duyurular
Bir Mayıs Halk Cephesi: Tutsaklar ve Direnişçiler İçin Duvar Gazetesi Astı
Bir Mayıs Halk Cephesi Adalet Kampanyası ile ilgili 4 Ekim
tarihinde 5 adet gazetesi astı.
Ali Osman Köse’nin derhal serbest bırakılması ve tedavisinin
sağlıklı koşullarda yapılması, Şenyaşar ailesinin adalet talebi için Turan
Aktaş’ın işine geri dönmesi ve Elif Ersoy’un özgürlüğüne kavuşması ile ilgili 5
adet duvar gazetesi asıldı.
Halkımız,
Bizler Avrupa Dev-Genç’liler
olarak Dev-Genç’in 52. yıl dönümü için bir şenlik yapacağız. Bu şenliğe
Avrupa’da yaşayan tüm halkımızı davet ediyoruz! Şenliğimize ayrıca kavga dolu
türküleri ile Grup Yorum eşlik edecek.
52 yıldır süren bu tarihi
mücadelenin bir parçası olmak bizim için bir onurdur. 52 yıl boyunca bedeller
ödedik, yeni yeni şeyler öğrendik, zaferler kazandık.
Bu kavga dolu tarihin
geçmişini ve geleceğini kutlamak için hep beraber Wiesbaden’de birleşelim!
–Avrupa Dev-Genç.
Tarih: 10.10.2021
Saat; program başlangıçı
15:00
Yer: Blücherstraße 46,
Hinterhof, 65195 Wiesbaden-Westend.
Ali Aracı’nın kaleminden
‘zincirlerimizi kırmanın’ farklı yerlerde, zamanlarda, kişilerle nasıl
geliştiğini okuyacaksınız bu kitapta.
Peki, gerçekten zincirleri
kırmak birkaç yüz sayfaya sığdırılabilir mi?
Tarih birçok yerde insanın
gelişimine, değişimine tıpkı yazarımızın anlatımında olduğu gibi şahit
olmuştur.
Yazarımız emeğiyle, sanatıyla
halkın kurtuluş mücadelesinde üretmeye devam ediyor.
O, kitabını okuyanlardan
hiçbir farkı olmayan milyonlarca insandan biridir.
Birçoğunuz anlattığı olaylara
tanık olmuştur. Aynı duygularla yoğrulmuş çelişkilerin zincirlerini kıran
nedenleri yaşamıştır.
Çok yalın anlatıyor. Aslında
insanı sömürü düzenine bağlayan zincirleri kırmak, yaşamın doğallığıyla
bütünleşmiştir.
İnanan, seven, emek veren
herkes zincirlerini kırabilir…
Yazarımızın ve nice
devrimcinin yaptığı gibi.
Bu kitabın, siz değerli
okurlarımızın yaşamına rehber, ışık olmasını umut ediyoruz.
Okurlarımızı, emek vererek
yaşamlarını sayfalara dökmelerini istiyoruz. Halkımız kendi tarihinden
öğrenecek. Ve emin olun her bir sayfamız geleceğe taşınacaktır.
Bir ömür neye sığar ki…
Hem de öyle bir ömür değil…
Dolu dolu… Bazı anlar var
ki belki bir kitap bile olabilecek bir hayat…
İşte böyle bir hayatı…
Ancak devrimciler
yaşayabilir…
Ve de ancak yine onlar
yazabilir…
YAZMALILAR…
Kalemini sermayeye satan
burjuva yazarlarına karşı, halkın içinden gelen halk çocukları da kendi
hayatını yazmalılar. Burjuvazinin kalemi ile değil, aldığı ve verdiği her
nefesinin hakkını vererek yazmalılar.
Yorum emekçisinin, bir
devrimcinin hikayesini anlattığı
bu kitap
bu zorunluluğun,
bu gerekliliğin,
bu ihtiyacın doğal, olması
gereken bir sonucudur.
Dolu dolu…
Halktan gelen ve halka giden
bir hayat…
Dolu dolu…
Halktan öğrenen ve halka
öğreten bir hayat…
Dolu dolu…
Kahramanlıklar ve ihanetlerle
dolu bir hayat…
Dolu dolu…
Dünden bugüne isyanlara
tanıklık etmek bir yana; içinde olmanın gururunu, onurunu taşıyan bir hayat…
Dolu dolu…
Emekçi bir ailenin çocuğundan
devrimciliğe uzanan bir
hayatı…
Dolu dolu..
Sadece bir hayat değil,
ayrıca Türkiye devrim mücadelesinden tarihsel bir kesit…
Kısa, hâlâ kavgayla süren bir
ömür ama,
dolu dolu geçen devrimci bir
ömür…
Bir kişinin devrimcilik
kararı alması nedir…
Nasıl devrimcilik kararı
alır…
Ne çatışmalar yaşar…
Sevinçlerden, acılara…
Ağıtlardan, türkülere,
halaylara…
Çelişkilerle, her anı savaş
içinde bir hayat…
Her insanın devrimcilik
kararı alması;
BİR ÖMÜRDÜR..
BİR HAYATTIR…
TÜM BİR HAYATI DEĞİŞTİRME
KARARIDIR..
HAYAT DEDİĞİN NE Kİ İKİ NEFES
ARASI…
İŞTE BU İKİ NEFES ARASINI
DESTANLAŞTIRACAĞIZ.
Evet…
Artık devrimciler yazılan
kitapları okumuyor, kendi kitaplarını yazıyor…
HALKIMIZA DEDİK Kİ;
“HALKIMIZ GÖZÜN AYDIN;
ARTIK SENİN DE YAZARLARIN,
SANATÇILARIN VAR…
Kendi çocukların şarkı
söylüyor… Avukatlık yapıyor, mimarlık yapıyor ve halkı için hayatlarını feda
ediyorlar.”
Ve bizim bu kitaplarımız;
HALKA GİTMEK DEĞİL, HALKTAN GELMENİN ESAS OLDUĞUNU gösteriyor.
YAZI YAZMAK ÖZEL BİR YETENEK
İŞİ DEĞİL;
EMEK VE ÇABA İŞİDİR.
İşte burada da bir halk
çocuğunun, devrimcileşme kararı alışından, devrimcileşme süresinde nasıl tüm
hayallerini emek ve çabayla gerçekleştirdiğini okuyacaksınız.
Her anı kavga ve mücadeleyle
geçen, devrimcileşen bir ömür…
Halkımız işte bu kitap,
sizin kitabınız, sizin
bağrınızdan gelen sizin öz oğlunuzun, devrimcilik serüveninin kitabı…
İşte burada kurgulanmış,
uydurma hayatlar…
Hayatla bağı olmayan bencilce
hayaller değil…
Burada SİZ VARSINIZ.
BURADA HALK VAR.
Kendinizi, sizin içinizden
çıkan bir devrimcinin kaleminden göreceksiniz…
Asi nehirin gürül gürül
akışından,
portakal çiceği kokusundan,
nasırlı emekçi ellerden,
içten o dolu dolu bakışlara,
sıcaktan kavrulmuş, samimi
yüzlere…
Halkın emek ve dayanışma
üzerine kurduğu hayatı göreceksiniz…
Halkın çektiği tüm
yoksulluğu, acıları sırtına yüklemiş…
Zulme boyun eğmeyen,
zalimin karşısında,
mazlumun yanında olmayı seçen
DEVRİMCİ BİR ÖMÜR!
Bir taraftan aynanız olurken
bu kitap, diğer taraftan da hayattaki tercihlerin önemini göreceksiniz..
Efendilerin kölesi olarak mı
yaşayacaksınız?
Çekilenleri sineye çekip, baş
mı eğeceksiniz?
Yoksa işte bu halk çocuğu
gibi buna karşı mücadele mi edeceksiniz?
Bu tercihler konusunda da
size güç verecek bu kitap…
Kimiz biz?
Nereden geliyoruz,
nereye,
nasıl gideceğiz?
Susacak mıyız, boyun eğip,
zulme onay verip kendimizi inkar mı edeceğiz?
Yoksa sessiz kalmayıp zalimin
karşısına bedeli ne olursa olsun dikilecek miyiz?
Bunun cevabını da bu kitapta
bulacaksınız..
Derler ki; “Aslanlar kendi
tarihini yazmayı öğrenene kadar, avcı hikayesi dinlemeye mahkumdur”.
Biz artık avcı hikayesi
dinlemeyeceğiz. Kendi tarihimizi kendimiz yazacağız…
Halka gitmek değil, halktan
gelmek ne kadar önemliyse.. Kendi tarihimizi de; döneklerden, seyircilerden,
zalimlerin kendisinden dinlememek de o kadar önemli…
Halktan geldik, halka kendi
tarihini BİZ taşıyacağız.. Hâlâ sonuna, sonuncusuna kadar direnmeyi slogan
haline getirmiş DEVRİMCİLERDEN dinleyeceğiz…
Devrimci sanatın alfabesini
yazan, dünyada ilklere imza atan Grup Yorum’un emekçisi bir devrimciden
okuyacağız.
Bu kitapta; devrimci gençliği
de bulacaksınız, özgür tutsakların ailelerini de… bu kitapta Grup Yorum da
olacak; halkın avukatları, mimar mühendisleri de…
Bu kitapta yaşam da olacak,
ölüm de…
Her sayfasında;
HALK OLACAK…
Her sayfasında;
KAVGA OLACAK…
Her sayfasında;
Her türlü burjuva
ideolojisinin etkisine rağmen DEVRİM demekten vazgeçmeyen bir mücadele
olacak…
Her sayfasında;
BEN, SEN YANİ BİZ ve de ONLAR
olacak…
Dostu da düşmanı da
tanıyacağız bu kitapta…
Bu yüzden tüm halkımızın
heyecanla okuyacağına inanıyoruz…
Okuyanların aynı heyecanı da
en yakınındakine taşıyacağına…
Halkız, Halk
Çocuklarıyız…
Halktan Geldik Ve
Sadece Mücadelemizle
Değil,
Verdiğimiz Ömürlerle
Değil…
Artık Kalemlerimizle De,
Yazdığımız Devrimcileşen
Hayatlarımızla Da
Halka Yine Döneceğiz…
Dönüyoruz…
Tüm Devrimcileri De Emek
Ve Çabayla Satır Satır Yazılmış Bu Kitap Gibi…
Kendi Hayatlarını Yazmaya
Davet Ediyoruz.
Her Kitap Yeni Bir
Davettir!
Bu Davet Bizim!
Avrupa’da Bizim Gençlik Dergisi’nin Eylül 2021 33. Sayısı Çıktı!
Sevgili okuyucularımız,
Gençlik dergisi olarak yeniden sizinle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz
ve sizden dergimizin çıkmadığı süre için özür diliyoruz.
Türkiye’de birçok olay yaşandı ve bunların arasında hiç şüphesiz en çok öne
çıkanlar “doğal felaketler” oldu.
Vatanımızdaki ve Yunanistan’daki orman
yangınlarından Almanya ve Belçika’da yaşanan sel felaketlerine, Karadeniz’de su
yığınlarından haritadan silinecek kadar çok zarar gören köylere kadar “doğal
felaketler” son aylarda ve haftalarda gündemden düşmüyor. Bu olayların
birbirine çok yakın zamanlarda yaşanması ne anlama geliyor, yangınlarda yanan
ormanlarımız ve sellerde boğulan insanlarımız “doğal bir felaketin” sonucunda
mı öldü yoksa ortada uygulanan bir katliam politikası mı var? Bütün bu
soruların cevabını dergimizde bulabilirsiniz…
Yeni köşelerle sizinle birlikteyiz!
‘Duydunuz mu?’ köşemizde ülkelerden çarpıcı haber ve gündem başlıklarını
sizlerle paylaşıyoruz.
Dergimizin orta sayfalarında istediğiniz
zaman yırtıp duvarlara asabileceğiniz gazeteler hazırlıyoruz. Bu ay
Yunanistan’da tutuklanan 11 Türkiyeli Devrimci için hazırladığımız duvar
gazetelerini bulunduğumuz şehirde duvarlara asalım!
Her zaman olduğu gibi gençlerin
gündeminde olan konuları ve sorunları yazarak bu sayımızla beraber Avrupa’da
yaşayan Türkiyeli gençlerimizin sesi olmaya çalıştık. Sizler de önerilerinizi
ve yazılarınızı bizlerle paylaşabilir, dergimizin emekçisi olabilirsiniz.
Sorunlarımız ve çözümlerimizle yeni
sayımızla sizlerle birlikteyiz.
Şimdi sizi dergimizle baş başa
bırakıyor, iyi okumalar diliyoruz.
Avrupa’da Bizim Gençlik Dergisi
Öldürüyor!
-Benim Adım Siyonizm
-Memleketimiz: TOKAT
-Değerlerimiz: Bağlılık ve Sadakat
-Avrupa Dev-Genç Haberleri
-“Duydunuz Mu?”
-DUVAR GAZETESİ
-Yunanistan’daki 11 Anti-faşiste
Özgürlük!
-Frankfurt Polisinde ırkçı teşkilat
-Netflix
-Film Önerisi: Borsaya Saldırı
-Gençliğin Kaleminden
-13 yaşında 14 hap ile katledildi
-Kıssadan Hisse
-Ali Osman Köse Kimdir ve Adalet
İstiyoruz Eylemlerine Çağrı
-Ayın Sözü
Avrupa’da Bizim Gençlik Dergisini İndirmek İçin Tıklayınız
Propilia meydanında Yunan halkına, Yunan soluna Türkiyeli 11
Devrimcinin yaşadığı adaletsizliği, hukuksuzluğu anlattık. Ve anlatmaya devam
edeceğiz.
Türkiye Faşizmi ile ortak hareket eden Yunan hükümetine soruyoruz
11 Türkiyeli devrimciye ne karşılığı 333 yıl hapis cezası verdiniz. Bunu hem
Türkiyeli devrimcilere hem de Yunan halkına açıklayın dedik.
500 bildiri dağıttık, 35 imza topladık.
Devrimci Tutsaklar Serbest Bırakılsın
Devrimcilik Yapmak Suç Değil Görevdir.
Direne Direne Kazanacağız
Halkız Haklıyız Kazanacağız
Hasta devrimci tutsak Ali
Osman Köse’ye özgürlük talep etmek ve tüm hasta tutsakların serbest
bırakılmasına yönelik 1 Eylül’de başlayan ve 15 Eylül’e kadar sürecek yeni
kampanyamızı duyurmak istiyoruz.
Özgürlük Komitesi olarak,
kısa zaman önce çeşitli ülkelerden çok sayıda enternasyonalist dostlarımızın da
dahil olmak üzere 93 kişinin katılımı ve olumlu tepkisi ile oldukça başarılı
bir dayanışma açlık grevi gerçekleştirdik.
Bu dayanışma çok güç verdi,
direnişimizi umutla doldurdu. Ancak sessimizi daha gür duyurabilmek için, bir
kez daha çeşitli eylem ve dayanışma etkinlikleriyle, protesto mektubu, imza
kampanya, pankart ve afiş eylemleriyle, Türkiye Adli Tıp Kurumu’na yapılacak
telefon aramalar ve gönderilecek faks ve e-postalarla, Ali Osman Köse’ye kart postal
ve mektuplarla uluslararası bir kampanyayi başlatma kararını aldık.
Bu kampanyanın son gününde 15
Eylül’de Twitter hashtag eylemi düzenleyeceğiz.
Taleplerimizin tüm dünyada
duyurabilmesi ve eylemlerin etkili olması için, adınıza/kurumunuzun adına imza
kampanyamıza desteğiniz, Twitter eylemine katılımınız ve protesto/dayanışma
açıklamalarınız bu kampanya için çok önemli olacaktır.
Sizde, dışarıdaki en küçük
desteğin duvarların ardındaki direnişi ne kadar güçlü bir şekilde
etkileyebileceğini eminiz ki çok iyi biliyorsunuzdur.
Aşağıdaki imza metni okuyup,
desteğinizi mail yoluyla bize bildirebilirsiniz: freealiosmankose@gmail.com
Ayrıca kampanya ile ilgili
haberleri düzenli olarak sayfamızda İngilizçe aktarmaya çalışacağız:
www.freealiosmankose.wordpress.com
İmzalar, hasta tutsakların
serbest bırakılması konusunda kilit rolü oynayan Adli Tıp Kurumu’na
iletilecektir. Ali Osman Köse’nin muayenesi için avukatları kuruma yeni bir
başvuru yaptılar ve ATK’nin siyasi rapor yerine gerçek ve tıp mesleğine uygun
bir raporun hazırlaması, yani Ali Osman Köse’nin dışarıda tedavi görmesini
sağlamalıyız.
TWITTER HASHTAG
EYLEMİ: (#freealiosmankose)
15 Eylül Çarşamba, Saat
20.00 (Avrupa), 21:00’de (TR)
ALİ OSMAN KÖSE YALNIZ
DEĞİL! DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
TÜM HASTA TUTSAKLARA
ÖZGÜRLÜK!
TUTSAKLARIN SAĞLIK VE
YAŞAM HAKKI ENGELLENEMEZ!
____________________
İMZA METNİ:
HASTA TUTSAK ALİ OSMAN
KÖSE’NİN UYGUN TEDAVİ VE YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK İÇİN İMZAMIZI VERELİM!
Ali Osman Köse, 37 yıldır
Türkiye’de tutuklu bulunan siyasi bir tutukludur.
Tutsaklığının 21 yılı tecrit
hücrelerinde geçti. Ali Osman Köse, uzun süreli tutsaklık, işkence ve tecrit
koşulları nedeniyle nörolojik sorunlar, dolaşım sistemi ile ilgili hastalıklar,
hipertansiyon, işitme kaybı, denge kaybı, mide sorunları, görme bozuklukları
gibi birçok sağlık sorunu yaşayan bir tutukludur.
Ali Osman Köse, yaşadığı bu
sağlık sorunları nedeniyle bugün tek başına yürüyemiyor bile. Tuvaleti
kullanma, çamaşır yıkama gibi ihtiyaçlarını yardımsız karşılayamaz, yemeğini
bile yardımsız yiyemez. Sol böbreğinde 9 cm çapında kanserli kist bulundu; bu
kanserli hücrelerin hayati risk oluşturduğu ve acilen ameliyat edilmesi
gerektiği söylendi.
Türkiye’de ve uluslararası
alanda uzun bir kampanyanın ardından avukatları tarafından yapılan çalışma ve
uygulamalarla birlikte ameliyata alındı ve kanserli böbreği alındı. Ameliyattan
önce doktorları bu tür kanserli kistin ancak uzun yıllar içinde
gelişebileceğini doğruladı. Bu, hastaneye sevk, muayene, tedavi hakkının
kasıtlı olarak engellendiğinin açık bir göstergesidir.
Avukatları, sağlık durumu
hapishanede kalmaya uygun olmadığını teyit ettirmek için tekrar Adli Tıp
Kurumu’na başvuruda bulundu.
Bu nedenle Adli Tıp Kurumu’nu
bu sefer gerçeğe uygun bir rapor sunmaya çağırıyoruz. Adli Tıp Kurumu’nun ilk
kararı tıbbi değil, siyasi bir karardı. AKP hükümeti ne derse onu yaptı.
Adli Tıp Kurumu’nu görevini
yapmaya ve Hipokrat Yemini’ne uymaya çağırıyoruz.
Ali Osman Köse’nin tamamen
iyileşmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, tam donanımlı bir hastanede
arkadaşları ve ailesi tarafından bakılmalıdır. Sağlığına kavuşabilmesi için
güvenli ve uygun koşullarda tutulmalı ve derhal serbest bırakılmalıdır.
Hasta Tutuklu Ali Osman
Köse Serbest Bırakılsın, Tedavi Hakkı Sağlansın!
ENG:
İmza Metni ve Bildiriyi İndirmek İçin Tıklayınız
Dear friends and comrades,
hope you’re doing all well! This is another request to you informing about our new campaign started 1st September and will last until 15th September to demand Freedom for the sick revolutionary prisoner Ali Osman Köse and raise voice for all the sick prisoners to be released.
We had already a quite successful solidarity hunger strike with good response and participation of 93 people, including a lot of internationalist comrades from various countries. This already gave a lot of power and filled our resistance with hope.
Now we feel need to increase the campaign once again with different actions, petitions, protest letters, banners, calls and E-Mails to Forensic Medicine Institute and finally a Twitter Hashtag action on the last day to be heard on international level.
Your support by signing petition in your name/the name of your organisation, as well as your participation in the Twitter action and short protest/solidarity statements would be very important to us, well you’re so close to the issue and can understand very well how strongly any little support effect those in resistance behind the walls.
Find our petition attached and also follow our website, which we try to actualize and enrich with news about actions on daily basis: www.freealiosmankose.wordpress.com
(* The petition will be handed over to the Forensic Medicine Institute, which has a key role regarding the release of sick prisoners. Recently a new application of lawyers was made there for examination of Ali Osman Köse, and we should ensure that they’ll prepare correct and medical report instead of a political, so that he can be treated outside the prison)
TWITTER HASHTAG:
15TH SEPTEMBER, 8:00 PM (CET) (#freealiosmankose)
Comradely Greetings. Thank you for supporting the rights of political and sick prisoners!
İşi ekmeği ve onuru için direnen Turan Aktaş Salih Şahin ve
Ramazan Çelik15 Eylül 2021 tarihinde Şişli Belediyesi Önünden Ankara’ya
yürüyor.
Halkımız!
Turan Aktaş sadece kendisi için değil tüm emekçiler için
direniyor. Bu direnişe sahip çıkalım Turan Aktaş’ı sahiplenelim.
Emekçiyiz Haklıyız Kazanacağız
Zafer Direnen Emekçinin Olacak















