haberler
Almanya Temel Haklar Ve Özgürlükler Derneği’nde S-r-y Tipi Hapishanelerle İlgili Belgesel Gösterimi Yapılacak
23 Mart Pazar günü Almanya Temel Haklar ve Özgürlükler
Derneğinde, Türkiye’deki “X-Morg” Kuyu tipi hapishanelerle ilgili bir belgesel gösterimi
olacak.
Almancaya çevrilmiş olan belgesele alman solundan kurumlar
da çağırılacak.
Tüm Halkımızı Gösterime bekliyoruz!
SRY KUYU TİPİ HAPİSHANELER KAPATILSIN!
DEVRİMCİ TUTSAKLAR O ÖLÜM HÜCRELERİNE GİRMEYECEKLER!
SÜRESİZ AÇLIK GREVİNDE OLAN TUTSAKLARIN; KUYU TİPİ’NDEN SEVK
OLMA TALEBİ KABUL EDİLSİN!
X-Morg Belgeseli- Rejisör: Şükriye Akar
Tarih: 23.03.2025
Saat: 14:00
Yer: Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği
Heliosstraße 6A, 50528 Köln
Halkın Sesi Radyo Youtube Kanalında Diren Kazova Belgeseli Yayınlandı
PATRON İŞÇİLERDEN İNTİKAM ALDI: TUTUKLAMA TERÖRÜ!
Patron sömürüsüne karşı direniş örgütleyen, zafer kazanan ve
“Diren Kazova Kooperatifi” adı altında patronsuz üretim yaparak büyük
kazanımlara imza atan işçiler 10 yıl sonra patronun yalan beyanlarıyla
tutuklandı!
Halkın Hukuk Bürosu açıklama yaptı: “Tutuklanan
müvekkillerimiz hakkında suçlama konusu olarak Diren Kazova Kooperatifinde
çalışmaları, işçilerin haklarını vermeyen Kazova patronunun işçiler aleyhine 12
yıl sonra verdiği ifade ve teşhisler gerekçe gösterildi. İşçi sınıfı mücadelesi
patron ifadeleri ile suçlanamaz! Açık bir şekilde bugün Kazova direnişi
işçileri; işçi alacaklarını alıp kaçan, kanun tanımayan bir patronun 2013 ve
2025 yılında verdiği beyanlarla tutuklanmıştır. Hukuksuz ve işçi düşmanı
hakimliklerin yaptığı bu tutuklama işlemi yasadışıdır.”
PATRON İŞÇİLERDEN İNTİKAM ALDI: TUTUKLAMA TERÖRÜ! Patron
sömürüsüne karşı direniş örgütleyen, zafer kazanan ve “Diren Kazova
Kooperatifi” adı altında patronsuz üretim yaparak büyük kazanımlara imza
atan işçiler 10 yıl sonra patronun yalan beyanlarıyla tutuklandı!
Halkın Hukuk Bürosu açıklama yaptı: “Tutuklanan
müvekkillerimiz hakkında suçlama konusu olarak Diren Kazova Kooperatifinde
çalışmaları, işçilerin haklarını vermeyen Kazova patronunun işçiler aleyhine 12
yıl sonra verdiği ifade ve teşhisler gerekçe gösterildi. İşçi sınıfı mücadelesi
patron ifadeleri ile suçlanamaz! Açık bir şekilde bugün Kazova direnişi
işçileri; işçi alacaklarını alıp kaçan, kanun tanımayan bir patronun 2013 ve
2025 yılında verdiği beyanlarla tutuklanmıştır. Hukuksuz ve işçi düşmanı
hakimliklerin yaptığı bu tutuklama işlemi yasadışıdır.”
Belgeseli İzlemek İçin:
https://www.youtube.com/watch?v=wV85ukfIRM8
KAZOVA İŞÇİLERİNE BİN SELAM! “Zincirlerinden başka
kaybedecek bir şeyleri yok” dediler sizler için. Yoktu… Çünkü kahreden
ve yaratan sizlerdiniz. O emekçi ellerinizdi her şeyi yaratan… Ama
yarattıklarınızın sahibi siz değildiniz. Üretmek, insan olmanın diğer adıydı,
bunu en çok da siz bilip siz hak ettiniz. Hayat denilen kavganın üreticisi
sizlersiniz. Ve bugün, “İşçiyiz, Haklıyız Kazanacağız!” şiarıyla
direnenleri de… Haklısınız… Kazandınız! Yok saydılar sizi. Ensenize bir tokat
atıp elinizdeki ekmeği alırız da ses çıkarmazlar zannettiler. Açmış,
açıktaymış, hastası varmış, kirasını ödeyememiş, hiç umurlarında olmadı. Onlar
sömürmekten gayrı bir şey bilmediler. Hem de iliklerinize kadar sömürdüler.
Dillerinden besmele eksik olmadı. Hacca, Umre’ye gidişlerini ballandıra
ballandıra anlattılar. En Müslüman onlardı. Kimseye bırakmadılar. Sizi ne
gördüler, ne dinlediler, ne anladılar. Aslında onların dini imanı paraydı. Para
için onurlarını dahi sattılar. Yandaştı onlar… Devletin malı deniz, yemeyen
keriz, diyenlerdendi. Yararlandılar hatırlı tanıdıklarının olanaklarından…
Yediler… Haram mı, helal mi demeden hem de… Çocuklarımızın rızkını, bizim
geleceğimizi yediler. Kanımızı emdiler, hacca gittiler, aksırıp tıksırıncaya
kadar yediler. Haram olsun çocuklarımızın rızkını çalıp da yiyenlere. Onlar her
başları sıkıştığında Allah’ı perde ettiler soysuzluklarına. Olmadı, gerçek
yüzlerini gösterip baldırı çıplaklar diyerek zulmü saldılar üzerimize. Ayak
takımı dediler, çapulcu dediler. Zalimin zulmünü arkalarına alıp ekmeğimizi
yiyip alın terimizi içtiler. Yalanı peynir ekmek gibi yediler. Sizi düşman
bellediler. Siz, yani baldırı çıplaklar, hakikatten başka yol bilmediniz.
Emeğin en yüce değer olduğunu, emeğinize, ekmeğinize uzanan elleri gördüğünüzde
anladınız. Ve emeğinize sahip çıkmanın kavgasına atıldınız. Yalana, dolana
meyletmediniz. Kimsenin malına göz dikmediniz. Sizin olanı almanın kavgasını
verdiniz. Emeğinize ve alın terinize sahip çıktınız. Ve direne direne
kazandınız… Hem üretip hem yönetmenin, direnerek üretmenin destanını
yazıyorsunuz bugün. Emeğinize, ekmeğinize, alın terinize direnerek sahip
çıkıyorsunuz. Hakkınızı çalanlara eyvallah demiyor, çocuklarımızın geleceğini
kazanmanın kavgasını veriyorsunuz. Bu bir ilktir, doğrudur… Ve son olmayacaktır.
Şairin dediği gibi, siz “yaratansınız”. Ve yarattıklarınızın
farkındasınız. Yarattıklarınıza, sizin olana sahip çıktınız, çıkacaksınız. Tüm
işçilere hak alma mücadelesine eklediğiniz bir ilkle örnek olacaksınız. İnsanı
insan yapan emeğidir. Emeğe sahip çıkmak, büyük insanlığın işidir. Büyük
insanlığın fertleri olan sizleri, direnerek üretenleri, F Tipi hücrelerde
direnerek üreten ve kendini tecrite ezdirmeyen Özgür Tutsaklar olarak
selamlıyoruz. Direnmek, savaşmak yenilmez kılar insanı. Direndiniz ve
kazandınız. Emeğine, ekmeğine, geleceğine sahip çıkan, direnerek, üreterek
kazanan Kazova İşçilerine Selam Olsun!.. Haklıyız Kazanacağız… Kocaeli 2
No’lu F Tipi Hapishanesi Özgür Tutsaklar
KAZOVA İŞÇİLERİNE BİN
SELAM! “Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok” dediler
sizler için. Yoktu… Çünkü kahreden ve yaratan sizlerdiniz. O emekçi
ellerinizdi her şeyi yaratan… Ama yarattıklarınızın sahibi siz değildiniz.
Üretmek, insan olmanın diğer adıydı, bunu en çok da siz bilip siz hak ettiniz.
Hayat denilen kavganın üreticisi sizlersiniz. Ve bugün, “İşçiyiz, Haklıyız
Kazanacağız!” şiarıyla direnenleri de… Haklısınız… Kazandınız! Yok
saydılar sizi. Ensenize bir tokat atıp elinizdeki ekmeği alırız da ses
çıkarmazlar zannettiler. Açmış, açıktaymış, hastası varmış, kirasını
ödeyememiş, hiç umurlarında olmadı. Onlar sömürmekten gayrı bir şey bilmediler.
Hem de iliklerinize kadar sömürdüler. Dillerinden besmele eksik olmadı. Hacca,
Umre’ye gidişlerini ballandıra ballandıra anlattılar. En Müslüman onlardı.
Kimseye bırakmadılar. Sizi ne gördüler, ne dinlediler, ne anladılar. Aslında
onların dini imanı paraydı. Para için onurlarını dahi sattılar. Yandaştı
onlar… Devletin malı deniz, yemeyen keriz, diyenlerdendi. Yararlandılar
hatırlı tanıdıklarının olanaklarından… Yediler… Haram mı, helal mi demeden
hem de… Çocuklarımızın rızkını, bizim geleceğimizi yediler. Kanımızı emdiler,
hacca gittiler, aksırıp tıksırıncaya kadar yediler. Haram olsun çocuklarımızın
rızkını çalıp da yiyenlere. Onlar her başları sıkıştığında Allah’ı perde
ettiler soysuzluklarına. Olmadı, gerçek yüzlerini gösterip baldırı çıplaklar
diyerek zulmü saldılar üzerimize. Ayak takımı dediler, çapulcu dediler. Zalimin
zulmünü arkalarına alıp ekmeğimizi yiyip alın terimizi içtiler. Yalanı peynir
ekmek gibi yediler. Sizi düşman bellediler. Siz, yani baldırı çıplaklar,
hakikatten başka yol bilmediniz. Emeğin en yüce değer olduğunu, emeğinize,
ekmeğinize uzanan elleri gördüğünüzde anladınız. Ve emeğinize sahip çıkmanın
kavgasına atıldınız. Yalana, dolana meyletmediniz. Kimsenin malına göz
dikmediniz. Sizin olanı almanın kavgasını verdiniz. Emeğinize ve alın terinize
sahip çıktınız. Ve direne direne kazandınız… Hem üretip hem yönetmenin,
direnerek üretmenin destanını yazıyorsunuz bugün. Emeğinize, ekmeğinize, alın
terinize direnerek sahip çıkıyorsunuz. Hakkınızı çalanlara eyvallah demiyor,
çocuklarımızın geleceğini kazanmanın kavgasını veriyorsunuz. Bu bir ilktir,
doğrudur… Ve son olmayacaktır. Şairin dediği gibi, siz
“yaratansınız”. Ve yarattıklarınızın farkındasınız. Yarattıklarınıza,
sizin olana sahip çıktınız, çıkacaksınız. Tüm işçilere hak alma mücadelesine
eklediğiniz bir ilkle örnek olacaksınız. İnsanı insan yapan emeğidir. Emeğe
sahip çıkmak, büyük insanlığın işidir. Büyük insanlığın fertleri olan sizleri,
direnerek üretenleri, F Tipi hücrelerde direnerek üreten ve kendini tecrite
ezdirmeyen Özgür Tutsaklar olarak selamlıyoruz. Direnmek, savaşmak yenilmez
kılar insanı. Direndiniz ve kazandınız. Emeğine, ekmeğine, geleceğine sahip
çıkan, direnerek, üreterek kazanan Kazova İşçilerine Selam Olsun!.. Haklıyız
Kazanacağız… Kocaeli 2 No’lu F Tipi Hapishanesi Özgür Tutsaklar
Beton Sizin Vatan Bizim Belgeselinin Gösterimi Atina Hukuk Fakültesinde Yapıldı
DEPREM DEĞİL FAŞİZM ÖLDÜRÜR!
TEMBİ KAZA DEĞİL KATLİAM, DEPREM DOĞAL AFET DEĞİL
KATLİAM!
14 Mart 2025 Cuma günü, Atina Hukuk Fakültesi’nde BETON
SİZİN VATAN BİZİM belgeselinin gösterimi yapıldı. Belgesel gösterimi yunanca
alt yazı ile, hem Türkiyeliler’e, hem de Yunanlılar’a hitap edecek şekilde
düzenlendi.
Belgesel gösterimi öncesinde, gösterimin yapılacağı salona
belgesel afişlerinin yunancası ve kızıl bayraklar asıldı. Ayrıca büyük bir
ebat, Yunanistan’daki tren katliamı ve Türkiye’deki deprem katliamını konu olan
“TEMBİ’DE VE TÜRKİYE’DE DEPREMDE HALK DEVLET TARAFINDAN KATLEDİLDİ” yazılı bir afiş kürsüye asıldı. Gösterim
öncesinde Türkiye’de depremde katledilenler ve Tembi’de trende katledilenler
için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunun ardından Halk Cephesi
temsilcisi bir konuşma yaptı. Konuşmada belgesel hazırlığının faşizm tarafından
engellenmeye çalışıldığı, Halil Yakut’un gözaltına alınıp tutuklandığı,
belgesel çekimlerine ve teknik aletlere el konulduğu, ancak her türlü
engellemeye rağmen belgesel çekimlerinin gerçekleştirildiği anlatıldı.
Belgeselin içeriğine de kısaca değinilerek, faşizmin halkın dayanışmasını,
birlikteliğini engellemeye çalıştığı, deprem sonrasında halkı kaderiyle baş
başa bırakan devletin daha sonra halkın tepkilerinin örgütlenmesinin önüne
geçmek için polis, jandarma ve MİT ile bölge halkına saldırdığı anlatıldı. Bu
saldırıların, Halk Cephesi tarafından örgütlenerek Yunanistan’dan deprem
bölgesine giden iki ayrı yardım ekibini de hedef aldığı, bu arama kurtarma
ekiplerinin gözaltına alınarak sınır dışı edildikleri anlatıldı. Son olarak
depremde Yunan halkının büyük bir dayanışma örneği gösterdiği anlatılarak Yunan
halkına teşekkür edildi.
Halk Cephesi adına yapılan konuşma sonrasında,
Yunanistan’dan Türkiye’ye arama kurtarma için giden birinci ekip olan T-34 İşçi
Grubu üyesi Takis Masuras söz alarak Türkiye’de yaşadıklarını anlattı. Masuras
Deprem bölgesine ulaştıkları andan itibaren Halk Cephesi üyeleriyle birlikte
enkaz altında kalanları kurtarmak için gösterdikleri çabayı, bu süreç
içerisinde tanıklık ettikleri halkın acılarını, dayanışmayı anlattı. Devlet
baskısını da bölgede bire bir yaşamış olmalarını, ancak buna rağmen halkın kendi
içinde büyük bir dayanışma örneği göstermiş olduğunu anlattı. Masuras
konuşmasında o günleri hatırlayarak duygusal anlar yaşadı ve o günleri asla
unutmayacaklarını, yaşadıklarının bütün hayatları boyunca kendi üzerlerinde
etki bırakacağını söyledi. Etkinliği düzenleyen Halk Cephesine, belgeseli
hazırlayanlara, Halil Yakut’a teşekkür eden Masuras, “Tembi’de yaşanan katliam,
Türkiye’de depremde yaşanan katliam kapitalist devlet gerçeğidir, buna karşı
mücadele edilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.
Masuras’ın konuşmasının ardından belgeselin gösterimine
geçildi. Belgesel sonuna kadar ilgiyle izlendi; zaman zaman duygusal anlar,
zaman zaman öfkeli anlar yaşandı. Ayrıca belgeselin görüntülerini isteyen Yunanlılar
oldu. Belgesel gösterimine 55 kişi katıldı.
Grup Yorum: ABD Emperyalizminin İşbirlikçi Çetesi HTŞ’in Suriye’deki Katliamlarına Karşı Köln Mitinginde Yerini Aldı
ABD
Emperyalizminin işbirlikçi çetesi HTŞ’in Suriye’deki katliamlarına karşı Köln
Mitinginde yerimizi aldık
Halkımız,
“Suriye bugün
ABD emperyalizmi başta olmak üzere emperyalizmin işgali altında. Bugün
Alevilere yönelik katliamın sorumlusu HTŞ’yi besleyen, destekleyen,
silahlandıran, yöneten ABD ve AB emperyalizmidir. Soykırımı ve katliamları
durdurmanın tek yolu emperyalizmin işgaline karşı mücadele etmektir. Grup Yorum
olarak dün olduğu gibi bugün de Suriye halklarının yanındayız. Katliamlara
karşı tek kurtuluş ortak devrimci mücadelede birleşmek ve bugün dünya
halklarının baş düşmanı olan ABD emperyalizmi başta olmak üzere emperyalizme
karşı mücadelemizi yükseltmektir.”
Babalık hakkı
için 270 günden fazla direnen Uzay Uzatmaz’a, SBB’nin iki görevlisi 13 Mart’ta
saldırarak haklı ve meşru bir direnişi bastırmaya çalışmışlardır.
Baba Uzay
Uzatmaz, haklı ve meşru direnişini görevlilere anlatmasına rağmen, görevliler
Uzay Uzatmaz’ı durdurmaya çalışmış ve bu esnada polis çağırarak gözdağı vermek
istemişlerdir. İlk olarak, Baba Uzay Uzatmaz’a gazlı sprey sıkmışlar, ardından
zorla yere yatırıp kelepçe takmışlardır.
Tüm bu
baskılara rağmen, Baba Uzay Uzatmaz direnişine devam edeceğini hem görevlilere
hem de polise ifade etmiştir.
Çocuklarını
görmek için direnen bir babaya yapılan bu alçak saldırı kabul edilemez!
Çocuklarını görmek için direnen bir babadan SBB neden rahatsız oluyor? Hangi
hakla SBB’nin görevlileri Baba Uzay Uzatmaz’a saldırıyorlar?
Uzay
Uzatmaz’ın Direnişi Meşrudur! Uzay Uzatmaz Yalnız Değildir!
Halkımız!
Baba Uzay
Uzatmaz, sadece kendi çocuklarını görmek için direnmiyor. Baba Uzay Uzatmaz,
KESB tarafından mağdur edilen aileler ve çocuklar için de direniyor! KESB gibi
adaletsiz ve ırkçı bir kurumun kararlarının yanlış olduğunu ve sorgulanması
gerektiğini anlatıyor Baba Uzay Uzatmaz!
İsviçre’de ilk
defa bir baba, evlatları için günlerdir direniyor!
Saldırı Uzay
Uzatmaz’a değil, direnişe yapılmıştır!
Uzay Uzatmaz
yalnız değildir!
Baba Uzay
Uzatmaz’ı yalnız bırakmayalım. KESB denilen kurumu arayarak, e-posta yazarak
Baba Uzay Uzatmaz’a yapılan adaletsizliğe son verilmesini talep edelim!
KESB
DIETIKON
E-posta:
kesb@dietikon.ch
Telefon:
0041 44 744 14 00
İsviçre Halk
Cephesi
9 Mart Pazar
günü Boran Kültür Merkezi’nde 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü anması yapıldı.
Program bir
dakikalık saygı duruşuyla başladı.
Devamında 8
Mart’ı anlatan bir bildiri okundu, sonra sinevizyonla devam edildi.
Kadın devrim
şehitlerin özgeçmişleri okunuldu.
Anmaya katılan
arkadaşlar düşüncelerini paylaşarak program sonlandırıldı.
Yaşasın 8 Mart
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Boran Kültür
Merkezi
12 Mart 1995
Gazi Katliamı Belgeselini Paylaşıyoruz
12 Mart 1995’de
Halktan 22 Kişiyi Katletti 231 Polis, Hepsi Beraat Ettirildi!
İstanbul’da
yapılan katliamın davası önce Eskişehir’e sürüldü daha sonra İstanbul’dan 1.058
km. uzaklıktaki Trabzon’a sürüldü.
Tam 29 yıl
sürdü 29 koca yıl…
SONUÇ;
Zaman aşım
onayı ile katillerin aklanması ama ilen ediyor ki
TARİHİN
ZAMAN AŞIMI YOK




.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)


