dünya
Yunanistan Özgür Tutsakları: Grup Yorum’un Ev Konserleri Halk İçin Devrimci Sanatı Sürdürme Kararlılığının Adıdır
HDP Milletvekili Hüda Kaya, Grup Yorum’a evini açtı. Evde
küçük bir konser verildi.
Konser küçük ama siyasi anlamı büyük.
Bu ev konserini önemli kılan:
– Grup Yorum’un AKP faşizminin devrimci sanatı yok etme
politikasına karşı bir direnişidir.
– Grup Yorum hiçbir koşulda teslim olmayacağını evlerde üç
beş kişiye de olsa türkülerini söyleyerek göstermiştir.
– Meydanlarda milyonlara söylemek ne kadar önemli ise,
milyonlarca işçi ve emekçi için üretip söylemeye devam etmek de bir o kadar
önemlidir.
– Ev konserleri konser yasaklarına, işkencelere,
tutuklamalara rağmen AKP faşizminin asla kazanamayacağının açık ilanıdır.
– Grup Yorum’un halk, aydınlar ve sanatçılar tarafından
sahiplenilmesidir.
– Direnme ve kazanma kararlılığının en net ifadesidir.
– AKP faşizminin tüm politikalarını boşa çıkarmaktır.
– Ev ev konser vermek, devrimci politikanın siyasi
zaferidir.
– Bugün evlerde konser veren Grup Yorum’un yarın meydanlarda
milyonlara konser vereceğinin garantisidir.
– Mesele kaç kişiye söylemiş olmak değil, teslim olmamaktır.
– Sadece teslim olmayanlar-direnenler kazanır.
Tüm aydınlara, sanatçılara, halkımıza çağrımızdır: Evinizi
Grup Yorum’a açın… Dostlarınızı, komşularınızı da davet ederek evinizi bir
saatliğine de olsa konser alanına çevirin. AKP faşizmine karşı Grup Yorum’un direnişini
sahiplenin.
Her şeye yasak koyabilirler ama bilincimize, yüreğimize
yasak koyamazlar. Bilincimiz de yüreğimiz de o yasakları çiğner geçer.
Konser yasakları AKP faşizminin çaresizliğidir. Ev
konserlerimizle faşizmin çaresizliğini daha da büyütelim.
Onlar Grup Yorum’a stadyumları, meydanları yasaklıyorlarsa,
biz her evi Grup Yorum’un konser alanına çevirelim. Evimizin içini stadyuma,
bahçesini meydana çevirelim.
Ve Her Yerde Hep Beraber Söyleyelim:
– Grup Yorum Halktır, Susturulamaz!
– Türküler Susmaz, Halaylar Sürer!
Yunanistan Özgür Tutsakları
Stuttgart Halk Kültür Evi Şubat Ayı Etkinlik ve Faaliyet Takvimi
Stuttgart Halk Kültür Evi Çalışanları olarak Şubat ayı için
Etkinlik ve Faaliyet takvimimizi yayınlıyoruz. Tüm halkımızı etkinliklerimize
ve faaliyetlerimize katılmaya davet ediyoruz.
5 Şubat- Halk Okulu:
Neden Ölüm Orucu?
13 Şubat- Halk Kahvaltısı ve Panel: Bizi Corona Değil,
Kapitalizm Öldürür
27 Şubat- Halk Kahvaltısı ve Panel: Düzenin Yalnızlaştırma
Politikası
Ölüm Orucu Direnişçileri Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç için
Adalet Çadırı Açıyoruz
Şubat: 5, 12, 19, 26
Mart: 4, 11
Bremen’de Halk Toplantısında Ölüm Orucu Direnişimiz Tartışıldı
30 Ocak günü yapılan toplantıda ölüm orucu direnişimizin
talepleri ve neden direnmemiz gerektiği tartışıldı.
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın taleplerinin tek tek ele
alındığı toplantıda ülkemizdeki hapishanelerin durumu ortaya konuldu.
Hapishanelerdeki saldırıların aslında ülkemizde halkımıza yönelik saldırıların
bir parçası olduğu örneklerle anlatıldı. Ölüm orucu direnişinin ideolojik
yanları, direnişimize bu anlamda yapılacak saldırıların neler olabileceği
ortaya konuldu.
Toplantının sonunda direnişin sesini daha çok duyurmak,
desteklemek için kararlar alındı.
Alınan kararlar şunlar:
-Ev toplantıları yapmak, halkımıza direnişimizi anlatmak.
-Sokaklara afişleme yapmak
-Pullama yapmak (Şubat’ın ilk haftasında 100 adet pul yapma
hedefi konuldu)
-5 Şubat günü yapılacak olan toplu açlık grevine katılmak ve
katılımı büyütmek
Haklıyız Kazanacağız!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Bremen Adalet İstiyoruz Komitesi
Ausburg’da Uzun Yürüyüş İçin 30 Ocak günü 11 Türkiyeli Devrimci İçin Dayanışma Mitingi Yapıldı
28 Ocak 2022 tarihinde Avrupa Halk Cephesinin çağrısı üzerine birçok ülke ve şehirde yapıldığı gibi Hollanda’nın Rotterdam kentinde de eylem yapıldı.
Rotterdam Noordplein’de (Türkiye’lilerin) yoğun olduğu bir meydaninda saat 13.00 de başlayan eylem1 saat sürdü.
Eylem boyunca,
“Ali Osman Köse Onurumuzdur”, “Hasta Tutsaklara Özgürlük”, “Tedavi Hakkımız Engellenemez” vb sloganlar atıldı.
AKP’nin, Adlı Tıp kurumunun, adalet bakanlığın ve Tekirdağ F-tipi hapishanesinin işlediği suçlar anlatıldı. Savcı Mehmet Akif Katırcının “Ali Osman Köse asla serbest bırakılmayacak” diyerek tahliye edilmemesinin tamamen bir siyasi karar olduğunu itiraf ettiği anlatıldı. Ve bu kararı asla tanımayacağımıza vurgu yapıldı.
“Ali Osman Köse’nin Tabutunu Değil Özgürlüğünü istiyoruz” diyerek eylemimizi sonlandırdık.
Hollanda Halk Cephesi
10 Ekim 2021’de Belçika Liege’de açılan Halk-Mer 2022 Şubat Ayı Programı Açıklandı
Sürekli olan Fransızca Kursları, Bağlama Kursları, Ders ve ödev yardımı gibi eğitim programlarının yansıra; Film Akşamları, Gerçek Meydanı, Kahvaltı ve Halk toplantıları da düzenli etkinlikler olarak devam ediyor. Ayrıca bu ay Halk Oyunları Çalışması artık her Cuma günü düzenli olarak Halk-Mer’de başlıyor.
Şiir ve Türkü Akşamı, Ses (karaoke) Yarışması bu ayda halkın yoğun isteği ve beğenisiyle programımızda yer alıyor.
Halk-Mer, Şubat ayında da Hasta Tutsakları, Ölüm Orucu Direnişçileri Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın taleplerini gündemine alıyor. 12 Şubat Cumartesi gerçekleşecek olan seminerde Hasta Tutsak Ali Osman Köse, Ölüm Orucu direnişçileri Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın talepleri anlatılacak.
Tüm halkımıza etkinliklere katılma ve birlikte dayanışmayı büyütme çağrısı yapıyoruz.
Yunanistan Halk Cephesi: Sibel Balaç Ve Gökhan Yıldırım İçin Adalet İstiyoruz
SİBEL VE GÖKHAN’IN HAKLI VE
MEŞRU TALEPLERİ KABUL EDİLSİN!
Sibel Balaç ve Gökhan
Yıldırım, Türkiye faşizminin mahkemeleri tarafından, AKP iktidarının cübbeli
cellatları, emireri hakim ve savcıları tarafından haksız, hukuksuz şekilde ağır
hapis cezalarına çarptırılan yüzlerce devrimci tutsaktan sadece ikisidir.
Onlar, adil olmayan
yargılamalar sonucunda, kim olduğu bilinmeyen gizli tanıkların yalan
beyanlarıyla, hukuka aykırı elde edilmiş veya sahte dijital delillerle,
gerçekte ise delilsiz-kanıtsız şekilde yargılandılar ve cezalandırıldılar.
Yaşadıkları bu haksızlık, bu
hukuksuzluk ve maruz kaldıkları bu adaletsizlik karşısında bugüne başvurdukları
tüm siyasi ve hukuki yollar tıkandı, çaldıkları tüm kapılar yüzlerine kapandı.
İşte bu nedenle ölüm orucu kararı aldıklarını açıkladılar. Yani Sibel Balaç ve
Gökhan Yıldırım içinde bulundukları tutsaklık koşullarında yapabilecekleri
başka hiçbir şey, başvurabilecekleri başka hiçbir hukuki yol bulamadıkları için
ölüm orucuna başladılar. Onların bu kararı almalarına neden olan, onları bu
kararı almaya zorlayan ise onları haksız hukuksuz şekilde cezalandıran,
adaletsiz bırakan hakim ve savcılardır. Onları bu kararı almaya zorlayan bu
hukuksuzluğun, bu adaletsizliğin, bu yasal zorbalığın gerçek sorumlusu olan AKP
iktidarıdır.
Sibel ve Gökhan’ın talepleri
basit, karşılanabilir taleplerdir. Sibel ve Gökhan’ın talepleri haklı ve meşru
taleplerdir. Sibel ve Gökhan’ın talepleri haksızlığa, hukuksuzluğa,
adaletsizliğe mahkum edilmek istenen milyonlarca insanımızın talepleridir.
Sibel Balaç ve Gökhan
Yıldırım’ın taleplerinin karşılanmaması halinde ortaya çıkacak tüm sonuçlardan
da hem siyasi olarak hem hukuki olarak AKP iktidarı ve onun Adalet Bakanlığı
sorumlu olacaktır. Bu siyasi ve hukuki sorumluluktan kurtulabilmek için yapabilecekleri
ve yapmak zorunda oldukları tek şey Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç’ın haklı ve
meşru taleplerinin karşılanması, adil yargılanma hakkının önündeki tüm
engellerin kaldırılması ve diğer taleplerinin yerine getirilmesidir. Bugün işte
bu nedenle, Sibel ve Gökhan’ın haklı ve meşru taleplerinin karşılanmasını
istemek için buradayız. Buradan bu adaletsizliğin, bu zorbalığın
sorumlularından Adalet Bakanlığına göndereceğimiz faksla Sibel ve Gökhan’ın
taleplerini bir kez daha muhataplarına ileteceğiz.
Biz de buradan, Atina’dan,
Sibel ve Gökhan’ın seslerine ses oluyor, onların taleplerini bir kez de buradan
haykırıyoruz.
Sibel Balaç ve Gökhan
Yıldırım’ın Talepleri Kabul Edilsin!
Adil Yargılanma Hakkı
Sağlansın!
Gizli Tanıklık Uygulamasına
Son Verilsin!
Hasta Tutsaklar Serbest
Bırakılsın!
Sohbet Hakkı Uygulansın,
Tecrit Kaldırılsın!
Devrimci Tutsaklar Üzerindeki
Baskı ve Yasaklara Son Verilsin!
YUNANİSTAN HALK CEPHESİ
Belçika Liege’de faaliyetlerini sürdüren Halk-Mer’de karaoke yarışması düzenlendi.
30 Ocak Pazar akşamı düzenlenen yarışmaya 25 kişi katıldı. Kürtçe, Türkçe türkülerin söylendiği yarışmaya İspanyol bir ailemizde Ay Carmela marşıyla katıldı. Yarışma; türküler, halaylar, şiirler, marşlarla devam etti. Bir kez daha, kapitalist düzenin yozlaşmış, halktan ve değerlerinden uzak yarışma, eğlence kültürüne karşı alternatiflerimiz olduğunu gördük, yaşadık. Kendi kültürümüzün en güzel duygularıyla, halklarımızın ezgileriyle hep birlikte söyledik, şiirler okuduk.
Korono salgınının yaşadığımız ülkede nerdeyse insanları evlerinden çıkamayacak hale getirdiği bir süreçteyiz. Kurumların, derneklerin hatta siyasi partilerin kapılarını açamadıkları bir dönemdeyiz. Bir çok insanımız salgın, hastalık nedeniyle programlarımıza katılamasa da Kültür Merkezimiz açık kalmaya, etkinlikler örgütlemeye devam ediyor.











