Avrupa Dev-Genç olarak 15 Nisan saat 12:00’da yapılan
bildiri dağıtımında posta kutularına yaklaşık 100 adet bildiri bırakıldı.
Avrupa Dev-Gençliler olarak oturum hakları elinden alınan İlker Şahin, Deniz
Yıldız, Haydar Demiray, Hasan Hüseyin Köse, Mesut Demirel için bizde uzun
yürüyüşe katılıyor ve tüm halkımızı uzun yürüyüşe davet ediyoruz.
avrupa
27 Mart 2021 Cumartesi günü, uzun bir aradan sonra, tekrar
herkesi Avrupa Dev-Genç olarak, Zoom uygulaması üzerinde saat 20:00 film
akşamına davet ediyoruz!
Bakacağımız filmin adı ‘Direniş’ ve 2. Dünya paylaşım
Savaşındaki Yahudi Partizanlarla ilgili anti faşist bir filmdir.
Zoom Film akşamlarıyla, ‘Mesafeler Topluca Film İzlememize
Engel Değildir!’ diyerek, pandemi sürecinde bir alternatif sunuyoruz.
Avrupa Dev-Genç: 27 Mart’ta Seher, Sevcan ve Betül’ün Özgürlüğü İçin Açlık Grevindeyiz
Seher, Sevcan ve Betül bizler gibi Avrupa’da doğup
büyüdüler. Emperyalizmin yoz batağına birbirlerini teslim etmediler, devrimci
değerlerle geliştiler.
Ne ülkemizde ne dünyada açlık, işsizlik, yoksulluk,
adaletsizlik olmasın diye, Dev-Genç saflarında mücadeleye katıldılar.
Vatanseverdiler ve mücadele etmek için ait oldukları
topraklara, ülkelerine, Türkiye’ye döndüler.
Seher ve Betül halkın türkülerini söylemek için Grup
Yorum’da yer aldılar.
Bu 3 gencin büyük suçu: Halkını ve vatanını sevmek,
bağımsızlık, demokrasi, adalet, özgürlük ve eşitlik istemek.
Bu yüzden işkenceyle gözaltına alındılar, tutuklandılar.
Sevcan, 28 yaşında, içlerinde en büyükleri, 28 yıl hapis
cezasına çarptırıldı.
Bu Suçları Kabul Etmiyoruz!
Seher, Sevcan ve Betül’e Özgürlük İstiyoruz!
Bu yüzden Avrupa Halk Cephesinin çağrısı üzerine, 27 Mart
Cumartesi günü bizler de Avrupa Dev-Gençliler olarak destek açlık grevinde
olacağız.
1 günlük açlığımız, bağımsızlık bayrağını dalgalandıran
Dev-Gençli yoldaşlarımızı sahiplenmemizdir.
Emperyalizme teslim olmayan, faşizme boyun eğmeyen onurlu
bir gençliği sahiplenmemizdir.
1 günlük açlığımız, Seher, Sevcan ve Betül’e verdiğimiz
sevgi, güven ve bağlılıktır, umut ve moraldir.
1 günlük açlığımız, emperyalist devletlere ve AKP faşizmine
arkadaşlarımızın yalnız olmadığını göstermektir.
Başta Avrupa’da yaşayan tüm gençlere olmak üzere, halkımıza
çağrımızdır: 27 Mart’ta 1 günlük açlığımızla Seher, Sevcan ve Betül’ü
Sahiplenelim!
Seher, Sevcan, Betül’e Özgürlük!
Avrupa Süryani Halk Meclisleri: Augsburg’daki Miting ve ISUF-S’nin Kuruluşu
Augsburg / Königsplatz’da, 18 Mart 2021 saat 17: 30’da tüm siyasi tutsaklar için özgürlük gününde bir miting düzenledi.
Enternasyonalist ittifak Augsburg tarafından tescillenen ve Avrupa Süryani Halk Meclisleri tarafından organize edilen eyleme MLPD Augsburg, Rote Hilfe Augsburg, Antifa Gençlik Augsburg, Infoladen Augsburg, Kızıl Gençlik Swabia, FC-Ultras, Autotome Band Augsburg ve Komintern/SH katılmıştır.
Eylemin başlangıcında, ilk Sami Grigo Baydar, Avrupa’daki Süryani Halk Meclisi’nden bahsetti. Konuşmasında, SÜRYANİ ULUSLARARASI DAYANIŞMA BIRLEŞIK CEPHESİ’nin (İngilizce: INTERNATIONAL SOLIDARITY UNITED FRONT OF THE SYRIACS) kuruluşunu açıkladı.
ISUF-S birçok farklı kuruluşun uluslararası birliği olan Partiler ve ittifaklardan oluşuyor. Mezopotamya Süryani Ulusal Meclisi, anti-emperyalist cephesi, uluslararası devrimci partilerin ve kuruluşların koordinasyonu,
MLPD, Enternasyonalist İttifak ve başka kurumlar da üyedir.
Miting, tüm siyasi tutsaklar için uluslararası dayanışma, özgürlük sloganları ve alkışlarla saat 19: 00’da 35 katılımcıyla sona erdi.
Sami Grigo Baydar’ın Avrupa Süryaniler Halk Meclisi adına yaptığı konuşma ve ardından ISUF-S’nin açıklaması (INTERNATIONAL SOLIDARITY UNITED FRONT OF THE SYRIACS):
Sevgili yoldaşlar, sevgili dostlar, sevgili sempatizanlar. Avrupa Süryani Halk Meclisi adına bugün, birçok farklı kuruluşun uluslararası birliği olan Partiler ve ittifaklardan oluşan yeni örgütümüzün anonsunu yapmak istiyoruz. Hepimiz tek bir organizasyonun çatısı altında birleştik. Bu, Türkiye’nin etkisinde olan Alman emperyalizmden ve faşistlerden yönelik olan devlet baskısına karşı çıkma ve dayanışma amaçlı yapılmıştır.
Bugün, Siyasi Tutsaklar Günü vesilesiyle, INTERNATIONAL SOLIDARITY UNITED FRONT OF THE SYRIACS; ISUF-S (SÜRYANİ ULUSLARARASI DAYANIŞMA BIRLEŞIK CEPHESİ) adlı örgütün hayata geçtiğini duyurmak istiyoruz.
Örgüte üye olan birliklerin isimleri: Augsburg: infoladen, rote Hilfe, Montags demo, çevre sendikası, rebell gençlik derneği, Antifa Gençlik (AJA), Enternasyonalist İttifak ve Marksist-Leninist Partisi Almanya (MLPD).
Swabia: Rote Jugend Swabia.
Nürnberg: Halk Meclisi Nürnberg ve Alman Komünist Partisi (DKP).
Münih: Devrimci Cephe ve Münih savaş ve ırkçılığa karşı ittifak ından Franz Haselbeck
Bavyera: Almanya Komünist Partisi (KPD) ve sol gençlik [‘solid].
Ulm: Halk Meclis Ulm.
Stuttgart: Halk Meclis Stuttgart ve Migrantifa Stuttgart.
Frankfurt: Frankfurt Suriye Dayanışma Komitesi (SKFS) ve Azadi Hareketi.
Köln: Köln’deki Adyiama Süryani Derneği.
Kuzey Ren-Vestfalya: Genç Süryani Birliği (JAU), Almanya Komünist Partisi (KPD) ve Migrantifa.
Berlin: Knastschaden kolektifi
Hamburg: Tüm Siyasi Tutsaklar için Özgürlük birliği.
Ülke çapında: Marksist Almanya Leninist Partisi (MLPD), Filistin sömürge karşıtı, Samidoun Almanya, Halk Hareketi Süryani Devrimcileri, Asuri-Süryani Halk Meclisi, Arami-Süryani Halk Meclisi, Keldani-Süryani Halk Meclisi, Siyasi Mülteciler Derneği ve Enternasyonalist İttifak.
Avrupa çapında: Avrupa’daki Süryaniler Halk Meclisi ve Avrupa´daki Süryani Halk Cephesi.
Türkiye: Süryani Halk Meclisi, Süryani Halk Cephesi ve Komünist Süryani Mezopotamya (SGB).
Suriye: Suriye’deki Süryani Halk Meclisi.
Uluslararası: Anti-Emperyalist Cephe (AIF), Mezopotamya Süryanileri Ulusal Meclisi (MUSB) ve Devrimci Partilerin ve Örgütlerin Uluslararası Koordinasyonu (ICOR).
Medya: Suryoyutho TV, Rote Fahne Korrespondenz Augsburg, Gazete Roter Morgen, Volks Korrespondenz grubu, gazete American Rebel, ML birliği ve birçok başka kurum…
Şimdi ISUF-S ortak açıklamasını okumak istiyorum: Türkiye’de Süryani soykırımının 100. yıldönümünü (Süryanice: Seyfo) anmak için Turabdinli aydın Süryaniler 2015 yılında Midyat’ta bir araya geldi ve Devrimci Suryoye (Süryanice. Suryoye Qauwonye) hareketi kuruldu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Eylül 2018’de ki Almanya ziyaretinden sonra, 2 Ekim 2018’de Süryani Devrimci aktivistlerine yönelik ülke çapında bir baskın başlatılmıştır.
Sonradan Regensburg’dan bir başka devrimci Süryani aktivist de dernek yasasını ihlal ettiği için ceza aldı. Almanya’da yarım düzineden fazla aktivist şu anda siyasi faaliyetleri nedeniyle yargılanıyor. Dava, Bavyera, Baden-Württemberg ve Kuzey Ren-Vestfalya’da toplam dört erkek ve altı kadına yöneliktir.
On Süryani aktivistten sekiz kişi, Augsburg’da 1 Mayıs gösterisinde dernek yasasını ihlal etmekle suçlanıyor. Almanya’da anayasal koruma ile gözlenen Marksist-Leninist Örgütü Devrimci Halk Kurtuluş Parti-Cephe’nin (DHKP-C) bayrağını taşımakla suçlandılar. Halbuki Komünist Suryoye Mezopotamya bayrağını (Süryanice: Suryoye Gawonoye d’Bethnahrin; SGB) taşımışlardı. Üzerinde sarı bir yıldız, çekiç ve orak var.
SGB, Mezopotamya Süryaniler Ulusal Meclisi (MUSB), Anti-Emperyalist Cephe (AIF) ve Devrimci Partiler ve Örgütler Uluslararası Koordinasyonu (ICOR) üyesidir.
Augsburg davasının baş sanığı Sami Grigo Baydardır. 29 yaşında ve Antakya Süryani Ortodoks Kilisesinde bir ilahiyatçıdır. Sol görüşlü bir siyasi aktivist olarak Türkiye’deki Süryanilerin hakları için mücadele ediyor.
Karlsruhedeki Federal Savcılık Bürosu da Baydar’a karşı bir inceleme prosedürü başlattı. Ceza Kanunun 129b maddesine göre ilahiyatçı ve gazeteci “yurt dışında suç ve terör örgütü kurmakla” suçlanıyor. Ek olarak, Swabia Kuzey’in devlet güvenlik polisi şimdi 129b bahanesiyle başka bir Süryani aktivist hakkında inceleme süreci başlattı.
Federal savcılık Sami Baydar’ı sadece düşüncesinden dolayı soruşturuyor. Sami Baydar, Recep Tayyip Erdoğan’ın faşist AKP rejimine karşı çıkıyor ve sol görüşlü aktivistlerle, Grup Yorum ve Türkiye’deki halkın avukatlarıyla ve faşist AKP iktidarı ile yakın işbirliği içinde olan Almanya’da takip edilenlerle dayanışma içinde olduğu için yargılanıyor. Sami Baydar baskılara boyun eğmeyecek. Demokratik haklar ve sosyalist bir gelecek için sömürü ve baskıya karşı mücadeleye vermeye devam edecek.
22 yıl önce-13 Ağustos 1998’de- DHKP-C Almanya’da Federal İçişleri Bakanı (BMI) tarafından yasaklandı. Bu, 1972’de Filistinli GUPS ve GUPA’nın (Filistinli Öğrenciler / İşçiler Genel Birliği) yasaklanmasıyla birlikte Almanya’daki ilerici ve devrimci göçmen örgütlerine yönelik yasaklar dizisini sürdürdü. Ardından 1983’te Devrimci Sol, Kürt İşçi Partisi (PKK), 1993’te onlara bağlı kurumlar ve 1998’de DHKP-C yasağı çıktı. Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) 1956’daki yasağına dayanan, örgüt ve partiler üzerinde bu tür gerici yasaklar uygulayan tek AB ülkesidir Almanya.
Ayrıca yasaklar, göçmenlere ve onların kurum ve kuruluşlarına karşı ırk ayrımcılığından kaynaklıydı. İşkence odaları, Türkiye’deki gerici rejimdeki gibi sınır dışı etme ve sürgünler vardı. Düzinelerce sözde DHKP-C ile ilgili etkinlikler, gösteriler, konserler, gazeteler ve amblemler o zamandan beri yasaklandı. Bugüne kadar, DHKP-C’liler “suçlu” veya “terör” suçlamalarla (Alman Ceza Kanunun 129, 129’a ve 129b bölümleri) özel mahkemelerde, yani Yüksek Bölge Mahkemelerinin “Devlet Güvenlik senatoları”nda uzun hapis cezasına çarptırılır. Son on yılda 129b davasında 21 kişi DHKP-C üyeliğinden ve 15 kişi PKK üyeliğinden yargılandı. 10 kişi TKP-ML üyeliğinden yargılandı.
Bu paragrafın yardımıyla 46 solcu yargılandı ve 6 yıl ve 9 aya kadar hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklamalara ek olarak, bu direnişi korkutmak amacıyla Almanya’da yüzlerce dernek ve özel ev baskınları gerçekleştirildi. DHKP-C, Türkiye’de sosyalist bir toplum için savaşan Marksist-Leninist bir örgüttür. Baskı organları ek olarak dayanışma etkinlikleri, dernekleri ve “Grup Yorum” gibi konser organizasyonlarını da cezalandırdı. Yargılamalarda hepsinin DHKP-C gibi bir örgütün siyasi faaliyetleri olduğu iddia ediliyor.
Tüm faaliyetleri silahlı bir birliğe bağlamaları, direnişe karşı bu mücadelelerinde yeni bir şey değildir. Örneğin, Almanya’da, 1980’lerde, RAF’ta (Kızıl Ordu Fraksiyonu) tecrit uygulanan tutsaklarla dayanışma, 129’a aracılığıyla bir “RAF faaliyeti” olarak ve böylece suç olarak sayıldı. Gerillalara bağlantı kuran veya onlarla alakası olanların çoğu yıllarca hapse atıldı. Canlı ve isyankâr bir direniş ruhunun ve anti-faşist enternasyonalist dayanışmanın bir ifadesi de bu suçların kabul edilmemesidir. Devrimci Süryanilerin ve mensuplarının kriminalize edilmesini protesto etmek için, ISUF-S kurulmuştur.
Biz Halkız!
Haklıyız!
Kazanacağız!
Yaşasın Ezilen Halkların Devrimci Dayanışması!
Bütün Ülkelerin ve Ezilen Halkların Proleterleri, Birleşin!
Yaşasın Süryani Uluslararası Dayanışma Birleşik Cephesi!
Yaşasın Uluslararası Dayanışma!
Gençlerimizin
Özgürlüğü İçin 1 Günlük Açlık Grevi
Seher
Adıgüzel, Sevcan Adıgüzel ve Betül Varan, Almanya’da ve Hollanda’da büyümüş üç
gençtiler.
Vatanseverdiler. Haksızlığa, adaletsizliğe,
eşitsizliklere karşı isyankardılar.
Emperyalist sistemin sunduğu “nimetleri” de
yozlaşmayı da reddedip, ülkelerine döndüler; vatanlarının bağımsızlığı, halkın
özgürlüğü için mücadele ettiler. Faşizm tarafından tutuklandılar.
Halen Türkiye hapishanelerinde tutsaklar.
Sevcan 27, Betül 29 ve Seher 17
yaşında.
Ömürlerinin baharını, vatanımız bağımsız, halkımız
özgür olsun diye ortaya koydular.
Genç arkadaşlarımız, emperyalizmin yozlaşma
batağında boğulmasın diye, halkların güzel değerleriyle büyüsünler ve
yaşasından diye mücadele ettiler.
Ne ülkemizde ne dünyada açlık, işsizlik, yoksulluk,
adaletsizlik olmasın diye, Dev-Genç saflarında mücadeleye katıldılar.
Seher ve Betül, Grup
Yorum’da yer alarak, halkın türkülerini söylediler.
AKP faşizmi için,
bağımsızlık,
demokrasi, adalet, özgürlük, eşitlik istemek büyük suçtu.
Bundan dolayı onları gözaltına alıp, işkencelerden
geçirip tutukladılar.
Çocuklarımız
için, gençlerimiz için özgürlük istiyoruz.
“Seher, Sevcan ve
Betül’e Özgürlük”
diyoruz.
Bunun
için 27 Mart’ta
tüm halkımıza ve gençlerimize, 1 günlük açlık grevi
çağrısı yapıyoruz.
1 günlük açlıkla ne olacak diye düşünmeyelim;
1 günlük açlığımız, bağımsızlık
bayrağını dalgalandıran gençlerimizi sahiplenmemizdir.
Emperyalizme teslim olmayan, faşizme boyun eğmeyen
onurlu bir gençliği sahiplenmemizdir.
1 günlük açlığımız, bu gençlerimiz
için ve bu yola atılmak isteyen tüm gençlerimiz için büyük bir moral ve güven
demektir.
1 günlük açlığımız, emperyalist
devletlere ve AKP faşizmine gençlerimizin yalnız olmadığını göstermektir.
Halkımız,
Gençlerimiz!
Tüm Halk Cepheliler ve Dev-Gençliler!
“Seher, Sevcan ve
Betül’e Özgürlük” için 27 Mart’ta bir günlük açlık grevinde olalım.
“Seher, Sevcan ve Betül’e Özgürlük” sloganını
süreklileştirmeliyiz.
Önümüzdeki haftalarda da değişik eylem biçimleriyle
özgürlük talebimizi ve sahiplenmemizi sürdürmek düşüncesindeyiz.
Bundan sonraki eylemler için önerilerimizi ve
çağrılarımızı ayrıca yapacağız.
Avrupa
Halk Cephesi
Avrupa Halk Meclisleri: Avrupa Süryani Halk Meclisleri: Newroz Kutlu Olsun
Nevroz halklarımızın yüzyıllar boyunca zulme karşı öfkesini haykırdığı, isyan ateşini büyüttüğü gündür.
Süryani, Kürt, Türk, Arap, Farsça… her ulus ve milliyetlerden halkımız Newroz’da hep birlikte alanlara olma günüdür. İsyan ateşlerimizi birlikte yakalım, düşmana öfkemizi birlikte haykıralım. İsyanımızı Cengiz Soydaş’larımızın yaktığı ateşle büyüteceğiz!
Halkların tarihsel özgürlük arayışı bugünün Dehakları olan emperyalizme karşı Kawaların isyan ateşlerini yakmaktan geçiyor. Emperyalizm yenilmez değildir, yenilebilir, yenilmiştir de… Halkların gücü de güçsüzlüğü de birliğinde ve isyan ateşlerinin gücündedir. Emperyalizm bunun için halkları bölüp parçalıyor. Bunun için halkların isyancı, silahlı, savaşçı özelliklerini “terörizm” olarak niteleyerek törpülüyor, yok etmek istiyor.
ABD ORTADOĞU’DAN DEFOL, ORTADOĞU ORTADOĞU HALKLARININDIR Diyen Cephelilerdir.
21 Mart günü Orta-Doğu halkları için ‘yeninin’, ‘güzelin” simgesidir insanlığın tarihsel evriminde tarımsal üretimin egemen olduğu dönemlerde insanların doğayla olan ilişkileri, kaçınılmaz olarak bahar günlerini özel bir gün haline getirmiştir. Kış aylarının durağanlığının aşıldığı, hareketsizliğin yerini harekete bıraktığı bu günler her toplulukta benzer biçimde karşılanmıştır. Ama halkların aynı üretim ilişkileri içinde bulunmalarından doğan benzer davranışlar, tarihsel hareket içinde bazı özgül gelişmeleri de beraberinde getirir.
Bütün Orta-Doğu halklarında ortak bir gün olan 21 Mart, Kürt halkının ulusal baskıya karşı duruşunun ve mücadelesinin bir simgesi haline gelmiştir. Böylece Nevroz, yalın bir biçimde tarımsal üretim içindeki toplulukların ortak bir günü olmaktan çıkmış, tarihsel gelişmenin önündeki engellerin kaldırılmaya çalışıldığı, bu uğurda mücadelelerin yürütül-düğü bir yere sahip olmuştur.
Orta-Doğu halklarında 21 Mart-Nevroz olarak ortak bir güne sahip olmaları ile bu-günün Kürt halkının mücadelesinin bir simgesi haline gelmesi arasındaki farklılıklar, aynı zamanda oligarşinin bugünü çarpıtması için harekete geçmesine neden olmuştur. ‘Türklerin de bayramı’ olarak Nevroz’un resmi ağızlardan ifade edilmesi, asıl olarak Nevroz’un bugün artık Kürt halkı için ulusal baskıya karşı mücadelesinin bir simgesi haline gelmesinden kaynaklandığını bilmeyen hemen hemen hiç kimse yoktur.
NEWROZ KUTLU OLSUN!
NEWROZ PİROZ BE!
KAHROLSUN EMPERYALİZM YAŞASIN NEWROZ!
EMPERYALİZM YENİLECEK DİRENEN HALKLAR KAZANACAK!
AVRUPA SÜRYANİ HALK MECLİSLERİ-
Avrupa Dev-Genç Erdal Gökoğlu’na Süresiz Destek Açlık Grevi Sonlandırması İlişkin Açıklama
“Ve onlar liderdirler,
Liderler devrim savaşında masa başında oturmazlar
Bu savaşta en ön safta savaşırlar…”
Ulaş Bardakçı 19 Şubat 1972 İstanbul Arnavutköy’de
kuşatıldığı evde çatışarak şehit düştü.
Ulaş bir öncüdür. Tıpkı Mahir gibi, Cevahir gibi…
Ulaş’tan öğrendiklerimizle sürüyor mücadelemiz…
Enternasyonalisttir. 6 Ocak 1969’da Vietnam kasabı diye
bilinen ABD Ankara büyükelçisi Robert Kommer’in ODTÜ’ye gelişinin protesto
edilmesinde kitle eylemini örgütleyendir. Öğrenciler kitle halinde Komer’in
arabasını kollarıyla kaldırarak devirip ters çevirirler; ardından, arabanın
deposundan aldıkları benzinle, arabayı ateşe verirler. Bu tarihsel eylemi
gerçekleştirenler, Sinan Cemgil, İbrahim Seven, Taylan Özgür ve Ulaş
Bardakçı’dır.
17 Nisan 1971’de İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom,
kaçırılır. Ulaş, bu eylemin de planlayıcıları ve uygulayıcıları arasındadır.
“Dediğimizi yapmalıyız” der Ulaş…
“Dediğimizi yapmalıyız!”.
Bu emperyalizme, siyonizme, faşizme devrim cephesinden
haykırılan kararlılığın ifadesidir.
Bu, savaş ve zafer andıdır.. Efraim Elrom’u ezilen dünya
halkları adına cezalandırırlar.
Ulaş’ın mavzeri türkü söylüyordu. Artık hep böyle ölecekti
bizimkiler.
Nesilden nesile geçecek bir geleneğin yaratıcısı,
başlangıcıydı onlar. Ulaş’ın ilk satırlarını yazdığı türkü, 30 Mart 1972’de
Kızıldere’de bir manifestoydu artık… Bizler bu manifesto’nun yolunda
ilerliyoruz. Mahir’lerin, Cevahir’lerin, Ulaş’ların mirasına sahip çıkmak
görevimizdir.
Yıllar sonra aynı ezgi dilimizde tilililere dönüştü.
Niyazi’ler, Sabo’lar, Sinan’lar, Sibel’ler, Berdan’lar, İdil’ler, Şafak’lar,
Bilgehan ve Leyla’lar ve bugün Helin, Mustafa, İbo ve Ebru’larla çoğalıyor
Ulaş…
Ulaş’ın türküsü, ülkemizin yoksul sokaklarından Dersim’in, Torosların,
Karadeniz’in, Ege’nin dağlarına kadar her yerde yankılanıyor.
Anadolu ihtilali onların bıraktığı mirasla büyümektedir
şimdi. Onların bıraktığı mirasla yürüyor zafere… Onların bıraktığı şiarı
yayıyoruz Anadolu’nun dört bir yanına…
Mahir Hüseyin Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş!
Avrupa Dev-Genç




