haberler
Almanya Yorum Evinde “S,R,Y Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın” Belgeseli İzlendi
Almanya’nın
başkenti Berlin’de kuyu tipi hapishaneleri ve buna karşın yapılan süresiz açlık
grevini duyurmak için düzenlenen gösterime 12 kişi katıldı.
Gösterime kuyu
tipleri ve direniş hakkında kısa bir bilgi ile başlandı.
Belgesel ilgi
ile izlendi. Belgeselden sonra halkla yaptığımız konuşmada;“ Belgesel çok
etkili, insanı çok etkiliyor. Tutsaklarımızın yanında olmalıyız. Onlara mektup
yazarak desteklemeliyiz.”
“Faşizm F tipi
ile teslim alınamadıkları tutsaklarımızı yeni kuyu tipi hapishanelerle teslim
almaya çalışıyor. Nasıl F tipi tehdidine boyun etmediysek, buralarda da
direnerek kazanacağız.”
“Sürekli
faşizmin olduğu yerde sürekli direniş olur. Faşizm saldırmaya devam edecek,
tutsaklarımızı korumak, gelecek baskıları püskürtmek için şimdiki direnişe
destek olmalıyız. Başka çaremiz yoktur. “ diyerek halkımız duygularını dile
getirdiler.
Alınan karada
Cumartesi buluşulacak toplu mektup yazma kararı alınarak, sohbet etmeye devam
edildi.
Bizde Yorum
Kültür Evi emekçileri olarak tüm hakkımızı kutu tiplerine karşı direnişin ve
direnişçilerimizin yanında bu baskılara, tehditlere karşı mücadele etmeye
çağırıyoruz.
S,R,Y KUYU
TİPİ HAPİSHANELER KAPATILSIN!!!
DEVRİMCİ
TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!
Yorum Kültür
Evi
Yunanistan Halk Cephesi: Suriye’deki Alevi Katliamına ilişkin Türkiye Konsolosluğu Önüne Çağrı Yaptı
Suriye’de AKP ve HTŞ’ nin Alevi halkına yönelik yaptıkları
katliamları protesto etmek için Yunanistan Halk Cephesi 26 Mart saat 12. 00’da
Atina’daki Türkiye Büyük Elçiliği önünde protesto eylemi düzenleyecek.
Katil AKP işbirlikçi HTŞ
Süriye’de Devam Ettirilen Alevi Katliamına Derhal Son
Verilsin!
Yunanistan Halk Cephesi
Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı Hamburg’da
gösterildi. 70 kişinin katıldığı oyun büyük beğeni topladı. Oyuna başlanmadan
önce Suriye’deki Alevi katlimlarına değinilerek Suriye’nin günümüzün Kerbelası
olduğu ve tek çözümün örgütlenmek olduğu anlatıldı. Ardından ülkemizin her
yanını saran adalet özleminin ateşinden bahsedildi. Şeyh Bedreddin Destanı
oyunununda 600 yıl öncesinden günümüze ışık tuttuğu vurgulandı.
Ardından oyun
başladı. İki bölümden oluşan oyun seyirciler tarafından çok beğenildi. Oyun
bittikten sonra gelenler Eda Deniz Haydaroğlu’nu tebrik ettiler.
Ayrıca salonda Suriye’deki Alevi katliamları ile ilgili
bildiri dağıtılarak imza toplandı.
Şeyh Bedreddin Destanı oyunu Avrupa’nın birçok şehrinde
oynanmaya devam edecek.
Tüm Halkımızı Bekliyoruz!
Fransa Paris Konseri İçin Mahallelerde Duyuru Çalışması Yapıldı
12 Nisan Cumartesi gerçekleştirilecek olan “Tarihi
Yazanların Yolunda Direniyoruz, Direnen Kazanır” Grup Yorum konseri için Louis
Blanch, Stalingrad, Riquet, Crimee, Porte de Villette ve Fort d’Aubevilliers
bölgelerinde afiş, el ilanı ve biletler halkımıza ulaştırılarak konsere katılım
çağrısı yapıldı.
Atina’da Antifaşist Buluşma (Antifacon) Düzenlediği Panele Katılarak Emperyalizmin Faşizm Ve Irkçılık Politikalarını Anlattık
FAŞİZM VE
IRKÇILIK EMPERYALİZMİN VE İŞBİRLİKÇİ İKTİDARLARIN HALKLARI YÖNETME
POLİTİKASIDIR
Atina’da
Antifaşist Buluşma (Antifacon) Düzenlediği Panele Katılarak Emperyalizmin
Faşizm Ve Irkçılık Politikalarını Anlattık
AntifaCon
(Antifaşist Buluşma)’nın Atina Teknopolio’da düzenlediği panel etkinliklerine
Halk Cephesi olarak katıldık. Etkinliğin birinci günü olan 22 Mart Cumartesi,
“İlticacı ve Mülteci Karşıtı Politikalar, Aşırı Sağcı ve Faşist Tehditler”
konulu oturuma katıldık. Oturuma Atina Pandio Üniversitesi Öğretim Üyesi
Apostolis Kapsalis, Halk Cephesi üyesi Halil Demir, Mülteci ve İlticacılarla
Sosyal Dayanışma Ağı üyesi Dimosthenis Papadatos, Arnavutluk Mülteciler
Temsilciliğinden Eriana Balani, Kaşmir ve Suriyeli mülteci temsilcileri
katıldı.
Halil Demir yaptığı
konuşmada şunlara değindi:
“ Merhaba ben
Türkiye Halk Cephesi üyesi bir devrimciyim. Biz devrimciyiz,
Marksist-Leninistiz, mülteci değil politik ilticacıyız, politik düşüncelerimiz,
faşizme ve emperyalizme karşı mücadelemiz nedeniyle buradayız.
Halkların mülteci
ve ilticacı olmasının kaynağı kapitalist-emperyalist sömürü sistemidir,
emperyalist tekellerdir. Her şeyin kökeninde emperyalizmin sömürüsü vardır.
Emperyalizm bütün dünyayı sömürgesi yapmak istiyor, bütün dünyada egemenlik
kurmak istiyor, bunun sonucu açlık ve yoksulluktur, işgaller, bombardımanlar ve
katliamlardır. Evet milyonlarca, on milyonlarca yoksul insan vatanlarını terk
etmek zorunda bırakılıyor. Bugün dünyada her yıl 25 milyon yoksul yaşamını
kaybediyor, her beş saniyede bir çocuk beslenemediği için, temiz su içemediği
için ölüyor. Bu yoksulluğu ve açlığı yaratan emperyalizmdir, emperyalizmin
sömürüsüdür. Her yıl milyonlarca yoksul katledilirken tekeller karlarına kar
katıyorlar. Tekeller karlarını büyütürken denizlerde, nehirlerde, mayınlı
tarlalarda on binlerce mülteci katlediliyor.
Karl Marks bundan
150 yıl önce kapitalistlerin kriz anlarında yerli işçilere yabancı işçileri
düşman olarak gösterdiğini ve böylece gerçek düşmanı gizlediğini anlatır. Bugün
de mültecileri, ilticacıları yine düşman göstererek ırkçılığı örgütlüyorlar.
Halklar bir birinin düşmanı değildir. Hem sömürerek bu sorunu yaratıyor, sonra
da bunun üzerinden politika yaparak kendi halklarını ırkçılaştırmaya ve böylece
gerçek düşmanı gizlemeye çalışıyorlar.
Biz buraya politik
kimliğimizle geldik ve politik kimliğimizle iltica aldık. Bugün bize siz
tehlikelisiniz diyorlar, böyle diyerek politik iltica hakkımızı gasp ediyorlar.
İki arkadaşımızın ilticalarını bu nedenle iptal ettiler. Gerekçe olarak ise siz
Yunanistan için tehlikelisiniz diyorlar. Peki ne için kimin için tehlikeliyiz.
Bunu kim belirliyor. ABD belirliyor, AB emperyalizmi ve Türkiye belirliyor.
Bize terörist diyerek haklarımızı elimizden almaya çalışıyorlar. Buna karşı
elbette ki direneceğiz, biz hep direndik, haklarımız için hep mücadele ettik ve
devam edeceğiz. Bu sorunun çözümü emperyalizme ve faşizme karşı mücadelededir,
çünkü sorunun kaynağı orasıdır.
Şunu da belirtmek
isterim ki siz, sağ, aşırı sağ gibi söylemlerde bulunuyorsunuz, bunun doğru
olmadığını, böyle bir ayrımın doğru olmadığını düşünüyorum. Aşırı sağ denilen
şey faşist ideolojiye sahip örgütlerdir, bu nedenle faşist demek adını net
koymak gerektiğini düşünüyorum.”




























