haberler
Ankara’da CHP Milletvekili ve MYK Üyesi Murat Emir İle Seçimin İlk Turunda Turan AKTAŞ’ın İşe Alınmasına İlişkin Yapılan Sohbeti Yayınlıyoruz
Belediye Başkanı Arkadaşları Rencide Olmuş
Devrimci İşçi Hareketi, CHP MYK üyesi-Anayasa Komisyonu
Üyesi ve 28 Dönem CHP’nin Ankara milletvekili adayı Mehmet Emir ile Altındağ
İlçe binasında Turan Aktaş’ın işe geri alınması için bir görüşme yaptı. Şişli
Belediyesin ce 4 yıl önce işten atılan Turan AKTAŞ belediyeye karşı İş
Mahkemesinde işe geri dönüş davasını kazanmasına rağmen CHP’li İstanbul-Şişli
Belediye Başkanı Muammer KESKİN tüm patronlar gibi işe geri dönmesini değil de
tazminatını ödeyip işe başlatmamayı tercih ediyor. Tıpkı işçiyi sömürerek
kanını emen kapitalist yarasalar gibi. Dört yıldır kapısının önünde direnen
işçiyi hem haklı görüp hem de sorunu kişiselleştirerek “kendisine Turan Aktaş’ın
hakaret ettiği” bahanesiyle işe geri almayacağını söylüyor. Tüm bunlar seçime 4
gün kala ve meydanlarda “tüm haksızlıklar son bulacak, her şey çok güzel
olacak, hak hukuk adalet” diyen, tüm halkın işçinin hakkını yemeyeceğini
taahhüt eden CHP bir tek Turan Aktaş’ı kendilerini rencide ettiği için işe geri
almayacaklarını söyleyebiliyorlar. İktidar olduğunda kendilerine karşı
direnenler CHP’yi demek ki rencide etmiş olacak ve tüm hak aramalara karşı
duyarsız hatta düşmanlaşacak olacak ve işçilerin açlıktan ölmesini
sağlayacaklar. Nasıl bir zihniyetle karşı karşı olduğumuzu bugünden gösteren bir
söylem. Murat EMİR ile yapılan görüşme de kendisine Turan AKTAŞ ın işe dönüşü
için için görüşmek istediğimizi söyledik ve Turan AKTAŞ ın durumunu anlattık. O
da “Turan AKTAŞ 4 yıl direnerek arkadaşımızı rencide etmiş, hiç direnmeden
gelseydiniz sorunu çözerdik ama şimdi olmaz” dedi. “Ben çözmem” deyince “size
siz çözün diye gelmedik siz bizi bu sorunu çözecek CHP de yetkililerle
görüştürün diye geldik, yetkili organlarınız la görüşmek istiyoruz deyince, ben
yetkiliyim demesi üzerine o zaman çözmelisiniz bu sorunu kapınız da dört yıl
direnen bir işçiyi işe almamak nasıl bir durum olabilir, ayrıca alanlarda halka
işçilere sorunlarınızı çözeceğiz diyorsunuz, bir işçinin direnişinden rencide
oluyorsunuz.” Dediğimizde yine “bizi belediye seçimlerinde işçiler çöpleri
toplamayarak da rencide ettiler. O da bizi direnerek rencide etmiş bu olmaz biz
onun işe al diyemeyiz işe de almayız” işçilerin sendikalı işçilerin her belli dönemlerde
toplu sözleşme hakkı olduğu ve bu da seçim sürecine rastladığı için işçi
hakkını aramış o zaman verseydiniz işçilerin hakkını işçi de eylem yapmasın ve
siz bundan da rahatsız olmuşsunuz bunu halkın sorununu çözeceğini söyleyen siz
söylüyorsunuz bu konu ayrıca sendika ile tartışacağınız bir konu dediğimiz de
DİSK ile ilgili eleştirilerini sıraladı. Biz bu işçiyi işe almayız deyince bu
PARTİNİZİN GÖRÜŞÜMÜ diye sorduk, hayır benim görüşüm dedi. Biz o zaman
partinizin görüşünü alabileceğimiz yetkililerle görüşmek istiyoruz, bu sorunu
da çözmek sizin sorumluluğunuz ve siz CHP liler “direnenlerden rencide” olup
hiç sorun çözmeyecek misiniz? diye sorduk. Siz iktidar olacağız diyorsunuz o
zaman sizin iktidarınız da ne değişecek? dedik Sustu. Ve işçinin hakkını aramak
için direnmekten başka bir yolunun olmadığını ve tüm yolları zaten denediğini
anlattık. Kendisinden yetkili organla görüşmek istediğimizde kendisinin MYK
üyesi olduğunu yetkili olduğunu söyledi, çözün o zaman bu sorunu deyince İŞÇİ
BİZİ RENCİDE ETMİŞ dediğinde bu partinizin görüşümü dediğimiz de de hayır benim
demesi üzerine konu dönüp dolaşıp rencide edildik e geliyor ve sonuç olarak biz
siz bu sorunu çözmek zorundasınız bundan sonra işçinin yaşadıklarının
sorumlususunuz” dedik ve ayrıca seçim sonrası da görüşeceğiz diyerek oradan
ayrıldık. Bu görüşme 10 mayıs 2023 tarihin de saat 16 ile 17.15 arasın da
gerçekleşti ve bir çok CHP’li vardı.
Süresiz Açlık Grevi Direnişçileri İçin Kına Töreni Düzenlendi; “Zaferimiz Şimdiden Kutlu Olsun!”
26 Mayıs Cuma akşamı Manheim El Ele Halk Kültür Evinde Süresiz Açlık Grevi direnişçileri Eda Deniz Haydaroğlu, Ilgın Güler ve Sevil Sevimli’ye “direniş ve zafer kınası” yakıldı. Törene 40 kişi katıldı. 2 saat süren program kına yakılarak halaylarla sonlandırıldı.
Kınaya öncelikle tüm devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başlandı. Daha sonra kınanın geleneklerimizdeki önemi anlatıldı. “Kına muradına ermektir” denilerek direnişçilerin direniş kararı aldıklarında muradlarına erdikleri vurgulandı.
Daha sonra açlık grevinin taleplerinin arasında yer alan oturum hakkı mücadelesi adına Direnişler Meclisinden biri konuşma yaptı. Konuşmada Hak ve özgürlükler mücadelesi, tarihsel ve siyasal haklılığımız anlatıldı ve süresiz açlık grevcileri selamlandı.
Ardından Dev-Gençliler bir şiir okudular. Özgür Tutsaklık geleneğini sürdüren Özgül Emre’nin de şu ana kadar ürettiği kitaplar, besteler, şiirler ve dergiler arasında yer alan “Özledim” şiiri okundu.
Şiir den sonra Dev-Gençliler bir açıklama yaptılar. Açıklamada 3’ü de Avrupa Dev-Gençli olan Süresiz Açlık Grevi Direnişçileri selamlandı. Direnişin önemine vurgu yapıldı.
Daha sonra aileler birkaç cümle ile düşüncelerini ve duygularını söylediler. Hepsi bu faşist yasaya karşı mücadele etmenin önemini vurguladı ve de 3 direnişçiyi selamladı.
En son direnişçiler kendi düşüncelerini, duygularını ve neden direniş kararı aldıklarını anlattılar. Eda Deniz Haydaroğlu bu direnişin varlık yokluk mücadelesi olduğuna dikkat çekerken, Sevil Sevilmli olağan üstü bir şey yapmadıklarını sadece tarihte yaratılan geleneklerden öğrendiklerini hayata geçirdiklerini vurguladı. Ilgın Güler ise halkın örgütlü gücünün önünde hiçbir şey duramayacağını söyledi. Üçü de bu direnişin bir parçası olmaktan ne kadar onur ve mutluluk duyduklarını ve zafere olan inançlarını anlattılar.
Konuşmalardan sonra direnişçilere yıldızlı kınalar Grup Yorum türküleri eşliğinde yakıldı. Kına yakılırken “Düğüne gider gibi” ve “Kızıl Karanfiller” türküleri hep birlikte söylendi. Direniş kınasının çok yakında zafer kınasına dönüşeceği söylendi.
Grup Yorum türküleri ve marşları söylendi ve Direniş kınası halaylarla sonlandırıldı. En son “Zafer Halayı” çekilerek zaferi kazanmaya bir adım daha yaklaşmanın coşkusunu yaşadı herkes.
Direnişçilerin ellerine yakılan yıldızlı kına zafer ve iktidar iddiamızdır!
Zaferi mutlaka direnenler kazanacak!
Biz Kazanacağız!
129 yasaları Yasal Ama Adil Değildir!
Özgül Emre, İhsan Cibelik, Serkan Küpeli ve Hasan Unutan’a Özgürlük!
“Faşist 129 yasaları kaldırılsın” Komitesi
Yunanistan’da Konstantina Kartsioti’nin Başlattığı Açlık Grevi Direnişi 10. Gününde
Almanya’da 129 yasaları bahane edilerek tutsak edilen Özgül Emre, İhsan Cibelik, Serkan Küpeli ve Hasan Unutan için başlatmış olduğu açlık grevi direnişinin 10. Gününde
Almanya’da 129 a/b yasaları bahane edilerek tutuklanan Özgül Emre, İhsan Cibelik, Serkan Küpeli ve Hasan Unutan için Eda Deniz Haydaroğlu süresiz açlık grevine başladı. 129 yasalarının kaldırılması ve tutsak devrimcilerin serbest bırakılması için Yunanistan’dan da Konstantina Kartsioti Atina Eksarhia bölgesinde bulunan Berkin-Aleksis anıtı önündeki masanın 10. gününde.
Konstantina Kartsioti direnişinin 10. gününde yine Ekserhia mahallesinde bulunan Berkin Aleksis anıtı önünde saat 17:00’de direniş pankartını ve masayı açarak başladı.
Direnişin 10. Gününde Press Project’ten bir gazeteci gelerek röportaj yaptı. Röportajda neden direnildiği 129 yasalarının devrimcilere karşı nasıl kullanıldığı gibi konular konuşuldu. Herkesi bu faşist yasalara karşı mücadele etmeye çağrıldı.
Bugün Yunanistan’dan 2 kişi 1 günlük destek açlık grevi yaptı. Yine İngiltere’den 1 kişi destek açlık grevi yaptı.
2 saat açık kalan masada 200 adet bildiri dağıtımı yapıldı. Masaya birçok kişi gelerek direniş hakkında bilgi istedi.
Açlık grevi masası pazar günleri hariç haftanın 6 günü Ekserhia’da Berkin Aleksis anıtı önünde açık kalacaktır. Tüm Yunan halkını masamızı sahiplenmeye faşist 129 yasasına karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.
Devrimcilik Yapmak Suç Değil Görevdir!
Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!
Eda Deniz Haydaroğlu’nun Talepleri Derhal Kabul Edilsin!
Özgül Emre, İhsan Cibelik, Serkan Küpeli ve Hasan Unutan’a Özgürlük
Halk Cephesi’nin 1 Mayıs ile İlgili Açıklamasını Yayınlıyoruz: Taksim, 1mayıs Alanıdır! Taksim’den Vazgeçmek Adaletten Vazgeçmektir! Vazgeçmeyeceğiz!
SORULACAK HESAP KURULACAK YENİ BİR HAYAT İÇİN 1 MAYIS’TA
TAKSİM’E!
1 Mayıs gününün işçilerin-emekçilerin, insanca- adaletli bir
yaşam kurmak için mücadele edenlerin günü olmasının temelini Amerika’daki
işçilerin çalışma saatlerini 16 saatten 8 saate indirmek için verdikleri mücadele
oluşturur. Bu mücadele ile birlikte 1 Mayıs, dünyada “İşçi ve Emekçilerin,
Yoksul Halkların Kavga Günü” olarak kabul edilir.
Bizim ülkemizde ise 1 Mayıs demek Taksim demektir. 1977
yılından başlayarak Taksim Anıtında milyonlarla bir araya gelip kutlamak
istediğimiz 1 Mayıslar da kanımız döküldü. Bağımsızlık ve demokrasi istedik.
Adaletin olduğu sömürüsüz insanca bir yaşam düşledik. Burjuvazinin ve yerli
işbirlikçilerinin ülkemizi dünya halklarının baş düşmanı Amerikan
emperyalizminin üssü yapmak istemesini kabul etmedik. Bunları istediğimiz için
katledildik ama Taksim ısrarımızdan asla vazgeçmedik.
Çünkü Taksim’deki ısrarımız Adaletsizliği Kanıksamıyoruz
Halkımıza da Kanıksatılmasına İzin
Vermiyoruz kararlılığımızdır. Taksim’deki ısrarımız
bağımsızlık-demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenlerimize verdiğimiz
sözü tutacağımızın, onları mücadelemizde yaşatacağımızın ısrarıdır. Taksim’deki
ısrarımız emperyalizm ve yerli işbirlikçileriyle asla uzlaşmayacağımızın
ısrarıdır. Bugün tüm bunlar için 50 bin nedenimiz daha var. 6 Şubat 2023
tarihinde yaşanan Maraş merkezli depremde ülkemizde 11 ilimiz ve dünyada 8 ülke
yıkıldı. 11 ilimizden geriye hiçbir şey kalmadı. Doğduğumuz, büyüdüğümüz
kentler, dolaştığımız sokaklar, en güzel anlarımızın da en hüzünlü zamanlarımızın
da şahidi olan mekanlar yok artık. Yaşamımız enkaz altında kaldı.
Sevdiklerimizin çığlıklarını dinledik ve günler sonra ulaştık cansız
bedenlerine çünkü devlet hiçbir makineyi göndermedi deprem bölgesine. Ölmemizi
bekledi. Onların yaptığı, izin verdiği çürük binalar mezarımız oldu. Bu 1
Mayıs’ta Taksim’e kaybettiğimiz 50 bin insanımız için de çıkmalıyız. Bu 1 Mayıs
da Taksim’e yıkılan
11 kentimizi yeniden kuracağımızın inancıyla çıkmalıyız. 1
Mayıs’ta Taksim’e bize yaşatılanları unutmadığımızı ve unutturmayacağımızı
göstermek için çıkmalıyız.
Çünkü tarihi olmayanın geleceği de olmaz. Biz tarihimizden
aldığımız güçle geleceğimizi inşa ediyoruz. Kucaklarımızda Mehmet Akif
Dalcı’nın taşları var. Geleceğimizi o uzlaşmazlık ve militanlıkla yaratıyoruz. Devrim
iddiamızdan vazgeçmiyoruz. Dünyayı bir kez de Türkiye’den sarsacağız diyoruz.
Bu hedefimiz
Taksim ısrarımızda somutlanıyor. Taksim’de ısrar teslimiyeti
değil mücadeleyi tercih etmektir. Taksim iktidar iddiasıdır. Egemenlerin
icazetinde kavga günü olmaz. Kavga cephede sürer. Taksim kavga günüdür.
Taksim faşizm ve emperyalizm gerçeğini görmek ve bu gerçeğe
denk bir pratik içersinde olmak demektir.
Taksim’de ısrar bir tek biz kaldık dünyada Marsist-Leninist
olarak savaşanlar tespitimizin doğruluğudur.
Biz 1 Mayıs Alanı Taksim’dir ısrarımızı sürdürürken DİSK
(Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu),
KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu), TMMOB
(Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği), TTB (Türk Tabipleri Birliği) 1977’den
bu yana asla Taksim Alanında ısrarcı olmamıştır. Onlar reformistleştikleri için
Türkiye’de devrim mücadelesinin karşısında bugüne kadar hep dörtlü çete
faaliyeti yürüttüler. Bu kurumlara yerleşmiş olan reformizm, sendikaları ve
odaları kullanarak, mücadelenin gelişimini engellemeye çalıştı. Devrimcilere
saldırdılar, sendikalardan tasfiye etmeye çalıştılar. Bu dörtlü çetenin
yönetiminde sendikalar öyle bir hale geldi ki, artık işçilerin, emekçilerin talepleri
için küçük de olsa eylem yapamıyorlar. Üye sayılarını artırıp, büyümek bir
yana, ellerindeki üyeleri de tutamıyorlar. Tümüyle reformist politikalarla
tükenmiş durumdalar. Ama istikrarlı şekilde faşizmin hizmetinde, mücadeleyi,
devrimi, devrimciliği tasfiye etmek için bir araya geliyorlar. Depremde
katledilen on binlerce halkımızın, Soma’da Ermenek’te katledilen
madencilerimizin, haksız yere ihraç edilerek emeği çalınan kamu emekçilerinin,
haklar ve özgürlükler mücadelesinin öncüsü oldukları için haksız yere tutsak
edilen devrimcilerin, polis kurşunlarıyla katledilenlerin, inkar ve
ilhak-asimilasyon saldırılarıyla imha edilmek istenen Kürt halkının, inancı yok
sayılıp aşağılanan Alevilerin, açlığa ve adaletsizliğe mahkum edilen tüm
halkımız için 1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ! Unutmayacağız, faşizmin, burjuvazinin
katliamlarına karşı adalet talebiyle mücadeleyi büyüteceğiz. Halk için adaleti,
mücadelemizle sağlayacağız! Bu inanç ve iddia ile tüm emekçi halkımızı Taksim’e
Halk Cephesi saflarına çağırıyoruz. Devrim mücadelesini uzlaşma, teslimiyet ve
tasfiye politikalarına karşı Taksim 1 Mayıs alanıdır.
1 MAYIS ŞEHİTLERİMİZE ADALET İÇİN
1 MAYIS’TA TAKSİM’DE OLALIM!
TAKSİM YASAĞINI KIRMAK,
TAKSİM ALANININ İŞGALİNE SON VERMEK İÇİN
1 MAYIS’TA, 1 MAYIS ALANI TAKSİM’DE OLALIM!
YAŞASIN 1 MAYIS!
BİJİ YEK GULAN!
HALK CEPHESİ
Emperyalist Avrupa’da Savaş Zamlarına hayır demek için,
Avrupa Terör yasaları ile Almanya faşist 129 AB yasası
kaldırılsın talebini haykırmak için,
Özgül Emre, İhsan Cibelik, Serkan Küpeli ve Hasan Unutan’a özgürlük
istemek için,
“Deprem değil, faşizm öldürdü. Sorulacak hesap, kurulacak
yeni bir hayat var” gerçeğini bir kez daha göstermek, Mücadelesini “Halkın
gücü komitelerinde” sürdürmek için, 1 Mayıs’ta Stuttgart Halk Cephesi saflarında
olalım…
Tarih: 1 Mayıs 2023 Pazartesi
Toplanma Yeri: Marien Platz STUTTGART
Toplanma Saati: 09.00
Devrimci İşçi Hareketi: Baskılarınız, Tutuklamalarınız Bizleri Yıldıramaz
Ölüm Orucu Gazisi Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun bugün
sabah saatlerinde Gazi Mahallesi’nde
gözaltına alındıkları bilgisi bizlere ulaştı. 19 Aralık
2021’de Adil Yargılanma Talebi ile Ölüm Orucuna başlayan Sibel Balaç, 25
Aralık’ta aynı taleple ölüm orucuna başlayan Gökhan Yıldırım ve 15 Ağustos
2022’de direnişe katılan İleri Kızılaltun hem somut hem siyasi zaferi kazanarak
özgürlüklerine kavuştu. İtirafçı-iftiracı tanık beyanları ve sahte dijital
delilerle tutuklanan 3 direnişçi de ağır hapis cezaları almıştı. Gökhan
Yıldırım 46 yıl, Sibel Balaç 8 İleri Kızılaltun’da 6 dosyadan davası
sürmekteyken direnişin gücüyle özgürlüklerine kavuşmuştu. Gökhan Yıldırım 6
Eylül 2022 tarihinde serbest bırakıldıktan sonra AKP faşizminin sürekli polis
takibine ve tacizine maruz kaldı. Gökhan Yıldırım’ın 6 Aylık infaz ertelemesi
olmasına rağmen 2 ay sonra “Gökhan Yıldırım Kaçacak” diye oluşturulan soyut
komplo dosyası ile yeniden tutuklandı. Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun süreci
AKP faşizmi tarafından aynı kanunsuzluk ve tacizleri ile devam etti. Ölüm Orucu
Gazisi Sibel Balaç’a ATK’nın hapishanede kalabilir raporu vermesi sonucu AKP faşizmi
saldırılarını arttırdı ve Çayan Mahallesi’nde terör estirdi.
Gökhan yıldırım, Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun adil
yargılanma talebi ile sürdürdükleri ölüm orucu direnişini zaferle
sonuçlandırmıştır. AKP faşizminin hiçbir komplosu ve hiçbir tutuklaması bu
zaferi gölgeleyemez. Anadolu Halkları direnilerek kazanılabileceğini Gökhan
Yıldırım, Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun’un direnişi ile bunu görmüş, anlamış
ve bu zaferi kutlamıştır. AKP faşizminin saldırganlığı bu zaferin
hazımsızlığındandır. Ölüm Orucu Gazilerinin direnişi, Ölüm Orucu’ndan sonra da
farklı biçimlerde sürmüş AKP faşizmini teşhir etmiştir. Belirleyici olan direniştir.
Özgür Tutsaklar Gökhan Yıldırım, Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun’un açtığı
yolda yürüyecek ve yeni zaferler kazanacaktır.
AKP faşizminin devrimciler üzerinde sürdürdüğü baskının,
işkencenin ve tutuklamaların kazanılan zaferlerin hazımsızlığı olduğunu
biliyoruz. Devrimci tutsaklarla omuz omuza verecek adil yargılanma hakkımızı
kazanacağız. Hiçbir baskı işkence ve tutuklama bizi bu yoldan alıkoyamaz. Bunu
50 yıllık devrimci pratiğimiz göstermiştir.
Ölüm Orucu Gazileri Gökhan Yıldırım, Sibel Balaç ve İleri
Kızılaltun derhal serbest Bırakılmalıdır. Başlarına gelebilecek herhangi bir
olumsuzluktan AKP faşizmi sorumludur. AKP faşizmi ölüm orucu gazilerini
tutuklayarak suçlarına yeni suçlar eklemiştir. Bu suçların hesabını mutlaka soracağız…
TAYAD’LI AİLELER
Direnişler Meclisi Açıklama: Ölüm Orucu Gazileri Sibel Balaç Ve İleri Kızılaltun Bu Sabah Gazi Mahallesinde Gözaltına Alındı
ADİL YARGILANMA HAKKI İÇİN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİ YAPTILAR VE
ZAFER KAZANDILAR!
FAŞİZM YASAL ZORBALIĞI İLE BU ZAFERİ GÖLGELEYEMEZ!
27 Nisan Perşembe günü sabah saatlerinde AKP’nin katil
polisleri Gazi Mahallesinde ölüm orucu gazileri Sibel Balaç ve İleri
Kızılaltun’u işkence ile gözaltına almıştır.
Sibel Balaç bir öğretmendir. Ülkesindeki adaletsizliklere
sessiz kalmayan, halkının açlığa-
yoksulluğa mahkum edilmesine razı olmayan bir öğretmen,
ülkesinin namuslu bir aydınıdır. Bunun için devrimciliği seçmiştir. Komplolarla
tutuklandığında hapishanede adil yargılanma hakkı için ve halk üzerindeki
baskıların son bulması için yoldaşı Gökhan Yıldırım ile birlikte ölüm orucu
direnişi kararı almıştır. Bu direnişe yalancı itirafçı-iftiracı beyanlarıyla
tutuklanan İleri Kızılaltun’da katılmıştır.
Sibel Balaç, Gökhan Yıldırım ve İleri Kızlaltun “Adaletsizlikleri
Kanıksamayacağız,
Halkımıza da Kanıksatılmasına İzin Vermeyeceğiz” diyerek
başladıkları ölüm orucu direnişinde zaferi kazanmış ve Anadolu halklarına,
dünya halklarına armağan etmişlerdir.
Onlar tarihin muzaffer devrimcileridir. Sibel Balaç tedavisi
devam ederken siyasi bir karar ile hakkındaki infaz erteleme kararı iptal edilmiştir.
Bu süreç tıpkı ölüm orucu gazisi Gökhan Yıldırım’da işlediği gibi işlemiştir.
Amaç onları sakat bırakmaktır. Faşizm insana, halka düşmandır. Yasal
zorbalığını kullanarak zaferimizi bizden alamayacak.
Ölüm orucu gazilerimiz Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun’un
başına gelebilecek her şeyden AKP’nin
katil polisleri ve bu siyasi kararı verenler sorumlu
olacaktır.
SİBEL BALAÇ VE İLERİ KIZILALTUN DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ!
YAŞASIN DİRENİŞ YAŞASIN ZAFER!
KAHROLSUN FAŞİZM YAŞASIN MÜCADELEMİZ!
DİRENİŞLER MECLİSİ























