açıklamalar
Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu: 6 Mayıs Şehitlerini Anıyoruz
Ülkemiz solunda ve demokrat çevrelerde adeta gelenek haline
geldi: Tarihimizdeki devrimcilere derin bir saygı gösterilirken onların
takipçileri en hafif deyimle yok sayılıyor. Daha da kötüsü ise onların yolunda
canlarını ortaya koyanlar, itibarsızlaştırmak, küçümsemek için adeta birbirleri
ile yarışılıyor. Hatta sömürücü ve zalimle aynı dili kullanmaktan bile
çekinilmiyor.
Bu yaklaşımda olanların, tarihimizin kahramanlarına da sahip
çıkmakta samimiyetlerine kuşkuyla bakmak gerekir. Onların bu kahramanlarımıza
sahip çıkmaları, burjuvazinin halk tarafından saygı duyulan devrimcileri ikonlaştırarak
gerçekleri saklamasından farkı yoktur. Sömürücü ve zalimler, tarihin hemen her
döneminde, bizzat kendilerinin katlettiği devrimcileri kutsallaştırıp sahip
çıkıyor görünürken onların yaşayan temsilcilerini katletmeye, onlara işkence
etmeye ve zulmetmeye
devam etmiştir.
Bugün Denizlerin idamı için parmak kaldıran CHP’liler
unutturulup, aynı Parti’nin belediyeleri tarafından heykellerinin dikilmesi de
bundan farklı değildir.
Halkımız böylelerini iyi tanımalıdır. Biz Alevi halkının
tarihteki kutsal şehitlerine sahip çıkıyor görünüp, bugün onların devamcılarına
düşmanlık besleyen ve hatta onların katillerinin devamcıları ile kolkola
girenleri de iyi tanımalıdır.
Bu nedenle Deniz, Yusuf, Hüseyin’ i saygıyla andığımız, onları
asarak katleden sömürücü ve zalimlere nefretimizi tazelediğimiz bugün, yine 6
Mayıs’ ta katledilen 17 yaşındaki Sıla’mızı da saygıyla anıyoruz.
Ve diyoruz ki: Denizler Sıladır; Sılalar Denizlerdir!
Silahları anmadan Denizleri, Denizleri anmadan Sılaları
anamayız!
Ve bugün halkın davasını savunmak için, sömürücü ve
zalimlerin işkence, katliam ve yozlaştırma politikalarına, adaletsizliklerine
dur demek için canlarını ortaya koyan halkımızın kahraman evlatları SİBEL BALAÇ
VE GÖKHAN YILDIRIM’ a sahip çıkmadan da hiçbir devrim şehidi saygıyla anılamaz!
Biz Alevi halkı olarak tarihteki bütün kutsal şehitlerimize
nasıl sahip çıkıyorsak, onlar gibi aynı yoldan yürüyen tüm devrim şehitlerine
nasıl sahip çıkıyorsak, başta Ölüm Orucu direnişçileri olmak üzere bugün aynı
davanın takipçileri devrimcilere de öyle sahip çıkmalıyız.
Bu bizim tarihimize, kimliğimize saygının, geleceğimizi
sahiplenmenin tek yoludur.
Tüm Alevi halkımızı bu anlayışla hareket etmeye ve örnek
olmaya çağırıyoruz!
6 Mayıs 2022
“Müzisyen, Meslek Örgütü Başkanı Ve Demokrat Bir Köşe Yazarı
Olarak Konserleri Yasaklanan, Sansürlenen Grup Yorum’un Yanında Yer
Almalısınız!”
Grup Yorum adına Grup Yorum üyelerinden Betül Varan, bir
dönem Müzik Yorumcuları Birliği
MÜYOR-BİR’in başkanlığını da yapan Burhan Şeşen’e yönelik
bir açık mektup yayınladı.
Aşağıda mektubun tam metnini yayınlıyoruz:
Sayın Burhan Şeşen unutmayın ki faşizmin saldırıları
bekleyerek bitmez.
Siz de köşenizde yazmayarak bu sansürün bir parçası
olduğunuzu unutmayın.
Konser yapabilme hakkı için iki Grup Yorum üyesi ölüm
orucunda hayatını kaybetti.
Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’i dünyanın her yerinden
yüzlerce müzisyen sahiplendi.
Örneğin Yunanistan’da onlarca müzisyen ortak konser verdi.
Önceki dönem Müzik Yorumcuları Birliği’nin MÜYOR-BİR’in
yönetimindeydiniz, bu dönem ise MÜYOR-BİR başkanı oldunuz.
Yaklaşık iki yıldır Birgün Gazetesi’nde köşe yazısı yazıyorsunuz.
Birincisi MÜYOR-BİR başkanı olarak, ikincisi Demokrat
Müzisyen, bir köşe yazarı olarak size yönelik eleştirimizi açık bir mektup
olarak paylaşmak istiyoruz.
MÜYOR-BİR olarak size yönelik eleştirimiz şudur; Köşe
yazılarınızı okuyoruz.
Mesam ve MÜYOR-BİR’in yönetim kurulu üyelerini demokrat
olarak değerlendiriyorsunuz. Bizce de öyledir ve bu nedenle eleştirimizi
iletmek istiyoruz. Sezen Aksu’ya iktidar
tarafından bir baskı kurulmaya çalışıldı, kısa sürede de iktidar geri adım attı.
Yönetim kurulunuz da bildiğimiz kadarıyla ilk defa bir müzisyeni yani Sezen
Aksu’yu sahiplenen açıklama yayınladınız. Bunu gazetedeki köşenizden okuduk,
şöyle diyorsunuz;
“Son günlerde Sezen Aksu üzerinden başlatılan bu karalama
kampanyası uzun zaman sonra müzik meslek birliklerini
(Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR)
-Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği
(MESAM)
-Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği’ni
(MSG)) asıl görevleri dışında harekete geçirdi ve metinleri
farklı da olsa bu gidişata “dur” demek uğruna aynı amaç için bir araya getirdi.
Ben bu suskunluğa son verdikleri için tüm müzik meslek birlikleri
yöneticilerine teşekkür ederim.”
Fakat bugüne kadar yönetim kurulunuzdan Grup Yorum’a yönelik
baskılara karşı bir açıklama görmedik.
Yönetim kurulu listenize baktığımızda aranızda Grup YORUM’u
sahiplenen dostlarımız olduğunu görüyoruz.
Buna rağmen MÜYOR-BİR olarak Sezen Aksu için harekete
geçtiğiniz halde Grup Yorum için hiçbir şey yapmadınız.
Neden?
Bu bir tercihtir, Sezen Aksu’yu sahiplenmek kolaydır. Oysa
bugüne kadar başta Grup Yorum olmak üzere birçok üyeniz baskıya maruz kaldı.
Ama sadece Sezen Aksu’yu sahiplenmek için harekete geçtiniz. Demokrat olan bir
yönetim kuruluna hiç yakışmayan bir tutumdur bu.
Oysa gerçekten faşizme karşı mücadele veren ve faşizmin tüm
hışmını üzerine çeken Grup Yorumdur. Bizim böyle bir eleştiri yapmamıza gerek
kalmadan gözünüzün önünde dünyanın en fazla baskı gören müzik grubuna sizin
sahip çıkmanız gerekirdi. Bu sizin, müzisyen ve meslek birliği yönetim kurulu
olarak sorumluluğunuzdur.
Bir müzik grubuna konser yapması yasaklanıyorsa en başta
yönetim kurulunuz karşı çıkmalıdır.
Bakınız, 20 Ağustos 2021 tarihli köşe yazınızda Afganistan’dan
24 sanatçının kurtarılması için yaptığınız çağrıda şöyle diyorsunuz;
“Afganistan İnsan Hakları ve Demokrasi Örgütü üyesi 24
sanatçının Afganistan’dan sağ salim çıkartılması için hepimize büyük görev
düşüyor. Tek suçları güzel sanatlara gönül vermek olan bu suçsuz insanların
kurtarılması için bizler buradan çağrımızı yapıyoruz.(…) Bunun için sizlere
buradan, hem de muhalif bir müzisyen olarak bir çağrı yapmak boynumun borcudur.
Belki atacağınız bir adım sadece Afganistan’daki masum sanatçıların hayatını kurtarmakla
kalmayacak ülkemizin sanatçılarıyla da empati kurmanıza köprü olacak, sanata ve
sanatçıya olumlu bir gözle bakıp hatalarınızdan ders almanızı sağlayacak.”
Sayın Burhan ŞEŞEN, Grup YORUM üyeleri bu satırları
okuduğunda ne düşünmeli? Afganistan’daki 24 sanatçı için çağrı yapmışsınız,
boynumun borcudur diyorsunuz. Afganistan’ı görüyorsunuz da gözünüzün önünde
kültür merkezleri basılan, enstrümanları kırılan ve çalınan, tutuklanan,
işkence gören Grup YORUM’u sahiplenmek için neden çağrı yapmıyorsunuz?
Köşe Yazarı Olarak Eleştirimiz; Köşenizde 2021’den bugüne
kadar birçok konuya değindiniz. Hayatını kaybeden müzisyenlere değindiniz. Kimi
yeni çıkan albümleri tanıttınız.
Neredeyse bir buçuk yıldır Grup YORUM’un adı sadece iki defa
anıldı köşenizde. 12 Şubat 2021’de “Niye Müzik” isimli yazınızda sizi müziğe
iten sebeplerden biri ve hayalinizi gerçeğe dönüştüren isim ve olaylar arasında
Grup Yorum’u da saymışsınız. 11 Mayıs 2021’deki köşe yazınızda da birçok yasağı
anlatırken bir cümle olarak “Niye Grup Yorum konser yapamıyor?” demişsiniz.
Fakat bu kadar koyu bir sansür varken neden ayrıca
yazmadınız, yazmıyorsunuz. Grup Yorum sürekli üretiyor, dünyanın her yerinde
konserler veriyor, şarkılar yayınlıyor, kitap yayınlıyor, bu baskı koşullarında
tamamladıkları filmleri gösterime girecek. Ama bu üretimler kopkoyu bir sansür
karanlığı içinde sesi boğulmak isteniyor. Niye Grup Yorum konser yapamıyor
demişsiniz fakat siz de köşenizde ele almamışsınız.
Siz de müzisyen olarak, köşe yazarı olarak ve hepsinden
önemlisi Müzik Yorumcuları Birliği Başkanı olarak bir şey yapmalısınız.
Dünyanın her yerinde sanatçıları ayağa kaldıran, sanatçıları birleştiren Grup YORUM’un
yanında yer almalısınız.
Gazetedeki köşenizde yazabilirsiniz, MÜYOR-BİR açıklama
yapabilir. Konser yasaklarına karşı sahnenize Grup Yorumcuları davet edip bir
şarkı okumalarına olanak tanıyabilirsiniz.
Faşizm ancak ve ancak birlik, mücadele ve dayanışma ile
püskürtülebilir. Grup Yorum’a yönelik sansüre karşı adım atacağınız umuduyla…
Selamlar…
Grup Yorum adına
Betül Varan
Dev-Genç: Tuğçenur Özbay Ölüm Orucu Direnişçileri İçin Başladığı Süresiz Destek Açlık Grevine Ara Verdi
Direnişi Büyütmeye Devam Edecek, Zafere Ulaşacağız!
Dev-Genç’li Tuğçenur Özbay, Halkın Öğretmeni Sibel Balaç ve
Halkın Yiğit Evladı Gökhan Yıldırım için 16 Mart’ta başladığı süresiz destek
açlık grevine ara vermiştir. Sibel ve Gökhan’ın direnişini büyütmek için
mücadele etmeye devam edeceğiz!
Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım, halkın ve tutsakların
üzerindeki baskıların son bulması için bedenlerini açlığa yatırarak
direniyorlar. Talepleri halkın talepleridir, haklı ve meşrudur.
Şehitler vererek kazanılmış haklarımızın uygulanmasını
istiyorlar. Kitap, sohbet tutsakların en temel hakkıdır. Bugün kitap
kısıtlamaları ile devrimci tutsakların beyinlerini işgal etmeyi hedefliyorlar.
Tutsakların sohbet hakkı bugün ya hiç kullandırılmıyor ya da kısıtlanıyor.
Disiplin cezaları bir işkenceye dönüşmüş durumda. Direnişçi Sibel Balaç’ın 700
günün üzerinde hücre cezası vardır.
Adil yargılanma hakkının gasp edildiği, uyuşturucu
baronlarının korunduğu, uyuşturucuyla mücadele eden halk çocuklarının ağır
cezalar aldığı adaletsizlik ortamında ADALET istiyor Sibel ve Gökhan. Halkın ve
tutsakların üzerindeki baskıların ve hak gasplarının son bulmasını istiyorlar.
Hasta tutsaklar ölmesin diye gün gün eriyorlar. Talepleri talebimizdir. Zafere
varana dek direnişimizi büyütmeye devam edeceğiz!
Sibel Ve Gökhan’ın Talepleri Kabul Edilsin!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Dev-Genç
Hollanda Halk Cephesi: Tutsak Yüksel Direnişçisi Nuriye Gülmen Derhal Tahliye Edilsin
Nuriye Gülmen ‘in Tahliyesi için Bir İmza Da Biz Veriyoruz!
Yüksel Direnişçisi
Nuriye Gülmen, 22 Ağustos 2020’den bu yana hapishanede tutuluyor.
Nuriye Gülmen ‘in tutukluluğu, haksız, hukuksuzdur.
Tahliye edilmesi ve tutuksuz yargılanması talebiyle
başlatılan imza kampanyasına biz de Hollanda Halk Cephesi için katılıyoruz.
Hollanda’dan toplayacağımız imzalarla kampanyaya destek
vereceğiz.
Başlatılan kampanya metninin her cümlesine imzamızı
atıyoruz:
Ve biz de diyoruz ki:
“Nurıye Gülmen’in sürmekte olan davası Dimitrov,
Rosenbergler, Sacco Vanzetti ve Haymarket davaları gibi bir komplo davasıdır.
Nuriye Gülmen halen tutsaktır.
Haksız olan AKP faşizmidir.
Tarihsel ve siyasal olarak haklı olan Nuriye Gülmen ve
Yüksel Direnişi’dir.
Nuriye Gülmen’in tahliyesini ve tutuksuz yargılanmasını
istiyoruz.
AKP faşizminin emekçi düşmanı politikalarını kınıyoruz!”
Nuriye Gülmen’in direnişinin tarihsel önemini, anlamını
bilen ve AKP faşizminin ona saldırısının nedenini bilen herkesin,
yoldaşlarının, kamu emekçilerinin, bu kampanyaya katılması, Nuriye Gülmen’in
özgürlüğünü yakınlaştıracaktır.
Bu nedenle halkımızı, tüm Halk Cephelileri, adaletten yana
olan herkesi, imza vermeye ve imza toplamaya çağırıyoruz.
04.05.2022
Hollanda Halk Cephesi
Ölüm Orucu
direnişi ilerledikçe büyüyor.
Sibel
Balaç ve Gökhan Yıldırım kararlılıkla sürdürüyorlar direnişlerini. Talepleri
karşılanana kadar sürdürecekler.
Direniş
büyüdükçe etkiliyor, etki alanı genişliyor, çeşitli biçim ve şekillerle
insanların sahiplenmesini sağlıyor.
Direniş
“ilk”ler yaratıyor!
Bir ilk, bir
örnek: ANA KIZ 30 günlük açlık grevinde.
Binlerce
kilometre uzaktan Sibel ve Gökhan’ın direnişinin sesi olmak için öne atılan bu sefer
Filiz ve Berfin Özder oldu.
Gökhan
Yıldırım ve Sibel Balaç’ın talepleri halkın talepleridir.
“Adalet için bedenlerini açlığa
yatıran halkın çocuklarının talepleri kabul edilsin!” diyerek 30 günlük
açlık grevi yapan Filiz ve Berfin Özder’in kınasını yakacağız.
Bu Cumartesi günü Belçika’nın Liege
şehrinde faaliyetlerini sürdüren Halk-Mer’de yapacağımız kına törenine tüm
halkımızı bekliyoruz.
Adalet
Direnişi ile dayanışma amacıyla açlık grevi yapan Ana-Kız’ı ziyaret edelim.
Onları ziyaret etmek, onların yanında olmak Sibel ve Gökhan’ın yanında
olmaktır, Sibel ve Gökhan’ın direnişini büyütmektir…
Kına
töreni için
Yer
: Halk-Mer
Tarih
: 07.05.2022
Saat
: 17h00
Adres :
Quai St.Leonard 17, 4000 Liege
Ülkemiz
hapishanelerinde Adaletsizliğe karşı başlatılan Ölüm Orucu direnişine destek
açlık grevine bende destek vererek Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın açlığına
ortak olacağım.
İtirafçı,
iftiracılar bularak, bulamasa da yaratarak devrimcilere onlarca yıl ceza verip
ömrünü uzatmaya çalışıyor Türkiye faşizmi. Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım
sadece kendileri için değil, Türkiye halkları ve devrimciler adına da
direnişleriyle Taarruza geçtiler. Çünkü bu koşullarda direnmemek suçtur,
direnmeyenler suçlu.
Bu suça ortak
olmayacağız. Nerede olursak olalım direneceğiz.
Ülkemiz de ve
dünyada sağımızın solumuzun bizi teslimiyete çağırdığı her yerde beynimiz kolumuz bacağımız,
bedenimiz direnenlerden olma onurunu
taşıyoruz. Hapishanelerde diri diri
yakılanların öfkesiyle direniyoruz. Bizim
hamurumuz direnmeyle yoğrulmuş. Çünkü yozluğun, umursamazlığın, geçmişini
unutmanın moda olduğu günlerde direnmemek suçtur. Bu bilinçle direnenleri
anlamak , anlamaya çalışmak bile doğruyu görmemize yeter. Bir günlük, üç günlük,
bir haftalık ya da bir aylık destek açlık grevi yapmak onların taleplerini bir
de kendi yüreğimizle dillendirmek önemli.
Sibel Balaç ve
Gökhan Yıldırım bu gün yüz akımızdır. Uğruna direndikleri talepler bizim de
taleplerimizdir. Bu talepleri duyurmak, onların sesini yükseltmek hepimizin
görevidir. Onlar halka karşı yapılan saldırıların önünde bedenleriyle barikat
oldular. Direnişleriyle yalın kılıç taarruza geçtiler. Yaşamlarını bizim
ellerimize bırakarak Ölüm Orucuna başladılar. Onlara sahip çıkmak, direnişin
parçası olmak demektir. Direnişe verdimiz her mütevazi katkının önemli olduğunu
ve bunların yan yana gelerek büyüdüğünü biliyoruz. Bunun için bende Sibel Balaç
ve Gökhan Yıldırım’ın açlığını paylaşmak, taleplerine ortak olduğumu göstermek
için İşçi ve emekçilerin mücadele günü
olan 1 Mayıs’ta destek açlık grevine başladım.
Herkesi de
yapabildiği yer yöntemle direnişin parçası olmaya, destek açlık grevi yaparak,
bildiri dağıtarak, afiş asarak, konsolosluklar önüne giderek, imza toplayarak,
stand açarak ve yapabileceği her yol ve yöntemi kullanarak zaferi örmeye
yoldaşlarımıza sahip çıkmaya çağırıyorum.
YAŞASIN ÖLÜM ORUCU
DİRENİŞİMİZ!
SİBEL BALAÇ VE
GÖKHAN YILDIRIM ONURUMUZDUR!
HASTA TUTSAK ALİ
OSMAN KÖSE SERBEST BIRAKILSIN!
ADALET İSTİYORUZ,
ALACAĞIZ!
Zeliha Koyupinar
Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu: Seyid Rıza Anısına Her Yer Kerbela Her Yer Direniş!
Bugün 02 Mayıs 2022 tarihinde
Almanya’nın Mannheim şehrinin, merkezinde bulunan Marktplatz meydanında bir
adam polis tarafından katledildi.
Alman polisi ırkçı ve kinci
yaklaşımıyla 1952 yılından bugüne kadar 500’den fazla insan katletti. Sırf 2020
yılında 85 000’e yakın polis şiddete başvurmuş.
Irkçı katil polis 2021 yılının
Kasım ayında Wuppertal şehrinde 25 yaşındaki Yunanlı Giorgou Zantioti’yi
döverek katletti.
2005 yılında yakılarak hücresinde
katledilen Oury Jalloh’yu unutmadık.
Bu ırkçı ve kinci şiddete karşı
ancak örgütlenirsek birbirimize sahip çıkabiliriz. Birbirimizi ancak bu şekilde
koruyabiliriz. Çoğalan polis katliamlara karşı, katledilen halk çocukların
sesini ve onlara yapılan haksızlığı duyurmak için Avrupa Dev-Genç saflarında
birleşelim!
IRKÇI POLİS ŞİDDETİNE KARŞI
AVRUPA DEV-GENÇ SAFLARINDA BİRLEŞELİM!
İngiltere Halk Cephesi, Londra’da 1 Mayıs yürüyüşü
gerçekleştirdi. Kuzey Londra’da Wood Green Kütüphanesi önünde saat 13.00’da
toplanan kitle yağmura rağmen bir araya geldi. Alanda günün anlam ve önemine
ilişkin konuşmalar yapıldı, Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın direnişi
anlatıldı ve halaylar çekildi.
Saat 14.00’da kitle kortej oluşturarak yürüyüşe geçti. Kızıl
flamalar ve pankartlar ile başlayan yürüyüş boyunca davul zurna eşliğinde
yüründü. Yaklaşık 150 kişi en önde Türkçe, Kürtçe ve İngilizce “Yaşasın 1
Mayıs”, “Dev-Genç”, “Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın
direnişini” anlatan, “Mahirden Dayıya Sürüyor bu kavga” ve İngilizce
“Irkçılık emperyalizm ve kapitalizmin dayattığı yozlaşma ve yoksulluğun
sonucudur” pankartları ile yürüdü.
Türkiyeli ve Kürdistan kökenli insanlarımızın işyerlerinin
ve yerleşim yerlerinin yoğun olduğu güzergâh boyunca yürüyüşe katılanda oldu. İşyerlerinden
işçiler önlükleri ile kısa da olsa yürüyüşün coşkusunun etkisi ile katılım
sağladı. İngiliz sarı sendikalarının her yıl gittikçe katılımın azaldığı ve
merkezde yapılan yürüyüşüne değilde, halkımızın arasında yürümek onlara güven
verdi. Devrimcilerin gerçekleştirdiği yürüyüşü yol kenarından alkışlayan oldu.
Yol boyunca davul zurnanın ezgileri ile coşku sürekli
yüksekti. Umudun adını selamlayan sloganlar ve 1 Mayıs sloganları ile
gerçekleşen yürüyüş bir saat sürdü ve Manor House istasyonu önünde bitti.
Burada da hep birlikte halaylar çekildi.





















