dünya
Eda Deniz Haydaroğlu’nun süresiz açlık grevine destek amaçlı
biz Grup Yorum Emekçileri İdil Vural ve Çağlar Doğan da 10 günlük destek açlık
grevindeyiz.
Grup Yorum Emekçisi İhsan Cibelik, devrimci gazeteci Özgül
Emre, anti-faşist Serkan Küpeli ve Hasan Unutan tutuksuz yargılansın.
🚩Eda Deniz Haydaroğlu’nun
talepleri kabul edilsin.
Belçika’nın Liege şehrinde bulunan Halk-Mer’de halk toplantısı yapıldı.
Her ay düzenlenen kahvaltı etkinliğinin hemen ardından yapılan halk toplantısında belli konular konuşuluyor, fikir alışverişleri yapılıyor kararlar alınıyor.
16 Nisan Pazar günü yapılan bu ayın halk toplantısında asıl konu yaklaşan 1 Mayıs idi.
Aynı zamanda Avrupa gündemi ile ilgili anlatımlar da yapıldı.
Cumartesi günü yapılan yürüyüşü anlatmak için kısaca 129ab yasaları hakkında bilgi verildi. Cumartesi günü Köln’de gerçekleştirilen 30 Mart 16-17 Nisan Şehitleri Anma ve Umudu Kuruluşunu Selamlama yürüyüş ve etkinliği anlatıldı. Polisin keyfiliğine değinildi. Ayrıca Almanya’da Eda Deniz Haydaroğlu ve Berfin Özder’in 18 Mart’tan beri sürdürdüğü açlık grevi hakkında bilgi verildi. Belçika’da da aynı tarihte başlayan ve devam eden süresiz dönüşümlü açlık grevini Cahit Zorel 1 haftalık açlık grevi ile sürdürdüğü duyuruldu.
1 Mayıs ile ilgili 3 videonun izlenmesinin ardından 1 Mayıs’ın önemine dair anlatımlar yapıldı. 1 Mayıs yaklaşırken 15 gün boyunca en kitlesel 1 Mayıs’ı örgütlemek için neler yapılabileceği konuşuldu.
Halk Toplantısında ayrıca derneğin faaliyetleri anlatıldı. Yeni hayata geçecek savunma sporu kursunun duyurusu yapıldı.
Nuriye Gülmen’e mektup yazılarak son bulan halk toplantısı yaklaşık 1 buçuk saat sürdü…
Belçika’nın Liege şehrinde bulunan Halk-Mer’de aylık kahvaltı etkinliği düzenlendi. 16 Nisan Pazar günü Halk-Mer üye ailelerinin hazırladığı kahvaltı etkinliğine 40 kişi katıldı.
Her ay düzenlenen kahvaltı uzaklaşmaya, yalnızlaşmaya karşı birliğin, beraberliğin güzelliğinin yaşandığı bir etkinlik.
Çocuklarıyla, eşleriyle gelenler sıcak çay eşliğinde sohbetler ediyor sofra paylaşıyor. Aynı zamanda kahvaltıya katılanlar gündem ile ilgili fikir alışverişinde bulunuyorlar.
Faşist 129 Yasaları Kaldırılsın Komitesi: Veli Türkyılmaz’ın Karar Duruşmasına Katıldık; İşte Bu Adaletsizliklere Karşı Açlık Grevindeyiz
Açlık grevi direnişimizin 31. Gününde, 17 Nisan tarihinde, 129b yasasıyla tutuksuz yargılanan Veli Türkyılmaz’ın karar duruşmasına katıldık.
Veli Türkyılmaz İki yıl boyunca devrimcilerin hiçbir etkinlik ve eylemine katılmama ve hatta Grup Yorum konserlerine dahil katılmama şartıyla tahliye edildi.
Suçlamalar ise tamamıyla demokratik faaliyetleri.
Şimdi de bizi şartlı tahliyelerle terbiye etmeye çalışıyor.
Bizi diyor ki;
Adaletsizliklere karşı olmayın ve sesinizi çıkarmayın. Hiçbir eyleme katılmayın ve düşüncelerinizden vaz geçin.
Bize yasal zorbalıkla onursuzluğu dayatıyorlar.
İşte biz bu adaletsizliklere ve 129b yasasının keyfiliğine karşı Açlık Grevindeyiz!
Adaletsizliği asla kanıksamayacağız!
129b yasası anayasal haklarımızın gaspıdır!
Bu mücadele demokratik hak ve özgürlüklerimize sahip çıkma mücadelesidir!
Boran Yayınevi’nden Yeni Kitap: İlle Kavga – Tecrit Günlükleri ve Şiirler
Yayınevi’nden Yeni Kitap
Adı: İlle Kavga Tecrit Günlükleri ve Şiirler
Yayınevi:
Boran Yayınevi
Yazarı:
Mehmet Akdemir
Yayın
Tarihi: Nisan 2023
Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız
Bu Bir F
Tipi Hücre Günlüğüdür…
‘Yüksek Güvenlikli
F Tipi Hapishane’nin birinde verilen “hücre cezası” sırasında tutulmaya
başlanmış kısa süreli (10 gün) ama yoğun
yaşanmış,
öncesinde ve sonrasında yaşanan, yaşatılan “hücre cezası” uygulamalarına, bu
uygulamaları -ağır tecrit işkencesini- yürüten
zihniyete
dikkat çekmeyi amaçlayarak yazılmıştır.
Çok daha
ağır koşullarda yaşatıldığını bildiğimiz örneklerin var olduğu gibi, teslim
alamadıkları için artık bir anlamı kalmadığından,
3 hücre
cezası verip infaz yakmayı rutinleştirdikleri için, sadece dosya üzerinden
uygulamanın (bulunduğun hücrede) yürütüldüğü örnekler
de
mevcuttur..
Elbette,
nasıl yaşanırsa yaşansın, en önemli kısıtlaması uzun süreli olarak “Açık görüş”
hakkını ortadan kaldırması, sevdikleriyle
kucaklaşmasının
engellenmesidir. Tecrit politikasının hedefleri ile ilgili bir cezalandırma,
baskılandırma, boyun eğdirme ve teslim alma
amaçlanmaktadır.
Burada
önemli olan hapishaneleri yönetenlerin zihniyetidir. Genelgede (45/1)
yazıldığı, Adalet Bakanı’nın imzalamasının hemen
ardından
süreyi daha da uzatacağı sözünü verdiği halde, tecridi kabul ettiren ve kısmen
gerileten bir adım olarak 10 saatlik sohbet
hakkı tüm
hapishanelerde halen uygulanmamaktadır.*
En temel
sosyal, kültürel ihtiyaçlar, kırtasiye vb. malzemeler ve uluslararası
sözleşmelerle bağlanan haklar gasp edilmekte, tedaviler
geciktirilmekte,
mektuplara, fakslara el konulmakta, sansür
Yazının
kaleme alındığı ilk günlerde ayakkabı araması bahanesiyle engelleniyordu.
Sonraki yıllarda önce 6 saat, kimi hapishane- lerde direniş nedeniyle 8 saate
kadar
çıkarılmıştı. 2020 Mart’ındanbu yana Covid-19 salgını nedeniyle tümden
kaldırıldı.^
işletilmektedir.
Bunlarla birlikte fiziki işkence de çeşitli biçimlerde sürdürülmekte, adli,
siyasi ayrımı gözetmeksizin uygulanmaktadır.
Bu yanlarıyla
ele alındığında, bu topraklar üzerinde hayata geçirilen hapishane yönetimi
zihniyeti ZİNDANCILIK zihniyeti olarak hiç
değişmemiştir.
Bu bakış
açısıyla, tüm F Tipi hücre hapishaneler için, modern zamanların, Yedikule
Zindanları’dır veya Magosa zindanıdır demek abartı olmayacaktır.
21. yüzyıl
Türkiye’sini yönetenlerin, baskıcı, diktatör 2. Abdülhamit’e benzemeye
çalıştığı bir yönetme zihniyetinden ne beklenir ki zaten. Mahkemeleri çadır
mahkemeleri haline getirenlerin hapishaneleri de Yedikule, Magosa gibi olacaktı
kuşkusuz.
Onlar 21.
yüzyılın tiranları olarak, modern zamanların Yedikule zindanlarında tüm
insanlık dışılıklarıyla zindancılıklarını sürdüredursunlar, bizler de tarihte
dünden bugüne direnen tüm halkların ve önderlerinin bizimle her daim birlikte
olduğu bu hücrelerde direnmeye devam edeceğiz.
Taa ki,
canımızdan çok sevdiğimiz dört bir yanı cennet vatanımızda, tüm yoksullar
ezilenler özgürleşene, bağımsız, demokratik ve sosyalist bir Türkiye’yi
yaratana kadar.
Boran Yayınevi’nden Yeni Broşür: İşkence ve Kayıp Politikasına Karşı Adalet Sempozyumu
Yayınevi: Boran Yayınevi
ÖZTÜRK’E ÖZGÜRLÜK İŞKENCE VE KAYIP POLİTİKASINA KARŞI 10 ÜLKENİN KATILIMIYLA
ADALET SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞTİRİLDİ!
Broşürü
Okumak için Tıklayınız
Sempozyum
29 Ocak 2023 tarihinde,
Saat
13.00’de
İnternet
üzerinden gerçekleştirildi.
Sempozyum
videolarını Ayten öztürk’ün
Twitter
sayfasından izleyebilirsiniz
Twitter.com/aytenozturke
Katılan
Ülkeler:
1- İspanya
2- Bask
Ülkesi
3-
Yunanistan
4- İtalya
5- Rusya
6- Ukrayna
7- ABD
8-
İngiltere
9- İrlanda
10-
Türkiye
Konuşmacılar:
Ayten
Öztürk
Ömer Faruk
Gergerlioğlu
(HDP
Kocaeli Milletvekilli)
Av. Murat
Yılmaz
(ÇHD
Ankara Şube Başkanı)
Murat
Çepni
(HDP İzmir
Milletvekilli)
Faruk Eren
(Kayıp Hayrettin’in
Eren’in Kardeşi,
DİSK
Basın-İş Genel Başkanı)
Hüsnü
Yıldız
Nikos
Romanos
(Eski
Siyasi Tutsak)
Alexandra
Markevich
Aggeliki
Koutsoubou
Maria
Donchenko
Rosa Arana
İrlanda
Cumhuriyet Sosyalist Partisi
Pablo
Hasel’in Avukatı
Faşist cuntalar yaşadık, boyun eğmeyip teslim olmadık.
Karşı-devrimler yaşadık, sosyalizmden milim sapmadık. Tasfiyecilik dayatıldı,
teslim olmayıp yolumuza devam ettik. Umutsuzluğun olduğu her yerde umudun adı
ile yolumuza devam ettik. Katledildik, kaybedildik ama düşüncelerimizi
değiştirmedik.
Yarım asırı aşkın bir
zamandır mücadelemiz sürüyor. Onurlu, herkesin gıpta ile baktığı bir TARİH
YARATTIK. Bu yaratılan tarih bizimdir. Tarihimiz ile gurur duyduk hep.
KUŞKUSUZ KANLA
YARATILAN BU TARİH ASIL OLARAK ŞEHİTLERİMİZİN YARATTIĞI BİR TARİHTİR.
Şehitlerimizi hep yanı başımızda taşıdık. Bize bu tarihi armağan eden
ŞEHİTLERİMİZİ ANIYORUZ.
Yer:
STUTTGART HALK KÜLTÜR EVİ
Tarih ve saat:23 Nisan Pazar…Saat:14.00
Avusturya-Linz: Tahsin Aysu Destek Açlık Grevine Devam Ediyor
Avusturya’nın Linz şehrinde 7 Nisan’da destek açlık grevine
başlayan Tahsin Aysu, 17 Nisan’da destek açlık grevinin 11. gününde.
Aysu, 10 günlük olarak başladığı destek açlık grevini
sürdüreceğini açıkladı.
Eda Deniz Haydaroğlu’nun açlık grevi, 30’lu günlere ulaştı.
Biz de açlığımızla ve eylemlerimizle,
Eda Deniz Haydaroğlu’nun taleplerini sahiplenmeye,
“Özgül-İhsan-Serkan-Hasan İçin ÖZGÜRLÜK” istemeye
devam edeceğiz.
Alman emperyalizmi, haksız, hukuksuz tutuklamalara bir an
önce son vermelidir.
Avusturya Halk Cephesi
İsveç Halk Cephesi: İsveç’in Yeni Anti Terör Yasasına Karşı Direneceğiz
3 Mayıs’ta İsveç Parlamentosunda oylanacak olan ve İsveç
Başbakanı Ulf Kristersson’un yasanın en geç 1 Haziran’da yürürlüğe geçmesinin
kesin gözü ile baktıklarını açıklamasından sonra; Yasallaşacak olan Anti Terör
yasasına karşı İsveç’te tüm gücümüzle direneceğiz. Göçmen karşıtı ve Nazi
kökenli SD ile kurulan hükümet, her geçen gün halkı daha da yoksulluğa
sürüklerken. Şimdi de Devrimcileri hedef alan yeni bir anti-terör yasası hayata
geçirilmek isteniliyor. Yasada, terörizm suçu işleyen veya işlemeye teşebbüs
eden kişilerin eylemlerinin kontrol altına alınacağı ve bunu yapanların cezalandırılacağı
açıklandı. Ayrıca yasada geçen “bir kamu kurumunu veya bir uluslararası
kuruluşu haksız yere bir eylemde bulunmaya veya bir eylemden kaçınmaya
zorlamak” maddesiyle, belirli kuruluşların korunduğu görülmektedir.
Yasa taslağı, devrimci hareketleri kısıtlamak ve halkın
onlara maddi ve manevi desteklerini engellemek için hazırlanmış görünmektedir.
Taslakta, “bir örgüte para veya destek toplamak, İnsan bulma ve onları
örgüte kazandırma, bunu kabul etmek veya sağlamak için çalışmak ve bu amaçla bilerek veya bu niyeti bilerek yapan
kişi, terörizm suçlarına veya terörizm suçlarına teşebbüs, hazırlık veya komplo
veya özellikle ciddi suçları içinde ki madde olan 5. maddede veya 7 ila 10.
maddelerde belirtilen suçlara yardım etmek için suç işleyen kişi veya suç
işlemeye teşebbüs eden kişi veya terörizm suçlarından yargılanacağını ve bu
nedenle 3 yıl hapis cezasına çarptırılacağı açıklandı.
Bu yasa ile Faşist İsveç hükümetinin, insanların inandığı
davaya yardım etmek ve ona maddi destek sağlaması halinde 3 yıl hapis cezası
öngördüğü bu yasaya karşı direneceğiz.
BU ANTI TERÖR YASASINA KARŞI DİRENECEĞİZ
İsveç hükümetinin çıkaracağı yeni Anti Terör Yasası,
özellikle devrimcilere, yurtseverlere ve muhalif kesime yönelik bir baskı aracı
olarak kullanılmakta ve hükümet, inandıkları değerlere destek verenleri
cezalandırmak, sıradan halkı da “sol örgütlere destek verirseniz 3 yıl
tutuklanırsınız” gibi korkutucu ifadelerle sindirmek istemektedir. Ancak
buna asla izin vermeyeceğiz.
Anti Terör Yasası gibi güvenlik önlemleri genellikle
hükümetler tarafından terörizme karşı etkili bir şekilde mücadele etmek
amacıyla geliştirilir. Ancak bu tür yasaların uygulanması sırasında, insan
haklarına ve özgürlüklere saygı göstermek son derece önemlidir. Ne yazık ki
İsveç hükümeti, vatandaşların özgürlüklerini ciddi şekilde ihlal eden bu yasayı
uygulamaktadır.
İsveç’teki Anti Terör Yasası’nın, terörle mücadele ederken
vatandaşların özgürlüklerini korumak konusunda son derece hassas bir denge
kurulması gerektiğine inanan birçok insan var. Ancak yasanın bazı maddeleri,
özellikle de kişisel verilerin toplanması ve saklanması gibi konularda,
vatandaşların özgürlüklerini ciddi şekilde ihlal edebileceği düşünülmektedir.
Anti Terör Yasası, belirli durumlarda vatandaşların
özgürlüklerinin sınırlanmasına ve hükümetlerin bazı yetkilerinin artmasına yol
açacaktır. Bu durum, demokrasi ve insan hakları konusunda dünyaya örnek
gösterilen İsveç için utanç vericidir.
Demokrasi, hükümetlerin yetkilerinin sınırlandırılması ve
vatandaşların özgürlüklerinin korunması için gerekli önlemleri alma prensibine
dayanır. Ancak, Anti Terör Yasası gibi güvenlik önlemleri, bu prensipleri
tehlikeye sokabilir. Yasaların uygulanması sırasında vatandaşların temel
haklarının korunması son derece önemlidir. Yasalar, vatandaşların haklarını
koruyacak şekilde uygulanmalıdır.
İSVEÇ’TE YAŞAYAN HALKIMIZ UMUTSUZ DEĞİLDİR, HALK CEPHESİ
UMUDU BÜYÜTMEK İÇİN VARDIR
İsveç’te yaşayan halkımızın korkması ve tedirgin olması
gereken bir şey yoktur. Devrimcilik yapmak ve devrimcileri desteklemek suç
değil, bir onurdur. Bize karşı yapılmak istenen bu anti-terör yasaları sadece
onların korkularını ortaya koymaktadır; ancak biz devrimcilerin korkacağı bir
şey yoktur. Yıllar boyunca devrimciler, emperyalizm ve faşizme karşı savaşmış
ve bu alanda büyük bedeller ödemiştir. Almanya, bunun en güzel örneğidir.
Almanya’da B129a ve B129b yasaları da devrimcileri ve halkımızı sindirmek için
bir araç olarak kullanılmaktadır ve devrimciler cezaevine atılmaktadır, ancak
devrimcilerin en büyük silahı direnmektir ve orada da bunu yapmaktadırlar. Biz
İsveç’te de bu faşist zihniyetli yasalara karşı asla taviz vermeyerek
direneceğiz.
Halk Cephesi, halkın dünyadaki en muazzam ve en büyük
umududur.
Asla yalnız değilsiniz.
Devrimcileri desteklemekten korkmayın!
Anti-Terör Yasalarına Hayır!
Anti-Terör Yasalarına karşı Halk Cephesi saflarında
birleşelim!
Kahrolsun Emperyalizm ve Faşizm!
İsveç Halk Cephesi






