Anadolu halklarının
yüreğindeki devrim ateşidir. Hiç kimse söndüremez bu ateşi. Hiç kimse.
Bugün Almanya hükümetinin kabul ettiği yasa
tasarısı, sosyal medyada ‘terörizmi övücü’ içerik hazırlayan ve yayanlar ile bu
tür içeriği ‘beğenerek’ işaretleyenlerin de sınır dışı edilebilesini öngörüyor.
Yetmiyor alman emperyalizmine. Terör yasaları her geçen gün genişletiliyor ve
artık sadece bir beğeni tuşuna basmak sizi terör övücüsü durumuna düşürebilir.
Keyfiyette sınır yok. Emperyalizmin en büyük silahı faşizmi yasalarla meşrulaştırmak
ve makul hale getirmek. Her türlü keyfiyet yasal bir uygulamaya dönüşebiliyor.
Bu tür yasalarla keyfi uygulamaların önünü tamamen açıp istedikleri gibi
istedikleri kişiyi terörist yapma yetkisine sahip oluyorlar.
‘‘AVRUPADAN ‘‘gazetesinin haberine göre:
AVRUPADAN
Gazetesi ‘‘Almanya’daki ‘trafik ışığı’ koalisyon hükümeti, suç işleyen
yabancıların sınır dışı edilme işlemlerini hızlandırmaya yönelik hazırlanan
yasa tasarısını kabul etti.
Sosyal Demokrat
Partili (SPD) Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser tarafından hazırlanan yasa
tasarısı, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edildi. Nancy Faeser, bakanlığın
internet sayfasından yaptığı açıklamada, internet üzerinden işlenen nefret
suçlarına karşı sert önlemler aldıklarını belirterek, “Alman vatandaşı
olmayan ve burada terör eylemlerini yücelten herkes sınır dışı
edilebilmelidir” ifadelerini kullandı.
SOSYAL MEDYA‘DA BEĞENİ YAPANLAR DA SINIR DIŞI
EDİLEBİLECEK
aktardığına göre, kabul edilen yasa tasarısıyla birlikte, ağır suç işleyenlerin
yanında sosyal medyada ‘terörizmi övücü’ içerik hazırlayan ve yayanlar ile bu
tür içeriği ‘beğenerek’ işaretleyenler de suçlu sayılacak ve sınır dışı
edilebilecek. Terör suçlarına göz yuman, hoş gören ya da yücelten yabancılar
daha kolay sınır dışı edilebilecek.
Partili Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck de
konuya ilişkin yaptığı açıklamada, terörizmi alkışlayarak ve eylemlerini
kutlayarak liberal temel düzenle alay eden herkesin kalma hakkını kaybedeceğini
vurgulayarak, “Bu nedenle oturum hakkı şimdi buna göre
değiştiriliyor” ifadesini kullandı.
Scholz, 31 Mayıs’ta Mannheim’daki İslam karşıtı bir açık hava etkinliğine
Afganistanlı bir kişinin bıçaklı saldırı düzenlemesi ve bir polis memurunun
öldürülmesinin ardından yaptığı açıklamada, sınır dışı düzenlemesinin
değiştirileceği mesajı vermişti.
neye göre? Kim hangi paylaşımın terör övücü olup olmadığına kim karar veriyor.
Örneğin Filistin ‘in kurtuluş savaşını desteklemek ne oluyor? Top yekûn İsrail’e
destek veren ve 40 bin ölünün arkasından kutlamalar yapıp her yerde İsrail
bayrakları dalgalandıran alman emperyalizmine göre mi? O zaman böylesi
beğeniler suç kabul edilecektir. Hatta ‘‘ateşkes ‘‘demek bile bu durumda terörü
övmek niteliği taşıyabilir. Bu durum tamamen alman devletinin keyfiyetine tabi.
Düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasından bahsedemeyiz ancak iflasından
bahsedebiliriz. Demokrasiden de bahsedemeyiz sadece iflasından bahsedebiliriz.
Burjuva demokrasisi yine maskesini indirdi. Emperyalizm gerçek yüzünü bir kez
daha bütün dünya halklarına gösterdi. Emperyalistler nasıl Irak savaşı öncesi
George Bush’un sözleriyle “ya bizdensin ya da teröristsin” deyip
üçüncü bir yolun olmadığını ifşa ettiyse, aynısını bugün bütün dünya
emperyalist ülkeleri yapmakta. İki sınıf var ve herkes bir taraftan bir tarafa
hizmet ediyor. “NE SAM NE SADDAM” cümlesinin siyasi olarak
yanlışlığını emperyalistler dahi söylüyorlar.
haklarını ellerinden alarak onları hizaya çekmektir. Mültecilerden,
sığınmacılardan mutlak itaat istiyor. ‘‘Madem benim ülkeme geldin, bana
sığındın o zaman İsrail ‘i destekleyeceksin ve bunu yapmazsan bende seni
sınırdışı ederim ‘‘diyor. Konunun aslı bu kadar yalın ve sade. Yalnız şunu
öngörmek gerekir. Bu yasa bugün yabancılara yarın ise herkese uygulanacak ve
bununla birlikte sadece alman toprakları sınırları içerisinde kalmayacak. Diğer
Avrupa ülkeleri de bu yasayı yürürlüğe geçirmek için Almanya‘yı izleyecektir.
SONUÇ OLARAK:
HALKIMIZ!
Biz 39 yıldır
yaptığımız her şeyi açıklıyoruz. Nerede olduğumuzu, ne yaptığımızı, neden
yaptığımızı, kiminle ve nasıl yaptığımıza kadar. Her anımız halkımızın gözleri
önünde gelişiyor ve bundan dolayı da kocaman bir gönül rahatlığıyla diyebiliriz
ki, bugüne kadar yaptıklarımızdan savunamayacağımız tek bir türkü, tek bir
şiir, tek bir eylem ve direniş yoktur.
Bizler, halkın
sanatçıları olarak, her şeyimizi bu kadar rahat açıklayabilirken, bizi,
terörize etmeye çalışanlarda, her şeylerini bu kadar rahat açıklayabiliyorlar
mı? Yaptıklarını savunabiliyorlar mı?
Neyi nasıl açıklayabilirler?
Örneğin
katliamlarını?
Ya da bütün Afrika
ülkelerinin yeraltı yerüstü zenginliklerini yağmaladıklarını?
bir, bir insanın ölümünden sorumlu olduklarını? Bunları nasıl açıklayabilirler?
Açıklayamazlar.
kapalı kapılar ardında yalan raporlar yazabilirler. Kendi suçlarını örtbas
edebilmek için kendilerine tehlike oluşturabilecek bütün devrimci yapıları
terörize edip imha etmeye çalışırlar. Sınıfsal gerçeklik bunu gerektirir. İki
sınıf arasındaki bu çatışma ebediyen birisi diğerini yok edene dek sürecek,
sürüyor.
ardından milyonların ölümüne karar veren halk düşmanları Grup Yorum ’a terörist
diyemez. Terörist dünya halklarını açlığa, yoksulluğa ve adaletsizliğe mahkûm
edenlerdir. Ölçü bu kadar basittir.
Biz, nerede bir
adaletsizlik varsa orada olmaya devam edeceğiz. Halkımız, emin olun eğer konser
salonlarında değilsek, sahnede değilsek o zaman mahkeme salonlarındayızdır. Bir
elimizle hapishane duvarlarını diğer elimizle ölümü ite ite güneşli günleri
müjdeliyoruz. Umudumuz sevdamızla yarışır halde, o büyük güne koşuyor.
baskıları arttırmak ve terörize etmek için suç örgütü olan federal anayasa
koruma teşkilatı tarafından hazırlanmış olan raporu Grup Yorum ‘a karşı
kullanmak istiyor. Biz elleri kanlı bir kurumun raporlarını tanımıyoruz. Bizim
kim olduğumuz ne zaman nerede olduğumuz ve ne yaptığımız günün 24 saati
bellidir. Bütün programımızı gerek sosyal medya platformlarında gerek başka mecralarda
tüm halkımızla paylaşıyoruz.
Bizim bu şekilde itibarımıza zarar verebilecek
raporlara karşı federal anayasa koruma teşkilatına dava açacağız. Bizim
gizlimiz saklımız yok. 39 yıllık tarihimize yaslanarak büyük bir huzurla
söyleyebiliriz ki yürüdüğümüz yol dünyanın en onurlu yoludur. Kim olduğumuzu ve
ne yaptığımızı yazımızın başında da yazdık ve bunları yazmaktan, böyle
yaşamaktan, böyle düşünmekten hiç kimse bizi vazgeçiremez. Biz 39 yıl önce ne idiysek
bugün de oyuz.
Halkımız,
Grup Yorum ‘u sosyal
medya hesaplarından takibe alalım, ‘‘Biz de Grup Yorum’uz‘‘ videoları çekelim,
tutsak Grup Yorum emekçilerine mektuplar yazalım, federal anayasa koruma
örgütüne mektuplar yazalım ve onlara diyelim ki….
GRUP YORUM
HALKTIR SUSTURULAMAZ. ‘‘
Grup
Yorum emekçisi
UMUT
GÜLTEKİN
Dev-Genç 55 yıldır kesintisiz bir şekilde savaşmaya devam
ediyor. 55 yıldır Mahir’lerden Dayı’lara, Dayı’lardan Burak’lara direnişler ve
zaferler yaratmaya devam ediyoruz.
Bizler de Avrupa Dev-Genç’liler olarak 55. yıl çalışmalarını
coşku ile gerçekleştirdik. Etkinliğin olacağı Stuttgart bölgesinde ve
yakınındaki şehirlerdeki ailelerimizin tek tek kapısını çaldık. Gençlerle
konuşarak 55.yılın önemini anlattık. Yine Stuttgart ve yakınındaki şehirlerde
afişler asılarak ulaşamadığımız tüm halkımızı da etkinliğe davet ettik. Aynı
zamanda sosyal medya platformları üzerinden de etkinliği duyurduk.
12 Ekim günü ise halkınız erkenden gelip hazırlıklara yardım
etti. 55.yıl coşkusu ile hep beraber, dayanışmayla hazırlıklar tamamlandı.
Halkımızın gelmesi ile de programa başlandı. Program kısa bir konuşma ve saygı
duruşu ile başladı. Ardından Dev-Genç’in tarihini anlatan bir kurku izlendi.
Kurguda şehitlerin resimleri dakikalarca alkışlandı.
Daha sonra Avrupa Dev-Genç’in 55. yıl açıklaması okundu.
Ardından Ümit İlter’in Şahidimsin şiiri okundu. Daha sonra ise Dev-Genç’liler
ve o gelenekten gelenler konuşma yaptı.
Konuşmalarında
Dev-Genç’li olmanın bir onur ve gurur kaynağı olduğunu anlattı. Bu düzende bir şey
bulamadıklarını ama Dev-Genç ile birlikte yoldaşlığı, adaleti kısacası yaşamın
kendisini öğrendiklerini vurguladılar.
Daha sonra geleceğin Dev-Genç’lileri, çocuklarımız ‘Yeni
Baştan’ şiirini okuyarak ‘Madem Ki İnsandır Düşleri Gerçek Kılan, Kurabiliriz O
Zaman Dünyayı Yeni Baştan.’ dediler.
Ardından Fransa’dan gelen Dev-Genç’liler koro yaparak 4
şarkı söylediler. Şarkılarını ‘Hey Dev-Genç’li’ marşı ile bitirdiler.
Ardından bir Dev-Genç’linin annesi ‘Bir Oğul Büyütmelisin’
şiirini okuyarak çocuklarımızı Dev-Genç’e emanet etme çağrısı yaptı.
Ardından ise sahneye Grup Yorum çıkarak kavga türkülerini
Dev-Genç ve Dev-Genç’liler için söyledi.
Büyük bir coşku ile gerçekleştirilen etkinliğe yaklaşık 65
kişi katıldı. Aile ve gençlerin dışında internet üzeri görüp gelenler de oldu.
Etkinlik sloganlarla bitirildi.
YAŞASIN DEV-GENÇ!
YAŞASIN DEV-GENÇ’LİLER!

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)